Kitap Künyesi

Yazar: Hakan Akdoğan

Yayın Evi: Eksik Parça Yayınevi

İSBN: 9786057939692

Sayfa Sayısı: 128

--reklam--

Kirpi Mesafesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Soğuk bir kış sabahı yerin altındaki dört kirpi, donmamak için birbirine sokuldu. Isınmak istediler. Dikenleri birbirlerine battı. Ayrıldılar. Üşüyünce, tekrar yaklaştılar. Dikenleri batınca yine uzaklaştılar. Soğukta tek başına uyumak ile batan dikenlerin acısı arasında gidip geldiler uzun süre. Yaşadıkları bu ikilemi, aralarındaki uzaklık her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya gelinceye dek sürdürdüler. Üşüdüler. Yaklaştılar. Dikenleri battı. Acı çektiler. Uzaklaştılar. Üşüdüler. Yaklaştılar. Dikenleri battı. Uzaklaştılar. Ne dikenleri birbirlerine batacak kadar yakın ne de üşüyecek kadar uzaktaydılar sonunda.Kirpi mesafesi, gerçek sevgi mesafesidir.

--reklam--

Kirpi Mesafesi Alıntıları - Sözleri

  • fotoğraf çerçeveleri ya da pencere çerçeveleriyse umudunuz, bitmişsiniz demektir.
  • Görmek için karanlık gerekirmiş. Kuyu çıkmak içinmiş. Sessizlik bağırmak için. Karanlık görmek için.
  • Görünürlüğün bir ederi var. Suskunluğun ise bedeli.
  • Başka hiç kimse kişinin kendisini gördüğü gibi göremez.
  • Sınır çizmek şiddet uygulamaktır. Önce tebeşirle sonra yumrukla.
  • Fotoğraf çerçeveleri ya da pencere çerçeveleriyse umudunuz, bitmişsiniz demektir.
  • "En derine düşmeden anlayamıyor insan, karanlığın bile ışığının olduğunu."
  • Kuyu çıkmak içinmiş. Sessizlik bağırmak için. Karanlık görmek için.

--reklam--

Kirpi Mesafesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kirpi mesafesi gerçek sevgi mesafesidir:): Bir patlama sonucu yüzünüz yandı psikolojik destek dahil olmak üzere çeşitli operasyonlar geçirdiniz yine de toplumun dayattığı güzellik algısına erişemediniz.Kendinizi çok çirkin hissediyorsunuz. Yaşadığınız içsel bunalımın yanında bir de çevrenizde sürekli sizin dış görüntünüz yüzünden açığınızı bulmaya çalışan parazitler var :) ve ardı sıra gelen trajik maceralar... Bu durumda ne yapardınız ? Bu kitap bir FARKINDALIK kitabı.Okurken başkaların yaşamına saygı duymayanlarla yaşadığımızı farkedeceksiniz. Hiç tanımadığımız insanlar herkese karışabilme veya yorum yapma yetkisine sahip.(nerden geldiğini bilmediğim hak) Özellikle Güzellik algısı diye bir durum ortaya çıktığından beri insanların birçoğu başka bir insanın dış görünüşüne ‘sırf güzellik algılarına uymadı diye’ çirkin deme hakkını bulabiliyor. Üstelik değiştiremediği bir özellik yüzünden yıllarca bunu takıntı haline getirip hayatını yaşayamayanlar var. Yazarında dediği gibi aslında toplumla yaşamak için vahşi olmak zorundasın ama insan toplumda kalmak için vahşileştikçe kendisine yabancılaşıyor. Bana göre en doğru davranış hayatınızdaki parazitleri çıkartmak hayatınızda olmayan parazitlere de kulak asmamak :) Herkese keyifli okumalar. (Emel Keskin)

Kirpi mesafesi gerçek sevgi mesafesidir.: Aynaya baktım, yüzüm temiz. Aynaya bir daha baktım, sadece yüzüm temiz. Etrafıma baktım kalabalık içinde bir yalnızlık, etrafıma bir daha baktım, sadece kalabalık bir yalnızlık. Babama baktım, babam bana baktı. Babama bir daha baktım, o bana daha içten baktı. O herkese bakar çünkü duvarda asılı fotoğraflardaki kişiler aslında herkese bakar... Peki kitabın içinde yaşayan "Sorgun" karakteri soruyorum sana: Kim daha şansız bu hayatta? Yüzünü kaybeden sen mi? Özünü kaybeden ben mi? Yalnız olan sen mi? Zihnimin içinde yalnız olan kalabalık bir ben mi? Babanı tanıyan sen mi? Babamı dâhi hatırlamayan ben mi? Kitap beni epey etkisi altına aldı galiba ya da o kadar yalnızım ki kitaptaki bir karakterle tartışacak kadar yapayalnızım. Ama gerçek şu ki bu kitap içimde çok derin yaralar açtı ya da belki de çok derin yaralar sardı. yazar/i7645 da der zaten fazlalık belki de eksikliktir diye. Yazar bir kurguyu kullanarak bildiklerini veya bildiğini düşündüğü şeyleri âdeta kusmuş ve bize bu kusmuğu temizlemek kalmış... Bu kitapla tanışmama vesile olan nhlyrtsvn77'e teşekkür ederim (Halil Vural)

"KİRPİ MESAFESİ, GERÇEK SEVGİ MESAFESİDİR. ": "Soğuk bir kış sabahı yerin altındaki dört kirpi, donmamak için birbirine sokuldu. Isınmak istediler. Dikenleri birbirlerine battı. Ayrıldılar. Üşüyünce tekrar yaklaştılar. Dikenleri batınca uzaklaştılar. Soğukta tek başına uyumak ile batan dikenlerin acısı arasında gidip geldiler uzun süre. Yaşadıkları bu ikilemi, aralarındaki uzaklık her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya gelinceye dek sürdürdüler. Üşüdüler. Yaklaştılar. Dikenleri battı. Acı çektiler. Uzaklaştılar. Üşüdüler. Yaklaştılar. Dikenleri battı. Uzaklaştılar. Ne dikenleri birbirlerine batacak kadar yakın ne de üşüyecek kadar uzaktaydılar sonunda." Schopenhauer Kitabın arka kapağından. Özet niteliğinde, soğuğu da dikenleri de hissedebileceğiniz kadar gerçek ve üzerinde uzun uzun düşünülecek kadar anlamlı. Hepimizin dikenleri var. Kimsenin bize fazla yaklaşmasına, sınırlarımızı ihlal etmesine, sevgi sebepli, bir olma odaklı da olsa, katlanamıyoruz. Yaralıyoruz, yaralanıyoruz. Ve maksat yaralamamak ve yaralanmamaksa eğer, doğuştan sahip okuduklarımızın üzerine yaşayarak kattıklarımızla oluşturduğumuz anlam bütünlüğümüzü koruyarak karşıya aksettirmekse, var olmak ve kendi varlığımıza özgü sevgimizi de var etmekse, kirpi mesafesinde, tam da olmamız gereken yerdeyiz. Belki de, ya da en iyi ihtimalle, biz birleşince dört köşeli bir yamuk meydana getiren o dört kişiden biriyiz. Ötekileştirilen, dışlanan,canavarlaştırılan.. Mesela ben, Sorgun'um belki. Bir patlamadan sonra yüzüm paramparça olmuş. Sayısız ameliyattan sonra bile hala çok çirkinim.. Yaralarım kaşınıyor, ben de farkına varmadan, kaşıyarak kanatıyorum onları. Çünkü acıyı hissetmiyorum. Ve sen..beni yüzüm gözüm kan içinde gördüğünde korkuyorsun, tiksiniyorsun, şaşırarak ve iğrenerek bakıyorsun. Ama anlamıyorsun.. Mesela ben, Lili 'yim. Hayat kadınıyım. Çarklar beni öğüttükçe öğütüyor. Dayak yiyorum, yüzüm gözüm kan içinde kalıyor benim de. Acılıyım, yalnızım ama güzelim. Anna Karenina kadar gerçeğim. Hatta 'boş bir sayfa' gibi yüzüm. Ama sen bakmayı bilmiyorsun. Mesela ben, Mahir 'im. Sorgun'un felçli babası. Ben bile kendimden kurtulmak istiyorum. Aslında en güzel şiirim de kimse farkında değil. Çünkü kesik kesik ölüyorum..ağlıyorum ama kendi gözyaşlarımı silemiyorum. Yardım etmiyorsun.. Mesela ben, Uygur 'um. Reddediyorum konuşmayı. Çünkü ne kadar anlatsam da acımı anlayacağınıza inanmıyorum. Maketler yapıyorum; uçaklar, zeplinler, dinozorlar..ölen oğlumu unutmak için. Susuyorum çünkü bu benim itiraz şeklim. Sessizliğimi dinlemiyorsun. Aslında hepimiz susuyoruz; eleştirilmemek için, dışlanmamak için, yalnız kalmamak için. Ötekileştirilenlerin ötekileştirenleri anlattığı, onlarca soru sorup cevaplarınızı kendi içinizde bulmanızı isteyen, her eksik parçamızla beraber inşa ettiğimiz benliğimizin en dokunaklı hikayesi. Okuduklarınız rüzgar gibi saçlarınızı dağıtmıyor sadece, gözü kapalı bir şekilde bir labirentte ilerliyorsunuz da karşınızdan gelen her cümle vücudunuza çarpa çarpa, canınızı yaka yaka, üstünüze üstünüze geliyor. Yazarın bazen tek bir kelimeden bile oluşabilen kısa kısa cümleleri var. Sert, etkileyici, tam on ikiden vuran. Toplum içerisindeki gruplaşmalardan, bir gruba ait olmak adına kendi kişiliğimizden kırptıklarımıza, ötekileştikçe yabancı kaldıklarımıza, yabancılaştıklarımıza karşı içimizde büyüttüğümüz tahammülsüzlüğümüze ,karanlığın ve kaosun tam ortasında bir ışık ararken bize dayatılanlara, mekanizmaya, çarka..ve hepsine inat kendi olabilenlere, susarak konuşabilenlere, kirpi mesafesini koruyanlara selam olsun. Bu kitabı okuyun demiyorum. Yazarın hangi kitabını bulursanız okuyun. Bazı ayrıntıları kaçırmamak için.. Çünkü; "Kayboldum. Kes-yapıştırım. Anlamım anlamsızlıkta gizli." Keyifli okumalar.. (Liliyar)

--reklam--

Kirpi Mesafesi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Hakan Akdoğan - Kirpi Mesafesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kirpi Mesafesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hakan Akdoğan Kimdir?

Ankara’da 1971 yılında doğan Hakan Akdoğan, Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dil Bilimi ile Anadolu Üniversitesi Medya ve İletişim bölümlerini bitirdi. Ardından, Uludağ Üniversitesi’nde sosyoloji ve felsefe alanlarında eğitimini sürdürdü. Dil ve edebiyat üzerine çok sayıda yazısı çeşitli dergilerde yayımlandı. Dilbilim uzmanı Akdoğan’ın, Yunus Nadi Roman Ödülü alan Nü Peride, Gölge Yaşatan, İlişmek, Struma-Karanlıkta Bir Ninni, Varlık ve Piçlik olmak üzere 5 romanı bulunuyor. Önümüzdeki dönemde, romanları kimi Avrupa ülkelerinin özgün dilinde yayımlanacak olan yazar, halen Dil Derneği Bursa Temsilciliği’ni de yürütüyor.

Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazanan "Nü Peride"nin ardından "Gölge Yaşatan" ve "İlişmek" adlı romanları yayımlandı. Akdoğan Uluslararası Pen Yazarlar Derneği, Edebiyatçılar Derneği ve Dil Derneği üyesidir.

--reklam--

Hakan Akdoğan Kitapları - Eserleri

  • Nü Peride
  • Kirpi Mesafesi
  • Karanlıkta Bir Ninni Struma
  • Varlık ve Piçlik
  • İlişmek
  • Gölge Yaşatan

--reklam--

Hakan Akdoğan Alıntıları - Sözleri

  • Marazî bir yaşamın orta yerinde ödünç avuntular bulamıyorum. (İlişmek)
  • Koca bir duvar taşıyordun yüreğinde kimsenin aşamayacağı, aşmaya cesaret bile edemeyeceği. (Nü Peride)
  • Yavaş ölüm en zoru. Bir anda ölüp kurtulasım geliyor bazen. (Karanlıkta Bir Ninni Struma)
  • Kişinin gerçek ölümü kendi ölümüyle değil, onu tanıyan son kişinin ölümüyle olur. (Varlık ve Piçlik)
  • İnsan, elindekilerin değerini anlamakta neden hep gecikir? (Karanlıkta Bir Ninni Struma)
  • En dibe indik, yerin altına, hayal kırıklıklarımıza, nefretimize, kendimizden bile sakladıklarımıza. Bu gece yerin altındaki zirvemize tırmandık. Bu gece en büyük sırrımızı anlattık. Bu gece en ağır yüklerimizden kurtulduk. (Varlık ve Piçlik)
  • Mutlu kişi her an mutluluğunun bölüneceği endişesiyle kaygı yaşar. Bu kaygı bile mutluluğun salt mutluluk olamayacağının göstergesidir. Mutsuz kişi ise mutsuzluğun her an biteceği umudunu taşımaya, o kötü zamanın da diğerleri gibi geçeceğini düşünmeye eğilimlidir. İşte temel nokta: Mutsuzluk umut demektir, mutluluk ise kaygı. Umut duymak da mutluluğa kavuştuğunda kaybetme korkusu taşıyacağının göstergesi. Paradoksal rezillik. (Varlık ve Piçlik)
  • Hiçbir gündoğumu eskisi gibi olamaz. (Karanlıkta Bir Ninni Struma)
  • Kurtulmak için kelimelerden kayıklar yapıyordu. Batıyordu. (Gölge Yaşatan)
  • “Seni bekliyordum ama o gün değil. Çok daha önce…” (Varlık ve Piçlik)
  • Çıkmaz nerede, diye düşünürken başka bir çıkmaza giriyorum. Geriliyorum. (İlişmek)
  • Ama asla unutma; her zaman giden kalandan çok acı çeker. (Gölge Yaşatan)
  • Hayat biçimleri pazarlayanlar aslında size özgürlük vaat ederken özgürlüğünüzü parantez içine alıyor. (Varlık ve Piçlik)
  • Eskiyi, hiçbir zaman kopmak istemediği, ama acılarına da bir türlü katlanamadığı geçmişi yaşıyordu (Gölge Yaşatan)
  • ‘Acı çekmeye razıydım, ölüp ölüp dirilmeye. Susamaya razıydım o zaman, ağlamaya, ağlarken titremeye, kendim olmaya sahtelik katmaksızın, kabuslar görmeye, kabuslarda ölmeye, öldürmeye.’ (Nü Peride)
  • İnsanoğlu bulunduğu her ortamda bir ceza sistemi kurmak zorunda kalıyor. Yoksa olmuyor. Beceremiyoruz yaşamayı. (Karanlıkta Bir Ninni Struma)
  • Yavaş yavaş ölüyorum. Korkunun damarlarımda bir diken gibi gezinişini duyumsayarak, görüntülerin silinişini birer birer fark ederek, geleceğimin olmayacağını, geçmişimin hiçbir anlamının kalmadığını, sadece şimdinin, şu anın gerçekliğini, onun da ölüme eşdeğer olduğunu bilerek. Acı çekerek, çırpınarak, yok oluşumu, bakışımın kayboluşunu, kalbimin duruşunu, tüm acıların, sancıların, mutlulukların, umutların, umutsuzlukların, korkuların ve aşkların bittiğini hissederek. Onu, onun bana yaşattıklarını, yaşatabileceklerini, gelecekteki her türlü ihtimali kaybettiğimi bilerek. Kendi ölümümün zamanını seçerek. (İlişmek)
  • fotoğraf çerçeveleri ya da pencere çerçeveleriyse umudunuz, bitmişsiniz demektir. (Kirpi Mesafesi)
  • Dile getirilemeyen düşünce, düşünce değeri taşır mı ? (İlişmek)
  • Gülümsüyordun ve gülümsemek senin için vardı. Oysa acı kemiriyordun, korku emiyordun yaşamın bin bir türlü memesinden. Yüreğin su topluyordu bir işçinin elleri gibi. –Önemli olan acılara gülümseyebilmektir.– (Nü Peride)