Kitap Künyesi

Yazar: Tahsin Yücel

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750713149

Sayfa Sayısı: 280

--reklam--

Kimim Ben? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Her alanda olduğu gibi dil alanında da şaşırtıcı bir gelişim yaşıyoruz: sokaktaki adamından televizyondaki sunucusuna, meclisteki politikacısından gökdelendeki iş adamına, kürsüdeki profesöründen gazetedeki yazarına, yabancı öğelerle, yanlışlarla dolup taşan, yandan çarklı bir Türkçe kullanıyor herkes. Benim gençliğimde yazarlığın birincil koşulu dilini düzgün ve doğru kullanmaktı. Bugün hem anlam, hem kurgu açısından dil yanlışlarıyla dolu kitaplarla büyük romancı ya da büyük düşünür oluvermiş bir düzine yazar sayabiliyorsunuz.”

Kimim Ben?, edebiyatımızın usta yazarı Tahsin Yücel’in yeni denemelerini bir araya getiriyor. Temel konu, edebiyat. Romanlardan, öykü kitaplarından, kimi zaman güncel bir edebi tartışmadan yola çıkılarak kaleme alınmış bu denemeler, edebiyatın bakış açısıyla toplumsal veya bireysel konuların nasıl ele alınabileceğini gösteriyor. Kimim Ben? dikkatle ve özenle okunmalı...

--reklam--

Kimim Ben? Alıntıları - Sözleri

  • Bugün çoğu erkeğin sokağa beşi cekette, üç veya dördü pantolonda, iki de yelekte olmak üzere tam on ceple çıkmaları ve hatta kış günleri paltolar da giyilince erkeğin üzerindeki cep sayısının on beş, on altıyı bulması insana yaşamında ceplerin önemini değil de neyi gösterirdi? Buna rağmen hanımların evlerinden çoğu kez cepsiz giysilerle çıkmaları, giysilerindeki çoğu cebin de işlevsel olmaktan çok birer süsleme öğesi gibi görünmesi nasıl ve neyle açıklanırdı?
  • ...hep bir şeyler alıyoruz başka toplumlardan, aldıklarımızın kimilerini kolaylıkla benimsiyor, kimilerini benimsemekte zorlanıyoruz, ancak, zaman içinde, aldıklarımızın büyük çoğunluğu yabancılığını tümden unutturtacak kadar bizim ve bizden oluyor.
  • Balzac’ın Rastignac’ı, Rubempré’si ve daha nice kişisi, Flaubert’in Frédéric Moreau’su, Charles Bovary’si, eczacı Homais’si ve daha nice kişisi, Dostoyevski’nin Prens Muşkin’i, Nastasia Filipovna’sı, Raskolnikov’u ve daha nice kişisi anılarımda hep birer tanıdık olarak kaldı, serüvenleriyle deneyimlerimi, duygularımı ve bilgilerimi zenginleştirdiler. Ama, yazınla uğraşanlar çok iyi bilirler, bu olgunun nice zamandır kullanılagelen bir adı vardır: gerçeğebenzerlik.
  • Hiç kuşkusuz, herhangi bir hıristiyan, onun önünde diz çöktükten sonra, kendi öznel, zengin ve karmaşık kutsalına doğru yol alabilir; ama haç, tek başına, kutsalı gösterir yalnızca, hiçbir zaman açıklamaz. Tıpkı bir mezar taşının üstündeki haçın mezarda yatan ölünün bir hıristiyan olduğundan öte bir şey açıklamaması gibi.
  • Flaubert “Benim zavallı yaşamım da sözcükler birer serüvendir”, diyordu. Öyledir, yazma ediminin kendisi de bir serüvendir, okurken de, yazarken de kendi kendimizi tanır, benliğimizi zenginleştiririz: serüven kısa sürede yetişime dönüşür. Yazar da, yapıtına son noktayı koyduğunda yalnızca sanat düzleminde değil, duygu, düşünce, hatta bilgi düzleminde de eskisinden daha zengindir.
  • Adına yaraşır bir romanı, bir öyküyü ya da bir şiiri bitirdiğimizde düş ve düşünce dağarcığımıza bir şeyler eklenir ister istemez, kendimize ve dünyaya ilişkin duygu ve bilgilerimize yeni öğeler eklenir.
  • Yıllar önce, bir başka yerde, “Okura ulaşmış yapıt tümüyle yazarının değildir artık, bir bakıma aynı yapıt da değildir; doğru ya da yanlış, öznel ya da nesnel, tinsel ya da özdeksel, her türlü yoruma açık olması nedeniyle, çoğu kez yazarının bile usundan geçirmediği anlamlarla yüklü, karmaşık bir alandır”, diye yazmıştım.
  • Kendimden örnek vermemde bir sakınca yoksa, ben, yalnızca yazınsal nedenlerle, Ben ve öteki’yle belirginleştiğini düşündüğüm yazınsal kişiliğime fazla uzak düştüğü, üstelik parçaları arasında belirli bir birlik de bulunmadığı için, ilk öykü kitabımı dolaşımdan çıkardım, yeniden yayımlanmasını istemedim, kitaplarım arasında adını anmıyorum. Ölümümden sonra yayımlanmasını da istemem doğrusu. Ama şurada burada yaşamöykümü verenler ya da öykücülüğümü inceleyenler bu kitaptan söz edip etmemek konusunda benden izin istemiyorlar, istemeleri de gerekmiyor.
  • Yazarlarının daha bitirmedikleri, bitirseler de istedikleri kıvama gelmediği düşüncesiyle bekletmeyi yeğledikleri yapıtlar arasında, Flaubert’in Bouvard et Pécuchet’si (Bilirbilmezler), Kafka’nın Şato’su gibi başyapıtlar vardır. Proust’un Jean Santeuil’ü yazılışından yıllar sonra gün ışığına çıkarılınca, Yitik zamanın ardında’nın ışığında bambaşka bir boyut kazanmıştır.
  • Ama ölümünün üzerinden koca bir yüzyıl geçtikten sonra da hâlâ ilgi duyduğumuz bir yazarın her şeyine el atıp her şeyini ortaya dökmeye hakkımız var mıdır? Ben “Evet, var”, diyemiyorum. Bilmiyor değilim, genellikle kendimize örnek aldığımız Batı toplumlarında, ölümünün üstünden elli, altmış yıl geçtikten sonra, yazar tüm birey ve yurttaş hakları elinden alınarak birçok açıdan bir tüketim nesnesine dönüştürülüyor. Herkes de doğal buluyor bunu. Gene de Molière’in ya da Hugo’nun yaşamında hiçbir zaman bilinmemesini istediği bir gizi olmuşsa, bu gizi hiç kimsenin öğrenmemesi daha doğru olurmuş gibi geliyor bana.
  • Gerçekte, Dostoyevski, Balzac, Flaubert, Zola (ve hiç kuşkusuz Sophokles ve Shakespeare) gibi sanatçıların “başyapıtı” yoktur, “başyapıtları” vardır: Budala da, Cinler de, Karamazof kardeşler de, Kumarbaz da birer başyapıttır.
  • “Hamlet’in kahramanı ya da baş kişisi Prens Hamlet’tir, Cimri’nin başkişisi Harpagon, Madame Bovary’nin başkişisi Emma Bovary’dir”, dersiniz. Ama konuya böyle yapıt adlarından girdiniz mi iki ad birden içeren romanlar ve oyunlar gelir usunuza, Flaubert’in Bouvard ile Pécuchet’si (Bilirbilmezler) gelir örneğin, Shakespeare’in Romeo ile Juliette’i, Reşat Nuri Güntekin’in Leyla ile Mecnun’u, Talip Apaydın’ın Ferhat ile Şirin’i gelir, bu yapıtların içeriğini ve kişilerinin işlevlerini düşünürsünüz, yavaş yavaş Balzac’ın Goriot Baba’sı ya da Eugénie Grandet’si gibi tek bir kişinin adını taşıyan romanların bile birbirine eşit düzeyde birkaç kahraman içerebildiğini saptarsınız, Dostoyevski’nin Karamazof kardeşler’ininse, adıyla bile birden fazla kahraman ya da başkişi içerdiğini gösterdiğini.
  • “Kimsenin yaradılışında güzeli güzel olmayandan seçmek gücü yoktur, bunu doğa kimseye vermez, bütün niteliklerimiz, bütün usul (aklî) artamlarımız (meziyetlerimiz) bize çevremizden, öteki kişilerle alışverişimizden geçer.”
  • “Şu dünyada katlanılmaz olan tek bir şey var: kendi sıradanlığının duygusu.”
  • “Su, ne tadın, ne rengin, ne kokun var, anlatılamazsın, tadılırsın yalnız, anlaşılamazsın. Yaşam için zorunlu değilsin, yaşamsın. Duyularla açıklanması olanaksız bir hazla işlersin içimize. Tüm güçler de seninle birlikte varlığımıza dolar. Senin yüceliğin sonucu, yüreğimizin tüm kurumuş pınarları yeniden gürülder içimizde.”
  • Benim gençliğimde yazarlığın birincil koşulu dilini düzgün ve doğru kullanmaktı. Bugün hem anlam, hem kurgu açısından dil yanlışlarıyla dolu kitaplarla büyük romancı ya da büyük düşünür oluvermiş bir düzine yazar sayabiliyorsunuz.
  • Show, Star, Sky, CNN Türk (Sienen Türk), NTV (Entivi), Cine5 (Sine beş), CNBC-E (Sienbisi-ey): on altı televizyon kurumumuzdan yedisinin adı yabancı. “Olur böyle şeyler”, diyorsanız, bir de tek bir günün (pazar) izlencelerini gözden geçirin: CNN’ de beş izlenceden dördünün adı tümüyle yabancı sözcüklerden oluşuyor, birinin adı yarı yarıya: Spor vizyon, Futbol mania, Cosmopolis, Finans analiz, Pozitif eğitim, STAR’da dört izlence adı tümden gâvurca: Dekodizayn, Pop Star Alaturka, İbo Show, Homedram; SKY’da iki: Time out, Futbol aktif; NTV’de iki: Futbol aktüel, La Liga; CİNE 5’te üç: Viva Show, Cinecity, Beckstage. HABERTÜRK’se, adına yakışır bir biçimde, tam beş izlencesine yabancı dilde adlar vermiş: Habertürk Weekend, Reel sektörde geçen hafta, Full ekran, Aktüalite, The Most.

--reklam--

Kimim Ben? İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Tahsin Yücel'in edebiyat, dil, eğitim gibi konularda anılarından, yazarların hayatlarından ve Fransız edebiyatı hakkındaki bilgi birikimlerinden beslenerek yazdıklarının derlemesi bir kitap. Önemli birçok konuda nokta atışı sorular soruyor, kendi cevabını verirken sizi de düşünmeye sevk ediyor. Tahsin Yücel okumayı sevdim ben. Satırlarından yeni bir kelime öğrenmek de güzel. Bu arada kitabın ilk sayfalarında istemsizce "ÖSYM Türkçe paragraf sorularını nerelerden buluyor anlaşıldı.." düşüncesi parladı zihnimde :) Yazın alanına ilgi duyuyorsanız, eleştiri okumayı seviyorsanız, edebiyatı ve edebiyatçıları incelemek istiyorsanız bu kitabı okumalısınız. Daha önce de kendisinin "Komşular" isimli hikaye kitabını okumuştum. Çok keyifliydi, tavsiye ederim. (İstanbul)

Tahsin Yücel'i tanımayan yoktur sanırım. Dünya Edebiyatı'ndan önemli eserleri çevirisini yaparak dilimize kazandırmış, öykü, deneme ve roman türündeki kitaplarla da yıllarca adından bahsettirmeyi başarmış Türk Edebiyatı açısından çok değerli bir yazar. Ben yıllardır çevirileri ve eserleri ile ilgili övgülere rastlardım da bu deneme kitabını okumak henüz nasip oldu. Kitap boyunca dilimizdeki yabancılaşmayı o kadar çok eleştirmiş ki şimdi yazarken hangi kelimeyi seçeceğimi şaşırıyorum. Üstelik kitabı anlatmak yerine yazarı anlatmaya koyuldum :) Aslında çok uzun söze gerek yok, edebi açıdan doyurucu bir eser, Kimim Ben. Türk ve Dünya Edebiyatından yazarlar ve eserlerini de konu alan eserde Edebiyatımızın önemli ismi olan Tahsin Yücel tarafından kitap tavsiyelerine de yer veriliyor. Bazı denemelerde Tahsin Yücel kürsüde ben ise anfide onun öğrencisi konumunda ders dinliyorum hissine kapıldığımı bazılarında ise aynı masada kahve içerken sohbet ettiğimizi hissettiğimi de söylemeliyim. Deneme türünü sevenlere tavsiye ediyorum. (Arzu)

Adına yaraşır bir romanı, bir öyküyü ya da bir şiiri bitirdiğimizde düş ve düşünce dağarcığımıza bir şeyler eklenir ister istemez, kendimize ve dünyaya ilişkin duygu ve bilgilerimize yeni öğeler eklenir. Yazınla fazla ilgisi bulunmayanlar bu saptamaların abartmalı, hatta yanlış olduğunu düşünebilirler, yazın yapıtlarının bizi gerçek yaşamdan koparıp düşler dünyasına kapattığını söyleyenler de çıkabilir. Ama, ne derlerse desinler, yazınsal söylem her zaman dünyaya, topluma, benzerlerimize yöneltir bizi, adına yaraşır her yazar, adına yaraşır her ozan dünya, toplum ve benzerlerimiz üzerine kendi aynasını tutar. (Dilara)

--reklam--

Kimim Ben? PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Tahsin Yücel - Kimim Ben? kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kimim Ben? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Tahsin Yücel Kimdir?

Hayatı Kunduracı olan Ahment Yücel'le Nuriye Münevver Hanım'ın oğludur. İlköğrenimini Elbistan Gazi Paşa İlkokulu'nda tamamladıktan sonra 1945'te İstanbul'a gelmiştir. 1953'te Galatasaray Lisesi'ni, 1960'da da İÜEF Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi.

Fakülteyi bitirdikten sonra, İstanbul'da kalmayı tercih etti ve 1969'da doktorluk, 1972'de doçentlik, 1978'de de profesörlük ünvanlarını aldı. 2000 yılında emekliliğe ayrıldı.

Tahsin Yücel, çalışmalarına öykücülükle başladı. İlk öyküsü olan ¨Dert Çok, Hemdert Yok!¨, bir derlemede (Yeni Hikâyeler 1950) yayımlandı. Daha sonraları Varlık, Seçilmiş Hikâyeler, Yeryüzü, Beraber ve Mavi gibi dergilerde öyküleri yayımlanmaya devam etti. Bu dönemlerde; kullandığı yalın dil, kullandığı modern sözcükler, Anadolu insanına yaklaşımındaki tutarlılık ve anlatımındaki ustalık dikkat çekti. Behçet Necatigil gibi isimlerden yorumlar aldı.

Uçan Daireler, Haney Yaşamalı ve Düşlerin Ölümü adlı öykü kitaplarını yayımlayarak kariyerine devam eden Yücel, bu kitaplarda kendi geçmişinden bazı öğeler kullandı. Bunları ele alırken oldukça karamsardı; ancak daha sonraları bunu dönemin akımlarından etkilenerek yaptığını belirtmiştir. Bu kitaplarla daha çok tanınmaya başladı.

1970'li yıllara gelindiğinde, öncelikle "Yaşadıktan Sonra" ve "Dönüşüm" kitaplarıyla, daha sonra da "Vatandaş ve Ben" ve "Öteki" kitaplarıyla tarzında bir değişiklik gözlemlendi; daha derin kişilikler yaratıp, ¨çevreyle¨ daha az ilgilenmeye başladı. Bu kitaplarıyla karışık yorumlar alan Yücel, kariyerine Komşular adlı kitabıyla devam etti. Bu kitabın konusu, diğerlerinden farklı olarak, insanların politika hakkındaki görüşlerinin eleştirisiydi Fethi Naci, bu kitabındaki bir öyküsünü bir başyapıt olarak değerlendirdi.

Tahsin Yücel aynı zamanda bir romancıdır. Romanları (Peygamberin Son Beş Günü, Mutfak Çıkmazı, Bıyık Söylencesi) genel anlamda, halka karşı ironik eleştiriler barındırır. Bunlardan Peygamberin Son Beş Günü fazla solcu bulunduğundan dolayı politik anlamda da eleştiriler almıştır. Öykü ve roman dışındaki eserlerine bakıldığında, Yazın, Gene Yazın ve Tartışmalar adlarında iki deneme kitabı görülür. Bunlardan ilki, genellikle kendi hayatından alıntılar içerirken, ikincisi, dilsel konuları alan polemikleri konu alır. Aynı zamanda, Türkiye'ye göstergebilimi tanıttığı çalışmaları da vardır. Yurtiçi ve yurtdışında ses getiren yazınsal incelemelerinin yanı sıra, hatrı sayılır çevirileri de vardır. Öykülerinden bazıları, İsveççe ve Fransızca'ya çevrilmiştir.

--reklam--

Tahsin Yücel Kitapları - Eserleri

  • Kumru ile Kumru
  • Gökdelen
  • Peygamberin Son Beş Günü
  • Yalan
  • Mutfak Çıkmazı
  • Bıyık Söylencesi
  • Sonuncu
  • Vatandaş
  • Komşular
  • Golyan Devrimi
  • La Fontaine Masalları
  • Haney Yaşamalı
  • Salaklık Üstüne Deneme
  • Aykırı Öyküler
  • Gün Ne Günü?
  • Kimim Ben?
  • Anadolu Masalları
  • Dil Devrimi ve Sonuçları
  • Yazın, Gene Yazın
  • Yazın ve Yaşam
  • Kendine Doğru Yolculuk
  • Yüz ve Söz
  • Ben ve Öteki
  • Yapısalcılık
  • Göstergeler
  • Eleştiri Kuramları
  • Alıntılar
  • Yazının Sınırları
  • Tartışmalar
  • Dönüşüm
  • Türkçenin Kurtuluş Savaşı
  • Ayna
  • Görünmez Adam - Tahsin Yücel Kitabı
  • Anlatı Yerlemleri
  • İnsan Yazdığı Şeydir
  • Uçan Daireler
  • Söylemlerin İçinden
  • Anadolu Masalları
  • Peygamberin Son Beş Günü
  • Düşlerin Ölümü
  • Meyvecilik Bilgisi
  • İnsanlık Güldürüsü'de Yüzler ve Bildiriler
  • Yapısalcılık

--reklam--

Tahsin Yücel Alıntıları - Sözleri

  • “ İnsanların insanlara sonradan taktıkları adların kağıt üstündeki adlardan çok daha güçlü ve çok daha uzun ömürlü olduğunu anlattı ona. Kağıt üstündeki ad kağıt üstündedir diye daha güçlü ve kapsamlı sanılırdı, ama yasal bir addı yalnızca, insanların taktığı ya da benimsediği adsa kişinin tüm yaşamıyla özdeşleşirdi. “ (Bıyık Söylencesi)
  • Gül bakalım, gül gülebildiğince! Hiç çekinme, bu gülmeler ne kızdırır, ne de şaşırtır beni. Bilirim, başka türlüsü beklenmez sizlerden: her zaman, her yerde böylesiniz: olduğu gibi görmek istemezsiniz hiçbir şeyi, kendi küçük dünyanıza sığmadı mı her şeyi gülünç bulursunuz. (Vatandaş)
  • “Birim dolar, kural serbest pazar olduktan sonra, İzmir’e pasaportla gitsek kıyamet mi kopardı?” denilebilir. Yakındır, ağızdan dolma dâhilerimiz oraya da gelirler. Fikir Adamı 23.8.1994 (Alıntılar)
  • Yoksullukta çok yaşamıştı Divitoğlu, ama bu boşlukta yaşayamıyordu. (Mutfak Çıkmazı)
  • "Türkiye özgür bir ülke, bir demokrasi cenneti," dedi: "Her şeyini satabilir, donunu bile." (Gökdelen)
  • “Su, ne tadın, ne rengin, ne kokun var, anlatılamazsın, tadılırsın yalnız, anlaşılamazsın. Yaşam için zorunlu değilsin, yaşamsın. Duyularla açıklanması olanaksız bir hazla işlersin içimize. Tüm güçler de seninle birlikte varlığımıza dolar. Senin yüceliğin sonucu, yüreğimizin tüm kurumuş pınarları yeniden gürülder içimizde.” (Kimim Ben?)

--reklam--

  • Şu gökyüzünün altında hiçbir şey yeni olmadığına göre, en iyisi okurlara "güzel ve anlamlı alıntı demetleri" sunmaktı. (Golyan Devrimi)
  • “.., bir yandan, bilgi ve ölçüyü yadsımak pahasına, herkes ülke tarihini kendi paşa gönlüne göre yazmaya kalkıyor, bir yandan da belleksiz bir toplum olduğumuz söyleniyor. Bilgiye bu denli kararlı bir biçimde sırt çevirenler insanda bellek mi bırakır?” (Salaklık Üstüne Deneme)
  • İnsanlar kafamı çok karıştırdı: yeryüzünde işim ne, bilemiyorum, şu yaşadığımız yaşama bir anlam veremiyorum, insanların çoğu davranışlarına akıl erdirmekte güçlük çekiyorum. (Yalan)
  • Hep dönmüş kendi çevresinde, yaşamı boyunca yaptığı gibi (Peygamberin Son Beş Günü)
  • “Türkiye özgür bir ülke, bir demokrasi cenneti,” dedi: “Her şeyini satabilir, donunu bile.” (Gökdelen)
  • "Uçmak için kuş olmak gerekmiyor Küçük sevinçler olsun yeter" (Alıntılar)
  • Hz. Ali ne güzel söylemiş ; "Kalbiniz üç şeyin evi olsun, İmanın, ümidin, aşkın... (Alıntılar)

--reklam--

  • dilimde ve düşüncemde çağıma tutsak etme beni, ama ondan çok da uzak düşürme. (Yazın, Gene Yazın)
  • Hiçbir yeni sözcük öyle bir çırpıda,TDK önerdi ya da ünlü bir yazar yazılarında kullandı diye benimsenmemiştir.Her birey kendi gereksinimlerini,kendi yönelimlerini izler bu konuda. (Dil Devrimi ve Sonuçları)
  • -Neden kitap okuyorsun? -Olduğum yerden başka yerde olmak için. (Kumru ile Kumru)
  • "Dünyaya gelen çocuk sayılmaz bir kalabalıktır, yaşam erkenden tek bir bireye, ortaya çıkan ve ölen kişiye indirger onu." (Mutfak Çıkmazı)
  • Adına yaraşır bir romanı, bir öyküyü ya da bir şiiri bitirdiğimizde düş ve düşünce dağarcığımıza bir şeyler eklenir ister istemez, kendimize ve dünyaya ilişkin duygu ve bilgilerimize yeni öğeler eklenir. (Kimim Ben?)
  • Kesintisiz bir borç benimki: Yalnızca ödenir, hiçbir zaman tükenmez. (Görünmez Adam - Tahsin Yücel Kitabı)
  • Bilgiye bu denli kararlı bir biçimde sırt çevirenler insanda bellek mi bırakır ? (Salaklık Üstüne Deneme)