Kitap Künyesi

Yazar: Ali Şeriati

Yayın Evi: Fecr Yayınevi

İSBN: 9789756004784

Sayfa Sayısı: 592

İslam Nedir Muhammed Kimdir Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Eğer benim çizdiğim Muhammed portresinin rengi ve çizgileriyle gözünüze tuhaf geldiğini görür veya başkalarının çizdiği portreye pek benzemediğini fark eder ve onu tanıdık bulmazsanız beni veya zihinlerin gerisine o yaygın resmi çizenleri kötü ressam olarak ilan etmekte hürsünüz. Ama her halükârda ben, yaygın olanın aksine, İslam Peygamberi ile ilgili olarak çizdikleri meşhur “şemayil”i bir model olarak seçmedim; onu bir çırpıda unutmaya çalıştım. Tıpkı bir kişinin nitelik ve durumları hakkında edindiği bilgilere ve verilere dayanarak ve onu yakından gören ve tanıyan kimselerin onunla ilgili olarak anlattıklarını esas alarak onun ilk kez portresini çizen bir ressam gibi ben de doğrudan Muhammed’in siyerini inceleyerek onun simasını tasvir edeceğim. Bu sima, başkasının onunla ilgili olarak çizdiği ve diğer herkesin de tamamen ondan taklit ettiği portreye asla benzemez. Burada kalemin, Peygamberi tanıyan bir Müslümanın elinde değil, özellikle insanı tanıyan bir tarihçinin elinde ressam olmasını istedim. Değerli olan, bir aşığın gözündeki değil, bir âlimin gözündeki yüz güzelliğidir.

İslam Nedir Muhammed Kimdir Alıntıları - Sözleri

  • Her ferdi aynı kalıpta düşünen millet ölüdür.
  • Aklın dine aykırı olması bir yana üstelik Peygamberin ifadesiyle "Akıl dinin kendisidir." ve "Aklı olmayanın dini de yoktur."
  • İmam Şafii diyordu ki" Ey Ebuishak, benim her konuda görüşümü taklit etme; bizzat kendin düşün. Din budur. Düşüncede ve iman esaslarına taklit caiz değildir, tamamen yasaklanmıştır.
  • Ben göğe baktığımda, gök benim için gümüş renkli noktaları bulunan güzel bir sahnedir. Hiç hayrete kapılmadan zevk alırım; onun çok sade, berrak ve güzel olduğunu görürüm. Fakat Einstein göğe baktığında büyük bir hayrete kapılır.
  • Kur'an Peygamber'e şu duayı hiçbir zaman dilinden düşürmemesini emrediyor: " Rabbim ilmimi arttır!"
  • Peygamber, ashabına şöyle dedi: " Dini niçin insanlara zorla empoze etmek istiyorsunuz? Halbuki din, Allah tarafından hediye edilmelidir.
  • Alimlerin mürekkebi, şehitlerin kanından üstündür.
  • Her insan yaratılışta senin benzerindir. Onlar iki sınıftır: Ya dinde kardeşindir yahut yaratılışta benzerindir. Hz. Ali
  • Hayatınızın hiçbir durumunda baskıyı kabul etmeyin.
  • Bütün varlıklar arasında sadece insan iradelidir. Allah gibi.
  • Kuran'ın Allah'ı insana yakındır, herkesle birliktedir.
  • Peygamber, ağır düşüncelerin baskısı altında bunaldığında ve ruhunun çetin dalgaları ve düşüncelerinin yüksek miraçları karşısında takatsiz kaldığında, Ayşe' yi çağırıp " Benimle konuş ey Hümeyra( pembelim) ! diyordu.
  • “Görmezden geldiğimiz her gerçek, kendisini daha tehlikeli ve çirkin bir çehreyle gösterecek ve onunla yüz yüze olmadığımız her an bizi arkadan hançerleyebilecektir.”
  • ...başlangıçta devrimci bir hareket ve orjinal bir fikir ve proje olan din, " din adamları kurumu " nun donuk ve katı çerçevesinde muhafazakar bir ruha bürünüyor, taşlaşıyor; tıkanıklığın, hareketsizliğin ve geçmişin koruyucusu oluyor ve gelecekten korkuyor.
  • Allah'a giden yollar, yaratılmışların sayısı kadardır.

İslam Nedir Muhammed Kimdir İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Mutlaka Okuyun, ama incelemeyi :): . *** بسم الله الرحمن الرحيم *** Uzun bi aradan sonraki ilk incelemem Bugün sizlere pek çok kişinin okumuş olduğu, bir çok müslümanın belki de içeriğini tam olarak anlayıp kavrayamadığı veya kavrayıpta tasdikinden dolayı dolayı sukut ettiği bir Ali Şeriati kitabının incelemesini (ad - soyadı büyük harfle yazayım da bunca yazı içinden buraya takılan olmasın ;) sunacağım biiznillah. Şimdi belki aranızda şaşıranlar olabilir bu kitabı nasıl okudu? Neden okudu? bu kadar ehl-i Sünnet deyip dururken başka kitap mi bulamadı vs diye Ama zaten bi süre önce biraz okuduğum içindeki dinden dahi çıkaracak cümlelere denk gelince bir kere daha Ali Şeriati 'yi tanımış olduğum bu kitabı okuma sebebim kitabın özüne inerek içindeki bazı ifadelere değinmektir. Normalde ehl-i sünnet inancı yani dinin bizzat Rasulullah efendimizden (sallallahu aleyhi vesellem) geldiği hal üzere kabul etmeyen, dine BENCE'sini katan, yahutta kurana ve hadise zıt olan bir kişi kim olursa olsun kitabı okunmaz !! Bunu ben demiyorum bunu bir çok alim, evliya ve büyük zat beyan etmiş zaten. Ama bunu söylediğimiz zaman sanki kendi ideolojimizi ortaya çıkarmış, yeni bir akım başlatmışız gibi konuşmuyorlar mi, böyle insan içten içe sinirlenmiyor değil. Zaten öncelikle bu kitabın dini çerçevede bir kitap hz Peygamberin ümmetinden bir alimin yazdığı bir eser gibi kıymetli ve dini ihtiyacı giderecek bir kitap olmayacağını "Ama her halükârda ben, yaygın olanın aksine, İslam Peygamberi ile ilgili olarak çizdikleri meşhur “şemayil”i bir model olarak seçmedim; onu bir çırpıda unutmaya çalıştım." (Önsözden bknz fecr yayınevi) Diye göğsünü gere gere söylemiş Şeriati o yüzden bilelim ki bu BİR DİN KİTABI DEĞİLDİR..! Yine yazisinin devamında : "..diğer herkesin de tamamen ondan taklit ettiği portreye asla benzemez. Burada kalemin, Peygamberi tanıyan bir Müslümanın elinde değil, özellikle insanı tanıyan bir tarihçinin elinde ressam olmasını istedim." Adam bu kitabı müslüman gözünden ya da en açık tabiriyle bir müslüman olarak değil bi tarihci olarak yazdığını beyan etmiş (Hayır bide sanki hiç müslüman tarihçi yokmuş gibi) cümlelerini süsleyerek aklınca çaktırmıyor amacını ama manayı düşündüğünüz zaman göreceksiniz ki müslümanlık dışında da bildiğimiz üzre sadece kafirlik vardır. Yani bi insan ya mümindir ya kafirdir ve bir kafir kabul etmediği dinin peygamberini, onun hayatını ne derece insaf ile aktarabilir ne derece ona gereken saygıyı gösterir sanırım bunu akletmek için çokta zeki olmaya lüzum yoktur. Ayrıca bu incelemede söylediklerim ve kastettiklerimde dikkatini cezbetmek istediklerim DİN HASSASİYETİ olan kişilerdir, diğerleri zaten beni ilgilendirmez de. Hiç bir şii kardeşe veya dini olmayana lafım yoktur olmaz da !! Fakat dini Allahın cc emrettiği gibi yaşamak isteyen Rasulullahın (sallallahu aleyhi vesellem) sünnetinden ayrılmamak ve sırat-ı müstakim üzere gitme çabasında olan her insan bilir ki : Her kişinin kitabı okunmaz vallahi de billahi de kişiye dünya ahiret zarar verir!! Çünkü birinin kitabını okuduğunuz zaman sadece fikirleri değil, zihniyeti, dinindeki gevşeklik veya kuvveti, ahlakı hatta feyiz ve küfrü (dini inkarı)dahi ruha ve kalbe tesir eder. Haşa boşuna mı buyurdu Peygamber efendimiz: “Bu ilim dindir. Dolayısıyla dininizi kimden aldığınıza dikkat edin! diye Erbabına mâlumdur ki okunan kitabın- yazarının manevî hali ve nefis mertebesinden de okuyucuya ister istemez tesir vardır o halde "nasıl ki her önünüze gelen adamı evinize almıyorsanız, kasanızın başına her insanı kasiyer olarak oturtmuyorsanız, her önünüze gelen kitabı da kitaplarımız arasına dahil edip okumamalısınız okurken seçin, sağlam alimlerin, muttaki alimlerin, hakiki alimlerin kitaplarını okuyun" der büyük zatlardan Prof. Dr. Mahmut Esat Coşan hoca. O yüzden karşıt görüşler de okunabilir niye böyle diyorsunuz? bu sığ görüşlü olmaktır diyecek olan varsa o nazik dilini hiç yormasın, eğer bu sığ görüşlülük ise en büyük sığ görüşlü olmaya talibim. Diğer konularda bende bu şekilde okumayı tasdik ve tavsiye ederim, evet karşıt görüşü de okumalı ki insan bu sebeple görüşünde yanlışlık ve hata varsa düzeltir yoksa da kendi görüşünü delillerle güçlendirmiş olur buna eyvallah. Ama mevzu dinse, hele ki itikat ise bırakın okumayı o kitapların yanından bile geçilmez Din zaten bellidir dosdoğru bir şekilde Allah ve Rasulu bunu kullara bir şekilde vermiştir ve bunda zerre kadar yanlış yoktur bu yüzden de kimsenin bencesine, bizcesine LUZUM YOKTUR. Dinin her hükmü bellidir. "EHLİ SÜNNET İTİKADI" ne ise odur ve Allah'a inandım gerçekten onun kuluyum diyen herkes için bu böyledir!! vallahi bir kitaptaki dine sokulan nifak öyle bir şeydir ki müminin kalbine girdiği anda tıpkı bir tahta kurdu gibi kemirmeye başlar ve ondan dinini söküp alıncaya kadar peşini bırakmaz Allah cc muhafaza !! O yüzden içinizden bir din kardeşiniz olarak kitaptaki kesitleri huzurunuza sunacağım yeri gelip buradaki ifadelere iman- itikad açısından bakacağız ve imanımız için tehlikeli olan konulara söz ve cümlelere bakıp gerisini sizin hür iradenize bırakacağım Şu da unutulmamalıdır ki : bir insan dünyanın en gunahkari da olsa elbet bir gün Rabbimiz onu cehennemden çıkaracak çünkü günahkar sadece günahkar. Ama eğer itikadı bozuk olarak ölürse sonsuza kadar cehennemde tıpkı bir inançsız gibi ebediyyen orada kalacak olma tehlikesi çok fazla.. bundan önceki zamanlarda nice bozuk itikatli adamlar vardı namazında niyazında kabenin içinde sabahlara kadar namaz kılardı ama dini kendi yorumuna göre uygulayıp, yanlış itikad üzere oldukları için cehennemde uçsuz bucaksız bir azap onları karşılamıştır. O halde kitabımızın incelemesine başlayalım Bismillahirrahmanirrahim Kitabın 317. Sayfasındaki şu ifadelere bir bakalım 1- Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’in diliyle övülen ve ashabın en büyüğü olan Hazreti Ebûbekir, Hazreti Ömer ve Hazreti Osman (Radıyallahü anhüm) hakkındaki iftiraları şöyle: “Ebûbekir… ihtiyar, yumuşak, her işi basite alan birisidir. Tehlike dolu toplumsal, siyasal mesuliyet, böyle bir ruhsal yapıyla bağdaşmaktan daha ciddi ve önemlidir.” “Ömer… yenilikçilik özelliği yoktu… düşünce açısından zayıftı… itikadî ve fikrî bir mevzu sözkonusu olduğunda çok güçsüz görülüyordu. Kendisi de devamlı düşünsel alandaki hatalarını itiraf ediyordu.” Durun daha bitmedi 318. Sayfada ise Osman… görüş açısı dünya görüşü dar ve zayıf birisidir. Peygamberle yaptığı işbirliği sırasında kimse onun en ufak bir üstün ve fevkalâde iş yaptığını görmemiştir. İslâm’ın öz ruhunu, derinliğini, sınıfsal yönelimini hissedememiştir. İslâm’ı, “şiarlar” ve İslâm rehberini “şiarları yücelten”den başka bir şey olarak niteleyemiyordu. Servet ve süse, kavmine ve kendine düşkünlüğü, büyüklere ve altına, güç ve kan sahiplerine saygıda bulunma, onun ruhunda o kadar güçlüdür ki, onun ahlâkî bağı, İslâm’dan daha çok cahiliyeye yakın ve iç içedir. En büyük tehlike, tehlikeli ve güçlü Beni Ümeyye hanedanına mensup oluşudur. Kuşkusuz O’nun böyle bir ruhsal yapı ve görüş açısıyla, bu uyanık, layık İslâm maskesi takmış güçlü düşmanların elinde bir “sadık uygulayıcı”dan başka bir konumu olmayacaktır. Deyip Rasulullahın sallallahu aleyhi vesellem gözbebekleri olan sahabe efendilerimize olan kinini iftiralarla süsleyip kitap diye bize sunuyor bay Şeriati ama hz Ali efendimiz hakkında tek bir kötü kelam yok (olmasın da zaten) neden? çünkü Ali Şeriatı şiirdir ve şiilerin itikadında ciddi bozukluklar vardır. Hz Ali r.a hariç neredeyse diğer sahabelerin tümünden nefret eder onlara küfür dahi isnat ederler özellikle 3 büyük halife "Hulefâ-i Râşidîn" diye islamda özel bir makama sahip Hz Ömer ve Ebu Bekir r.a (araştırın kendinizde şahit olun) Sadece sahabeler ile kalsa hadi neyse insan anlar ama adam boyutu aşıyor ve Hz Peygambere de saldırıyor 322. Sayfada Sıra geliyor Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’e dil uzatmaya. Güya Peygamberimiz Hazreti Ali (Radıyallahü anh)’ın üstünlüğünü açıklamayıp susmuş: “Muhammed’in Ali hakkındaki sükutu, onu tarihte savunmasız bırakacaktır.” Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’i suçlamaya devam ediyor: “Acaba Muhammed, ….Ali’yi kollamayacak mıdır? …sükutuyla …o acımasız tarihin eliyle paymal etmiyecek midir?” “…nitekim öyle de oldu. Onu tarihte en kötü adam olarak tanıttılar.” Bu da tarihe iftira. Tarihte Hz. Ali Efendimiz en kötü adam olarak mı tanıtıldı? Bunlar hiç biri uydurma değil açın bakın kitaba din adı altında satılan içinde bir defa bile SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM veya HZ ya Hz ifadesi bile geçmeyen bu kitaba!! Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bizzat kendi buyuruyor: adım geçtiği halde bana salevat getirmeyenin burnu yerde sürtsün diyor bedduası var, alimin biri sırf zamanında mürekkep daha uzun süre gitsin hemen bitmesin diye eserini yazarken salavat lafzını yazmıyor Peygamber efendimizin ismi yanina da sabaha eli kuruyor hürmet eksikliğinden ki bu Şeriati denilen zat direk dil uzatıyor hz Peygambere!! Bazıları ya buna mı takıldın? Diyebilir keşke buna takılmış olsam da içindeki o dil uzatmalar o yalanları insanlar okurken keşke benim takılı kaldığım nokta o olsa ! Mesela 323. Sayfada Meşhur Gadir Hum hadisesini anlatırken, tarihe iftira ediyor: “ashab Ali’ye biat etti” diyor. Bu yalanı söylemekle farkında olmadan öyle bir açık veriyor ki, değmeyin gitsin. Bi kere Gadir Hum hadisesi Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) zamanında olmuştur. Peygamberimiz hayattayken Hz. Ali’ye biat edilmesi bahis mevzuu olur mu hiç ! Alın size bir yalan daha yalan dolu mübarek 324. Sayfada Resulüllah (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’in hastalığı anında sefere çıkmak üzere olan Üsâme ordusundan bahsederken şöyle diyor: “Ebûbekir ile Ömer sıradan asker idi. Bu mesele onların ağrına gidip, açıkça Üsame’nin komutanlığına itirazda bulundular.” Bu söz bir acem yalanı olup gerçek tamamen tersidir. Üsâme Hazretleri genç ve tecrübesiz olduğu için başka bir kumandan tayininin daha uygun olacağını söyleyenlere Hz. Ebûbekir (Radıyallahü anh); “Ben, Resûlüllah’ın tayin ettiği kişiyi kumandanlıktan alamam” diye cevap vermiştir. Hatta Hz. Üsâme at üzerinde olduğu halde kendisi yaya olarak onu Hazreti Resûlüllah’in tayin ettiği kumandan olarak uğurlamış, Üsâme (Radıyallahü anh) bundan sıkılıp ata onun binmesini isteyince de; “Allah yolunda birazcık da bizim ayağımız tozlansa ne olur” diye cevap vermiştir. 329. Sayfada ise Vefatından önce herkese hakkını vermek isteyen Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’in şöyle söylediğini yazıyor: “Ey halk, kimin sırtına kırbaç vurmuşsam… kime küfür etmişsem…” Hâşâ, Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’i başkalarına küfür eden biri olarak gösteriyor.!!!! Ağzından kaynaklara geçmiş tek bir argo dahi bulunmayan kuran ahlakıyla ahlâklanmış o büyük nebiye (sallu aleyh) 336. Sayfada ise Bütün tarihlerin yazdıklarına göre, Peygamberimiz, başı Hz. Aişe validemiz’in göğsüne yaslanmış olduğu halde vefat etmiştir. Şeriatî ise tarihe yalan bir not düşerek bu son hali şöyle anlatıyor: “Ali, Muhammed’in başını göğsü üzerine aldı.” Görüldüğü gibi, kitap boyunca Hazret kelimesini kullanmamakta ısrar ediyor. Öyle işte sevgili okurlar kitabın daha adından belli içeriği ama yine de hüsnü zannı olanlar için acizane bir inceleme yapmak istedim ki belki bir mümine faydamız dokunur da kendini korur itikadi bozukluktan. Belki beğendiniz belki de karşı çıktınız içinizden bu cümlelere, ama benim sözüm dediğim gibi şii olan bir kişiye veya dinle alakası olmayan birine değil zira herkesin inancı kendine göre doğrudur. O kişilere de zerre kadar karışmam çünkü inançları bu şekildeyse bunu düzeltmek için değil bir inceleme bir kitap dahi kifayet ve tesir etmiyor. ama biz eğer Ehli Sünnet isek, Allahın kulu olduğumuzu, islam mensubu olduğumuzu iddia ediyorsak buna dikkat etmek ZORUNDAYIZ!! Ve asla burada kimsenin ırkına, dinine veya siyasal fikrine saldırmadım saldırmak haddime de değildir! Sadece dini hassasiyeti olan bazı din kardeşlerimiz var ve Allah korusun buradaki bir kelimeyi dahi tasdik edip öyle inanmış olsalar uyarmadigim için vebale girmek istemem. Normalde itikadi yönden sıkıntılı kitapları okumamaya çalışır Dinin hassas konularını kendine göre yorumlayanlara dikkat ederim fakat belki bilmeyen ve Ali Şeriatiyi tanımayan biri kitabı almadan/okumadan önce merak eder de incelemelere bakıp dikkat eder diye okudum kitabı fakat tam anlamıyla çarpılmamak için bitirmek istemedim :) bu kadar yalanı görüp okuyunca yeter dedim cidden bu sayfalara kadar okumuş olmakta Şeriati'yi bilmekle beraber yeter nitekim yetti de arttı bile.... Kaç sattir bu incelemeyle meşgulum sözlerimi özenle seçmeye öyle yazmaya çalıştım uzun yerleri kısalttım. Velhasıl hata ve kusurumuz var ise (dini ve edebî açıdan) affola. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Rabbim cümlemizi kendi çizgisi olan ehl-i sünnet vel cemaatte daim, ayaklarımızı da bu yolda sabit eylesin... (Huzûru kalb)

ali şeraitinin yazdığı kitap içinde müthiş tespitler var muhammed peygamber 'i insanüstü bir varlık olarak değil bir insan olarak anlatmış bir kitaptır gel bak sana güzel bir paragraf alıntılayayım kitaptan "diktatörlük niçin kötüdür?çünkü diktatörün şahsiyeti dışındaki bütün şahsiyetler yok olup onun şahsiyetinde erir.milyonlarca çıkarcı insandan oluşan bir toplum,tek "ben",tek şahsiyet ve tek gerçek insana sahip olur.böylece toplum yoksullaşır ve geriler.ispanyol milleti,batı medeniyetine ilk ilham verenler,bugün bir grup protestocu dışında hepsi "franko" olmuşlardır.1933-1945 yılları arasında milyonlarca aktif insan,düşünür ve bilgin,almanya'da hitler'e,stanilist rusya'da gürcü soylu bir adama dönüşüvermiştir.diğerleri ne olmuştu?diğerleri ya korku ya da çıkarın etkisiyle imparatorun bastonu,tabancası,gözlüğü,kalemi ve otomobilinin uzantısı olmuşlardı " (Alaca Cafer)

Sosyolog Ali Şeriati: Spinoza ile Ali Şeriati arasında ilginç bir benzerlik gördüm: ikisi de yaşadıkları yüzyılın adeta aynı yılı doğmuş ve aynı yıl ölmüş; 44 yıl yaşamışlar. Kavramlara yükledikleri anlamlar bile aynı... . Yalnız Şeriati'nin bu kitabının ilk bölümlerini okuyunca düş kırıklığına uğradım. Yaptığı tarihi saptamalar isabetsiz. İslâm dünyasının çöküş başlangıcını 1924 Halifeliğin kaldırılmasıyla başlatıyor. Atatürk, 1515'te Halifeliğin alınışını gerçek çöküş nedeni sayıyor. Atatürk dediği için değil, araştırmalarımda ben de bu sonuca ulaştığım için Atatürk'e katılıyorum. Halifeliğin kaldırılması doğru değerlendirilseydi dünyanın önü müslümanlara açılırdı. . Şeriati, tarihin akışında bulunan nedeni ikiye ayırıyor: Sosyo ekonomik ve inanç diye. Ki hiç doğru değil. Tüm ideolojik akımlar ve Din'ler sosyo ekonomik nedenlerden patlayıp yayıldı. Muhammed'in karşısına dikilenler Allah inancı olan, namaz kılıp oruç tutan, Hac yapan insanlardı. Kavga mülk yani ekonomiden çıktı... . Şeriati'nin kitap konusunda tek sıkıntısı, üniversitede verdiği derslerin veya topluluk önünde yaptığı doğaçlama konuşmaların banta kaydedilip çözümlendikten sonra yazılmasıdır. Haliyle o anki ruh durumu, duygusal çıkışları, konunun içeriğine dair önemli tespitler yapmasına, ama sonuca ulaşmada hata etmesine neden oluyor... Eminim ki, öldürülmesinden iki yıl sonra Humeyni darbesini ve sonrasında yaşananları öngörseydi bir çok düşüncesini, özellikle Atatürk Cumhuriyetine önyargısını düzeltirdi... . İslâm'a sosyolojik bakışı ise görkemli. Okuyalım... . Ali Şeriati / Islam Nedir? Muhammed Kimdir? (Ta)

Kitabın Yazarı Ali Şeriati Kimdir?

Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی‎) (d. 1933, Sabzevar - ö. 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran'a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran'daki devrimci İslam'ın babası ve İran İslam Devrimi'nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur. Düşünceleri genel olarak "İslam'a dönüş" -"öz"e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam'ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında "sosyolojiyi İslamlaştırmaktan" ziyade "İslam'ın sosyolojik" bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.

Hayatı

Çocukluğu

Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran'da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmen olan Muhammed Taki'dir. Eğitim yıllarında ilk kez İran'ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal'den büyük ölçüde etkilenmiştir.

Eğitimi

Lisansını İran'da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin'den "Belh'in Faziletleri Tarihi" isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir Farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran'a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onuFransa'dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965'te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi'nde eğitim vermeye başlamıştır.

Ölümü ve etkileri

Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran'a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977'de SAVAK tarafından öldürüldü.

Tahran'ın büyük hastanelerinden birine Şeriati'nin ismi verilmiştir.

Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.

Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.

Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon'un "Yeryüzünün Lanetlileri" isimli eserini, Jacques Derrida'dan "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon'dan "Selman-ı Pak" adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.

Birçok eseri bulunan Ali Şeriati'nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.

wikipedia

Ali Şeriati Kitapları - Eserleri

  • Hac
  • İnsanın Dört Zindanı
  • Ali
  • Dine Karşı Din
  • Kendini Devrimci Yetiştirmek
  • Ebuzer

  • Anne Baba Biz Suçluyuz
  • Kadın (Fatıma Fatımadır)
  • Her Hicret Bir İnkılaptır
  • Muhammed Kimdir
  • Kendisi Olmayan İnsan
  • İnsan
  • Bilinç ve Eşekleştirme

  • Dua
  • Çocuklar ve Gençler
  • Dinler Tarihi 1
  • Dinler Tarihi 2
  • Şehadet
  • Aydın
  • İslam ve Sınıfsal Yapı

  • Marksizm
  • Kur'an'a Bakış
  • Hangi Şia?
  • Kapitalizm
  • İran ve İslam
  • İslam Bilimi (Ciltli) I-II
  • İbrahim'le Buluşma

  • İslam'ı Tanıma Metodu
  • Dünya Görüşü ve İdeoloji
  • Yeni Çağ'ın Özellikleri
  • Ne Yapmalı
  • Yalnızlık Sözleri 1
  • İslambilim 1
  • İslambilim 2

  • Biz ve İkbal
  • Aydınlara Umut Çağrısı
  • Ali Şiası Safevi Şiası
  • Hür Düşünce Mektebi
  • İslam Nedir Muhammed Kimdir
  • Mektuplar
  • Çöle İniş

  • İslam'ı Anlamak
  • İnsan Olmak
  • Kevir/ Bir Tarih Olarak Beliren Coğrafya
  • Muhammed'i Tanıyalım
  • Kültür ve İdeoloji
  • Kendini Bilmek
  • Yalnızlık Sözleri 2

  • Medeniyet ve Modernizm
  • Medeniyet Tarihi 1
  • Medeniyet Tarihi 2
  • İdeallerin Yenilgisi
  • Kapitalizm Uyanıyor mu?
  • Şia
  • Mükemmel Bir Cemaat Ali Şiası

  • Sanat
  • Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz
  • Ümmet ve İmamet
  • Adem'in Varisi Hüseyin
  • Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar
  • Kavramlar Sözlüğü
  • Muhtelif Eserler- I

  • Muhtelif Eserler- II
  • İslambilim 3
  • Bir Önünde Sonsuz Sayıda Sıfırlar
  • Tevhidi Altyapı
  • Bekleyiş - Karşı Tepki Dini
  • İslam Ekonomisi
  • İslam'ın Tarih Felsefesi

  • İslam Sosyolojisi Üzerine
  • Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
  • Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri
  • Yarının Tarihine Bakış
  • Sevmek Aşktan Üstündür
  • Terimler Sözlüğü
  • Gençler İçin İnanç ve Ahlak Prensipleri

  • Dine Dayanmak
  • Siret
  • Ali Şeriati'den Aforizmalar
  • Dinleri Tanımak
  • İki Sûre İki Yorum
  • Çağımızın Müslüman Kadından Beklentisi - Emperyalizme Karşı Müslüman Kadın
  • Toplumbilim Üzerine

  • Çar Zindanen İnsan-Eli Şerieti
  • Aşk ve Devrim
  • Ve Cevap Veriyorum
  • Öze Dönüş
  • Ayet Yorumları

Ali Şeriati Alıntıları - Sözleri

  • Diğer canlılar niçin yaşadıklarını anlamaları gerekmeksizin yaşarlar. Ama insana: "Yaşa!" dedikleri zaman "Nasıl?" diye sormadan önce "Niçin?" diye soruyor. Bundan dolayı insana,sadece nasıl yaşayacağını öğretmek yetmiyor. İnsan, aç olduğu sürece alışılmış hayat nimetlerinin peşinden gider ve gündelik dertlerini gidermek için çabalar; bu durumda bu sorulardan az ya da çok uzaklaşır. Fakat bu ihtiyaçlar giderildiğinde onun için insan olmanın temel ihtiyaçları ve nerede olması gerektiği gündeme gelir.Gercekten de gerçek din ve mutlak din duygusu bugün daha çok, daha ciddi ve daha hayatı bir ihtiyaç konusudur. (Dinler Tarihi 1)
  • Bu dünyada şu üç şeyi şunlarla ara: Gerçekliği, düşünce ve ilimle; iyiliği, ahlak ve dinle; güzelliği, sanatla. Ve aşk sana bu üç dünyanın da kapılarını açabilir. (Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar)
  • Başkalarıyla oldukça kendimi yalnız görüyordum. Yalnız kendimle, yalnız değildim. (Çöle İniş)
  • Diyorlar ki kafir, ölümden sonraki dünyaya inancı olmayan kimse demektir. Mümin ise bunlara inancı olan kimsedir. (Dine Dayanmak)
  • Peygamber, ağır düşüncelerin baskısı altında bunaldığında ve ruhunun çetin dalgaları ve düşüncelerinin yüksek miraçları karşısında takatsiz kaldığında, Ayşe' yi çağırıp " Benimle konuş ey Hümeyra( pembelim) ! diyordu. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
  • “Sezgisel ve tahmini değil, aksine gözle görme şeklinde olan kesim bilimsel ölçülere dayanarak ikinci neslimiz bizimle yabancılaştığını biliniz.” (İbrahim'le Buluşma)

  • Dua; öğreten, bilinçlendiren, iyilik ve güzelliği telkin eden bir metin, ruhu ruhani miraca götüren, ölüm gününden kurtaran, Allaha yaklaştıran, eğitip öğreten bir ilimdir. (Kavramlar Sözlüğü)
  • Kıyamette görmeye başlayıp başkalarını görme azabına uğrayacağımdan korkuyorum. [Ebulala Maarri] (İslambilim 2)
  • İbrahim'e bak! Sevgili evladını aşka kurban ediyor. (Ali Şeriati'den Aforizmalar)
  • "O sıfır aleminin içinde bir gibiydi." (Çocuklar ve Gençler)
  • Netice, yine umutsuzluk, nefret, sorumlu­luktan kaçma, kendi köşesine çekilme, mistik hayat, varoluşçu oyunlar vb .. (Medeniyet ve Modernizm)
  • Dua, yüzüne açılmayan hiçbir kapıyı çalmaz.. Dua, en yüksek ifade zirvesini, aklın karanlık gecesinde, Akıl bineğinin ayağı topalladığında, Aşk uçuşu sırasında bulur.. (Dua)
  • lnsan ne kadar daha fazla anlar ve ne kadar daha derin hissederse daha çok acı çeker ve sorumluluğu ağırlaşır. (Yalnızlık Sözleri 2)

  • Yarının tarihini yazarsak ancak, tarih değer kazanacaktır. Tarih, eğer yarını bilmemize, bugünün insanını ya da ortaya çıkacak insanı bilmemize yardımcı olmuyorsa, faydasız olacaktır. Çünkü tüm bilimler; insanları, geleceğin insanının hayatını ve bugün ile yarının insanının idealini anlamada, en azından yararlı olmak zorundadır. Geçmişteki insanı anlamak, kendimizi ve geleceğimizi anlamada bir başlangıç olmalıdır... (Yarının Tarihine Bakış)
  • Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık, yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet, nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa yoldan seçkin kılacak herhangi ber şeyi yapmayan namusluları kastediyorum. (Kapitalizm Uyanıyor mu?)
  • Komünizm ve kapitalizmin her ikisi de şekil farklılıklarına rağmen insana "ekonomik bir hayvan" olarak bakmaktadırlar. Aralarındaki bu şekil farkı bu hayvanın ihtiyaçlarını karşılamada hangisinin daha başarılı olabileceği meselesi üzerinedir. (İnsan)
  • Aydın ; son peygamberden sonra, peygambere benzeme eylemidir. Ümmi olmak ; halkın adamı olmaktır. Ümmetin hem içinde hem de dışında ayaklanmaktır. (Ne Yapmalı)
  • "Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Bilinç ve Eşekleştirme)
  • Halkın eleştirilerini özgürce yapamadığı bir toplumda eleştiriler, mizahla yapılır ve bu mizahlar bir araçtır. (Medeniyet Tarihi 1)
  • Kuran'ın Allah'ı insana yakındır, herkesle birliktedir. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)