Kitap Künyesi
Yazar: Hüseyin Akın
Tasarımcı: Ayşe Ural
Yayın Evi: Şule Yayınları
İSBN: 9786052199565
Sayfa Sayısı: 228
--reklam--
Kırk Dakika Koridoru Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
40 dakikalık ders öğrenci zihninin vakte ait dolanım ve salınım alanıdır. Öğretmenin zihni de bu “kırk dakika koridoru”nda tur atar. Hiç de az bir şey değildir bu vakit. Anneler babalar evde çocuklarına herhangi bir terbiyevi konuda kırk dakikalık bir zaman ayırabiliyorlar mı acaba? Hiç sanmıyorum. Üstelik bir öğrenci günde en az altı yedi kez bu “kırk dakika sahası”nı öğretmenleriyle birlikte dolaşıp turluyor. Anneler kızlarının aklına nereye kadar refakat edebiliyorlar acaba? Babalar oğullarının duygularına tercüman olabilecek vakti bulabiliyorlar mı?
Kırk Dakika Koridoru Alıntıları - Sözleri
- “Ey ulular sizin bana öğretmediğinizi Ben zamandan öğrendim Kuruyan hurma dalından öğrendim Damıtılmış petrolden öğrendim Yavrusunu arayan bir deveden öğrendim Hapsedilmiş yarı yanık Sancaklardan öğrendim Yıkılmış taş kemerlerden öğrendim Harap handan köprülerden öğrendim” Sezai Karakoç
- “Efendimiz acemilik. Bir taş alacaksınız. Yontmaya başlayacaksınız. Şekillenmeye yüz tutmuşken atacaksınız elinizden. Bir başka taş, bir başka daha. Sonunda bir yığın yarım yamalak biçimler bırakacaksınız. Belki başkaları sever tamamlar. Ama her taşa sarılırken gücünüz, aşkınız, korkunuz yenidir, tazedir. Başaramamak kaygısının zevkiyle çalışacaksınız.” Turgut Uyar
- Göstermek önemlidir , ama ondan önemlisi görmelerini sağlamaktır.
- Günahsız intibaını yansıtacak her duruş ve her davranış karşıdakini manipüle etmekten öteye geçmez.
- Konu anlatırken her cümlede bir çağrışım yakalayıp bir parantez açmak ya da hatıra anlatmaya kalkmak öğretmeni yörüngesizleştirir. Öğrenciler bu tür öğretmenden ümitlerini daha ilk derslerde kesmiş olurlar. Ne zaman ne diyeceğini, hangi klişe kelime ve cümleyi kullanacağını çok iyi kestirirler.
- Uzun süre teneffüslerden alınan ders ile derslerden beklenen teneffüs arasında bocalayıp durdum. Hayat bu iki şeyin (ders-teneffüs) neresine düşüyordu acaba?
- Din Kültürü öğretmenliği çocuklarda ve gençlerde olmayan bir şeyi ihtiyaç haline getirmek değil, onlarda fıtraten ve hilkaten var olup uyuyan bir duyguyu uyandırmaktır.
- İnsan insanı yorar bezdirir, ümit kırar, delirtir, utandırır yerin dibine sokar... Hiç bir insan yoktur ki bu dünyaya defosuz gelsin. İnsanoğlu cahildir, nankördür, acelecidir....
Kırk Dakika Koridoru İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Öğretmenliğin sadece bir meslek olmadığını birbirinden güzel örnekler ve veciz düşünceler ile anlatan bir kitap. Bir öğretmenin sınıfta olan duruşundan, öğrencisinin kalbindeki yerine kadar nasıl olması gerektiğini uzun yıllar Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yapmış, 40 dakikalık bir dersi adeta bir sanat eseri değerinde gören birinin kaleminden öğreneceksiniz. Kimi sayfalarda kendine yönelttiği eleştirilerinden, kimi sayfalarda da sınıfta yaşadığı unutulmaz anılarından, bir öğretmenin nasıl olması gerektiğini okuyarak düşünme fırsatı bulacaksınız. Öğretmenin öneminden ziyade, eğitmenin ön planda tutulması gerektiği ve en önemlisi de öğretmenin bir parmağı öğrenciyi gösteriyorsa diğer bir parmağın da aynı anda kendisini işaret etmesinin topluma nitelikli çocuklar ve insanlar yetiştirme noktasında ne derece önemli olduğunu öğreneceksiniz. Zira yazarımızın tabiri ile 'kendini eğitmenin yolu kendi kendinin hem öğrencisi hem de öğretmeni olmaktan geçer'. Kısacası özelikle öğretmenlerin okuması ve kendilerine sık sık "Ben öğretmen miyim, yaptığım şey gerçekten öğretmenlik mi?" suailini sormaları gerektiğini farklı bakış açıları ile anlatan fevkalâde bir kitap... (Sevimnur Türkoğlu)
Neredeyse her satırın altını cizdim.Ögretmenlik için önemli ipucları veriyor .Faydalı ve örnek alınası tecrübeler mevcut. Severek ve ilgiyle okudum.Geleceğe somut örneklerin ışık tutacagını düşünyorum. (Esra Kocabacak)
Kırk Dakika Koridoru PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hüseyin Akın - Kırk Dakika Koridoru kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kırk Dakika Koridoru PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hüseyin Akın Kimdir?
1965 doğumlu Hüseyin Akın, şairliğinin ve yazarlığının yanı sıra, edebiyatın emekçilerinden biri. İşin ucundan tutmakla yetinmedi, bizzat işin içine girdi. Özülke, Kardelen, Endülüs, Kırklar, Derkenar, Lamure, İtibar gibi dergilerin mutfağında bulundu, yeni isimlerin temayüz etmesine ciddi katkılar sağladı. Yine, Süleyman Çobanoğlu'ndan İbrahim Tenekeci ve Ahmet Murat'a kadar birçok şair hakkında ilk yazıyı o yazdı. Bu, ileriyi görebilmek adına mühim bir örnektir.
Hüseyin Akın, edebiyatı edebiyle yapan kıymetlerimizden birisi aynı zamanda. Onun macerası, bir iç kanama gibi sessiz ve derinden ilerler. "Titizlik ahlakın ta kendisidir" sözünden hareketle, işini yapar ve kenara çekilir. İlişkilerin değil, işlerin ehlidir.
İlk şiir kitabı 1997 yılında yayınlanan Hüseyin Akın, sonrasında dört şiir kitabı daha çıkardı. Ömrümün Kısa Günü, son kitabı olarak, geçtiğimiz aylarda Profil Yayınları’ndan çıkarak okuyucuyla buluştu. Bu kitap, Hüseyin Akın'ın olgunluk dönemi şiirlerinden oluşuyor. Bir şiirinde, "Ben rüyaya inanırım, dünyaya değil" diyen, bir konuşmasında da "Sanat, dünyadan kaçış yollarını arama çabasıdır" tespitini yapan Akın, o büyük yalnızlığımızın şiirini yazıyor. "Önce evlerden başlıyor yalnızlık" diyerek, ortak kaderimizin ve kederimizin altını çiziyor.
Hüseyin Akın şiirinin belgesel bir yönü de var. 28 Şubat süreci dâhil olmak üzere, üzüntümüzün ve öfkemizin şiirini hep o yazdı. Zaten kendisi de, bu sorumluluk ve zorunluluğun farkındadır. "Şair, yaşadığı çağın en büyük tanığıdır. Tarihçilerin es geçtiğini şairler hatırlatır" der.
Akın, sadece o büyük yalnızlığımızı yazmıyor. İnsanın acısı ve acımasızlığı da şiirlerinin ilgi alanına giriyor. Yine, özellikle yazılarında, kirlenmeyi ve kirletmeyi konu ediniyor. Akın'a göre, kirlenen insan; sadece toprağı, suyu ve havayı değil, en yakınlarından başlayarak, insanları da kirletiyor. Özellikle edebiyat dünyasındaki kirlenme ve kirletme karşısında, bir büyük olarak, şunları söylüyor: "Bir insanı şair, ârif ve hakîm yapan şey, kazanılmış yoksulluğudur. Bazı şairler o kadar mülk derdine düşmüşlerdir ki, şiire ve kelimelere bile mülkiyet hırsıyla yaklaşır hale gelmişlerdir."
İlk şiiri 1987'de yayınlanan Hüseyin Akın, bugün itibariyle, yirmi beşinci sanat yılını geride bıraktı. Şiire adanmış bir ömür ve şiirle geçen çeyrek yüzyıl. Emeğe hürmet adına, yirmi beş yıllık bu çabanın ne anlama geldiğini edebiyatçılarımıza sorduk. Ahmet Edip Başaran, Ahmet Kekeç, Ahmet Murat, Ali Görkem Userin, Furkan Çalışkan, Prof. Dr. Hüsrev Hatemi, İbrahim Tenekeci, Murat Menteş, Süleyman Çobanoğlu ve Tarık Tufan, Hüseyin Akın'ın sanatını ve şahsiyetini anlattılar.
--reklam--
Hüseyin Akın Kitapları - Eserleri
- Kaybolmak İçin Nereye Gitmeli
- Bana Öğretmenini Söyle
- Hu Dönüşü
- Yan Tesir
- Yalan Dünyanın Yanlış İşleri
- Kırk Dakika Koridoru
- Sevmek Karanfil ve Kiraz
- Tespitçi Dükkanı
- Canlı Renkler
- Bana Öğretmenini Söyle
- Unutmanın Sildiği Resimler
- Babam ile Mersedes
- Kitabım Çıktı Alınmayın
- Kumaştan Çalan Terzi
- Ateistler için Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
- Ömrümün Kısa Günü
- Semtlere Göre Dualar
- Geçmiş Günler Matinesi
- Ay Tanığım Olsun
- Hepsi Hikaye
- Tasavvuf Tedbirleri
- Kastamonu'nun Çanakkale Kahramanları
- Bu Senin Hikayen Niye Gülmüyorsun
- Menkul Kanaatler Borsası
- Ayağımda Kırk Numara Kağıthane
- Ankara
- Çöl Vaazları
--reklam--
Hüseyin Akın Alıntıları - Sözleri
- • Yaşımız ilerledikçe ilk kaybettiğimiz şeyin çocukluk olduğunu anlıyoruz. • (Kaybolmak İçin Nereye Gitmeli)
- • Yanımızda olanların yarınımızda da olacağının hiçbir garantisi yok. Herkes herkese refakatçi.. • (Unutmanın Sildiği Resimler)
- Meğer dünyada hiç bir nesneye kendimizi onda unutacak kadar alışmamak gerekliymiş. (Geçmiş Günler Matinesi)
- Sanal dünyanın mutlulukları da hüzünleri de sanal olur. (Yalan Dünyanın Yanlış İşleri)
- Konu anlatırken her cümlede bir çağrışım yakalayıp bir parantez açmak ya da hatıra anlatmaya kalkmak öğretmeni yörüngesizleştirir. Öğrenciler bu tür öğretmenden ümitlerini daha ilk derslerde kesmiş olurlar. Ne zaman ne diyeceğini, hangi klişe kelime ve cümleyi kullanacağını çok iyi kestirirler. (Kırk Dakika Koridoru)
- Herkes derin bir yalnızlık yaşıyor da bunun farkında değil galiba. (Unutmanın Sildiği Resimler)
- Ne güzeldi ışıkları dünyanın çarptıkça uzaktan yüreğine bir şehrin Aynı yere vardı aşk ve gözyaşı salıverdim kirpiğimi denize (Kumaştan Çalan Terzi)
- Dünün cahiliyesinde türlü endişelerden dolayı çocuklar acımasızca öldürülüyordu, bugünün cahiliyesinde ise çocuktaki çocukluk katledilmektedir. (Bana Öğretmenini Söyle)
- “Efendimiz acemilik. Bir taş alacaksınız. Yontmaya başlayacaksınız. Şekillenmeye yüz tutmuşken atacaksınız elinizden. Bir başka taş, bir başka daha. Sonunda bir yığın yarım yamalak biçimler bırakacaksınız. Belki başkaları sever tamamlar. Ama her taşa sarılırken gücünüz, aşkınız, korkunuz yenidir, tazedir. Başaramamak kaygısının zevkiyle çalışacaksınız.” Turgut Uyar (Kırk Dakika Koridoru)
- Zira sabır en haysiyetli geri çekiliş biçimidir. (Hu Dönüşü)
- • Ah "anlayış" seni yazmaya kıyamıyorum. Sen ki bir zamanlar yaşanan bir şeydin aramızda, şimdi sadece bir yazı konusu olabiliyorsun. • (Kaybolmak İçin Nereye Gitmeli)
- Üniversite sayısının çoğalması, okullaşma oranının artması sadece kemiyete hizmet eden bir gerçektir. Şayet keyfiyetli bir sonuç oluşmuş olsaydı bilimle birlikte bilinç düzeyimizde ve kültür-sanat dünyamızda tezahür ederdi. (Bana Öğretmenini Söyle)
- Söz iyi söylenmediğinde anlamını incitir. (Geçmiş Günler Matinesi)
- Kim derdi ki yanlış yerde indiğimiz bu dünya Kapısında tüy kanatlı bolca çocuk gezdiren Adresimiz olacak Aşermesiz dağ-desenli kumaş yüklü anneler Büyümeden son oğul ona gök beğenmeye Herkesin kefenine bir terzi bulmak için Nasıl desem Can havliyle can havliyle can havliyle koşacak (Kumaştan Çalan Terzi)
- "Ey boş bulup içimi terk eden heves.." (Yan Tesir)
- "Yanımızda olanların yarınımızda da olacağının hiçbir garantisi yok.Herkes herkese refakatçi." (Unutmanın Sildiği Resimler)
- Eskiden herkes ne düşerse payına razı olurdu. Eskiden herkes önce kendisinde arardı eksikliği ve suçu. Eskiden her şey eskimeyecek kadar yeniydi. Ya şimdi ? Herkes bir fazlasını istiyor payına düşenden. Bilmiyor ki herkesin payına düşenden bir fazlası sadece ölümdür. Çok konuştuğumuz için eskittik kardeşliği , ahdetti vefayı, sadakat , hilm ve müsamahayı . Bu kelimelerin yeri sahiden konuşma ortamları, masa başları, cami minberleri, miting alanları mıydı? (Hu Dönüşü)
- Bekleriz çöksün diye bizim yorgun devemiz onun ayak izine Taiflerden geçeriz onu yaralayan taş bize de değsin diye Kaybettiğine küsmüş çölün tam ortasında bir bedevi yalın ayak Şimdi biz nereye göçeriz böyle yetim güllere sığınarak (Kumaştan Çalan Terzi)
- İnanmakla sevmek arasında sanki dağlar varmış gibi birinden diğerine giden yolları ön yargılarımız ve peşin fikirlerimizle tıkıyoruz. (Tespitçi Dükkanı)
- • Ne çok konuşuyoruz ah ne çok. Biraz az konuşsak eminim herkes birbirini daha iyi anlayacak. Biliyorum, sessizlik denilen tülün altında gizlemişler seni. Susmayı bir bilsek, şöyle aynı dilden susmayı, bir daha kaybetmemecesine yakalayacağız seni. • (Kaybolmak İçin Nereye Gitmeli)
Yorumlar
0 yorum