Kitap Künyesi
Yazar: Aliya İzzetbegoviç
Çevirmen: İbrahim Hakan Aydoğan
Çevirmen: Azra Blekiç Aydoğan
Editör: Ayhan Demir
Yayın Evi: Ketebe Yayınevi
İSBN: 9786257014076
Sayfa Sayısı: 176
--reklam--
İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bir halkın yükseliş ve düşüşünün sebepleri her zaman karmaşık ve çok yönlüdür. Bu sebeplerden sadece bir kısmı ölçülebilir niteliktedir ve bu şekilde analiz ve keşfe açıktır. Diğer nedenlerse insanların kalplerinde ve iradelerinde gizli olduğu için erişilemez ve izah edilemezler. Hayatını, İslamiyet’i bir hayat nizamı olarak kalplere nakşetmeye adamış büyük devlet adamı Aliya İzetbegoviç, İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri’nde İslami uyanışımızdaki yanlışlara dikkat çekiyor. İslamiyet’in salt teolojik bir yaklaşımdan ibaret olmadığını, dini mesajlar vererek kutsallaştırıp sonrasında da putlaştırılamayacağını tarihi gerçeklerle ortaya koyuyor. İslam’ın dış dünyayı düzenleme ve değiştirme rolünün unutulup, geleneksel ve folklorik bir zaviyeden ele alınışıyla Müslüman toplumların barbarlarca nasıl kolay bir av haline geldiğini gösteriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri Alıntıları - Sözleri
- İslam kadını alçaltmıyor. Ama siz anneliği alçaltıyorsunuz.
- Güçlü olmalıyız; fakat Kudüs yarın sadece Müslümanların olsun diye değil tekrar herkese açık hale gelsin ve insanlığın üç büyük nehrinin aktığı berrak bir kaynak olarak kalsın diye.
- Yanlış bilgi, cehaletten daha tehlikelidir; çünkü bir konu hakkında yanlış bir algı oluşturur ve bu da bilmediğimiz şeyi öğrenme gayretimizin önünde bir engel oluşturur.
- "Ahlaksızlık, esaret ve zulmün kol gezdiği bir dünyada gençlere boyun eğmeyi, sakin kalmayı ve itaat etmeyi öğütlemek kendi halkının köleleştirilmesine ve baskı altında tutulmasına işbirlikçilik etmek değil midir?"
- "İslam kadını alçaltmıyor. Ama siz anneliği alçaltıyorsunuz."
- Halk, eğitimsiz olduğu için ahlaksız idarecilere tahammül ediyor. İdareciler ise bencil oldukları için halkın aydınlanması için çalışmıyorlar!
- “Allah’ın elçisi şimdi mezarından kalkıp ümmetinin dinine yaptıklarını görseydi, şüphesiz Korkunç bir şekilde hiddetlenir ve bunda payı olan herkesi tel’in ederdi.” -Lothrop Stoddar-
- "Birbirine üstünlük, sadece aynı cinsten şeyler arasında mümkündür. Kadınlar ne üst ne de alt seviyededir. En basit ifadeyle kadın erkekten farklıdır; bu nedenle de mukayese mümkün olmadığı gibi bununla birlikte hangisinin üstün olduğu sorusu da mantıksızdır. Kalp mi daha mühimdir akciğer mi sorusu anlamsızdır. Bu organların her biri kendi fonksiyonları açısından eşsizdir ve tam da farklı olmaları nedeniyle birbirlerine münasebetlerinde özel bir değere sahiptirler. "
- İslami yeniden doğuş, Müslüman kadınlara ne kadar yardımcı olursa, Müslüman kadınlar da bir o kadarını ve daha da fazlasını İslami yeniden doğuş için yapacaklardır.
- Müslüman kadınların çocukları eğitip yetiştirmeleri ancak kendilerinin eğitimli ve yetişmiş olmalarıyla mümkündür.
- Sırf İslam dünyasında karşımıza çıktı diye karşılaştığımız her şeyin İslami, yani Kur’an’ın prensipleri olduğunu zannetmekten daha büyük bir yanılgı olamaz
- İslam kadını alçaltmıyor; ama siz anneliği alçaltıyorsunuz!
- Ahlaksızlık, esaret ve zulmün kol gezdiği bir dünyada gençlere boyun eğmeyi, sakin kalmayı ve itaat etmeyi öğütlemek kendi halkının köleleştirilmesi ve baskı altında tutulmasına işbirlikçilik etmek değil mi?
- "Birden Kur'an'ın insanın toplumsal ve siyasi hayatına ilişkin tüm somut problemleri için hazır çözümler ve tabiat ve tabiat olaylarına ilişkin bilimsel gerçekler ihtiva etmediğini ve ihtiva etmesinin de gerekmediğini anladım."
- Ahlaksızlık , esaret ve zulümün kol gezdiği bir dünyada gençlere boyun eğmeyi, sakin kalmayı ve itaat etmeyi öğütlemek kendi halkının köleleştirilmesine ve baskı altına tutulmasına işbirlikçilik etmek değil midir ?
--reklam--
İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
172 sayfadan oluşan, Aliya İzetbegoviç'in makalelerini kapsayan bir eserdi. Kitapta çok eşlilikten tutun da, Filistin meselesine kadar bir çok İslami meseleyi ele almış, yer yer Kur'an' dan, yer yer yabancı düşünürlerden bizlere aktarım yapmıştır. "Seni en çok hangi makalesi etkiledi? " diye soracak olursanız, size "Müslüman mı Yetiştiriyoruz; Hizmetkar mı?" makalenin beni sarstığını söyleyebilirim. Benim de çevreme sürekli olarak söylediğim, empoze etmeye çalıştığım bu konuyu çok güzel ve vurucu bir üslupla anlatmış. (Betül)
Aliya'nın eserlerini ve Aliya üzerine yazılan eserleri okuduktan sonra tüm hayatı boyunca değişmeyen tek derdinin İslam'ın bir zamanlar ki hakimiyetinin yeniden kazandırmak olduğunu gördüm. Hatta daha genç bir çocukken nehir kenarında arkadaşları ile oturup İslamı eski ihtişamına kavuşturmak için neler yapılabilir diye kafa yorduklarını okudum. Bu kitap Aliya'nın bu konu hakkındaki denemelerinden oluşmakta. Farklı tarihlerde yazılmış, farklı konu başlıkları olan denemelerin ortak konusu İslamın geri kalmasına sebep olan etmenler ve bunları kaldırılması yönündeki çözümler olmuş. Bilge Kral'ın bu konudaki tespitlerinin ve çözümlerinin geçerliliği ve haklılığı kitabı bir solukta okumamı sağladı. Günümüzde geçerliliğini koruyan konulara değinmesi benim de bakış açıma farklı bir pencere açtı. Benim eserlerini okudukça Aliya'ya olan hayranlığım gittikçe artıyor. Sizlere de Avrupa medeniyetine hakim ama kendi kimliğini korumayı başarmış bu kişiliği tanımayı tavsiye ederim. (Nurgül)
Öncelikle kitabı alıp okumada gösterdiğim pasifliğim için hayıflanıyorum, kitabı okumaya başlamamla bitirmem nerdeyse bir oldu. Satır aralarında insan kayıp gidiyor, acaba bunun için ne demiştir? Bu konuda ki fikri ne? Neden böyle düşünüyor? Vb. Sorular sizi kitabın son sayfasına taşıyor. Kitabı okurken, eminim herkes bunlar benimde aklıma gelmişti ama yazıya dökemedim demiştir. Marifet belkide yazıya dökebilmektedir. Yıllar önceki İslami problemlerin aslında hâlâ sıcaklığını koruduğunun farkına varıyor insan. Belkide bu problemlerin çözüme kavuşmalarından ziyade giderek büyümüş, daha büyük sorunlar haline geldiklerini veyahut yeni sorunlara gebe olduğunu görüyoruz. Aliya'yı, bilge yapan, onu ayıran; bakış açısı, olayları kavramadaki başarısı ve çözüm odaklı bir düşünce adamı olmasıdır. Tıpkı diğer kitapları gibi, kaleme aldığı bu makaleleri de taktire şayan. Müslümanların geri kalmasındaki sebeplerine, islamdaki kadın kavramına ve islam devrimine getirdiği açıklamalar hemen göze çarpacak niteliktedir. Aliyanın kalem oynatması gelişi güzel değil, kesinlikle büyük bir bilgi birikiminin ve tecrübenin sonucu. (Rıdvan Düzen)
--reklam--
İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Aliya İzzetbegoviç - İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Aliya İzzetbegoviç Kimdir?
Alija İzetbegović (Boşnakça söyleyişi: [alija izɛtbɛɡɔʋitɕ]; d. 8 Ağustos 1925 - ö. 19 Ekim 2003), Boşnak devlet adamı ve bağımsız Bosna-Hersek'in ilk cumhurbaşkanı.
Doğumu ve Yetişmesi
Alija İzetbegović, 1925'te bugün Bosna-Hersek'in kuzeybatısında bulunan Bosanski Samac kasabasında Dünya'ya geldi. Ailesi İslâmi duyarlılığa sahip bir aileydi. Ancak İzetbegović, İslam karşıtı ve Müslümanları Avrupa'ya dışarıdan girmiş kimseler olarak gören bir çevrede yetişti. Saraybosna'da bir Alman lisesinde eğitim gördü. Bilime önem veren ve disiplinle çalışan bir öğrenci olarak tanındı.
Lise çağında üstün kabiliyetleriyle ve İslami konulara ilgisiyle öne çıktı. O dönemde bazı arkadaşlarıyla birlikte dini konuları tartışmak amacıyla Mladi Muslimani (Müslüman Gençler Kulübü) adını verdikleri bir kulüp kurdu. Bu kulübü kurduğunda henüz 16 yaşındaydı, fakat oldukça etkin ve üretken bir düşünce kabiliyetine sahip olduğu gözleniyordu. Bu yüzden kurduğu kulüp bir düşünce kulübü olmaktan çıkarak aktivite kulübüne dönüştü. Dolayısıyla birtakım eğitim ve hayır faaliyetlerine öncülük etmeye başladı. Ayrıca genç kızlar için de ayrı bir birim oluşturdu. İkinci Dünya Savaşı esnasında da ihtiyaç sahiplerine yardım etti.
II. Dünya Savaşı Yılları
İzetbegović'in kurduğu Müslüman Gençler Kulübü oldukça önemli faaliyetler gerçekleştirdi. İkinci Dünya Harbi esnasındaki faaliyetleriyle de herkesin dikkatini çeken gözde bir oluşum hâline geldi. Ancak bu savaş esnasında tüm Yugoslavya, Almanların işgaline uğramıştı. Bu savaş esnasında Sırp Çetnikler Alman askerlerinin de desteğinden yararlanarak Bosna'da 100.000 Müslüman'ı öldürdüler.
Komünist Rejim
13 Ocak 1946'da Yugoslavya yeniden bağımsızlığına kavuştu. Ancak bu bağımsızlık hareketinde Komünist Parti yanlıları önemli bir rol üstlendiklerinden bağımsızlık sonrasında da ülkede yönetimi ele geçirdiler. Ülkenin resmi statüsünü de federal cumhuriyetler birliği olarak belirlediler. Buna göre Yugoslavya altı federal cumhuriyet ile iki özerk bölgeden oluşacak, cumhuriyetlerden biri de Bosna-Hersek Cumhuriyeti olacaktı.
Komünist rejimin ülke yönetimini ele geçirmesiyle birlikte dinlere özellikle de İslam'a karşı bir savaş başladı. İzetbegović, İslami faaliyetleriyle tanındığından ve ateizme karşı olduğundan komünist baskının en önemli hedeflerinden biriydi. Bu sebeple 1949'da İslamcılık suçlamasıyla hapse girerek beş yıl hapis cezası çekti.
İzetbegović'in sıkıntıları 1953'te iktidara gelen Tito zamanında daha da arttı. Fakat o bütün baskılara rağmen İslami konularda kafa yormaya, fikirler üretmeye, etrafını aydınlatmaya devam ediyordu. Bu arada sistemin Müslümanların meseleleriyle ilgilenmesi üzere görevlendirdiği Hasan Duzu ile ilişki kurarak onunla irtibat halinde çalışmalar yürütmeye başladı.
Tito'nun 1974'te yeni bir anayasa hazırlamasından sonra yönetim Müslümanlar üzerindeki baskıyı kısmen hafifleterek bazı geleneksel İslami kurumların yeniden işlev kazanmasına imkân sağladı. Bu yumuşama üzerine bazı camiler ve medreseler yeniden açıldı. Küçük çapta da olsa bir yumuşamayla bazı dini kurumların yeniden hayata geçirilmesi Müslümanlar arasında hızlı bir İslami uzlaşıya zemin hazırladı.
İzetbegović'in İslami Manifestosu
1980'de Tito ölünce federasyon cumhurbaşkanlığı konusunda bir anlaşmazlık ortaya çıktı. Bunun üzerine altı federal eyaletin her birinin cumhurbaşkanının sırayla bir yıl federasyon cumhurbaşkanlığı yapması üzere anlaşma sağlandı. Bu gelişmeyle birlikte ülkede kısmen bir demokratikleşme sürecine girilmiş oldu. Çünkü federal eyaletlerde yönetime geçmek isteyenler siyasal partiler vasıtasıyla faaliyetler yürütebiliyorlardı. Buna bağlı olarak hürriyetlerde de bir genişleme oldu. İzetbegović'in oğlu bu ortamdan yararlanarak babasının makalelerini bir kitapta toparlayıp, 1983'te "İslami Manifesto" adıyla yayınladı. İzetbegović'in daha önce 1970'te de bu adla bir kitabı yayınlanmıştı. 1983'te söz konusu kitabın yayınlanması epey bir yankı uyandırdı. Hâkim sistem bu gelişmeye tahammül edemeyerek İzetbegović'i Avrupa'nın ortasında radikal İslami bir cumhuriyet kurmak için çalışmakla suçladı ve tutuklattı. İzetbegović, mahkeme önüne çıkarılıp 'hakim sistemi değiştirmek ve Bosna-Hersek'i İslami devlete dönüştürmek için çalışmak'la itham edildi ve yargılamadan sonra 14 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Fakat bu mahkumiyet onun kitabının bütün Bosna'da duyulmasını ve tesirini göstermesini sağladı. Müslümanlar muhtelif yollarla onun söz konusu kitabını temin etmeye çalışıyorlardı. Kitabın yazarının bu kitaptan dolayı hapiste olması okuyanların ruhlarındaki tesirinin daha da artmasına sebep oluyordu.
Hapis Yılları
Yargıtay kararıyla daha sonra mahkûmiyet süresi 11 yıla indirildi. 1988'de çıkarılan bir afla da serbest bırakıldı.
Beş yıllık hapis süresi (1983-1988) İzetbegović'in hayatında önemli etkiler yaptı. Hapiste düşünmeye, fikir üretmeye, daha önce üretilmiş fikirlerden istifade etmeye çokça fırsat buldu. Bunun yanı sıra önemli bir fikri eserinden dolayı hapse atılması olması, onun fikirlerinin çevrede daha çok yankı uyandırmasına sebep oldu. Ayrıca onun hapiste olduğu dönemde yıllarını verdiği "Doğu ve Batı Arasında İslam" adlı meşhur kitabı yayınlandı. Bu kitabını bir arkadaşı neşretti ve çok kısa zamanda geniş bir kitleye ulaşarak büyük yankı uyandırdı. İzetbegović, bu kitabıyla İslam'ı sade ve öz bir şekliyle yetişen nesillere kazandırmayı hedefliyordu.
Siyasi Mücadele
Alija İzetbegović'in 1997 yılındaki Amerika Birleşik Devletleri ziyareti
İzetbegović, hapisten çıktığında Dünya'da komünist rejimler çöküş dönemine girmişti. Yugoslavya'da da eski federatif yapının korunması konusunda çok fazla bir duyarlılık kalmamıştı. Bunun yerine bağımsızlık yanlısı fikirler etkisini göstermeye başlamıştı. Ayrıca eyaletlerde yönetime geçme konusunda etkin siyasi yarışlar başlamıştı. Alija İzetbegović de Bosna-Hersek Özerk Cumhuriyeti'nde Demokratik Eylem Partisi (SDA) adı verilen bir siyasi parti kurdu. Bu parti Bosna-Hersek'te 5 Aralık 1990'da gerçekleştirilen genel seçimleri kazanarak lideri Alija İzetbegović cumhurbaşkanı oldu. Bu seçim SDA'nın girdiği ilk seçim olmasına rağmen büyük bir başarı elde etti ve cumhurbaşkanlığını kazanmasının yanı sıra parlamentoda da 86 sandalye elde etti.
Bağımsızlık Dönemi
1990'lı yıllara girildiğinde Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti içinde bir bağımsızlık hareketi baş gösterdi. Özerk cumhuriyetler birbiri ardından bağımsızlıklarını ilan ediyor ya da bu yönde niyetlerini ortaya koyuyorlardı. Bosna-Hersek de 1 Mart 1992'de gerçekleştirdiği referandum sonrasında bağımsızlığını ilan etti. Çünkü yapılan referandumda halkın % 62,8'i bağımsızlığı tercih etmişti. Ancak Sırplar hemen arkasından Bosna-Hersek yönetiminde söz sahibi olan Müslümanlara karşı savaş açarak yeni bir katliam hareketi başlattılar. Hırvatistan ve Slovenya'nın bağımsızlık mücadelesine destek olan Avrupa ülkeleri ve ABD ise Bosna-Hersek'i Sırp saldırıları karşısında yalnız bıraktılar. Bosna-Hersek Müslümanlarını en çok sıkıntıya sokan da, Avrupa'nın üçüncü büyük ordusu Yugoslavya Federal Ordusu'nun Sırp çetnikleriyle birlikte hareket etmesi, onlara destek vermesiydi. Müslümanlarsa herhangi bir askeri destekten yoksun ve silah yönünden çok zayıftılar. Sonuçta Sırplar Bosna-Hersek'in önemli şehirlerini işgal ettiler. Bu işgal hareketi bir milyona yakın Müslüman'ı göçe zorladı. Sırplar işgal ettikleri yerlerde hem katliam hem de yıkım gerçekleştiriyorlardı. Özellikle camileri ve İslami izler taşıyan tarihi eserleri yıkmaya özen gösteriyorlardı.
Bosna-Hersek meselesinin çözümü için değişik tarihlerde gerçekleştirilen görüşmeler ve arabuluculuk çalışmaları da bir sonuç vermedi. 1994'ün sonuna gelindiğinde Bosna-Hersek'teki iç savaşın aldığı can sayısı 250.000'i, göçe zorladığı insan sayısı ise 1 milyonu aşmıştı.
Bosna-Hersek Cumhuriyeti cumhurbaşkanı Alija İzetbegović çok büyük askeri güce ve imkana sahip olan Sırplarla, her türlü askeri imkandan yoksun ve hiçbir dış desteğe sahip olmayan Bosna-Hersek halkını karşı karşıya getirmemek için önce oldukça temkinli bir politika izledi.
Dayton Anlaşması
Bosna-Hersek Müslümanlarının direnişlerine Müslüman halklar grubu sahip çıktı. İslam dünyasının muhtelif bölgelerinden gençler direnişçiler soykırıma dur demek için bu ülkeye gitti. Direniş ve savaş aynı zamanda Bosna-Hersek Müslümanları arasında İslami bilinçlenmenin artmasını da sağladı. Ancak ülke yönetimleri Bosna-Hersek Müslümanlarını büyük ölçüde yalnız bıraktılar. Buna ek olarak Avrupa ve ABD, ezilen ve katliamlara maruz kalan Bosna-Hersek halkına hiçbir şekilde destek çıkmadı. Katliamın son raddesine vardığı sırada da Sırpların isteklerini kabul etmeleri için Müslümanlara baskı yaptılar. İşte bu siyasi baskılar ve eşit olmayan savaş şartları karşısında İzetbegović, önüne konulan anlaşmayı kabul etmiştir. Çünkü savaşın devam etmesi Bosna Müslümanlarının tam bir soykırımla karşı karşıya gelmeleri gibi sonucun doğmasına sebep olabileceğini düşünüyordu. Neticede 1995'te ABD tarafından dayatılan Dayton Anlaşması'nın imzalanmasıyla savaş sona erdi. Anlaşma Bosna-Hersek topraklarının % 51'ini Müslümanlara ve Hristiyan Hırvatlara, % 49'unu da Bosna-Hersek Sırplarına (veya bu ülkeye yerleşmiş Sırplara) veriyordu. Yönetimin de bu üç halk arasında paylaşılmasını şart koşuyordu. Anlaşmayla Amerika Birleşik Devletleri, aynı zamanda Müslümanlara ellerindeki silahları imha etmelerini ve ABD patentli silahları, yedek parçasız bir şekilde satın almalarını şart koştu.
Bosna-Hersek Savaşı, ABD ve Avrupa'nın haçlı kimliğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bunu bizzat Avrupalı tarihçiler ve yorumcular da itiraf etmiş ve bu savaşta Batılıların 19. yüzyıldaki sömürgeci kimliklerine geri döndüklerine dikkat çekmişlerdir.
--reklam--
Aliya İzzetbegoviç Kitapları - Eserleri
- Özgürlüğe Kaçışım
- Tarihe Tanıklığım
- İslami Yeniden Doğuşun Sorunları
- Doğu Batı Arasında İslam
- Köle Olmayacağız
- Konuşmalar
- İslam Deklarasyonu
- Kendi Kaleminden Aliya İzzetbegoviç
- Geleceği Yenilemek
- Bosna Mucizesi Konuşmalar
- İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri
- Aliya İzzetbegoviç Serisi
- Islam Between East and West
--reklam--
Aliya İzzetbegoviç Alıntıları - Sözleri
- İslami yeniden doğuş, Müslüman kadınlara ne kadar yardımcı olursa, Müslüman kadınlar da bir o kadarını ve daha da fazlasını İslami yeniden doğuş için yapacaklardır. (İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri)
- Devrimler bazen bir milletin bilgeliğini, bazen de kendine ihanet ettiğini gösterir. (İslam Deklarasyonu)
- Çocukluk, insanoğlunun yeşerdiği tohumdur. (Bosna Mucizesi Konuşmalar)
- All man's failures are either because of the religious denial of man's biological needs or the materialistic denial of man's spiritual desires. (Islam Between East and West)
- Bir ulus savaşın pençesinde inlerken bir soru kaçınılmazdır: Önlenebilir miydi? Bu örnekte cevap: Slovenya ve Hırvatistan ayrılıncaya dek önlenebilirdi; sonrasındaysa önlenemezdi. Bu ikinci cevap sadece kısmen doğrudur. Bu iki cumhuriyetin önceki ortak devletten ayrılmalarından sonra bile barış korunabilirdi fakat yalnızca kapitülasyon koşuluyla. Bosna ve Boşnaklar açısından bu, Büyük Sırbistan'ın parçası haline gelmek ve Karadzic ve Milosevic'in mutlak ve değiştirilemez otoritesini kabul etmek anlamına gelecekti. Ve kölelik bütün sonuçların en kötüsüdür, savaştan bile daha kötüdür. (Tarihe Tanıklığım)
- Ümit en son ölen şeydir (Geleceği Yenilemek)
- Politikada gerçekten de kurtlar kanunu geçerli, merhamet yok, hakikatler yok. Sadece hedef var. (Tarihe Tanıklığım)
- Fitne, esaret ve adaletsizlik dolusu olan bir dünyada, gençliğe sakınmasını, sakin olmasını, itaat etmesini öğütlemek aynı zamanda kendi halkının ezilmesi ve esir edilmesinde ortak olmak değil midir? (İslami Yeniden Doğuşun Sorunları)
- Sırf İslam dünyasında karşımıza çıktı diye karşılaştığımız her şeyin İslami, yani Kur’an’ın prensipleri olduğunu zannetmekten daha büyük bir yanılgı olamaz (İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri)
- Man's dignity could not be dicovered by biology, psychology, or by any other science, Man's dignity is a spiritual question. After "objective observations," it is easier for science to confirm the inequality of man , and so, "scientific racism" is quite possible and even logical. (Islam Between East and West)
- İnsan toplumunun düzeni her şeyden evvel insan terbiyesi meselesi olarak durmaktadır. (İslami Yeniden Doğuşun Sorunları)
- Hayatın anlamını kaybetmişsem ölmeliyim. (Özgürlüğe Kaçışım)
- "Devlet adamı devleti düşünür, politikacı ise sonraki seçimleri." (Özgürlüğe Kaçışım)
- Din ahlaktır onu hayata geçirmek ise terbiyedir. (Köle Olmayacağız)
- "İslam kadını alçaltmıyor. Ama siz anneliği alçaltıyorsunuz." (İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri)
- '' Eğer önünüzde iki yol varsa, siz zor olanını tercih ediniz, bu her zaman iyidir..'' (Konuşmalar)
- Güçlü olmalıyız; fakat Kudüs yarın sadece Müslümanların olsun diye değil tekrar herkese açık hale gelsin ve insanlığın üç büyük nehrinin aktığı berrak bir kaynak olarak kalsın diye. (İslami Yeniden Doğuşun Meseleleri)
- Şimdiye kadar başkaları sebebiyle uğradığımız zarar ve hüsranlardan bahsettik. Sıra kendi kendimize verdiğimiz zarar ve hüsranlardan bahsetmeye geldi. Bu bizim olgunluğumuzun başlangıcı olacaktır. (Geleceği Yenilemek)
- Ruh ebedidir;insan ise,zamanla sınırlanmıştır. Ve bu zaman içinde ihmal edilemeyecek bir vazifesi vardır. (Doğu Batı Arasında İslam)
- mark ve doların parmaklarına çok kolay yapıştığı insanlardan uzak durun (Köle Olmayacağız)
Yorumlar
0 yorum