Kitap Künyesi
Yazar: Milan Kundera
Çevirmen: Ayberk Erkay
Orijinal Adı: Jacques et son Maître
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750718830
Sayfa Sayısı: 144
Jacques ile Efendisi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Milan Kundera'nın, bir okur olarak savaşa esir düşmüş Prag sokaklarında sevgi ve özlemle andığı, bir edebiyat adamı olarak Don Quijote'yle, Tom Jones'la, Ulysses'le bir tuttuğu edebiyat tarihinin unutulmaz ikilisi Jacques ile Efendisi, gün olur Kundera'nın tiyatro sahnesine konuk olur. Diderot'nun XVIII. yüzyılın son çeyreğinde kaleme aldığı ve Batı edebiyatı tarihinin mihenk taşlarından biri olan Kaderci Jacques ile Efendisi'nin önemini, Kundera şu sözlerle dile getirir: "İddia ediyorum, Kaderci Jacques'ın yokluğunda, roman tarihi ne anlaşılabilir, ne de tamam sayılır."
Kundera'nın 1968 yılında Sovyet birliklerinin Çekoslovakya'yı işgalinden sonra kaleme aldığı ve ancak 1981 yılında Fransa'da yayımlanabilen, Fransız yazar Denis Diderot'nun hatırasına bir armağan olarak yazdığı bu üç perdelik oyunda, kendi ifadesiyle "modern Batı tarihini baştan sona arşınlayan" uşak ile efendisi, talihle, şerefle, dostlukla, aşkla örülü bir yolculuğa çıkıyorlar. İki yazar, iki yüzyıl buluşuyor. Roman ile tiyatro buluşuyor. Diderot'nun roman yazınına armağan ettiği biçimsel özgürlüğü, Kundera tiyatro sahnesine taşıyor.
Savaşın ayazında, Kundera'nın sahnesinde, Jacques ile Efendisi'nin kahkahaları yankılanıyor.
Jacques ile Efendisi Alıntıları - Sözleri
- Jacques: Üzülüyor ama insan biliyor musunuz? Efendi: Neye Üzülüyor? Jacques: Yaratıcınız hakkında böyle kötü düşünmenize Efendi: Yaratıcıyı yapıtıyla yargılıyorum ben Jacques: Bizi yaratan üstadı sevmemiz gerek bana kalırsa. Seviyor olsaydık daha mutlu olurduk. İçimiz daha bir huzurlu, kendimizden daha bir emin olurduk. Ama siz tutmuş daha iyi bir yaratıcı istiyorsunuz. Yaratana sövmek dedikleri anca bu kadar olur Efendim
- JACQUES: Beyim, bu yararsız sorulara ne gerek var? EFENDİ: (melankolik) Kocaman kalçaları yoktu, değil mi? JACQUES: (yumuşaklıkla) Soru sormayın, beyim. Size yalan söylemeyi sevmediğimi biliyorsunuz. EFENDİ: (melankolik) Öyleyse, bana yalan söyledin, Jacques. JACQUES: Bana kızmayın. EFENDİ: (nostaljiyle) Sana kızmıyorum, Jacques'cığım. Beni sevdiğin için yalan söyledin. JACQUES: Evet beyim. Kocaman kalçalı kadınları ne denli sevdiğinizi biliyorum. EFENDİ: İyisin. İyi bir hizmetkârsın. Hizmetkârlar iyi ol malı ve efendilerine, efendilerinin duymak istediklerini söylemelidir. Özellikle de, yararsız gerçeklere gerek yok, Jacques. JACQUES: Hiç kaygılanmayın beyim, yararsız gerçekleri sevmem, yararsız bir gerçekten daha aptalca bir şey yoktur bence.
- Ne kötülük ne erdem tanırdı,insanın doğuştan talihli ya da doğuştan talihsiz olduğunu ileri sürerdi. Ceza ya da ödül kelimesini duyunca omuz silkerdi. Ona göre ödül, iyilerin teşvik edilmesi;ceza ise kötülerin korkutulmasıydı. "Eğer kaderimiz yukarıda yazıldıysa ve özgürlüğümüz yoksa başka ne olabilir ki? " derdi. O, kendini bilen kartopunun dağın yamacını izliyerek aşağı ineceği gibi, insanında kaçınılmaz olarak övünce ya da namussuzluğa doğru yol aldığına inanırdı;ona kalırsa, insanın doğduğu andan son nefesini verdiği ana dek hayatını oluşturan neden sonuç zincirini bildiğimiz takdirde, onun sadece yapmasını gerekeni yaptığını düşünmekte ısrar ederdik.
- JACQUES: Beyim insan yaptıklarından sorumlu mudur? Yüzbaşım şöyle derdi:"Bu dünyada başımıza gelen iyi ve kötü her şey yukarıda yazılıdır,"derdi.Yazılı olanı silmenin bir yolunu biliyor musunuz siz? Söyleyin bana beyim, var olmayabilir miyim? Bir başkası olabilir miyim? Eğer ben bensem, kendi yaptıklarımdan başka bir şey yapabilir miyim? EFENDİ: Kafamı kurcalayan bir şey var. Acaba sen yukarıda yazılı olduğu için mi aşağılıksın, yoksa yukarıda aşağılık olduğunu bildikleri için mi yazılmış? Hangisi neden, hangisi sonuç? JACQUES:. Biliyorum beyim, ama bana aşağılık muamelesi yapmayın.
- 'En güzel intikam, 'başarıdır.' Seni sevmeyen herkesi üzer.'
- Göğe bakanların başı asla dönmez Hanımefendiciğim.
Jacques ile Efendisi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
“İddia ediyorum, Kaderci Jacques’ın yokluğunda, roman tarihi ne anlaşılabilir, ne de tamam sayılır.” 1968 yılında Çekoslovakya (Kundera Bohemya demeyi tercih eder) Ruslar tarafından işgal ediliyor ve sonrasında Kundera bu oyunu yazıyor. Ülkesinin Ruslar tarafından işgali onun gözünde batılılıktan zorla uzaklaştırılması ve Diderot onun için özgür, usçul ve eleştirel düşüncenin somut örneği. ‘Ona olan sevgimi bir Batı özlemi gibi yaşadım.’ yazıyor #saptırılmışvasiyetler de. #jacquesileefendisi bir uyarlama değil, ‘Diderot varyasyonu’ ya da Diderot’un hatırasına armağan. Kundera okurları bilirler, denemelerinde #denisdiderot ve #kadercijacquesveefendisi nden sık sık bahseder Kundera ayrıca yazım tekniği olarak da çok etkilenmiş Diderot’dan. Kaderci Jacques’de Diderot geleneksel roman tekniklerini eleştiriyor ve okurken fark ediyorsunuz tam da Kundera’nın da eleştirdiği teknikler. Oyun üç perdelik Jacques ve Efendisinin yolculuklarında anlatılan hikayeler, Diderot’dan kitabın merkezinde olan üç aşk öyküsünü almış, onların bir çeşitlemesini yazmış ve üç öykü de birbirinin çeşitlemesi. Kundera’nın neyi nasıl yazdığıyla ilgili çok titiz bir önsözü var ( Bir Buluşma ve bu kitabını okuduktan sonra Kundera’nın edebiyat eleştirmenlerine hiç güvenmediğini, kitaplarını fazlasıyla açıklama gereği hissettiğini düşünüyorum:) ). Oyun Diderot’un romanın girişinde yazdıklarına benzer bir şekilde açılıyor, diyaloglar iç içe geçiyor ve daha argo konuşmalar. Kundera epey muziplik yapmış, güncel argo deyimleri konuşmalara yerleştirmiş ve karakterler de 20 yüzyılın bakış açısını yansıtıyor. 18. ve 20. yüzyıl zihniyetlerinin yüzleşmesi diyor. #milankundera en sevdiğim :) Bu oyunu da müthiş keyif aldığım bir eseri, bütün hüznüne rağmen içinde bulunduğu duruma onun alayla, mizahla gülebilmesi…Üstelik bu oyununu yazarlık hayatına elveda olarak yazmış, iyi ki olmamış o veda. Kundera’yı @ayberkerkay çevirisinden okumak ayrıca güzeldi. (Vox Nihili)
Kitabın Yazarı Milan Kundera Kimdir?
Milan Kundera, Çek-Fransız asıllı yazar. Kundera, 1 Nisan 1929'da Çekoslovakya'nın Brno şehrinde doğmuştur. 15 kitap yazmış, sayısız ödül almış, yazarlık mesleği yanında uzun yıllar müzik ve sinemayla profesyonel olarak uğraşmıştır. Yaşamını Paris'te, eşiyle birlikte sürdürmektedir.
Yaşamı
1929 yılında, orta halli Kundera ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Ludvik Kundera (1891-1971), 1948-1961 yılları arasında Brno Müzik Akademisi müdürlüğü yapmış olan, ünlü müzikolojist ve piyanist Leoš Janaček'in öğrencisiydi. İlk piyano derslerini babasından aldı ve ilerleyen yıllarda kendisi de müzikoloji üzerine çalışmalar yaptı.
Lise eğitimini 1948 yılında Brünn'de bitirdikten sonra, Charles Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde, edebiyat ve estetik üzerine eğitim gördü. İki dönem sonra Film Akademisi'ne geçti ve yönetmenlik konusunda ilk makalelerini yazdı fakat daha sonra çalışmalarını politik baskı yüzünden durdurmak zorunda kaldı.
II. Dünya Savaşı'nın sonunda Komünist Parti'ye üye oldu. Ancak 1948'in şubat ayında partiden çıkarıldı. 1950 yılında da bir diğer Çek yazar Jan Trefulka Komünist Parti'ye karşı faaliyetlerde bulunmaktan, partiden uzaklaştırıldı. Trefulka o günlerde gerçekleşen olayları 1962 yılında yazdığı Pršelo jim štěstí (Onlardan Yükselen Mutluluk) romanında anlattı. Kundera'ysa o günlerde başına gelenleri bir şaka olarak görmüş olacak ki, partiden çıkarılma sürecinde başına gelenleri anlattığı kitabının ismini Žert (Şaka) koydu. 1956 yılında Komünist Parti'ye tekrar giren Milan Kundera, 1976 yılında ikinci kez, Vaclav Havel gibi ünlü yazarlar ve sanatçılarla birlikte partiden ihraç edildi.
1968'deki Rus istilasından sonra, Prag Müzik ve Sanatlar Akademisindeki görevinden uzaklaştırılan Kundera, politik baskılara dayanamayarak Fransa'ya göç etti ve 1981 yılında Fransa vatandaşı oldu. 1979 yılında yazdığı "Gülüşün ve Unutuşun" kitabının yayınlanmasının ardından Çekoslovak hükümeti Kundera'yı vatandaşlıktan çıkardı.
1980 yılında Gabriel Garcia Marquez'in aldığı Commonwealth Ödülü'nü, 1981 yılında Tennessee Williams'la paylaştı. En bilinen romanı Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği 1988 yılında Philip Kaufman tarafından sinemaya uyarlandı. 1983 yılında Michigan Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verilen Kundera 1985 yılında da Kudüs Ödülü'ne layık görüldü.
Çağımızın en başarılı düşünsel roman yazarı ve varoluşçuların sonuncusu olarak nitelendirilen Kundera'nın son kitabı "Bir Buluşma" 2009 yılında yayınlanıp 2010 yılında ise Türkçeye çevrilmiştir.
Ödülleri
Medicis Ödülü (Yaşam Başka Yerde)
Mondello Ödülü (Jacques İle Efendisi)
Commonwealth Ödülü
Europa Literatura Ödülü
Kudüs Ödülü
Milan Kundera Kitapları - Eserleri
- Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
- Kimlik
- Bilmemek
- Yavaşlık
- Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
- Gülünesi Aşklar
- Kayıtsızlık Şenliği
- Ölümsüzlük
- Ayrılık Valsi
- Yaşam Başka Yerde
- Şaka
- Roman Sanatı
- Bir Buluşma
- Jacques ile Efendisi
- Perde
- Saptırılmış Vasiyetler
- Anahtar Sahipleri
- Varlığın Dözülməz Yüngüllüyü
Milan Kundera Alıntıları - Sözleri
- “Hayatları felakete dönenler, suçlu avına çıkarlar.” (Bilmemek)
- “İnsanoğlu anlamdan yoksun bir varlık, bir tesadüf olduğunu, oyunun sonuna kadar nedensiz oynamak zorunda olduğunu kavramaktadır şimdi.” Bacon (Bir Buluşma)
- “Şairler icat etmez şiirleri Gerilerde bir yerdedir şiir Çok, çok uzun zamandır oradadır Şairin tek yaptığı onu keşfetmektir.” Jan Skácel (Roman Sanatı)
- İnsanın gücü tükenir ve üzerine elini kolunu bağlayan bir yorgunluk çöker. Yorgunluk: hayatın kıyısından ölümün kıyısına uzanan sessiz bir köprü. (Ölümsüzlük)
- Birkaç gündür ben de saat gibiyim, durup dinlenmeden koşuyorum.Bazen zamanın benim dışımda akıp gittiğini duyuyorum... Tıpkı bir ırmak gibi... Çok yorgunum, bir bardak su verebilir mısın? (Anahtar Sahipleri)
- “İnsan dünyaya bir defa gelir ve bir daha asla önceki bir hayatın deneyimleriyle başka bir hayata başlanamaz. Gençlik nedir bilmeden çocukluktan çıkılır, evli olmak nedir bilmeden evlenilir ve yaşlılığa girerken dahi insan nereye gideceğini bilmez. Yaşlılar, yaşlılıklarının masum çocuklarıdır. Bu anlamda, insanlığın dünyası acemiliğin gezegenidir.” (Roman Sanatı)
- İçinde yaşadığı yeri terk etmek isteyen kişi mutsuz kişidir. (Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği)
- Yavrucuğum hiçbir zaman anlayamayacağın bir keder var içimde. (Yaşam Başka Yerde)
- Sevgi kırılgan, narin bir şey midir peki? (Yavaşlık)
- "Çağımızda unutma arzusu bir saplantı haline gelmiştir, bu nedenle, bu arzuyu tatmin etmek için hız iblisine teslim olmuştur çağımız. Olaylar çabucak olup bittiği zaman, kimse hiçbir şeyden emin olamaz, hiçbir şeyden, hatta kendisinden." (Yavaşlık)
- "Gözü 'daha yükseklerde bir yerde' olan herkes günün birinde gözünün kararabileceğini hesaba katmalıdır.." #Edebiyat (Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği)
- Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Gözümüzün önüne en sıradan bir durum getirelim: Bir adam sokakta yürüyor. Birden bir şey anımsamak istiyor, ama anı uzaklaşıyor. O anda, kendiliğinden yürüyüşünü yavaşlatıyor. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan, hâlâ çok yakınında olan zamanda, sanki bulunduğu yerden uzaklaşmak istiyormuş gibi elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır. Varoluşun matematiğinde bu deneyim iki temel denklem biçimine girer: Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. (Yavaşlık)
- 'En güzel intikam, 'başarıdır.' Seni sevmeyen herkesi üzer.' (Jacques ile Efendisi)
- Tek özgürlüğümüz, acı ile zevk arasında seçim yapmaktı. Mademki her şeyin anlamsız oluşu yazgımızdı, bu anlamsızlığı bir safra gibi taşımamak, onun zevkini çıkarmayı bilmek gerekirdi. (Kimlik)
- Her şey düzenlenmiş, ayarlanmış, yapay, her şey bir oyun, hiçbir şey içten değil. (Yavaşlık)
- İnsan, yaptığı bir hareket, söylediği bir söz yüzünden kendine kızabilir, ama yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz, çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur. (Kimlik)
- İnsanın hayatta geri çekilmek zorunda kaldığı anlar vardır: Yaşamsal konumları korumak için en az önemli konumları terk etmenin gerektiği anlar. (Gülünesi Aşklar)
- Eğlenir, başkalarını eğlendirir ve düzenden yana olmanın ortaya koyduğu olur olmaz vaatlerle dünyayı tek ve koca bir şakaya çevirir. (Roman Sanatı)
- Ben annemi hep gökyüzünde diye düşünürüm. (Şaka)
- Ölüm ülkesine ulaşmak için, insanın kısacık bir süre kendisinin dışına çıkması yeterlidir. (Saptırılmış Vasiyetler)
Yorumlar
0 yorum