Kitap Künyesi

Yazar: Ebu'l A'lâ el-Mevdudi

Çevirmen: Ali Genç

Yayın Evi: Pınar Yayınları

İSBN: 9789753520287

Sayfa Sayısı: 96

--reklam--

İslâm'da İhyâ Hareketleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Ebu’l Ala El- Mevdudi, 20. yüzyılın ortalarından itibaren çağdaş İslam düşüncesinde önemli etkisi olmuş isimlerden biri. Mevdudi’nin İslam tarihindeki tecdit hareketlerini ve müceddidleri yeniden okuma girişimi ve bu sayede İslam âleminde yaşanan krizi aşma çabası uzun yıllar etkisini sürdürdü, gerek İslamcıların gerekse İslami hareketlerin besleyici kanalını oluşturdu. İslam’da İhya Hareketleri, Mevdudi’nin Ömer bin Abdülaziz, dört imam, Gazzali, İbn Teymiyye, İmam Rabbani, Şah Veliyyullah Dehlevi gibi isimlerin siyasi ve ilmi çabalarını yeniden okuma girişiminin bir sonucu. Ufuk açıcı bir okuma deneyimi sunan kitap, sadece alim yahut adil yönetici portresi sunmak yerine, geçmiş birikimin günümüz açısındanönemine işaret eden, bu önemin altını ısrarla çizen bir metin. Mevdudi, burada İslam aleminin karşı karşıya kaldığı sorunlardan hareketle geçmişin muhasebesini yaparken, temelde ilim ile siyaset, alim ile felsefe, tecdit ile pratik ilişkilerini ele alarak öze dönüşün nasıl olması gerektiği üzerinde düşünüyor.

Dünyanın pek çok yerinde olduğunda gibi Türkiye'de de heyecan uyandıran İslâm’da İhya Hareketleri, İslam aleminde öne çıkan müceddidlerin bir bakıma öznel denebilecek bir bilançosunu çıkarıyor.

--reklam--

İslâm'da İhyâ Hareketleri Alıntıları - Sözleri

  • "Dini niçin kendi arzu ve çıkarlarınızda oyuncak hale getirdiniz?
  • Kendilerine alim denildiğinde gururlananlara derim ki: İlim diye gramer ve skolastizmi gördünüz ve bunlara bağlı olarakta yunan düşüncesinin mensupları hale geldiniz. İçinde bulunduğunuz yanlışları doğru kabul ettiniz. Halbuki şu bir gerçektir ki hakiki bilgi Kur’an ve Sünnette’dir.
  • İnançlar kalplerde sıkışıp kalmak için değil, bizzat pratik hayatta yerlerini almak için ortaya çıkarlar.
  • 'İlimden kendilerine çok az pay verilmiş insanların, nizam koyma, kanun yapma yetkilerini kendilerinde görmeye kalkmaları, sonu cehennem olan bir tağutluk iddiası olduğu gibi fazlasıyla gülünçtür de.'
  • "Maddi şeylere düşkünlükten başka hiçbir gayesi olmayan, ulema olarak tanınan kişiler ise küfre karşı çıkmadıkları gibi, fiili olarak savunucusu olmuşlardı."
  • Cahiliye de o kadar ileri gittiniz ki hayatı çekilmez hale getirdiniz. Mesela, düğünlerde fazlasıyla israfa kaçan harcamalar yapıyorsunuz. Boşanmayı çok zor bir hale getirdiniz. Dulları tekrar evlenmekten alıkoymak için her türlü tehdide baş vuruyorsunuz. Şunu unutmayın ki, Hak yolu, üzerinde bulunduğunuz yol değildir. Hak yol hayatınızı zorlaştırmaz, aksine kolaylaştırır.
  • "... bölge halkı ismen Müslüman olmaktan başka hiçbir özelliğe sahip değildir."
  • "Dini asıl şekliyle anlamaktan uzak insanlar kitlesi haline geldi tüm halk."
  • Resulullah sav buyurdu ki ; Bir gün gelecek ki, insanlar haramları helâl kabul etmek için o şeyin ismini değiştirecek­ler.
  • üzerinde bulunduğunuz bu hal'in İslâm'la hiçbir alakası yoktur...
  • 'Bizim bağlılığımız öncelikle şahıslara değildir. İslâm'ı şahıslardan hareketle değil, İslâm'dan hareketle şahısları değerlendiririz.'
  • "Dinden olmayanı dini göstermek, haramı helâl, helâli haram saymak, yaşantının normal özellikleri kabul ediliyor, buna göre davranılıyordu."
  • Kendisine halife olarak biat edildiğinde şu konuşmayı yapmıştı: "...Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Zira Allah korkusu her şeyden hayırlıdır. Bütün iyiliklerin anahtarıdır. Ahiretiniz için çalışınız. Allahu Teâlâ, ahireti için çalışanın dünyasını da mamur eder. İç âleminizi ıslâh edin ki, Allah dış dünyanızı ıslâh etsin. Devamlı ölümü hatırlayınız. Gelip çatmadan evvel ölüm için hazırlıklı olunuz..."
  • Her zaman her yerde, doğru arayış içinde olan insanlar olmuştur. Özellikle yaşadığı toplumun geçmişi İslâm olan insanlar için bu böyledir. İslâm’ı insanlara ulaştırmak iste­ yen mü’minler, bir zaman İslâm saflarında yer almış o in­ sanları şimdiki aşağılık durumdan kurtarmak için çalışıyor.
  • İslâm bir bütündür. O'nun hükümleri, doğruluğunu ancak bir bütünlük içinde en açık şekliyle gösterir. Yoksa İslâm, küfri yapının aksaklıklarını ıslah için gelmemiştir. Onun gayesi, her şeyiyle Hakk'tan oluşan bir yapı tesis etmektir.

--reklam--

İslâm'da İhyâ Hareketleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

20. Yüzyılın en değerli âlimlerinden birisi de kuşkusuz Ebu Ala El Mevdudi'dir. Diğer eserleri gibi bu eseri de çok ama çok değerli düşünceleri içeriyor. "İslâm'da İhya Hareketleri" nin nasıl olması gerektiği ve zamanında bu hareketler için mücadele vermiş; Ömer bin Abdülaziz, İmam Gazali, İbn Teymiyye, İmam Rabbani(Ahmet Serhendi), Veliyyullah Dehlevi gibi isimlerin yaptıkları tecdid hareketlerinin değeri ve bu hareketlerdeki eksiklikleri çok güzel bir şekilde ele almış. Bu tarz konulara ilgi duyanlar için çok değerli bir eser. (Volkan ÖZDEMİR)

Hacmi küçük olmasına rağmen, çok önemli konuları gündeme getirmektedir. Eser, genelde Dört Halife döneminden sonra meydana gelen tecdid hareketlerinin ve bu hareketleri oluşturan mücedditlerin kısa fakat, özlü bir değerlendirilmesi ve tarihçesi niteliğindedir. Ömer Bin Abdülaziz'den başlıyarak, Ebu Hanife, İmam Şafii, İmam Malik, Ahmed İbni Hanbel, İmam Gazali, İbni Teymiyye ve Şah Veliyullah Dehlevi'ye kadar uzanan bir tecdid hareketinin nasıl oluşturulduğu, bu müceddidlerin hangi güçlüklerle karşılaştıkları ve nasıl bir metod takip ettiklerini en temel noktalarıyla incelemektedir. Rabbim, Mevdudi ye rahmet etsin… iyi okumalar… (Emin)

İslam'da İhya Hareketleri Ayrıntılı İnceleme: İncemeyi bloğumdan okumak için tıklayınız: https://mklnc8.wordpress.com/2021/06/10/islamda-ihya-hareketleri-kitap-ozeti-mevdudi/ Mevdudi, birçok kitabında olduğu gibi bu kitabında da gerçek İslam’ı ve Müslümanlığı anlatma iddiasını taşıyor. Ebat olarak küçük ama mahiyet bakımından büyük kitaplardan biri. Kitap iki bölümden oluşuyor; Birinci bölümde; İslamla beraber, ateizm, politeizm ve asetizm (çilecilik) de dahil olmak üzere, en yaygın dört inanç sisteminden bahsetmiş. Ardından peygamberlerin görevleri, Asrı Saadet ve sonrası müceddidlerin gerekliliği anlatılmış. İkinci bölümün başında ise, müceddid ve müteceddidin farkına dikkat çekmiş ki İslam’ı ihya edecek gerçek müceddidlerle, müceddid kisvesine bürünenler karıştırılmasın. Bu ayrımdan şöyle bahsediyor: “Müceddid olanlar İslam’ı, cahiliyenin bütün pisliklerinden korumak, arındırmak ve dini sadece Allah’a ait kılmak için çalışırlar. Bu uğurda gerekirse mallarını harcar, canlarını feda ederler.” “Müteceddid ise birbirine tamamen ters olan bu iki inanç arasında önce bir bağlantı kurmak daha sonrada cahiliyeyi hakim kılmak için çalışır. Onun bazen İslam’dan bahsediyor görünmesi bir oyundan başka bir şey değildir. O, bütün kimliğiyle kafirdir ve küfür için çalışır.” (39-40. syf) Bu ayrımdan sonra da İslam tarihinde ön plana çıkmış birtakım müceddidlerin hayatından ve işlerinden genel olarak bahsetmiş. Bahsettiği müceddidler ise şunlar; 1. Ömer bin Abdülaziz (v. 101/720) Peygamber (sav)’in vefatından elli sene sonra doğmuştur. Bu nedenle birçok sahabi ve tabiinle karşılaşma imkanı bulmuş. Bu da İslami ilimlere yönelmesinin nedenlerinden birisidir. İslam’ı doğru bir şekilde öğrenmesi, içinde hilafet kurumunu ihya etmek için gayret uyandırdı. Yönetime geçer geçmez de cahiliye kalıntılarını silmeye ve İslam’ı ihya etmeye çalıştı ve elinden geldiği kadar bu gayeyi gerçekleştirdi. 2. Dört İmam; -Ebu Hanife (v. 150/767) -İmam Malik (v. 179/795) -İmam Şafi (v. 204/820) -Ahmed Bin Hanbel (v. 241/855) Ömer bin Abdülaziz’den sonra cahiliye tekrardan canlandı. Toplum içindeki inanç karışıklılıkları , yönetimdeki kişilerin servet, lüks ve eğlence düşkünü olmaları, bu dönemde gerçek İslamı açıklayan alimlerin olmasını engelleyemedi. Yönetimdeki bu kişilerin güç, tehdid ve işkenceleri alimleri doğru yoldan döndüremedi. -Ebu Hanife hem emeviler hem de Abbasiler tarafında nice tabikata maruz kalmıştır. Bir rivayete göre zehirlenerek öldürülmüştür. -İmam Malik ise Abbasiler zamanında birçok işkenceye tabi tutulmuş hatta bu işkencelerden dolayı kolu bile kırılmıştır. -İmam Şâfiî de alakası olmadığı halde yönetime karşı çıktığı iddiasıyla idama giderken son anda kıl payı kurtulmuştur. -Ahmed bin Hanbel Abbasi hükümdarı memun ve mutasım saltanatında aynı şeyleri yaşamış nice baba yiğitin dayanamayacağı işkencelere dayanmıştır. Bu dört imamın da yüklü bir ilmî birikimi vardı, hepsi bir ekol kurucusuydu, nice işkencelere rağmen davalarından asla vazgeçmediler. 3. İmam Gazzali (v. 505/1111) Cahiliyenin içine doğdu ve ilk eğitimini bu sistemin içinde aldı ama bir müddet sonra asıl gerekli olanlara yöneldi. Zamanın en büyük medresesinin baş müderrisi oldu. Engin ilmi birikimi sayesinde zamanındaki insanların her alanda yozlaştıklarını gördükçe ruhsal rahatsızlık hissetti. Bundan dolayı yaklaşık 10 yıl boyunca uzlete çekildi. Bu on yıldan sonra tecdid hareketine girişti; ümmete önder kişiler yetiştirmek için okul açtı ama düşüncelerini gerçekleştirme fırsatı bulamadı çünkü bundan altı yedi yıl sonra vefat etti. 4. İbn Teymiyye (v. 728/1328) İmam Gazzali’den sonra dünyada müslümanlar zayıf düştü ve müşriklerin istilası altına girdiler. Her ne kadar insanların İslam’ı kabul etmeleri iyi bir gelişme gibi gözükse de, yeni müslüman olan bu kişiler önceki cahiliye inançlarını olduğu gibi İslam’a taşımışlardı. Böylece dinden çok uzak olan şeyler, din gibi addedilerek, yöneticiler de dahil olmak üzere topluma girmeye başladı. Bu ortamda İslam hakikatini açıklamak göze alınacak bir şey değildi. Bunlara rağmen İbn Teymiyye İslam sancağını kaldırdı. İbn Teymiyye, Kur’an konusunda derin bilgiye sahipti. Hadiste ise zamanının en güvenilir kişisiydi, Fıkhî ilmi de tartışılmaz derecedeydi, mantık felsefe ve rasyonel ilimlerini ise herkesten daha çok biliyordu. Yahudilik ve Hıristiyanlık hakkındaki bilgisi bir yahudi veya hristiyan aliminden daha fazlaydı. Bu engin bilgisi karşısında ilimle cevap vermeye aciz kalanlar, onu hapis ve işkenceyle susturmaya çalıştılar ama bu onu yıldırmadı. Hapiste de ilmî çalışmalarına devam etti. En sonunda kalem ve kağıtlarını elinden aldıkları için hastalanıp öldü. 5. Ahmet Serhendi (İmam Rabbani) (v. 1034/1624) Düşman istilaları başta hindistan olmak üzere tüm İslam alemini etkisi altına almıştı. Kötülükler, ahlâkî bozulmalar, Ekber döneminde zirveye ulaştı. Ekber idaresi, İslam’ı çöl Araplarının dini olarak tanımlamaya, Hz. Peygamber’e olur olmaz laflar söylemeye başladılar. Bahailik inancını benimsediler. Bu inanca göre, bir din bin yıldan daha fazla yaşayamaz. Bin yıl sonra geçerliliğini kaybeder ve yeni bir din oluşturmak gerekir. Böylece yeni bir din oluşturdular. Ekber’in Allah’ın halifesi ve seçilmiş kul olduğunu iddia ettiler. Hatta ona secde edecek kadar alçaldılar. O günlerde Serhend’de Ahmet adlı bir genç dikkat çekiyordu. İlimde geniş bir kavrayışa sahipti. Hocası onun hakkında, bu genç halka hakikatleri anlatan bir önder olacak, demişti. Dediği de gerçekleşti. Hakikatlerin farkında olanlar vardı ama hakikatleri açıkça savunan tek kişi Ahmet Serhendî oldu. Bu yolda yalnızdı, kimseden yardım görmedi. Sözleriyle, zulümlerine set çektiği zorbalar onu durdurmak için birçok yol denediler, bir müddet zindana attılar. Allah’tan başkasına secde etmeyi reddettiği için kaleye hapsettiler. Sonradan hükümdar olan Cihangir, onun öğrencilerinden birisi oldu. Hükümdar Cihangir’in oğlu Hürrem Ahmet Serhendî tarafından İslam üzere eğitildi. Böylelikle İslamın genel olarak hakim olmasına zemin hazırlandı. Ahmet Serhendî’nin vefatından kısa süre sonra doğan Alemgir, Ekber’in torunu olmasına karşın İslam’ın samimi bir taraftarı ve savunucusu oldu. Böylece Ahmet Serhendî uğrunda emek verdiği şeyler gerçekleşti. 6. Şah Veliyyullah Dehlevi (v. 1176/1762) Ahmet Serhendî’den uzun bir müddet sonra Delhi yakınlarında dünyaya gelmiştir. Şah Veliyyullah Dehlevi, ifade, anlayış ve kavrayış gücü ile vardığı sonuçların isabetliliğiyle hakkı başarıyla savundu. Bu başarısını, zamanındaki cahiliyenin içinde yazdığı eserlerinden öğrenebiliriz. O, İslam adı altında yer alan her şeye eleştirel bir bakış sergiledi. Mevdudi, kitapta buna dair alıntılar yapmıştır. Fıkıhta sadece bi ekole müracaat edilmesini eleştirdi. Nitekim kendiside gerektiğinde bütün ekollere başvurmuştur. O halde bu rabbani âlim Şah Veliyyullah Dehlevi’nin ilim ve davet tecrübesinden faydalanmalıyız. Ayrıca müslümanların kalkınmasına yönelik kaygı taşıyan her kişinin ona başvurması gerekmektedir. 7. Seyyid Ahmed (v. 1898) ve 8. İsmail Şehit (v. 1246/1831) Bu iki zat özellikle Hint kıtasında birer önder oldular. Her ne kadar tek başlarına birer müceddid sayılmamış olsalar da, bir müceddid olan Şah Veliyyullah Dehlevi’nin davasının etkileri sönmeye başladığında onu yeniden diriltmişlerdir. Böylece Şah Veliyyullah Dehlevi’nin başlattığı değişim, öğrencileri sayesinde Hint kıtasının dört bir yanına yayılmıştır. Resulullah’ın ashabını hatırlatan insanlar yetiştirmişler ve Batı Hindistan başlayan bir cihat hareketine kalkışmışlardır. Sonuç olarak, kitap bu müceddidlerin hayatını aktararak şu mesajı vermek istemiştir: Bir müceddidin işinde sadece dini bilgileri değil pozitif ilimleri, yaşadığı çağı ve bu çağın getirdiği sorunlarıda iyice bilmesi gerekir. Eski müctehidleri kör taklit yerine tecrübelerinden gerektiği oranda istifade edilmelidir. Rümeysa Kılınç 10.06.2021 (Rümeysa Kılınç)

--reklam--

İslâm'da İhyâ Hareketleri PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ebu'l A'lâ el-Mevdudi - İslâm'da İhyâ Hareketleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İslâm'da İhyâ Hareketleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ebu'l A'lâ el-Mevdudi Kimdir?

Mevdudi, 25 Eylül 1903 yılında Pakistan'ın Haydarabad Dekran bölgesinde doğdu. Hint Yarımadası'nın büyük alim yetiştiren ailelerinden birine mensup olan Mevdudi'nin babası, çocuğunu İngiliz eğitiminden uzak özel bir eğitimle yetiştirdi. Özel öğretmenlerden aldığı derslerle yetişen Mevdudi; İngilizce, Arapça ve Farsça öğrendi.

1920'de babasının vefatı üzerine çalışma hayatına atıldı ve 17 yaşında iken Hint Kıtası Müslümanlarının büyük ilgi ile izlediği el Camiat Gazetesi'nin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. Daha sonra Tercüman'ul Kur'an adıyla bir gazete çıkarmaya başladı. 1941 yılında Cemaat-i İslâmiyye'yi kurdu ve 1976 yılına kadar bu teşkilatın liderliğini sürdürdü.

Ebû'l-A'la Mevdûdî, fıkıh, ekonomi, siyaset, tarih, siyer, sosyoloji, kültür tarihi ve Kur'an bilimleriyle ilgili önemli eserler yazdı ve bu eserleri dünyanın neredeyse bütün dillerine çevrildi. Yüzyılımızın en büyük bilginleri arasından yer alan Mevdûdi, 22 Eylül 1979'da Amerika'da tedavi gördüğü Buffalo Hastahanesi'nde vefat etti.

--reklam--

Ebu'l A'lâ el-Mevdudi Kitapları - Eserleri

  • Kur'an'a Göre Dört Terim
  • Gelin Müslüman Olalım
  • İslam'a Giriş
  • Gelin Bu Dünyayı Değiştirelim
  • Kur'an'ı Nasıl Anlayalım
  • Hicab
  • İslamda Cihad
  • Tefhimu'l-Kur'an - 1.Cilt (Büyük Boy)
  • Tefhimu'l-Kur'an - 2.Cilt (Büyük Boy)
  • İslami Kavramlar
  • İslâm'da İhyâ Hareketleri
  • Tefhimu'l-Kur'an - 3.Cilt (Büyük Boy)
  • Tefhimu'l-Kur'an - 7.Cilt (Büyük Boy)
  • Tefhimu'l-Kur'an - 4.Cilt (Büyük Boy)
  • Tefhimu'l-Kur'an - 6.Cilt (Büyük Boy)
  • Tefhimu'l-Kur'an - 5.Cilt (Büyük Boy)
  • Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı
  • Sünnetin Anayasal Niteliği
  • İslam Davetçilerine
  • İslamda Siyasi Sistem
  • Hilafet ve Saltanat
  • İslam İnkılabının Süreci
  • Cihad
  • Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali
  • İslamın Geleceği ve Öğrenciler
  • İslam'ı Anlamaya Doğru
  • Tevhid Bilinci
  • Siret-i Nebi (Arapça-Türkçe)
  • İslami Hareketin Ahlaki Temelleri
  • İslam'da Aile Hukuku
  • Fetvalar
  • Faiz
  • Müslümanların Temel Problemi ve Çözümü
  • İslam'ın Çağrısı
  • Cebir ve Kader Problemi
  • Fıtrat Bilinci
  • İslam Savaşçısının Ahlaki Stratejisi
  • İslam Medeniyeti
  • İslam'ın Anlaşılmasına Doğru
  • İslam'da İnsan Hakları
  • İslâmda Savaş Hukuku
  • İslam Nizamı
  • Tefhimu’l-Kur’an: Kısa Surelerin Tefsiri
  • Cuma Konuşmaları
  • Namaz Bilinci
  • İslam Ekonomisinin Temel İlkeleri
  • Barışın Yolu
  • Yeniden Diriliş Yolunda Engeller Öneriler
  • Tevekkül Bilinci
  • İman Bilinci
  • İslam ve Eğitim
  • Tefhimu'l-Kur'an Kur'an'ın Anlamı ve Tefsiri (7 Cilt Takım - Küçük Boy)
  • İslam ve Çağdaş Medeniyet
  • Modern Çağda İslami Meseleler
  • İslam ve Cahiliye
  • İslam'da Hükümet
  • Mücadele Bilinci
  • Tefhimu’l-Kur’an
  • Kur'an ve İnsanlık
  • Hitabeler
  • İslam Bilinci
  • Sünnet Bilinci
  • İslam Nazarında Doğum Kontrolü
  • İslamı Doğru Anlamak
  • Takva Bilinci
  • Günümüzde İslam
  • Kıyamet Bilinci
  • Ümmet Bilinci
  • Cahiliye Bilinci
  • Kur'an Bilinci
  • İnfak Bilinci
  • Sabır Bilinci
  • Devlet Bilinci
  • İslami Yaşama Biçimi
  • İslami Hareketin Dinamikleri
  • Müslüman Gençliğin Görevi
  • Müslümanca Yaşamak Üzerine
  • Salah ve Fesat
  • İslami Hareketin Stratejisi
  • İslam'da Ahlak Nizamı
  • Kur'an'da Firavun
  • İslam Hukukunda Sünnetin Yasal Konumu
  • İslam’da Yönetim Tartışmaları ve İnsan Hakları
  • Sünnetin Anayasal Niteliği
  • Dua Bilinci
  • Cihad Bilinci
  • Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı 2. Cilt
  • İslam'ın İstikbalinde Talebeler
  • İslam Vahdeti ve Irkçılık
  • İslam Dinine İlk Adım
  • Kur'an'ın Dört Temel Terimi
  • Tefhimu'l Kur'an Meali
  • Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı 1. Cilt
  • Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı 3. Cilt

--reklam--

Ebu'l A'lâ el-Mevdudi Alıntıları - Sözleri

  • "Asra yemin olsun ki, insan Ziyan içindedir. Ancak inanıp Salih amellerde bulunanlar birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabır tavsiye edenler istisna." (Asr,1-2-3) (Tevhid Bilinci)
  • Kur'an-ı Kerim'de anlam ve sözcüklerin her ikisi de Allah'ındır. Bunlar olduğu gibi insanlara iletilmek üzere Resulullah'a indirilmiştir. Bu nedenle bunlara vahy-i metluv denilir. Vahyin diğer türü, yani "gayr-i metluv" niteliği, yapısı ve amacı bakımından bundan tamamen farklıdır. Bunlar Resulallah'a yol göstermek amacıyla inerdi. İnsanlara, Allah'ın sözleriyle değil, Hz. Peygamber'in buyruk, karar ve işleri olarak ulaşırdı. Bir kişi, Hz. Peygamber'e ilk tür vahiylerin geldiğini kabul ediyorsa, başka türlü bir vahyin de geldiğini niçin kabul etmiyor? Kur'an'ın mucizevi kelamı, bunun ilahi kelam olduğunu bize kanıtlıyorsa, peki Resul-u Muhterem'in mucizevi hayatı ve mucizevi işleri, Allah'ın rehberliğinin sonuçları olduğu konusunda bizi niçin ikna edemesin? (Sünnetin Anayasal Niteliği)
  • Ey Allah'ı zikreden ve O'na ibadet eden kimseler(!) boynunuza kölelik, zulüm halkasını geçirten sebep nedir? (İslami Kavramlar)
  • Hz.Ömer Sahâbîlere: “–Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde... diye başlayan Nasr Sûresi hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordu. Bir kısmı: “–Yardım görüp fetih gerçekleşince Allah’a hamd ve istiğfar etmekle emrolunmaktayız.” dedi. Kimi de hiç yorum yapmadı. Ömer (r.a) bu sefer bana hitâben: “–Ey İbn-i Abbâs! Sen de böyle mi düşünüyorsun?” dedi. Ben: “–Hayır!” dedim. “–Peki, ne diyorsun?” diye sordu. Ben de: “–Bu sûre, Efendimiz’in(sav) ecelinin geldiğini kendisine haber verdi. Allah’ın yardımı ve fetih sana gelince -ki, bu Sen’in ecelinin geldiğinin alâmetidir- Rabbini hamd ile tesbih et, bağışlanma dile! Çünkü o tevbeleri kabul edendir.” buyruluyor dedim. (Tefhimu'l-Kur'an - 7.Cilt (Büyük Boy))
  • Hidaye'de mesele şu şekildedir. "Kitabi kadınlarla evlenmek caizdir fakat evlâ olan zaruret bulunmadıkça onlardan evlenmemek ve kestiklerini yememektir. Harp ehli kitabî kadınlarla evlenmek icma ile mekruhtur çünkü bu şekil evlenme ile erkeğin kadınla beraber diyar-ı harpte yaşaması ihtimali ve dolayısıyla doğacak olan çocukların kafirlerin ahlakından etkilenmeleri söz konusu olacağı için fitne kapısı açılmış olur." (Modern Çağda İslami Meseleler)
  • İman, istek ve histen ibaret değildir. Ancak kalpte yerleşip amelde kendini gösterendir.. (İslamda Cihad)
  • "Gidilecek yeri aynı olmayanların hayat yolu nasıl bir olabilir ki? (Takva Bilinci)
  • Dünya'da hiç bir yer yoktur ki orada Müslümanların yerleşim yeri olmasın ve orada ezan okuyarak Resulullah'ın risaleti ilan edilmesin.Namazda da Resulullah'a salavat getirilir.Cuma hutbesinde de Resulullah zikredilir.Senenin on iki ayının hiçbir günü ve günün 24 saatinin hiç bir ânı yoktur ki yeryüzünde bir yerde Resulullah zikredilmesin.Bu, Kur'an'ın doğruluğunun açık ispatıdır. (Tefhimu'l-Kur'an - 7.Cilt (Büyük Boy))
  • 'İlimden kendilerine çok az pay verilmiş insanların, nizam koyma, kanun yapma yetkilerini kendilerinde görmeye kalkmaları, sonu cehennem olan bir tağutluk iddiası olduğu gibi fazlasıyla gülünçtür de.' (İslâm'da İhyâ Hareketleri)
  • "Hevasını kendisine ilâh edinen kimseyi gördün ya. Allah, onu bir ilim üzerine şaşırtmış kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne de bir perde çekmiştir. Artık ona Allah'tan başka kim hidâyet edebilir? Hâlâ düşünmez misiniz? (Ayet;23) (Takva Bilinci)
  • Ikinci Bölüm: İkinci bölüm ise, İslam'a hizmet et meye gönül vermiş askerleri yetiştiren bir atölye olacak ur. Bunların köşe taşları iffet ve dolandırıcılıktan uzaklık olan erdemli bir ahlakla bezenmeleri gerekir. Ayrıca bakış lanı kesinlikle soylu gayelerinden başkasına yönelmeme lidir. Şiarları, bu gaye uğrunda fedakârlık ve çaba göster mek olmalıdır. İşinde sade, sıkı ve istikrarlı olmakla tanınan fertlerden oluşan bu genç gruptan, hedeflenen devrim par tisinin çekirdeği oluşacaktır. İşlerinde ve davranışlarında nizamın, kardeşliğin ve dayanışmanın ruhu onlara hâkim olur, öyle ki insanlar onlarda, iki ayağı üzerinde yürüyen İslam'ı görür. (Müslümanların Temel Problemi ve Çözümü)
  • İslâm nizâmı, gayri meşru parayla kurulamaz. (Gelin Bu Dünyayı Değiştirelim)
  • İnsana bedeni varlığı için değil de ahlaki sıfatları için insan denilmektedir. (Mücadele Bilinci)
  • Nitekim hakikati bilmek için bizzat Allah'ın ilmi kâfidir. (Tefhimu'l Kur'an Meali)
  • İmanın İslam ile olan ilgisi, ağacın tohumla olan ilgisi gibidir. Tohumun içerdiği güzellikler, ancak o tohumdan gelişen ağaçta gözlenebilir. Öyleki ağacı iyice incelediğiniz zaman tohumda olan tüm özellik ve güzellikleri rahatlıkla görebilirsiniz. (Mücadele Bilinci)
  • Siz bir Müslümanın ahlâk ve karakterini iyice kavrarsınız, bir Müslümanın hiçbir zaman dünyada rezil , mahkum ve mağlup olarak yaşamayacağına yürekten inanırsınız. Bir Müslüman her zaman galip ve hakim olarak yaşar , çünkü İslâm'ın onda yaratmış olduğu özellikler hiçbir güç bastıramaz. (İslam'a Giriş)
  • Bir kulun Rabbine en yakın anı, secde ettiği andır. (Tefhimu’l-Kur’an: Kısa Surelerin Tefsiri)
  • Gözler O'na ulaşamaz. Ancak O, gözlere ulaşır. O, her şeye derinlemesine nüfuz eder ve her şeyden haberdardır. (Tefhimu'l Kur'an Meali)
  • Ben sizden birini, Allah'ın bana havale ettiği bir devlet işi için vergi memuru olarak gönderiyorum da geri döndüğünde bana; 'Şu mal devlet malı, şu da bana verilen hediyedir' diyor. Bu doğru olsaydı, acaba babasının anasının evinde otururken de kendisine böyle hediyeler verilir miydi? (Fetvalar)
  • İslam, imanın fiiliyata aktarılmış halidir. (Mücadele Bilinci)