Kitap Künyesi
Yazar: Elizabeth Hoyt
Çevirmen: Nalan Yüce
Orijinal Adı: Duke of Midnight
Yayın Evi: Pegasus Yayınları
İSBN: 9786052995907
Sayfa Sayısı: 384
--reklam--
Karanlıklar Dükü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Maskeli bir adam
Maximus Batten yirmi yıl önce annesi ile babasının cinayete kurban gidişine tanık olmuştur. Artık Wakefield Dükü olan Maximus günlerini parlamentoya yön vererek geçirmektedir. Fakat geceleri St. Giles Hayaleti olarak bu tehlikeli muhitte katilin izini sürmektedir. Bir gece ona meydan okuyup geri adım atmayan bir kadınla karşılaşır...
Dengiyle karşılaştığında
Artemis Greaves hayatını bir refakatçi olarak geçirse de gösterişsiz kıyafetlerinin altında bir avcının kalbi atmaktadır. St. Giles Hayaleti onu serserilerden kurtardığında Artemis karşısındakinin kendisi gibi biri olduğunu görür ve içinde bir merak kıvılcımı doğar. Bu kıvılcım, Hayalet'in gerçek kimliğini anladığında yangına dönüşecektir.
Tutkuları açığa çıkacak
Artemis cüretkâr bir hamle yapıp Maximus'tan nüfuzunu kullanarak hapsedilen ağabeyini özgürlüğüne kavuşturmasını ister. İstediğini alamazsa dükün gizli kimliğini açığa çıkaracaktır. Ama güçlü bir düke şantaj yapmanın riskleri vardır. Kaplanı kuyruğundan yakalayan Artemis, Maximus'un gazabıyla mı yoksa tutkulu dokunuşlarıyla mı karşı karşıya kalacaktır?
“Romantizm ve gizemle örülmüş bir öykü.”
- Publishers Weekly
“Karanlıklar Dükü aşkın büyüsüne inanmanızı sağlayacak.”
- RT Book Reviews
--reklam--
Karanlıklar Dükü Alıntıları - Sözleri
- Bütün insanların kendilerine yoldaşlık, arkadaşlık edecek birilerine ihtiyacı yok muydu? Kendilerini sevecek birilerine?
- Artemis bir adım geriye çekildi. Sonra bir adım daha. Penelope, Wakefield ve Scarborough. Bu tiyatronun oyuncuları onlardı. Kendisi ise sadece sahne süpüren temizlikçiydi.
- "Beni kaçırmaya mı geldiniz?" diye sordu Artemis istemeden de olsa fısıldayarak. "Eğer öyleyse, önce üzerime bir şey giymeme izin vereceğinizi ümit ederim."
- Maskesini genç kadının yüzüne öylesine yaklaştırdı ki Artemis onun gözlerinin parıltısını görebiliyordu. "Sizde bana ait bir şey var."
- Erkeğin yüzü kendi yüzüne değecek gibiyken Artemis gözlerini kapadı. Kısacık bir an için dudaklarına sıcak bir şeyin dokunduğunu sandı.
- "Ah, Ekselansları," dedi uşağı ağır ağır mumları yakarken. "Tek parça halinde dönmenize ve üzerinize neredeyse hiç kan bulaşmadığını gördüğüme sevindim."
- Dük ona öylesine ısrarlı bir biçimde bakıyordu ki, sanki tüm dikkatini Artemis'e yoğunlaştırmış gibiydi. Keskin gözlerindeki bakışlar ciddi ve karanlıktı ancak Artemis o bakışların ardında, bir anda keşfetmek isteğiyle yanıp tutuştuğu gizli bir şeyin parıltısını görür gibi oldu.
- Çok uzun zamandır kendi olamamıştı.
- Özgür olabilirdi.
- "Bu sabah geç kaldınız, Ekselansları," dedi Bayan Greaves, sanki kendisini bekliyormuşçasına. 'Ne aptalca bir düşünce.'
- Kalbi, genç kadının varlığıyla kesinlikle 'hızlanmamıştı.'
- O yumuşak başlı bir cemiyet kadını değildi. Öyleymiş gibi davransa da Maximus bunun doğru olmadığını biliyordu: o bir tanrıçaydı, vahşi, özgür ve de tehlikeliydi. Ve de çok uygun bir rakip.
- Ona efendinin kim olduğunu gösterecekti ve genç kadın Maximus'un zaferini kabul ettiği anda da... onu elde edecekti. Ve Tanrı şahidi olsundu, onu; avcısını ve tanrıçasını bir daha hiç bırakmayacaktı.
- "Uslu durun, Bayan Greaves," diye mırıldandı Maximus nefesinin altında. Sesi boğuk ve derindi. "Tam da geceleri yüzünde maskeyle St. Giles sokaklarında dolaşan bir adama yakışacak sözler bunlar," diye fısıldadı Artemis.
- Dük unvanını taşımasaydı, böyle biri mi olacaktı acaba? Mesafeli ya da hükmetme ve kontrol etme dürtüsü olmayan güçlü bir erkek mi olurdu? Sevgi dolu ve mutlu bir erkek?
--reklam--
Karanlıklar Dükü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu seriyi arada okuyup zevkle bitiriyorum... Tarihi ile... Ramantikliği ile... Gizemi ile... Aşkı ile... Harikaydı yine... Teşekkürler yazar/elizabeth-hoyt ... Seri olduğu için zaten meraklıları okuyacaktır ama yine de ben okuyunuz diyeyim :))) (Atiye Atiye)
Pegasus çok şükür Hoyt'u hatırladı. Yayın evinden hamle gelmeyince geçen şubat ayından beri seriyi okumaya devam ediyorum. 4 kitap sonra da (2 ana + 2 yan kitap) bitirmiş olacağım. Seriyi sevenler yayın evinin keyfini beklemektense İngilizce'sini okuyup bitirsinler. Malum, bu kitap 22 ay sonra çıktı, sonraki kitabı ağırlık verdikleri psikolojik/gerilim ve kişisel gelişim kitaplarından ötürü garanti 3 sene sonra çıkarırlar. BÜYÜK ORANDA SPOILER İÇERİR!!! Kitap hem beklediğimi verdi hem de vermedi. Açıkçası biraz daha sırlarla dolu ve macera dolu bir kitap bekliyordum. Sonuçta Artemis şu kitaba kadar tam bir sır kutusuydu. Kendisinden daha karanlık şeyler beklerdim. Meğerse kardeşiyle birlikte kader kurbanı olmuşlar. Ayrıca St. Giles Hayaleti diğer 2 kitaptakine göre daha az yer kaplıyordu. Bu özelliği beğenmedim demek isterdim fakat karaktere fazla gıcık olduğum için boş veriyorum. Kitap Artemis'in geçmişi ve bu dük bozuntusunun ailesinin katilini araması diye 2'ye ayrılıyor. İyi ki yazar Artemis'e daha sık yer vermiş. Adam kitabın son çeyreğine kadar boş boş dolandı durdu. Kitapta ufak da olsa Asa'yı gördüm. Olaylarla alakası olmamasına rağmen kendisi en büyük zarara uğradı. Ve ilerleyen kitaplarda büyük rol oynayacak yeni bir karakter geliyor. Nasıl bir karakter henüz fikrim yok. Kitabı resmen Artemis sırtlamış. Allah'ım sen ne güzel bir kadınsın öyle! Zaten serinin 3. kitabından beri gözüm tutmuştu hatunu. Büyük oranda kendisinden beklediğim hareketleri gerçekleştirdi. Hayatım boyunca okuduğum ruhen en olgun kadın karakter kendisi oldu. Yalnız bu kadar alçak gönüllü olduğunu ben de tahmin etmiyordum. Kadın bildiğiniz bunun kitabını yazmış. Maximus ile ilişkisindeki riskleri ve zorlukları biliyordu ve bunları olduğu gibi kabullenmesini sevdim. Tabi bu uysal göründüğü anlamına gelmiyor. Kitap ilerledikçe haklı sebepler ortaya koyarak niçin ilişkiyi sürdüremeyeceğini de güzel bir biçimde anlatıyor. Ama Artemis'in içinde özgür bir ruh da mevcut. Her ne kadar kuzeninin Maximus'a ilgisi olduğunu bilse de onunla ilişki yaşamaktan çekinmedi. Sonradan kuzenine yaptığı şey için üzüldü ama pişman olduğunu sanmıyorum. Bu durumlarda kadın karakterler fazlasıyla drama bağlıyorlar. Artemis, tersini gördüğüm ilk kişi oldu. Yalnız sapıklıkta Winter'ı aratmamasına oldukça güldüm. Kendini dükün kişisel hizmetkarına gösterecek kadar vurdumduymaz olması oldukça eğlenceliydi. Artemis'in biricik kardeşi Apollo da ayrı şahane! İntikam Maskesi'nde 3 sayfa görünmesine rağmen ona ve kardeşine duyduğu sevgiye bayılmıştım. Şimdi ise bu durum katlanarak arttı. Kardeşler arası bağın hala sıkı olmasını sevdim. Meğerse bombalar Apollo'da saklıymış. Ama burada kendi gözlemim kadar Artemis'e de canı gönülden inanıyorum. İki kardeşin bu durma düşmesinin sebebi kesinlikle Apollo'nun suçu değil. Kimin olduğunu sonraki kitapta öğreneceğim. Şimdiden o kişi için hoş olmayan düşüncelerimi hazırladım. Ayrıca bu kitapta Apollo'ya zarar veren karaktersizin de Allah belasını versin diyorum. Şimdiiii, gelelim Maximus ayısına! Yazarın bu serisindeki diğer karakterlere nazaran kendisi için fazla bir hazırlık yapmadığını gördüm. Bildiğimiz klasik historical düküydü. Normalde kendisini es geçerdim fakat karşısında Artemis isimli bir tanrıça olunca iş değişiyor. Zamanında Maximus, Artemis'e ağır gelir demişim. Düzeltiyorum: Maximus, Artemis'i hiç mi hiç hak etmiyordu. Oğlum, seni de kara listeme aldım! Neymiş "Ben bir düküm, Artemis'i bırakmam ama o sadece metresim olmalı. Ben onun soylu kuzeniyle evleneceğim." Terbiyesize bak ya! Unvan olarak yüksek olabilirsin ama adam olmadığın kitap boyunca o kadar belli ki. Oldukça melek gibi bir babası olmasına rağmen ona piç diyen birinden ne beklenir ki zaten! Yerin dibine gir inşallah! Seride Maximus ayısından sonra bir de James denen bir arkadaş mevcut. Her zamanki gibi hayalet arayacağım niyetine yine mikser görevini üstlenmiş durumda ama bu sefer mikserliği ona pahalıya patladı. Kitabı gelecekte okuyacak olanları bilemem ama başına geleni okuyunca bir "Ohhhh" çekmiş olabilirim. Gönül isterdi şu karakterden sonsuza kadar kurtulayım, maalesef 8. kitabın baş kahramanı kendisi. Kitapta Artemis ve Apollo'dan sonra beklediğim kişi tabi ki biriciğim Winter'dı. Tabi gelir gelmez yine Winter'lığını yaptı. Artemis'in başına gelenden sonra kendisini ölü kabul etmesi kopardı beni. Herhalde aynı şey eşinin başına gelse "Eşim nasıl olsa öldü." diyerek ortamdan çekip gidecek. Godric ile de iyice kanka moduna girmişler. Ama bu ikiliyi anca 2 sayfa okumak üzdü. Ben biraz daha kitaba dahil olmalarını isterdim. Ah eşek Maximus ah! Derdini bu kankitolara anlatsan ne sen uzun seneler katil arardın ne bu ikiliyi az okurduk. Ya, ben şimdi Winter bebeğimle 9. kitaba kadar ayrı mı kalacağım? İzninizle ağlama köşeme çekiliyorum. (Maggie)
Karanlıklar Dükü Elizabeth Hoyt, Uzun bir aradan sonra yeni bir kitap bitirme şerefine eriştim. Tabi buda en sevdiğim yazarlardan biri oldu. Kitabını görür görmez okumak istediğim nadide yazarlardan Şimdi kitaba gelirsek nedense ilk yüz sayfa zorla okudum resmen Penelope karekterine gıcık olarak. Ve Artemis Bilemiyorum kızı da sevmedim karekter olarak bana hiç biri gerçekçi gelmedi duyguyu hissetmedim . His bulamadım güzeldi ama benim beklentim daha yüksekti kitapta en sevdiğim karekter Apollo oldu sanırım/kızın kardeşi bu arada/ ne alaka bilmiyorum ama inanin öyle Yani kısaca benlik değildi kitap (PINAR DEĞİRMENCİ)
--reklam--
Karanlıklar Dükü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Elizabeth Hoyt - Karanlıklar Dükü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Karanlıklar Dükü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Elizabeth Hoyt Kimdir?
Elizabeth, New Orleans'ta doğdu ancak St Paul, Minnesota şehrinde büyüdü. Çocukken ziyaret şansı bulduğu yer ;St Andrews, Scotland Almanya; Fransa; ve Belçika. Bir yılını Oxford, İngiltere'de geçirdi ve yaz değişimi ile Kawasaki, Japonya'ya öğrenci olarak gitti.
Julia Harper adıyla yazdığı romanları vardır.
--reklam--
Elizabeth Hoyt Kitapları - Eserleri
- Çirkinin Aşığı
- Kalbimi Sana Verdim
- Bir Aşk Masalı
- Seni Kalbime Yazdım
- Bana Aşkını Söyle
- Yabani Aşık
- Günahkar Aşık
- Buz Prenses
- Şeytani Arzular
- Doyumsuz Zevkler
- Saklı Şehvet
- İntikam Maskesi
- Kalbin Gölgesi
- Karanlıklar Dükü
- Gizemli Sevgili
- Kaçak Aşık
- Dearest Rogue
- Ruh Eşini Bulduğunda
- Duke of Sin
- Sweetest Scoundrel
- Duke of Pleasure
- Duke of Desire
--reklam--
Elizabeth Hoyt Alıntıları - Sözleri
- Ah, bu zafer denen duygu ne kadar da güzel bir şeydi. (Saklı Şehvet)
- "Her neyse. Söylemek istediğim şey şu, bu nişanlılık beni güvenle evliliğe götürecek. Aksi takdirde itibarım çürük bir yumurtadan daha beter olacaktır." "Kesinlikle, Lordum." Jasper kaşlarını çatarak tavana baktı. "Pynch, kendimi çürük bir yumurta ile kıyasladığım zamanlarda benimle aynı fikirde olmamalısın." "Evet, Lordum." "Teşekkür ederim." "Bir şey değil, Lordum." (Bana Aşkını Söyle)
- “ Mutlu olmak için unvan ve paradan daha fazlasına ihtiyacın olduğunu düşünüyorum. “ (Yabani Aşık)
- "Sadece on dokuz yaşındaydım, ki bence bu oldukça tehlikeli bir yaştır. İnsan her şeyden birazcık bilecek kadar yaşlıdır, ama daha bilmediği çok şey olduğunu fark edecek kadar akıllı değildir." (Kalbimi Sana Verdim)
- "İçimizdeki ruh, bizi saran kabuktan çok daha önemlidir..." (Çirkinin Aşığı)
- ... insanların çoğu faniliklerinden korkar -kendilerini bu dünyadan alıp götürecek olan kaderden... (Kalbin Gölgesi)
- Sıçanları öldürebilirdiniz tabii ki, ama yeterince hızlı davranabilirseniz. Hatta bazı çocuklar onları ateşin üzerinde kızartıp yerlerdi. Fakat Harry ne kadar aç olsa da , ki midesinin ihtiyaçtan kıvrandığı günler olmuştu, o eti ağzına koymayı asla düşünemezdi. Sıçanların içinde, onları yediğiniz takdirde kesinkes midenize geçip ruhunuza bulaşacak bir kötülük vardı. Ve ne kadar fare öldürürseniz öldürün, daima daha fazlası gelmeye devam ederdi. (Kalbimi Sana Verdim)
- "Bazen bulutlarla kapalı olsa da unutma, Mavi gökyüzü hep orada." (Seni Kalbime Yazdım)
- Bunu senin için yapıyorum,Ruhum. Sadece senin için (Bana Aşkını Söyle)
- " Bir gün çöküşüme sebep olabilirsiniz madam." "Ben mi?" dedi Messalina kaslarını kaldırarak. " Hı hı " " Sende beni çeken, mantığımı, aklımı ve konturolümü kaybetmeme neden olan bir şey var. Kanıma karışmış egzotik bir zehir gibisin; beni öldürmem gerekirken hayatta kalmamı sagliyorsun...." (Ruh Eşini Bulduğunda)
- "Evcil hayvanlar hakkında hiçbir şey bilmiyor musun?" "Hayır. Pekâlâ, ben küçükken bir kedimiz vardı ama ben çağırınca asla gelmezdi ve mutsuz olduğunda herkesi tırmalamak gibi bir huyu vardı. Genellikle de mutsuzdu maalesef." "Adı neydi?" "Kedi." (Bana Aşkını Söyle)
- “Bu seste çekicilikten çok daha fazlası vardı. Bu seste hayat vardı.” (Yabani Aşık)
- ... bence bir insan mutluluğu ya da mutsuzluğu karnı aç olsa da tok olsa da bulabilir. (Şeytani Arzular)
- "Aşk dediğiniz şey nedir ki?" Silence ona iyice yaklaştı. "Sizin hiçbir zaman sahip olamayacağınız bir şey. Hissetmeyi bile bilmediğiniz bir şey. Size acıyorum Mickey O'Connor çünkü ben gerçek aşkımı kaybetmiş olsam da, ona bir süreliğine sahip oldum. Siz ise aşkı asla tadamayacaksınız." (Saklı Şehvet)
- "Bugüne kadar hiçbir kadın için böyle hisler beslemedim. Bir daha besleyeceğimi de sanmıyorum. Anlamıyor musun? Bu insanın başına ömrü boyunca sadece bir kez gelen bir şeydir. Parmaklarının arasından kayıp gitmesine izin verirsen, ikimiz de kayboluruz. Sonsuza dek." (Doyumsuz Zevkler)
- Artemis bir adım geriye çekildi. Sonra bir adım daha. Penelope, Wakefield ve Scarborough. Bu tiyatronun oyuncuları onlardı. Kendisi ise sadece sahne süpüren temizlikçiydi. (Karanlıklar Dükü)
- “Sadece tek gerçek aşk olmasa bile birini gerçekten sevebileceğime inanıyorum. Bence... evet, bence herkes aşık olabilir, gerçek, derin bir aşkla sevebilir ve bir yerlerde bu derin aşka karşılık verecek birisi vardır.” (Doyumsuz Zevkler)
- " Geçmiş değiştirilemez. Bunu biliyorum, " dedi. "İnsan geçmişini kabullenir ve yine de geleceğe umutla bakar." (Seni Kalbime Yazdım)
- Zaten hayat nadiren adildir... (Kalbimi Sana Verdim)
- Güzel, doğru kelime değildi aslında. Yaramaz, kurnaz, baştan çıkarıcı... (Kaçak Aşık)
Yorumlar
0 yorum