Kitap Künyesi
Yazar: Marcel Proust
Çevirmen: Roza Hakmen
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750839054
Sayfa Sayısı: 120
--reklam--
Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kitabım... gözlükçünün müşterilere sunduğu büyütücü mercekler gibi bir şey olacaktı; okurlara kitabım sayesinde kendilerini okuma imkânı sağlayacaktım.
Elinizdeki bu kitap da, Kayıp Zamanın İzinde'deki en güzel, en çarpıcı sahnelerden seçmeler sunarak, okurların dikkatini bu sahneler üzerine bir kez daha çekmek ve onlara hem romanın sahnelerini yakından okuma hem de "kendilerini okuma" imkânı sağlamak amacıyla hazırlandı. Sahneler de doğrudan Proust'un roman-içi yorumlarından yararlanılarak adlandırdı.
--reklam--
Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde Alıntıları - Sözleri
- ... birdenbire, içim.. pek sık hissetmediğim derin bir mutlulukla doldu. _____
- Ne var ki, uzak bir geçmişten geriye hiçbir şey kalmadığında, insanlar öldükten, nesneler yok olduktan sonra, bir tek, onlardan daha kırılgan, ama daha uzun ömürlü, daha maddeden yoksun, daha sürekli, daha sadık olan koku ve tat, daha çok uzun bir süre, ruhlar gibi, diğer her şeyin yıkıntısı üzerinde hatırlamaya, beklemeye, ummaya, neredeyse elle tutulamayan damlacıklarının üstünde, bükülmeden, hatıranın devasa yapısını taşımaya devam ederler. kitap/swannlarin-tarafi--16127
- İnsan kendi ne kadar az tanıyor!! Benim nazarımda bir hiç olduğunu zannettiğim şey, demek ki aslında bütün hayatım, herşeyimdi. _____________ Albertine Kayıp
- .. Araba beni, tek gerçek olduğuna inandığım, beni gerçekten mutlu edebilecek şeyden uzağa sürüklüyordu; hayatım gibi. _____
- Yatmak üzerine yukarı çıkarken, tek tesellim, ben yatağa girdiğimde annemin beni öpmeye geleceğini bilmekti. ______ Ama bu iyi geceler öpücüğü o kadar kısa sürer, annem o kadar çabuk aşağı inerdi ki, onun yukarı çıkışını, minik hasır örgü kordonlu, mavi muslinden bahçe elbisesinin çift kapılı koridordaki hışırtısını işittiğim an, benim için ısıtırap dolu andı. kitap/swannlarin-tarafi--16127
- Gerçek hayat, nihayet keşfedilip açıklığa kavuşturulan hayat, dolasıyla dolu dolu yaşanan tek hayat, edebiyattır. Bu hayat, bir anlamda, sanatçıda olduğu kadar her insanın içinde de her an mevcuttur. Ama çoğu insan onu açıklığa kavuşturmaya uğraşmadığı için görmez. Yakalanan Zaman
- Herkes birer kuklaydı, ama onları tanımış olduğum kişilerle özdeşleştirebilmek için, arkalarında yer alan ve kendilerine derinlik kazandıran birçok düzlemde yazılı olanları aynı anda okumak, karşımızda bu yaşlı kuklalar varken zihinsel bir çalışma yapmak gerekiyordu, çünkü hem gözle, hem de hafızayla bakmak şarttı; yılların maddedışı renklerine bulanmış bu kuklalar Zaman'ı dile getiriyordu; genellikle görünmez olan Zaman, görünürlük kazanmak için bedenlerin peşine düşer ve rastladığı her bedeni ele geçirip üzerinde sihirli fenerini oynatır.
- Bir saat sadece bir saat değildir, kokularla, seslerle, projelerle ve iklimlerle dolu bir kaptır. Gerçeklik dediğimiz şey, bizi aynı anda sarmalayan bu izlenimlerle hatıralar arasındaki bağlantıdır.
- Ölmüştü. Sonsuza dek mi? Kim bilir? Şüphesiz, dinsel inançlar kadar ispritizma deneyleri de, ruhun ölümden sonra yaşamaya devam ettiğine dair kanıt gösteremiyor. ______ Mahpus
- ..neden dalıp gittiğimi sorarken, sanki bir dostumu kaybetmiş gibi, kendi kendimden uzaklaşmış gibi, bir ölüye ihanet etmiş gibi, bir tanrıyı reddetmiş gibi kederliydim.
- Saf ve tutkulu hareketlerinde, konuşma yeteneğini kaybetmiş, ne istediğini söyleyemeyeceğini hisseden, bizim de tahmin edemediğimiz, sevdiğimiz bir insanın çaresiz özlemini görüyordum. ______
- Üslup kimilerinin sandığı gibi bir süsleme değildir kesinlikle; teknik meselesi bile değildir, üslup -tıpkı ressamlar için renk gibi- bakışın niteliğidir, her birimizin gördüğü, başkalarının görmediği özel bir evrenin açığa çıkışıdır. Bir sanatçının bize sunduğu haz, bize bir evren daha tanıtmasıdır. Edebiyat ve Sanat Yazıları Marcel Proust
- Tanrı'dan isteyebileceğim en büyük mutluluk, başına her türlü felâketi getirmesi, onun da, mahvolmuş, gözden düşmüş, beni ondan ayıran bütün imtiyazları kaybetmiş halde, oturacak evi de, kendisine selam veren bir tek kişi de kalmamışken, gelip bana sığınmasıydı.
- Gerçek hayat… Dolu dolu yaşanan tek hayat edebiyattır.
- Geçmişi hatırlama gayretimiz nafile, zihnimizin bütün çabaları boşunadır. Geçmiş zihnin hakimiyet alanının, kavrayış gücünün dışında bir yerde, hiç ihtimal vermediğimiz bir nesnenin (bu nesnenin bize yaşatacağı duygunun) içinde gizlidir. Bu nesneye ölmeden önce rastlayıp rastlamamamız ise tesadüfe bağlıdır. ______ kitap/swannlarin-tarafi--16127
--reklam--
Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde İncelemesi - Şahsi Yorumlar
En Güzel Sahnelerden Seçmeler: Marcel Proust Kibarlar Alemi Kayıp Zamanın İzinde Bu bir inceleme yazısı değildir. Eser hakkında bir kaç bilgilendirme yazısı olabilir. Çevirmen Roza Hakmen Hazırlayan Mehmet Rıfat Kibarlar Alemi* Kayıp Zamanın İzinde* serisi içinde bulunan kitaplardan En Güzel Sahnelerden Seçmeler* başlığı altında uzun alıntılardan oluşuyor. Bu eser seriyi okuyanlara hatırma imkanı sunarken, hiç Marcel Proust okumayanlara da ya da okumaya niyetlenenlere Poust ' u deneyimleme imkân veriyor. Seriyi oluşturan kitaptaki alıntılar sayfa numarası ile okuyucu ile buluşuyor. Alıntılar dediysek de bağımsız okunduğunda bir öykü, bir günlük okuyormuşsunuz hissi veriyor. Bu eser Poust ile tanışmak isteyenler için ideal bir eser olarak tavsiye edilebilir. Eserin sonunda Poust' un bibliyografyası mevcut.. Bu yazıyı şöyle bitirmek istiyorum. Evet, hatıra, eğer unutuş sayesinde, kendisiyle şimdiki an arasında herhangi bir bağ, bir köprü kuramadan, kendi yerinde ve tarihinde kalmış, bir vadinin dibinde veya bir tepenin doruğunda uzaklığını korumuş, tecrit edilmişse, bize ansızın taze bir soluk getirir, öyle çünkü bu, eskiden soluduğumuz bir havadır; şairlerin cennette nafile aradığı bu temiz hava, ancak daha önce solunmuşsa, bu derin yenilenme duygusunu yaşatabilir, çünkü gerçek cennetler, kayıp cennetlerdir. ______ ..Eserimi tamamlayacak vakti bulabilirsem, her şeyden önce insanları birer hilkat garibesine benzetme pahasına da olsa, mekânda kapladıkları kısıtlı yere karşılık, Zaman içinde çok büyük, ölçüsüzce uzatılmış bir yer kaplayan varlıklar olarak tasvir edecektim kesinlikle, çünkü insanlar, yıllara dalmış devler misali, yaşamış oldukları, sayısız günden oluşan, birbirinden uzak dönemlerin hepsine aynı anda değerler. _______ Gelecekteki hayatımın tamamı, kalbimden sökülüp atılmıştı. Gelecekteki hayatım mı? Peki ama hayatımı Albertine siz yaşamayı düşündüğüm olmamış mıydı? Kesinlikle hayır! Uzun zamandan beri, hayatımın ölünceye kadar ki her dakikasını ona mı adamıştım yani? Gayet tabi! Onunla iç içe geçmiş bu geleceği algılayamamıştım, ama şimdi, kalbimden sökülüp alındıktan sonra, bomboş kalan kalbimde kapladığı yeri hissediyorum. ______ İyi okumalar... (Sevgican)
Herkese Merhaba bugün sizlere Kibarlar Alemi kitabı ile geldim. Proust'la tanışmak benim için hayatımda yaptığım en güzel şeylerden birisi oldu, ciddi anlamda hayran kaldım. Herşeyden önce yazarın samimi, içten üslubu içimi hem rahatlatıyor hem de ruhumu sıkıştırıyor. Yazar üslûpla alakali şöyle demiş: "Üslup kimilerinin sandığı gibi bir süsleme değildir kesinlikle; teknik meselesi bile değildir, üslup -tıpkı ressamlar için renk gibi-bakışın bir niteliğidir, her birimizin gördüğü, başkalarının görmediği özel bir evrenin açığa çıkışıdır. Bir sanatçının bize sunduğu haz, bize bir evren daha tanıtmasıdır." Kitaba geçmeden önce şunu belirtmek isterim; eğer proust'la tanışmadıysanız, Kayıp Zamanın İzinde serisini okumayı düşünüyorsanız ve yazarın kalemi, üslûbu hakkında fikriniz yoksa kesinlikle başlangıç kitabınız bu kitap olmalı. Neden böyle söylediğimi biraz kitaptan bahsederek aciklamaya çalışayım. Kitap için şöyle söylersem doğru bir ifade olur Mini kayıp zamanın izinde serisi. Kitapta seride en çarpıcı ve can alıcı bölümler alınıp kitaba konulmuş ve kitabın son sekiz sayfasında da yazarın biyografisine yer verilmiş. Ben yazarla direk serinin ilk kitabıyla başladım bu kitabını da serinin ikinci kitabı bittikten sonra okudum benim için tekrar niteliğinde oldu Proust tam bir sanatçı. Alıp okuyun, yazarla tanışın gerçekten pişman olmayacaksınız. Herkese keyifli, bol okumalı, huzurlu, harika bir gün diliyorum. (Dide.berah)
“Benim nazarımda bir hiç olduğunu zannettiğim şey, demek ki aslında bütün ahaytımdı, her şeyimdi. İnsan kendini ne kadar az tanıyor!” Merhaba, ben geldim. Okumaya doyamadığım Marcel Proust’dan Kibarlar Alemi ile… Kibarlar Alemi Kayıp Zamanın İzinde serisinin en özel bölümlerinden alınan bazı parçaların aktarımı. Mehmet Rıfat tarafından hazırlanan bu kitap aforizma tarzından çok Proust okumayı özleyenler için tadımlık denilebilecek ve özlem giderecek mahiyette. Aslında biraz düşündüğümde Proust okumayı düşünen okurların seriye başlamadan bu kitabı okumaları daha doğru olur gibi geliyor. Onun kalemine ve düşüncelerine karşı belki ön yargılı olduğunuzu fark edebilir ya da sizin için onu okumanın zamanının gelip gelmediğini Kibarlar Alemi’ni okuyarak görebilirsiniz. Böylece aslında belki de hiç anlamayacağınız, dünyanın en uzun serilerinden biri olarak kabul edilen Kayıp Zamanın İzinde serisini okumaya ve anlamaya çalışarak zaman kaybetmiş veya okuma hevesinizden vazgeçmiş olmazsınız. Kibarlar Alemi Proust edebiyatı için bir nevi ön gösterim gibi. Ya da benim gibi Prosutseverler için ara sıra özlem giderebilmenin en kısa yolu. Çünkü seriyi yeniden okumayı her ne kadar istesem de şu an buna hazır olmadığımı biliyorum. O yüzden ara ara açıp bu kitabı okumayı tercih ediyorum. Yazarı sevenlerin sevebileceği kısacık ama doyurucu bir metin. Tavsiye ederim. Sevgiler, (Huri Demirci)
--reklam--
Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marcel Proust - Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marcel Proust Kimdir?
Fransız modern edebiyatının temsilcilerinden Marcel Proust, 10 Temmuz 1871'de, Paris yakınlarındaki Auteuil'de doğdu. Babası varlıklı bir profesör olan Adrien Proust ile annesi Jaenne Weil tarafından Paris'te büyütülen Marcel Proust, 10 yaşına geldiğinde bir astım krizi geçirdi ve bundan sonraki yaşamında hastalıkların pençesinden kurtulamadı. Hastalığına rağmen okulunu başarılı bir öğrenci olarak tamamladı ve askeri hizmetinden sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan üniversiteye devam eden Proust bir yandan da Sorbonne'da felsefeci Henri Bergson'un derslerine katılıyordu. Ailesinin maddi varlığı nedeniyle rahat yaşamı garanti altına alındığından, mesleki bir eğitime gerek duymayan Marcel Proust, tüm zamanını küçüklükten beri ilgi duyduğu yazarlığa ayırmaya karar verdi. Düzyazıları ve makaleleri 1892 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmaya başladı.
1895'ten itibaren Eğitim Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Marcel Proust, Bakanlık'ta kaldığı beş yıl içinde Hazlar ve Günler adlı öykü kitabını yazdı. Gerek eleştirmenler gerekse okur tarafından pek başarılı bulunmayan bu eser bir anlamda yazarın bundan sonra ele alacağı konuların açıklanması açısından önem taşıyordu: Yabancılık çekilen bir dünyadaki yalnızlık ile kendi kimliğinin arayışı içindeyken aşk, hastalık ve zamanın etkileri.
Proust, ilk kitabının ardından sekiz yıl boyunca bir kitap üzerinde çalıştı. Kitabı tamamlamasına çok az bir zaman kala uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle sekiz yıllık uğraşının ürünü kitabını yırttı ancak onu atamadı. 1952'de Jean Santeuil adı altında yayınlanan bu kitap yazarın başyapıtı olarak değerlendirilen Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Kayıp Zaman İzinde adlı romanın bir tür hazırlık çalışması olarak değerlendirildi. Jean Santeuil'in odak noktasının anlatıcının subjektif öyküsü oluşturmuştur. Yazar bu eseriyle geçmiş olaylarla ilgili duyguların içinde bulunulan anda yaşanılanlardan daha kuvvetli olduklarını kanıtlamak istiyordu. Düşüncelerini vurgulamak için her şeyin tekrarlandığı bir anlatım biçimi uyguladı. İlk anlatılanda olayların gerçekten olup bittiği zamanı diğerinde ise akılda kalanları anlatıyordu.
1903 yılında babasını kaybeden ve annesiyle birlikte yaşayan Marcel Proust'un yaşamındaki en önemli olaylardan biri 1905'te annesi Jaenne Weil'i kaybetmesidir. O tarihte 34 yaşına giren eşcinsel yazar için annesi hayatının en önemli kadınıydı. Geçirdiği sinir buhranlarından ve gördüğü tedavilerin ardından Proust, deneme yazılarında önemli edebiyatçıları ve felsefecileri inceledi. Bunların başında çalışmalarını Fransızca'ya çevirdiği John Ruskin ve eleştirilerinin hedefi olan Charleb Augustin Sainte-Beuve geliyordu. Aynı dönemde üzerinde çalıştığı Bergson'un bilgi kuramı, Proust'un anlatım tekniğini düzeltmesindeki en önemli etkendir. 1908'de kaleme almaya başladığı ancak 11 yıl sonra yayınlanan Taklitler ve Seçmeler adlı yapıtı başyapıtı için ön çalışma oldu.
1908'den sonra tamamen inzivaya çekilerek hiç ara vermeksizin yedi bölüme ayırdığı Geçmiş Zaman Peşinde adlı dizi romanı üzerinde çalıştı. Bu roman 1927'ye kadar 15 cilt ve yedi bölüme ayrılmış olarak yayınlandı. 1913 Swannların Semtinde çıktıktan sonra onu izleyen diğer bölümler; Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Guermanteslerin Semtinde, Sodom ve Gomorra, Mahpus Kadın, Kaybolan Albertine, Yeniden Kazanılan Zaman yayınlandı.
Otobiyografik bir havanın estiği bu roman dizisinde birbirine paralel iki düzlem bulunmaktadır. Proust'un yaşantısından alınan tek tek epizotlar, burjuvazinin tam bir tablosu ve en ince ayrıntılara kadar araştırıp anlattığı aristokrasinin çöküşü olarak yoğunlaşır. Proust bunu yaparken şimdiki zamana ve geçmişe ait bilinç içindekileri çağrışımlı olarak birleştirmek amacıyla olayları kronolojik bir sıraya koymadı. Geçmiş zaman anımsama yoluyla ve birinci şahıs olarak öyküyü anlatan kişinin içsel birliğine uyan kayboluşu zaman yeniden kazanılmaktadır. Sürekli geriye bakışlarla yaşam daimi bir dolaşım halindedir. Roman dizisinin sonunda şair yani Proust, kendi yaşantısını anlatan romanı yeniden yazmaya karar verir. Yazar anlattığı düşünceleri doğrudan doğruya yansıtabilmek için edebi teknik olarak iç monoloğu kullanmıştır. Benliğin zaman içindeki psikolojik değişimi ile güncel ve eski olayları bir bütün haline getirerek insanın ruhsal yaşantısını işleyen Marcel Proust, 18 Kasım 1922'de, Paris'te yaşamanı yitirdi.
Eserleri
Roman: Swannların Semtinde (Du cote de chez Swann, 1913), Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Geçmiş Zaman İzinde (A la recherche du temps perdu,1918), Guermanteslerin Semtinde (Le cote du Guermantes, 1920), Sodom ve Gomorra (Sodome et Gomorrhe, 1921), Mahpus Kadın (La prisonniere, 1923), Kaybolan Albertine (Albertine disparue, 1925), Yeniden Kazanılan Zaman (Le temps retrouve, 1927), Taklitler ve Seçmeler (Pastiches et melanges, 1919)
Öykü: Hazlar ve Günler (Les plaisirs et les jours, 1896)
--reklam--
Marcel Proust Kitapları - Eserleri
- Hazlar ve Günler
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
- Okuma Üzerine
- Kayıp Zamanın İzinde
- Swann'ların Tarafı
- Guermantes Tarafı
- Sodom ve Gomorra
- Mahpus
- Albertine Kayıp
- Yakalanan Zaman
- Sainte-Beuve'e Karşı
- Swann'ın Bir Aşkı - I
- Edebiyat ve Sanat Yazıları
- Swann'ın Bir Aşkı
- Üst Kat Komşusuna Mektuplar
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I
- Swann'ın Bir Aşkı - II
- Aşk Karşılıklı İşkencedir
- Kayıp Zamanın Etrafında
- Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde
- Lemoine Vakası
- Prenses'e Mektuplar
- Swann'ların Tarafı - Combray
- Kalan Son Güzel Kağıdım
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - II
- Swann'ların Tarafı - Memleket İsimleri: İsim
- Kıskançlık
- Swann'ların Semtinden 2. Cilt
- Vikont’un Ölümü
--reklam--
Marcel Proust Alıntıları - Sözleri
- ".. hangi aşkın yarası Öldürdü sizi terk edildiğiniz o sahillerde!” ______ (Hazlar ve Günler)
- Hayatta önemli olan, neyin sevildiği değil, sevmektir. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I)
- Kuşlar gelene dek ağaç, panjurları kapalı, boş, ölü bir ev gibidir. (Kayıp Zamanın Etrafında)
- "Ya acı çekmekten ya da sevmekten vazgeçmeliydim." (Kıskançlık)
- “Saçma sapan izler peşinde değerli zamanlar yitirirken hiç farkına varmadan gerçeği ıskalarız.” (Kıskançlık)
- Bizler, başkaları için konuşup kendimiz için susarız. Ayrıca sessizlik, konuşmanın aksine kusurlarımızın ve yapmacıklığımızın izlerini taşımaz. (Okuma Üzerine)
- Kıskançlık, bir türlü kovulamayan, türlü türlü biçimlerde hortlayan bir iblistir. (Kıskançlık)
- Ne yazık ki onları kendi içimde aramak zorundaydım, çünkü insanları değiştiren zaman, onların içimizde sakladığımız suretlerini değiştirmez. _____ (Yakalanan Zaman)
- İnsanın birini kendine âşık edebilmek için ne içtenlik göstermesine hatta ne de yalanı iyi kıvırabilmesine ihtiyaç var. Burada aşk derken karşılıklı bir işkenceden bahsediyorum. (Kıskançlık)
- Başkalarının ne düşündüğünden bana ne? Duygulara ilişkin konularda başkalarıyla ilgilenmek bence çok abes. İnsan kendisi için hisseder, elâlem için değil. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde)
- .. Araba beni, tek gerçek olduğuna inandığım, beni gerçekten mutlu edebilecek şeyden uzağa sürüklüyordu; hayatım gibi. _____ (Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde)
- (...) çünkü aşkla ölüm birbirine benzer; her ikisi de bizi gerçekliğini kavrayamamaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya iter. (Swann'ın Bir Aşkı - II)
- Bütün iyi kitapları okumak, bu kitapların yazarı olmuş geçmiş yüzyılların en değerli insanlarıyla konuşmak gibidir. (Okuma Üzerine)
- Hor görülseler bile fikirlerin,sokuldukları zihinlerde hemen ölmediklerini,etkilerini orada sürdürdüklerini biliyorum… (Prenses'e Mektuplar)
- "Mutluluğumuz sadece kaygımızın bitişine bağlıdır." (Albertine Kayıp)
- "Allah hikmeti dilediğine verir." Bakara 269 (Üst Kat Komşusuna Mektuplar)
- Kitaplarımızda genel olarak bahsettiğimiz şeyler bizde ilhamı neyin tetiklediğini gösterir, çok geçmeden zihnimize bütün gücüyle hakim olan şeyi görürüz. (Edebiyat ve Sanat Yazıları)
- Tıpkı bazı mutluluklar gibi bazı felaketler de fazlasıyla gecikirler ve bir süre önce gelseler içimizde ulaşacakları boyuta ulaşamazlar. (Albertine Kayıp)
- "Soluk aynalar ve sönmüş alevler" en değerli lütuf; ve kuşkusuz hâlâ o aleve boyun eğerek (bu defa Baudelaire'den değil Hugo'dan bir alıntı: "O (kadın) yarı canlıydı, ben yarı ölü") (Prenses'e Mektuplar)
- “Çoğunlukla nefret ederiz kendimize benzeyenden, kendi kusurlarımızı dışarıdan görmek bizi çileden çıkarır.” (Kıskançlık)
Yorumlar
0 yorum