Kitap Künyesi
Yazar: Marcel Prévost
Orijinal Adı: L'automne d'une femme
Yayın Evi: Liya Yayınları
İSBN: 9786054980048
Sayfa Sayısı: 336
--reklam--
Kış Güneşi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bir yanda kendisine şefkat, tutku, aşk sunan ve fedakârlığıyla etkileyen orta yaşlı Julie...
Diğer yanda gençliği ve masumiyetiyle büyüleyen Claire.
Maurice bu iki aşk arasında kalıyor ve ikisinden de vazgeçemiyor.
Başedemediği karışık, kararsız duyguları onları hiç beklemedikleri bir sona taşıyor.
Vicdan azabı, merhamet, tutku ve pişmanlığın içiçe geçtiği hayatlar.
Sonu tahmin edilemeyecek bir aşk üçgeni.
--reklam--
Kış Güneşi Alıntıları - Sözleri
- Kalplerinin yalnızlığı onları birbirine yaklaştırdı.
- Bazen kalbimin üstünde ağır bir şey sanıyorum. Onu ezen, onu hırpalayan ve düzenli olarak azalan, bazen de bütün ağırlığıyla ona bastıran ağır gülle gibi bir şey.
- Ölmedi ama bütün hayatı boyunca kalbi yaralı ve mutsuz kaldı.
- Eğer insan çabucak ölse yine iyi... Oysaki yaşamak gerek ama artık benim cesaretim kalmadı.
- Zaten insanlar, hayatın sonlarına doğru eski arkadaşlarını çok severler.
- Hastalığın ilerleyişi o kadar ağırdı ki, ancak geçmişle karşılaştırıldığı zaman ilerlediği anlaşılıyordu. Tıpkı hayatın ilerleyişi gibi!
- Fedakârlık insana güç verir.
- Susuşları, ona hareketlerden ve anlaşılır sözlerden daha açık bir şekilde istediğini söylüyor.
- Yaşamak gerek ama artık benim cesaretim kalmadı...
- İnsan kalbinin, samimi olanı bile karanlık ve karışıktır.
- "Vicdanlarının derinliklerinde biraz soğuk, ama inatçı bir ses, 'Kötü, çok kötü, çok kötü,...' der. Bu ses gündelik yaşamın gürültüleri içinde unutulan, duyulmayan, ama karanlık gecelerde uyku kaçıran, inatla çalışan bir duvar saatinden çıkan sesler gibidir."
- Kendisine ders veren bu değerli kadından bir kerede hem anlamak hem de sevmek nedir öğrenmişti.
- Vicdanlarının derinliklerinde biraz soğuk, ama inatçı bir ses, 'Kötü, çok kötü, çok kötü,...' der. Bu ses gündelik yaşamın gürültüleri içinde unutulan, duyulmayan, ama karanlık gecelerde uyku kaçıran, inatla çalışan bir duvar saatinden çıkan sesler gibidir.
- İnsanlar, hayatın sonlarına doğru eski arkadaşlarını çok severler. Çünkü onlarda sevdikleri şey, biraz da kendileridir.
- Mutluyum? Ama neyim eksik?”
--reklam--
Kış Güneşi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kış Güneşi: Güzel bir aşk hikayesi okuma hevesiyle elime aldığım kitaptı "Kış Güneşi". Ama çeviriden mi kaynaklı bilemediğim sebeplerle okumakta çok zorlandım ve hiç keyif alamadım. Aslında Aşk-ı Memnu tarzı bir konusu var. Julie evli ve orta yaşlı bir kadın olmasına rağmen, aralarında çok fazla yaş farkı olan Maurice ile dolu dizgin aşk yaşamaya başlar. Diğer tarafta ise genç ve güzel Claire vardır. Maurice ise hangisini seçeceğini bilemeden iki kadınla da gönül eğlendirir. Sonunda ise herkesin bir yıl seçmesi gerekmektedir. Dediğim gibi daha iyi bir anlatım olsaydı kesinlikle iyi bir kitap olabilirdi. Vicdan azapları, pişmanlıklar ve tutku çok iyi işlenseydi sürükleyici bir eser olabilirdi. Keyifli okumalar dilerim... (Dr.kitapp)
Fransız Yapımı Bir Aşk-ı Memnu: "Bu andan itibaren geleceğin, seni sevmiş olan bu iki kadının geleceğiyle bağlandı." Bir aşk üçgeni üzerinden ilerleyen kitaba Fransız yapımı "Aşk-ı Memnu" dememin sebebi aslında sadece aşk üçgeninin benzerliği. Julie-Maurice-Clarie ile Bihter-Behlül-Nihal ilişkisini hatırlattı bana çoğu zaman ama hikayenin gidişatı çok farklı, konuların işlenişi farklı. Birebir aynı düzen beklentisine girilmesin aman ha ;) Kitapla ilgili düşüncelerime gelicek olursam okurken çok zorlandığım bir kitap oldu. 1800'lü yıllarda yazılmış bir kitap olması ama çevirisinin 2014'de yapılması nedeniyle olsa gerek çok iyi bi anlatım yakalanamamış bence. Ayrıca gereksiz çok betimleme var bu da hikayede tıkanıklığa sebep oluyor zaman zaman. Anlatımdaki ve dildeki tüm bu sıkıntılara rağmen bir karakter beni yakaladı ve sadece o karaktere tutunduğum için hikayeye devam ettim: Julie. Julie yanlış bir aşka tutunan, yanlış adamı seven çok güzel, akıllı, şefkatli ve kendi çevresinde 'azize' diye anılan bir kadın. Ama bir kere zehirli bir aşka tutunuyor işte. Bence bütün hikayeyi götüren karakterdir Julie. Julie'nin hikayesi ve psikolojisi çok iyi işlenmiş ve zaten 5 puan verip kitapla ilgili arada kalmamı sağlayan faktör de budur. Diğer karakter olan Maurice ise galiba okuduğum birçok kitap içinde nefret ettiğim nadir karakterlerden biri olarak aklımda kalacaktır. İki kadının da aşkına tutunan, kendini vazgeçilmez sanan, kararsız ve buhranlı bir genç. Yazar karakterin psikolojisini işlerken zaman zaman karakteri paklamak isteyip yaptığı hatalara açıklamalar getirmeye çalışsa da bana hiçbiri geçmedi. Ve tekrar diyorum karakterden nefret ettim. Claire ise kitabın ana karakterlerinden olmasına rağmen kitapta sadece genç, masum, sessiz ve bu sessiz aşk içinde boğulup kahrolacak kadar zayıf bir karakter olarak yazılmış. Karakterle ilgili hiçbir psikolojik çözümleme yapılmamış. Ki bu da kitabın eksi bir tarafıdır bence, çünkü karakterle hiçbir bağ kuramıyor okuyucu. Tüm bu eleştirilerime rağmen kesinlikle 'tavsiye etmiyorum' diyemiyorum Julie karakterine ait olumlu düşüncelerim nedeniyle ;) Ama okunmaması dahilinde hiçbir şey kaybetmezsiniz. Okumaya niyetlendiğinizde 3 kere falan düşünün siz yine de ;) Keyifli okumalar herkese. (Nisan)
--reklam--
Kış Güneşi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marcel Prévost - Kış Güneşi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kış Güneşi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marcel Prévost Kimdir?
--reklam--
Marcel Prévost Kitapları - Eserleri
- Kış Güneşi
- Bakir Adam
--reklam--
Marcel Prévost Alıntıları - Sözleri
- Ölmedi ama bütün hayatı boyunca kalbi yaralı ve mutsuz kaldı. (Kış Güneşi)
- Kendisine ders veren bu değerli kadından bir kerede hem anlamak hem de sevmek nedir öğrenmişti. (Kış Güneşi)
- Mutluyum? Ama neyim eksik?” (Kış Güneşi)
- Eğer insan çabucak ölse yine iyi... Oysaki yaşamak gerek ama artık benim cesaretim kalmadı. (Kış Güneşi)
- Bazen kalbimin üstünde ağır bir şey sanıyorum. Onu ezen, onu hırpalayan ve düzenli olarak azalan, bazen de bütün ağırlığıyla ona bastıran ağır gülle gibi bir şey. (Kış Güneşi)
- Yaşamak gerek ama artık benim cesaretim kalmadı... (Kış Güneşi)
- "Vicdanlarının derinliklerinde biraz soğuk, ama inatçı bir ses, 'Kötü, çok kötü, çok kötü,...' der. Bu ses gündelik yaşamın gürültüleri içinde unutulan, duyulmayan, ama karanlık gecelerde uyku kaçıran, inatla çalışan bir duvar saatinden çıkan sesler gibidir." (Kış Güneşi)
- Hastalığın ilerleyişi o kadar ağırdı ki, ancak geçmişle karşılaştırıldığı zaman ilerlediği anlaşılıyordu. Tıpkı hayatın ilerleyişi gibi! (Kış Güneşi)
- Susuşları, ona hareketlerden ve anlaşılır sözlerden daha açık bir şekilde istediğini söylüyor. (Kış Güneşi)
- Kalplerinin yalnızlığı onları birbirine yaklaştırdı. (Kış Güneşi)
- Zaten insanlar, hayatın sonlarına doğru eski arkadaşlarını çok severler. (Kış Güneşi)
- İnsan kalbinin, samimi olanı bile karanlık ve karışıktır. (Kış Güneşi)
- İnsanlar, hayatın sonlarına doğru eski arkadaşlarını çok severler. Çünkü onlarda sevdikleri şey, biraz da kendileridir. (Kış Güneşi)
- Fedakârlık insana güç verir. (Kış Güneşi)
- Vicdanlarının derinliklerinde biraz soğuk, ama inatçı bir ses, 'Kötü, çok kötü, çok kötü,...' der. Bu ses gündelik yaşamın gürültüleri içinde unutulan, duyulmayan, ama karanlık gecelerde uyku kaçıran, inatla çalışan bir duvar saatinden çıkan sesler gibidir. (Kış Güneşi)
Yorumlar
0 yorum