Kitap Künyesi

Yazar: Yekta Kopan

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750731914

Sayfa Sayısı: 200

--reklam--

Karbon Kopya Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Yaşamadığım bir çocukluğu, yazarak yeniden kurgulamaya çalıştığımı ne ona söyledim ne de sana. Çocukluğumdan aklımda kalan tek şey, kaçıp gitmek düşüncesi. Evden, okuldan, sokaktan, misafirlikten, kavgalardan, ölümlerden, arkadaşlarımdan, ailemden, çevremden kaçıp gitmek. Şu anda bunları yazarken gülüyorum. Farklı olmayı yanlış anladığım gibi, kaçmayı da yanlış uyguladım. Hep kendime kaçtım. İçimi kendimle doldurmaktan daha fazlası gelmedi elimden.

Edebiyat kimileri için tehlikeli bir oyundur kimileri içinse yolları çatallanan bir bahçe. Yazarın hayalinde kurduğu dünyalar yavaş yavaş okurun zihnine sızar ve onu değiştirir. Oyuna katılan okur için mucizelerle dolu o bahçede gezinmek eşsiz bir deneyimdir. Borges’in ayak izlerinde yürüyen, Kafka’nın atmosferini soluyan, Atay’ın ironisiyle acı acı gülümseten ama aslında sadece kendisi olan öykülerinde okuru, oyuna davet ediyor yazar. Kurmaca yazarlığında yetkinliğini önceki kitaplarıyla kanıtlamış olan Yekta Kopan, oyunlarla, göndermeler, dipnotlarla, kolajlarla, parodilerle yaptığı yolculuğun seyir defterini sunuyor Karbon Kopya’da. Öykünün sınırlarını sorgulatan metinler arasında hatta türler arasında bir maceraya dönüşen bir yolculuk bu.

 

--reklam--

Karbon Kopya Alıntıları - Sözleri

  • Sessizlik rahatsız edicidir. Kimi zaman insan sırf sessizliği kırmak için ruhunun bir köşesine sakladığı sözleri düşüncesizce harcamaya başlar. Oysa sessizlik, ağırbaşlılıkla karşılanacak bir gereklilik değil midir ?
  • Gerçek olduğu yerde duruyor ama dilin onun üstündeki oyunları zamanla değişiyor.
  • Herkesin benzer metinlerden zevk almasını beklemek saçmalık. Dünyaya farklı yerlerden bakıyoruz, kağıt üstünde de farklı dünyalar görüyoruz.
  • Hep kendime kaçtım. İçimi kendimle doldurmaktan daha fazlası gelmedi içimden.
  • Şiir metafor değildir gerçeğin ta kendisidir.
  • Kitap okumak... bütün o okuduklarımın yorucu tortusu.
  • Kendime ait bir dünyam vardı ; tarihini benim yazdığım, efsanelerini benim oluşturduğum ve haritasını benim çizdiğim bir dünya. Ama kendimi bu dünyanın yaratıcısı gibi değil, dışarının gürültüsü, kargaşası ve acımasızlığı karşısında oradan oraya savrulan bir yaprak gibi hissediyordum. Tıpkı dışarıda kalsalar parçalanacak, ciltlerinden ayrılacak, yok olup gidecek kitaplar gibi ben de korunmasız bir yapraktım.
  • Daha çok okumalısın, birileriyle paylaşmak için değil kendi kendine çoğalmak için
  • ''Emerson kütüphanenin, büyülenmiş ruhlarla dolu tılsımlı bir oda olduğunu söylemişti. Bu ruhlar biz çağırdığımız zaman uyanırlar. Kapalı duran bir kitap, yalnızca bir cilttir, başka şeyler gibi bir şeydir. Ama kitabı açmayagörün, kendini ellerinize bırakıverir, estetik bir olay gerçekleşir. Dahası, bir kitap aynı okurun gözünde bile değişikliğe uğrar, çünkü biz değişiriz ; biz, aynı insanların bugün dünden farklı olduğunu, yarın da bugünden farklı olacağını söyleyen Heraklietos'un ırmağıyızdır. Durmadan değişiriz ; bir kitabın her okunuşu, her yeniden okunuşu, o her yeniden okunuşun her hatırlanışı o kitabın metninin yeniden keşfedilişidir. Bu yüzden, denilebilir ki bir kitabın metni de Heraklietos'un ırmağıdır.
  • Duygu birliğinin doğduğu yerde yaşam yeniden başlar.
  • İnsanlar kurmaca dünyada mı daha çok karşılıklı durmuşlardır, gerçek dünyada mı ? Cevabı belli sorulardan biri... İnsanların kurmaca dünyadaki birliktelikleri mi daha gerçektir, gerçek dünyadaki sahtelikleri mi ? Cevabı belli mi
  • Gençliklerini üç film birden gösteren sidik kokulu, nemli sinemalarda yerlerdeki kağıt mendillere basarak geçirenler, sahaflardan ele geçirdikleri yabancı dergilerin yapış yapış olmuş orta sayfalarında ateşlerini söndürenler, çocukları yaşlarındaki sokak satıcılarından her türlü sapıklığın sergilendiği porno videolarını alırken gizli bir görevdeki ajan gibi davrananlar, kızının matematik ödevini yapmasına yardımcı olduktan sonra bilgisayarın başına geçip tanımadığı bir adamla ya da kadınla sanal seks yapanlar, duvara bardak dayayıp komşularının sevişme seslerini dinleyerek ağız suyu akıtanlar bana bir sapıkmışım gibi bakmaya başlayacak. Hepsi ahlak bekçisi kesilecek.
  • Gerçekten sevilmeye değer şeyleri sadakatle sevmeyi sürdürebilirse kişi, sevgisini anlamsız, değersiz, önemsiz şeylerle ziyan etmezse zamanla daha çok ışığa kavuşacak güçlenecektir.
  • Sık sık derin acılara gömüldüğüm doğruysa da, gene de içimde saf ve sakin bir uyum, bir müzik var. En yoksul bir kulübede, en pis bir köşede bir cümle, bir hikaye görebiliyorum. Ve karşı konulmaz bir güç kafamı hiç durmadan bu gibi şeylere itiyor. Başka şeylere olan ilgim gittikçe azalıyor ve o ilgilerden kurtulduğum oranda aklım hikaye edilebilir olanları daha çabuk yakalayabiliyor.
  • Oysa şimdi, şu an, sana yazarken ve düşünürken koskoca bir boşluk... Hangi tohumu ekersen ek zaman dilediği meyveyi veriyor.

--reklam--

Karbon Kopya İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yetka Kopan dergilerde yazılarıyla tanıştığım öykü kitaplarına geç kaldığım kıymetli bir yazar. Bana Kuşlar Söyledi isimli öykü kitabından sonra bu ay okuma listeme dahil ettiğim Karbon Kopya kitabı ile yeniden buluştuk. Karbon Kopya 2007 'Dünya Kitap' ödüllü bir öykü kitabıdır. Yazımın burasında Dünya Kitap Ödülüne dair bir parantez açmak ve kısa bir bilgi vermek istiyorum. Dünya Kitap Ödülü Dünya edebiyat dergisi tarafından her sene çeşitli dallarda verilen prestijli bir ödüldür. Karbon Kopya 9 öykü ve bölüm sonu Epilogu' ndan oluşan 196 sayfadan mürekkeptir. Öyküler Çevirmenin Notu isimli öyküyle başlamakta ve İspanyada geçen bir öykünün dipnoplarından çevirmenin ruh hallerini bize yansıtmaktadır. Pek rastlanmayan bir tarzda yaratılan bu öykülerde yazarımız Franz Kafka'dan Borges'e Van Gogh'a Oğuz Atay'a selamlar gönderip bizi onların atmosferlerine misafir etmiştir. Öykü okumalarımda önemli bir yer tutacağına yeniden ikna olduğum bu kitap öykünün sınırlarını zorlayan metinler arasında türler arasında gezinme deneyimini sunan pek başarılı bir okuma serüveni armağan etti bana. (Caner)

Kurmaca hikayelerin her biri birbirinden güzel. Satırlar arasında öyle güzel dolaştırıyor ki bir solukta bitiveriyor bütün hikayeler. Dokuz ayrı hikayeden oluşan kitapla eşsiz bir deneyim yaşıyorsunuz. Tadı damakta kalan, maceraya dönüşen bir yolculuk oldu benim için. (Sevile)

“Karbon Kopya” Yekta Kopan’ın diğer öykü kitaplarının aksine okuma kültürü sağlam, araştırmacı okuru hedefleyerek yazılmış bir kitap..Hikayelerinde yazmak, kitaplar, kütüphane, okuma alışkanlıkları gibi konular işlenmiş.. Okuma alışkanlığı olanların seveceği, Yekta Kopan’ın her hikayesinde olduğu gibi yaşama dair çok şey bulacağı birbirinden güzel 9 öykü.. (Mustafa yaşan)

--reklam--

Karbon Kopya PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Yekta Kopan - Karbon Kopya kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Karbon Kopya PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Yekta Kopan Kimdir?

Yekta Kopan (d. 1968, Ankara), Türk yazar, seslendirme sanatçısı ve televizyon sunucusudur.

Sesi Jim Carrey, Michael J. Fox, çizgi film karakteri Sylvester ve Buz Devri (film) animasyon karakteri Sid ile özdeşlemiş bir seslendirmecidir.

Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri adlı öykü kitabı 2002 Sait Faik Hikaye Armağanı'na, Bir de Baktım Yoksunadlı öykü kitabi ise 2010'da hem Haldun Taner Öykü Ödülü'ne, hem de Yunus Nadi Öykü Ödülü'ne değer görülmüş bir öykücüdür.

NTV televizyon kanalında her gün yayınlanan "Gece Gündüz" adlı kültür-sanat programının sunuculuğunu yapmaktadır.

--reklam--

Yekta Kopan Kitapları - Eserleri

  • Aile Çay Bahçesi
  • Kediler Güzel Uyanır
  • İki Şiirin Arasında
  • Sakın Oraya Gitme
  • Bir de Baktım Yoksun
  • Sıradan Bir Gün
  • Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri
  • Bana Kuşlar Söyledi
  • İçimde Kim Var
  • Kara Kedinin Gölgesi
  • Sarmaşık
  • Fildişi Karası
  • Karbon Kopya
  • Yedi Derste Vicdan Muhasebesi
  • Daha Önce Tanışmış mıydık?
  • Burun
  • Karbon Kopya
  • Bu Dünya Hepimizin

--reklam--

Yekta Kopan Alıntıları - Sözleri

  • Bildiğim her dilde kitap okurum. Bildiğim her dilde müzik dinlerim. Bildiğim her dilde mutsuzum. (İki Şiirin Arasında)
  • Kahveyi karıştırırken ağlamak geldi içimden. Ağlarsam kahve taşacaktı. Tuttum kendimi. (Sakın Oraya Gitme)
  • Hayat dediğin, bir cümleye yenik düşmek. Bir kelimeye. Bir heceye. (İki Şiirin Arasında)
  • Kimi zaman hesap yapmamalı insan, okun yaydan nasıl çıktığının farkına bile varmamalı. (Sarmaşık)
  • "Hiçbir limana yanaşmayacaksın. Hep açık denizde. Hep ufuk çizgisine doğru." (Bir de Baktım Yoksun)
  • Psikolojinin temel meselelerinden biri olan "ana rahmine dönme isteği", benim için bambaşka bir anlam taşıyordu. Oraya dönmek ve bir başkası olarak yeniden doğmak istiyordum. (Bana Kuşlar Söyledi)
  • Bu bunaltıcı yalnızlıktan çıkmanın tek yolunu erken yaşta keşfetmiş, kitaplardan başımı kaldırmaz olmuştum. (Daha Önce Tanışmış mıydık?)
  • Mutsuz ruhlar, ancak benzerlerinde temize çekebiliyor kendilerini. (Bana Kuşlar Söyledi)
  • "Ben geçip gitmek isterdim hayattan, o iz bırakmak için uğraşırdı. O tadına doyum olmaz bir şiirdi, ben taslak halinde bir roman." (Aile Çay Bahçesi)
  • Şiir metafor değildir gerçeğin ta kendisidir. (Karbon Kopya)
  • Babalık sonradan giyilen bir gömlek, çoğu erkeğin düğmelerini doğru ilikleyemediği. (Sakın Oraya Gitme)
  • Bir huzursuzluk çöktü içime, dönüp ardıma bakmak istedim. Bir söz düşmüştü peşime. Günlerce, aylarca takip etti. Kaçmaya çalıştıkça daha çok iz bırakıyordum peşimde. (Kara Kedinin Gölgesi)
  • “Doğururken öldürdüğünüz çocukların hesabını verecek kadar cesaretiniz olsun.” (Sakın Oraya Gitme)
  • Sadece güneş doğduğunda aydınlık, battığında karanlık olduğunu biliyorsun. Ama alacakaranlığın aydınlığı mı karanlığı mı haber verdiğini nereden anlayacaksın? Mutlulukla mutsuzluk arasında bir alacakaranlık olup olmadığını nereden anlayacaksın? Bomboş bir bahçede oturmuş bunu düşünüyorsun. Birden ufuk çizgisinde bir ışık görüyorsun. Güneş mi yükseliyor ay mı bilemiyorsun. Tam anlayacakken birden her yer kararıyor. Karanlık, karanlık, karanlık... (Daha Önce Tanışmış mıydık?)
  • Sayıları severdim, hep sayardım,geçen süreleri, yalnızlıkları, öfkeleri,bitmeyen kavgaları,bağrışları... (Sarmaşık)
  • "Otuz ikilik mum boya takımım yanımda olsa, her şeyin resmini baştan yapabilirim belki. Bu hayata nasıl yazılmak istiyorsam, öyle çizerim kendimi.." (Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri)
  • "Derdim kendimleydi. Üstelik bu derdi omuzlayacak cesaretim de yoktu. Her gün dertlerimin çamurundan yeni heykeller yapıyordum.." (Sıradan Bir Gün)
  • Odam. Yıllardır bana ait olan tapınak (Yedi Derste Vicdan Muhasebesi)
  • "Ah aşk, nasıl da zamansız çalıyorsun kapıları." (Kediler Güzel Uyanır)
  • Sık sık derin acılara gömüldüğüm doğruysa da, gene de içimde saf ve sakin bir uyum, bir müzik var. En yoksul bir kulübede, en pis bir köşede bir cümle, bir hikaye görebiliyorum. Ve karşı konulmaz bir güç kafamı hiç durmadan bu gibi şeylere itiyor. Başka şeylere olan ilgim gittikçe azalıyor ve o ilgilerden kurtulduğum oranda aklım hikaye edilebilir olanları daha çabuk yakalayabiliyor. (Karbon Kopya)