Kitap Künyesi

Yazar: Muhammed Hamidullah

Yayın Evi: Beyan Yayınları

İSBN: 9754730456

Sayfa Sayısı: 135

İslam Müesseselerine Giriş Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İslam Müesseselerine Giriş, inceleme ve araştırmalarıyla kendinden sonraki kuşağa büyük bir tedkik hazinesi bırakmış olan Prof. Dr. Muhammed Hamidullah'ın, Dil'den başlayarak Hacc, Kabe, Cami, İmamet, Hilafet ve Vergi gibi İslam müesseselerini ilgilendiren konularda yaptığı araştırmaları ihtiva etmektedir.

İslam Müesseselerine Giriş Alıntıları - Sözleri

  • Türklerin, siyasi fatihleri olsun, ilmi fatihleri olsun, daima kitap toplayıcıları olmuşlardır.
  • Büyüklük, parayı göre değil, nispete göredir.
  • Bir gün Gandi, istiklalden sonra devletin siyasetinin ne olacağı hakkında, büyük bir nutuk verdi. Ben o zaman talebe idim. Fakat bir cümlesini hala unutamadım. O demişti ki: " Bizim müstakbel hükümetimiz, Müslümanların hulefa-i Raşidin'i gibi hareket etmelidir" ve bilhassa, Hz. Ömer(r.a.)'ın hükümetini örnek olarak gösteriyordu.
  • Arapça, Arapların lisanı değil, Allah'ın seçtiği lisandır.
  • Hz. Ömer(r.a), hilafeti sırasında hiçbir akrabasını yüksek memuriyetlere tayin etmemiştir. Çünkü yakın akrabaları devlet memuriyetlerine tayin etmenin devlet yararına bir şey olmadığına inanıyordu.
  • Tarih kitapları, Hz Ömer'in kaç tane valiyi, şikayet edenin gözü önünde dövdüğünü kaydetmektedir.
  • Her şey ihtiyaca göredir
  • 'Krallar sadece yağma ederler , öldürürler kötülük yaparlar .''
  • Her bölgede, o bölgenin siyasi temsilcisi aynı zamanda caminin imamıydı. Şu halde, bu bölgedeki Müslümanlardan herhangi birinin bir şikayeti olduğunda kadıya gireceğine doğrudan doğruya camiye gider ve şikayetini caminin imamına bildirildi. Çünkü İmam o bölgenin aynı zamanda siyasi lideriydi.
  • Kâbe, Allah'ın Arşına açılan bir penceredir.
  • "Ben cinleri de, insanları da ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat süresi,56). İnsan yaratılışının bizzat gayesi, Allah'a ibadet etmek içindir. Bu ibadetin de Rabb'in önünde yapılması lazımdır. Fakat Allah bizim için gaibtedir, görünmez. Bu gayeyle, Hz. Adem'den beri insanlar, Allah'a ibadeti bir bina vasıtasıyla sembolleştirmek istemişlerdir, yani evle, Allah'ın eviyle. Diğer din salikleri Tanrıyı putlar vasıtasıyla sembolleştirmişlerdir. Bu putlarla Tanrı'nın herhangi bir sıfatını sembolleştirmek istemişler ve sanatkarane putlar yapmışlardır.
  • ... Başka bir tabirle Faransa'da Devlet ile kilisenin birbirinden ayrıldığı gibi İslam'da, Devletle Din, birbirinden ayrı değildir.
  • Belâzuri, İslâmiyet'in geldiği sıralarda, Mekke'de on beş-yirmi kişinin yazı bildiğini belirtiyor.
  • Arapça kelimeler, İslâm'ı kabul eden mühtediler tarafından kendi linsanlarına sokulmuştur. Bu hususu, bütün İslâm dünyası için de söyleyebiliriz. Kendi öz lisanlarında, birçok Arapça kelime kullanmışlardır. Sultan 2. Abdülhamid devrine ait bir Türkçe cümlenin belki %60'ı Arapça, %40'ı da Türkçe'dir. Yani Müslüman lisanslarının Arapçalaştırılması isteniyordu.
  • İslâm'ın büyük müfessir, müverrih (tarihçi) ve muhaddisi olan İbn Kesir eserinde, İslâm'da ilk mescidin Ammar b. Yasir tarafından yapıldığını söyler.

İslam Müesseselerine Giriş İncelemesi - Şahsi Yorumlar

17 başlıktan oluşan bu eser; -İslami kurumların oluşumunu (kabe, cami, minber...), -imamet ve halife seçimi tartışmalarını, -Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali'nin nasıl bir yöntemle halife seçildiklerini ve gelişen olayları, -Hz. Ali ve Hz. Aişe arasında gerçekleşen husumetin nedenlerini, -Hz. Osman'ın şehit edilmesinde Yahudilerin düzenlemiş oldukları entrikaları, -Caminin ilk zamanlar hangi fonksiyonlarda kullanıldığı gibi meselelere değiniyor. Benim en çok dikkatimi çeken kısım, ''cuma namazı'' ile ilgili olan kısım oldu. Ebu Hanife'nin mezhebine göre; Cuma'nın farz olması şartlarında, 'İslam devleti olma' ibaresi yer alıyor ve İmam Şafii'nin mezhebine göre de, cemaatin sayıları 'kırk kişi' olması gerekiyor. Sanırım kitaptan o kısmı alıntılarsam meramım daha net anlaşılacak. ''Cuma namazının kılınması şekli hakkında, karşımıza bir kaç kelime çıkmaktadır. Mesela; İmam Hanefi'nin mezhebine göre, İslami bir hükümet olmayan bir yerde cuma namazı kılınamaz. (...) Hz. Peygamberin Medine'deki ümmetine cuma namazını kılmalarını yazdığını görüyoruz ki, o zamanlar Medine de İslami bir hükümet yoktu. Medine'nin nüfusu on bin kadar kabul ediliyordu ve bunların içinde Müslümanların sayısı yirmiye kadar bile varmıyordu.İlk sene altı ikinci sene de on kişi Müslüman olmuştu ve bunlar aileleri ile birlikte yüz kişi idiler. Medine halkının tamamı Müslüman değildi.(...) Rivayete göre bu ilk kılınan cuma namazında sadece on iki kişi vardı. Yani cuma namazı on iki kişi ile kılınabilir. Her halükarda on iki kişi varsa, cumaya izin verilmiştir. Fakat bilindiği gibi, cuma namazının kılınabilmesi için İmam Şafiiye göre kırk kişinin olması lazımdır.'' Ebu Hanife ve İmam Şafi acaba neye dayanarak bu şartları koymuşlar, merak ettim. (Afra İncekara)

Birkaç yıldır kitaplığımda duruyordu. Birine vermek için elime almışken içindekiler kısmından bazı başlıkları okumak istedim ve roman gibi aktı gitti kitap. Kısa sürede bitirmiş oldum. Başlığında belirtildiği gibi gerçekten de "giriş" niteliğinde, gayet akıcı ve hoş bir kitap. Merhum Hamidullah hocanın derslerine katılan İhsan Süreyya Sırma hocanın ders notlarının bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Üslubunu çok beğendim, beni cezbeden en etkili tarafı diliydi zaten. Okurken kendinizi sınıfta, hocayı dinler gibi hissediyorsunuz. Yer yer hocanın detay vermesi, az da olsa düşüncelerini paylaşmasını da değerli buldum. Hamidullah'a ait okuduğum ilk eserdi. Açıkçası diğer kitaplarını da merak etmeye başladım. Aynı sade ve gayet anlaşılır dil diğer eserlerinde de varsa tadından geçilmez olur hepsi. Kitabı vermekten vazgeçtim, kitaplığıma geri koyacağım. Zaman zaman da tekrar okumak niyetindeyim. Bir akademisyenin halkın diliyle ilmini ortaya koyması herkeste bulabileceğimiz bir özellik değil. Konuşma dilini, yazı diline aktarabilmek de başlı başına bir başarı örneği olmuş. İhsan Süreyya Sırma hocaya emekleri için teşekkür ediyor, kendisine bereketli ömürler diliyorum. (Mehmet Erturan)

Kitabın Yazarı Muhammed Hamidullah Kimdir?

Muhammed Hamidullah (d. 1908, Haydarabad - ö. 2002, Florida), İslam dünyası'nda tanınmış son dönem hadis bilginlerinden birisidir.

İlk öğrenimini Haydarabad'da tamamladıktan sonra, yine bu kentteki hukuk fakültesini bitirdi. Fakat İslami bilimlere özellikle de siyer ilmine olan merakından dolayı 1936'da Paris Üniversitesi'nde bu konuda eğitim aldı. Daha sonra Almanya'nın Tübingen Üniversitesi'ne kaydolarak "devletlerarası İslam hukuku" alanında ikinci bir doktora çalışması daha yaptı.

1947'de Paris'e yerleşerek ders vermeye başladı. Akademik çevrelerdeki ünü giderek arttı ve ders vermek için Fransa dışındaki ülkelere gitmeye başladı. 1950'li yıllarda Türkiye'ye gelerek İstanbul Üniversitesi Edebiyat ve Hukuk fakültelerinde ve İzmir, Ankara, Konya üniversitelerinde dersler verdi.

Hamidullah’ın Türkçe’ye çevrilerek yayımlanan başlıca eserleri şunlardır: İslam’a Giriş (1961), Hz. Peygamber’in Savaşları (1962), İslâm’ın Hukuk İlmine Yardımları (1962), İslâm’da Devlet İdaresi (1963), İmam-ı Azam ve Eseri (1963), Modern İktisat ve İslâm (1963), İslâm Fıkhı ve Roma Hukuku (1964), Kur’an-ı Kerim Tarihi (1965), İslâm Peygamberi (1966, 2 cilt), Muhtasar Hadis Tarihi ve Sahifa-i Hemmam b. Münebbih (1967), Resulullah Muhammed (1973), İslâm Hukuku Etüdleri (1984), İslâm Müesseselerine Giriş (1984), İslâm, Bilim ve Felsefe (1990), İlk İslâm Devleti (1992), İslâm’ın Doğuşu (1997), Hz. Peygamberin Altı Orijinal Diplomatik Mektubu (1998), İslâm Anayasa Hukuku (1998), El Vesaiku’s-Siyasiyye (1998), İslâm Tarihine Giriş (1999).

Muhammed Hamidullah Kitapları - Eserleri

  • İslam Peygamberi
  • İslam'a Giriş
  • İslam Tarihine Giriş
  • İlk İslâm Devleti
  • Hz. Peygamber'in Savaşları
  • Allah'ın Elçisi Hz. Muhammed

  • İslam Müesseselerine Giriş
  • Kur'an-ı Kerim Tarihi
  • İmam-ı Azam ve Eseri
  • İslam'ın Doğuşu
  • İslamiyet ve Hıristiyanlık
  • Muhtasar Hadis Tarihi ve Sahife-i Hemam ibn Münebbih
  • İslam Anayasa Hukuku

  • Sorunlar Sorular ve Cevaplar
  • İslam'ın Hukuk İlmine Katkıları
  • Aziz Kur’an
  • İslam'da Devlet İdaresi
  • Hz. Peygamber'in Altı Diplomatik Mektubu
  • İslam Genel Bir Bakış
  • Введение в Ислам

  • Le Saint Coran
  • Resulullah Muhammed

Muhammed Hamidullah Alıntıları - Sözleri

  • (Hz. Hatice (r.a) o zaman 28, kimilerine göre de 40 yaşındaydı; Fizyolojik ve jinekolojik nedenler birinci rakamı daha inandırıcı kılmaktadır; zirâ Hz. Hatice (r.a) evlilikten sonra yedi çocuk doğurmuştur.) (İslam'a Giriş)
  • Ne kadar büyük olursa olsun, hiçbir kral, Allah'ın Resullerinden biri kadar hürmet görmemiştir, velev ki bu "Resul" fakir ve her türlü maddi gelirden mahrum olsun. (İlk İslâm Devleti)
  • Sahtekarlık inancın munafıklığıdır. (İlk İslâm Devleti)
  • "Bilgi Müslümanın kaybolmuş malıdır, nerede bulursa onu alsın." (İslam'a Giriş)
  • Onlar inananlar ve kalpleri Allahı anmakka huzura kavuşanlardır. Değil mi ki kalpler, ancak allahı anmakla huzura kavuşur. Ra'd 28 (Aziz Kur’an)
  • El-Münzir şöyle cevap verdi: “Sizin dininizin en çok hoşlandığım tarafı, sadece dünü ya da sadece ahiretle sınırlı olmayıp, her iki dünya saadetini birleştirmesidir. Niçin onu kabul etmeyeyim?” (Hz. Peygamber'in Altı Diplomatik Mektubu)

  • Yine Hz. Peygamber'in, ölüm döşeğinde iken verdiği şu emrini de hatırlatalım: "Benim gayr-i müslimlere verdiğim himâyeye, (emana) titizlikle riayet ediniz" (Bkz., Mâverdî). Bir başka hadiste Hz. Peygamber şöyle buyuruyor: "Eğer bir kimse, gayr-i müslim vatandaşa zulmederse; kıyamet günü onların avukatı (zülmeden müslümana karşı) ben olacağım." (İslam'a Giriş)
  • Her bölgede, o bölgenin siyasi temsilcisi aynı zamanda caminin imamıydı. Şu halde, bu bölgedeki Müslümanlardan herhangi birinin bir şikayeti olduğunda kadıya gireceğine doğrudan doğruya camiye gider ve şikayetini caminin imamına bildirildi. Çünkü İmam o bölgenin aynı zamanda siyasi lideriydi. (İslam Müesseselerine Giriş)
  • Medine'de Peygamberimizin yazdırdığı anayasa, dünyada en eski yazılı anayasadır. İçinde bir devletin ihtiyaç duyduğu savunma, adalet vs. gibi bütün konuların açıklamasını bulabiliriz. Bu arada Müslümanlar, Müslüman olmayanlar arasındaki ilişkilere de yer verilmiştir. Meselâ, bir maddesinde "Müslümanlar kendi dinlerine, Yahudiler kendi dinlerine göre yaşarlar" denilmektedir. Yani dini meselelerde eşitlik ve özgürlük vardır. (İslam Tarihine Giriş)
  • Ancak gerek ilk halîfelik, gerekse ilk halîfeden sonraki halîfelik konusu tarihî bir mevzudur. Dinin aslından olan bir mesele değildir. Fakat Müslümanlar arasında maalesef bu, itikadî mevzulardan bir parça halini almıştır. (İslam Tarihine Giriş)
  • Peygamberler de sadece Yahudi ve Hıristiyanların değil, aynı zamanda, İslâm'ın nebîsidirler. Madem ki İslâm, kesintisiz, devamlılık ve istisnasız şumûl dinidir, o halde tarihi de sonsuzdur. (İslam Tarihine Giriş)
  • "Ve hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Kulak, göz ve kalp ; gerçekte, insan bütün bunlardan sorguya çekilecektir." isra 36. Ayet (Aziz Kur’an)
  • Buhari'nin "Abdurrazzak'dan, o da Ma'mer'den, o da Hemmam'dan o da Ebu Hüreyre'den naklettiğine göre, Hz. Peygamber'in şöyle söylediğine ilişkin şu hadisi Ahmed b Hanbel'den aldım" deyişini düşünelim. II. Dünya Savaşı'nın sonundan beri, Hemmam'ın, Ma'mer'in ve Abdurrazzak'ın el yazma nüshaları bulunmuştur, - Ahmed b Hanbel'in eseri de çoktan beri bilinmektedir - Buhari'den önceki kaynaklarda araştırma yapılırsa, görülür ki Buhari ne yalan söylemiştir, ne de kendi döneminin basit folklorunu toplamıştır. O, yazılı ve kesin kaynaklara dayanmaktadır. (Kur'an-ı Kerim Tarihi)

  • Dünya üzerinde doğru yoldan haberdar olan kalmayınca, Allah'ın insanlara olan şefkati, onlara son bir peygamber göndermeyi gerektirmiş, Allah'ın salât ve selâmı üzerine olsun, Hz. Muhammed'i göndermiştir. Madem ki gelen son din, son kitap Kur'an'la ayaktadır, tek harfi değişmeden muhafaza edilmiştir, o halde bir başka peygamber göndermesine gerek yoktur. (İslam Tarihine Giriş)
  • Böylece bir mucize meydana geldi: Hz.Musa, Yahudilerin doğan çocuklarının öldürüldüğü bir senede doğdu, fakat bu çocukların öldürülmesini emreden kralın himayesinde büyüdü. (İslam Tarihine Giriş)
  • Mekkelilerin Kabe'nin önünde yaptıkları bir sabah ibadetleri vardı. Bu ibadetin şekli belirli olmamakla birlikte eğilmek, yere kapanmak gibi şekillerde olduğu bilinmektedir. (Allah'ın Elçisi Hz. Muhammed)
  • (Yeri gelmişken belirtelim, Çin'deki camiler Fransa'dakilere veya İngiltere'dekilere veyahut doğudakilere benzemezler, minareleri de yoktur.) (İslam Genel Bir Bakış)
  • “İşte böylece insan, kendi isteği ile Allah’ın halifesi oldu. Halife olarak da en üstün yaratık oldu ve hatta kendisinin önünde melekler eğildiler. İslam tarihi işte o zamandan itibaren başlar.” (İslam Tarihine Giriş)
  • Sayıları on tane olan Puranaların birisinde, âhirzamanda çölde bir adamın doğacağı, annesinin isminin "Güvenilir" (Amine?), babasının isminin "Allah'ın kulu" (Abdullah?) olacağı belirtilmektedir. (İslam'ın Doğuşu)
  • "Belki bugünkü Mekkeliler İslâm'ı kabul etmeyebilir, fakat yarın çocuklarının İslâm'a girmeleri mümkündür." (İslam Tarihine Giriş)