Kitap Künyesi
Yazar: Ali Şeriati
Yayın Evi: Fecr Yayınevi
İSBN: 9786055482435
Sayfa Sayısı: 583
İslam'ı Tanıma Metodu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bugün bilmediğimiz, tanımadığımız bir şeye tapma zamanı değildir. Özellikle okumuş yazmış olanların, kendi mukaddeslerini tanıma konusundaki görevleri daha da ağırdır. Bu sadece İslamî bir görev değil, aynı zamanda bilimsel ve insanî bir görevdir de. Herkesin şahsiyeti kendi inançlarını tanıdığı ölçüde değer taşır. Çünkü inanç, tek başına bir erdem değildir. Tam olarak bilmediğimiz bir şeye inanıyor olmamızın fazla bir değeri yoktur. Aksine erdem, inandığımız bir şeyi iyice bilmektir. Madem ki biz İslam’a inanıyoruz, o halde onu doğru tanımak ve doğru tanımak için de doğru bir yöntem seçmek zorundayız.
Şimdi şu soruyu sormalıyız: Hangi yöntem, İslam’ı doğru tanıma yöntemidir? İslam’ın hakikatlerini tanımak için Avrupaî yöntemlerden birini, mesela doğal, psikolojik veya sosyolojik bir yöntemi taklit etmek ve yararlanmak zorunda değiliz; aksine kendimiz yöntem seçimi konusunda bir yenilik yapmak için çaba harcamalıyız. Elbette Avrupa’nın bilimsel yöntemlerini tanımak gerekir, ama onları “cebren” taklit etmeye gerek yoktur. Bundan dolayı bizim vazifemiz, İslam hakkında bir araştırma yapmazdan önce, İslam’ı araştırmanın en iyi yöntemini seçmektir.
İslam'ı Tanıma Metodu Alıntıları - Sözleri
- Toplumculukta insanın feda olduğunu, insanlığın zincire bağlandığını, makine parçası olduğunu, idare uzvu, zincir halkası ve nihayetinde iğreti değeri olan ve varlığının toplumda ve kitle için yok olduğu ölçüde asil olduğunu ve çevreye faydalı olduğu kadar değer taşıdığını görüyoruz!
- Taş gibi güçlü ama yalnız, dağılmış ve her an düşüp dökülme tehlikesi içindeki insan!
- Sadece Allah'ın varlığıyla dünyaya ve insana anlam verilebilir.
- Yalnızlık hangi toplumda insana daha çok acı verir? Açık toplumda, benlerin toplumunda, gelişmiş toplumda.
- Ölüm, bizzat hayat kadar büyük bir iştir.
- Ama tarih, ferdî veya öğretisel zaferi irade ettiği zaman, önceden yolunun üzerindeki bütün engelleri kaldırır.
- Her şey insanın hizmetinde olmalıdır: felsefe, din, ilim, araştırma, öğretim, eğitim, edebiyat ve sanat toplumun, milletin ve insan türünün peygamberlik sorumluluğunu üstlenmelidir.
- Tevhid esasından sapmış dinde insan, Gök tanrılarına kuldur ve hayat ölümden sonraki cennete feda edilmiştir, modern dünyada ise insan yer tanrılarına kuldur ve hayat ölümden önceki cennete feda edilmiştir.
- Herkes ölüm döşeğinde kendisidir.
- " İhtiyar bir kadının onunla işi vardı ; işte Peygamber karşısındadır! Peygamber kendisiyle işi olduğunu anlar ve durur; gelmediğini görünce ona doğru gider. Kadının kekelemeye, elini ayağını yitirmeye başladığını görür. Peygamber gider, tıpkı kendi çocuğu gibi, ihtiyar kadının omuzundan tutarak, "Anacığım kimden korkuyorsun?" der. "Ben kimim ki? Ben süt sağan o Kureyşli kadının oğluyum, sen kimden korkuyorsun?" İşte yeni bir değerler sistemi inşa edilmiştir ve öteki değerler sistemini değiştirmektedir. "
- Yapmamak anlamadan yapmaktan daha iyidir !
- Insan ölümün kokusunu alınca samimileşir herkes ölüm döşeğinde kendisidir.
- İnsan hayatta kendisini daima gizler. her zaman başkalarının gözüne gelen bir görünüş altında gizlidir. ömrü boyunca yüzüne örttüğü maskeyi genellikle çıkardığı iki yer vardır: hapishane hücresi ve ölüm döşeği. Bu iki yerde, özellikle ölüm anında herkesin gerçek yüzünü görmek için değerli bir fırsat ele geçer.
- Savaş meydanın ihtişamını, kılıcın güzelliğini ve bulutun kadife yumuşaklığını hissederler; ama bir ruhun görkemini, bir düşüncenin güzelliğini ve bir duanın yumuşaklığını anlamazlar.
- Ömer'in adaleti insanlık tarihinde dillere pelesenk olmuştur ve muhakkak ki insanlık tarihinde Ömer gibi bir hâkim gelmemiştir ve hiç şüphesiz insanlık tarihinde o yillardakine benzer bir siyasi hükümet de var olmamıştır.
İslam'ı Tanıma Metodu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Heyhat; siz o insansınız ki, zâhirde el attığı doğruların bile bâtınında fesat yatmaktadır. Siz, yirminci değil, belki yirmi bininci defa kendisini göstermiş bir "nâfile"siniz! yazar/necip-fazil-kisakurek / kitap/cerceve-5--51174 / CÜCE VE DEV POLİTİKACI (zaimoğlu mehmet)
Kitabı okuduğunuzda, inançlı olun ya da olmayın, gerçekten de islamı tanımanın bir metod dahilinde söz konusu olabileceğini fark ediyorsunuz. Ali şeriati,kitabında, bu metodun bir kaç formülasyonunu açıklamaya çabalıyor. Bağnaz ve mutassıp kafaların topluma yutturduğu islamiyeti adeta bir jiletle kafanızdan kazıyıp atıyor ve islam peygamberini,onun devrimci kişiliğini, olağanüstü kavrayışını,insanlığını,zerafetini ve tuhaf yaşam öyküsünü damarlarınıza akıtıyor ve beyninizin en ücra kıvrımını şimşek gibi yalayıp geçen bir sızı bırakıyor algı sinirlerinizde. Bunu yaparken uydurmalara ya da rivayetlere ya da mesnetsiz yorumlamalara sapmıyor , her kelimesi binbir araştırmanın ürünü olan bir sadakatten ve matematikten ödün vermiyor. (Tauman)
Kitap, üç ana bölüme çeşitli konularda yapılmış ekleri de içeren dört bölümden oluşur. Şeriati, bu kitabı Müslümanların çoğunlukta olduğu toplumların dini ve din dışı kişilikleri için yazmış. "Dini kesime şuurlu, din dışı kesime de insaflı aydın yetiştirmede İslam'ın rolü nedir?" sorusuna cevap aranmıştır. Bu bakımdan yazar, "tanıma" ve "inanma"yı iki ayrı eylem olarak ele alır. Bir Müslüman, iman ettiğini tanımak zorundadır. Ancak bir din dışı aydın, inanma zorunluluğu duymasada İslam'la ilgili konuşacaksa İslam'ı tanımak zorundadır. Tanıma, imanı zorunlu kılmaz ken; iman, tanımayı zorunlu kılar Ali Şeriati'ye göre. Peki ister bir din (dindarlar için), ister bir sistem (aydınlar için) olarak kabul etsek de İslam'ı hangi metotla tanıyacağız? Şeriati, bunun için beş kıstas geliştirir. Kıstaslar mukayeseye dayalıdır. "1. Her dinin tanrısı veya tanrıları ( Burada dinlerin hak veya batıl üzere olmasından bahsedilemez. Çünkü Hak dini tanımak için batıl dini de incelemek gerekir.) yani bu dinin mensupları tarafından inanmayan kişi veya varlık. 2. Her dinin peygamberi, yani bu dinin risaletini ortaya koyan kimse. 3. Her dinin kitabı, yani bu dinin getirdiği ve halkı ona inanmaya ve amel etmeye davet eden kanuni sistem. 4. Her dinin ortaya çıkış şekli ve peygamberin muhatapları. 5. Her dinin yetiştirdiği özel kişiler. ( Sayfa 70/71)" incelenmelidir. Şeriati, ateşli bir mümin ve sağduyulu bir aydın tipinin en başarılı birleşimidir. Dine duyduğu derin bağlılık, bilimsel çıkarımlarıyla çok güzel kaynaşmıştır. İçinde yaşadığımız çağın sorunlarına (birey ya da toplum bazında sorunlar) Müslümanca cevaplar bulmuştur. Geleneklerin konfor alanının dışına çıkamayan kişilere göre kişiyi sarsan, uyuşukluğu ortadan kaldıran ve rahatsız edici bir üslubu var. Türkiye'de de ciddi bir kitlesi bulunan bu büyük öğretmeni herkese tavsiye ederim. (Pınar Mi)
Kitabın Yazarı Ali Şeriati Kimdir?
Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی) (d. 1933, Sabzevar - ö. 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran'a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran'daki devrimci İslam'ın babası ve İran İslam Devrimi'nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur. Düşünceleri genel olarak "İslam'a dönüş" -"öz"e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam'ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında "sosyolojiyi İslamlaştırmaktan" ziyade "İslam'ın sosyolojik" bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.
Hayatı
Çocukluğu
Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran'da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmen olan Muhammed Taki'dir. Eğitim yıllarında ilk kez İran'ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal'den büyük ölçüde etkilenmiştir.
Eğitimi
Lisansını İran'da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin'den "Belh'in Faziletleri Tarihi" isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir Farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran'a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onuFransa'dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965'te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi'nde eğitim vermeye başlamıştır.
Ölümü ve etkileri
Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran'a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977'de SAVAK tarafından öldürüldü.
Tahran'ın büyük hastanelerinden birine Şeriati'nin ismi verilmiştir.
Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.
Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.
Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon'un "Yeryüzünün Lanetlileri" isimli eserini, Jacques Derrida'dan "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon'dan "Selman-ı Pak" adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.
Birçok eseri bulunan Ali Şeriati'nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.
wikipedia
Ali Şeriati Kitapları - Eserleri
- Hac
- İnsanın Dört Zindanı
- Ali
- Dine Karşı Din
- Kendini Devrimci Yetiştirmek
- Ebuzer
- Anne Baba Biz Suçluyuz
- Kadın (Fatıma Fatımadır)
- Her Hicret Bir İnkılaptır
- Muhammed Kimdir
- Kendisi Olmayan İnsan
- İnsan
- Bilinç ve Eşekleştirme
- Dua
- Çocuklar ve Gençler
- Dinler Tarihi 1
- Dinler Tarihi 2
- Şehadet
- Aydın
- İslam ve Sınıfsal Yapı
- Marksizm
- Kur'an'a Bakış
- Hangi Şia?
- Kapitalizm
- İran ve İslam
- İslam Bilimi (Ciltli) I-II
- İbrahim'le Buluşma
- İslam'ı Tanıma Metodu
- Dünya Görüşü ve İdeoloji
- Yeni Çağ'ın Özellikleri
- Ne Yapmalı
- Yalnızlık Sözleri 1
- İslambilim 1
- İslambilim 2
- Biz ve İkbal
- Aydınlara Umut Çağrısı
- Ali Şiası Safevi Şiası
- Hür Düşünce Mektebi
- İslam Nedir Muhammed Kimdir
- Mektuplar
- Çöle İniş
- İslam'ı Anlamak
- İnsan Olmak
- Kevir/ Bir Tarih Olarak Beliren Coğrafya
- Muhammed'i Tanıyalım
- Kültür ve İdeoloji
- Kendini Bilmek
- Yalnızlık Sözleri 2
- Medeniyet ve Modernizm
- Medeniyet Tarihi 1
- Medeniyet Tarihi 2
- İdeallerin Yenilgisi
- Kapitalizm Uyanıyor mu?
- Şia
- Mükemmel Bir Cemaat Ali Şiası
- Sanat
- Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz
- Ümmet ve İmamet
- Adem'in Varisi Hüseyin
- Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar
- Kavramlar Sözlüğü
- Muhtelif Eserler- I
- Muhtelif Eserler- II
- İslambilim 3
- Bir Önünde Sonsuz Sayıda Sıfırlar
- Tevhidi Altyapı
- Bekleyiş - Karşı Tepki Dini
- İslam Ekonomisi
- İslam'ın Tarih Felsefesi
- İslam Sosyolojisi Üzerine
- Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
- Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri
- Yarının Tarihine Bakış
- Sevmek Aşktan Üstündür
- Terimler Sözlüğü
- Gençler İçin İnanç ve Ahlak Prensipleri
- Dine Dayanmak
- Siret
- Ali Şeriati'den Aforizmalar
- Dinleri Tanımak
- İki Sûre İki Yorum
- Çağımızın Müslüman Kadından Beklentisi - Emperyalizme Karşı Müslüman Kadın
- Toplumbilim Üzerine
- Çar Zindanen İnsan-Eli Şerieti
- Aşk ve Devrim
- Ve Cevap Veriyorum
- Öze Dönüş
- Ayet Yorumları
Ali Şeriati Alıntıları - Sözleri
- Diğer canlılar niçin yaşadıklarını anlamaları gerekmeksizin yaşarlar. Ama insana: "Yaşa!" dedikleri zaman "Nasıl?" diye sormadan önce "Niçin?" diye soruyor. Bundan dolayı insana,sadece nasıl yaşayacağını öğretmek yetmiyor. İnsan, aç olduğu sürece alışılmış hayat nimetlerinin peşinden gider ve gündelik dertlerini gidermek için çabalar; bu durumda bu sorulardan az ya da çok uzaklaşır. Fakat bu ihtiyaçlar giderildiğinde onun için insan olmanın temel ihtiyaçları ve nerede olması gerektiği gündeme gelir.Gercekten de gerçek din ve mutlak din duygusu bugün daha çok, daha ciddi ve daha hayatı bir ihtiyaç konusudur. (Dinler Tarihi 1)
- Bu dünyada şu üç şeyi şunlarla ara: Gerçekliği, düşünce ve ilimle; iyiliği, ahlak ve dinle; güzelliği, sanatla. Ve aşk sana bu üç dünyanın da kapılarını açabilir. (Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar)
- Başkalarıyla oldukça kendimi yalnız görüyordum. Yalnız kendimle, yalnız değildim. (Çöle İniş)
- Diyorlar ki kafir, ölümden sonraki dünyaya inancı olmayan kimse demektir. Mümin ise bunlara inancı olan kimsedir. (Dine Dayanmak)
- Peygamber, ağır düşüncelerin baskısı altında bunaldığında ve ruhunun çetin dalgaları ve düşüncelerinin yüksek miraçları karşısında takatsiz kaldığında, Ayşe' yi çağırıp " Benimle konuş ey Hümeyra( pembelim) ! diyordu. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
- “Sezgisel ve tahmini değil, aksine gözle görme şeklinde olan kesim bilimsel ölçülere dayanarak ikinci neslimiz bizimle yabancılaştığını biliniz.” (İbrahim'le Buluşma)
- Dua; öğreten, bilinçlendiren, iyilik ve güzelliği telkin eden bir metin, ruhu ruhani miraca götüren, ölüm gününden kurtaran, Allaha yaklaştıran, eğitip öğreten bir ilimdir. (Kavramlar Sözlüğü)
- Kıyamette görmeye başlayıp başkalarını görme azabına uğrayacağımdan korkuyorum. [Ebulala Maarri] (İslambilim 2)
- İbrahim'e bak! Sevgili evladını aşka kurban ediyor. (Ali Şeriati'den Aforizmalar)
- "O sıfır aleminin içinde bir gibiydi." (Çocuklar ve Gençler)
- Netice, yine umutsuzluk, nefret, sorumluluktan kaçma, kendi köşesine çekilme, mistik hayat, varoluşçu oyunlar vb .. (Medeniyet ve Modernizm)
- Dua, yüzüne açılmayan hiçbir kapıyı çalmaz.. Dua, en yüksek ifade zirvesini, aklın karanlık gecesinde, Akıl bineğinin ayağı topalladığında, Aşk uçuşu sırasında bulur.. (Dua)
- lnsan ne kadar daha fazla anlar ve ne kadar daha derin hissederse daha çok acı çeker ve sorumluluğu ağırlaşır. (Yalnızlık Sözleri 2)
- Yarının tarihini yazarsak ancak, tarih değer kazanacaktır. Tarih, eğer yarını bilmemize, bugünün insanını ya da ortaya çıkacak insanı bilmemize yardımcı olmuyorsa, faydasız olacaktır. Çünkü tüm bilimler; insanları, geleceğin insanının hayatını ve bugün ile yarının insanının idealini anlamada, en azından yararlı olmak zorundadır. Geçmişteki insanı anlamak, kendimizi ve geleceğimizi anlamada bir başlangıç olmalıdır... (Yarının Tarihine Bakış)
- Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık, yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet, nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa yoldan seçkin kılacak herhangi ber şeyi yapmayan namusluları kastediyorum. (Kapitalizm Uyanıyor mu?)
- Komünizm ve kapitalizmin her ikisi de şekil farklılıklarına rağmen insana "ekonomik bir hayvan" olarak bakmaktadırlar. Aralarındaki bu şekil farkı bu hayvanın ihtiyaçlarını karşılamada hangisinin daha başarılı olabileceği meselesi üzerinedir. (İnsan)
- Aydın ; son peygamberden sonra, peygambere benzeme eylemidir. Ümmi olmak ; halkın adamı olmaktır. Ümmetin hem içinde hem de dışında ayaklanmaktır. (Ne Yapmalı)
- "Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Bilinç ve Eşekleştirme)
- Halkın eleştirilerini özgürce yapamadığı bir toplumda eleştiriler, mizahla yapılır ve bu mizahlar bir araçtır. (Medeniyet Tarihi 1)
- Kuran'ın Allah'ı insana yakındır, herkesle birliktedir. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
Yorumlar
0 yorum