Kitap Künyesi
Yazar: Dücane Cündioğlu
Yayın Evi: Kapı Yayınları
İSBN: 9786055257095
Sayfa Sayısı: 200
--reklam--
Keşf-i Kadim Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kadîm olanı keşfetmek, yeni olanı ortaya koymaktan belki daha güç ve fakat hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki çok daha asil bir çabadır! Tarih, bugüne değin, kadîm olanı keşfetmek için çaba sarfetmeyen hiçbir toplumun yeni birşey ortaya koyabildiğine tanıklık etmedi. İşte zaten bu yüzden bu toprakların çocuklarının öncelikli görevi vaz'-ı cedid değil, keşf-i kadîm olmalıdır!
--reklam--
Keşf-i Kadim Alıntıları - Sözleri
- Her zafer biraz hasar ister...
- İmam Gazali ismini, sadece yola düşmek için değil yolda düşmemek için hatırlamalı...
- Hiç mübalağa etmiyorum herkes kendi dünyasında yaşar. bu nedenle biliyorum ki herkesin kendi kendine sarmalandığı perdelerle başı beladadır.
- Bir gün bir Yahudi, Hz. Ali'ye gelerek demiş ki: --Yâ Ali! Bana öyle bir sayı söyle ki bu sayı hem 2'ye, hem 3'e, hem 4'e, hem 5'e, hem 6'ya, hem 7'ye, hem 8'e, hem 9'a, hem 10'a tam olarak bölünebilsin! Hz. Ali, Yahudiye "Peki bu sualini cevaplarsam müslüman olur musun?" Diye sormuş. Yahudi Hz. Ali'nin bu teklifini kabul edince, Hz. Ali ona şu cevabı vermiş: -- Hafta'nın günlerini ay'ın günleriyle; çıkan sonucu ise sene'nin günleriyle çarp! Elde edeceğin sayı, hem 2'ye, hem 3'e, hem 4'e, hem 5'e, hem 6'ya, hem 7'ye, hem 8'e, hem 9'a, hem 10'a tam olarak bölünecektir. Yahudi, hafta'nın günlerini (7), ay'ın günleriyle (30); elde ettiği sayıyı (210) ise yılın günleriyle (360) çarpmış ve 75.600 sayısı elde edilmiş. Sonra bu sayıyı sırasıyla hem 2'ye, hem 3'e, hem 4'e, hem 5'e, hem 6'ya, hem 7'ye, hem 8'e, hem 9'a, hem 10'a bölmüş; 75.600:2= 37.800 75.600:3= 25.200 75.600:4= 18.900 75.600:5= 15.120 75.600:6= 12.600 75.600:7= 10.800 75.600:8= 9.450 75.600:9= 8.400 75.600:10= 7.560 Ve ulaştığı bu netice karşısında kelime-i şehadet getirerek Müslüman olmuş...
- Ülkemizde ne yazık ki fikirlere değil, sloganlara rağbet etmek daha revaçta. Slogan atmak daha cazip, daha kârlı, daha masrafsız bir yol; üstelik etkileyici de. Düşünen değil, etkilenen insanlar... Tartışan değil, saldıran hasımlar... Öğretmeye veya öğrenmeye talip olmak yerine aldâtmaya veya aldatılmaya müheyya aydınlar...
- Temel sorun, bu toprakların çocuklarının özgüvenlerini yitirmesi, anlamadan, bilmeden kendi ilim geleneklerini küçümsemesi, egemen olanı evrensel mertebesine çıkarıp elle gelen düğünü bayram zannetmesidir.
- Sahipleneni az diye hakikate hürmet etmekten vaz mı geçeceğiz?
- Zirveler zırvalarla yıkılmaz!
- Biz gündelik hayat içerisinde hep "genellemeler" yaparız ve "genelleme" yapmak suretiyle yargılarda bulunuruz; üstelik aklen yanlış, hissen doğru olduğunu bile bile yaparız. Çünkü duygularımızın kesinliği konusunda eminizdir.
- Hüccetimiz İmam Gazalî, ünlü eseri "Mustasfâ"nın girişinde; "Mantık bilmeyenin ilmine güvenilmez." demişti.
- Almanlar 1. Dünya Harbinde de, 2. Dünya Harbinde de hak ile yeksan oldukları halde tam da bu yenilgiler sırasında dünyanın en büyük filozoflarına ve en köklü felsefi yorumlarına sahip olduklarından bir an bile kuşkulanmadıkları halde, bizimkilerin aklına futbol maçında yenilseler bile "Biz zaten adam olmayız" demekten başka bir şey gelmiyor, gelemiyor.
- Bilgilerin sıhhatinin denetlenemediği yerde, yorumların sıhhatini denetlemenin bir anlamı yoktur!
- Usulsüzlük vusülsüzlük (bir yere ulaşamama) demek olduğundan önce usul gelir, sonra herhangi bir usule istinaden tatbikat.
- Ülkemizde ne yazık ki fikirlere değil, sloganlara rağbet etmek daha revaçta.
- Ülkemizde ne yazık ki fikirlere değil, sloganlara rağbet etmek daha revaçta. Slogan atmak daha cazip, daha kârlı, daha masraf sız bir yol; üstelik etkileyici de. Düşünen değil, etkilenen insan lar... Tartışan değil, saldıran hasımlar... Öğretmeye veya öğrenmeye talip olmak yerine aldatmaya veya aldatılmaya müheyya aydınlar...
--reklam--
Keşf-i Kadim İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kadim olanı krşfetmek, yeni olanı ortaya koymaktan belki daha güç ve fakat hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki çok daha asil bir çabadır. Tarih, bugüne değin, kadim olanı keşfetmek için çaba sarfetmeyen hiçbir toplumun yeni bir şey ortaya koyabildiğine tanıklık etmedi. İşte, zaten bu yüzden, bu toprakların çocuklarının öncelikli görevi vaz'ı cedid değil, keşf-i kadimdir... Kitap öze dönmek ve aranması gerekeni bulmak adına bir sabır gerektirmektedir. (agâh ol !...)
Yazarımız, Gazalî başta olmak üzere düşünce tarihimizde yer almış isimlerin hak ettiği değeri görmediklerini üstüne basa basa anlatmıştır. Kitap muhteviyatı yazarın çeşitli dönemlerde kaleme aldığı yazılardan müteşekkildir. Yer yer bazı mütercimlerin yetersizliğinden ve yanlışlarından bahsetmiş. İyi okumalar... (Murat Türkmenoğlu)
Dücane CÜndioğlu'nun okuduğum her kitabında olduğu gibi bu kitabında da eşine az rastlanır türden bir araştırma yapmış olduğuna şahit oldum... İmam Gazali hakkında yazılmış en kapsamlı demesekte, en farklı kitaplardan biri.. Bu kitapla, İmam Gazali'yi daha iyi tanıyabilme serüvenine çıkarttım kendimi ve şimdi direkt onu okuyorum.. İçimde bu merağı uyandırma açısından çok faydasını gördüm bu kitabın, ayrıca İmam'a yöneltilen türlü eleştirilere de cevap verilmeye çalışılmış, çünkü malumunuz meyve veren ağaç taşlanır... (Fatih Mehmet Karagöz)
--reklam--
Keşf-i Kadim PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Dücane Cündioğlu - Keşf-i Kadim kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Keşf-i Kadim PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Dücane Cündioğlu Kimdir?
1962 yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. 2 Nisan 1980 tarihinde başladığı yazı hayatına çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yazarak devam etti. 1981 yılında Kur’an ilimlerini temel uğraş alanı olarak seçti. Yorumbilim'in (İlm-i Tefsir) yanı sıra uzun yıllar Tarih, Dilbilim (İlm-i Belâğat), Düşüncebilim (İlm-i Mantık) ve Felsefe dersleri verdi. Şubat 1998’ten 2011'e kadar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 5 Şubat 2011 tarihinde 'Son Günah' adlı son yazısı ile gazetedeki yazılarına son verdi. 1993 yılında Elmalılı Hamdi Yazır’ın 'Hak Dini Kur’an Dili: Kur’ân ve Meâlini' hazırlayıp notlandırdı.
--reklam--
Dücane Cündioğlu Kitapları - Eserleri
- Hz. İnsan
- Göz İzi
- Ölümün Dört Rengi
- Cenab-ı Aşk
- Motto
- Düşünce Düşlenir
- Daire'ye Dair
- Hakikat ve Hurafe
- Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı
- Sanat ve Felsefe
- Sinema ve Felsefe
- Mimarlık ve Felsefe
- Akif'e Dair
- Söz'ün Özü
- Keşf-i Kadim
- Anlamın Buharlaşması Ve Kur'an
- Felsefenin Türkçesi
- Anlam'ın Tarihi
- Kur'an Çevirilerinin Dünyası
- Bir Mabed Bekçisi
- Arasokakların Tarihi
- Philo Sophia Loren
- Bir Mabed Savaşçısı
- Başörtü Risalesi
- Bir Kur'an Şairi
- Bir Mabed İşçisi
- Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset
- Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi
- Mehmet Akif'in Kur'an Tercümeleri
- Kur'an ve Dil'e Dair
- Bir Siyasi Proje Olarak Türkçe İbadet
- Tarih ve Siyaset'e Dair
- Bir Mabed İşçisi
- Bir Mabed Bekçisi
- Bir Mabed Savaşçısı
--reklam--
Dücane Cündioğlu Alıntıları - Sözleri
- Ne var ki bu genç adam yalnızlık duygusundan hiç sıyrılamayacak, kendisini hep ayrı, aykırı hissedecek(…) (Bir Mabed Bekçisi)
- -Nurullah Ataç’a ithafen- “Nesir yok artık. Beyaz sayfaları kirleten kelime leşleri. Mabedin enkazı üzerinde hora tepen binlerce deli ve başlarında başsız bir heyulâ: Ataç” (Bir Mabed Bekçisi)
- Bil ki Kur’an, Arap Dili ve Arap Dili’nin üslub ve belâğatıyla nazil olmuştur. O nazil olduğunda Arapların hepsi Kur’an’ı anlıyorlardı ve onun bütün ayrı ayrı kelime ve terkiblerindeki mânâları biliyorlardı. Kur’an, tevhid’i ve dinî vecibeleri hâdiselere uygun olarak beyan etmek maksadıyla cümle cümle, ayet ayet inzâl ediliyordu...(İbn Haldun, 438) (Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı)
- Eller karıncalanmış. Karıncalar kanlanmış. Kabalar kalabalıklaşmış. Kalabalıklar kabalaşmış... (Hakikat ve Hurafe)
- Rüzgarda unutulmuş bir mum gibi hisseder hep kendisini; fânussuz, yani kimsesiz, yani çaresiz… (Bir Mabed Bekçisi)
- "İmam-ı Azam hazretleri ,"Kur'an'ı doğru okuyamayanlar için Kur'an'ın tercümesiyle namaz câiz olur " demiştir." (Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi)
- Modernleşme/Dünyevileşme projesinin dindarlık anlayışı, Maûn Sûresi'nde kendisine veyl olunan o gafletin ve riyakârlığın eşlik ettiği öte dünyada hesaba çekilme bilincinden yoksun, gösteriş meraklısı ortakkoşucuların dindarlık anlayışının aynısıdır. (Philo Sophia Loren)
- Dindar bilinç düşünmeyi bilmez, gücünün de zaaflarının da kökeni budur: düşünmemek, sadece inanmak. (Söz'ün Özü)
- Ülkemizde ne yazık ki fikirlere değil, sloganlara rağbet etmek daha revaçta. Slogan atmak daha cazip, daha kârlı, daha masrafsız bir yol; üstelik etkileyici de. Düşünen değil, etkilenen insanlar... Tartışan değil, saldıran hasımlar... Öğretmeye veya öğrenmeye talip olmak yerine aldâtmaya veya aldatılmaya müheyya aydınlar... (Keşf-i Kadim)
- Sizin anlayacağınız, aşılacak çok tepe var ve fakat henüz talib yok! (Kur'an Çevirilerinin Dünyası)
- ' daha insancıl, daha adil bir düzen istedim. Direndim, insanları daha mutlu görebilmek için. Yaşam da bu değil mi zaten ? Ben de yaşadım insan gibi. ' (Arasokakların Tarihi)
- Sanatın en başından itibaren yasayla, düzenle, genel ahlakla, hatta toplumla başının belada olmasının en temel nedeni bu serazadlığı değilse nedir? (Sanat ve Felsefe)
- Kimse sana sende olmayanı veremez; bu nedenle sen sende olanı bulmalı, bulman gerekeni sen kendinde aramalısın. (Cenab-ı Aşk)
- Yarım kalmışlık yaşamın özüdür, telafi edilemez. İtiraf etmek çok zor ama ne yazık ki böyle: tüm varlığımızla yinelenemez ve yenilenemez bir çevrimin içindeyiz. (Ölümün Dört Rengi)
- Hakikatte ise sevgi elbette yaşamın özüdür... (Sinema ve Felsefe)
- “Sanat halk içindir” tekerlemesi, “köylü efendimizdir” gibi bir klişe. Puşkin “mabedimden çekil” diyor sürüye; “sen tekmeden ve küfürden anlarsın.” | CM ~ Fildişi Kule’den (Bir Mabed Bekçisi)
- Şiirin arkasında kalmak başka, şiirin arkasına saklanmak daha başka. (Akif'e Dair)
- ... "kimi gülistan da gonca gül olur" imiş; kimi gonca güle har [diken] olur gider" imiş... (Daire'ye Dair)
- Yoksula, yetime, esire seve seve yedirirler; "Size sadece Allah rızası için yediriyoruz, sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz, o suratsız kara günde Rabbimizin azabından korkarız" derler (İnsan: 8- 1 0) (Söz'ün Özü)
- İnsan insanı insanda tanır. (Hz. İnsan)
Yorumlar
0 yorum