Kitap Künyesi

Yazar: André Gide

Çevirmen: Tahsin Yücel

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750712845

Sayfa Sayısı: 200

--reklam--

Kadınlar Okulu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Kadınlar Okulu, toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütü olarak bireyin içtenliğini ve kendini tanıması gerekliliğini vurgulayan André Gide'in bu görüşünü en açık biçimde ortaya koyduğu eserlerden biri olarak çıkar karşımıza. Burjuva bir ailenin 1894-1936 yılları arasında üç ayrı bireyi tarafından kendi bakış açılarından anlatılan hikâyesi, dünyayı kendini var etme aracı olarak gören bir adamın ve kendini onun üzerinden yeniden tanımlamaya çalışan bir kadının yirmi yıllık beraberliğinin güncesi gibidir adeta. 

Belirli bir zamanı ve mekânı temel alarak toplumsal ve bireysel olanın birleştiği noktaları ustalıkla yansıtan Gide, bu romanında da, ülkesinin kültürel nabzını XX. yüzyılın politik ve ekonomik gelgitleri arasında son derece isabetli biçimde tutmayı başarıyor. 

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Kadınlar Okulu Alıntıları - Sözleri

  • ... insan birini sevdi mi olduğu gibi göremez artık onu.
  • İyi kitaplarla doymuş bir beyin, kötü yazına fazla bir istek duymaz.
  • Din, insanları daha iyi yapmaz...
  • "Önemli olan başkalarının kanısı değil, olayın kendisidir, bilirsin."
  • Söylememiz gereken sözler kimi zaman öyle geç geliyor ki usumuza...
  • ''din insanları daha iyi yapmaz''
  • Kimi günler korkunç yalnız buluyorum kendimi..
  • Onu eğlendiriyor bu iş, benimse canımı sıkıyor.
  • Seni tanıyalı, yani seni seveli beri, yaşam bana öylesine güzel, öylesine yararlı, öylesine değerli görünüyor ki, hiçbir şeyini kaçırmak istemiyorum.
  • Her gittiği yere gidemezsin, ona bağlanırsan, ileride senin için bir üzüntü kaynağı olur bu.
  • Bencillik bazı bazı bağlılık ve aşk görünüşüne bürünebilir.
  • Din insanları daha iyi yapmaz.
  • Öğüde en çok gereksinimi bulunanlar öğütten pek hoşlanmazlar.
  • Önlem almaya zaman kalmadan, birdenbire yıkılıverir her şey.
  • Kimi günler korkunç yalnız buluyorum kendimi.

--reklam--

Kadınlar Okulu İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Annenin günlüğüyle başlayan kitap, kocasının savunması ve tekrar kızının günlüğüyle son buluyor. Yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu ve dilini başarılı buldum. Kadınların iç dünyasını bir erkeğin anlatma fikri zor görünse de yazar bunu yapabilmiş. Bu açıdan ilk bölüm gayet etkileyiciydi ancak kızına gelince biraz “acele” yazılmış gibi geldi. Annedeki derinliği kızında çok fazla bulamadım. Klasik rafında yer alan bu kitap, üslup olarak kesinlikle sıkıcı değil ve çok kolay okunabiliyor. Zorlayıcı bir tarafını yok. Tabi okuduğumuz daha karmaşık metinlere göre birazcık zayıf kalabilir, bu da zaten kötü bir şey değil. Kitapseverlerin kaçırmaması gereken bir eser. Keyifli okumalar. (Efrasiyab)

✍DİPÇE : Fransız bir ailenin odağından yola çıkarak bir dönem panoraması okuduğumuz bu eserde, toplumla bireyin olduğu kadar bireyin kendi dinamikleriyle de kesişmesi ele alınmıştır.Kitap kurgusal günlüklerden oluşmaktadır.İlk bölümde Eveline adlı genç bir kadının aşık olduğu ve yücelttiği kocasına beslediği duyguların ve bu süreçte kendisinin değişimine şahit oluyoruz.Buradaki aktarımlar sebepleriyle ele alındığından okuru çok geçmeden kendi muhasebesine sürükler niteliktedir.İnsan aşkının özelliği bizi kendi kendimiz konusunda olduğu gibi, sevdiğimiz varlığın kusurları konusunda da kör etmektir. İfadesiyle gerçekten hayranlığımızı değişti ren etkenler konusunda kadın karaktere hak vermemek elde değildir. Eveline'nin kendini tanımaya ve anlamlandırmaya başlaması ,değişenin kocası değil de kendisi olduğunu gösterir bu durum farklı bir psikoloji doğurur zamanla kusurlarını gördüğümüz eş dost sevgili karşısında sevginin hissizliğe ve belki nefrete evrilmesi yan izleklerden biri olarak okurun kafasını kurcalar.İkinci bölümde Robert yani kocanın günlük karşısında savunmasını okuyoruz: Bu kısımda biraz daha toplumun yansıması görülür. Robert için eş kavramı konforunu sağlayan bir nesneden ibarettir bu anlayışın kadına biçtiği kalıp; gerek aile gerekse tüm uygarlık için kadının geleneği sürdürmekle yükümlü olduğudur ; kadın geleneği sürdürürse erkek düşünsel anlamda ilerleyebilir zira bu hak erkeğe dairdir.Burada çok önemli bir hususa değinilir: Eveline'nin , kocasının gözler önüne sürdüğü dindarlık gösterilerinde ; kendi dindarlığından kuşkuya düşmesi çocukken inandığı Tanrı'yla arasının açılmasıdır.Bu kısım yazarın , tüm yaşamını ve inancını sorguladığı bir dönemin yansıması olarak düşünülebilir keza yazara dair esas yansımanın üçüncü bölümde olduğunu da görürüz.Bu kısımda ailenin ilk çocuğu Genevieve 'nin notları 1900 lü yıllara geçişte , gelenekçi ailelerin çocuklarının görüşlerini yansıtır.Cinsel tercihler başta olmak üzere aile olgusu ile toplumsal birçok konuya başkaldırı genç kızın fikirlerinde işlenir. Yazar bireysel görüşünü ve dünya anlayışını kadın karakterler üzerinden ; sevgi içinde gelişiriz ama kendimizi tanımayı birbirimize karşı çıkarak öğreniriz, düsturuyla duyuruyor. Andre Gide'nin yalın ve doyurucu anlatımıyla okunması gereken evrensel boyutlu bu kitabını tavsiye ederim.Esen kalın (Gncokuyor)

--reklam--

Kitabın Yazarı André Gide Kimdir?

André Paul Guillaume Gide (22 Kasım 1869 Paris - 19 Şubat 1951 Paris) Fransız yazar. 1947 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi.

Gide, 22 Kasım 1869 tarihinde Paris, Fransa`da dünyaya geldi. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi Katolikti. 8 yaşında Paris'te Alsace Okulu'na gönderildi. Sık sık hastalandığı için öğrenimi kesintiye uğradı. Gide henüz 11 yaşındayken (1880) Paris Üniversitesi`nde hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü.

1889'da okuldan mezun oldu. Yaşamını yazarak geçirmeye karar verdi.Yazı hayatına 1891’de 21 yaşındayken yayımladığı André Walter'in Günlükleri(Les Cahiers d'André Walter) ve Narsis Üstüne İnceleme ile başladı. Ama ikisi de başarısız bulundu.

1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa'ya döndüğünde oradaki katı Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Annesi hastalanınca Fransa'ya döndü.

1895'te kuzeniyle evlendi. 1896`da Normandiya`da bir komüne belediye başkanı oldu.

1908`de bazı seçkin yazarlarla birlikte Nouvelle Revue Française adında bir edebiyat dergisi kurdu. 1916`da 16 yaşındaki Marc Allégret ile sevgili oldu. Marc Allegret ile eşcinsel ilişkisi ailesinde huzursuzluk yarattı. Eşi Gide'nin kendisine yazdığı mektupları yok etti.

I. Dünya Savaşı yıllarında Kızılhaç ile gönüllü insani kuruluşlarda çalıştı. 1923'te ilk feministlerden ünlü Elizabeth van Byyselberghe ile olan yasak ilişkisinden tek çocuğu kızı Catherine doğdu. 1924 yılında Corydon adlı homoseksüelliği savunan bir kitap yayımladı, fakat eser ilk etapta kınandı.

1925'te Fransız Ekvator Afrikası'na gitti. Burada gördüklerinden de etkilendi. Dönüşünde sömürgeciliği eleştiren yazılar yazdı. 1925 yılında yayımladığı Kalpazanlar Gide`nin en önemli eserlerinden biri olarak görülür. 1926`da otobiyografik eser olan "Si le grain ne meurt"u yayımladı.

Komünizme ilgi duydu. 1936'da büyük umutlarla gittiği Sovyetler Birliği'nden hayal kırıklığı ile döndü. 1938'de eşini kaybetti.

II. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 1942'de tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Savaşın sonuna kadar burada yaşadı. 1947'de Oxford Üniversitesi'nden "Edebiyat Doktoru" unvanı aldı. Aynı yıl Kasım ayında da Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi oldu. 19 Şubat 1951'de yaşamını yitirdi.

Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. Genel ahlak anlayışının karşısında bireysel özgürlüklerin savunucusu oldu. Ama aynı zamanda 19'uncu Yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli hümanist ve ahlakçı yazarı olarak tanındı. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyumla Fransız edebiyatının saygın isimleri arasında yer aldı.

Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur.

--reklam--

André Gide Kitapları - Eserleri

  • Kalpazanlar
  • Isabelle
  • Dar Kapı
  • Theseus
  • Kadınlar Okulu
  • Chopin Üzerine Notlar

--reklam--

  • Tohum Ölmezse
  • Ayrı Yol
  • Vatikan'ın Zindanları
  • Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler
  • Pastoral Senfoni
  • Günlük
  • Sapık Sevgi

--reklam--

  • Batak
  • Henri Michaux'yu Tanımak
  • Seçme Yazılar
  • Dostoyevski
  • Pastoral Senfoni - Dar Kapı
  • Denemeler
  • SSCB'den Dönüş

--reklam--

  • Dünya Nimetleri
  • Cinayet Mahkemesi Anıları
  • Two Legends: Oedipus and Theseus
  • Yeni Nimetler
  • Autumn Leaves
  • Prometheus ve Theseus
  • Bataklık

--reklam--

  • Dostoyevski

--reklam--

André Gide Alıntıları - Sözleri

  • "Arkadaş, insanların sana sundukları gibi benimseme yaşamı. Yaşamın daha güzel olabileceğine inandır kendini." (Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler)
  • "İyi duygularladır ki kötü edebiyat yapılır", "Şeytanın yardımı olmayan sanat eseri yoktur." (Seçme Yazılar)
  • . Kendin olmaya cesaret et. Bunun da altını çizmeliyim. Asla yapmacıklık yaparak, insanları sizin gibi yapmak için, taklit ederek ya da çelişme zevki için hiçbir şey yapmayın. ... (Seçme Yazılar)
  • Hepimiz Tanrı' ya tek başımıza ulaşmak zorundayız. (Dar Kapı)
  • "Mutsuz değilim. Bu hayatta bana öyle çok şey bahşedilmedi ama bu az şeyle de mutlu olmayı bildim." (Bataklık)
  • Hasmımı kucaklarım, ama boğmak için. (Denemeler)

--reklam--

  • Ömrüm beklemekle geçiyor. Hiç bir şeye başlamağa cesaret edemiyorum. (Günlük)
  • "..kuruntu sonucu abartılan keder, gerçekteki olguyu aşar. Ah! Eğer, kapılarımızı düşgücümüzün yarattığı canavarlarla kuruntulara açmasaydık, yalnızca yaşamımızdaki kötülükleri görmekle yetinseydik, mutsuzluklarımıza katlanmamız çok daha kolay olurdu." (Pastoral Senfoni)
  • Çocukluğumuzdan beri kim bilir kaç kez engellemişizdir kendimizi yapmak istediğimiz bir şey için, sırf çevremizdekilerin durmadan ‘yapamaz onu’ demelerini işite işite... (Pastoral Senfoni - Dar Kapı)
  • "Kurtulduğumu sanırken gittikçe daha çok tutsak olduğumu, gururuma tutsak olduğumu anlamıyordum.Tanrı'nın beni kafese koyduğunu söylerken bunu demek istiyordum işte.Gururumu erdem gibi gösterdi bana.Tanrı benimle alay etti.Eğleniyor.Kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor benimle." (Kalpazanlar)
  • Sanat eseri, daima tektir. (Denemeler)
  • Ama insan sadece kendisi için alçak sesle çaldığında, o tanımlanamaz heyecan bitmek bilemez; sanki, sadece sezinlenen, sevgiye düşman ve insanca yakınlığın giremediği bir dünya karşısında duyulan o neredeyse elle tutulur korkunun da sonu gelmez. (Chopin Üzerine Notlar)
  • Ah, Tanrım! Ölmek için ölümü beklememeyi bah­şet bana. (Yeni Nimetler)

--reklam--

  • İş mesut olmakta değil --- mesut oldu­ğumu bilsinler istiyorum. (Günlük)
  • Aslında, görebileceğiniz en iyi, en dürüst, başkasının ayağına basmayan ve tıpkı bir şair gibi, para kazanmak için yaratılmamış, tersine harcamaya ve vermeye her an hazır bir çocuktu. (Tohum Ölmezse)
  • Ağlamak isterdim. Yazık ki kalbimi bir çölden daha çorak hissediyordum. (Pastoral Senfoni)
  • "Düşünceler çiçeklere benzer, bozulmadan en çok dayananlar sabah derilenlerdir." (Isabelle)
  • Ruh bedende ihtiyar olarak doğar, beden ruhu gençleştirmek için ihtiyarlar. Eflatun, Sokrates'in gençliğidir. (Denemeler)
  • Umudun bir için araladığı o fazlasıyla ağır kapak yeniden kapanıyordu; kuşkusuz bu hep böyle olacaktı: Yasaklıydım. En eşsiz kurtuluşun karşısında durmadan bir gelenekler ve eylemsizlik duvarının yükseldiğini görecektim...Buna boyun eğmek lazım, diyordum kendi kendime ve elbette en iyisi buna gülüp geçmek; kaderin sillesini yiyip hacıyatmaz gibi yeniden dikildiğimiz için kendimize bir gurur payı çıkartmaktaydık; mizacımız buna müsaitti ve tatsız bir havada başlayan yemek şakalaşmalarla son buldu. (Tohum Ölmezse)
  • -Demek ki, yataktakiler karı-koca ise yapılanlar sapıklık olmaktan çıkar. -Karı-koca canları ne isterse yapabilirler; buna hakları vardır. Tekrar ediyorum, bu sizleri ilgilendirmez. -"Hakları vardır"; evet, bu sözü "normal" sözünden daha çok beğendim. (Sapık Sevgi)