Kitap Künyesi
Yazar: Jean-Christophe Grangé
Çevirmen: Tankut Gökçe
Orijinal Adı: Kaiken
Yayın Evi: Doğan Kitap
İSBN: 9786050915037
Sayfa Sayısı: 384
Kaiken Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kaiken'in zamanı geldi
Doğan güneş karardığında,
Geçmiş, çıplak bir kılıç gibi keskinleştiğinde,
Japonya artık bir anı değil, kâbus olduğunda,
Kaiken'in zamanı gelmiş demektir.
(Tanıtım Bülteninden)
Kaiken Alıntıları - Sözleri
- Sessizlik bir buz parçası gibi boğazında eriyordu.
- "Basit bir hayatın mı olsun istiyorsun? Sürüye yakın dur ve orada kendini unut."
- Gökyüzü herkesindir.
- Aşkta sadece davranışlar önem taşır, kelimelerin hiçbir kıymeti yoktur.
- Çünkü aşk diğerlerinin duygusuyla beslenirdi. Coşku olmadan kalp kurur, duygusuzlaşırdı. Tüm paylaşma yetisini kaybederdi. Sonunda da içine kapanarak yanlızlığıyla kendini korumaya çalışırdı...
- Gözyaşları bile başka bir zamana aitti. Özlediği ve hâlâ ona inandığı bir döneme.
- Freud "Kabus, bastırılmış, geri plana itilmiş bir isteğin gerçekleşmesi, görsel açıdan ön plana çıkmasıdır" diyordu.
- Bir sorun karşısında hiçbir şey yapamıyorsan, bir şekilde onu yok farz edeceksin.
- “Kötülükten ne kadar çok korkarsan, onu o kadar üzerine çekersin.”
- Kendinin katili olan bu katil avcısı, aynı zamanda bir koruyucu melekti...
- Çünkü kin, uzun vadede hep kazanır.
- “Aşk diye bir şey yoktur. Sadece aşkın kanıtları vardır.”
- Demek istediğim... Radyoda dinlediğin eski bir parça gibiydi. Uzun zaman dinlediğin için artık duymadığın bir parça... Ve sonra bir gün, arabanın direksiyonundayken yeniden duyduğunda ürperdiğin.
- “Basit bir hayatın mı olsun istiyorsun? Sürüye yakın dur ve orada kendini unut.”
Kaiken İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bana kalsa bu yazarı herkese zorla okuturum o kadar seviyorum ki. Gerilim ve heyecan inanılmaz şekilde sürekli yakanız da sizi bırakmıyor. Efsane bir adam efsane bir roman. (Kübra çıra)
Kaiken: Olivier Passan Paris cinayet büroda baş komiserdir. Hamile kadınları öldürüp karnındaki bebeklerin yakan bir seri katilin peşindedir. Fakat kanıt olmadığı için bir türlü katili yakalayamaz. Eş zamanlı olarak evinde de bir takım olaylar yaşanır, ailesi tehdit altındadır. Olivier izlediği yanlış stratejiden dolayı davadan alınmıştır, katile yaklaşamamaktadır. Hem katili yakalayıp hem ailesini korumakla yükümlü baş komiser zor günler geçiriyordur. Fransa'da başlayıp Japonya'da biten bu olaylar silsilesi sizi kitaba gömecek. Kaiken romanı bir polisiye, gerilim romanından beklenenleri karşıladı diyebilirim. Eğer beni ters köşe yapıyorsa o roman olmuş derim ve kaiken bunu birkaç kere yapıyor. Sonuna kadar bir merak ve hevesle okudum fakat sonu beni çok tatmin etmedi açıkçası. Aslında olması gerektiği gibiydi fakat yarıda kalmış hissi uyandırdı. Her şeye rağmen beğendiğim bir kitap oldu, okumaktan pişman olmadım. (GÜRBÜZ)
Başladığımda çekici gelmesede, sayfaları geçtikçe, yeni bir kapı açılıyor hissi yarattı kitap benim için. Yağmurun ıslattığı yeşil çimenlik bir yolu takip ederken, arabanın şehrin içine bir anda damlası gibi. Kokuda ve duygularda anlık değişim yaşatmayı başarıyor. Hislerle etkileşimi iyi. Sonu beklediğim gibi bitti, tek üzüntüm bu... Hayal gücünü aşan şeyleri seviyorum. U dönüşleri olmalı bir romanın. Bu kitapta bolca var..ama sonda u dönüşü bulamadıgıma üzülüyorum. Yazar sonu yazarken kararsız kalmış, yada farklı bir son yazmıştı... Paylaşmak istememiş gibi hissettirdi bende. Fantastik romanlara ve macera romanlarına yatkınlığım bundan. İyi bir biyoğrafiler boy ölçüşemezler yinede.... (Yorma kendini..)
Kitabın Yazarı Jean-Christophe Grangé Kimdir?
Fransız yazar Jean-Christophe Grangé 15 Temmuz 1961’de Paris’te doğdu. Serbest gazeteci olarak çeşitli haber ajansları ve gazeteler için çalıştı.
Leyleklerin Uçuşu adlı ilk romanı 1994'te yayımlandı. Bu kitap Fransa'da 450.000 adet sattı ve sekiz bölümlük bir TV dizisi haline getirildi.
Yazarın ikinci eseri Türkiye baskısını Şubat 2001'de yapan ve 20 dile çevrilen Kızıl Nehirler'di. Roman beyazperdeye taşındığında yönetmen koltuğunda Mathieu Kassovitz, başrollerde ise Jean Reno ve Vincent Cassel yer aldı.
Grangé'ın üçüncü romanı Taş Meclisi, Eylül 2000'de piyasaya çıktı ve Fransa'da kısa sürede 150.000 adet sattı.
Türkiye'de Ağustos 2001'de yayımlandı. 2006 yılında Stéphane Cabel ve Guillaume Nicloux tarafından senaryolaştırılan kitap, Guillaume Nicloux yönetiminde sinemaya uyarlandı. Filmin oyuncu kadrosunda Monica Bellucci, Catherine Deneuve, Moritz Bleibtreu, Sami Bouajila, Elsa Zylberstein, Nicolas Thau, Tubtchine Bayaertu, Laurent Grévillgibi güçlü isimler yer aldı.
2001 yılında vizyonda yer bulan Vidocq filminin senaryosunu Pitof ile birlikte yazdı.
2003 yılında Kurtlar İmparatorluğu'nu yayımladı. Eser 2005 yılında Chris Nohan'ın yönetmenliğinde beyazperdeye aktarıldı. Kurtlar İmparatorluğu'nda Jean Reno'nun yanı sıra Emre Kınay da yer aldı. Kitabın Türkiye baskısı Temmuz 2003'te yapıldı.
Grangé'ın bir yıl gibi kısa bir sürede kaleme aldığı Siyah Kan ise Mayıs 2005'te yaptığı ilk baskısı ile raflardaki yerini aldı.
Yazarın 2007 yılında yayımlanan eseri Şeytan Yemini Türkiye'de ilk baskısını Ağustos 2007'de yaptı.
Sonraki kitabı Koloni, Ağustos 2009'da Türkiye'de satışa çıktı.
Bir sonraki kitabı Ölü Ruhlar Ormanı, 2010 yılında Türk okuyucularıyla buluştu.
Yazarın 2011 yılında çıkan ve Türkiye'de de 2012 yazında satışa çıkmış olan romanı Le Passager (Sisle Gelen Yolcu) isimli eseridir.
Bunların yanı sıra yazarın Kaiken, Lontano, Ölüler Diyarı, Son Av, Kongo'ya Ağıt gibi romanları ve Zener'in Laneti isimli bir çizgi roman çalışması da bulunmaktadır.
Jean-Christophe Grangé Kitapları - Eserleri
- Kızıl Nehirler
- Siyah Kan
- Leyleklerin Uçuşu
- Kurtlar İmparatorluğu
- Taş Meclisi
- Ölü Ruhlar Ormanı
- Şeytan Yemini
- Koloni
- Kaiken
- Sisle Gelen Yolcu
- Lontano
- Ölüler Diyarı
- Son Av
- Kongo'ya Ağıt
- Küllerin Günü
- Zenerin Laneti 1
- Zener'in Laneti 3
- Zener'in Laneti 2
Jean-Christophe Grangé Alıntıları - Sözleri
- Bir polisin beyni, bir kütüphane gibiydi. Isıyı ve nem oranını her zaman denetlemek gerekirdi (Küllerin Günü)
- İnsan hayal kurmak için yaratılmıştı, yani itaat etmekten çok mücadele etmek için. Bu evrimin kuralıydı. (Koloni)
- İnsan bir başkasıyla dünya üzerinde yalnız olduğunu düşünürdü. Ve sonra, bir başkası olmadan... gerçekten yalnız olduğunu fark ederdi. (Son Av)
- ‘’İnsan, her şeyin ertelendiği bu dünyada her anın doya doya tadının çıkarıldığını düşünebilirdi.’’ (Kongo'ya Ağıt)
- Freud "Kabus, bastırılmış, geri plana itilmiş bir isteğin gerçekleşmesi, görsel açıdan ön plana çıkmasıdır" diyordu. (Kaiken)
- Gece her zaman rahatlatmaz. (Leyleklerin Uçuşu)
- ...boş hayallere kapılmıyordu, ama inanmak, özellikle de denemek istiyordu. Başarısız olursa üzülmeyecekti. (Lontano)
- “Beyin, hâlâ dünyadaki en tehlikeli silah.” (Kurtlar İmparatorluğu)
- Düşmanını hiç düşünmemek, onu yenmek demekti. (Lontano)
- Küçük askeri oynuyorsun ama bir piyondan başka bir şey değilsin. (Kurtlar İmparatorluğu)
- Kendine bir vaftiz anası bile seçmişti: Kali, şehre göz kulak olan karanlık, ölümcül tanrıça. Kesik kollarla yapılmış bir etek giyiyordu, dışarı sarkmış kanlı bir dili vardı, hoşuna gitmeyen her şeyi yok ediyordu. (Lontano)
- "Kadın hiç gitmeyecekmiş gibi sever ama yeri gelir hiç sevmemiş gibi gider." (Kızıl Nehirler)
- Kötülük bir ruhsal bozukluk, bir insan patolojisidir. (Lontano)
- - Çok cahilsiniz. - Şiddetten başka bir şey bilmiyorsunuz... (Koloni)
- “O artık gri bir leke, hareket eden bir gölge, insan özelliğini ele vermeyen belirsiz bir şekildi.” (Son Av)
- "İnsan sadece tanıdığı kişileri, yaşadıgı şeyleri özleyebilir.." (Kızıl Nehirler)
- İşte sende sevdiğim şey bu. Tüm bu vaatler… (Koloni)
- Tek bir fotoğraf, resmi çekilen kişinin ruhunu yansıtabilir. (Siyah Kan)
- ''Herkes kendi hayallerinin kurbanıydı .'' (Son Av)
- ...sefalet her şeye izin verirdi. (Ölü Ruhlar Ormanı)
Yorumlar
0 yorum