Kitap Künyesi
Yazar: Joseph Roth
Çevirmen: Anıl Alacaoğlu
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750751141
Sayfa Sayısı: 120
--reklam--
İsyan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Viyana 1919: Birinci Dünya Savaşı’ndan tek bacağını kaybetmiş olarak dönen Andreas Pum, laterna çalarak geçimini sağlamak üzere izin belgesi alır ve böylece bir hırsız, suçlu ya da dilenci olmaktan kurtulur. Şans yüzüne gülmeye başlamıştır; evlenir. O artık iyi bir vatandaş, mutlu bir adamdır. Fakat sosyal koşullar aleyhine dönünce bu durumun nedenlerini kavramakta zorlanır. Pum şimdi dünyanın adaletsizliğiyle karşı karşıyadır.
Joseph Roth, topluma ayak uydurmaya çalışan bir insanın çaresizliğini haykırdığı bu romanda sadece geride bıraktığımız 20. yüzyıla özgü bir krize değil, sosyal adaletsizliğin hüküm sürdüğü tüm zamanlara dair de bir öykü anlatıyor. İsyan bu bakımdan zamansız bir anlatı.
--reklam--
İsyan Alıntıları - Sözleri
- İnsanın düşünceleri şimşekten hızlıdır ve kızgın bir beyin, otuz saniye içinde bir devrim doğurabilir.
- İnsanın birçok dileğinin, ancak yeterince yaşlanıp neredeyse hiçbir dileği kalmadığında gerçekleştiğini anladı.
- Dünyanın düzeni böyleydi işte, insan ancak ödeyebildiği şeyin keyfini sürebilirdi.
- Her zaman başın dik olsun! En zeki insan bile aptalca şeyler yapabilir.
- "Alıp başını dönemezsin. Duramazsın da."
- "Körler kör değil, kötürümler kötürüm hiç değil. Hepsi dalavere."
- Kendi acısına gömüldü, bir sevdiğinin ölümüne ağlar gibi ağladı kendine.
- Bu dünyada artık evindeymiş gibi hissetmiyordu kendini.
- Dertlerini seviyordu, sadık düşmanlar gibiydiler. Geçip giden yıllarından nefret ediyordu, kalleş arkadaşlar gibiydiler.
- Şayet ıstırap çekmemiz gerekiyorsa neden hepimiz eşitçe çekmiyoruz?
- Ona öyle geliyordu ki kendisine ulaşabilmek için daha uzun bir süre tırmanmak zorunda kalacaktı.
- İnsan dediğin mahkûmdur zaten! Kanunlar, biz zavallıların yollarına döşenmiş tuzaklar gibidir.
- Dünya nasıl da böylesine hızla değişebilmişti? Ah, hiç de değişmemişti! Hep böyleydi dünya!
- Dünyanın düzeni böyleydi işte, insan ancak ödeyebildiği şeyin keyfini sürebilirdi.
- "Kader bir gün aniden verdiği ödülü geri ister miydi?"
--reklam--
İsyan İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Joseph Roth, hayatını okuduğumda etkilendiğim yazarlar arasında yer alıyor. Daha eserleriyle tanışmadan kalbe dokunacağını anlıyorsunuz. Daha fazla okuyucu tarafından keşfedilip okunmayı hak ediyor. İsyan, okuduğum ilk eseri, yaşadığı dönemi tüm gerçekçiliği ile eserine yansıtmış. Eminim diğer eserleri de böyledir. Andreas Pum, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bir bacağını kaybetmiş ve tek varlığı olan laternasını çalarak geçimini sağlamaya çalışan bir karakter. Savaşa karşı, umutsuz bir karakter yerine savaşı destekleyen ve her şeye rağmen umudu olan, mutlu bir adam. Devlet ve toplum tarafından saygı ve takdir beklerken yaşadığı bir olay hayatını altüst ediyor ve Andreas'ı büyük bir isyana sürüklüyor. Onun isyanı ne devlete ne de sisteme, yalnızca tanrıya isyan ediyor. Yaşamı boyunca dindar, tanrıya inanan ve kâfirlerden nefret eden bir adamın yaşadığı adaletsizlik sonucu tanrıya küskünlüğünü okuyoruz. Savaş, yaşam mücadelesi, adaletsizlik, yoksulluk gibi konuların işlendiği ve gerçekleri yüzünüze tokat gibi çarpan bir eser. Andreas, yaşadığı dönem ve sıkıntılar konusunda birçok eser karakteriyle ortak ama düşünceleri ve kişiliğiyle benim için farklı bir yere sahip oldu. İsyan, çok sevdiğim kitaplar arasında yerini aldı. Yazarın diğer kitaplarını da zamanla okumayı planlıyorum. Ayrıca kitabın kapağında Vincent Van Gogh'un Armand Roulin isimli sanat eseri yer alıyor. Çok çarpıcı ve Andreas karakteriyle bağdaştırdığım bir eser. Keyifli okumalar diliyorum. :) (Aylin)
Birinci dünya savaşı sonrası Viyana’sında alelade bir karakter Andreas Pum, birey devlet içindir görüşünün mükemmel bir örneği. Zor yaşam koşullarına rağmen karın tokluğuna sistem savunucusu. Nasıl da tanıdık. Ne var ki sistem çarklarında en çok da bu kişiler öğütülür. Roth Andreas karakteri üzerinden savaş sonrası ortamı, yıkımı, ırkçılığı, sosyal adaletsizliği vesaire yazmış üstelik müthiş bir sonla. Roth’un anlatımını seviyorum, birey üzerinden toplumsal eleştiriyi olaylar ile net ifadelerle veriyor ve anlamsal açıdan yoğun olan kurgusu oldukça akıcı. #josephroth Nazilerin yasaklı yazarlarından, lakabı Kızıl ve #stefanzweig ın yakın arkadaşı. Ayrıca bir çok okurun seveceği bir yazar, bizde bu kadar az okunması üzücü. Ve çeviri:)) Roth’u @anilalacaoglu çevirisinden okumak tabii ki benim için ayrı bir mutluluktu :) (Vox Nihili)
İsyan - Josep Roth İsyan'ı okumaya başlamadan önce arka kapak yazısından ötürü klasik bir savaş karşıtı roman okuyacağımı sanmıştım. Kahraman, I. Dünya Savaşı'nda tek bacağını kaybeder ve savaşın gereksizliğini savunur ve döndüğünde de hayata tutunamaz gibi. Evet, kahramanımız Andreas savaşta tek bacağını kaybeder ve evine döner. Fakat savaşın gereksiz olduğunu düşünenlere kızar. Gayet umut doludur. Geleceğe dair planları vardır. Lakin yaşadığı çok basit bir olay onun tüm düşüncelerini ve hayatını alt üst eder. Artık hırsızlar, suçlular, 'kafirler' onun gizli müttefikleri olmuşlardır. İnkar bile edemediği Tanrı'ya isyanı bu şekilde ilerler. İsyanı sadece Tanrı'ya değildir elbet. Genç yaşta yaşlanan, 70 yaşında bir fiziğe bürünen Andreas karakteri yıkım edebiyatı içerisinde unutamayacağım karakterlerden biri oldu. Savaş anından beri nefretle dönen çoğu askerin aksine onun umudunun sonu da hazindir. Savaşa, sisteme, topluma dair eleştirileriyle düşündüren ve sanırım yüzyıllar geçse de insanoğlu hayatta kaldığı sürece güncelliğini koruyacak bir kitap. Josep Roth'tan okuduğum ilk kitap ve son olmayacak. Önce Radetzky Marşı'nı okurum diye düşünüyordum ama öyle olmadı. @anilalacaoglu çevirisi ile "zamansız bir anlatı" okumanın şansına eriştim. Kapakta da Van Gogh' un Armand Roulin'in Portresi isimli tablosu Utku Lomlu tasarımı ile yer alıyor. Tavsiyemdir. (Rukiye Çalışır)
--reklam--
İsyan PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Joseph Roth - İsyan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İsyan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Joseph Roth Kimdir?
Joseph Roth, Avusturya-Macaristan Monarşisine bağlı ve nüfusunun ağırlığı Yahudi olan Galiçya'da Lemberg yakınlarındaki Brody kasabasında doğdu.
Viyana ve Lemberg'de edebiyat ve felsefe öğrenimi gördü.
I. Dünya Savaşı'na katıldı. Avusturya-Macaristan'ın çöküşü Roth'un hayatında belirleyici bir rol oynadı.
1918 yılından itibaren Viyana'da, sonra Berlin'de muhabirlik yaptı. Neue Berliner Zeitung, Berliner Börsen-Courier Frankfurter Zeitung gibi gazetelerde çalıştı. 1928'de karısı şizofreniye yakalandı ve hem maddi hem psikolojik bir kriz yaşadı.
Joseph Roth, önce Viyana'ya gitti, sonra bütün Avrupa'yı dolaştı. 1933 yılında Fransa'ya yerleşti. 1936-1938 arasında yine yazar olan Irmgard Keun ile birlikte yaşadı. 1939'da Paris'te yoksulluk ve borç içinde öldü.
Mezarı Güney Fransa'da Delirium Tremens'dedir.
--reklam--
Joseph Roth Kitapları - Eserleri
- Aziz Ayyaşın Efsanesi
- İsyan
- Bir Katilin İtirafları
- Savoy Otel
- Örümcek Ağı
- Eyüp
- Sonsuz Kaçış
- Radetzky Marşı
- Hileli Tartı
- İmparator Mezarlığı
- 1002. Gece Öyküsü
- Hayat Bir Bekleme Salonu
- Yahudiler Yollarda
- Kör Ayna
- Toplu Hikayeler
--reklam--
Joseph Roth Alıntıları - Sözleri
- insanlar öyle bir yapıya sahiptir ki kendilerine tesadüfen ve geçici bir şansın kazandırdığı şeylere sürekli sahip olmazlarsa her şeye öfke duyarlar .. (Aziz Ayyaşın Efsanesi)
- ...insanoğlu hiç1şeye mucizeye alıştığı kadar kolay alışmaz, hele ki 1, 2, 3 kez başına geldiyse. Evet! İnsanlar öyle 1mizaca sahiptir ki, kendilerine rastlantısal ve geçici 1talibin vaat ettiği şeylere sürekli sahip olamazlarsa öfke duyarlar... (Aziz Ayyaşın Efsanesi)
- Bir dünyanın batmakta olduğunu görüyordu ve bu onun dünyasıydı. (Radetzky Marşı)
- Şüphesiz yazarın malzemesi ‘hayat’, fakat dilde tomurcuklanan ve filizlenen hayat. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- ... son yıllarda aynalardan neden korktuğunu anladı. ~Çünkü, insanın perişanlığını kendi gözleriyle görmesi hoş 1şey değildi.~ Ve yüzüne bakmak zorunda olmadığı sürece, ya yüzü yokmuş ya da eskisine, sefalete düşmeden öncekine sahipmiş gibiydi... (Aziz Ayyaşın Efsanesi)
- Yahudiler Rusya'da da bir 'ulusal azınlık'tı, ancak kendilerine kötü davranılan, yaşamları zorlaştırılan bir azınlık. (Yahudiler Yollarda)
- İnsanların durumu hiç de iyi değil. Tanrı yazgısı, diye düşünüyorlar. Fakat bu durumlarından onlar da sorumlu. Yüzlerce yılın gelenekleriyle yaşadılar bugüne dek. Çevrelerini saran örümcek ağını elleriyle kendileri ördü. (Savoy Otel)
- ‘…gençliğin kız kardeşi, hazzın habercisi merak.’ (Eyüp)
- İnsanlar unutur. Korkuyu ve endişeyi unuturlar; yaşamak isterler, her şeye alışırlar, yaşamak isterler! Çok basit! Muhteşem olan şeyleri de unuturlar, olağanüstü şeyleri de sıradan şeyleri de unuttukları kadar hızlı unuturlar! (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- ...Özel 1eyleme imza atması için seçmişti onu kader... (Radetzky Marşı)
- Ulus düşü Avrupa'nın doğusunda yaşayan Yahudiler arasında çok yaygındır. Atalarının diline ve kültürüne olan bağlılıkları çok güçlü olmasa da kan bağlantıları ve irade güçleri onların 'Yahudi ulusu' düşünün peşinden gitmeleri için yeterlidir. (Yahudiler Yollarda)
- Gazeteler nankördür. Unuturlar.Unuttururlar. (Örümcek Ağı)
- İstasyondaysan dünyanın hiçbir yeri artık uzak değildir. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- "Normal geri zekâlıların yaşadığı bir dünyadan ziyade akıl hastalarının yaşadığı bir dünyayı yeğlerim ben." (s.52) (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- ...Hayat düşüncelerden daha hızlı gelip geçiyor gibiydi. Henüz 1karar veremeden, yaşlı 1adam olmuştu... (Radetzky Marşı)
- Hümanizm kelimesi hâlâ mevcut. Şu anlama geliyor: ‘İnsaniyet’. Ama sadece ansiklopedide mevcut. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
- İyileştirilmeyecek insanları tedavi edemezsiniz. Kendi kendini mutlaka öldürmek isteyen birini de kurtaramazsınız. (Kör Ayna)
- "İnsanın bir amacının olması lazım değil mi?" (Sonsuz Kaçış)
- Bir belediyeye dilekçe yazmak ona acı veriyordu. (Hileli Tartı)
- Kimileri kendilerindeki ufacık bir hakikati fark etmeden ölüp gidiyor. Belki öteki dünyada fark edecekler bu hakikati. Bazılarına ise aslında ne olduklarını kavramak bu dünyada henüz bahşedilmiş bir şey. Birdenbire farkına varıyorlar ve şiddetle irkiliyorlar. (Hayat Bir Bekleme Salonu)
Yorumlar
0 yorum