Kitap Künyesi
Yazar: Sevan Nişanyan
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9789752896383
Sayfa Sayısı: 404
--reklam--
Kelime Baz 1 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Kullandığımız her kelimede, adeta arkeolojik katmanlar gibi, dünya tarihinin izleri var..."
"Hz. Muhammed Suriye'deyken hangi dili konuşurdu? Aramice biliyor muydu, yoksa tercüman mı kullanıyordu?"
"Komşunun kızına platonik duygular beslemem caiz midir?"
"Kayı boyunun adı da Eski Türkçe 'dönme' demek..."
"Ötüken Akademisi'nde Bilge Han öğrencileri azarlar..."
"Bizde en azından Alirızabey ilçesi yok henüz..."
"Vatanmillet jokerdir: bastım mı eli alırsın. Doksan senedir bu böyle..."
"'Yabancı kelimeler girdi dilimiz fakirleşti' diyenlerin ağzından çıkanı kulağı duymuyor..."
"Kenan Evren'in padişahlığında her gün radyo ve televizyonda 'muhbir vatandaşlar' teşvik edilirdi..."
"Kafayı korursa takke, başka yerini korursa takiye..."
"Kaç bin senelik medeniyet var arada, nihayet, Cumhuriyet çığırtkanları avazları çıktığı kadar bağırıp bastırmaya çalışsalar da..."
Türk basınının en "yaramaz" köşeyazarı Seven Nişanyan'dan, dilden başlayıp tarihe, güncel siyasete, dine, dil milliyetçiliğinin eleştirisine uzanan, havai fişek gösterisi gibi bir seçki.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Kelime Baz 1 Alıntıları - Sözleri
- İslamiyet’ten sonra Horasan ve Maveraünnehir’de Farsça-Arapça kırması konuşan fakat Arap kökenli kabul edilen Müslüman ahaliye çevre halkları ‘Taçik’ demişler. Erken Türkçede ve Moğolcada bolca geçen, oldukça aşağılayıcı bir tabir. Modern Tacik halkının adı oradan geliyor. Ermenice taçik de oradan gelir, bizim Batı lehçesinde dacig olur, “Türk” demektir, iyi bir manada değil. Anlamı nasıl evrilmiş derseniz, al sana doktora tezi konusu derim.
- Yeri, göğü, zamanı ve insanı yaratan tanrının, zaman içinde bir tarihte şu kadar yüz sayfalık Arapça bir kitap yazması fikri de bana "tanrı" fikrini feci surette küçülten bir düşünce gibi geliyor.
- Üniversitede çok değer verdiğim bir hocam kulağıma küpe etmişti, “ tarihte cehaletin rolünü asla küçümseme,” diye.
- Sözlükçülük ince iş. Türkçenin Oxford English Dictionary gibi eksiksiz bir sözlüğü olsaydı ne büyük medeniyet oldurdu ah!
- Şark kültüründe akıl, Batı'daki gibi bir serbest spekülasyon alanı olarak görülmemiş, bir tür fren ya da disiplin unsuru olarak algılanmış. "Akıllı ol Orhan Pamuk" deyiminde de aynı anafikir geçerli. Pamuk'un kendisini kontrol etmesi, serbest düşünce ve davranışlardan kaçınması öneriliyor.
- TDK'nın web sitesi Kayı için "sağlam, güçlü, sert" diyormuş, tabii, bir Türk boyunun adı başka ne olabilir?
- İran’ın eski Zerdüşt dininde kız kardeşle evlenmek yalnız mübah değil, dinen farz ve vacip sayılıyormuş. Büyük İskender fethinden sonra Fars-Yunan kültür sentezi Ortadoğu’ya egemen olduğunda özellikle aristokrat sınıfı içinde kız kardeşle evlenme adeti yaygınmış. Bizde yakın akraba evliliklerinin bazı bölgelerde daha yaygın olması acaba bununla alakalı olabilir mi?
- Çamur atmak istersen irtica, övmek istersen muhafazakarlık. Yoksa nesne üç aşağı beş yukarı aynı şey.
- Derin bir yaratıcılığın eseri olan -sel/-sal eki yanılmıyorsam ilk olarak 1932 veya 33'te Fransızca universel sıfatına karşılık Çankaya'da icat edilen evrensel sözcüğünde kullanılmış. ... Ondan sonra Öztürkçecilere gün doğmuş, tecimsel, kamusal, ulusal, arsıulusal, tinsel, cinsel, siyasal, yazınsal, dirimsel, özdeksel, artık Allah ne verdiyse dayamışlar.
- Vatanımıza ne cüretle "hindi" derler diye hop oturup hop kalkanların esas dert etmesi gereken konu o değil. Vatanın adı İtalyanca, onu neydeceğiz?
--reklam--
Kelime Baz 1 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
DİKKAT! RAHATSIZ EDİCİ İÇERİK! "Doğru"larını eleştiremeyen, sorgulayamayan, tanrılaştıran; önyargıları, kompleksleri, tabuları olan bireylerin okumamasını şiddetle tavsiye ediyorum: Sevan Nişanyan'ın Taraf gazetesindeki Kelimebaz köşesinde 29 Ekim 2008-14 Aralık 2009 tarihleri arasında yayımlanan yazılarının bir araya getirildiği bu kitap; Türkiye siyasetini, yakın tarihi, dini, milliyetçiliği ve sorgulamaya cesaret edilemeyen birçok kavramı irdeliyor. Türkçe'den Yunanca, Latince, Arapça, Farsça, Kürtçe, Ermenice, Aramice, İbranice'ye kadar uzanan geniş bir kelime dağarcığından ve muazzam bir bilgi birikiminden beslenen yazılarda, üsttenci bir üslup değil, sohbet havası hakim olduğu için okurken kendinizi entelektüel, samimi, eğlenceli bir sohbetin içinde buluyorsunuz. İnce bir zekanın ürünü olduğunu hissettiren, "izahı olmayan"ları konu alan mizah örnekleriyle dolu bu kelimeler dünyası yolculuğunun en belirgin özelliklerinden biri de güldürürken düşündürmesi. Sorgulanamayan, eleştirilemeyen "gerçek"lerle uyutulan ve büyütülen neslimiz için zor olsa da, önyargısız okunduğu takdirde düşünce ufkumuzda yeni kapılar açılmasını sağlayan bir çalışma. Kelimebaz'ı "keyifli" ve "ufuk açıcı" olarak tanımlamak, emeğin hakkını vermek için yeterli olmasa da, yerinde olacaktır. Çünkü yazarının da belirttiği gibi; "Kelimelerin öyküsü insan öyküleri gibidir, biraz hoşça vakit geçirirsin, şansın varsa biraz da ufkun açılır. O kadar."(s. 452, Basur) (Selma)
Yazarın Taraf Gazetesi’ndeki köşe yazılarından oluşan eseri. Sevan Emmi’nin okuduğum sanırım dördüncü kitabı. Etimolojiye özellikle meraklı olmayan birisi için belki her sayfası zevklidir ama ben bu konuya uzaktan uzağa bir heyecan duyuyorum o kadar. Benim gibiler için ise keçiboynuzu tadında. Beş on tane yazıdan biri ikisi mutlaka okunmalı diyebileceğim şekilde. Yanlış Cumhuriyet gibi üzerinde akademik olarak çalışılmış, kapsamlı, doyurucu ve odaklı bir şey beklememek gerektiğini aslında yazar da bir yerde ifade ediyor; köşe yazısında daha ziyade kısa, vurucu, duygu uyandırıcı olmak gerek diye hatırlatıyor. Orada da bunu etkili bir biçimde yapmış belli zamanlarda. Ben okuduğuma memnunum, asla vakit kaybı olarak görmüyorum. Ama eşime dostuma -kelimelerin kökeni, Arapça ve Farsça’nın incelikleri diye ölmeyen kitleye- hangi yazıların okunmasını tavsiye ettiğimi kitabın üzerine işaretledim. Kitabımı ödünç verip verimli bir okuma sağlayabileceğimi düşünüyorum bu kimseler için. Daha sonra fırsat bulunca buraya da hangi yazıları işaretlediğimin bir listesini buraya eklemek istiyorum. Bir dilin yaşayan bir organizma olduğunu, tutucu yaşlı memur kafalılara hiç kulak asmadan kültürden, zamandan, komşu kültürlerden etkileşim içine girdiğini ve sürekli değiştiğini güzel anlatmış. Bu değişime direnme çabasının boşunalığını yüzümüze vurmuş. Dilin zenginliği denen şeyin ince ince anlam ayrımlarını verebilmesinde olduğunu öğretmiş. Ayrıca eğer yeni kavramları icat etmiyorsak, dünyanın yeni nesnelerini oluşturmuyorsak bunları kelime uydurarak yakalamanın imkansızlığını ve gülünçlüğünü de ifade etmiş. Bir de dil devrimi diye tarihte yer alan, Arapça, Farsça ve Batı kökenli kelimelerin dilden ayıklanıp Orta Asya kökenli kelimler üzerinden uydurulan kelimelerle yeni bir dil oluşturma çabasının dili nasıl sakat bıraktığını güzel güzel anlatmış. (Zafer)
Kelime kökenleri hakkında bilgi verirken bile nasıl Türk ve Atatürk düşmanlığı yapılır, nasıl pkk sempatizanlığı yapılır görmek istiyorsanız buyrun okuyun! Daha fazla tahammül edemedim. Gençliğe Hitabe dahil birçok değerimiz ile "aklınca" dalga geçmiş beyefendi. Hadi be ordan! Şu kadar dil biliyormuş vs diye övülmeye layık bir insan değil yazar bana göre. Aklımda sadece ve sadece Türk, Atatürk düşmanı ve eşinin başından bir kavanoz dışkı boşaltan bir "....." olarak kalacak. Zaten kendisiyle ilgilenenlere bakıp neye hizmet ettiğini kolayca anlayabileceğiniz biri. Kelime bahane!... Bu kelimebazlık değil cambazlık, hilebazlık, düzenbazlık olsa gerek. (S.)
--reklam--
Kelime Baz 1 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sevan Nişanyan - Kelime Baz 1 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kelime Baz 1 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sevan Nişanyan Kimdir?
İlköğrenimini Özel Pangaltı Ermeni İlkokulu'nda gördü; 1968'de, Milliyet gazetesi tarafından düzenlenen İlkokullararası Bilgi ve Kültür Yarışması'nda üçüncü oldu.[1] Orta öğrenimini Işık Lisesi ve Robert Lisesinde tamamladı. 1974'te ABD'ye giderek Yale Üniversitesi ve Columbia Üniversitesinde tarih, felsefe ve Güney Amerika Siyasi Sistemleri üzerine eğitim gördü.
1984-1985 yıllarında Commodore 64 adlı kişisel bilgisayarı (PC) Türkiye'ye getiren firmanın kurucusu ve yöneticisi oldu. Bilgisayar programcılığı ile ilgilendi, çeşitli konuşma ve konferanslara katıldı. Türkiye'nin ilk popüler bilgisayar dergisi olan Commodore'u kurup orada Baytan Bitirmez müstear ismiyle yazılar yazdı.
Sevan Nişanyan, çeşitli Britanya ve Uzakdoğu yayınevleri için seyahat kitapları kaleme aldı. 1998 yılında "Küçük Oteller Kitabı" adlı kitabı ilk kez yayımladı. Türk turizmine kitle turizmi dışında yeni bir yön kazandırma çabası olarak görülebilecek "Küçük Oteller Kitabı"'nı her sene yenileyerek bir referans kitabı haline geldi.
1995 yılında eşi Müjde Nişanyan ile birlikte İzmir'in Selçuk ilçesinin Şirince köyüne yerleşen Nişanyan, bu köyde geleneksel mimari dokuyu korumak ve canlandırmak için yaptığı çalışmalarla tanındı. Eski köy evlerini geleneksel tarzda onararak oluşturduğu Nişanyan Evleri adlı otel 1999'da işletmeye girdi. Şirince'de yıkılmakta olan evleri resmi izin olmadan restore ettiği gerekçesiyle 2001 yılında 2863 sayılı yasa kapsamında 10 ay hapis cezası aldı.
Bu dönemde Türkçenin etimolojisi üzerine ilk kapsamlı bilimsel çalışma olan "Sözlerin Soyağacı: Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü" adlı çalışmasını tamamladı; aynı sözlüğün popüler bir özeti olan "Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı" adlı kitabı yayımlandı.
2004'te İnsan Hakları Derneği tarafından verilen Ayşenur Zarakolu Özgür Düşünce Ödülü'ne layık görüldü.[5] Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu bölgeleri hakkında resmî görüşün verilerini sorgulayan "Ankara'nın Doğusundaki Türkiye" adlı gezi rehberi 2006'da yayımlandı.
Nişanyan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş dönemine ilişkin eleştirel görüşlere yer veren "Yanlış Cumhuriyet: Atatürk ve Kemalizm Üzerine 51 Soru" adlı kitabı 2008'de basıldı. "Sözlerin Soyağacı"'nın geniş ölçüde gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni versiyonu da aynı tarihte piyasaya sunuldu.
Agos gazetesindeki köşe yazarlığının yanı sıra, 29 Ekim 2008 ve 14 Aralık 2009 tarihleri arasında Taraf gazetesinde "Kelimebaz" adıyla dile ilişkin köşe yazıları yazdı. Bu yazıları iki ayrı kitapta toplanarak "Kelimabaz - 1" ve "Kelimebaz - 2" isimleriyle yayımlandı.
2009'dan itibaren Anadolu yer adlarına ilişkin geniş kapsamlı bir çalışma başlattı. Çalışmanın ilk ürünleri 2010'da piyasaya çıkan "Adını Unutan Ülke: Türkiye'de Adı Değiştirilen Yerler Sözlüğü" adlı kitapta ve Index Anatolicus web sitesinde yayımlandı.
Likya hakkında kitap yazma çalışması sırasında aklına düşen kaya mezarı inşa etme fikrini, yirmi yıl sonra, 2012 yılında Şirince'de gerçekleştirdi.
Agos yazılarını da kapsayan otobiyografisi Aslanlı Yol, 2012 yılında yayımlandı.
Şirince'de inşa ettiği taş binalar mühürlendikten sonra mührü sökerek inşaata devam eden Nişanyan iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. Daha önce onanan hapis cezaları da buna eklenince infaz süresi 11 yıl 5 aya çıktı. Söke Cezaevi'nde cezası infaz edilmeye başlandı. 2017'de daha sonra aktarılmış olduğu Foça Açık Cezaevi'nden firar ederek yurtdışına kaçtı. Sığındığı Yunanistan'dan iltica talebinde bulundu.
--reklam--
Sevan Nişanyan Kitapları - Eserleri
- Aslanlı Yol
- Yanlış Cumhuriyet
- Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı
- Kelime Baz 1
- Halim İle Selim
- Hocam, Allaha Peygambere Laf Etmek Caiz Midir?
- Şirince Meydan Muharebelerinin Mufassal Tarihçesi
- Sözlerin Soyağacı
- Kelime Baz 2
- Swami Dayananda Saraswati’nin Kuran Eleştirisi
- Nişanyan Sözlük Çağdaş Türkçenin Etimolojisi
- 100 Güzel Kelime
- Ağır Kitap
- Ankara'nın Doğusundaki Türkiye
- Türkiye Yer Adları Sözlüğü
- Yanlış Cumhuriyet
- Hayali Coğrafyalar
- Cezaevi Yazıları
- Karadeniz Black Sea
- Din Savaşları
- Adını Unutan Ülke
- İyimser Zamanlar
- Türkiye Kişi Adları Sözlüğü
- Sürgün Yazıları
--reklam--
Sevan Nişanyan Alıntıları - Sözleri
- “ “Hoca kıyafetli sahte alimlerin [...] menfi istikamette atacakları bir hatve [...] milletimin kalbine havale edilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle aynı fikirde arkadaşlarımın yapacağı şey mutlaka ve mutlaka o adımı atanı tepelemektir. Farzı muhal eğer bunu temin edecek kanunlar olmasa, bunu temin edecek Meclis olmasa, öyle menfi adım atanlar karşısında herkes çekilse ve ben kendi başıma yalnız kalsam, yine tepeler ve yine öldürürüm.” (Yanlış Cumhuriyet)
- Vefa mah. 1665 Vefa • Fatih devri âlimlerinden “Şeyh Muslihüddin Ebülvefa”nın inşa ettirdiği camii ve hayrat nedeniyle. (Türkiye Yer Adları Sözlüğü)
- "Bu yobazlık müslümanların kendilerine olan güvensizliklerinden geliyor. Aykırı bir fikre tahammül edemiyorlar. Çünkü hakiki olarak ne dini biliyorlar, ne de uyguluyorlar." (Hocam, Allaha Peygambere Laf Etmek Caiz Midir?)
- Bazı şeyler kutsaldır, aman dikkat kırılır, adlarını anacaksan salavatla anmalısın tezine katılmıyorum. Kutsal olduğunu söyleyen SENSİN. Sana saygı duyarız çünkü insana saygı duyarız. İnsanların kendilerince haklı veya güçlü gerekçelerle dine bağlanmış olabileceğini anlarız, bu işe akıl, zekâ, duygu ve sevgi yatırdıklarını biliriz. Bazılarını severiz de. Ama onların putlarına, diğer putlara gösterdiğimizden daha fazla neden saygı göstermemiz gerektiğini anlamakta zorluk çekeriz. (Hocam, Allaha Peygambere Laf Etmek Caiz Midir?)
- Çamur atmak istersen irtica, övmek istersen muhafazakarlık. Yoksa nesne üç aşağı beş yukarı aynı şey. (Kelime Baz 1)
- Derin bir yaratıcılığın eseri olan -sel/-sal eki yanılmıyorsam ilk olarak 1932 veya 33'te Fransızca universel sıfatına karşılık Çankaya'da icat edilen evrensel sözcüğünde kullanılmış. ... Ondan sonra Öztürkçecilere gün doğmuş, tecimsel, kamusal, ulusal, arsıulusal, tinsel, cinsel, siyasal, yazınsal, dirimsel, özdeksel, artık Allah ne verdiyse dayamışlar. (Kelime Baz 1)
- İslamiyet’ten sonra Horasan ve Maveraünnehir’de Farsça-Arapça kırması konuşan fakat Arap kökenli kabul edilen Müslüman ahaliye çevre halkları ‘Taçik’ demişler. Erken Türkçede ve Moğolcada bolca geçen, oldukça aşağılayıcı bir tabir. Modern Tacik halkının adı oradan geliyor. Ermenice taçik de oradan gelir, bizim Batı lehçesinde dacig olur, “Türk” demektir, iyi bir manada değil. Anlamı nasıl evrilmiş derseniz, al sana doktora tezi konusu derim. (Kelime Baz 1)
- Bir gün rakı sofrasında dilimi tutamayıp Atatürk'ün Çanakkale Harbi'nde düşük rütbeli bir subay olduğunu, Türkiye'de asıl Batılılaşma hamlesinin Cumhuriyet değil Tanzimat döneminde yapıldığı gibi zındıkça görüşleri savunduğum için mi tehlikeli bir vatan haini olduğuma kanaat getirdi? Bilemiyorum. (Şirince Meydan Muharebelerinin Mufassal Tarihçesi)
- Ali [Nesin] ile aramızda biriken gerginlik açılış vesilesiyle kriz noktasına geldi. (...) Sert diyaloglar oldu. Tam o günlerde canım zaten başka bir şeyden ötürü sıkkın. Çektim Etiyopya'ya gittim, Allah'ın kaybettiği bir dağ başında bin yıllık bir manastır buldum, birkaç gün orada kalıp kendi kendimle hesaplaştım. Ali'yle üç dört ay küs kaldık. Ama geride tam 32 yıllık arkadaşlık var. Hem yetmiş milyon içinde o kadar kaliteli bir deliyi bir daha nereden bulacaksın? Barıştık tabii. (Şirince Meydan Muharebelerinin Mufassal Tarihçesi)
- Haşa, varlığın anlamı üzerine kafa yoranları sarakaya almak aklıma gelmez; onlara muhabbetim vardır. Belki tam tersine, yeterince kafa yormayıp hazır şablonlara kaldıkları için onlara çıkışıyorum. Hayatı, ölümü varlığı yokluğu anlamlandırma amacıyla yola çıkıp, insanlığın çocukluk çağından kalma birtakım hurafeleri cevap zannedenlerdir belki hedefim. Kıral çıplak demek 'herşey anlamsız demek değil ki? ' Anlamsız şeylerle vakit kaybetme, aklını başına al' çağrısıda alabilir pekala. (Hocam, Allaha Peygambere Laf Etmek Caiz Midir?)
- Soluk gül rengi olarak kullandığımız "pembe" kelimesi, dilimize Farçadan geçmiştir. Pambe "pamuk" demektir. (Nişanyan Sözlük Çağdaş Türkçenin Etimolojisi)
- "1924 muhalefeti, İttihatçı-Milliyetçi kadroların dışından bir muhalefet değil, o hareketin içinde, rejimin Tek Adam diktatörlüğüne dönüşmesi ekseninde oluşan bir fikir ayrılığının ürünüdür." (Yanlış Cumhuriyet)
- Ahiboz mah. Gorbeus/Gorbaios? [ AnD ]; 1928 Axıboz • Mithridates Savaşları bağlamında Cicero, Appianus ve Dio Cassius’un andığı Gorbeus, 334 yılına ait Itinerarium Burdigalense’de “Ankara - Aksaray” yolunda üçüncü menzil olarak gösterilir. Türkçede anlamı olmayan “Ahiboz/Ahıboz” adı muhtemelen *Xırboz > *Axırboz yoluyla antik addan türemiştir. (Türkiye Yer Adları Sözlüğü)
- Hocam çekil kenara... Bu denklem hakkında yıkım kararı var! (Şirince Meydan Muharebelerinin Mufassal Tarihçesi)
- Vatanımıza ne cüretle "hindi" derler diye hop oturup hop kalkanların esas dert etmesi gereken konu o değil. Vatanın adı İtalyanca, onu neydeceğiz? (Kelime Baz 1)
- İman vicdanın zıddıdır. Vicdanın yükünü topyekün terketme denemesidir. Kime? Belki kitap adı verilen hazırlop öğretiler dizisine, ecdadın töresine, alip hazretlerinin çiğneyip tükürdüğü lokmaya, ''hoca efendi demiş ki'' nin kolaylığına, ümmetin icmaına, kalabalığın irfanına... Yeryüzünde kötülüğün ve ahlaki çürümenin ana kaynağı budur. (Halim İle Selim)
- Bu ülkenin bir de kürt meselesi varmış efenim. Cumhuriyet Kürtlerin varlığını bile inkar peşindeymiş. Eh, ‘dindarlık’ ortak paydası, ‘ümmet’ bilincinin sağladığı kardeşlik imkanı da devletin ‘vicdanları laikleştirme’ faaliyetleri ile epey örselendiğinden, aynı dine mensup olmanın birleştirici işlevi yara aldığından, ciddi maraza çıkmış, pek fena olmuş, milliyetçilik karşı milliyetçiliği doğurmuş. (Hocam, Allaha Peygambere Laf Etmek Caiz Midir?)
- İnsanoğlu sonuçta sosyal bir varlık; kendini grup aidiyetleriyle tanımlar. Etik davranışlarımızın tümü, aidiyetlerimizin ince ayarıyla ilgilidir. Siyasi tercihlerimizden saç modelimize, kıyafetten dil alışkanlıklarımıza, ev seçimimizden partner seçimimize kadar her an, her eylemimizde, beş dakika durup dinlenmeden, karmaşık bir aidiyetler ağı içinde kendimize pozisyon tanımlarız. "Modern olmak isterim ama nineyi üzmeyelim." "Bıyığım falancalara benzedi kenarını kırpayım." "O kelimeyi keşke kullanmasaydım, kıro diyecekler." Dini inancın da bunlardan farklı olması için bir neden göremiyorum. İnsanlar dine inanır veya inanmazken ya da şu ölçüde ve şu şerhlerle inanırken, aslında "Ben kimlerdenim?" sorusuna cevap verirler. Çeşitli kimlik ve aidiyet talepleri arasında son derece hassas ayarlı bir pozisyon tuttururlar. (Halim İle Selim)
- Din konusu daha da hassastır. İnsanın ve toplumun omurgasını oluşturan bu konuda da eleştiri hakkınız olabilir ama insanların inançları ile alay edememeyi sansür ile açıklamak absürd bir mantıktır. (Hocam, Allaha Peygambere Laf Etmek Caiz Midir?)
- Harikulade: Dilimizde çok farklı anlamda kullanılan (Çok güzel) harikulade, aslında "rutin bozan" demek. hārik(yırtan bozan), āde(alışkanlık) kelimelerinin birleşmesi ile oluşmuştur. (Nişanyan Sözlük Çağdaş Türkçenin Etimolojisi)
Yorumlar
0 yorum