Kitap Künyesi
Yazar: Atilla Yayla
Yayın Evi: Liberte Yayınları
İSBN: 9756201268
Sayfa Sayısı: 89
Kemalizm Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Kemalizm, 80 yıllık Cumhuriyet tarihinin büyük bölümünde, siyaseten bazen ama bürokratik olarak her zaman iktidarda kaldı. Fikrî temellerinin zayıflığına ilaveten, devamlı iktidarda bulunması, Kemalizmin, fikir olarak, bir nebze olsun gelişme imkânı vardıysa, onu da ortadan kaldırdı. Bugün gelinen noktada Türkiye gerçek bir demokrasi olmak için Kemalizmi resmî ideolojisi daha doğrusu resmî dogması olmaktan çıkarmak ve Kemalist mirasın çoğu amaçlarını ve araçlarını ya tamamen reddetmek veya ciddî biçimde ehlîleştirmek ve medenîleştirmek zorundadır.rnrnAtilla YaylarnTürkiyenin önde gelen liberal düşünürlerinden Atilla Yayla, bu kitabıyla, on yıla yayılmış yazılarını toplayarak Kemalizmi liberal açıdan tenkit ediyor. Kemalizmin siyasi sistem içindeki yerinin normalleştirilerek demokratik siyasi yarışta diğer ideolojilerle eşit koşullarda rekabet etmesini isteyen Yayla, okuyucuyu zorlayıcı bir ufuk turuna davet ediyor.
Kemalizm Alıntıları - Sözleri
- (...) Kemalistlerin bu tavrı müminlerinkilerle büyük benzerlik göstermektedir. Dinler halk katında genellikle ritüellere, sembollere, işaretlere, kerametlere indirgenir. Bu tür şeyler açısından Kemalistlerle sıradan Müslümanlar veya Hristiyanlar arasındaki benzerlik dikkat çekicidir. Bazı Müslümanların koyunun kürkünde, arının peteğinde, karpuzun çekirdeğinde "Allah", "Muhammed" yazılarını arayışı gibi, bazı Kemalistler de dağların gölgesinde Atatürk'ün siluetini, kaya parçalarında Atatürk'ün suretini aramaktadır. Bazı Müslümanların türbelere koşup kişilerden medet umması gibi, bazı Kemalistler de Anıtkabir'e koşup "kötü"lere karşı "yüce" liderden yardım istemekte veya kötüleri ve kötülükleri "ulu" öndere şikayet etmektedir. Bazı Müslümanlar depremi ahlakın bozulmasına bağlarken, kimi Kemalistler deprem tahribatının sebebini Atatürk'ün dediklerinin harfiyen yapılmamasında bulmaktadır. Bazı Müslümanlar depremde minarenin ayakta kalmasını Allah'ın hikmetine bağlarken, bazı Kemalistler depremde yıkılan evin tek sağlam duvarında iki çivisinin teki üzerinde sallanan Atatürk resminde keramet keşfetmektedir. Bazı Müslümanlar peygamberin sakalı için öpme törenleri düzenlerken bazı Kemalistler Atatürk'ün giysilerini seyrederek kendinden geçmektedir. Peygambere methiyeler dizen ve övgüler yapan metinler yazıldığı gibi, Atatürk için aynı şeyi yapan metinler de yazılmıştır. Müslümanlar Kur'an'a devamlı atıf yaparken, kimi Kemalistler Nutuk'u bir kutsal kitap seviyesinde görmekte ve Topkapı'da 24 saat Kur'an okunmasına benzer şekilde 24 saat Nutuk okutulmasını istemektedir. Hayat tuhaf yönlere de sahip, en çok annesine benzemekten korkan bir genç kızın sonunda annesine benzemesi gibi. Fikir ve eylem dünyasında da, reddettiği şeyden aslında çok etkilenen ve sonunda ona benzeyen akım ve hareketler olmuştur.
- (...) Ancak Türkiye'de cumhuriyet fikri muazzam derecede abartılmıştır, halen de abartılmaktadır. Bu abartma çabaları, siyasal sistemlerle ve bu sistemlerin meziyetleri ve kusurlarıyla özel olarak ilgilenmeyen insanların yanıltılmasına yol açabilmektedir. Cumhuriyet fikri ve tatbikatı ne sadece 20. yüzyılda ne de sadece Türkiye topraklarında ortaya çıkmıştır. Antik Yunan'dan günümüze cumhuriyet olayının fikri ve pratik izlerini sürmek mümkündür. Ayrıca, cumhuriyet fikrinin veya sisteminin mutlaka ve herkes için olumlu bir anlam taşıması gerekmez. Cumhuriyet sistemini tatbik eden ve sonra bundan vazgeçen ülkeler de vardır. Hollanda, krallıktan cumhuriyete geçmiş, sonra cumhuriyetten memnuniyetsizlik duyarak krallığa dönmüştür. Bu tür geçişler, gelişgidişler, cumhuriyetin de netice itibariyle siyasi modeller arasında bir model olduğunu ve insani hayatın amacını değil sadece araçlarından birini teşkil ettiğini gösterir. Bir ülkenin rejiminin cumhuriyet olması o rejimin iyi, kötülük ve yanlışlıktan uzak, her yönüyle arzuya şayan olduğunu ispatlamaya yetmez. Bu konuda anlamlı ve isabetli bir yargıya varmamızı asıl sağlayacak olan, cumhuriyetin varlığı veya yokluğu değil, hangi değer sistemine oturduğudur. İnsanlık çeşit çeşit cumhuriyetler görmüştür. Sovyetler Birliği, ABD, Çin Halk Cumhuriyeti, İran İslam Cumhuriyeti, Libya, Küba, Çavuşesku'nun Romanya'sı ve hatta Nazi Almanya'sı cumhuriyet sisteminin örnekleridir. Bu çeşitliliğin ve dünyada tarihi ve güncel olarak çeşitli cumhuriyet tiplerinin realize edilmesinin yarattığı sonuçlar, cumhuriyet rejimlerinin de tasnif edilmesini ve bazılarının benimsenip bazılarının yerilmesini ve reddedilmesini gerektirmektedir. Başka türlü ifade edersek, sırf cumhuriyet olması bir rejimin kıymetli ve takdire şayan kabul edilmesini sağlamaya kifayet etmemektedir.
- Devlet adamlarının konuşma ve icraatlarında, açık veya örtülü, doğrudan veya dolaylı olarak elbette çeşitli fikirler bulunabilir. Bu hemen hemen her ülke ve her tarih dilimi için doğrudur. Ancak kendilerine ait bazı fikirlere sahip olmaları veya başkalarına ait fikirleri tekrarlamaları yahut kullanmaları, devlet adamlarının fikir sistemi geliştirdiğini göstermez. Öyle olsaydı, sayıları binlere ulaşan devlet adamlarının adıyla anılan binlerce fikir sistemi olması gerekirdi. Tarihte iz bırakmış önemli bir askeri ve siyasi lider olarak , Atatürk, kuşku yok ki, çeşitli fikirlere sahipti. Bu fikirlerin bir kısmını sözlerinde bir kısmını icraatlarında yansıttı. Ama bu fikirlerin çoğu ondan önce ve başkaları tarafından geliştirilmiş fikirlerdi. Pozitivizmi, cumhuriyet fikrini, modernleşme fikrini icat edenin Atatürk olduğuna dair bir kayıt ansiklopedilerde yer almamaktadır. Başka bir deyişle, Atatürk bir fikir sistemi kurmuş veya bir fikir sistemine katkıda bulunmuş olan bir kişi olmaktan ziyade bir fikir kullanıcısıydı. Atatürkçü düşünce sistemi diye bir şey hiçbir zaman onun tarafından yaratılmadı.
- Bilim her zaman ve her konuda gerçeğe ulaşmaya yetmemektedir. Bazı konular bilimin ilgi alanına girmediği gibi, bilimin kendisinin kuruluşu ve işleyişi de gerilim ve çelişkilerle doludur. Bilimsel paradigmaların ilerleyişi ve bilimin bilim olduğunun tespit edilişiyle ilgili teoriler bize sırf bilime dayanan bir beşeri hayatın olamayacağını göstermektedir. Nitekim olamamıştır da. O yüzden "bilimsel hayat" türü laflar anlamsız ve saçmadır. Kaldı ki, sosyal bilimlerin bilim olup olmadığı bile tartışmalıdır. Fen bilimlerinden sosyal bilimler için çıkarılabilecek çok az ders vardır. Fen bilimlerinin malzemesinin bilimsel araştırmaya elverişliliğini sosyal dünyaya taşımaya çalışan kimseler ya Comte gibi saçmalamış veya Marx gibi canavarlığa yol açacak bir zemin hazırlamışlardır. Bilime dayanarak özgürlüğü, adaleti açıklayamaz, ahlak kuralları geliştiremez, en iyi yönetim biçiminin ne olduğu ve kimin yönetmesi gerektiği gibi sorulara cevap bulamayız. O yüzden, Atatürk'ün bize bilimi ve aklı miras bıraktığını söylemenin zannedildiği kadar kuvvetli bir anlamı ve değeri yoktur. Nitekim bu sloganımsı sözü takip eden başka bir söz veya açıklama da yoktur. Yani, bu söz, her ne ifade ediyorsa, başladığı yerde bitmektedir.
- Tanımlama sorunundan sonra, benim Kemalizmin sistem içindeki yerine itirazımın ana sebebine gelmek istiyorum. Bu sebep, M. Kemal'in yapıp ettiklerinden ve söylediklerinden bağımsızdır ve herkesi ve her dönemi bağlaması gereken genel bir ilkeye dayanmaktadır. Ben, bir faninin, yani bir insanın, bir ülkede, kendinden sonra gelen bütün insanların neye inanıp, nasıl düşünüp, nasıl yaşayacaklarını belirleme gücüne sahip olmadığına inanıyorum. Böyle bir ilkenin varlığına yahut bunun olanaklılığına inanırsak, o zaman Atatürk'ten önce de bu özelliğe sahip insanların yaşadığını ve Atatürk'ün de onların sözleriyle ve davranışlarıyla belirlenmiş bir çizgiyi izlemeye mahkum olduğunu kabul etmemiz gerekir. Aksi takdirde, tarihi ve beşeri hayatı Atatürk'le başlatmış oluruz. Bu imkansızdır. Bunu kabul etmek, yani tarihi Mustafa Kemal ile başlatmak, aynı zamanda tarihi onunla sınırlandırmak anlamına gelir. Bu da imkansızdır. Ama farkında olarak ya da olmayarak, bu yapılmaktadır. Tarih Atatürk'le başlatılmakta ve bitirilmektedir. Kendinden sonra gelenlerin hayatlarını değiştirilmez -en azından ana çizgileri değiştirilmez- biçimde belirleyen bir insana da artık, insan veya normal bir insan deme imkanı kalmaz. Böyle bir varlık ya Tanrı'dan doğrudan doğruya emir ve ilham alan bir peygamber veya Tanrı'nın ta kendisi olabilir. Mustafa Kemal'le ilgili övgü söyleminde işi bu noktaya taşıyanların olduğunu biliyoruz. Bence bu, uzak durulması gereken zararlı bir aşırılıktır. Ama ne yazık ki aşırılık, olması gerektiği gibi, zaman içinde azalmamakta, artmaktadır. Bugün, Atatürk'e övgü furyası, O'nu karikatürleştirecek ve hayat ve icraatlarından yeterli derslerin alınmasını imkansızlaştıracak bir seviyeye taşınmıştır.
- Demokrasi dediğimiz şeyin ahlaki ve normatif temelleri liberalizm tarafından sağlanmıştır.
- Özel mülkiyet özgürlüğün garantörüdür.
- Kemalistlerin hatası, mekan bakımından mahalli zaman bakımından konjonktürel olan Kemalizmi mekan bakımından tüm dünyayı zaman bakımından bütün zamanları kapsar zannederek gelişmiş bir ideoloji veya tekamül etmiş bir fikir sistemi seviyesine taşımaya çalışmalarıdır.
- "Kemalizmle ilgili okuma, düşünme ve tartışmalarımın beni ulaştırdığı genel sonuç, resmi propagandanın inanmamızı istediğinin aksine, Kemalizm demokratikleştirici, insan haklarına saygılı bir ideolojimsi - konum olmaktan çok otoriteryen, totoliteryen bir duruşa ve bakışa yakın durduğuydu. Ortak medeniyet paradigması açısından değerlendirildiğinde Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül etmektedir."
- "Sistemli ve tutarlı bir teori hüviyetinde bir Kemalizmin M. Kemal hayatta iken mevcut olmadığı, Kemalizmin sonradan geliştiği, bundan dolayı M. Kemal'in Kemalist olmadığı söylenebilir. Bu yorum doğruysa, M. Kemal'in ölümünden sonra onun adına yapılan ve izleri veya kökleri onun hayatta olduğu dönemde bulunmayan uygulamalardan M. Kemal'e bir fatura çıkarmak elbette hatalı bir akıl yürütme olur."
- "20'nci yüzyıl insanlık tarihinin en kötü yüzyıllarından biridir. 20'nci yüzyıl bir totalitarizm çağıdır. Sırayla önce sosyalist totalitarizm, sonra faşist totalitarizm ve Nazi totalitarizmi doğmuştur."
- "Demokrasi, özü itibariyle bir yöntemdir, tekniktir."
Kemalizm İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazar daha en baştan kitaba ismini verirken belirttiği gibi Kemalizme liberal açıdan bir değerlendirmede bulunuyor. Bu vecihle kitaba başlamadan önce liberalizm hakkında ortalama bir bilgiye sahip olmanız yazarın bakış açısını anlamanızda önemli rol oynayacaktır. Gerçi kitabın 13-21. sayfaları arasında liberalizmden bahsedilmiş, sizin için yeterli olursa ne ala. Aslında Atilla Yayla'nın bu kitabını okuduğunuzda kitapta Kemalizmin sık sık eleştirildiğini hatta Kemalizm diye bir ideolojinin olmadığının iddia edildiğini göreceksiniz. Kemalizme resmi ideolojinin dışında bir yaklaşım sergileyen yazar Kemalizme liberal bir bakış açısı ile bakmamıza vesile oluyor. Buyurun şimdi biraz kitaptan benim altını çizdiğim bazı bölümlere birlikte göz atalım. Önsöz sayfa 10: "Kemalizmle ilgili okuma, düşünme ve tartışmalarımın beni ulaştırdığı genel sonuç, resmi propagandanın inanmamızı istediğinin aksine, Kemalizm demokratikleştirici, insan haklarına saygılı bir ideolojimsi - konum olmaktan çok otoriteryen, totoliteryen bir duruşa ve bakışa yakın durduğuydu. Ortak medeniyet paradigması açısından değerlendirildiğinde Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül etmektedir." Daha başlangıçta liberal açıdan Kemalizme bakış yönünü ilan etmiş Atilla Yayla; ama durun hemen şaşırmayın/kızmayın bunu söyleyen adam sonraki sayfalarda Kemalizmin M. Kemal'den sonra uydurulan bir izim olduğunu da söylüyor. Yani M. Kemal'in Kemalizmden haberi yok, böyle bir niyeti de yok. Dolayısı ile yukarıda sarf ettiği sözlerin sorumlusu olarak 1938 den sonra iktidarı elinde tutan yetkilileri gösteriyor. Sayfa 47: "Sistemli ve tutarlı bir teori hüviyetinde bir Kemalizmin M. Kemal hayatta iken mevcut olmadığı, Kemalizmin sonradan geliştiği, bundan dolayı M. Kemal'in Kemalist olmadığı söylenebilir. Bu yorum doğruysa, M. Kemal'in ölümünden sonra onun adına yapılan ve izleri veya kökleri onun hayatta olduğu dönemde bulunmayan uygulamalardan M. Kemal'e bir fatura çıkarmak elbette hatalı bir akıl yürütme olur." Sayfa 49: "Kemalizm bir ideoloji veya fikir sistemi değildir." diyen yazar bu tezini şöyle ispatlamaya çalışıyor. Sayfa 50: "Kemalizmin gelişmiş ideolojiler olan liberalizm ve sosyalizmin ideoloji oluşu anlamında ideoloji olmadığını anlamanın en basit ve belki en iyi yolu dünyanın saygın üniversitelerinde okutulan "siyasi ideolojiler" kitaplarını açıp ele alınan ideolojiler arasında Kemalizmi aramaktır. Bu yapılırsa Kemalizmin kitaplarda yer almadığı görülecektir." Evet anlaşılacağı gibi Atilla Yayla kitabında bir liberal olarak M. Kemal'e ve Kemalizme bakış açısını ortaya koymaya çalışmış. Bugünden geçmişe doğru baktığımızda M. Kemal'i ve gerçekleştirdiği inkılapları anlamaya ve belkide yeniden yorumlamaya ihtiyaç olduğu görülmektedir. Bu kitap M. Kemal'i anlamak için asla yeterli olmayacaktır. Bunun için her iki tarafa (Kemalist-Antikemalist) ait eserlerin taranması bunlar içerisinde özelikle objektif bakış açısı ile yazılmış olanlarının ayrı bir okumaya tabi tutulması faydalı olacaktır. Ama önce işe Nutuk'u okuyarak başlamalısınız. Ve en son tekrar okumalısınız. İbrahim Kaya 24 Nisan 2020 Saat: 09.16 Şehr-i İstanbul (İbrahim Kaya)
Atilla Yayla'nın, önsözünde belirttiği gibi(s.11), Kemalizm'in ve Cumhuriyet Tarihi Kemalizmi'nin liberal açıdan tahlilini, teorik manada yapmaya ve liberal prensipler ışığında Kemalizm'in eksikliklerini, yaptığı yanlışları veya barındırdığı yanlış ilkeleri sorgulamak üzere kendi gazete yazılarıyla, makaleleriyle bütünleştirdiği, liberalizm ve Kemalizm fikirlerinin karşılıklı kıyaslamasını objektif bir dille anlatmayı amaçlayan bir eser olmuş. Bir günde bitirdim, ve yazarın anlatmak istediği ve eleştirdiği pek çok şeyi de haklı buldum. Bu eleştirilerinden en göze çarpanı, Kemalizm'in devlete haksız bir güç atfetmede, muhalifleri akılla değil de baskıyla ve sansürle susturmada, gücü muhafaza eden zümrenin çıkarı doğrultusunda bir tür otokratlaşma maksadıyla kullanımasıyla, veya buna mahal verecek zaaflara sahip olmasıyla yetersiz bir ideoloji olduğu konusunda getirdiği argümanıydı. Üzerinde beyin fırtınası yapılması gereken bir eser, mutlaka okunmalı. (Gökaçınlar)
Kitabın Yazarı Atilla Yayla Kimdir?
3 Mart 1957’de Kırşehir, Kaman’da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden lisans (1980), yüksek lisans (1982), doktora derecesi aldı (1986). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Hacettepe Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptı (1986-2000) Profesör Yayla Gazi Üniversitesinde uzun yıllar öğretim üyesi sıfatıyla bulunmuştur. TDV, LDT, TSİD, MontPelerin cemiyeti gibi kurumlarda üyelikleri vardır. Liberal Düşünce Topluluğu kurucularındandır ve uzun süre başkanlığını yürütmüştür. Yorktown Internet University ve Center for New Europe üyesidir. Britanya ve ABDde birkaç defa farklı üniversitelerde ziyaretçi öğretim üyesi olarak bulunmuştur. Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinde yazıları yayınlanmıştır. İngiltere Buckingham üniversitesinde misafir öğretim üyeliği yapmıştır. Atilla Yayla, Sinan Çetinle birlikte Plato Film Okulunu meslek yüksek okuluna dönüştürerek, Gazi üniversitesi öğretim üyeliğine son vermiştir. Halen Plato Meslek Yüksekokulu Müdürlük görevini yürütmektedir.
Atilla Yayla Kitapları - Eserleri
- Liberalizm
- Siyaset Bilimi
- Kemalizm
- Karşılaştırmalı Siyasal Sistemler
- Siyaset Teorisine Giriş
- Siyasi Düşünce Sözlüğü
- Liberal Bakışlar
- Gizli Aşk
- İktisat ve Hayat
- Hayek'in Sosyal Teorisi : Özgürlük Yolu
- Devletçi Zihniyet ve Piyasa Ekonomisi
- Hangi Liberalizm
- Hayek'in Liberalizm Anlayışı
- Fikir Hareketleri ve Liberal Düşünce Topluluğu
- Özgürlüğün Peşinde
- Anayasa Teorisine ve Hukukuna Giriş
- July 15: The Glorious Resistance Of Turkish Democracy
- Demokrasiyi Koruma Klavuzu
- Diren Demokrasi
- Piyasa Medeniyeti
- Islam, Civil Society and Market Economy
- Political Science
- Sosyal ve Siyasal Teori
- İki Cumhuriyetin Kavgası
Atilla Yayla Alıntıları - Sözleri
- Bütün basın-yayın araçlarının birer devlet işletmesi olduğu ülkelerde, hemen hatırlanacak bir sözle, gazeteciler, sadece, “yönetimi övmekte sonsuz derecede özgür”dürler (Liberalizm)
- "Sistemli ve tutarlı bir teori hüviyetinde bir Kemalizmin M. Kemal hayatta iken mevcut olmadığı, Kemalizmin sonradan geliştiği, bundan dolayı M. Kemal'in Kemalist olmadığı söylenebilir. Bu yorum doğruysa, M. Kemal'in ölümünden sonra onun adına yapılan ve izleri veya kökleri onun hayatta olduğu dönemde bulunmayan uygulamalardan M. Kemal'e bir fatura çıkarmak elbette hatalı bir akıl yürütme olur." (Kemalizm)
- Toparlarsak, doğa durumundaki insanın mülkiyet hakkı iki yerden kaynaklanır: Emeğini, dolayısıyla kendisinin bir parçasını nesneye katmasından ve yaşamak için sahip olmak zorunda olmasından. (Liberalizm)
- Tanımlama sorunundan sonra, benim Kemalizmin sistem içindeki yerine itirazımın ana sebebine gelmek istiyorum. Bu sebep, M. Kemal'in yapıp ettiklerinden ve söylediklerinden bağımsızdır ve herkesi ve her dönemi bağlaması gereken genel bir ilkeye dayanmaktadır. Ben, bir faninin, yani bir insanın, bir ülkede, kendinden sonra gelen bütün insanların neye inanıp, nasıl düşünüp, nasıl yaşayacaklarını belirleme gücüne sahip olmadığına inanıyorum. Böyle bir ilkenin varlığına yahut bunun olanaklılığına inanırsak, o zaman Atatürk'ten önce de bu özelliğe sahip insanların yaşadığını ve Atatürk'ün de onların sözleriyle ve davranışlarıyla belirlenmiş bir çizgiyi izlemeye mahkum olduğunu kabul etmemiz gerekir. Aksi takdirde, tarihi ve beşeri hayatı Atatürk'le başlatmış oluruz. Bu imkansızdır. Bunu kabul etmek, yani tarihi Mustafa Kemal ile başlatmak, aynı zamanda tarihi onunla sınırlandırmak anlamına gelir. Bu da imkansızdır. Ama farkında olarak ya da olmayarak, bu yapılmaktadır. Tarih Atatürk'le başlatılmakta ve bitirilmektedir. Kendinden sonra gelenlerin hayatlarını değiştirilmez -en azından ana çizgileri değiştirilmez- biçimde belirleyen bir insana da artık, insan veya normal bir insan deme imkanı kalmaz. Böyle bir varlık ya Tanrı'dan doğrudan doğruya emir ve ilham alan bir peygamber veya Tanrı'nın ta kendisi olabilir. Mustafa Kemal'le ilgili övgü söyleminde işi bu noktaya taşıyanların olduğunu biliyoruz. Bence bu, uzak durulması gereken zararlı bir aşırılıktır. Ama ne yazık ki aşırılık, olması gerektiği gibi, zaman içinde azalmamakta, artmaktadır. Bugün, Atatürk'e övgü furyası, O'nu karikatürleştirecek ve hayat ve icraatlarından yeterli derslerin alınmasını imkansızlaştıracak bir seviyeye taşınmıştır. (Kemalizm)
- "20'nci yüzyıl insanlık tarihinin en kötü yüzyıllarından biridir. 20'nci yüzyıl bir totalitarizm çağıdır. Sırayla önce sosyalist totalitarizm, sonra faşist totalitarizm ve Nazi totalitarizmi doğmuştur." (Kemalizm)
- "Bir fikrin yaygın kabul görmesi onun doğruluğunu delil teşkil etmez." (Gizli Aşk)
- Kurucu rasyonalist teoriler , ister Rousseau'nun "genel irade"ye dayanan toplumunda , isterse Marx'ın sosyalist sisteminde olsun , kollektivisttir ve bireyi kollektiviteye feda etmeye yakındır , hazırdır. (Liberal Bakışlar)
- Son yıllarda çok sözü edilen grup haklarına da, ancak ve ancak bireylerin somut hakları yoluyla ulaşabilir. Bir grubun tek tek bütün üyelerinin belirli bir hakla donanması, sonuçta onların oluşturduğu grubun da o hakka sahip olması demektir. Buna karşılık, tersi durumda aynı şey söz konusu olmayabilir. Bir gruba bütün olarak bir hakkın verilmesi o grubun üyelerinin tek tek o hakka mutlaka sahip olduklarını göstermez. Değişik bir ifadeyle, birey hakları (veya bireylerin haklardan mahrumiyetleri), grup haklarından (veya grupların haklardan mahrumiyetlerinden) daha somuttur. (Siyaset Teorisine Giriş)
- Bireylerin özgürlüğüne saygı ve bu özgürlüklerin muhafazası , geniş bir bireysel haklar yelpazesini oluşturan ve koruyan bir sistemi gerektirir. (Liberal Bakışlar)
- Totaliter sistemlerde kitle iletişim araçları gerektiğinde tarihi değiştirmek; kişileri, olayları yok etmek ; geçmişi yaşanmamış yapmak; ideolojinin "doğru"larını "gerçek" olarak insanlara kabul ettirmek için kullanılır. (Liberal Bakışlar)
- "Kemalizmle ilgili okuma, düşünme ve tartışmalarımın beni ulaştırdığı genel sonuç, resmi propagandanın inanmamızı istediğinin aksine, Kemalizm demokratikleştirici, insan haklarına saygılı bir ideolojimsi - konum olmaktan çok otoriteryen, totoliteryen bir duruşa ve bakışa yakın durduğuydu. Ortak medeniyet paradigması açısından değerlendirildiğinde Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül etmektedir." (Kemalizm)
- (...) Ancak Türkiye'de cumhuriyet fikri muazzam derecede abartılmıştır, halen de abartılmaktadır. Bu abartma çabaları, siyasal sistemlerle ve bu sistemlerin meziyetleri ve kusurlarıyla özel olarak ilgilenmeyen insanların yanıltılmasına yol açabilmektedir. Cumhuriyet fikri ve tatbikatı ne sadece 20. yüzyılda ne de sadece Türkiye topraklarında ortaya çıkmıştır. Antik Yunan'dan günümüze cumhuriyet olayının fikri ve pratik izlerini sürmek mümkündür. Ayrıca, cumhuriyet fikrinin veya sisteminin mutlaka ve herkes için olumlu bir anlam taşıması gerekmez. Cumhuriyet sistemini tatbik eden ve sonra bundan vazgeçen ülkeler de vardır. Hollanda, krallıktan cumhuriyete geçmiş, sonra cumhuriyetten memnuniyetsizlik duyarak krallığa dönmüştür. Bu tür geçişler, gelişgidişler, cumhuriyetin de netice itibariyle siyasi modeller arasında bir model olduğunu ve insani hayatın amacını değil sadece araçlarından birini teşkil ettiğini gösterir. Bir ülkenin rejiminin cumhuriyet olması o rejimin iyi, kötülük ve yanlışlıktan uzak, her yönüyle arzuya şayan olduğunu ispatlamaya yetmez. Bu konuda anlamlı ve isabetli bir yargıya varmamızı asıl sağlayacak olan, cumhuriyetin varlığı veya yokluğu değil, hangi değer sistemine oturduğudur. İnsanlık çeşit çeşit cumhuriyetler görmüştür. Sovyetler Birliği, ABD, Çin Halk Cumhuriyeti, İran İslam Cumhuriyeti, Libya, Küba, Çavuşesku'nun Romanya'sı ve hatta Nazi Almanya'sı cumhuriyet sisteminin örnekleridir. Bu çeşitliliğin ve dünyada tarihi ve güncel olarak çeşitli cumhuriyet tiplerinin realize edilmesinin yarattığı sonuçlar, cumhuriyet rejimlerinin de tasnif edilmesini ve bazılarının benimsenip bazılarının yerilmesini ve reddedilmesini gerektirmektedir. Başka türlü ifade edersek, sırf cumhuriyet olması bir rejimin kıymetli ve takdire şayan kabul edilmesini sağlamaya kifayet etmemektedir. (Kemalizm)
- İktisatçı Thomas Mayor'a göre, insanlar milyonlarca yıl boyunca, yaklaşık elli kişiyi kapsayan küme topluluklarında yaşadı. (Karşılaştırmalı Siyasal Sistemler)
- ... Diğer taraftan, Spencer, insanların acılarını, sıkıntılarını, yaşanan sefaleti kişisel gayretlerle azaltmaya, gidermeye çalışmanın saygıya lâyık bir davranış olduğunu ve bazı insanların bunu yaptığını söyler. Fakat "başarısız" insanların sefaletini gönüllü bireysel çabalarla veya grup faaliyetleriyle gidermekle, "kanun yoluyla zorlamalar yaparak" gidermeye çalışmak arasında muazzam farklar vardır. İlkinde, bu gayretlerin maliyeti gayret sahibi bireylerce karşılanır. İkincisinde ise, başarısız kimselerin sefaletinin kanun yoluyla(marifetiyle) giderilmesini isteyenlerin çoğu, bunu, ortaya çıkacak maliyeti büyük ölçüde başkalarına, az miktarda da kendilerine yükleyerek yapmayı teklif ederler. Fakirlerin yanlış yollarla korunması, bu iş için bazılarının sırtına ağır yükler bindirilmesi yanında, genellikle gerçekten ihtiyaç içinde bulunan ve yardımı hak edenlerin değil, bulunmayan ve yardımı hak etmeyenlerin korunmasına yol açar. (Liberalizm)
- Gördüğünüz gibi rekabet büyük bir toplumsal dayanışma aracı. Çünkü hepimiz bir tek şey üretiyor, sayamayacağımız kadar çok şey tüketiyoruz. Tükettiğimiz şeylerin fiyatının düşmesi ve kalitesinin yükselmeyi rekabete bağlı. Bu yüzden rekabet dayanışmayı yayan, genişleten bir araç. En büyük yararı da fakirlere. (Gizli Aşk)
- Modernliğin bir nispet meselesi olduğunu unutmayın. Her zaman dilimi ondan önceki zaman dilimlerine göre moderndir, yani son zamana daha yakındır. Gözden kaçırılmaması gereken bir diğer nokta, modernin modern olmayandan, modernin modern öncesinden tamamen kopuk, bütünüyle yeni ve farklı olamayacağıdır. Bu eșyanın tabiatina, ontolojik gerçekliğe aykırıdır. Modern öncesi, modern ve post-modern ayrımı zamanın kendisinin değil biz insanları yaptığı ayrımdır. Zaman böyle bir muameleye tabi tutulduğunu bilseydi belki de kızardı. (Karşılaştırmalı Siyasal Sistemler)
- Her mahallede bir milyoner yaratacağız. (Gizli Aşk)
- "insanlar iyi şeylere çabuk ve kolay alışırlar. Yüksek hayat standartlarına da alıştılar. Üstelik bu standartların neredeyse kendiliğinden sürebileceğini ve herkese kolayca sağlanabileceğini de sanmaya başladılar." (Siyaset Bilimi)
- Zenginliğin kaynağı da, artışını sağlayan da üretimdir. (Gizli Aşk)
- Özel mülkiyet özgürlüğün garantörüdür. (Kemalizm)
Yorumlar
0 yorum