Kitap Künyesi
Yazar: Algan Sezgintüredi
Yayın Evi: Çınar Yayınları
İSBN: 9789753483612
Sayfa Sayısı: 424
--reklam--
Kanlakarışık Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Neden bizde de batıdaki gibi entrikalı cinayetler alengirli gizemler yok
neden seri katil yok bizde polisiyelerimizde polisler gerçekteki gibi
yansıtılmıyor ha ahah ahaha ay öyle polisiye mi olur ayol zaten
bizimkiler beceremez gizem kurgulamayı ben hiç yerli polisiye okumam
şekerim gerçekçi değil bir kere hayal güçleri zayıf bu toprakların bu
kentlerin bu köylerin bu coğrafyanın kokusunu dilini yüreğini canını
taşıyanlardan bir avuç iki deste yirmi öykü polisiye suç kara karanlık
umutlu umutsuz esrarengiz kaskatı buz gibi sımsıcak yumuşacık dualı
büyülü fallı gerçekçi romantik günahkâr sapkın kahramanca fedakârca
yumruk yumruğa nefes nefese cayır cayır…
--reklam--
Kanlakarışık Alıntıları - Sözleri
- “Bir şeyleri bölüşemeyenlerin hasmı olur beyim, bizim ne paylaşacak malımız ne de hasmımız var. Bölüşecek bir tek derdimiz vardır. Ona da kimse ortakçı çıkmaz...." .
- "Her şeyin bir görünen birde görünmeyen tarafı vardır. Dünyanın, insanların, aşkın, yaşamın, ölümün, herşeyin... Derinlik böyle bir şey işte...." .
- "Yaşayalım diye çok ölündü bu ülkede. Çok ölüler unutuldu sonra da! Artık unutmak yok! Artık boşuna ölmek de yok! Artık yaşamak var... “ .
- Sahi, ne zaman büyümüştü tam olarak? Baba olunca mı, oğlunu kaybedince mi?
- Biliyorsun, insan burada en çok değişik seslere ihtiyaç duyuyor; güçlü gösterecek, umutsuzluğunu dindirecek, başka bir hayatın var olduğuna inandıracak seslere. Hani gardiyan kapıyı açmadan önce anahtarların sesini duyuyoruz ya, işte o sestir bence edebiyat. Kapıyı açıyorum demez gardiyan, anahtarları şangırdatır. Siz ses değil, gardiyan güzel olsun, anahtar iyi olsun, kapı görkemli olsun istiyorsunuz. O sesin hangi kapıları açacağını umursamıyorsunuz.
- Sokakta kartopu oynarken öldürülmek bir kâbus olmalı Doktor Bey. Uyanamadığım ürkütücü bir rüya, zihnimin kaldıramadığı bir karabasan.
- Ağabeyim ve yengemin biraz da olsa rahat etmesi veya yeğenimin terbiye edilmesi için acı çekmesine izin veremezdim. Düzeltilmesi gereken bir şey varsa, ebeveynlerinin toplum, medya ve iktidar tarafından şekillendirilen algılarıydı.
- "Sanki hala bugünden nasibimizi almamışız gibime geliyordu. Eksik bıraktığımız yahut henüz hiç başlamadığımız bir şeyler var gibiydi ve galiba bu yüzden yatağa gitmek gelmiyordu içimden."
- "Aynı acılar, aynı hayaller, aynı hayatlar... Kalabalık deniyor buna. Farklı olanların hücre zarından dışarı atılarak kaderine terk edildiği binlerce yıllık organizma."
--reklam--
Kanlakarışık İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kısa öyküler, uzun hikayeler, mini romanlar, farklı üslup ve yaklaşımlar var kitapta. En çok beğendiğim ilk üç öykü; Yaprak Öz’ün Hitchcock filmlerini andıran gerilimli öyküsü Kusursuz Uykusuzluk, Gencoy Sümer’in hem çok göz önünde hem de çok iyi saklanan bir ipucuyla çözülen bir cinayeti anlattığı Yeşil Atkı, Algan Sezgintüredi’nin sabah yatakta makatında ağrıyla çıplak halde uyanan bir adamın matrak hikayesiyle kitaba temiz bir cila çektiği Kaydırak. Bütün yazarların kalemlerine sağlık. (Ramazan Atlen)
Türkiye Polisiye Yazarları birliğinin 20 yazar 20 öykü kitabı ; Kanlakarışık. Tavsiye üzere aldığım bir kitaptı. İyi ki de okumuşum. Beni çok etkileyende oldu. Yorumsuz kaldıklarımda. Ama şu bir gerçek her zaman dediğim gibi bizim yazarlarımıza da bir şans tanınmalı. İçlerinden bir kısmının ya tercihi yanlıştı ya da biraz daha kendini geliştirmesi gerektiği yönünde bir kanı oluştu bende. Çünkü yavan bulduklarım oldu nacizane küçük bir eleştiriAma kitabın tamamını baz alacak olursak ben beğendim. Tabi bir kaç tanesinin yeri bende ayrıydı. Sonuç itibariyle farklı bir kitap olmuş. Ben beğendim. Elinize emeğinize sağlık diyorum. Ve burdan sevgili Nuh Köklü mekanın cennet olsun arkadaşım."Keşke rüya olsa..." Unutulmadın aklımızdasın . . . (Leyli_devran)
Türk polisiye yazarlarını tanımak istiyorsanız bu kitapla doğru yerdesiniz. Hepsi birbirinden güzel hikayeler. Naçizane bazı yazarlarla ilgili görüşlerimi aktarmak isterim. Günay Gafur yine bildiğimiz gibi. Bana Türk polisiyesini sevdiren adam. Kitaplarını mutlaka ama mutlaka okuyun, hayran kalacaksınız. Çıtayı epey yükseltiyor kalemiyle. Sevdiğim sırasıyla kitapları Kahin-Kuklacı-Yargıç. Gencoy Sümer/ kısa bir hikaye olmasına rağmen eğlenceli dili bende kitapları konusunda merak uyandırdı. Gökçe İspi Turan daha önce de önerilmişti kim olduğunu hatırlamadığım bi yazar tarafından, kitabı öyle bekliyor alışveriş listemde. Bu öyküden sonra alma konusunda biraz daha kararlıyım :) Yaprak Öz, Alper Kaya, Doruk Ateş daha önce kitaplarını okuduğum ve sevdiğim yazarlar. Burda çok kısa hikayeleri mevcut fakat üçünün de kitapları sizi tatmin edecektir. Nihan Taştekin ve Ceyda Kiremitçi de farklı anlatımı ve konusuyla dikkatimi çeken yazarlardan oldu. Emrah Poyraz&Ulaş Özkan ikilisinin hikayeleri güzel ve dokunaklıydı. Açıkçası hikayesini beğenmediğim hiçbir yazar yoktu kitapta. Emeği geçenlerin eline sağlık. Eğer hiç türk polisiye kitaplarını okumadıysanız, ön yargılanırınızı yıkıp okumanın vakti geldiğini düşünüyor ve pişman olmayacağınızı belirtmek istiyorum. (Merve Arık Çiftci)
--reklam--
Kanlakarışık PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Algan Sezgintüredi - Kanlakarışık kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kanlakarışık PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Algan Sezgintüredi Kimdir?
1968’de Erzurum’da doğdum ama orada büyümedim. İstanbul’da yetiştim. St. Benoit’dan sonra MSÜ Grafik Bölümü’nü bitirdim. Bir süre grafik tasarımı yaptım ajanslarda ama devam ettiremedim. Beceremedim belki de... Sonra evlenip İzmir’e gittim, kayınpederimin şirketinde çalışıyorum o zamandan beri.
--reklam--
Algan Sezgintüredi Kitapları - Eserleri
- Katilin Şeyi
- Katilin Şahidi
- Katilin Uşağı
- Süperben
- Katilin Meselesi
- Maktulün Şansı
- Kanlakarışık
- Bedel
--reklam--
Algan Sezgintüredi Alıntıları - Sözleri
- "Anneler unutmaz, oğlum," (Katilin Uşağı)
- Zorluklar değil, zorluklara yalnız katlanmak zor. (Bedel)
- "Her şeyin bir görünen birde görünmeyen tarafı vardır. Dünyanın, insanların, aşkın, yaşamın, ölümün, herşeyin... Derinlik böyle bir şey işte...." . (Kanlakarışık)
- "Küçük yaralar sadece kin doğurur," (Katilin Uşağı)
- "...ben şu geçen on sene içinde anladım ki her meslek grubunda olduğu gibi bizim poliste de hem işin kralı var hem de andavallının önde gideni." (Katilin Şeyi)
- "dünya sizden el etek çektiğinde yalnızlığa razı gelmek kolaydı." (Bedel)
- Vay! Hırslısın ha! (Katilin Şeyi)
- Şartlar, veriler, bilinmeyenler falan eşitse doğru açıklama en basit ve makulüdür. (Katilin Şahidi)
- "Namusla, alın teriyle zenginliğe erişilemeyeceği gerçeğinin nüfuza uzanan ilişkiler ağını barındırması gereğini bilmemek en azından saflığa giderdi." (Maktulün Şansı)
- ilgi çekmek için kafasına göre isim uydurmuştu (Katilin Şeyi)
- “Nefret ettiğim, yok etmeyi dilediğim şeye mi dönüşmüştüm.” (Bedel)
- Ve çoğunlukla bunların ardından, tarihin belki en eski, en kişisel ve işin aslı, kabul edilsin edilmesin, kendi küçücük varlığımızı gözümüzde ne biçim büyüttüğümüze delalet etmesi bakımından en önemli sorusu gelir: "Neden ben?" Dedektifliğe başlamamızdan önceki dönemin her şeyden şikâyet ettiğim gecelerinin birinde, Tefo yukarıda bahsettiğim soruya, şu yaşıma dek benimseyebildiğim ve başka otuz yedi milyon altı yüz yirmi üç bin yüz elli bir kişi tarafından bulunduğunu ve sorulduğunu bildiğim tek ve malum retorik yanıtı vermişti: "Neden olmasın?" (Katilin Uşağı)
- "E, peki," dedim, "Hamlet'in bu yerli malı versiyonunda, bana düşen nedir? Tamam, elbette genç Selçuk’un, masumiyet timsali Filiz'ciğin sözlüsü ve kısmetsiz Danimarka Prensi Hamlet, Filiz'in de Ofelya olduğunu; bu durumda babası Osman ağanın her işe burnunu sokmaya meraklı, iyi niyetli ama çok geveze Polonius rolünü üstlenmesinin kaçınılmaz hale geldiğini ve hikâyeye uyacaksa tabii, Selçuk'un, hayaletten gerekli bilgiyi almasını müteakip, babasını öldürüp yerine geçen, üstüne bir de annesini yatağına alan Clau-dius Şahap Amca'sından intikam almak için deli ayaklarına yatarak harekete geçeceğini, arada Osman Ağa'nın kazayla, Filiz'in de intihar ederek canından olacağını anlamıştım. İşin çatısı, ilk bakışta, büyük ustanın, defalarca kullanıldığı halde elbette asla eskimeyen şablonuna, romanlarda kullamılacak kadar benziyordu ve olayların gelişiminin de, hani demiştim ya, Vedat işin içine girdiğinde illa saçma yönlere doğru gideceği kabul edilirse, saydıklarımın hepsinin yaşanması beklenebilirdi. İyi de, Shakespeare'in ölümsüz tragedyasına, muhtemelen işin suyu çıkmasın diye koymadığı özel dedektiften, yani benden istenen neydi? (Katilin Meselesi)
- ....hem süper güçlü hem deli hem de paçalarından bok akıyor; kesin başımıza bu geçer artık. (Süperben)
- İnterlüd: Ey ruh, geldiysen... Bir varmış, bir yokmuş: Bir zamanlar, her yanı saran onca rivayetten birine göre, Dünya'nın tam ortasında bulunan ve diğer birçok özelliğinin yanında, bugünkü halkının atalarının tarih boyunca pek çok kişinin tavuğuna kışt demesi yüzünden başı dertten hiç kurtulmayan Türkiye adlı bir ülke varmış. (Katilin Meselesi)
- “Yani, niye öldürüyor kadınları diyorum…” dedim. (Katilin Şeyi)
- Fakat işte ne yaparsın, Güzel laftan anlayan, Aklını kullanan, Kalmadı fazla. (Maktulün Şansı)
- hayallerinizin kahramaninda aradıklarınızdan biri üniversite diplomasıysa, o da var yani.. (Katilin Meselesi)
- "Cumartesi sabahları deyince hep aklıma kuşların cıvıldaştığı, taze ekmek ve toprak kokulu, serin bahar sabahları gelir. Biri çıkıp, 'Cumartesi sabahı seni öldüreceğiz' dese bile o sabah ferahlığı hissi hep içimde olacakmış gibi gelir bana." (Katilin Şeyi)
- Tamam, ilk defa anca yirminci yüzyılın sonunda ve fırlatılışından on iki dakika sonra infilak eden bir haberleşme uydusu fırlatabilmiş, fırlatan kurumun sloganında dahi Türkçe hatası yapabilmiş ("iletişim herşeydir") ve kendi olanaklarıyla batiskafından suyla çalışan arabasına kadar envai çeşit icat yapmış vatandaşını basında alay malzemesi etmekten öte gitmemiş; kafası çalışandan hep korkmuş, kafası çalışıp düşündüğünü söyleyeni hep cezalandırmış, sürmüş, içeri tıkmış, işkenceden geçirmiş, ezmiş, öldürmüş ve boyun büküp kuyruk sallayanı, yalayanı, yalayıp yutanı, hiç düşünmeden ağzına geleni söyleyeni, işine geliyorsa tabii, hep baş tacı etmiş; güzelliğine elbette güzel ama maalesef aynı oranda akrep gibisin kardeşim memleketimde bilimkurguya bildim bileli zırva muamelesi yapılmıştı ve halen yapılıyordu elbette ama... (Katilin Şahidi)
Yorumlar
0 yorum