Kitap Künyesi

Yazar: José Mauro de Vasconcelos

Çevirmen: İnci Kut

Orijinal Adı: O Palácio Japonês

Yayın Evi: Can Çocuk Yayınları

İSBN: 9789750705168

Sayfa Sayısı: 104

Japon Sarayı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Ressam Pedro, yalnız bir insandır. Ucuz bir pansiyon odasında kalmakta, kirasını bile güçlükle ödemektedir. O gün yine çocukluk hayâllerine dalarak sokağa çıkar; her zaman yaptığı gibi, ortası havuzlu büyük alana gider; her zamanki kanepesine oturur; kuşları, ağaçları, oynayan çocukları izler. Başarısız bir ressam olduğuna inanmaktadır. Bir ara yanına bir yabancının oturduğunu fark eder. Japon giysileri içinde çekik gözlü biridir gelen. Konuşurlar. Kimdir bu yabancı? Onu hayâl dünyasının enginlerine götürecek bir esin perisi midir, yoksa çocukluğunun anılarına sürükleyecek bir garip uyarıcı mı? Jose Mauro de Vasconcelos, gençler için yazdığı Japon Sarayı'nda, bir yaratıcının hayal dünyasını, masalsı görüntüler içinde, yaşamın ve hayâllerin bütün renkleriyle süsleyerek çiziyor.

(Arka Kapak'tan)

Japon Sarayı Alıntıları - Sözleri

  • ... hayatta olduğumuz sürece yaşam sevinci denilen ağacın küçük dallarını büyütmeye çabalarız. ____
  • İnsan, dünyanın her yanında aynıdır. Önemli olan yüreğidir. ____
  • Gündüz varsa, gece varsa, her zaman bir yarın da olacaktır... ____
  • Sevgi ne renk olursa olsun hep güzeldir... ___
  • Hayatta herşeyin bir zamanı vardır. ____
  • "Ölüm söz konusu olunca yaş önemli değildir. Ama hayatta olduğumuz sürece yaşam sevinci denilen ağacın küçük dallarını büyütmeye çabalarız."
  • Hayat, bu aptalca kayıtsızlıktan başka bir şey değildi.
  • Ölüm söz konusu olunca yaş önemli değildir. Ama hayatta olduğumuz sürece yaşam sevinci denilen ağacın küçük dallarını büyütmeye çabalarız.
  • Ölüm söz konusu olunca yaş önemli değildir. Ama hayatta olduğumuz sürece yaşam sevinci denilen ağacın küçük dallarını büyütmeye çabalarız."
  • İnsan, dünyanın her yanında aynıdır. Önemli olan yüreğidir.
  • "Ah, Pedro! Pedro! Anlamıyorsun. Ben senin ellerini öpmüyorum ki. Ben yalnızca yaşamın ellerini öpüyorum. Benim için yaşamak öylesine zor; sen de bana yaşam aşılıyorsun! Bazı şeyler başkaları için öyle kolay ki!.. Oysa 'benim için, özellikle benim için, yaşam denilen şeyin en zor yanı, onu yaşamak."
  • ' insan, dünyanın her yerinde aynıdır. önemli olan yüreğidir. '
  • Yalnızca unutmak gerekiyordu. Doğmanın, yaşamanın, acı çekmenin ne kadar sürdüğünü unutmak.
  • Varlıklar, hayat devam etsin diye ölürler.

Japon Sarayı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Ölümün kıyısında bir ressamın hayatını gerçekten yaşadığını hissettiği yıllara yani çocukluğuna yaptığı seyahatin masalsı anlatımı sizi de büyüleyecek. (Kübra Erdoğan)

Esin perisinin kaybetmiş, son derece yoksul bir ressam olan Pedro, bir gün parkta geleneksel kıyafetler içinde bir Japon'la tanışır. Japon, Pedro'yu pek az insanın görme şansına sahip olduğu Japon Sarayı'na götürür. Saray, Pedro'nun o güne değin görmediği nice güzellikleri barındıran harikulade bir yapıdır. Ressam Pedro, bu sarayda ölmek üzere olan sekiz yaşında bir Japon prensi ile tanışır. İkili arasında sıradışı ve sımsıcak bir dostluk başlar. Bu dostluk, Pedro'ya kaybettiği ilham perisini buldurur. Hayal ve hakikatin iç içe geçtiği, sımsıcak bir öyküydü. Kitabı öğrencilerime okutmak için almıştım ama önce kendim okudum. Anne babaların ve öğretmenlerin de en az çocuklar kadar beğeneceği bir kitap. Tavsiye ederim. (Pınar Mi)

Bugün okul gezisine bir çok sınıf gitti.Ben de kalanlara beraber sınıfa girdim ve okumaya başladım. ..hava güzel...her yer sessiz. .bir saat bile sürmeden bitirdim kitabı. Vasconcelos yani Şeker Portakalı'nın Zeze'si 1969 yılında yazdığı bu eserinde bize rengârenk ve cok hüzünlü bir hikâye anlatıyor. Şeker Portakalı 'nda Zeze hayâl gücü çok yüksek, çok duygusal bir çocuktu, kardeşi Kral Luis ile evlerinin bahçelerinde yaptıkları gezilerde hayal gücünün nerelere dek gidebileceğini görüyorduk..Burada da ressamımız Pedro ile Cumhuriyet alanının içinden gecen yolu takip ederek yalnızca belli kişilerin görebildiği Japon Sarayı'na gidiyoruz ve orada hem hayal hem de sevgi gücü ile dolu bir hikâye buluyoruz. Zeze'nin hayatı ve ölümü birbirine dolayıp birbirinden ayırmadığını göruyoruz bir kez daha. Zeze'nin Şeker Portakalı 'nda Portuga'sına sevgi dolu bir ağıt yakarken Japon Sarayı'nda belki de 20li yaşlarında intihar eden kardeşi Kral Luis'iyle vedalaşıyor; her iki kitapta da sevmek, ölmek, yaşamın devamlılığı, öte alemin korkulacak bir yer değil de rengârenk bir yer olduğu inancı ve umudu gibi temalar ve düşünceler kendini belli ediyor.Burada da hikâyemizin baş karakteri Pedro yetenekli ve yoksul bir insan..Japon Sarayı'na olan yolculuğunda karşılaştığı insanlar ve onu seven insanlar da iyilik dolu insanlar.Kitap kısa, ama Vasconcelos'u, Zeze'yi tanıyanlar için bildik, aşina bir dünya burası. .. biz de sanki Zeze'nin Kral Luis'yi bahçede, yakında bahçeden yol gececeği için kesilecek olan şeker portakalı Minguinho ya da Zeze'nin onu çok sevdiği zamanlar çağırdığı ismiyle Xururuca'nın yanında gezdirirken onlarla dolaşıyor, bir an başımızı kaldırsak yarasa Luciano'yu gökte görecek gibi oluyoruz; Cumhuriyet alanında Pedro'yla yürürsek Japon Sarayı'na giden yolu biz de görecek, Japon prensi minik Tetsuo'nun aslında kim olduğunu elimize aldığımız o siyah çiçeğe dokunduğumuzda biz de anlayacağız. Tekrar tekrar okunabilecek güzellik ve masumiyette bir kitap Japon Sarayı. Şeker Portakalı ve Zeze'yi tanıyıp seven herkes için mutlaka okunması gereken bir eser...Bu yüzden herkese öneriyorum... (CemCBG)

Kitabın Yazarı José Mauro de Vasconcelos Kimdir?

Jose Mauro de Vasconcelos (d. 26 Şubat 1920 - ö. 24 Temmuz 1984) Brezilyalı yazar.

Yazar José Mauro de Vasconcelos, 26 Şubat 1920 de Brezilya'da Rio de Janeiro yakınlarındaki Bangu kasabasında doğdu. Yarı Kızılderili yarı Portekizli, yoksul bir ailede doğan Vasconcelos iki ayrı kültürün de izlerini taşıdı. Oldukça yoksul olan ailesi, onu öğrenimini devam ettirmesi amacıyla Natal kasabasındaki amcasının yanına gönderdi. Orada 19 yaşındayken Potengi Irmağı'nda yüzmeyi öğrendi ve ilerde bir gün yüzme şampiyonu olmanın hayallerini kurdu. Liseyi Natal'da bitirdikten sonra 2 yıl tıp öğrenimi gördüyse de öğrenimini yarıda bırakıp yeni hayaller peşinde Rio de Janeiro'ya gitti. Orada ilk işi boks antrenörlüğü oldu. Tarım işçiliğinin yanı sıra balıkçılık da yapan yazar, yaşamı boyunca çeşitli işlerde çalıştı. Bu durum, ona yazdığı roman ve hikâyeler için önemli kaynak sağlamıştır. Değişik ortamlarda, değişik koşullarda farklı insanlar tanıdı. İyi bir gözlemci ve usta olan bu yazarın elinde bütün bu yaşamlardan pek çok roman çıktı ortaya. Bunlar yazarın çok yönlü kişiliğinin ve içinde bulunduğu arayışın bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

Genellikle romanlarında, roman karakterlerinin yaşamlarında ki zorlu yaşam koşullarını, yoksulluğu ve şiddeti tüm çıplaklığıyla anlatır; ama özellikle Şeker Portakalı ile onun devamı olan Güneşi Uyandıralım ve Delifişek gibi bazı romanları tüm bunlarla birlikte duygusallık ve iyimserlikte içermektedir. Brezilya'nın ormanlarında ya da step bölgesi sertaolarda yaşayan insanların, elmas avcısı garimpeiroların, yerlilerin, denizcilerin, değişik insanların yaşamlarından kesitleri ve ruh hallerini anlatır.

José Mauro de Vasconcelos'un yazdığı ilk eseri Yaban Muzu (1942)'dur. Beyaz Toprak (1945) isimli eseri en çok beğenilen eserleri arasındadır. Kayığım Rosinha (1961) ile ününün doruğuna çıkan yazarı dünya çapında tanıtan eseri Zéze'nin maceralarını anlatan üçleme romanın ilk kitabı olan Şeker Portakalı olmuştur. Bu romanı 12 günde yazdığını belirten yazar, eserine duyduğu sevgiyi "Ama onu 20 yıldan fazla taşıdım yüreğimde" sözüyle özetlemiştir. Eserin özgün adı O Meu Pé de Laranja Lima'dır (1968). 24 Temmuz 1984'te hayatını kaybetmiştir.

José Mauro de Vasconcelos Kitapları - Eserleri

  • Şeker Portakalı
  • Güneşi Uyandıralım
  • Delifişek
  • Kardeşim Rüzgar Kardeşim Deniz
  • Yaban Muzu
  • Kayığım Rosinha

  • Çıplak Sokak
  • Kristal Yelkenli
  • Kırmızı Papağan
  • Japon Sarayı
  • Hayatın O Güzel Şarkısı
  • Delifişek

José Mauro de Vasconcelos Alıntıları - Sözleri

  • "...Çocuklar hep ağaçlara masal anlatırlar." (Hayatın O Güzel Şarkısı)
  • Her şey ne kadar güzeldi çocuklukta! (Kırmızı Papağan)
  • Hayal dünyasında olan her şey harikadır. (Kristal Yelkenli)
  • "Ayağımıza bir parça çamur bulaşması, günün birinde toprak olacağımızı hatırlatır. " (Delifişek)
  • "çocuktum ve senin gözlerin gibi saf bir yüreğim vardı." (Yaban Muzu)
  • Gündüz varsa, gece varsa, her zaman bir yarın da olacaktır... ____ (Japon Sarayı)

  • "Güzelliğin nesnelerde değil, kişilerin içinde olduğunu keşfetmişti. Güzellik yitip gittiğinde de, nesneler mat, sönük, inanılmayacak kadar sıradan oluyorlardı." (Kayığım Rosinha)
  • “Daha önce hiç konuşmamış mıydın ?” “Hiç konuşmamıştım. Kimse kulağını kalbime dayamamıştı.” (Kristal Yelkenli)
  • Yaşamak yeniden yaşanmaya değerdi. (Kardeşim Rüzgar Kardeşim Deniz)
  • İnsanın dili darağacı ipinden uzundur. (Kardeşim Rüzgar Kardeşim Deniz)
  • Amacı, yaşanmaya değer bir varlığı sürdürmekti. (Kardeşim Rüzgar Kardeşim Deniz)
  • Ama mademki yaşıyordum, daha da büyük acılara katlanmak zorundaydım. (Delifişek)
  • Bahçenin bir köşesinde çiçek yetiştirmiştim, ailem olmadığı için de çiçekleri ailem yapmıştım. (Yaban Muzu)

  • Küçüğüm, hayat böyledir. İnsanlar hep çekip giderler... (Güneşi Uyandıralım)
  • Artık bir daha ağlamayacaktım. Bir daha hiç kimseyi asla sevmeyecektim. (Delifişek)
  • Ufff.!Ara sıra Tanrı insana acıyor. (Çıplak Sokak)
  • 'Umurumda olan şeyler her geçen gün azalıyor..' (Şeker Portakalı)
  • Yıldızlardan daha güzel bir şey var mı? (Kırmızı Papağan)
  • "Günün birinde çekip gideceğini biliyordum. Aslında bunca zaman kalabilmesi şaşırtıyordu beni. Elimden gelseydi onu bırakmazdım. Ama buna hakkım yok. (Kardeşim Rüzgar Kardeşim Deniz)
  • "Yürüyordu. Yaşamak istiyordu. Yaşamayı dilercesine kollarını açmış yürüyordu." (Yaban Muzu)