Kitap Künyesi
Yazar: Milan Kundera
Çevirmen: Ayça Sezen
Orijinal Adı: La fête de linsignifiance
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750725128
Sayfa Sayısı: 112
Kayıtsızlık Şenliği Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kayıtsızlık Şenliği, Milan Kundera’nın 2003’de yayımlanan Bilmemek’ten sonra kimsenin beklemediği bir anda çıkagelen yeni romanı.
Beş arkadaşın, kayıp annesiyle konuşan Alain’in, işsiz oyuncu Caliban’ın, mutluluğun peşindeki Ramon’un, bir kukla oyunu yazma hayali kuran Charles’ın ve narsisist D’Ardelo’nun hikâyesi. Gerçekle hayali, karakterlerin evreniyle yazarınkini, şimdiki zamanla tarihsel geçmişi üst üste bindirerek başka bir gerçeklik kurmayı hep başarmış bir yazarın, mizah anlayışını kaybetmiş bir yüzyıla bakışı.
Bir yandan en ciddi meselelere ışık tutup diğer yandan tek bir kesin yargıda bulunmamak, bir yandan çağdaş dünyanın gerçekliğiyle büyülenip diğer yandan tüm bu gerçeklikten kaçmak ancak Kundera gibi usta bir yazarın kalemiyle mümkün oluyor. Yapıtının tümünün şaşırtıcı bir özeti gibi de okunabilecek bu kısa roman XXI. yüzyılın klasikleri arasındaki yerini aldı bile.
Kayıtsızlık Şenliği Alıntıları - Sözleri
- "İnsan dediğin yalnızlıktan ibarettir" ......... "Yalnızlıklarla çevrili bir yalnızlık."
- Kendini suçlu hissetmek ya da hissetmemek. Bence her şey burada yatıyor. Hayat, herkesin herkese karşı mücadelesidir.
- Hayat, herkesin herkese karşı mücadelesidir.
- Kendini suçlu hissetmek ya da hissetmemek. Bence her şey burada yatıyor. Hayat, herkesin herkese karşı mücadelesidir.
- İnsan dediğin yalnızlıktan ibarettir.
- Bu yönde talebi olmayan birini dünyaya yollamak bana oldum olası korkunç gelmiştir. Etrafına bir bak: Gördüğün insanlardan hiçbiri, burada kendi iradeleriyle bulunmuyorlar. Bu söylediğim, tüm hakikatierin en banalı elbette. Öyle banal ve öyle önemli ki, bunu görmeyi ve duymayı bir kenara bıraktık.
- İnsan dediğin yalnızlıktan ibarettir.
- Sevgili dostum , özlediğim bir tek şey var, gamsızlık!
- Çünkü kendime kızdım. Neden kendimi suçlu hissetmek için her fırsattan yararlanıyorum?
- Şu insanlara bak! Bak! Gördüklerinin En azından yarısı çirkin. Çirkin olmak da insan haklarının bir parçası mı? Peki, hayatın boyunca bu çirkinlikle yaşamanın ne demek olduğunu biliyor musun? Hiç ara vermeden. Cinsiyetini de kendin seçmedin. Gözlerinin rengini de. Yaşadığın yüzyılı da. Ülkeni de. Anneni de. Önemi olan hiçbir şeyi kendin seçmedin. Bir insanın sahip olabileceği haklar uğruna savaşılmasını ya da meşhur Beyannameler yazılmasını gerektirecek hiçbir neden bulunmayan zırvalardan ibaret!
- Yaşam ölümden daha güçlüdür; çünkü yaşam ölümle beslenir!
- +İnsan dediğin yalnızlıktan ibarettir. - Oh, ne kadar da doğru! +Yalnızlıklarla çevrili bir yalnızlık.
- Hayatın akışı içinde insanlar karşılaşır, çene çalar, tartışır, kavga ederler; birbirlerine uzaklardan, her biri zamanın farklı bir yerine dikilmiş bir rasathaneden seslendiklerini fark etmezler. Zaman akıp gider. Onun sayesinde, öncelikle yaşarız, bu da demek oluyor ki, sanık ve yargıç oluruz.Sonra, ölürüz ve bizi tanımış olanlarla birlikte birkaç sene daha kalırız; ancak çabucak bir başka değişiklik olur: Ölüler yaşlı ölülere dönüşür, kimse onları hatırlamaz artık, hiçlikte yitip giderler; yalnızca bazıları, çok çok nadiren, isimlerini hafızalarda bırakırlar ancak bunlar da, yaşamış tüm şahitlerinden, tüm gerçek anılardan yoksun kalmış olarak kuklaya dönüşürler...
- Kendini suçlu hissetmek ya da hissetmemek. Bence her şey burada yatıyor. Hayat, herkesin herkese karşı mücadelesidir. Bu malum zaten. Peki, bu malum mücadele az çok medeni bir toplumda nasıl cereyan eder? İnsanlar birbirlerini fark ettikleri anda birbirlerinin üzerine atılamazlar. Bunun yerine, başkasının üzerine suçluluğun utancını atmaya çalışırlar. Öbürünü suçlu kılan kazanır. Hatasını itiraf eden ise kaybeder.
- Kayıtsızlık, dostum, varoluşun özüdür. Her zaman ve her yerde bizimledir.
Kayıtsızlık Şenliği İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın ismi güzel, yazarı tüm postmodern eğilimlerine rağmen geçmiş metinlerinde tadını sevdiğim bir kalem, metin incecik... Bu düşüncelerle bir günde okudum bitti. Ancak roman tadı alamadım. Kundera kitabında beş karakterin kişisel gündemleri peşinde koşarken, geçmiş ve bugün, hayal ve gerçek arasındaki ikilemlerine odaklanmaya çalışıyor. Ancak geçmiş deyince Stalin, bugün deyince seks dışında aklına hiçbir şey gelmediği için; kitapta okura söyleyecek hiçbir şey de bulamamış. Gerçi söyleyecek bir şeyi olsaydı da söyler miydi, ondan da emin olamadım. Kitabın arkasında yayınevi tarafından övgü niyetine söylenen "en ciddi meselelere ışık tutup, tek bir kesin yargıda bulunmamak" motivasyonu; Kundera'yı bitirmiş. İnsanın tek kesin yargısı Stalin olunca, haliyle bir şey söylemesi de mümkün olmuyor... Çağdaş dünyayı kavrama şansını kaybetmiş, soğuk savaşın ekmeğini yemekten, yaşadığı "mağduriyetin" üstünde tepinmekten bıkmamış, 84 yaşına gelip hala ergenliği aşamamış bir yazarın, orta sınıf bunalımlarını aktararak şöhretini sürdürürken, roman sanatına yazık ettiği bir metin olmuş... (Münür Rahvancıoğlu)
Derinliğe inilmemiş karakterler ve sadece iki metafor üzerinde yoğunlaşan bir anlatım tad vermedi. Yalnız yazarın kendini katıp kitaptaki kişilerden karakterlerim diye bahsetmesi ironikti ancak sinemada dördüncü duvarı yıkmak gibi bir etki yaratılmak istense de hikayenin samimiyetini yok etmiş. (Sena Ün)
THE FESTIVAL OF INSIGNIFICANCE "We've known for a long time that it was no longer possible to overturn this world, nor reshape it, nor head off its dangerous headlong rush. There's been only one possible resistance: to not take it seriously." İlk qələmə aldığı #thejoke (zarafat, 1967) əsəri ilə totalitarianizm və stalinizmi satirik tənqid edən Kundera yəqin təxmin edərsiniz ki, ədəbiyyata bir qədər sərt açılış etdi. Sovet işğalına qarşı olan tənqidi nəticəsində əsər Çexslovakiyada (indiki Çexiya və Slovekiya) qadağan olundu. İlkin olaraq çex dilində yazsa da, daha sonra həm Çex vətəndaşlığından məhrum olduğu, həm də Fransaya köçdüyü üçün fransız dilində yazmağa başladı. Daha sonra qələmə aldığı #lifeiselsewhere əsərində isə qəhrəman idealist bir şairdir ( #jaromil) və ikinci dünya müharibəsindən siyasi skandala qarışır. #kayıtsızlıkşenliği -nə gəldikdə isə- əsər qayğısızlıq, naraisizm, insanın anlam arayışı, kişi-qadın münasibətləri üzərində qurulub. Əsərdəki dörd dost #immanuelkant , #hegel ,və #schopenhauer -in fəlsəfəsi üzərindən danışır, suallarına cavab axtarırlar. Həmçinin gözləmədiyimiz bir anda əsərə bizim Stalin, Xruşov, Jdanov daxil olur. Və əsər #existentialist cərəyanına aid olduğundan siz nə zaman yuxu, nə zaman reallıq, nə zaman kiminsə ağlında olduğunuzu çox çətin dərk edirsiniz. Amma Kundera ilə ilk tanışlıq üçün #theunbearablelightnessofbeing əsəri daha faydalı olar! "In my unbeliever's dictionary, only one word is sacred: 'friendship.'" "Insignificance, my friend, is the essence of existence." Xoş mütaliələr! (Murmur)
Kitabın Yazarı Milan Kundera Kimdir?
Milan Kundera, Çek-Fransız asıllı yazar. Kundera, 1 Nisan 1929'da Çekoslovakya'nın Brno şehrinde doğmuştur. 15 kitap yazmış, sayısız ödül almış, yazarlık mesleği yanında uzun yıllar müzik ve sinemayla profesyonel olarak uğraşmıştır. Yaşamını Paris'te, eşiyle birlikte sürdürmektedir.
Yaşamı
1929 yılında, orta halli Kundera ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Ludvik Kundera (1891-1971), 1948-1961 yılları arasında Brno Müzik Akademisi müdürlüğü yapmış olan, ünlü müzikolojist ve piyanist Leoš Janaček'in öğrencisiydi. İlk piyano derslerini babasından aldı ve ilerleyen yıllarda kendisi de müzikoloji üzerine çalışmalar yaptı.
Lise eğitimini 1948 yılında Brünn'de bitirdikten sonra, Charles Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde, edebiyat ve estetik üzerine eğitim gördü. İki dönem sonra Film Akademisi'ne geçti ve yönetmenlik konusunda ilk makalelerini yazdı fakat daha sonra çalışmalarını politik baskı yüzünden durdurmak zorunda kaldı.
II. Dünya Savaşı'nın sonunda Komünist Parti'ye üye oldu. Ancak 1948'in şubat ayında partiden çıkarıldı. 1950 yılında da bir diğer Çek yazar Jan Trefulka Komünist Parti'ye karşı faaliyetlerde bulunmaktan, partiden uzaklaştırıldı. Trefulka o günlerde gerçekleşen olayları 1962 yılında yazdığı Pršelo jim štěstí (Onlardan Yükselen Mutluluk) romanında anlattı. Kundera'ysa o günlerde başına gelenleri bir şaka olarak görmüş olacak ki, partiden çıkarılma sürecinde başına gelenleri anlattığı kitabının ismini Žert (Şaka) koydu. 1956 yılında Komünist Parti'ye tekrar giren Milan Kundera, 1976 yılında ikinci kez, Vaclav Havel gibi ünlü yazarlar ve sanatçılarla birlikte partiden ihraç edildi.
1968'deki Rus istilasından sonra, Prag Müzik ve Sanatlar Akademisindeki görevinden uzaklaştırılan Kundera, politik baskılara dayanamayarak Fransa'ya göç etti ve 1981 yılında Fransa vatandaşı oldu. 1979 yılında yazdığı "Gülüşün ve Unutuşun" kitabının yayınlanmasının ardından Çekoslovak hükümeti Kundera'yı vatandaşlıktan çıkardı.
1980 yılında Gabriel Garcia Marquez'in aldığı Commonwealth Ödülü'nü, 1981 yılında Tennessee Williams'la paylaştı. En bilinen romanı Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği 1988 yılında Philip Kaufman tarafından sinemaya uyarlandı. 1983 yılında Michigan Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verilen Kundera 1985 yılında da Kudüs Ödülü'ne layık görüldü.
Çağımızın en başarılı düşünsel roman yazarı ve varoluşçuların sonuncusu olarak nitelendirilen Kundera'nın son kitabı "Bir Buluşma" 2009 yılında yayınlanıp 2010 yılında ise Türkçeye çevrilmiştir.
Ödülleri
Medicis Ödülü (Yaşam Başka Yerde)
Mondello Ödülü (Jacques İle Efendisi)
Commonwealth Ödülü
Europa Literatura Ödülü
Kudüs Ödülü
Milan Kundera Kitapları - Eserleri
- Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
- Kimlik
- Bilmemek
- Yavaşlık
- Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
- Gülünesi Aşklar
- Kayıtsızlık Şenliği
- Ölümsüzlük
- Ayrılık Valsi
- Yaşam Başka Yerde
- Şaka
- Roman Sanatı
- Bir Buluşma
- Jacques ile Efendisi
- Perde
- Saptırılmış Vasiyetler
- Anahtar Sahipleri
- Varlığın Dözülməz Yüngüllüyü
Milan Kundera Alıntıları - Sözleri
- “Hayatları felakete dönenler, suçlu avına çıkarlar.” (Bilmemek)
- “İnsanoğlu anlamdan yoksun bir varlık, bir tesadüf olduğunu, oyunun sonuna kadar nedensiz oynamak zorunda olduğunu kavramaktadır şimdi.” Bacon (Bir Buluşma)
- “Şairler icat etmez şiirleri Gerilerde bir yerdedir şiir Çok, çok uzun zamandır oradadır Şairin tek yaptığı onu keşfetmektir.” Jan Skácel (Roman Sanatı)
- İnsanın gücü tükenir ve üzerine elini kolunu bağlayan bir yorgunluk çöker. Yorgunluk: hayatın kıyısından ölümün kıyısına uzanan sessiz bir köprü. (Ölümsüzlük)
- Birkaç gündür ben de saat gibiyim, durup dinlenmeden koşuyorum.Bazen zamanın benim dışımda akıp gittiğini duyuyorum... Tıpkı bir ırmak gibi... Çok yorgunum, bir bardak su verebilir mısın? (Anahtar Sahipleri)
- “İnsan dünyaya bir defa gelir ve bir daha asla önceki bir hayatın deneyimleriyle başka bir hayata başlanamaz. Gençlik nedir bilmeden çocukluktan çıkılır, evli olmak nedir bilmeden evlenilir ve yaşlılığa girerken dahi insan nereye gideceğini bilmez. Yaşlılar, yaşlılıklarının masum çocuklarıdır. Bu anlamda, insanlığın dünyası acemiliğin gezegenidir.” (Roman Sanatı)
- İçinde yaşadığı yeri terk etmek isteyen kişi mutsuz kişidir. (Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği)
- Yavrucuğum hiçbir zaman anlayamayacağın bir keder var içimde. (Yaşam Başka Yerde)
- Sevgi kırılgan, narin bir şey midir peki? (Yavaşlık)
- "Çağımızda unutma arzusu bir saplantı haline gelmiştir, bu nedenle, bu arzuyu tatmin etmek için hız iblisine teslim olmuştur çağımız. Olaylar çabucak olup bittiği zaman, kimse hiçbir şeyden emin olamaz, hiçbir şeyden, hatta kendisinden." (Yavaşlık)
- "Gözü 'daha yükseklerde bir yerde' olan herkes günün birinde gözünün kararabileceğini hesaba katmalıdır.." #Edebiyat (Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği)
- Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Gözümüzün önüne en sıradan bir durum getirelim: Bir adam sokakta yürüyor. Birden bir şey anımsamak istiyor, ama anı uzaklaşıyor. O anda, kendiliğinden yürüyüşünü yavaşlatıyor. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan, hâlâ çok yakınında olan zamanda, sanki bulunduğu yerden uzaklaşmak istiyormuş gibi elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır. Varoluşun matematiğinde bu deneyim iki temel denklem biçimine girer: Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. (Yavaşlık)
- 'En güzel intikam, 'başarıdır.' Seni sevmeyen herkesi üzer.' (Jacques ile Efendisi)
- Tek özgürlüğümüz, acı ile zevk arasında seçim yapmaktı. Mademki her şeyin anlamsız oluşu yazgımızdı, bu anlamsızlığı bir safra gibi taşımamak, onun zevkini çıkarmayı bilmek gerekirdi. (Kimlik)
- Her şey düzenlenmiş, ayarlanmış, yapay, her şey bir oyun, hiçbir şey içten değil. (Yavaşlık)
- İnsan, yaptığı bir hareket, söylediği bir söz yüzünden kendine kızabilir, ama yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz, çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur. (Kimlik)
- İnsanın hayatta geri çekilmek zorunda kaldığı anlar vardır: Yaşamsal konumları korumak için en az önemli konumları terk etmenin gerektiği anlar. (Gülünesi Aşklar)
- Eğlenir, başkalarını eğlendirir ve düzenden yana olmanın ortaya koyduğu olur olmaz vaatlerle dünyayı tek ve koca bir şakaya çevirir. (Roman Sanatı)
- Ben annemi hep gökyüzünde diye düşünürüm. (Şaka)
- Ölüm ülkesine ulaşmak için, insanın kısacık bir süre kendisinin dışına çıkması yeterlidir. (Saptırılmış Vasiyetler)
Yorumlar
0 yorum