Kitap Künyesi
Yazar: Murathan Mungan
Yayın Evi: Metis Yayıncılık
İSBN: 9789753429559
Sayfa Sayısı: 112
İskambil Destesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"İskambil Destesi'nde, okur karşısına çıktıkları tarih sıralamasıyla Son Istanbul, Kaf Dağının Önü, Üç Aynalı Kırk Oda ve Yedi Kapılı Kırk Oda'daki uzun öykülerin arasından seçilmiş parçalar yer alıyor. Bu biçimde desteyi yeniden kardığımızda, kısa öyküye gücünü veren özellik ortaya çıkıyor sanki: tamamlanmamışlığın, yarım kalmışlığın verdiği bir çeşit hayat sızısı… Bu seçki aynı zamanda bir tür oyun kitabı: edebiyatın girdi-çıktıları üzerine yeniden düşünmeye kışkırtmak isteyen edebiyat-içi bir oyun… Oyun masasında yolları kesişen kişiler, hayatları, kaderleri, tesadüfleri birbirine karışsın diye desteyi yeniden karıyorum. Herkesin hayatta birden fazla şansı olmalı."
(Tanıtım Bülteninden)
İskambil Destesi Alıntıları - Sözleri
- ""Hayatım boyunca en çok yalnızlığımı sevdim. Baş edemediğim yalnızlığımı...""
- Başlarına gelenleri, dramatik bir elem duygusuyla yaşayanların kazandıkları bir uzak açı vardır; bu kişiler, gündelik olanla olmayanı ayırabilmenin becerisine sahiptirler. Melodramı tanırlar çünkü. Ben onlardan biriyim. Acıdan kaçmazlar, korkmazlar, hayatı yaşamak konusunda daha doğrudan davranırlar, hayata ilişkin tanımları daha çok çeşit içerir. Dramın öncesi ve sonrasındaki geçişlerin kendilerine sağladığı görme farklılıkları, bu gözler için dünyayı oldukça zenginleştirir...
- Öğrenmenin yaşı yoktur, diye öğrettiler bize. Yalan! Yanlış! Her şeyin yaşı vardır, her şeyin!..
- Ne kadar saklanmaya çalışılırsa çalışılsın nefret, mutlaka bir biçimde kendini yüze vurur....
- Mucizevi bir şeyi gerçekleştiriyordu ayna: İnsanı kendisine gösteriyordu...
- Erkekler dertli, kederli kadınlardan hoşlanmazlar...
- Dingin, kendine güvenli, ne istediğini bilen insanlar hep iyi gelmişlerdir bana. Onların yanında hep rahat etmişimdir. Dünyanın çalkantısı onlarla durulur gibi olur...
- Denizim ben batık aşklarla dolu...
- Her kalbin misafiri olan duygular ayrıdır, dedi. Bazı kalplerde merhamet oturmaz. Kötülük, bazı kalplerin ev sahibidir. Hayal kırıklığı, bazı kalplerde kiracı durur. "Hayal kırıklığı ne demek?"diye sordu Ali. "Kalbe düşen gölgedir," dedi Sakine....
- Ayna, hep duvarın içinde bir başka dünyaydı; başka bir dünyaya açılan yolun başında bir delik, bir kovuk... Düş görmenin gizli geçidi... Masal kapısı...
- Bizi ayıran ince bir duvardı sadece; hem ortaklığımızdı, hem bizi ayırıyordu, bütün duvarlar gibi. Aynı duvardı yaslandığımız ve başımızı aynı yöne döndürerek bir başka duvara bakıyor ve konuşuyorduk. Her yanımız duvardı, gerçek olamayacak kadar kaba bir gerçekliğe kıstırılmıştık...
- "" Ruhlarımız, düşlerimiz, karanlıklara gömüldü,. Hiç bir şey geri gelmeyecek, her güzel şey öldü. Biz yağmalandık! ""
- ""Aynalar kendilerine bakan yüzleri hiç unutmazlar, onları, kimselerin göremeyeceği derinliklerinde saklarlardı...""
- Bilmediği bir dünyanın gözleriyle bakmak herkesin harcı değildi...
- Kazananlar kazanmak istediklerini kazandılar, kaybedenlerse kaybetmek istemediklerini...
İskambil Destesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kısa öykülerden oluşan bir kitap... Her bir öyküyü beğendim dersem yalan söylemiş olurum...Bana hitap etmeyen birkaç öykü vardı...Yine de ince bir kitap olduğu için sıkılmadan okudum.. Hatta bu kitabı okurken şöyle bir olay gerçekleşti ve ben çok keyif aldım... "Nasıl bir kitap okuyorsun" diye soran , hiç kitap okumayan birine, " Bir öykü okuyayım sana ,zaten çok kısalar, dinle ve karar ver" deyip sesli sesli okudum...Iyiki güzel bir öyküye denk geldim dedirtti okuduğum bu öykü... Uzun zamandır seslendirmediğimi farkettim okuduğum kitaplarımı. Arada sesli okumak gerek... Keyifli okumalar :) (Nunu’nun kitap dükkanı)
10 kısa öyküden oluşan bir seçki kitabı. Murathan Mungan'ın daha önce yayınlanmış farklı kitaplarında yer alan uzun hikayelerin parçası olan küçük hikayeler yeni bir kitabın parçalarını oluşturmuş. Kitabın önsözünde Murathan Mungan, uzun hikayelerini oluşturan kısa hikayelerin kendi içinde bir bütün oluşturmasına özen gösterdiğinden bahsetmiş. Bu kitap, bu iddianın ispatı gibi. Birbirinden bağımsız 10 hikaye, kendi içlerinde bir bütünü oluşturuyor. Okuduğum bu 10 hikaye içinde, en fazla Bantlar hikayesi beni etkiledi. Murathan Mungan'ın ruh çözümleyici yönünü en iyi yansıtan hikaye buydu. Murathan Mungan aynı zamanda hem keskin, hem yumuşak, hem dolambaçlı hem de düz olabilmeyi başaran bir yazar. Kitabı okurken hissettiğim en büyük eksik ise bu küçük hikayeleri oluşturan uzun hikayeleri barındıran kitapların çoğunu okumamış olmamdı. Kitabın beni, küçük su yataklarının birleştiği büyük nehri keşfetmeye teşvik ettiğini söyleyebilirim. Bu kitabı okumasam eksik kalırdım. (Sinan Tütüncüler)
Bu kitapla tanışma hikayem biraz farklı. Bursa'da bir kitabevinde kitapların arasında gezinirken, edebiyat gruplarından hatırımda kalan bir yazar o sıra aklıma düştü; Murathan Mungan. Kitap isimlerine göz gezdirirken gayriihtiyari "İskambil Destesi"ni elime aldım. İlk sayfasını açtığımda ise güzel bir notla karşılaştım: "Sana kitap hediye edeni unutma. Sana kitap okuyanı hiç unutma! " yazıyordu. Çok şaşırdım. İlk defa kitabın arasında, biri tarafından yazılıp bırakılmış bir not görüyordum. Gülümsedim. Ve hemen aldım o kitabı. Kim bilir kim yazdı o notu oraya. Bilmek isterdim doğrusu. :) İşte böyle. Gelelim kitabın içeriğine. İskambil Destesi kısa öykülerden oluşan bir kitap. Öykülerde, olaylardan ziyade duygular ön planda. Yazarın edebi dilini bu 'hissiyatı yoğun' satırlarda görmek mümkün. Kitapta altı çizili satırlar bırakmayı sevdiğimden, yazarın kullandığı edebi dili sevdim. İşte o satırlardan; "Ancak yalnızlıkları birbirine benzeyen insanlar uzun yolda birbirlerini kaybetmiyorlar" Gelelim kitabın pek de katılmadığım kısmına. "Bantlar" adında bir hikaye yer alıyor kitapta. Bu hikayede yazarın eşcinsellik üzerine düşüncesi, karakterler üzerinden aktarılıyor. Eşcinsellerin ötekileştirilmesinden yakınılıyor. Buraya kadar tamam, katılıyorum. Fakat doğru bulmadığım; yazarın eşcinselliği, yani insanın fıtratına aykırı olan, insana psikolojik ve toplumsal zararı olan bu durumu 'normalleştirmemizi' istemesi ve beklemesi. Dahası bu durumu (eşcinselliği) yanlış bulan insanları da 'ilkel' olarak nitelendirmesi. İşte yazar burada kendini ele veriyor. Fikrimce asıl yobazlık işte burada başlıyor. Sadece ve sadece onların 'doğrularını' konuşabilen insanlar onların nezdinde çağdaş(!) olabiliyor çünkü. Bununla birlikte her ne kadar fikir yapısına katılmasam da yazarın kalemini sevdim. Başka kitaplarını da okuma listeme dahil edebilirim. (Beyza Özcan)
Kitabın Yazarı Murathan Mungan Kimdir?
Murathan Mungan, 21 Nisan 1955'te İstanbul'da doğdu.
Çocukluğu ve ilk gençlik yılları, memleketi olan Mardin'de geçti. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. Aynı bölümde master'ını tamamladı.
Ankara'da Devlet Tiyatroları'nda ve Istanbul'da Şehir Tiyatroları'nda 'Dramaturg' olarak çalıştı. 1987'de günlük gazete olarak yayımlanan Söz gazetesinde,'Kültür-Sanat Sayfası' editörlüğü yaptı.
1988'ten beri serbest yazar olarak çalışmakta ve halen Istanbul'da yaşamaktadır.
1991'de Remzi Kitabevi'ne 'Çilek' amblemli kırk kitaplık özel bir koleksiyon dizisi hazırlayarak bu diziyi yönetti.
Mungan, çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler, öyküler, metinler, deneme, eleştiri ve incelemeler yayımlayarak adını duyurdu.
İlk kitabı 1980'de yayımlandı. Aynı zamanda ilk oyunuydu bu:Mahmud ile Yezida.
Şehir Tiyatroları'nda çalışırken, 'Gençlik Günleri' adını verdiği daha sonra her yıl tekrarlanacak olan kapsamlı bir şenliğin yöneticiliğini yaptı; programlar sundu, yönetti.
Murathan Mungan'ın sahnelenen ilk oyunu, Orhan Veli'nin şiirlerinden kurgulayarak oyunlaştırdığı Bir Garip Orhan Veli'dir. İlk kez 1981'de sahnelenen bu oyun, yirmi küsur yıl boyunca sahnelendi ve 1993'te kitap olarak basıldı.
Yazarın Mezopotamya Üçlemesi adını verdiği ve üç oyundan oluşan üçlemesinin ilk oyunu Mahmud ile Yezida yurtiçinde ve yurtdışında birçok topluluk tarafından sahnelendikten sonra, profesyonel olarak ilk kez 1993'te Ankara Devlet Tiyatroları tarafından oynandı. Üçlemenin ikinci halkası olan Taziye ise, ilk olarak 1984'te Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. 1992'de, halkanın üçüncü oyunu olan Geyikler Lanetler' in tamamlanmasıyla birlikte, Metis Yayınları, üçlemeyi oluşturan bu oyunları, üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlamıştır. 1994'te bu üç oyun bir yıl boyunca Devlet Tiyatroları tarihinde ilk kez olmak üzere arka arkaya Antalya Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenmiş, gene aynı yıl Istanbul Uluslararası Tiyatro Festivali'nde, üç oyun ardı ardına tam 'on bir saat süren bir gösteri' olarak iki kez tekrarlanmıştır. 1999 yılında Ankara Devlet Tiyatroları yapımı Geyikler Lanetler, aynı yıl Berlin'de, uluslararası bir tiyatro şenliği olan 'Theater der Welt'e çağrılmış ve Schaubühne'de gösterilmiştir. Aynı oyun 2003 yılında Yunanistan'da Selanik Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenmiştir.
Geyikler Lanetler oyununa kaynaklık eden yazarın Cenk Hikayelerikitabındaki 'Kasım ile Nasır' adlı öyküsü, 1994'te İtalya'da 'La Mamma Umbria'da sahnelenmiştir. Aynı öykü 2004'te farklı bir yorumla Diyarbakır Sanat Merkezi tarafından sahnelenmiştir. Gene aynı kitapta yer alan 'Şahmeran'ın Bacakları' adlı uzun hikayesi, çeşitli topluluklar tarafından sahneye uyarlanmıştır.
Yazarın Lal Masallar adlı öykü kitabındaki 'Muradhan ile Selvihan ya da Bir Billur Köşk Masalı' adlı öyküsü, 1987'de, ilkin Fransa'da, Lulu Menase yönetiminde Théater Des Arts de Cergy-Pontoıse'da, ardından Nurhan Karadağ yönetiminde Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Sahnesi'nde sahnelenmiştir. Aynı öykü, Amerika'da Penguen Books'un 'Dünya Hikayeleri Antolojisi'ne seçilmiştir. Bosna-Hersek'te yayımlanan Türk öykücülerini içeren bir seçkideyse bu öykünün Boşnakça çevirisi yer almıştır.
Yazarın gene Cenk Hikayeleri kitabında yer alan'Binali ile Temir' adlı bir diğer öyküsü, 1991'de Ankara Deneme Sahnesi tarafından, 1999'da ise Adana Tiyatro Atölyesi tarafından sahnelenmiştir.
2000'de yazarın bir öyküsü daha sahneye aktarılmış, bu kez de Beşinci Sokak Tiyatrosu, 'Dumrul ile Azrail'i, İstanbul Festivali'nden sonra, dünyanın önemli tiyatro festivallerinde, Avusturya, Almanya ve Tunus'un yanı sıra Hollanda'nın çeşitli kentlerinde sahnelemiştir.
2003 yılında Kopenhag'daki 'Bette Nansen Theater'da, yazarın 'Sayfadaki Gibi'adlı kısa oyunu, bazı Doğulu yazarları bir araya getiren ortak bir proje olan 'Bin Bir Gece' içinde yer almış, aynı oyun 2005 yılında İngiltere'de '1001 Nights now' adıyla Nottingham Playhouse'da sahnelemiştir.
Murathan Mungan 1989'da, İngiliz yazar Nell Dunn'ın 'Steamin' adlı oyununu 'Kadınlar Hamamı' sahneye koymuştur.
Mungan'ın döneminde Ankara İl Radyosu'nca seslendirilen iki tane de radyo oyunu vardır: Dört Kişilik Bahçe ve Öümburnu.
Mungan bir tanesi filme alınan üç tane de film senaryosu yazmıştır. 1984'te Atıf Yılmaz tarafından filme alınan Dağınık Yatak'ın yanı sıra Dört Kişilik Bahçe ve Başkasının Hayatı adlı iki senaryosu daha vardır. Bu üç senaryo 1997'de üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlanmıştır.
Gazete ve dergilerde İlk yazıları 1975'de yayımlanan Mungan, yirmi yıllık yazı serüveninin çeşitli ürünlerinden yaptığı bir derlemeyi kırkıncı yaşı nedeniyle Murathan'95 adlı bir kitapta toplamıştır.
Bu kitapla birlikte başlayan özel toplama kitapları, şiirlerinden kendinin yaptığı özel bir seçmeyi içeren numaralanmış tek baskı olarak yayımlanmış Doğduğum Yüzyıla Veda ile sürmüş, bunu,13+1'de şiirlerini, 7 mühür'de kimi öykülerini bir kutu içinde bir araya getirdiği toplamlar ve Türk şiirinde şimdiden bir 'kült kitap' olmuş olan Yaz Geçer'in onuncu yılı nedeniyle yapılan büyük boy özel baskı izlemiştir. Ellinci yaşı için hazırladığı ve yalnızca 2005'te yayımlanıp baskısı bir kez daha tekrarlanmayacak Elli Parça kitabı da bu özel kitaplardandır.
Beş bölümden oluşan ve her bölümü ayrı bir yazar tarafından kaleme alınan bir Bülent Erkmen projesi olarak 2004'te yayımlanan 5 peşe romanında da yer almıştır.
Murathan Mungan, bu arada yabancı yazarların öykülerinden ve yazılarından oluşan çeşitli seçkiler yayımlamayı sürdürmektedir. İlk öykü seçkisi Ressamın Sözleşmesi'ni, daha sonra Çocuklar ve Büyükleri, Yazıhane, Yabancı Hayvanlar, Erkeklerin Hikayeleri ve Kadınlığın 21 Hikayesi adlı öykü ve yazı seçkileri izlemiştir.
Bütünüyle özyaşamöyküsel bir malzemeden yola çıkan ilk anlatı kitabı Paranın Cinleri'ni 1997'de yayımlamıştır.
Şiir ve öykü arası bir dil ve kıvam tutturduğu yazınsal metinlerini bir araya topladığı Metinler Kitabı ise, 1998'de yayımlanmıştır.
Mungan'ın kimi şiirlerinin Kürtçeye çevirisinden yapılan bir toplam Li Rojhilate Dile Min (Kalbimin Doğusunda) adıyla 1996'da yayımlanmıştır.
Mungan, bugüne değin çoğu 'Yeni Türkü' topluluğu tarafından seslendirilmiş olan şarkı sözleri yazmıştır. Yazdığı şarkıların Türkiye'nin önemli şarkıcıları, toplulukları tarafından yeniden seslendirilmesiyle oluşan ve 'tribute' sayılabilecek Söz vermiş şarkılar adlı 'cover' albümü 2004'te yayınlanmıştır.
2006'da bugüne dek yazdığı tüm şarkı sözlerini gene aynı ad altında bir araya getirerek kitaplaştırmıştır.
Yazıları, şiirleri ve kimi kitapları bugüne değin İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İsveççe, Norveççe, Yunanca, Fince, Boşnakça, Bulgarca, Farsça, Kürtçe ve Hollanda diline çevrilerek çeşitli dergi, gazete ve antolojilerde yayımlanmıştır.
Murathan Mungan, 1985'ten bu yana İstanbul'da yaşamaktadır.
İlk kitapları farklı yayınevleri tarafından yayımlandıktan sonra, 1986'da Remzi Kitabevi'ne, 1992'de de Metis Yayınları'na geçmiştir. Halen aynı yayınevindedir.
Murathan Mungan Kitapları - Eserleri
- Aşkın Cep Defteri
- 227 Sayfa
- Bazı Yazlar Uzaktan Geçer
- Başkasının Hayatı
- Yüksek Topuklar
- Üç Aynalı Kırk Oda
- Paranın Cinleri
- Kaf Dağının Önü
- Kadından Kentler
- Yaz Geçer
- Şairin Romanı
- Mahmud ile Yezida
- Lal Masallar
- Kırk Oda
- Bir Garip Orhan Veli
- Tuğla
- Meskalin 60 Draje
- Kibrit Çöpleri
- Erkekler İçin Divan
- Elli Parça
- Çador
- Eldivenler, Hikâyeler
- Mırıldandıklarım
- Geyikler Lanetler
- Cenk Hikayeleri
- Eski 45'likler
- 189 Sayfa
- Mutfak
- Doğu Sarayı
- Doğduğum Yüzyıla Veda
- Yedi Kapılı Kırk Oda
- İskambil Destesi
- Kullanılmış Biletler
- Başkalarının Gecesi
- Dağ
- Stüdyo Kayıtları
- Dağınık Yatak
- Dört Kişilik Bahçe
- Metal
- Oda, Poster ve Şeylerin Kederi
- Son İstanbul
- Timsah Sokak Şiirleri
- Mezopotamya Üçlemesi
- Kum Saati
- Omayra
- Yazıhane
- Eteğimdeki Taşlar
- Soğuk Büfe
- Güne Söylediklerim
- Gelecek
- Harita Metod Defteri
- Metinler Kitabı
- Söz Vermiş Şarkılar
- Yaz Sinemaları
- Balgifa Mar - Yılan Yastığı
- Mürekkep Balığı
- Solak Defterler
- Bir Kutu Daha
- Hayat Atölyesi
- İkinci Hayvan
- Oyunlar, İntiharlar, Şarkılar
- Küre
- Sahtiyan
- Taziye
- Kağıt Taş Kumaş
- Aşk İçin Ne Yazdıysam
- Dokuz Anahtarlı Kırk Oda
- Li Rojhilatê Dilê Min - Kalbimin Doğusunda
- 7 Mühür
- Şahmeran'ın Bacakları
- Ulak ile Sadrazam
- Makas
- Kağıttan Kaplanlar Masalı
- Aynalı Pastane
- Kapan Metin
- Dumrul ile Azrail
- Osmanlı'ya Dair Hikayat
- Murathan'95
- Çağ Geçitleri
- Hamamname
- Aile Albümü
- Ressamın Sözleşmesi
- Kum Saati
- Devam Ağacı
- Erkekler Yalnızlıklar
Murathan Mungan Alıntıları - Sözleri
- ben çoktan geldim, o varmış mıdır? (Bazı Yazlar Uzaktan Geçer)
- İnsan dediğin kainatın her söylediğinin pek azını duyar, birazını sezer, sezdiğininse çoğunu anlamaz. Alıp da o sözü dünyadaki yerine koyamaz. (Hamamname)
- ve son bir uyarı sana: Ait olmadığın her iki dünyadan da Bir sentez yapmaya kalkma makas değiştirmez son trenler (Metal)
- Kalbi katildir bazılarının Kimseyi öldürmeseler de... (Solak Defterler)
- Güzellik, başlı başına bir faşizmdi; Dünyanın en adaletsiz dağıtılan şeylerinden biriydi. (Murathan'95)
- Durup Baktığında Azalmış zaman demlenmiş kıymet Günde kimi gördün, elde neyi sevdin Ne kaldı sende, neye geçit verdin (Çağ Geçitleri)
- "Kentlerde,kasabalarda,her yerde,yazarlar yalnız kişilerdir.Her yerde ve her zaman,öyle olmuşlardır." (Yazıhane)
- “Yitirerek kazanırsın. Kazanmanın başka yolu yoktur.” (Makas)
- Dünya bir kaybetme yeridir. Her birinin zamanı diğerinin elinde tükenmiştir. (Dokuz Anahtarlı Kırk Oda)
- Sanki yaşamım durmuş, ancak anımsadıklarımla yaşamamı sürdürebiliyordum. Parçalanmış bir dünya karşısında yüreğimin duyduğu korkuları hiçbir yere sığdıramıyordum. Hiç kimseye anlatamıyordum. Nesnelerin büyütülmüş dünyasında yaşıyordum. (Kırk Oda)
- ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum her zaman yalnızdım, bunu biliyorum (Timsah Sokak Şiirleri)
- kimsenin kimsesi yok ki herkesin elmasında kendi diş izleri... (Oda, Poster ve Şeylerin Kederi)
- "İnsan bilmediği şeye el uzatmamalı, el uzatıyorsa bilmeyi göze almalı, bilmeyi göze almak zordur İlyas." (Şahmeran'ın Bacakları)
- Konuşamıyordum, hiç kimseyle konuşmamıştım. Hiçbir şeyimi, hiç kimseyle... (Son İstanbul)
- yaşarken ve yazarken yarım kalmış şiirler yarım kaldılar (Mırıldandıklarım)
- "Ben,mimarlığın gündelik hayatın içinde bir güzellik değeri olarak, bizi ağlatacak kadar hayatımıza sızmasını istiyorum. Sonuçta, hepimiz evlerden çocukluğumuzu geri isteriz." (Soğuk Büfe)
- "Hafızayı diri tutan adalettir. " (Hayat Atölyesi)
- "Gelecek", ümidimiz, sanımız olabilir, ama gerçeğimiz olamaz. (Küre)
- her ülkenin anaları vardır. bunlar ki esirgeyendir, koruyandır. dağlardır. mardin kal'asının alnına düşen leke, -dağlardan izinsiz, nurdan murakıp- güneşten hükümsüz dört kanadını salıp dört yöne ve arsız dönüp duran dev bir çelik aygıt bakıp utancından ışımayan geceye kini usul bir mayın gibi bırakıp çekilirse, yanlıştır hüzün. yanlıştır yas. (Balgifa Mar - Yılan Yastığı)
- Hayat, bazılarına mutsuz olmakla, duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil. (Yüksek Topuklar)
Yorumlar
0 yorum