Kitap Künyesi
Yazar: Mine Söğüt
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750808722
Sayfa Sayısı: 222
--reklam--
Kırmızı Zaman Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Bu romandaki İstanbul, efsaneler, insanlar, balıklar,kayıklar, iskeleler, saraylar, dehlizler, kesik başlar, mezarlar, hastaneler,morglar, denizkızları, cinayetler, katiller, cellatlar, deliler, yani her şey uydurmadır.
Efsanelerin yalanı abartılmış, insanların hayatına olmadık benekler atılmış, şehir baştan yaratılmıştır...
--reklam--
Kırmızı Zaman Alıntıları - Sözleri
- "İnsanoğlu bazen masalla gerçek arasında yolunu yitirir."
- Vicdan, Tam kalbimizin altında duran bir organ… Vicdan, bir bebeği ilk ağlatan, Bir ölüyü son terk eden… Vicdan… - yazar/bahadir-baruter
- "Hayata halatla bağlanmak her zaman yaşamı çok sevmek anlamına gelmez; halatın bir ucu bazen ölüme de bağlı olabilir."
- Dinlerin bir tarihi olduğunu bilen birisi tanrıya nasıl inanırdı ki?
- İnsanlar delilerden uzak dururlar çünkü kendi içlerindeki delinin uyanmasından korkarlar.
- "Yalan, hayatı katlanır kılandır."
- "Cesaret insanın hayatta kalmasını sağlayan kadim genlerden biridir."
- ‘’yanlış bir kadını sevmiş!’’ Gazetelerdeki haberlerde hep kadınlar yanlış adamları seviyordu. Sonunda zarar gören de hep kadınlar oluyordu.
- (Bu diyaloğu okuduğumda aklıma ‘’erkeklerin öldürdüğü kadınlar!!’’ geldi öldürdüğü için kimsesiz kaldığı …) —Bu yıl gelen altmış beşinci ölü öyle mi? Kambur başını kaldırıp Bota’a gülümsedi ve sanki bu yıl doğan altmış beşinci bebek der gibi soruyu neşeyle onayladı. -Tam altmış beşinci. Ama ilk kadın! -Nasıl yani? —Bu yıl gelen ilk kadın. Ondan önceki kimsesizlerin altmış dördü de erkekti. -Daha çok erkekler mi geliyor? -Daha çok erkekler kimsesiz kalıyor!
- "İnsanlar delilerden uzak dururlar çünkü kendi içlerindeki delinin uyanmasindan korkarlar."
- "Hayat tuhaflıklarla doludur ve katlanılabilir olmasını bu tuhaflıklara borçludur."
- "Ölüm ve süreklilik paralel olarak yaşamı belirler. İnsan bu paradoks yüzünden deliliğe bu kadar yakın yaşar."
- "Hayatı, baştan sona “ölüme yolculuk” olduğunu bildiğimiz halde, hevesle sürdürmemizin sırrı şeytani cazibesinde gizlidir."
- Gerçekle gerçeküstü tıpkı yin ile yang gibi iç içe geçerek birbirini tamamlayan bir bütündür. Gerçeğin içinde gerçeküstü, gerçeküstünün içinde de gerçek vardı ve birbirlerini sarıp sarmalamışlardı. O yüzden gerçek üstünün peşinden giderken gerçeğe takılıyordu insanların ayakları ve gerçeğin peşinden giderken de gerçeküstüne. Tıpkı ölümün peşinden giderken hayata, hayatın peşinden giderken ölüme takılması gibi ayakların… aklın…kaderin…
- "Zaman belki de tanrının ta kendisidir."
--reklam--
Kırmızı Zaman İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Spoiler olabilir, ama olmayabilir de.: Hayatının umutsuz gidişatının farkında olup, sorumluluklarının dayanılmaz ağırlığını ruhunda duyan ve bu biçare tekdüzelikte kendine yer açmaya çalışan herkes masallara sığınır, tıpkı benim gibi.(Mutlu insanların masalları olmaz demiyorum sadece benim ilgi alanım değil, şimdilik) Biraz olsun o gerçek hayat prangasının ağırlığını varlığımdan uzaklaştırmak adına kendimi amaçsızca oyalayıp, vakit öldürmek için attığım bir sahafta tanıştım Kırmızı Zaman’la.Ve yetişkin ruhunun da, en az bir çocuk ruhu kadar masallara muhtaç olduğunu anladım, bir kez daha. Yoksulluk ve imkansızlıklarla bezeli on bir yaşındaki Hüsran’nın hayatı babasının çöpten bulup getirdiği kırmızı kaplı bir kitapla değişir.Küçük Hüsran, yoksulluktan bitap düşmüş tek göz evlerinin tarihi bir dehlize açıldığını öğrenir. Ve yazar,okuyucuyu Haliç’in varlığı sır dehlizlerinde gerçekle hayalin iç içe geçtiği bir yolculuğa çıkarır. Balatlı balıkçılarının ikametindeki bölgede esrarengiz bir şekilde, kırmızı kayığıyla ortaya çıkarak herkesi şaşkınlık içinde bırakan Zaman Dayı; kendisine lakabı sorulduğunda gözyaşlarının yanaklarına çamurlu yollar açtığı Berduş Halat Niyazi; babasını korkunç bir cinayete kurban vererek saplantılı bir şekilde katili arayan Botan; ve kaderine meydan okumak adına cellatlığı seçen Yahudi-Çingene melezi Deligâvur Leon. Yazar kitabın sonunda, karakterlerin hikayelerini, kitabı elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir sürükleyicilikle, süpriz bir şekilde tek bir noktada birleştirerek okuyucuyla buluşturuyor.Tıpkı kitaptaki yeraltı dehlizlerinin yolunu, Kambur ile Botan’ın dostluklarının filizlendiği kimsesizler mezarlığına çıkarması gibi. Gerçeklerden kaçan, ruhunuza masallardan bir ziyafet vermek isteyen biriyseniz, bu kitabı kesinlikle kaçırmayın. (Ki bence insan doğasında tam olarak bu saklı.) “İnsanoğlu gerçeklerden kaçar, çünkü efsanelere inanmaya meyyal doğar.” Keyifli okumalar. (Bertha Mason)
Bir roman olmanın yanında bir sözlük. Nice kavramların tanımı, yaşamda varoluş şekilleri var içerisinde. Katman katman hikayeler nerde kesişecek diye her an tetikteyiz. Cellatların doğumunda, çocukluğunda, can alışında can verişinde; ölümün her an kol gezdiği kitapta kimsesizler mezarlığında birleşen dehlizlerde; iz süren, yol bulan birkaç kahramanın eşliğinde akıp gidiyor hikaye. İyi ki varsın Mine söğüt. (Hüseyin Yurtal)
Hayatını çöpten kazanan babası ve temizliğe giden annesi ile tüm imkânsızlıklara rağmen sevgi içinde yaşayan Hüsran’ın, kırmızı kayıklı Zaman Dayı’nın Halat Niyazi’nin, babasının katili arayan Botan’ın, Yahudi Çingene melezi Deligâvur Leon’un, Kambur’un yolları Mine Söğüt’ün yarattığı masalsı, fantastik dünyada kesişir. Mine Söğüt’ün anlatımını seviyorsanız, severek okuyacağınız bir kitap yine Kırmızı Zaman. Ben daha önce okuduğum kitaplarına ( Deli Kadın Hikâyeleri, Beş Sevim Apartmanı, Şahbaz’ın Harikulâde Yılı 1979) göre daha az sevdim. (Özlem Akbaş)
--reklam--
Kırmızı Zaman PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mine Söğüt - Kırmızı Zaman kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kırmızı Zaman PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mine Söğüt Kimdir?
Babası bir deniz subayı olan Mine Söğüt, ortaöğrenimini Kadıköy Kız Lisesi'inde tamamladığı 1985 yılında babasını kaybetti. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde girdi.
Gazeteciliğe 1990 yılında Güneş Gazetesi'nde başladı, İnsan Hakları Servisi'nde muhabirlik yaptı. Güneş Gazetesi'nin kapanmasından sonra Tempo Dergisi ve Yeni Yüzyıl gazetesinde çalıştı.
1993 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin düzenlediği yarışmada, Haber dalında mansiyon aldı. 1996-2000 yılları arasında Haberci adlı televizyon belgeselinin metin yazarlığını yaptı. 1999-2001 yıllarında Öküz dergisinde yazdığı yazılarla tanındı. Profesyonel gazeteciliği bırakan Söğüt, 2001-2005 yılları arasında Cihangir Postası adlı yerel bir gazetenin gönüllü editörlüğünü yaptı.
Mine Söğüt'ün ilk kitabı, Adalet Cimcoz: Bir Yaşam Öyküsü Denemesi isimli biyografidir. İlk romanı Beş Sevim Apartmanı / Rüya Tabirli Cin Peri Yalanları'ndan sonra Kırmızı Zaman adlı ikinci romanı ve Doğan Kardeş adlı kitabı yayımlandı. 2006 yılında Pınar Kür'le yaptığı "Aşkın Sonu Cinayettir" adlı söyleşi kitabı Everest yayınlarından çıktı. 2007 yılında üçüncü romanı "Şahbaz'ın Harikulade Yılı 1979" yayınlandı.
Karikatürist yazar/bahadir-baruter ile evlidir.
--reklam--
Mine Söğüt Kitapları - Eserleri
- Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey
- Dolapdere - Kürt Kediler Çingene Kelebekler
- Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979
- Beş Sevim Apartmanı
- Deli Kadın Hikayeleri
- Kırmızı Zaman
- Adalet Cimcoz - Bir Yaşamöyküsü Denemesi
- Milyonluk Manzara
- Aşkın Sonu Cinayettir
- Darbeli Kalemler
- Bütün Yönleriyle Özal ve Dönemi
- Gergedan
- Sevgili Doğan Kardeş
- Alayına İsyan
--reklam--
Mine Söğüt Alıntıları - Sözleri
- Kadınların evlendikten sonra soyadlarının değişmesi ve hayatlarına bambaşka bir insan olarak, yepyeni bir kimlikle devam etmeleri insanı nasılda çıkmaza sokuyor. (Adalet Cimcoz - Bir Yaşamöyküsü Denemesi)
- Gerçek, yolu gösteren en iyi ışıktır. Sadece gerçeği bilerek evrendeki tüm soruların cevabını bulabilirsin. Ama evren kurnazdır. Gerçeği hep saklar. Yaşam denilen şey gerçeğin peşinde alınan yoldur. Kimi zaman bir arpa boyu da olsa , insan gerçeğe baktığında hep ilerler. (Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979)
- Kimin öyküsüne mercek tutsanız, hangi hayatın peşine düşseniz mutlak bir acı üzerine inşa edildiğini görürsünüz. Üstelik sadece bu mahallede değil, her yerde. (Dolapdere - Kürt Kediler Çingene Kelebekler)
- Tanrı dünyayı altı günde yarattı. Yedinci gün utandı. (Gergedan)
- “Sahi insan ölünce içindeki şarkılara ne oluyor sen bilirsin. Ölüden avucuna hiç şarkı döküldü mü daha önce? Benim döküldü. Küçük oğlum öldüğünde, avuç avuç ninni döküldü avucuma.” (Deli Kadın Hikayeleri)
- "Cesaret insanın hayatta kalmasını sağlayan kadim genlerden biridir." (Kırmızı Zaman)
- Kadınını altına alıp ezen erkek, halkını altına alıp ezen devletin yapıtaşıdır. (Alayına İsyan)
- Bu silah satışları üzerinden devletler ve şirketler hem açık hem de gizli politik anlaşmalar yaparlar. Legal olarak üretilen silahların bir kısmı o yüzden yeraltına kayar. Tüm devletler silah kaçakçılığına kör ve sağırdırlar. Yeraltında dönen illegal ekonomi aynı zamanda yeryüzünü de besler. Cumhurbaşkanları, başkanlar, krallar, kraliçeler ve diktatörler bu ekonomilerden semirirler. Dağa çıkanlar ve kışlaya girenler ellerindeki silahın kimi öldüreceğiyle aslen ilgilenmezler. Gözlerini kapar ve vatan için ve direniş için ve bayrak için ve kurtuluş için ve toprak için... tetiği çekerler. (Alayına İsyan)
- Belki mucizelere inanmak hasta ruhların en iyi ilacıdır ama mucizelere kanmak kimi zaman ölümcül bir hastalıktır. (Beş Sevim Apartmanı)
- Benim başım artık kendimle dertte... (Beş Sevim Apartmanı)
- "Hayat tuhaflıklarla doludur ve katlanılabilir olmasını bu tuhaflıklara borçludur." (Kırmızı Zaman)
- Korkunun gölgesinde akıl fakir kalır. (Beş Sevim Apartmanı)
- Artık kimin kim olduğunu öğrenmek istemiyorum. Oysa bu mahallede herkesin hikayesi kimliğiyle başlıyor. Kaderler burada kimliklere göre paylaştırılmış. (Dolapdere - Kürt Kediler Çingene Kelebekler)
- “Benden ne istediğinizi öğrenemedim, beni sevip sevmediğinizi hiç bilemedim” (Deli Kadın Hikayeleri)
- İlerki yıllarda yaptığım analizler sonucu anladım ki, aşk benim için her zaman mutluluktan çok, mutsuzluğu içermiş. En mutlu olduğumu sandığım anlarda bile hep mutsuzluğu beklemişim. Son diye bir şeyi aklıma getirmediğim zaman bile bilinçaltımda bir yerde hazırlanıyormuşum sona. Bitmeyen aşk yok yani. (Aşkın Sonu Cinayettir)
- "Evin dilini de anlıyormuşsunuz?" "Evet?" "Mesela pencereler ... şu an bir şey diyorlar mı?" "Onu hatırlamıyorlar bile ... " "Öyle mi? Neden? Yaşarken hiç dışarı bakmadığı için mi?" "Hayır, ölürken bile sırtını onlara döndüğü için." (Deli Kadın Hikayeleri)
- "Deliliğin cazibesi ne kadar tehlikelidir bilemezsiniz.." (Deli Kadın Hikayeleri)
- "Kadınların en büyük zaafı, kendilerine yakıştırılan genel ahlakın gerçekten kendilerine yakıştığına kanmalarıdır." (Alayına İsyan)
- Sakın bana ismimi sormayın Sakın gözlerimin tam içine bakmayın Yanımdan geçerken bana dokunmayın. Varsayın ki burada değil, oradayım. Oraya siz gelemezsiniz. Köprüleri yıktılar, gemileri yaktılar, yollar kayboldu. Ben başkayım. Ben uçurumlar kadar tehlikeli Dereler kadar tekinsiz Rüzgarlar kadar esriğim. (Deli Kadın Hikayeleri)
- “İstemek başarıyı baştan çıkarır.” (Beş Sevim Apartmanı)
Yorumlar
0 yorum