Kitap Künyesi
Yazar: Faruk Duman
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750723223
Sayfa Sayısı: 136
--reklam--
Köpekler İçin Gece Müziği Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Vaktin zamanın birinde bir adam tam işte bu yolda yürümeye başlamış. Evi de şurada bir yerdeymiş. Adam yürümüş, yürümüş, ormanda görülecek işleri varmış. Ne işi varmış da bütün günü bu koca ağaçların arasında geçirmiş de havanın karardığının farkına varamamış dersen, onu ben bilemem. Neticede adamın işi varmış; herif akşama kadar çalışmış. Hava iyice zifiri olunca da fenerimi yakayım da evime döneyim, demiş. Dönmüş de. Ama dönünce ne görmüş? Ev başka bir evmiş. Yani, ev aynı evmiş de, anlayacağın, kapıyı tanımadığı biri açmış.
"Hep denir: 'Doğayı çok severim!..' Tanımadan, doğayı uzaktan sevmek olası mı? Doğa 'kimdir'? Doğa 'sever' mi? 'Öç' alır mı? 'Başına buyruk' mudur? Bir 'avcı' kimliğine bürünür mü doğa? Sonra ormanlar, sonra yağmurlar... Ürpererek okudum Köpekler İçin Gece Müziği'ni. Her sözcüğü özenle seçilmiş, dili, anlatımı yalın, duru; gerilimi yüksek; her an gerçekliğe dönüşebilecek bir kara masal!"
-Selim İleri-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Köpekler İçin Gece Müziği Alıntıları - Sözleri
- Yukarılarda bir köy hayal ediyordu Filiz. Hep olduğu gibi. İyice uzaklaştığını, ıssız, kimsesiz yerlere vardığını düşündüğün, artık bundan sonra insan izini unutmak, medeniyeti, sokakları özlediğini düşünmek zorunda olduğunu hissettiğin...
- Umutsuzluk köreltir insanı. Düşünceni toplayamaz, dışarıda olduğu kadar içeride de (aklında, kalbinde, damarlarında) olup bitenleri anlayamazsın.
- İnsan çok acayip bir mahluktur Murat. Çoğu zaman hayatta en istemediği şeyi yapmaya mecbur olur. Duyuyor musun? Her zaman istemediği şeyler yapana, kırk yıl düşünse aklına gelmeyecek şeyleri akıl edene insan denir.
- Diken dikeni nice sokacak? Ama her dikenin öbüründen iyice hali bulunur. Zaten her dikenin öbüründen alacağı vardır.
- İnsan çok acayip bir mahluktur Murat. Çoğu zaman hayatta en istemediği şeyi yapmaya mecbur olur. Duyuyor musun? Her zaman istemediği şeyler yapana, kırk yıl düşünse aklına gelmeyecek şeyleri akıl edene insan denir. Bu nedenle insan korkunçtur. Hayatta insandan daha korkunç bir şey yoktur ve de olamaz. Öyleyse benim bunda suçum ne?
- Zamanı kaçırmayacaksın. İnsan kendi zamanını elinden bir kere kaçırmayagörsün, o kayıp zamanın izinde yaşamının hiç bitmeyecekmiş gibi gözünün önünden akıp gittiğini duyumsar. Bu da her türlü davranıştan yoksun bırakır.
- İnsan, nefes alıp vermeyi öğrenmiş olsaydı... Hayatta kalmak da buna bağlıdır, hayatta ölmek de.
- Sevinçli bir haber aldığımız zaman, sevincimizin nesnesi, doğal olarak her şeyden değerli olur gözümüzde. Bu durumda öbür nesneler değersizdir diyemeyiz.
- Gece yine her zaman gecedir. Uyusan da, uyumasan da, fark etmez.
- Umutsuzluk köreltir insanı. Düşünceni toplayamaz, dışarıda olduğu kadar içeride de (aklında, kalbinde, damarlarında) olup bitenleri anlayamazsın.
- Gözlerin dalıp gitmesi de bundandır gerçi, elin zamansız titremesi, sırttan belli belirsiz geçen ürperti... Akıl istemez, akıl başka bir yere gider ama beden kendi zamanı için yanıp tutuşur. Ama o da ancak bir titreme kadar tepki verebilir.
- Ateş bize kayıplarımızı anımsatır. Çünkü kendisi başlı başına, bütün kayıpların nedeni ve taşıyıcısıdır. Kaybedicidir. Doğurmaz. Bu nedenle ona baktığımız zaman kayıplarımızı anımsıyoruz. Kayıp zamanlarımızı. Yeniden yakalanan zaman, ateşin sönmesinden başka bir şey değildir..
- Bir şeylerle oyalanmalı insan. Yoksa bir iç sıkıntısı başlıyor. Bir şey aşağıdan yukarıya doğru yükseliyor. Ve boğmaya başlıyor insanı. Fakat bu "bir şey" nedir? Bunu kendisi de bilmiyordu elbette. Çalışan şeyler istiyordu çevresinde. Hareket eden, ses çıkaran.
- En zayıf yanımız kimi zaman bize asıl gücümüzü verebilir.
- Akıl istemez, akıl başka bir yere gider ama beden kendi zamanı için yanıp tutuşur.
--reklam--
Köpekler İçin Gece Müziği İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ne kitap hakkında ne de yazar hakkında hiçbir fikrim olmadan, rastgele önüme çıktığı ve fiyatı uygun olduğu için kitaplığıma girmeye hak kazandığını düşünüyordum. Fakat kitabı bitirdikten sonra fikrim tamamen değişti diyebiliriz. Neden mi? Kitap, içerik bakımından oldukça dikkat çekici, olay örgüsü gece başlayıp gece bittiği için oldukça gerilim hissi uyandırıyor. Açıkçası bazı kısımlarda korku ve gerilimi baya hissettim. Ve yazarın doğayı ön planda tuttuğunu görebiliyoruz. Ama en çok hoşuma giden şey ise kelimelerle âdeta dans etmesi oldu. Okuyanlar bilir ancak okumayanlar için söylemek gerekirse, en basit bir olayı, kullandığı kelimelerle heyecanı en verimli noktaya çıkarmış. Keyif alarak okuduğum bir eser oldu. Şimdiden herkese keyifli okumalar dilerim... (Celil Çelik)
Gerilim mi istiyorsunuz, buyrun. Doğa mı istiyorsunuz, buyrun. Kaybolmak ve karanlık mı istiyorsunuz, buyrun. Film gibi bir kitap ama kısa film gibi. Sanki kitap da gece okunmalıymış gibi bir his bırakıyor insanda. (Oğuz Aktürk)
Aylar sonra Faruk Duman okuduğumda şunu gördüm: gerçek edebiyat kadar lezzetli çok az şey olabilir. Hele de okurken her yanınız yapraklarla doluyor ve günışığının kalmadığı, daha kesif, hatta korkutucu bir karanlığın içine doğru koyuluyorsanız. Şu geçen bir sene içerisinde okuduğum en güzel eserler, nice güzelini de es geçmeden, Faruk Duman'a aitti. Bu yazar hakikaten gurur duymamız gereken çok önemli bir isim. Bu kitabını okumayı sürekli erteliyordum, araya zaman girdikçe, tadını hatırlamama rağmen, yine de, aynen Çehov gibi meselâ, Çehov ki Gusev'i anlatabildi, Çehov meselâ bozkırı böylesine inanılmaz güzel anlatırken, ama Gusev'in mazlum vücudu okyanusun diplerine gide dursun, işte aynen onun gibi, aylardır okumayıp, küslükten değil de daha çok tembel bir sevgiden, ve son ayların nice acıyla dolu olmasından, gece yatamamaktan, duvardaki resimleri öpmekten geçen bunca zaman, ve elbette iş güç, ama bir gün, bilimkurguların dünyasında dolaşmaya çıktığımda elim uzanıp alıverdi, ve böylece bu fazlasıyla uzamış hasret de bir anda sona erdi. Köpekler İçin Gece Müziği, ancak Faruk Duman'ın anlatabileceği, onun dünyasına aşina olanların kendini hiç ama hiç yabancı hissetmeyeceği bir yerden söz ediyor: ormandan. Bu orman, yazarın tek tek bütün eserlerinde sözü geçen, ima edilen ya da doğrudan hikâye edilen bir yer; bu orman, masalların gerçeklerle kucak kucağa büyüdüğü, sarmaşıklar benzeri herşeyin sarmaş dolaş olduğu, gün ışığını kesen ya da örten bir yer, burası inanılmaz güzellikte renklerle dolu, bambaşka çiçek ve ağaç adlarının, nice hayvanın ve nice kötü avcının dolaştığı bir imalar dünyası, bir paralel evren, bir okyanus; ağaca, çiçeğe, hayvana ve insan ruhuna yazılmış bir dil cümbüşü; ışıltılarıyla insanı sarhoş ederek kitabı okurken ya da bitirdiğinizde ellerinizden, dilinizden, gözlerinizden düşen yapraklarıyla bir orman sarhoşluğu burası. Faruk Duman'ın dünyasına girmek demek, o ormana adım atmak demek. O orman imalar, benzetmeler ve canlandırmaların yanı sıra kendisi olanların da ormanı, orman kimi eserinde bir başkası ya da başkalarını, başka şeyleri temsil ederken kimi zaman da kendisinden başka birşey değil. Yazarın en güzel eserlerinden olan "Ve Bir Pars Hüzünle Kaybolur" ve en güzel hikâye kitaplarından olan "Av Dönüşleri"nde karşılaştığımız kişi ya da canlılarla, meselâ parslarla, meselâ zulüm dolu avcılarla burada da karşılaşıyoruz, ve anlıyoruz ki kitaplar, eserler, masallar farklı bile olsa orman aynı orman, dil aynı, okyanussa aynı okyanusta kulaç atıyoruz ya da Gusev gibi, diplere doğru kayıyor bedenimiz. Ancak bu sefer farklı olan birşey de var: bir fırtınanın içindeyiz. Hızla çalılıklara sıvışan yılanlar, sessiz suspus çiçekler ve ağaçlar bu sefer şiddetle yağmura teslimler; çamur her yanı alıp götürüyor, gök delinmiş ve ölüm her yanı sarmış . Hiç bir eserinde görmediğimiz denli kan akıyor, ve hayvanlar hiç bir eserde olmadığı kadar gerçekler burada. Selim İleri'nin söylediği gibi okuduğumuz bir kara masal olsa da, hayvanların bu ormandaki yaşayışları, hayatı sevişleri, hayattan almak istedikleri, kaybolup gidişleri, benim açımdan hiç bir eserde görmediğim kadar etkileyici, ve iç burkucu. Sırf bu yüzden karamsarlığına rağmen bir yandan da ışık dolu, ışıltılı bir eser bu. Baştan sonra insan övücülüğü gibi görünse de Faruk Duman'ın dil ormanında ve masallarında, gökten ölüm yağarken, yağmur ve çamur herkesi ve herşeyi yutarken dahi hayvanlar, doğalarındaki şiddetle dahi, ne kadar masum görünüyorlar. Dil ormanında hepsi bir aradalar: masumlar, mazlumlar, avcılar ve biz. Üstümüz başımız toprak ve çamurla dolup taşmışken, gün ışığına hasret beklerken günün doğmasını, bizim şansımıza Hızır aleyhisselâmın deresini o av köşkünde beklemek kalıyor; "hayatta insandan daha korkunç birşey yoktur ve de olamaz" diyen anlatıcıya kulak kabartırken bir rahmet ve merhametin dilencisi olarak ümit etmek kalıyor; bu kadar muazzam, güzel edebiyat eserlerini okurken hiç itirazsız o tadın içine gömülüp susmak kalıyor; Hızır'ın deresinin aslında okuduğumuz eser olduğunu anlamak kalıyor, ve böyle olduğunda, yani ister gün ışığı doğsun, ister zifiri kapkaranlık gecede ölümü bekliyor olalım kitaptaki bahtsızlar gibi, yine de ümidimiz var, çünkü hâlâ iyi edebiyat var, gerçek edebiyat bütün basitliklere, sonu gelmeyecekmiş gibi görünen pespayeliklere, işporta yazarlara ve onların sığ dünyalarına rağmen hâlâ var ve o ormanda yaşamaya, nefes almaya devam ediyor. Bu yüzden hiç okumamışlara, okuyup da Faruk Duman'ın diğer eserlerinin masal ve gerçek dolu ormanlarında sürüp giden dil cümbüşlerine girmeyi erteleyenlere bu muazzam güzellikteki eseri, mutlaka, öneriyorum. (CemCBG)
--reklam--
Köpekler İçin Gece Müziği PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Faruk Duman - Köpekler İçin Gece Müziği kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Köpekler İçin Gece Müziği PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Faruk Duman Kimdir?
Ankara Dil ve Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümünden mezun oldu. Öyküleri, 1991 yılından beri Yazıt, Damar, Papirüs ve Adam Öykü gibi dergilerde yayınlandı. 1996 yılında Çankaya Belediyesi'nin Öykü-Şiir Yarışması'nda Çocuk Öyküleri dalında ikincilik aldı. Bu öyküleri daha sonra Mızıkçı Mızıka adıyla yayınlandı. İlk öykü kitabı Seslerde Başka Sesler 1997 yılında yayınlandı. 1998'de Orhan Kemal ödülleri öykü dalında ikincilik ödülü kazandı. 2000'de Sait Faik Hikâye Armağanı, 2004'de Haldun Taner Öykü Ödülü, 2010'da Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazandı.
Öykü
Kedi'çin Masallar, Notos Kitap (2010)
Sencer ile Yusufçuk, Can Yayınları (2009)
Keder Atlısı, Can Yayınları (2004)
Pîrî, Can Yayınları (2003)
Nar Kitabı, Can Yayınları (2001)
Av Dönüşleri, Can Yayınları (1999)
Seslerde Başka Sesler, Can Yayınları (1997)
Roman
Köpekler İçin Gece Müziği, Can Yayınları (2014)
Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur, Can Yayınları (2012)
İncir Tarihi, Can Yayınları, (2010)
Kırk, Can Yayınları, (2006)
Deneme
Adasız Deniz, Can Yayınları (2010)
Çocuk Kitabı
Cüce Prens, Can Çocuk Yayınları (2011)
Jüpiter'in Eteği, Can Çocuk Yayınları (2009)
Gagalar, Patiler ve Başka Güzel Şeyler, Can Çocuk Yayınları (2009)
--reklam--
Faruk Duman Kitapları - Eserleri
- Sus Barbatus
- Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur
- Köpekler İçin Gece Müziği
- Yazmalı Defter
- Sus Barbatus! 2
- İncir Tarihi
- Keder Atlısı
- Baykuş Virane Sever
- Tom Sawyer'in Kitap Okuduğu Kulübe
- Seslerde Başka Sesler
- Nar Kitabı
- Pîrî
- Kırk
- Beydeba'dan Kelile ve Dimne
- Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor
- Sus Barbatus! - 3
- Adasız Deniz
- Cüce Prens
- Av Dönüşleri
- Kaptan Kanca’nın Bir Macerası ve Öbür Yeni Öyküler
- Sencer ile Yusufçuk
- Doğa Betiği
- Kedi'çin Masallar
- Jüpiterin Eteği
- Piri Reis Yedi Deniz
- Gagalar, Patiler ve Başka Güzel Şeyler
--reklam--
Faruk Duman Alıntıları - Sözleri
- O zaman bezgin vapurlar geçerdi, izlerdik. Biz köprüde salkım salkım izlerdik, onlar suda eriyip giderlerdi. (Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor)
- Her ölüm ardında ya bir hikâye bırakır, ya da, ölenin bir hikâyesi bu taraftaki yaşamda (somut yaşamında) oluşmamışsa bile, orada, öbür tarafta pekâlâ oluşabilir. (...) Ve ölümle birlikte söz yeniden gündeme gelir. (Tom Sawyer'in Kitap Okuduğu Kulübe)
- Yoluna kavuşmamış bir at, her zaman, hep, sabırsızdır. (Sencer ile Yusufçuk)
- ...bu düzen bizi birbirimize düşman ediyor. Sebepsiz yere düşman ediyor. İki kardeşi alıyor, birini asker, birini anarşist ilan ediyor, neden, kendi çıkarları bozulmasın, kendi düzenleri yolunda gitsin diye... (Sus Barbatus! - 3)
- Zamanın durduğu evlerde büyüdüm ben, asılı tozun içinde. (Keder Atlısı)
- Bütün bunlardan şu sonuç çıkıyor: bir başucu yazarı, gerçek bir büyücüdür aslında. Düşlerinize girer ve siz yokken evi karıştırır. (Adasız Deniz)
- Bulutlar kararıp kararıp dağılıyor, yağmur sanırsın bir evsiz; yağacak yer arıyordu. İnsan nasıl da bağımlıdır böyle şeylere. Ruh halimiz, bana kalırsa, kapanan havanın, huzursuz yaprağın peşinde yürür. (Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur)
- İyilik, korkutucu oluvermişti. Kaçınılması gereken bir şey. Bu olmuştu sonunda. (Nar Kitabı)
- "... hayat nedir ki başka. Sözlerin sarf edilmesinden, durup dururken. Sonra bu sözlerin anlamlandırılmaya çalışılmasından. Ama acıda, insanın insafıyla örülü bir şeyler var. Gölgede, belirsiz, ta eskilerden hız almış, her insanın yüzünde." (Kedi'çin Masallar)
- İnsan zamanın birinde yüzünü serinletip geçen bir rüzgârı bile unutamaz. Sanki o rüzgâr hep o yerde durur ve bizimle yaşamımızı paylaşır. Ama sonra o da ölür, biz de. O da geçmiş olur, biz de. Bir bakıma, orada o rüzgâr estiği için biz biz olmuşuzdur. Zira o olmasaydı, bizim de o anımız olmayacaktı. (Tom Sawyer'in Kitap Okuduğu Kulübe)
- Oysa insanoğlu genelde birbirini sevmez. Sevgi belki de insanoğlunun en büyük hatasıdır. (Sus Barbatus! 2)
- İnsan sevdiğinin ölüsüne dokunmakta zorlanıyor. (İncir Tarihi)
- Âşık olmuştu. Böyle bir durum insanın başına binde bir gelebilir ve. Geldikten sonra da onun hakkını vermeli. Hak önemli. Haksızlık olmaz. (Sus Barbatus! - 3)
- Ağaçları da ölümleri nasıl büyüttüysek, öyle büyütmek gerek. (Zeytin Taneleri Birbirine Çarpıyor)
- "...kitap okumak da bir yalnızlık biçimidir." (Tom Sawyer'in Kitap Okuduğu Kulübe)
- Annemle babam birbirlerine o kdar güzel, uzun uzun bakıyorlardı ki, ben o zaman her şeyin yolunda olduğunu düşündüm. (Kaptan Kanca’nın Bir Macerası ve Öbür Yeni Öyküler)
- Gece yine her zaman gecedir. Uyusan da, uyumasan da, fark etmez. (Köpekler İçin Gece Müziği)
- Hayat çok büyük bir hayal kırıklığıdır. (Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur)
- Bahaneler böyledir, her şeyden önce, yazılması gerektiği için yazılmışlardır… (İncir Tarihi)
- Güç. Güç insanı böyle yapar. İnsanı mutlu eder. Ama buradaki güç elbette, kişinin kendinde hissettiği güçtür. Yoksa başka türlü bir şey değil. Diyelim devletin elinde ki kaba güç gibi bir şey değil. (Sus Barbatus! - 3)
Yorumlar
0 yorum