Kitap Künyesi
Yazar: Vedat Türkali
Yayın Evi: Gendaş Yayınları
İSBN: 9753083475
Sayfa Sayısı: 134
Komünist Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Vedat Türkali, seksen üç yıllık yaşamından bir kesiti anlatıyor 'Komünist'te: Nasıl bir aile ortamında, nasıl bir çevrede büyüdüğünü; neler okuyup, kimlerden etkilendiğini; sosyalist düşünceyle ilk kez nasıl tanıştığını, ilk örgütsel ilişkilerini... Yalın bir dille, hiçbir kurgu kaygısı taşımadan, gerçek isimler ve olaylarla...
"Şefik Hüsnü'ye son gidişinde, Kapalıçarşı'da bir sokakta sayacı Ahmet Frıncı'nın adresini verdi; gidip onunla görüşecektim. Ahmet Frınıcı da (Dede Ahmet) ad olarak tanıdığım eskilendendi. Uzun süre Moskova'da kalmış, Merkez Komitesi üyesi olduğunu bildiğim biriydi. Gittim. Kendimi tanıtır tanıtmaz üst üste yığılmış derileri attı yere, başına çömeldik karşılıklı; dükkâna alış verişe gelmiş biriydim, arkam sokakta konuşuyorduk. Bir akşam geç bir saatte, Fatih Camii'nin arka kapısında, Boz Mehmet'in beni bekleyeceğini söyledi. Ürkek, tedirgin bir görünümdeydi konuşurken. Dede Ahmet Fırıncı'nın söylediği gün, saatte gittim buluşma yerine; kimseciğin bulunmadığı karanlık bir duvar dibinden çıktı Boz Mehmet."
Komünist Alıntıları - Sözleri
- Hoca İslam'ın şartını sormuş, “İkidir,”demiş köylü; “ Köylüler çalışır, şehirliler yer!
- Kitap rüzgar olmalı, perdeyi kaldırmalıdır.
- Kitap rüzgâr olmalı, perdeyi kaldırmalıdır.
- Kapitalist, kendisinin asılacağı ipi satan adamdır.
- Komünistler doğruyu söylüyorlardı!
- -O kadar yolu nasıl yürüdünüz? -Biz kısa yolları biliyorduk!
- Emperyalistler arası çatışmalar, kendilerini de kurtaramayacakları nükleer yok oluş korkusuyla açık bir ''üçüncü dünya savaşı''na dönüştürülemedi; ama finans saltanatının çizdiği yolda, tüm yeryüzünde tekeller arası sinsi, açık mafyatik vuruşmalarla gene her yan, her an kana bulanıyor. Cepheleri tüm yeryüzünü kaplayacak kadar oynak, adı edilmeyen bir ''üçüncü dünya savaşı'' içindeyiz. Metropollerdeki sınıf kavgasını uyuşturmayı bir ölçüde becerebilmiş emperyalist ülkelerin bugün de en korktukları şey, Asya'da, Afrika'da, Güney Amerika'da durmaksızın her gün bir biçimde patlak veren, ''halkların kendi yazgılarını belirleme ilkesi''ne dayalı antiemperyalist, ulusal kurtuluş savaşlarıdır.
- Dalkavukların, ikiyüzlülerin, sahtekârların egemen olduğu böyle bir toplum, bilim, teknoloji, üretim kalitesi açısından geri kalmaya yazgılıdır.
- Okulda belletilen basmakalıp sözlerin yaşamda yalanlandığını mahallemizde çıkmış yangınlarda görüp yaşadım bir de. Arka komşumuzda çıkan bir yangında, kira getirir umuduyla küçük bahçemize sığdırılmış bir odalık kulübe yandı. Aradaki iki dut ağacı asıl evi korudu. Bir süre sonra da yukarı Kürt mahallesinde çıkan bir yangında, yirmiye yakın barakamsı ev yandı. Ne bizim yangında, ne de bu yangında, dar günlerde yardıma koşacağını okulda bellediğimiz Kızılay’ı (Hilal-i Ahmer denirdi o günler) gören duyan olmadı! Yoksullar yöresinde geçerli değildi o kural demek!
- Hoca İslamın şartını sormuş, “İkidir,” demiş köylü; “Köylüler çalışır, şehirliler yer!”
- Yıkılamaz, görkemli sosyalist toplum, bu sindirilmiş aydınlarla, "depolitize" edilmiş emekçi sürüleriyle mi kurulacaktı?
- “Koşuşuyor günlerim Derin bir uçuruma Ve zaman ateş olmuş Dökülüyor ruhuma Gelen her yeni günüm Kederler vere vere Öyle bir gidiş ki bu Korkunç dönemeçlere Düşünüp isyan edip Gitmemek elde değil Gelen günü geriye İtmemek elde değil Geliyor üzerime Hasret bürüklü günler Ayrılık yüklü günler Ayrılık yüklü günler.”
- Dalkavukların, ikiyüzlülerin, sahtekârların egemen olduğu böyle bir toplum, bilim, teknoloji, üretim kalitesi açısından geri kalmaya yazgılıdır.
- Tutarlı antifaşist politik cizgi izleyen tek günlük gazete TAN’dı. Tüm ötekiiler, sırası geldi mi TAN’a dişlerini gösteriyorlardı, ya, “tutarlı” faşist çizgide yürüyen tek büyük gazete de CUMHURİYET’ti. Faşist ideolojinin ülkemizde mayalanmasında en etkin olmuş yayın kuurumu CUMHURİYET’tir.
- Ne demekti “Türküm;” “elhamdülillah Müslümanım!” diyecektim!
Komünist İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Komünist'i Komünist Yapan Şey: Duyguların düşüncelerimiz üzerindeki etkisi gözle görülür ölçüde belirgin,Vedat Türkali'nin Komünist olma nedeni *** Genel olarak tüm Komünistler için geçerlidir bu.*** açıkça iyi kalpliliği.Bu iyi kalplilik ve başkasının acısıyla sürekli acı çekiş insanı mecburi olarak bir alternatif arayışına sürüklüyor, *** Bu kesinlikle anormal değil,alt sınıfların çektiği acıyı görmemek için psikopat olmak veyahut gözlerini bu konuya tamamen kapatmak gerekir. *** ancak Komünizm'in yıllardır varolduğunu ve şu ana kadar gerçek anlamda hiçbir şey başaramamış olduğunu görmek zor değildir. Siyasi düşünceler tamamiyle neyin doğru neyin yanlış olduğunu bildiğinizi iddia etmektir,Komünistlerdeki sorun da budur sanıyorum, okuduğu yazarların çoğunlukla ateşli Türk yazarlar ve Komünist metinler olduğuna bakılırsa *** Yalnızca Türkali'ye saldırmıyorum, bir düşünceyi tamamiyle benimsemiş olan şahıs muhtemelen başka düşüncelerin cezbediciliğini ve doğru olduğu noktaları görememiştir,Komünizm'i düşüncenin temeline oturtup aslında Komünist metinlerden tamamen ayrı bir düşünce oluşturuyor isen pekala bu anlaşılabilir ve gerçekten düşüncedir ancak bir düşüncenin peşinde eyleme geçmeye kalkışan bir insan o düşüncenin doğruluğundan tamamiyle emin olmalıdır, aksi halde eyleme geçemeyecektir. //Kendi düşüncelerinden en çok emin olanlar, dindar teröristler ve siyasi bir ülkünün peşinden koşanlardır, ki zaten teröristler de her zaman siyasi bir ülkünün peşindedirler. Bu halde Komünistlerin bir çoğunun Komünizm hakkında dahi bilgi sahibi olmadığını, Komünizm hakkında bilgi sahibi olanların da tek bir pencereden bakıp, düşünce yönünü hiçbir şekilde değiştirmediğini söyleyebilirim. //. *** Aslına bakılırsa böylesi bir otobiyografi yazıp ardından da Kapitalist kendisinin asılacağı ipi satandır yazmak ciddi bir özgüvendir ve hayatı içerisinde yapmış olduğu şeylerin doğruluğundan fazlasıyla emin olduğunu göstermektedir, sanıyorum bir insanın hayatı içerisinde yaşayabileceği en kıymetli şey geçmişine dönüp baktığında "Ben doğru olanı yaptım." diyebiliyor olmasıdır. (Polycephaly)
yazar/vedat-turkali nin adını kitap/bir-gun-tek-basina--443 kitabını önermesi ile Sedat Peker'in videolarında duydum. Ve yazarı okuyacaklarım listesine ekledim. Sonrasında 1k da gezerken STANIK hocamın kitap/komunist--460 kitabını okumaya başladığını gördüm. Yazarının Vedat Türkali olduğunu görünce hemen kitabı araştırdım ve yazarın 96 sayfalık bu incecik kitapta hayatının bir kısmını anlattığını öğrendim. Fırsat bu fırsattır diyerek okumaya başladım önce yazarın kendisini biraz tanımalıydım ki sonrasında diğer kitaplarını daha iyi anlayabileyim ve bu konuda gerçekten çok etkili bir kitap oldu. Özellikle ilk bölümlerde bahsettiği ailesinin siyasi görüşüne rağmen böyle bir kişiliğe bürünebilmesi beni gerçekten çok etkiledi. Örnek vermek gerekirse anadan babadan doğma bir Müslüman ile, ana babadan başka bir dinde doğmuş zamanla araştırarak çabalayarak birşeylerden vazgeçip Müslüman olan birisini karşılaştırmamak lazım bence. Vedat Türkali işte bu örnekte ikincisiydi. (Üzeyir Yazıcı)
Kitabın adı: Komünist Yazarın adı: Vedat Türkali Sayfa sayısı:92 Kısacık kitaba neler sızdırılmış yoksul bir ailenin çocuğu olarak büyümüş. Altı olmayan ayakkabısıyla okula gitmiş. Perişan bir hayat yaşamış okuyup kendi ayaklarının üzerine durmuş çok uğraşmış memleket gidişatı hiç hoşuna gitmez. Birkaç arkadaşı ile çok uğraşır. Neyse bir kız görür severler birbirlerini evlenirler aynı kafadan olunca mutlu mesut yaşarlar (SIDIKA TOPAL)
Kitabın Yazarı Vedat Türkali Kimdir?
Vedat Türkali (doğumu. 13 Mayıs 1919, Samsun) Abdülkadir Demirkan 'ın (1950'li yıllarda Abdülkadir Pirhasan olmuştur) yazılarında kullandığı ismidir. Senarist, şair ve romancı olan Türkali, liseyi Samsun Lisesi'nde okuduktan sonra 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun olmuştur. Aynı yıl eşi Merih Pirhasan'la evlenmiştir.
Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951'de siyasi eylemleri sebebiyle tutuklanmış; 9 yıl ceza almış 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kalmıştır. Gar Yayınları'nı Rıfat Ilgaz ile kurduktan sonra, 1960'da Dolandırıcılar Şahı ile senaristliğe başlamıştır. Senaristliğine devam eden Türkali, 1965'de yönetmenliği denemiştir.
Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık gibi romanları Türk edebiyatının en büyük eserleri arasına girmiş; daha sonra da Yeşilçam Dedikleri Türkiye ve Tek Kişilik Ölüm romanlarını da yazmıştır.
Mihri Belli'nin yakın arkadaşı ve Atıf Yılmaz'ın arkadaşı ve akrabasıdır. TKP'nin eski üyelerindendir. 2002 seçimlerinde DEHAP'dan aday olarak aktif siyasete atılmıştır.
Vedat Türkali, oyuncu Deniz Türkali ve yönetmen Barış Pirhasan'ın babası, Deniz Türkali'nin kızı şarkıcı Zeynep Casalini'nin dedesidir.
Vedat Türkali Kitapları - Eserleri
- Fatmagül'ün Suçu Ne?
- Güven - Cilt 1
- Güven - Cilt 2
- Bir Gün Tek Başına
- Mavi Karanlık
- Özgürlük İçin Kürt Yazıları
- Şeytanın Kaşık Oyunları
- Tüm Yazıları Konuşmaları
- Yalancı Tanıklar Kahvesi
- 141. Basamak
- Bu Ölü Kalkacak
- Dallar Yeşil Olmalı
- Eski Filmler
- Eski Şiirler Yeni Türküler
- Üç Film Birden
- Yeşilçam Dedikleri Türkiye
- Komünist
- Ölmedikçe
- Kayıp Romanlar
- Tek Kişilik Ölüm - Komünist
- Tüm Yazıları Konuşmaları 2
- Özgürlük İçin Kürt Yazıları 2
- Bitti Bitti Bitmedi
- Tek Kişilik Ölüm
- Bekle Bizi İstanbul Eski Şiirler Yeni Türküler
- Bu Gemi Nereye
- Yanıtlar
- Güven (4 Cilt Takım)
- Güven - Özel Baskı(Birinci Kitap)
- Güven - Özel Baskı(İkinci Kitap)
- Güven - Özel Baskı(Üçüncü Kitap)
- Güven - Özel Baskı(Dördüncü Kitap)
- Mavi Karanlık
- Eski Şiirler Yeni Türküler
- Tiyatro Oyunları
Vedat Türkali Alıntıları - Sözleri
- Kitap rüzgâr olmalı, perdeyi kaldırmalıdır. (Komünist)
- Bedenini söküp atabilseydi, yaksaydı onu, başka bir beden giyinebilseydi... (Fatmagül'ün Suçu Ne?)
- Dünyanın en acımasız canavarı yatıyor içimizde. (Mavi Karanlık)
- Evlenmek, işte böyle bir eve tıkılmak, yemek pişirip çocuk doğurmak, erkeğini beklemek, bir süre sonra da sevişmenin tadını tuzunu yitirmek olmalı. (Güven - Cilt 1)
- "Kirlendik mi, hiçbir yağmur arıtmıyor bizi!" (Mavi Karanlık)
- En güzel dünya çocuklarla delilerin dünyası ! (Tek Kişilik Ölüm)
- Nazım'ın dizelerindeki gibi. ''Nereden ,nasıl geleceğini bilmeden gelecek dehşetli güzel günlere inanıyorduk!..'' (Tek Kişilik Ölüm - Komünist)
- Enişte sözü çirkin. Keşke hiç olmasaydı Türkçede böyle bir söz daha iyiydi! (Güven - Cilt 1)
- Korkuyorum yalnızlıktan; senin olmadığın her yerde yalnızım. (Mavi Karanlık)
- "Itri'yi de dinleyeceksin,Bach'ı da .Marks'ı da bileceksin,Bedrettin 'i de . Nâzım'ın şiiri olmasa nerden bilecektik Bedrettin'i?" (Güven - Özel Baskı(Birinci Kitap))
- Bir bilsen dostunu düşmanını kardeş Bir bilsen nedendir çektiklerimiz Nasıl da başka olacak yaşamanın tadı (Bekle Bizi İstanbul Eski Şiirler Yeni Türküler)
- Yıkılamaz, görkemli sosyalist toplum, bu sindirilmiş aydınlarla, "depolitize" edilmiş emekçi sürüleriyle mi kurulacaktı? (Komünist)
- Dünya tatlı da, birbirlerine çirkin yazgılar oluşturmak için insanlar yaratıyor tatsızlıkları! (Bitti Bitti Bitmedi)
- ...yönetmen hamit akınlı ''bu ölü kalkacak''ı şehir tiyatrosu'nda sergilemek için bana başvurduğunda, elimde oyunun teksti bile yoktu. sağolsun, seçici kurul üyesi iken edinip sakladığı oyunla çalışmalara girişebilmişti sayın akınlı. oyun fatih şehir tiyatrosu'nda oldukça iyi karşılandı. yılın ikinci yarısında üsküdar şehir tiyatrosu'na geçirilince nerdeyse kapalı gişeye gidiyordu ki, bir ''ihbar'' sonucu savcılık kararıyla oyun durduruldu... ... (vedat türkali) (Bu Ölü Kalkacak)
- - Kolay ne var bu dünyada? Sen bunları kolay mı yaşadın? (Bitti Bitti Bitmedi)
- İngiliz kompradorları olan Ermeni varsılları üstüne Kürtler'in saldırtılması, kıyıma uğratılması, ittihatçılarca da benimsenip sürdürülen bir Abdülhamit kalıtıdır.. Ancak Kürtler'i sindirip yok etmenin de yollarını ararlar. I. Dünya Savaşı başlarında, Ermeni saldırısından korunması gerekçesiyle, Kürtler'i yerlerinden, yurtlarından ayırıp yoğun Türk bölgeleri arasında dağıttıkları bilinir. Bu göçlerde, açlıktan, soğuktan, hastalıktan ölenlerin sayısı belli değildir. 1920 yılındaki Koçgiri Kürt halk başkaldırısını canavarca kıyım, kırımla bastıran Sakallı Nurettin Paşa'nın "Türkiye'de Zo' diyenleri yok ettik, 'Lo' diyenleri de ben kökünden temizleyeceğim!" sözleri ulusalcılık savındaki ittihatçı kafasının göstergesi gibidir. (Özgürlük İçin Kürt Yazıları)
- ...boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul bekle bizi... ... (eylül 1944,akşehir) (Eski Şiirler Yeni Türküler)
- Şu para denen pisliği bulanın... Kes zevzekliği de işine bak! Bin yıllardır dünyayı o pis para değiştiriyor; sövgülere şerbetli! (Yalancı Tanıklar Kahvesi)
- "Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz" diyor Başbakan. Desen ne olacak, demesen ne olacak. Devletin tüm önemli koltuklarını bölüşüp oturmuş faşistler. (Yalancı Tanıklar Kahvesi)
- Alıştık, dedi. Herkes kendi acısını yaşıyor sonunda.. (Kayıp Romanlar)
Yorumlar
0 yorum