Kitap Künyesi

Yazar: Senai Demirci

Yayın Evi: Nesil Yayınları

İSBN: 9786051627045

Sayfa Sayısı: 260

Kaybedecek Neyin Var ki? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Unuttu insan. En unutulmaz gerçeğini unuttu. Varlığı ödünç verilmişti. Hayatını borç aldı. Aklını başında emaneten gezdiriyor. Anılmaya değer şey bile sayılmadığı uzun bir geçmişten geldi. Eksikliğinin hissedilmediği, yokluğunun fark edilmediği binlerce yıl sonra bir kelebek ömrü yaşıyor. Kısacık ömrünü yanında tutamayacağı şeylere tutunarak tüketiyor. Avucunda kum tanelerini çoğaltmakla oyalanıyor. İlk olarak Canla Bağışla adıyla yayınlanan bu kitapta Senai Demirci, kaybetme korkusu içinde kıvranan insana Kitab’ın ortasından teselli devşiriyor. Sahip olmak, baştan kaybedilmiş amansız bir savaştır! Elleri bile elinden düşen insanın elde avuçta mal biriktirmeye kalkması acınası bir çırpınıştır! “Kaybedecek neyin var ki?” hatırlatması, Kur’ânî metaforları yeni bir yorumla canlandırarak, insanın talihsiz unutkanlığını yırtıyor. Aşkı, ümidi ve merhameti yitirmiş çağın yüzüne yeni bir ayna tutuyor. Yeryüzününkırık kanatlarına engin bir gökyüzü arıyor. Rekabet çağının ateşli telaşlarını susturup merhamet medeniyetinin kalp seslerini duymaya çalışıyor.

Kaybedecek Neyin Var ki? Alıntıları - Sözleri

  • Hiç yoktan bizi 'şah damarımıza bile yakın'lığına layık görmüşse Allah, biz şimdi neyimizi eksik biliriz ki?
  • Vermek, aldığımızı hatırlamak içindir. Vermeyi unutursak, bize veren'i de unuturuz.
  • .... Ben, ne zamandır 'ben' im? Nasıl oldu da ben beni 'ben' diyebildim? Bir başlangıcı var benim bana 'ben' deyişimin... Öncesinde ben 'ben' değildim. Benimin öncesinde, "Öncesinde, ben 'ben' değilim" bile diyemiyordum.Öncesinde "Ben 'ben' olmalıyım!" demeye dilim varmıyordu bile. Daha 'ben' bile yokken 'benim dilim' nasıl olsun ki? 'Ben' bile belirmemişken daha, ben 'ben' i dileyebilir miyim ki?....
  • "İnfak, sevgi denizine şefkat oltası atmaktır."
  • Yaşaması bile kendinden olmayanın sahipliliği ne kadar sahicidir ki? Aldığı nefesi bile ödünç olan, verdiği nefesi de emanet veren nasıl olur da sahiplik dava edebilir?
  • Sahip olmaya değil, şahit olmaya özne ol ! ''Ben...'' diye başlamayı hak ettiğin tek cümle şu olmalı: ''Ben şahitlik ederim ki yoktur ilah, ancak ALLAH var.''
  • Mesele, özne olan insanın nesne olan eşya ya nasıl baktığı...
  • En yapışkan kir 'Bencillik' tir.
  • "Sen ey insan,hatırla ki bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey değildin."
  • Senin kayıp olduğuna aldırmaksızın, yeryüzünde sevinçler yaşandı, keyiflere kıl kadar zarar gelmedi. Bir bu kadar daha sensiz olabilirdi yeryüzü.
  • O,adını 'insan' koymuş bir kere... Yani 'unutabilir' olansın sen. Çünkü 'nisyan'dan alındı 'insan' olan adın.
  • "Yüzleri dost,özleri düşmandan usandım"

Kaybedecek Neyin Var ki? İncelemesi - Şahsi Yorumlar

O'nu araman için bu heceler. Ama O seni, sen seni bulmadan önce bulmuş. Sen bile seni bulmaya geç kalmışsın. O seni aramasaydı, sen seni aramaktan vazgeçmiş olacaktın. . . O senin adını 'Nisyan' dan alındı, 'İnsan' koymuş bir kere.. Neyimiz vardı bizim? Hatırımıza gelecek bir benliğimiz yoktu. Bizi hatırlayacak benliklerin içine girecek benliğimizde yoktu. Bana, Sen diyecek kadar kimsenin aklında fikrinde yerimizde yoktu. Seni hiç yokken Gören Allah’ı Hep var olduğunu ve seni, var edip görünür kıldığı halde görmezden geliyorsun. Hiçbir şeyin yokken seni varlıklı eden Allah’a istediğini hemen vermedi diye kızıyorsun, istediğin kadar vermedi diye küsüyorsun. Şimdi ‘ben’ dediğini de ‘benim’ dediklerini de almış olsaydı elinden, ne elini ne elindekileri yeniden istemeye mecalin olmazdı. İstemeyi bile bilmediklerini, isteyemeyeceklerini hiç istemeden, istediğince sana verene minnet borcunu hatırlama zamanı şimdi. Sahip olmaya değil, şahit olmaya özne ol ! ''Ben...'' diye başlamayı hak ettiğin tek cümle şu olmalı: ''Ben şahitlik ederim ki yoktur ilah, ancak ALLAH var.'' Var mı Müşterisi Allah, alışverişte Canını Malını satacak olan. Sadece iman ettiğimiz için bizim tezgahımıza uğrayan Allaha satacak bir şeyleri olan yok mu ? Satın almak istediğini söylüyor müşteri. Satın alıyor, el koyuyor değil. Hiç yoktan adam ettiğini adam yerine koyuyor. Hiç yoktan adam ettiğini bile hatırlatmıyor. Karşılıksız sermaye verdiğini, sermaye sahibi sayıyor. Karşılık teklif ederek istiyor. Karşılıksız verdiğini karşılıksız istemiyor. Satın aldığını da satın almaya da ihtiyacı yok. Satın aldığını çekip almıyor satıcının elinden. ‘sende kalsın!’ diyor. ‘Ben’ dediğin de sende kalsın. ‘Benim’ diye bildiklerin de elinde kalsın…. Yola En önemli azığımız Takva’yı omuzlanarak çıkmak için bu inceleme. Takva ki, Allah’la yaşama Sevinci. Takva ki, Allah’ın verdiğini bilerek verme bilinci. Takva ki, Allah’ı gözeterek, Allah’ın Lütfedici olduğunu dikkate alarak sevme çizgisi. Öyleyse… Kuyuya ittiği feragatiyle utanarak da olsa yüzleşmek isteyenler çıksın yola. Kurtlara kaptırdığı cömertlik gömleğini yeniden giymek isteyenler düşsün yola. Faiz kervanlarının insafına terk ettiği Yusuf Yüzlü yardımseverliği kölelikten kurtarmak isteyenler, okusun bu yazıyı. Şefkat gömleğini kapalı kapılar ardında oyalandığı çoğaltma tutkusuna yırtmış olanlar, kalplerine yeniden hatırlatsınlar ancak ‘az’ların övüldüğünü… Komşusu açken tok yatmış olmaktan utanmayı unutanlar, çıkarsınlar ruhlarını bencilliğin zindanından. Neyimiz var kendimizden başka? Sahiplendiğimiz şeyler dualarımızın içine sıkıştırdığımız ‘bizimler’ ne kadar bizim. Şimdi soralım kendimize. Yaşaması bile kendinden olmayanın sahipliği ne kadar sahicidir ki ? Aldığı nefesi bile ödünç olan, verdiği nefesi de emanet veren nasıl sahiplik dava edebilir ? Sen sen ol; -ben 'ben'im diyerek, 'bunlar da benim' diyerek ya da 'niye bunlar benim değil' diyerek Seni sana verene diklenme! Çünkü bu, sana bir şey verene, verdiği şeyle kafa tutmak demek. Senai Demirci’nin söylemiyle. Kaybedecek bir şeyimiz yoktu bizim aslında. Benim dediklerimizin bizim olmadığını, Sahiplenme duygusunun aslında sadece dünyaya bağlanmaktan başka bir şey olmadığını hatırlatıyor bize. Yokken veremeyenin, varken veremeyeceğini, Varken vereninde, verdiğinden hiç eksilmediğini Allah’ın bize ayetiyle hatırlatıyor. Dünya üzerinde infakın nasıl bir alış-veriş olduğunu görmemize sebep oluyor. Sahip olduklarımızı veremez hale gelmişsek, veremediklerimiz bizi almış demektir. Eğer biz onu almış olsaydık verebilirdik. Çünkü Allah ayetinde, size verdiklerimizden başkasına da verin(Bakara Suresi 3.ayet) bunu en muhteşem biçimde açıklıyor. Maalesef ki, Unuttu insan. En unutulmaz gerçeğini unuttu. Varlığı ödünç verilmişti. Hayatını borç aldı. Aklını başında emaneten gezdiriyor. Anılmaya değer şey bile sayılmadığı uzun bir geçmişten geldi. Eksikliğinin hissedilmediği, yokluğunun fark edilmediği binlerce yıl sonra bir kelebek ömrü yaşıyor. Kısacık ömrünü yanında tutamayacağı şeylere tutunarak tüketiyor. Avucunda kum tanelerini çoğaltmakla oyalanıyor... Keyifli okumalar… (Osman)

Çoğu kitapta olduğu gibi bir olayı anlatmıyor ya da bir şeyler öğretmek gibi amacı yok yazarın.Biraz kişisel gelişim kitaplarını andırıyor.Ancak hiçbir kişisel gelişim kitabında yerden yere vurmaz yazar, okuyucuyu.Yerden yere vurarken kendine getiriyor seni.Niye var olduğunu , aslında olmasanda birşeyin eksilmeyeceğini sırf Rabbin seni seçtiği için var olduğunu anlatıyor genel olarak.İnfak nedir? Nasıl yaşanır? Sorularının cevabını en basit ve en güzel haliyle cevaplıyor.Bir solukta okunabilecek bir kitap.Ama ben çabuk bitsin istemediğim için ara vererek okudum.Keşke hiç bitmeseydi. (Eses)

Kitap infakin sadece maddi bir vermek olmadigini anlatmış, sadece maddi olarak algiladigimiz infakın her seyimizden verebilmek oldugunu gozler onune seriyor. Materyalizm icinde bogulan insanligin madde karsisinda olmasi gerektigi yeri duru ve berrak kelimelerle anlatmis yazar. Insan en sevdigi vazgecemedigi seylerden vazgecmeyi ogrendikce Rabbine ulasacagini okudukca icinde hissediyor. Kisaca kitabin özü; vazgecebilmeyi ogrendikce vazgecilmez olanin Rab oldugunu hissettirmek ... (Merve kurt)

Kitabın Yazarı Senai Demirci Kimdir?

1964'te Samsun'un Terme ilçesinde doğdu. Samsun'da başladığı tıp öğrenimini İstanbul'da sürdürdü ve 1990 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Sağlık Ocağı, Yaşama Gücü ve Yürüyüşler adlı TV programlarının yapımcılığı ve sunuculuğunun yanı sıra çeşitli radyo programları yaptı. Ev Akademisi seminerleri verdi. Çeşitli sağlık kuruluşlarında kalite ve kurumsal iletişim müdürlüğü görevlerinde bulundu. Halen İstanbul Sağlık A.Ş.'de çalışmakta, çeşitli televizyon kanallarında programlar hazırlayıp sunmaktadır. Birçok dergi ve gazetede yayınlanan denemeleri dışında çok sayıda telif ve tercüme eseri bulunmaktadır.

Senai Demirci Kitapları - Eserleri

  • Kıl Beni Ey Namaz
  • Söz Yangını
  • Ve Aşk Evliliğin Ellerinden Tuttu
  • Üç Yusuf Üç Rüya Üç Gömlek
  • Öldüğüm Gün
  • Selam Sana Ey Nebi

  • Canla Bağışla
  • Aşka Adanmış Öyküler
  • Beş Vakit İnsan
  • Elde Var İnsan
  • 99 Esma 99 Dua
  • Dua Defterim
  • Aşka Dair Öyküler

  • Kalbimizi Yeniden Yazmak
  • Dar Kapıdan Geçmek
  • Kaybedecek Neyin Var ki?
  • Kırk Kapının Kırk Duası
  • Mutluluk Öyküleri
  • Cehennemde Bir Gün
  • İnsan Güzeldir

  • Her Güne Bir Ayet: Dervişin Yolu 1
  • Can Kırığı
  • 50 Kuştüyü Masal
  • Her Gece Bir Dua
  • Şöyle Garip Bencileyin
  • Adı Aşk
  • Şükretmek İçin 1001 Küçücük Neden

  • Mukabele
  • Köprüden Önce On Çıkış
  • Vahyin Binbir Sesi
  • Her Güne Yeniden Başla
  • Oruç Çiğnemek Sakızı Bozar mı Hocaaamm?
  • Hasret-i Peygamber
  • Cennette Bir Gün

  • Zaman Aynası Namaz
  • Cennette Bir Gün
  • Bir İnci Söz
  • Kırık Kalbe Kırk Hadis
  • Her Gece Bir Dua
  • Küçük Sevdalar Koleksiyonu
  • Biz Sende Misafiriz

  • Aşka Dair Öyküler
  • Hac Günlüğü Sevgilinin Evine Doğru
  • Çocuğumla Her Güne Bir Dua
  • Her Güne Bir Dua
  • Hoşgeldin Bebeğim
  • Birinci Söz
  • Modern Tıbbın Ötesi

  • Dua Ayetleri
  • Aşkın Kanatları
  • Birinci Söz
  • 99 Esma 99 Dua III
  • 99 Esma 99 Dua II
  • 99 Esma 99 Dua I
  • Sağlığınız Elinizde

  • Aşka Dair Öyküler

Senai Demirci Alıntıları - Sözleri

  • Hiçbir şey benim değildir; sadece yanımdadır.Şimdilik... (Beş Vakit İnsan)
  • Hüzünler, sıkıntılar kırmızı ışıkta dursa. Umutlar, hayaller, sabırsızlıklar sarı ışıkta beklese. Ve candan sevdiklerimiz yeşil ışıkta çıkıp gelse... Ne güzel olurdu hayatın trafiği. (Köprüden Önce On Çıkış)
  • Huzuru komşuya bigânelikte arıyoruz; rahatımızı, yetimi ve öksüzü unutmakta biliyoruz. (Hasret-i Peygamber)
  • Ne zamandır şükretmediğini hatırlamak, şükretmeyi hatırlamanın da ayrıca şükredilesi olduğunu anlamak . (Şükretmek İçin 1001 Küçücük Neden)
  • Dilimin altından akan vahyin nehri olalı sesin, Altında nehirler akan cennet'im sensin (Cennette Bir Gün)
  • Sahi, parayı nereye harcayacaktım. Yaşamaya mı? Hayır, öyle değil galiba. Bir düşünün, para için hayatımızı harcadığımıza göre, karşılığında hayattan daha değerli bir şey almalıydık. Alabilmeliydik. Para kazanmak için yaşıyor idiysek, yaşamak için para kazanmaya ne gerek vardı ki? (Şöyle Garip Bencileyin)

  • Dikiş tutmuyorsa şayet, söylenmeyi bırak, sus, kalbinden geçmeyeni diline değdirme... (Kıl Beni Ey Namaz)
  • "Aldanıyoruz birbirimize. Tuzaklar saklıyoruz gözlerimizde." (Öldüğüm Gün)
  • "Müminin niyeti amelinden hayırlıdır." (Söz Yangını)
  • Başını kurtaramıyorsun her akşam göğü kana bürüyen, yıldızları kana bulayan akşamların aldırışsız geçişinden. Geri gelmiyor gün. Bugün olmuyor dün. Bir dahası yok yaşamanın. (Beş Vakit İnsan)
  • Namazın kabul edildiğinden emin olmasanda namaza kabul edildiğinden emin olmak. (Şükretmek İçin 1001 Küçücük Neden)
  • Aşkın kökünün kalbimizin odacıklarından beslendiğini fark ettiğimizde, aşkın kalbimizin peşi sıra geldiğini görebiliriz. (Aşka Adanmış Öyküler)
  • biliyorum, uzak düşmedik; aramızdaki bahçe büyüdü , o kadar. Rahmetle… (Dar Kapıdan Geçmek)

  • Arada aşığın rüyası yoksa aşkta yoktur. Yusufça bir bakış ve kayboluş gerek aşkın zindanına. (Cennette Bir Gün)
  • Merak et ki akıl toprağın alt üst olsun. (Üç Yusuf Üç Rüya Üç Gömlek)
  • "Ihsan, Allah'ı görüyormuş gibi yaşamandır. Zira sen Allah'ı görmesen de O seni görüyor." İhsan güzellik anlamındaki "hüsn" kelimesiyle aynı kökten geliyor. Bu durumda, ihsanı güzel eylemek diye tarif edebiliriz. Ne yaparsan yap, güzel eyle güzellikle eyle... (Söz Yangını)
  • Hamdım; yandım, piştim… Elhamdülillah (Dua Defterim)
  • ••• Rabbim, beni zamanın aldatmacalarından uzak tut Ayaklarımı dolaştırma Rabbim, beni zamanelerin düştüğü tuzaklardan uzat tut Günahlarımı bana yoldaş yapma (Dua Ayetleri)
  • Bedeli ödenmemiş sözleri söylemekten korusun Allah hepimizi.Hazır bulunmuş sözlerin seslendireni olmaya razı olmak korkunç bir nasipsizliktir.Ucuza alınmış lafların volumünü giderek yükselttikçe, biricik seçeneğinden yoksun kalır insan.Sırf kendisi söylüyor diye,söylediği hakikate yabancılaşır,ona tabi olmak yerine onu tabi kılar kendine.Dudakları uzaklaşır gerçeğin pınarından. Bir de üstüne,söz kalitesinden olur; koflaşır,boşalır içi.Vicdanını sözün seslendireni... (Oruç Çiğnemek Sakızı Bozar mı Hocaaamm?)
  • 'Anılmaya değer bir şey' değilim. (Elde Var İnsan)