Kitap Künyesi
Yazar: Juan Gabriel Vasquez
Çevirmen: Süleyman Doğru
Orijinal Adı: Las reputaciones
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9786051852386
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
İtibarlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)
Güney Amerika edebiyatının yıldızlarından, Düşen Şeylerin Gürültüsü romanıyla tüm dünyada büyük yankı uyandıran Kolombiyalı yazar Juan Gabriel Vásquez, son romanı İtibarlar’da, her an, herkesin başına gelebilecek bir durumu, saygınlığın, güvenilirliğin, itibarın nasıl bir anda, geçmişteki bir olay yüzünden sarsılabileceğini, kamuya mal olmuş figürlerin mahrem hayatlarının ne gibi sonuçlar doğurabileceğini, nefes nefese okunan bir kurguyla anlatıyor.
Javier Mallarino, yalnızca mürekkep ve kalem kullanarak yasaları değiştirme, yargı kararlarını tersine çevirme, politik kariyerleri yok etme gücüne sahip, ülkesinde adeta bir efsaneye dönüşmüş, çok etkili bir siyasi karikatüristtir. 40 yıllık başarılı kariyerinin sonunda, gücünün zirvesindeyken, genç bir kadının ziyaretiyle kendisini birdenbire tüm yaşamını, geçmişini, kariyerini, itibarını etkileyecek bir olayın içinde buluverir.
İtibarların üzerinde yükseldiği zemin son derece kaygandır; geçmişin ağırlığı, politikanın çirkefi, ilişkilerin tıkanmışlığı, belleğin zaafları karşısında bir anda yerle bir olabilirler.
“Pusulasını şaşırmış zamanlar yaşıyoruz. Liderlerimiz hiçbir şeye liderlik etmiyorlar ve daha da kötüsü olan biten hakkında bize hiçbir şey anlatmıyorlar. Orada devreye ben giriyorum. Ben insanlara ne olup bittiğini anlatıyorum. Bizim toplumumuzda önemli olan ne olup bittiği değil, ne olup bittiğini kimin anlattığıdır. Bunu anlatmayı sadece politikacılara mı bırakacağız? Bu bir intihar olurdu, ulusal bir intihar.”
--reklam--
İtibarlar Alıntıları - Sözleri
- " 'Bir keresinde aklıma hiçbir şey gelmedi,' dedi Mallarino. 'Nadiren olur, ama olur. Kendimi bir fincan kahve, bomboş bir kağıt ve içinde tamamen sönük bir ampulün bulunduğu bir konuşma baloncuğuyla resmettim. Editöre onunla birlikte bir de not gönderdim: Bakın, aklıma hiçbir şey gelmedi. Size bir karikatür teslim etmek zorundayım ve aklıma hiçbir şey gelmiyor. Çok üzgünüm. Bunu yayınlayıp yayınlamamak size kalmış. Karikatür yayınlandı. Ertesi gün kutlama telefonları almaya başladım. Herkes beni kutluyordu. Mevzu şu ki, karikatürden bir gün önce Medellin'in en yoksul mahallelerinden birinde çok büyük bir elektrik kesintisi oldu. Karikatür eleştiri gibi algılandı: İdareni uyuşukluğu, vesaire. Hiç bozuntuya vermedim.' "
- "Pusulasını şaşırmış zamanlar yaşıyoruz. Liderlerimiz hiçbir şeye liderlik etmiyorlar ve daha da kötüsü olan biten hakkında bize hiçbir şey anlatmıyorlar."
- "Bizim toplumumuzda önemli olan ne olup bittiği değil, ne olup bittiğini kimin anlattığıdır."
- "Şu bir gerçek ki, şu anda, televizyonda, aşağılanma daha bariz ve daha aşikâr olmuştu, ama bir önceki aşağılanmanın daha vahim ya da aşırı bir versiyonundan başka bir şey değildi, ya da daha güzel bir deyişle, bir önceki tohumun atılışı olmuştu, en çok izleyicinin ekran başında bulunduğu saatte ulusal televizyondan yayınlanan şimdikiyse çiçeklerin tamamen açması. Ve şimdi tekrar kadına odaklandı: Aşağılanma, her aşağılanma tanığa ihtiyaç duyar. Tanık olmazsa aşağılanma olmaz: Kimse yalnız başına aşağılanmaz: Yalnızlıktaki aşağılanma aşağılanma değildir. Şu anda tanık kadın mıydı? Yoksa gazeteciler mi? Cuéllar'ın görevinden ayrılmasının gerçek nedenlerini biliyorlar mıydı? Mallarino'nun karikatürü akıllarında mıydı? O Adolfo Cuéllar'ın aklında mıydı? Geçen yıllarla birlikte Mallarino'nun teyit ettiğine göre, karikatürü çizilenleri en çok rahatsız eden kendilerini kusurlarıyla birlikte görmek değil, bunu başkalarının görmesidir."
- “Bir insanın başına gelebilecek en üzücü hadise, hatıralarının birer yalan olduğunu fark etmesidir.”
- Artık onu geçmişe bağlayan hiçbir şey yoktu. Şimdiki zaman bir ağırlık, bir engel, bir uyuşturucuya bağımlılık gibi bir şeydi. Buna karşılık gelecek, ona aitti. Bütün mevzu geleceği görmek, onu net bir şekilde gördüğümüzü bilmek ve bir an için kandırmaya, başkalarını ve kendi kendimizi kandırmaya, başımızdan geçenler hakkında kendi kendimize binlerce yalan söylemeye yönelik eğilimimizden kurtulmaktı. Kendi kendimize yalan söylememiz elbette ki gerekli bir şey, çünkü hiç kimse her şeyi apaçık bir şekilde görmeye dayanamaz: Mesela kaç kişi kendi ölüm gününü öğrenmeyi isteyecektir ya da başına gelecek bir hastalığı ya da talihsizliği çok önceden bilmeyi?
- Karikatürler gerçeği abartabilirler ama onu uyduramazlar.
- Oligarşi kendisinden bahsedilmesinden hoşlanmaz, hâlâ orada olduğunun farkına varmayalım diye.
- İyi karikatürler bir kişinin kalıcı tarafını arar ve bulurlar: O asla değişmeyen tarafı, bir kişiyi bin yıl sonra yeniden gördüğümüzde tanımamızı sağlayan o kalıcı olanı. ... Yeni bir politikacının böyle bir özelliğini yakalayan karikatürist hemen şöyle düşünür: Bir halt etsin, lütfen, bir halt etsin ki bunu kullanabileyim... Lütfen dürüst olmasın, temkinli olmasın, iyi bir politikacı olmasın, o zaman bunu aynı sıklıkla kullanamam. ... Belirgin bir özelliği olmayan politikacılar da vardır: Onlar olmayan yüzlerdir. En zor çizilenler onlardır, çünkü onları uydurmam gerekir ki bu durumda onlara bir iyilik yapmış sayılırım: Ben o karaktersiz politikacılara bir karakter veririm. Bu yüzden bana minnet duymaları gerekir. Ama neden bilmiyorum, asla duymazlar. ... Ama karikatüristin bunun önemli olduğu fikrini kafasından atması gerekir. Büyük karikatüristler kimsenin alkışını beklemez ve onu elde etmek için çizmezler: Onlar rahatsızlık vermek, tedirgin etmek, küfür yemek için çizerler. ... Karikatürler gerçekliği abartabilirler, ama onu uyduramazlar. ... Eğer ortada tekere sokulan bir çomak yoksa karikatür de yoktur.
- Karikatürü çizilenleri en çok rahatsız eden kendilerini kusurlarıyla birlikte görmek değil, bunu başkalarının görmesidir.
- Halkın aşağılamadan daha çok hoşuna giden bir şey vardı o da aşağılamış olanın aşağılanması.
- “Bir insanın başına gelebilecek en üzücü hadise, hatıralarının birer yalan olduğunu fark etmesidir.”
- Bir insanın başına gelebilecek en üzücü hadise, hatıralarının birer yalan olduğunu fark etmesidir.
- “bir insanın başına gelebilecek en üzücü hadise, hatıralarının birer yalan olduğunu fark etmesidir.”
- “bir insanın başına gelebilecek en üzücü hadise, hatıralarının birer yalan olduğunu fark etmesidir.”
--reklam--
İtibarlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hisler ve sisler dünyasının hırs,ego ve itibarla yoğurduğu karakterlerinin hislerin sıcak geçmişi sislerin buzlarını eritiyor.Yazar geçmişi göz bebeklerimize geleceği ise sırtımıza yapıştırıp bizi sobeliyor. (Ufuk Zafer Ada)
İtibarınız için nelerden vazgeçerdiniz? Ailenizden, geçmişinizden, geleceğinizden, hayatınızdan…vicdanınızdan? Eğer insanların hayatına etki etme gücünüz olsaydı bunun sorumluluğunu kaldırabilir miydiniz? Küstahça tanrıcılık oynarken hata yapmış olabileceğinizi düşünür müydünüz ya da? Vicdanınız kaldırabilir miydi böyle bir yıkımı yoksa vicdanınızı da mı kurban ederdiniz itibarınız uğruna? İtibar dediğimiz şey ne sahi? Prensiplerine uygun yaşayan onurlu bir insanın sahip olduğu bir nitelik mi? Yoksa toplumun beklentilerini karşılamak, toplum gözündeki imajımızı korumak uğruna içi çürümüş bir kabuğa dönmek mi? Geçmişte itibarınızın verdiği güçle haksız yere bir hayatı karartmış olabileceğinizin ihtimaliyle karşı karşıya kalırsanız ne yapardınız? Sadece bir ihtimal… İhtimaller vicdanınızı susturmaya yeter miydi? Sebep olduklarınızın ya da olmuş olabileceklerinizin idrakiyle bu gücü elinizde tutmaya devam eder miydiniz? Ya da en küçük bir yanlışınızda size sözde itibar kazandıran destekçilerinizin sırt çevireceğini fark ettiğinizde onların oyununa devam mı ederdiniz yoksa gerçeği seçerdiniz? Peki her şeye rağmen gerçeği arayacak kadar cesur musunuz yoksa geçmişin olasıklıklarında debelenmeyi mi tercih edersiniz?... İşte bu kitapta ünlü bir siyasi karikatüristin üzerinden ‘itibar’ı sorguluyoruz. Güzel bir kitaptı. Bazen bazı şeylerin ihtimalinin bile hayatı nasıl etkilediğini, hataların olası bedellerini, insanın yanlış yaptığında düşebileceği toplumsal yalnızlığı etkili bir biçimde anlatmış. Kitabın sonu da bazı kararları vermek için kesin sonuçlara gerek olmadığını göstermek için çok isabetliydi bence. Bazı cümleler çok uzun olduğundan ya da zaman akışındaki değişikliğin aniliğinden akıcılığı kaybettiğim anlar olsa da konu itibarıyla bağlayıcı ve etkileyici bir kitaptı, tavsiye ederim :) Zaten kapağının güzelliğinden bahsetmiyorum bile! :)) Son olarak sadece topluluklar için yaşamak kişilik kaybına yol açan bir yanılsamadan başka bir şey değil ve sonunda yalnızlığımızla baş başa kaldığımızda –ki bu kaçınılmaz- olduğumuzdan başkası değiliz aslında. Ve o an geldiğinde yaptıklarımızdan veya yapmadıklarımızdan sorumlu olan bir tek biziz; ‘diğerleri’ ya da onların düşünceleri, tercihleri, istekleri, ihtiyaçları değil. İşte bu yüzden böyle anlarda yalnızlığımızı düşünmeliyiz bence; o yalnızlığı huzurlu hale getirecek kararlar verebilmek için… (İclâl)
İnsanın hayatta çalışıp didinip bir itibar edinmesi ve bu itibarının farkındalığı ile kendisini en tepede görmesinin uzun yıllar sonra geçmişte yaşanan bir olayla birlikte herşeyin tepetaklak olmasının çok güzel anlatıldığı bir kitap. Yazarın bunu bir karikatürist üzerinden anlatması çok güzel olmuş. Büyük ve saygın bir gazetenin siyaseti konu alan çizerinin, karikatürün toplumlar üzerindeki (bizim değil tabi bu) etkilerini, çizgilerin kullanılmasıyla aslında ne çok şey anlatıldığını bayıla bayıla okudum açıkçası. Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünü sonuna kadar sabrederseniz -ki sıkılabilirsiniz de, kitabın sonuna kadar sizi güzel bir konu bekliyor olacak. Son olarak kitabın kapağı bir efsane İyi okumalar. - "Karikatürler gerçekliği abartabilirler, ama onu uydurmazlar. Onu çarpıtabilirler, ama asla yalan söylemezler." (Burcu Bergen)
--reklam--
İtibarlar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Juan Gabriel Vasquez - İtibarlar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İtibarlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Juan Gabriel Vasquez Kimdir?
1973 yılında Bogotá'da doğdu. Bütün Azizlerin Âşıkları (2004) adlı öykü kitabının yanı sıra iki romanı vardır: Kolombiya'da son yirmi beş yılın en önemli romanlarından bir seçilen "Los Informantes" (2004) ve İspanyolca en iyi roman dalında Qwerty Ödülü'nü (Barselona) il Bogotá'daki Fundación Libros & Letras Ödülü'nü (Kitaplar ve Edebiyat Vakfı) kazanan "Contaguana'nın Gizli Tarihi" (2007). Kitaplarının çevirileri İngiltere, ABD, Fransa, Hollanda, İtalya, Almanya, Polonya, İsrail ve Brezilya'da yayımlanmıştır. Bir dönem Paris'te ve Belçika'nın Ardenler bölgesinde yaşadıktan sonra kesin olarak Berselona'ya yerleşmiştir. John Hersey, Victor Hugo ve E.M. Foster'ın da aralarında bulunduğu değişik yazarlardan çeviriler yapmıştır. Vásquez, Kolombiya'daki "El Espectador" gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır ve "Çarpıtma Sanatı" adlı eseriyle Simón Bolívar Gazetecilik Ödülü'nü kazanmıştır. Ayrıca, "Yersiz Yurtsuz Adam" (2007) adında bir Joseph Conrad biyografisini kaleme almıştır.
--reklam--
Juan Gabriel Vasquez Kitapları - Eserleri
- Düşen Şeylerin Gürültüsü
- İtibarlar
- Gammazcılar
- Çarpıtma Sanatı
- Costaguana'nın Gizli Tarihi
--reklam--
Juan Gabriel Vasquez Alıntıları - Sözleri
- “Bir insanın başına gelebilecek en üzücü hadise, hatıralarının birer yalan olduğunu fark etmesidir.” (İtibarlar)
- yok olup gitmeye karşı verilen bir tepkiydi bu; yegâne istikameti sürekli olarak daha da yoğunlaşan bir keşmekeş olan bu dünyanın keşmekeşini yakalama, hapsetme ve bir kere olsun onu bozguna uğratma yönünde bir teşebbüs. (Gammazcılar)
- Herkes bir şeylerden pişmanlık duyar, değil mi? (Gammazcılar)
- Karikatürler gerçeği abartabilirler ama onu uyduramazlar. (İtibarlar)
- "Penceresi olmayan insanların başka türlü beklediklerini fark ettim." (Düşen Şeylerin Gürültüsü)
- "Pusulasını şaşırmış zamanlar yaşıyoruz. Liderlerimiz hiçbir şeye liderlik etmiyorlar ve daha da kötüsü olan biten hakkında bize hiçbir şey anlatmıyorlar." (İtibarlar)
- İnsanlardan bir şey beklememeyi öğren. Hiç kimse göründüğü gibi değildir... En saf olanın bile başka yüzü vardır. (Gammazcılar)
- . Kısa öykü, bir duyguyu yakalamak için özellikle etkili bir makinedir, duyarlılığımızın romanın üstesinden gelemeyeceği kadar küçük bir hareketidir. ... (Düşen Şeylerin Gürültüsü)
- Artık onu geçmişe bağlayan hiçbir şey yoktu. Şimdiki zaman bir ağırlık, bir engel, bir uyuşturucuya bağımlılık gibi bir şeydi. Buna karşılık gelecek, ona aitti. Bütün mevzu geleceği görmek, onu net bir şekilde gördüğümüzü bilmek ve bir an için kandırmaya, başkalarını ve kendi kendimizi kandırmaya, başımızdan geçenler hakkında kendi kendimize binlerce yalan söylemeye yönelik eğilimimizden kurtulmaktı. Kendi kendimize yalan söylememiz elbette ki gerekli bir şey, çünkü hiç kimse her şeyi apaçık bir şekilde görmeye dayanamaz: Mesela kaç kişi kendi ölüm gününü öğrenmeyi isteyecektir ya da başına gelecek bir hastalığı ya da talihsizliği çok önceden bilmeyi? (İtibarlar)
- Halkın aşağılamadan daha çok hoşuna giden bir şey vardı o da aşağılamış olanın aşağılanması. (İtibarlar)
- İnsanın bu dünyada ölümden başka katlanması gereken bir zorunluluk yoktur.. (Düşen Şeylerin Gürültüsü)
- "Bana pişmanlık duyduğum bir şeyin olup olmadığım soruyorsun. Herkes bir şeylerden pişmanlık duyar, değil mi?“ (Gammazcılar)
- “bir insanın başına gelebilecek en üzücü hadise, hatıralarının birer yalan olduğunu fark etmesidir.” (İtibarlar)
- ''Dizelerle belirtilen zaman bir metronomun vuruşları gibi sabittir, ama aynı zamanda da rüyalardaki zaman gibi yayılır, saçılır ve aklımızı karıştırır.'' (Düşen Şeylerin Gürültüsü)
- "Bizim toplumumuzda önemli olan ne olup bittiği değil, ne olup bittiğini kimin anlattığıdır." (İtibarlar)
- "Bu yaşamda tanımam gereken herkesi çoktan tanıdım." diyordu bana. Daha başka hiç kimseye ihtiyacım yok. (Gammazcılar)
- “...tecavüze uğrayan bir kadın artık eskimiş olan diğer bir tecavüz vakasının kurbanıyla karıştırılabiliyordu. Evet, durum böyleydi; onun ülkesinde insan sabah uyandığında artık kendisini neyin beklediğini, tarihin ona hangi eşek şakasını yapacağını, suratına hangi tükürüğü fırlatacağını bilmiyordu.” (Düşen Şeylerin Gürültüsü)
- “bir insanın başına gelebilecek en üzücü hadise, hatıralarının birer yalan olduğunu fark etmesidir.” (İtibarlar)
- " 'Bir keresinde aklıma hiçbir şey gelmedi,' dedi Mallarino. 'Nadiren olur, ama olur. Kendimi bir fincan kahve, bomboş bir kağıt ve içinde tamamen sönük bir ampulün bulunduğu bir konuşma baloncuğuyla resmettim. Editöre onunla birlikte bir de not gönderdim: Bakın, aklıma hiçbir şey gelmedi. Size bir karikatür teslim etmek zorundayım ve aklıma hiçbir şey gelmiyor. Çok üzgünüm. Bunu yayınlayıp yayınlamamak size kalmış. Karikatür yayınlandı. Ertesi gün kutlama telefonları almaya başladım. Herkes beni kutluyordu. Mevzu şu ki, karikatürden bir gün önce Medellin'in en yoksul mahallelerinden birinde çok büyük bir elektrik kesintisi oldu. Karikatür eleştiri gibi algılandı: İdareni uyuşukluğu, vesaire. Hiç bozuntuya vermedim.' " (İtibarlar)
- Suskun kalmak kolay değildir, haysiyetli olmayı gerektirir. (Gammazcılar)
Yorumlar
0 yorum