Kitap Künyesi
Yazar: Hasan Saraç
Yayın Evi: Parana Yayınları
İSBN: 9786056984860
Sayfa Sayısı: 271
--reklam--
Kafkas Ateşi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ne olduysa o uğursuz Ağustos gecesi oldu. Her şeyimi aldılar elimden… Artık gönüllü bir sürgündüm. Başka topraklarda. Şimdi elli yaşındayım, bir daha asla geri dönmeyecegime yemim ettiğim ata topraklarına gidiyorum. Son yirmi beş yılımı geçirdiğim ikinci ülkem Türkiye’den Gürcistan’a geçip Batum, Gori, Tiflis, Zugdidi derken bir hafta sonra Abhazya topraklarına ayak basacağım.
Stella bir an bile çıkmayacak aklımdan. Geceleri uykunun uğramadığı yatağımda, biricik aşkıma sahip çıkamadığım için acımı, pişmanlığımı anlatacağım tavandaki hayaline…
Peki, ya sonra?
Kafkas Ateşi Alıntıları - Sözleri
- Her attığımda bir geliyor gelmesine, bu kadarını anlayabiliyorum elbette, ama yine de altı sayı var bu zarın üstünde. Öyle değil mi? Hem zaten Jack London da "Hayat her zaman elinde iyi kağıtlar olması değil, bazen de kötü bir eli iyi oynama meselesidir" dememiş miydi? Kararlı bir tavırla, "Bu durumda sizden..." derken bakışlarımı kızın mahcup ve ürkek gözlerine dikiyorum, "çok önemli bir ricada bulunacağım."
- Tren rayların üzerinden hızla akıp giderken benim zihnim de geçmişe doğru bir yolculuğa çıkmış, içimi karartan ne kadar yanıtsız soru, kuşku, kaygı varsa hepsini teker teker bulup ortaya dökmüştü. Aslında İstanbul'dan ayrıldığım günden bu yana, yol boyunca hep yaşamıştım bu içsel yolculukları. Pişmanlıklarla, bastırılmış acılarla, ertelenmiş öfkelerle dolu günler, saatler...
- Topraklar, ahh topraklar... Nedir şu toprakların çilesi... Nedir şu insanların doymak bilmeyen hırsı, kibiri...
- 'Hayır' diye cevap veriyorum hiç düşünmeden. 'Sana anlatacak bir şeyim yok, olamaz da zaten... Ancak, şunu da unutma babalık. Bazen tek bir kıvılcımın büyüsü evrendeki tüm yıldızları gölgelemeye yeter. Bu mucizeyi ne sana açıklayabilirim, ne de bir başkasına. Çok şanslıysan eğer, belki yaşarsın o deneyimi. Hepsi bu kadar işte... Ve bir kez çıktı mı o kıvılcım, o alev sönmez bir daha. Yüreğinde yanar durur bir ömür boyu... '
- Aklıma o sahne, zihnime kazınmış o satırlar geliyor birden: Tarih 22 Aralık 1849. Kuzeyden gelen sert rüzgarların karları havaya savurduğu bir kış sabahı, bellerine kadar soyulmuş yirmi bir siyasi suçlu St. Petersburg'un Semenov meydanında son anlarını yaşıyor. Elleri arkaya bağlanmış suçlular arasından rastgele seçilmiş üç kişi ön saflara sürülüyor. Gözleri siyah bantlarla sıkı sıkı bağlı hepsinin... Askerler pozisyon alıyor. Takım komutanı tam "ateş" emrini vermek üzereyken dörtnala yaklaşan bir atlı görünüyor ufukta. Çar 1. Nikola mahkumların hayatını bağışlamıştır. Habercinin getirdiği belge uyarınca Sibirya'ya sürülecek olan bu grupta, adı bir gün belleklere kazınacak yirmi sekiz yaşında bir genç de bulunmaktadır. İşte o genç adam, yıllarca Sibirya Steplerinde sürgün hayatı yaşadıktan sonra yazdıklarıyla edebiyat okurlarının gönlünde taht kuracak olan Fyodor Dostoyevski'den başkası değildir.
- "Mutsuzluğun ilk şartı imkânsızı düşlemektir."
- "Kötü huylarımdan biri de, yola çıkmışsam eğer bir kez, mecbur olmadıkça asla geri dönmemek. Bazen işe yaradığı oluyor elbette. Çoğu kez de ağır bir bedel ödüyorum sırf bu yüzden. Yani inadım yüzünden... Keşke birileri çetelesini tutsaydı şu hesabın. Bugüne kadar toplamda ne kadar kazanmışım ya da kaybetmişim, bir bilseydim fena mı olurdu? Belki de ders alırdım yaptığım hatalardan, değiştirirdim bu huyumu..."
- Aramızda yalnızda üç dört metre mesafe, dört beş tonluk da sessizlik var. Simsiyah saçlarına kar yağmış biraz. Işıltılı gözleri biraz hüzünlü. Ama hala gönül çelen bir güzelliği var. Hoş geldin hüzün! Yine mi sen? Oysa bambaşka şeyler düşünüyordum. Ya da düşünmeye mi çabalıyordum? Bu kadarmış işte...
- " Yazar, heceleri kağıda geçirmeye başlamadan çok önce, gözlem yapmaya başladığında yazar olur. "
Kafkas Ateşi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Herkese merhaba ️ Bugün size güzel bir kitap ile geldim. Kitap, Kafkas’larda yaşanan sürgünün sonucunda yıllar önce ülkesini, ailesini ve sevdiği Stella’sını terk etmek zorunda kalıp Türkiyeye göç eden Beslan’ın hikayesini anlatıyor. Annesinin vasiyeti üzerine terk ettiği topraklara tekrar dönmek için yola çıkan Beslan sırası ile Trabzon’dan başlayıp Gürcistan, Gori, Batum,Tiflis, Zugdidi ve son olarak Abhazya’ya kadar gidiyor. Beslan’la gezmiş, sürgünden kalma yıkıntıları ve hala süre gelen zorlukları görmüş kadar olucaksınız. Bir insanın geride bıraktıklarının acısının asla dinmediğini, kabuk tutmayıp sürekli kanadığına şahit oluyoruz. Kendi topraklarına girmenin ne kadar zor, adının bile sorun olduğu bu hikayeyi kesinlikle tavsiye ediyorum. (Gülsüm Baysal)
Beslan Akalsba Sohum' lu Tiflis Üniversitesinde okuyan Kafkas ırkından Abazalar dan,yıl 1992 bir gece yarısı kaldığı yurtta bir ziyaretçisi vardır kim olduğunu tanımadığı ziyaretçi onunla dışarıda bekleyen arabayla gitmeleri gerektiğini söyler. Dar sokaklar,karanlık yollar,çıkmaz sokaklar sonrası eski görünümlü bir binaya gelirler.Binaya girdiklerinde onu bekleyen adam babasının üniversiteden arkadaşıdır. Babasıyla tekefonda görüştüğünü ona söz verdigini onunla ilgilenecegini söyler. O dönem Abhazya ile iliskilerinde sorun yaşandığı ve hergün durumun kötüye gittiginden onu Batum'a oradanda Türkiye'ye çıkarılacağını söyler.. Bundan sonrası Beslan'in topraklarını terkedişi kimliğinin değişip Türk soyadını alması ve yillar sonra annesinin vasiyeti üzerine doğup büyüdüğü topraklara tekrar gitmek için yolculuğuna tanıklık ediyoruz.Beslan bu yolculukta bir çok anılarıyla iç hesaplaşmalariyla ve en çok da üniversitede aşık olduğu sevdiği kız Stella ile henüz on sekiz yaşındaki kardeşinin iki toplum arasındaki savaşta kaybetmiş olması onu kahretmektedir... Beslan yorucu bir yolculuktan sonra topraklarına tekrar ayak basmıştır ve onu ummadığı bir süpriz beklemektedir... #okudumbitti (kitaparay27)
KAFKAS ATEŞİ “Dağları aşıp uzaklara gitmek isteyenler,yolculuklarına tek bir adım ile başlar…” Lao Zi . Yazardan okuduğum ikinci kitaptı ilk kitabınıda çok beğenmiştim bir oturuştu bitirmiştim ikinciside bir o kadar güzeldi. Yıllar önce ülkesini ve sevdiğini Stellasını terk etmek zorunda kalıp Türkiyeye göç eden Beslan’ın annesinin vasiyeti üzerine terk ettiği topraklara dönüş yolculuğunu okuyacaksınız. Trabzonda başlayıp Gürcistan,Batum,Tiflis, Abhazya yı Beslan’la görmüş,gezmiş kadar olucaksınız. Beslan’ı orada neler bekliyor? İlk aşkı Stella’ya kavuşabilecek mi? Hiç kimse ülkesinden ,sevdiklerinden ayrılmak zorunda kalmasın gerçekten çok acı bişey. Sonu oldukça güzeldi ben çok sevdim Son derece akıcı bir dille yazılmış bir çırpıda okuyabileceğiniz güzel bir kitap tavsiye ederim. . Bin defa duymandansa bir defa görmen daha iyidir. .”Zaman iki mekan arasındaki en uzun mesafedir..” (Zamandakitap)
Kafkas Ateşi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hasan Saraç - Kafkas Ateşi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kafkas Ateşi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hasan Saraç Kimdir?
1951 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Fen Lisesi ve ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği’ni bitirdikten sonra Harvard Business School’dan mezun oldu.
İki yıl TABA Türk Amerikan İş Adamları Derneği başkan yardımcılığı, dört yıl boyunca da TÜBİSAB Bilişim Sanayicileri Derneği başkanlığı yapan ve otuz yedi yıl boyunca değişik sektörlerde işveren veya üst düzey yönetici olarak çalışan yazarın bugüne kadar Zaman Gezginleri Kerim ile Sibel (2021), Kafkas Ateşi (2020) ve Çapraz Oyun (2020) dahil olmak üzere yedi romanı yayımlanmıştır.
Hikâyelerin Hikâyesi projesinin ilk bölümü olan ve 25 farklı usta yazarın hikâyesini anlatan "Yazdıklarıyla Yaşayanlar" adlı eseri 2018 yılında basıldı. "Yazdıklarıyla Yaşayanlar II" adlı ikinci eseri ise 2020 yılında okurlarıyla buluştu.
Eşi Handan ile birlikte İstanbul’da yaşamaktadır ve İpek adında bir kızları vardır.
--reklam--
Hasan Saraç Kitapları - Eserleri
- Yazdıklarıyla Yaşayanlar
- Çapraz Oyun
- Yazdıklarıyla Yaşayanlar 2
- Kor
- Kafkas Ateşi
- Kerim ile Sibel
- Turabdin'e Dönüş
- Miranda
- 13 Saat + 1 Ömür
- Aynadaki Adam
--reklam--
Hasan Saraç Alıntıları - Sözleri
- “Bazıları için bütün bir dünya, bütün bir yaşam, yüzlerinde sahte bir maske, sahnenin ta kendisiydi işte. Ölüm perdeyi indirene dek…” (Çapraz Oyun)
- Bak dostum, gönül işlerinde komik durum falan yoktur. Bilemediğin, daha öncesinde hissetmediğin, bir türlü anlayamadığın, henüz tanışmadığın karmaşık duygular vardır. (Kerim ile Sibel)
- "Ta Turabdin'den kalktım, buralara kadar geldim, şimdi de ruhunu azat etmiş bedenim dönecek doğduğum, büyüdüğüm topraklara." (Turabdin'e Dönüş)
- "Hiç olmazsa bir hayalim var diyorum kendime, onu da elimden alamazlar ya..." (Turabdin'e Dönüş)
- Yüreğini dinle yeter... O bilir nereye gideceğini! (Kor)
- Geride iz bırakmak, takipçinize yol göstermektir... (Kerim ile Sibel)
- İnanılır gibi değildi ama işte yine en başa dönmüş, sessizce kahvelerini içiyorlardı.Siper savaşlarında ateşkes molası verip yaralılarını revire taşıyan askerlere benziyordu o halleri.Anlaşılan bir kazananı da yoktu savaşın.Zaten hiçbir zaman olmamıştı... (Kor)
- İki uçak yolculuğu, iki gündüz, iki gece Değişen iki dünya Birbirinin içine geçen iki şehir, iki farklı hayat İki isim İki oyun İki hikaye... (Çapraz Oyun)
- 'Her devrim gün gelir buharlaşır, ardında yapış yapış bir bürokrasi bırakır. (Kerim ile Sibel)
- Geleceğim bekle dedi Ben beklemedim o da gelmedi Ölüm gibi şeydi Ama kimse ölmedi (Yazdıklarıyla Yaşayanlar 2)
- Kâmil insan önemli olanın kendi hatalarını düzeltmek olduğunu bilir, kemale ermemiş olanlar ise başkalarının hatalarını bulmaya uğraşır... Muhammed Bawa Muhyiddin.. (Kor)
- Her insanın kaderi,yani içine doğduğu labirent birbirinden farklı tasarlanmış.Yeryüzünde nefes alan her bedenin,o bedeni paylaşan her ruhun kendine ait,eşi benzeri kâinatta olmayan bir yolculuğu var... (Kor)
- Eğer sadece herkesin okuduğu kitapları okursanız, sadece herkesin düşündüklerini düşünebilirsiniz! (Yazdıklarıyla Yaşayanlar)
- Eğer çocuklar büyüklerinin uygun görmediği şeyleri yapmakta direnirlerse kimliği belirsiz bir amca, bir bekçi, bir polis, bir asker, özetle tanımsız bir korku simgesi, devreye girmek için kapının dışında, sokağın hemen karşısında ya da masanın öbür ucunda daima aportta bekliyor olurdu. (Kerim ile Sibel)
- "Ne kadar ilginç diye düşündü. Neredeyse her dakika yeni bir uçak iniyordu İstanbul'a. Bir o kadar da insan terk ediyordu bu koca şehri, bir yerlere gidebilmek için; çalışmak, gezmek, öğrenmek, eğlenmek, yeni hayatlar kurabilmek için. Beş benzemez umutların, aşkların, acıların, beklentilerin, tutsakliklarin girdabında kaybolmuş insancıklar... Tıpkı benim gibi, diye geçirdi içinden, yepyeni bir şey keşfetmiş gibi." (Turabdin'e Dönüş)
- Diktatörlük hakikat haline geldiğinde, devrim hak haline gelir! (Yazdıklarıyla Yaşayanlar)
- "Anneler böyledir işte güzel kızım. Kan kusar, kızılcık şerbeti içtim derler yavrularına." (Turabdin'e Dönüş)
- Her attığımda bir geliyor gelmesine, bu kadarını anlayabiliyorum elbette, ama yine de altı sayı var bu zarın üstünde. Öyle değil mi? Hem zaten Jack London da "Hayat her zaman elinde iyi kağıtlar olması değil, bazen de kötü bir eli iyi oynama meselesidir" dememiş miydi? Kararlı bir tavırla, "Bu durumda sizden..." derken bakışlarımı kızın mahcup ve ürkek gözlerine dikiyorum, "çok önemli bir ricada bulunacağım." (Kafkas Ateşi)
- Seçenekler her daim vardır. Seçeneklerin tükendiğini düşünüyorsan eğer, gerçekten pes etmişsin demektir, pes etmekse yolun sonudur. (Miranda)
- Etrafına şüpheyle bakan, birbirinin kuyusunu kazmaya niyetli insanların bulunduğu ortamlardan nefret ediyordu Kerim. (Kerim ile Sibel)
Yorumlar
0 yorum