Kitap Künyesi
Yazar: İsmet Özel
Yayın Evi: Tiyo Yayınları
İSBN: 9789756446652
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Kalın Türk Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İsmet Özel’in KALIN TÜRK kitabının “Güncellenmiş, Günce Elenmiş” yeni baskısı yapıldı. Kitabın ilk haline “Temizinci Baskıcı için Önsöz” dokuz yazı ve uzunca bir bitiş yazısı ilave edilmiştir.
İşinize gelir veya gelmez; ama hakikat bu: Türk olmakla Türk vatanında olmak tarihin akışı marifetiyle özdeş kılındı. Türk isek düşünce sahamız tarihin ne marifet gösterdiği olmalı. Çünkü tarih sahnesinde başrol oynamadan Türk olmadık. Dilde tarihî kapitalizm tamlaması varsa Türk yüzünden, giderek Türk İstanbul yüzünden var. Nasıl vatanı olmaksızın Türk varlığını teşhis imkânsızsa Türk varlığı serpilmeden vatanın işareti belirmez. Türk varlığına da, Türk vatanına da kefil Türk lisanıdır. Türk toprağı insan ile hangi seviyede olursa olsun konuşma, konuşuş, konuşukluk vasıtasıyla münasebettar kılındı.
--reklam--
Kalın Türk Alıntıları - Sözleri
- Şiire giden yolu tutturur tutturmaz sordum kendime: Sen ne oluyorsun da İsmet, şiir yazmaya kalkışıyorsun? Cevabım sualin kendisinde saklıydı. Şiir yazmaya ne olduğumu, hiç olmazsa ne olmadığımı öğrenmek için başlama durumundaydım. Şiir yazma uğraşı içinde bulunan başkalarının da benimle aynı derdi taşıdığını sanıyordum. Feci yanılmışım.
- Allah bizi dünyaya fırlatmadı. Dünyaya muvakkaten bırakıldık.
- Yaşıyor olmaktan ferahlık duyanlar veya yaşıyor olmanın burukluğunu duyanlar...
- Ne desem? Tereddüt içindeyim. Türklükten söz açacağım. Türklük beni tereddüde sevk ediyor.
- Ölümdür kâfirlerin cennetlerini ellerinden alan.
- Nerede olduğumuzu bildiysek orada olmayı seçmişizdir aynı zamanda.
- Teori acımasızlığı öğretir ama din yardım eder.
- Bir yandan yine ölümdür mü'minlerin zindandan kurtuluşlarının teminatı. Adları nesilden nesile naklolmamış bile olsa iman sahiplerinin ölümlerinde cezbedici bir taraf vardır.
- “Ses var; ama kulak nerede?”
- Âdem soyu olarak yaradılışımızla doğan değerlerimizi korumuş olsaydık onlar uğruna ne yapacağımızı da bilirdik. Kendimizi hazırladığımız bir günün geleceğini bilirdik.
- ... kıymet bilmenin ön şartı kıymetli olmaktır.
- Her şeyin yerli yerinde olduğuna inansaydık hak yerini bulsun isteğini ileri sürmeyecektik.
- Bileğinin hakkıyla yaşamaktansa protez kollar beklentisiyle heyecana kapılan güruhu yazdıklarımla oyalamak gurur kırıcı.
- Çok bekledim, yetmiş yaşına dayandım; ama kimse şu garip gönlüm için kanun icat etmedi.
--reklam--
Kalın Türk İncelemesi - Şahsi Yorumlar
| İsmet Özel, Türk şair ve yazar. Bir süre Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğrenim gördükten sonra, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı’ndan mezun oldu. 18 yıl Devlet Konservatuvarı’nda Fransızca okutmanlığı yaptı. (Vikipedi) |1974 yılına gelindiğinde, o zamana dek içerisinde bulunduğu ve savunduğu sosyalist düşünce çizgisini geride bırakarak fikri ve ruhi bir değişim yaşar. Bu tarihten sonra yazı ve sanat hayatına, İslami düşünce çerçevesinde devam eder. (Sabah Gazetesi) (İstiklal Marşı Derneği'nin genel başkanı) Anladığım şu ki, İsmet Özel kendini Türklük ile kenetlemiş ve Türkün İslamsızlığını asla kabul etmemiş, Müslümanlıkla bağdaşmayan türke, türk dememiş ve hatta öyle ki "Namaz kılmayan Türk değildir." demiştir. Bu noktaya şahsımda katılıyor fakat Türklüğü İslam ile bütünleştirmek yahut da şimdiki cahil ehlin söylediği sıralamadaki gibi, Türk-Müslüman söylemi ile Türklüğü İslam'ın önüne geçirmek çok fazla hata yapmaya sebebiyet verebilir. İsmet Özel'in yanlış olduğuna inandığım şu görüşü gibi; " İslam'ın dili Arapçadan ziyade Türkçedir. Zira Arapların günlük konuşmaları Kur'an menşeli değildir." Mesele Arapların günlük konuşmasından yola çıkacak kadar basit değil, İslam dilinin Arapça olmasının delilinin nassa dayanmasıdır. Din yarım bilinir ise bugünkü İsmet Özel'in de şikayetlendiği Türkiye manzarası ortaya çıkar. Cahil ve İslamsız bir Türk asla dünyaya bedel felan değildir. İslam ile bütünleşmiş bir Türk ancak dünyaya bedel olabilir. Yine İsmet Özel, "Osmanlı Devleti'ne hayat veren fikir din fikrinin canlı tutuluşu, İslam'ın bir hayat nizamı olarak benimsenmesi değildir" diyor. Buna da karşıyım çünkü Osmanlı bizatihi o bahsettiğimiz dünyaya İslam ile bedel olan türkün ta kendisidir. 1960'lı yılların Türkiye'yi engelli bıraktığı görüşü taşıyan İsmet Özel'e ek yaparak, bizi asıl engelli bırakan yılın 1923 olduğuna inanıyor ve noktalıyorum. Katılmadığım görüşlerinin yanı sıra elbette katıldığım ve kendisini ismi gibi özel bulduğum yönleri de var. Herkes gibi düşünmemesi, zor olması, aykırı olması, Mustafa Kutlu'nun değimi ile geçimsiz olması :) zeki olması, bilhassa da Müslüman-Türk olması kendisini sevmeme sebebiyet veriyor. A l ı n t ı l a r: • "Neden Türkiye senin vatanındır? diye sorduklarında: "Çünkü Türkiye'de Müslümanlar yaşıyor; Türkiye bir dönem Müslümanlar tarafından İslamî vatan kılınmış olduğu için benim vatanım. Neden Türkiye senin vatanındır? sorusunun başka cevabı yok." • "Ülkücülük tuzağına düşmüş acizlerin bile Türk kelimesinden kurtulmak istedikleri bir dönemde serahaten "Kalın Türk" deyiverdim." Kitapta, beklediğiniz şeyleri duymayacağınıza inanıyorum. Zaten o da buna cevap olarak şöyle söylüyor: "Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Eğer beklemediğiniz bir konuşma yaptıysam bundan memnun olacağım. Çünkü Türkiye'de beklentiler ambalajlanmış haldedir." (Okur)
Kalın Türk: “Ne derler acaba” diye kahrolası bir put vardır. Duaların yerini hayaller aldığından beri zarardayız İşinize gelir veya gelmez; ama hakikat bu: Türk olmakla Türk vatanında olmak tarihin akışı marifetiyle özdeş kılındı. Türk isek düşünce sahamız tarihin ne marifet gösterdiği olmalı. Çünkü tarih sahnesinde başrol oynamadan Türk olmadık. Dilde tarihî kapitalizm tamlaması varsa Türk yüzünden, giderek Türk İstanbul yüzünden var. Nasıl vatanı olmaksızın Türk varlığını teşhis imkânsızsa Türk varlığı serpilmeden vatanın işareti belirmez. Türk varlığına da, Türk vatanına da kefil Türk lisanıdır. Türk toprağı insan ile hangi seviyede olursa olsun konuşma, konuşuş, konuşukluk vasıtasıyla münasebettar kılındı. (Furkan korkut HAYAL)
Kalın Türk... Eyyama bulaşmayan, gösterişten uzak, Amerikalı olmamış ve olmayan bir Türk'ün kitabı. Hayatının öznesi kendi olmayanların anlayabileceği türden bir kitap. Fakat en çok kendini eleştirenlerin de kitabı. Bizim kitabımız diyebileceğimiz bir kitap. Okuyun, kendimizle tanışalım... (Çağatay Gökhan Çakır)
--reklam--
Kalın Türk PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmet Özel - Kalın Türk kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kalın Türk PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmet Özel Kimdir?
1944 yılında Söke 'li bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara'da yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bir süre okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi'ne geçerek Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1977). Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. Devlet Konservatuarı'nda Fransızca okutmanı olarak çalıştı. İstiklal Marşı Derneği kurucusudur. Evlidir. Dört çocuğu vardır.
--reklam--
İsmet Özel Kitapları - Eserleri
- Tavşanın Randevusu
- Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
- Bir Yusuf Masalı
- Henry Sen Neden Buradasın 1
- İrtica Elden Gidiyor
- Henry Sen Neden Buradasın 2
- Surat Asmak Hakkımız
- Tahrir Vazifeleri
- Toparlanın Gitmiyoruz 1
- Erbain
- Taşları Yemek Yasak
- Bakanlar Ve Görenler
- Üç Mesele
- Kırk Hadis
- Şiir Okuma Kılavuzu
- Zor Zamanda Konuşmak
- İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir
- Neyi Kaybettiğini Hatırla
- Kalın Türk
- Of Not Being A Jew
- Faydasız Randevu
- Çatlıycak Kadar Aşki
- Ve'l-Asr
- Sorulunca Söylenen
- Desem Öldürürler Demesem Öldüm
- Küfrün İhsanı Olmaz
- Cuma Mektupları 1
- Faydasız Yazılar
- Tehdit Değil Teklif
- Cuma Mektupları 2
- Cuma Mektupları 3
- Cuma Mektupları 4
- Cuma Mektupları 5
- Cuma Mektupları 6
- Cuma Mektupları 7
- Cuma Mektupları 8
- Cuma Mektupları 9
- Evet İsyan
- Cinayetler Kitabı
- Geceleyin Bir Koşu
- Şiir Resitali
- Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 1
- Bilinç Bile İlginç
- Allah'ın Emri Zaid / Plus Peygamberin Kavli
- Bileşenleriyle Basit
- Siper Beden
- Karz-ı Hasen
- Neredeyizim
- Başbaş Başbaşa Başabaş
- Evet Mi, Hayır Mı?
- Muvazzaf
- Toparlanın Gitmiyoruz 2
- Toparlanın Gitmiyoruz 3
- Ebruli Külah
- Evlenseydik Boşanacaktık
- Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı
- Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat
- Çenebazlık
- Dil ile İkrar
- Tok Kurda Puslu Hava
- Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar
- Şiir Kitabı
- Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir
- Tahrir Vazifeleri 2
- Tahrir Vazifeleri 4
- Tahrir Vazifeleri 3
- Tahrir Vazifeleri 5
- Tahrir Vazifeleri 6
- Tahrir Vazifeleri 7
- Tahrir Vazifeleri 8
- Tahrir Vazifeleri 9
- Tahrir Vazifeleri 10
- Cuma mektupları 10
- Tahrir Vazifeleri 11
- Tahrir Vazifeleri 12
- Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir
- Bir Vefa Daha
- Pergelin Yazmaz Sivri Ucu
- İslamla Damgalanmış Varoluş
- Tekne Kazıntısı
--reklam--
İsmet Özel Alıntıları - Sözleri
- Biz Türkiye'de yaşayan insanlar olarak öyle yalan yanlış seylere inandırılmış, öyle kabul edilemez şeyleri kabul etmişiz ki, insanlara kendileri hakkında ya da birlikte yaşadıkları insanlar hakkında ne söylersen söyle söylediğin şeyler asla mantıklı gelmez. (Çenebazlık)
- Türkiye, bir imparatorluk ihdas etme üstünlüğü gösterdiğimiz için değil, dar-ül İslam olması, dar-ül İslam vasfı kazanması sebebiyle vatanımızdı. (Cuma Mektupları 6)
- ölümle ölüme yaraşan bağı nasıl kurabiliriz? (Tahrir Vazifeleri 3)
- Taarruz bombalarının tahrip gücü kadar gürültüsü de önemlidir. Çünkü düşman yalnızca öldürülerek veya mevzileri yıkılarak püskürtülmez, aynı zamanda düşmanı, başına büyük bir felâket geleceğine inandırmak da gereklidir. Bu yüzden toplumda hâkimiyet tesis etmeye yönelmiş her hareketin, yürürlüğe koyduğu işler kadar kopardığı gürültü de önemlidir. Nitekim son birkaç yılda Müslümanlara karşı haçlı ve Siyonist seferberlik düzenlemiş odakların kopardıkları gürültü bir hesap sonucudur. Diyelim ki, tesettüre uyan öğrencileri üniversiteye almayacaklar. Bunu idarî tedbirlerle sessiz sedasız uygulamaya koyabilecekleri halde, bu konuda bir kamuoyu husule getirmek üzere, basın organlarının büyük bir şamata çıkarması istenmiştir. Bir gürültü koparan siyasî hareket, taarruza geçmeye hazırlanmış ve belki de taarruzu fiilen başlatmış demektir. Taarruza geçen kuvvet, büyük ve geniş taleplerle insanların önüne çıkar. Onun düsturu şudur: Çok çok istemeliyim ki, az az versinler. Bu tutumun beynelmilel arenada en iyi uygulayıcısı İsrail olmuştur. İsrail, henüz üzerinde devlet olmaya çalıştığı toprakların kendi hakkı olup olmadığı tartışma konusu iken, daha geniş topraklara ihtiyacı olduğunu dile getirmiştir. Yani her zaman çok çok istemiş ve alabildiği az miktarı yanına kâr bilmiştir. Böylece ilk yerleştiği toprakları tartışma konusu olmaktan çıkarılmış ve işgal ettiği topraklar görüşmelere esas alınır olmuştur. Türkiye'deki İslâm düşmanları çok çok neyi istiyorlar ve az az neye razı olacaklar? Onların çok çok istedikleri, Müslümanların Türkiye'de hiçbir sosyal varlık gösterememeleridir. Yani tek parti, tek şef döneminde olduğu gibi, Müslümanlar kendi memleketlerinde sürgün muamelesi görmelidirler. Ticarî hayatta geri plana itilmeli, iyi eğitim veren mekteplere sokulmamalı ve bürokraside yükselme sınırları pek düşük tutulmalıdır. Bu en geniş taleplerin tam tamına gerçekleşmeyeceğini bildiklerinden, kopardıkları gürültüyle bir tek siyasî sonuca razıdırlar. O da, Müslümanların bağımsız bir siyasî alternatif olarak ortaya çıkmamaları ve gözleri yılarak kimliği Müslüman olmayan siyasî organizasyonların şemsiyesi altında olmayı nimet bilmeleridir. (İrtica Elden Gidiyor)
- İnsanın gereğinden çok şeyi fark ediyor olması, esas olan şeyi fark etmekten mahrum kalması anlamına da gelebilir. (Kırk Hadis)
- İnsanlar artık aya , güneşe Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına , piyasaya , makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar. Yeni putları mukaddes kılabilmek için kitaplı dinleri terkediyorlar. Bu tarz putperestliğin Doğu'da ve Batı'da birbirinden farkı yok. (Üç Mesele)
- Bugün yaşama biçimi olarak dünya çapında yaygın bir batılılaşma var. Mutfaklar yemek hazırlama laboratuvarı, televizyonlu yaşama alanları bir kamu toplantısının dinlenme anı gibi, yatak odalarımıza değil koğuşlara gidiyoruz. Çalışma ve eğitim hayatımız mekanik ölçüleri hiçbir zaman aşamıyor. (Bakanlar Ve Görenler)
- Daha doğrusu bir ordu ilgili olduğu toplumun bir ürünü olduğu oranda gerçektir. Ordunun gerçekliğinin gösterilebilir iki dayanağı var: Bir toplum kendi savaş gücünü ne oranda yeniden üretebiliyor? Bir toplum kendi değerlerine ne oranda sahip çıkıyor? Savaş gücünü yeniden üretebilmenin toplumun sermaye gücüyle olduğu kadar nitelikli insan potansiyeliyle doğrudan ilgisi var. ABD Pearl Harbour baskınında bombalanan gemilerini bir yıl içinde yeniden inşa etti. Bunun için malî güce elbet sahipti, ama yeniden üretim için gerekli uzmanlığı da ithal etmek zorunda değildi. Bir toplumun kendi değerlerine sahip çıkmasının iki parlak örneği Almanya ve Japonya'dır. Her iki dünya savaşından yenik çıkmış Almanya'nın ve son savaştan sonra ordusuzluğa mahkûm edilmiş Japonya'nın bugün beymelmilel sahada hâlâ belli bir belirleyici güç sahibi olmalarının her iki toplumun da kendi değerlerinden vazgeçmeyişlerinden başka bir açıklaması yoktur. (Cuma Mektupları 3)
- Neyi öğrenmek istiyorsak zihnimizi onu öğrenmeye müsait duruma getirmek zorundayız. Bazı şeyleri bütün çabalarımıza rağmen bir türlü öğrenemiyorsak, bunun sebebini zihnimizin düştüğü elverişsiz durumdan başka bir şeye bağlamayalım. Âmiyâne bir ifadeye başvurarak şöyle diyebiliriz: Ancak işimize gelen şeyler aklımıza yatar veya aklımız ancak işimize gelen şeylere yatar. Dünyaya isteklerimiz doğrultusunda bakarız. Zihnimizin dış dünyayla ilişkisinde bütün mesele "irade" (istem) meselesinden ibaret değildir. Bir de zihin kilitleri meselesi var. Nelerin işimize geldiğini tanımamız açısından bazı bölgelerde zihnimiz kilitlenmiştir. Bazen menfaatimizi zihnimizin kilitleri sayesinde koruyabiliriz. Bazen de zihnimizdeki kilitleri kırmak menfaatimizi korumanın kaçınılmaz gerek-sartı olur. Zihnimizdeki kilitlerin hangilerinden güç almanın vakti ne zamandır? Hangi zihin kilitlerimizi ve ne vakit kırmalıyız? (Henry Sen Neden Buradasın 1)
- İslâm’a yerküre üzerinde hangi varoluş tarzı yakışıyorsa Türkler o tarzı tecessüm ettirmekle bir kavim karakteri edinmişlerdir. Türk’ü İslâm’dan, İslâm’ı Türk’ten ayırın geriye ne Türk kalır, ne İslâm. Amerikalıyı paradan, parayı Amerikalıdan ayırın geriye ne Amerikalı kalır, ne para. (Pergelin Yazmaz Sivri Ucu)
- gitti deriz ölenler için yalnız yaşayanların işidir yola çıkmak, yolu kat etmek. (Bir Yusuf Masalı)
- İnsanlar içlerinde yaşattıkları bir mükemmelliğin özlemini duyarak hep varolan şartları beğenmediler. (Bileşenleriyle Basit)
- tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime rabb bellemeyeceğim razı değilim beni tanımayan tarihe beni sinesine sarmayan tabiattan rıza dilenmeyeceğim. (İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir)
- Çin, Mısır, Aztek, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerinin kendilerine özgü teknolojileri elbette vardı; ama insan hayatının devamını böylesine yaygın ve karmaşık mekanik süreçlerin işleyiş şartına bağlayan bir başka medeniyet bilmiyoruz. (Tahrir Vazifeleri 7)
- "Bana göre insanın tarifi: "Geç kalmış yaratıktır." Neye geç kalmıştır? Her şeye." (Tahrir Vazifeleri 12)
- kalbe gizlice batan kıymık geçecek. (Şiir Resitali)
- İnanıştaki doğruluk inanılan "şey"in doğruluğuna delil olur. Görürüz ki inancı arayan onu yalnızca inananda bulabilir, inandıranda değil. (Tahrir Vazifeleri 7)
- Canının kıymetini bilmek insanın kendi nefsini en rahat edeceği, azami derecede zevk alma ortamında bulunmak anlamına gelseydi batı medeniyetinin hakimiyet kurmasıyla biçimlenen dünya şartları haklılık kazanmış olurdu. (Tahrir Vazifeleri 9)
- Oysa salaklar hayati kalin cizgilerle cevrelemekten hoslanir (Henry Sen Neden Buradasın 2)
- "İslâmi hareket sözkonusu olduğunda Türkiye'ye dünyanın herhangi bir yerine verdiğimden daha çok önem veriyorum." (Cuma Mektupları 1)
Yorumlar
0 yorum