Kitap Künyesi
Yazar: Scott Peck
Çevirmen: Göker Talay
Orijinal Adı: People of the Lie: The Hope for Healing Human Evil
Yayın Evi: Kuraldışı Yayınları
İSBN: 9789756744390
Sayfa Sayısı: 216
--reklam--
Kötülüğün Psikolojisi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
15 yaşındaki Bobby'nin solgun yüzüne ve cansız gözlerine bakarak sordum:
- Ailen yılbaşında sana ne hediye etti?
- Bir silah.
- Bir silah mı? Ne çeşit bir silah?
- Bir tüfek. 22'lik bir tüfek.
Sormaya korkuyordum çünkü vereceği cevap beni dehşete düşürecekti.
Nihayet sordum:
- Ağabeyinin intihar ettiği tüfek mi?
- Evet.
--reklam--
Kötülüğün Psikolojisi Alıntıları - Sözleri
- kötülüğün özelliklerinden biri insanın kafasını karıştırmasıdır.
- Kötülük tiksindiricidir. Çünkü tehlikelidir. Onunla birlikte uzun süre kalan kişiyi bozar ya da yok eder.
- "Sevgisiz yetişen çocuklar sevilmeye layık olmadıklarına inanırlar."
- insanın ölçüsü çektiği acıdır.
- "Ancak sevgi kötülüğün üstesinden gelebilir."
- Eğer tehlikeli olmalarına rağmen kötü insanların hasta ve acınacak insanlar olduklarını kavrayabilirsek onlara şefkatle yaklaşabilir ve böylece iyileştirebiliriz.
- “Ahlaki” yargılarımız olmadan “ahlaklı” yaşayamayız.
- "Kötülüğün öldürmekle ilgili olduğunu söylerken, sadece adi cinayetten bahsetmiyorum. Ruhu öldürmek de cinayettir."
- Barbarlık, çılgınlık ve yıkıcılıktan korunmak için bu dünyanın aklı başında insanlarına güveniriz. Şimdi anlıyoruz ki en tehlikeli olanlar son derece sağlıklı görünenler. Aklı başında olduğunu sandığımız insanlar tarafından yapılan füzelerin ateşleme düğmelerine en küçük bir tedirginlik duymadan basanlar yine sağlıklı olduğunu sandığımız insanlar.
--reklam--
Kötülüğün Psikolojisi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kötü insan mı insandaki kötülük mü? Kötü insan dediğimizde, içinde iyilik izleri bulunmayan, ruhunu şeytanla işbirliğine sürüklemiş, kendi iyi olma halini diğer herkesin kötülüğünde arayan, yaptığı eylemin farkında olan bir karakter gözümüzde canlanır. İnsandaki kötülük dediğimizde ise, daha detaylı çıkarımlarda bulunabiliriz. Kötülük yaptığının farkında olan ile olmayan insanları farklı şekilde incelememiz gerekir. Ayrıca insanın "neden" kötülük yaptığı ile ilgilendiğimiz gibi "ne şekilde" kötülük yapmayı tercih ettiği ile ilgilenmemiz gerekiyor. Çünkü ilki, insanın ruh halini ya da tavrını yansıtırken ikincisi yani kötülük yapma şekli, O'nun ahlaki değerleri ile zekasını gösterir. Bu sebeple "kötü" diyerek doğrudan tescillemek yerine biraz daha detaylıca üzerinde düşünüp hareket etmemiz gerektedir. Ancak Psikoloji ya da psikiyatride "kötülük" olarak ayrıca tanımlanan bir hastalık ya da rahatsızlık durumu bulunmuyor. Yazar Scott Peek bu eksikliği görüyor ve kitabı yazmaya başlıyor. Kitap, 5 farklı olayı içeriyor. Bu olaylardan 4 tanesi, psikolog yazar Peek'in bizzat kendi terapileri esnasında karşılaştığı danışanlarının hikayesini anlatıyor. Bir tanesi ise ABD'nin, Vietnam Savaşı'nda işlediği savaş suçlarından bir tanesini ele alıyor: My Lai Katliamı. Katliamı kısaca anlatmak gerekirse, ABD, çıkmaza girdiğini, bataklığa saplandığını anladığında, 500'ün üzerinde sivil vatandaşı katletmişti. Detaylı bilgi için bakmak isterseniz https://www.dunyabulteni.net/belge-tarih/my-lai-katliami-h3212.html My Lai katliamına karışan ABD askerlerinin tamamı kötü insan mıydı? Ya da bu katliama kim izin vermişti? ABD hükümeti? Pentagon? Genel Kurmay? Hepsinin bu katliam için mantıklı sebepleri vardır elbet. Ancak mantık, her şeyi açıklamaya yetmiyor. My Lai katliamına karar verenler ve kararı uygulayanlar, yüce bir gaye uğruna savunmasız insanları öldürebileceklerine inanmışlardı. Yazara göre bu durum, "toplumsal sorumluluk" ile açıklanabilirdi. Ama bu durumu açıklamadan önce, stres altındaki insan davranışlarını hatırlayalım. Küçük bir diş ağrısı ya da yanık sonucunda, fiziksel ihtiyaçlarımız sekteye uğradığında, belki haklı olarak küçük çocuklar gibi mızmızlanırız. Yemek yiyemez ya da uyku uyuyamaz duruma geldiğimizde, hayatımızdan aldığımız keyif asgari seviyeye iner. Bir de My Lai katliamına katılan ABD askerlerinin psikolojisini düşünelim; uzun süren bir savaş, yatacak doğru düzgün bir yer yok, gıda ve hijyen konusunda yaşanan ciddi sıkıntılar, iklim şartları ve sinekler. Bu şartlarda savaşan askerler, tüm ahlaki kaideleri çiğneyerek sadece kendi benliklerine odaklanıp başka her şeye kendilerini kapatmış olabilirler miydi? (Kitabın bu kısmında az kalsın katliamı yapan askerleri haklı bulacak oluyor insan. Doğru kullanılmadığında başta bilim olmak üzere medyanın ne kadar da tehlikeli olduğunu görüyoruz :))) ) Diğer hikayeler ise, biraz önce dile getirdiğimiz gibi, danışan vakaları olarak gözümüze çarpıyor. İlk vakamızda şeytanla anlaşma yapan George ile tanışıyoruz. Kendisi pazarlamacı ve üç çocuk babası. Ancak ufak detayları kafaya takan olağanüstü titiz ve düzenliydi. Bir de güneşin battığı vakitlerde üzgün ve kederli oluyor. Bazı zamanlarda aklına gelen düşünceler yüzünden hayatı felç olmuştu. Bu düşüncelerden bir kaç tanesi "55 yaşında öleceksin, 45 yaşında öleceksin" tarzı düşüncelerdi. Psikolog Peck, George yardım edebilecek miydi, eğer ederse bunu nasıl başaracaktı? 2.Bölümde kötülüğün psikolojisine yolculuk yapıyoruz. 15 yaşındaki Bobby ve ailesinin hikayesi oldukça şaşırtıcı, ailesi Bobby'ye bir tüfek hediye etmişti. Evet bir tüfek.. Diyelim ki bunu normal karşıladık, peki Bobby'nin abisi bir tüfekle başına ateş ederek intihar etmişse bu durumu nasıl karşılarız? Ve Bobby bu durumu nasıl karşılamıştır? 3. bölümde Roger ve ailesiyle tanışıyoruz. Roger da on beş yaşlarında bir çocuktur. Varlıklı bir ailede sorunsuz bir hayat yaşıyor gibidir ancak evinden çok uzaktaki bir yatılı okulda okumak ister. O'nu bu isteğe sevk eden şey neydi? 4. bölümde Charlene ile tanışıyoruz. Charlene, psikolog Peck'in karşılaştığı en sorunlu danışanmış. Ve sanırım libidosu da en yüksek olan. Zira Charlene, sık sık Peck ile yatmak istiyor. Aslında terapiste aşık olan danışanlara sık sık rastlarız. Ancak çoğu danışan bunu gizler. Terapisti ile yemek yemek isteyen bir gece birlikte olmak isteyen danışanlar biraz daha cesur olup bunu dile getirebilir ancak yatmak isteyen, bunu dile getiren ve bunun olması için çok fazla emek harcayan danışanlara çok sık rastlanmaz. İşte Charlene bu şekilde davranacak kadar yanlış bilince sahip bir hastaydı. Bakalım O'nu bu şekilde davranmaya iten sebepler neydi ve tedavisi nasıl oldu... Son bölümde ise Tehlike ve Umut'u yaşıyoruz. Bu bölümde konuyla ilgili söylemek istediklerini, bir takım örnekleme ve araştırmalarla dile getiriyor Peck. İnsanı derinlemesine ve en yoğun biçimde incelemeyi dünya tarihinde başarmış ilk insan olarak Freud'a ve O'nun psikanalizine övgülerde bulunuyor. Ancak kötülük ve kötü alanları üzerine henüz psikoloji bilimi bir açıklama getiremedi. Yani, bu alanla ilgilenmedi. Birçok tanı ve tedavi şekli olmasına rağmen kötülük ile ilgili herhangi bir tanı olmaması, Peck'i haklı çıkarıyor. İncelemeyi, Sayfa 212'de yazan bir metinle tamamlamak istiyorum; "Sağlıklı ruh halini adalet, insanlık ve başka insanları anlama ve sevme kapasitesiyle ölçeriz. Barbarlık, çılgınlık ve yıkıcılıktan korunmak için bu dünyanın aklı başında insanlarına güveniriz. Şimdi anlıyoruz ki en tehlikeli olanlar, sağlıklı görünenler. Aklı başında olduğunu sandığımız insanlar tarafından yapılan füzelerin ateşleme düğmelerine en küçük bir tedirginlik duymadan basanlar, yine sağlıklı olduğunu düşündüğümüz insanlar." (yy)
Bir Hayat Formu: Kötülük: Kötülük İlkçağ’dan bu yana kendine yer bulmuş bir kavram olmuştur. Her yerde karşı karşıya gelebilecek, bizzat tecrübe edecek varlıklar yine insanların kendisidir. '' Kötülük hayatın karşısındadır. Yaşam gücüne karşı koyar. Kısacası öldürmekte ilgilidir.'' Peki kötülüğü gerçekten tanıyor muyuz? Yazarımız bu eserinde kötülüğü insanlar için tanımlamak ve varlığını sezmelerine yardımcı olmayı hedeflemiş. Kötülüğün çok geniş bir konu olması sebebiyle hiçbir zaman tam olarak tanısı olmayacağını söyler. Genellikle hoş manzaralara sebebiyet vermeyen bu kavramı hastalık olarak ele alabilir miyiz? Morgan Scott Peck, kötülüğü bir hastalık olarak tanımlanmadıkça anlaşılmasının ve iyileştirilmesinin mümkün olmayacağını düşünüyor. Kötülüğün en masum ve en sık rastlanan kurbanları çocuklardır. Peck kitabında buna Bobby ve Roger ailesi ile çocuk psikolojisi adına önemli vaka örnekleri ile değinmiştir. Burada kişilerdeki gözlemlenen sağlıksız durumun konu çocuklar olduğunda ailelerden kaynaklandığını gözler önüne tekrar seriyor. Hastalıklı bir hakimiyet gösteriyor ki asıl tedavi edilmesi gereken ailelerdir. Bunun sonucunda çocuk gelişimi boyunca kendisi hakkında olumsuz imaj geliştirir. Bana kalırsa kötülüğü kurbanlarından ziyade içlerinde barındıranlardan öğrenmemiz gerekiyor. Morgan Scott Peck kitabında vaka örnekleri ile bunu olabildiğince anlaşılır biçimde ortaya koymuştur. Okuması kolay, bittiğinde okuduğunuza asla pişman olmayacağınız bir kitap. ''Tuhaf bir şey. Hastalarım veya yakınlarım defalarca sordular: “Doktor Peck, dünyada neden kötülük var?” Ama kimse şunu sormadı: “Neden dünyada iyilik var?” Sanki dünyanın daha sonradan kötülük tarafından kirletilen aslında iyi bir yer olduğunu düşünüyor gibiyiz.'' (Eva)
Kötülük adına yazılmış bir kitap ancak, kötülüğü tanımlamak imkansız diyor yazar bir tanı koymakta imkansız bu yüzden bir tedavi şekli de yok. Belki kötülüğün üstesinden gelebilecek tek şeyin sevgi olabileceğini söylüyor fakat gerçekten de sevgi, bir seri katilin kurbanını öldürürken duyduğu zevkin ve hazzın üstesinden gelebilir mi? (Onur)
--reklam--
Kötülüğün Psikolojisi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Scott Peck - Kötülüğün Psikolojisi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kötülüğün Psikolojisi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Scott Peck Kimdir?
Morgan Scott Peck (d. 22 Mayıs 1936, New York City - ö. 25 Eylül 2005, Connecticut) ABD'li psikolog. Yazdığı kitaplar ve yaklaşımlarıyla tüm dünyada tanınmıştır.
1958 Harvard College'dan mezun oldu, M.D. derecesini Case Western Reserve University School of Medicine'den 1963'te aldı. İlk kitabı olan "The Road Less Traveled" (Türkiye'de de Az Seçilen Yol adıyla çok okunan bir kitap haline geldi) 1978 yılında yayımlandı. Kitap sadece Kuzey Amerika'da 6 milyonun üzerinde satıldı, dünyada ise 20 dile çevrildi. Başka kitaplarından bazılarıFurther Along the Road Less Traveled, People of the Lie: The Hope For Healing Human Evil, The Different Drum: Community Making and Peace adlı kitaplardır.
--reklam--
Scott Peck Kitapları - Eserleri
- Az Seçilen Yol
- Kötülüğün Psikolojisi
- Az Seçilen Yolun Ötesi
- Sevgi Dünyasına Giden Yol
--reklam--
Scott Peck Alıntıları - Sözleri
- “Çünkü doğruluk, gerçeğin ta kendisidir,” (Sevgi Dünyasına Giden Yol)
- Çocuklarınız sizin çocuklarınız değildirler, Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın çocuklarıdır. Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden değil Sizinle birlikte olsalar da size ait değiller. Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil. Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır. Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil. Çünkü ruhlar yarındadır, Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz. Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları Kendiniz gibi olmaya zorlamayın. Çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur. (Az Seçilen Yol)
- ''Yaşamın özü değişimdir.'' (Az Seçilen Yol)
- “Kendini değerli hissetmek , öz disiplinin denek taşıdır.” (Sevgi Dünyasına Giden Yol)
- “Yaşamımız boyunca sorumluluklarımızın neler olduğunu araştırmak zorundayız. Ancak bunu yaparken de acı çekmeyi göze almalıyız.” (Sevgi Dünyasına Giden Yol)
- Barbarlık, çılgınlık ve yıkıcılıktan korunmak için bu dünyanın aklı başında insanlarına güveniriz. Şimdi anlıyoruz ki en tehlikeli olanlar son derece sağlıklı görünenler. Aklı başında olduğunu sandığımız insanlar tarafından yapılan füzelerin ateşleme düğmelerine en küçük bir tedirginlik duymadan basanlar yine sağlıklı olduğunu sandığımız insanlar. (Kötülüğün Psikolojisi)
- “Yalan söylemek, acı çekmekten kaçmanın bir yoludur ve akıl hastalıklarının nedenleri arasında yer alır.” (Sevgi Dünyasına Giden Yol)
- Eğer tehlikeli olmalarına rağmen kötü insanların hasta ve acınacak insanlar olduklarını kavrayabilirsek onlara şefkatle yaklaşabilir ve böylece iyileştirebiliriz. (Kötülüğün Psikolojisi)
- “Ahlaki” yargılarımız olmadan “ahlaklı” yaşayamayız. (Kötülüğün Psikolojisi)
- (...) Hem erkeklerde hem kadınlarda zihinsel sağlığı karakterize eden şey, bizim krizlerden ne kadar iyi kaçınabileceğimiz ile değil, bir krizle ne kadar erken karşılaşabileceğimiz ve sonrakine girebileceğimiz -ve belki bir ömre ne kadar çok kriz sığdırabileceğimiz -ile ölçülür. (Az Seçilen Yolun Ötesi)
- Gerçek sevgi insanın benliğini genişletmesini içerdiğinden, muazzam miktarda enerjiyi gerektirir ve enerji stoğumuz sınırlıdır.Biz herkesi sevemeyiz. (Az Seçilen Yol)
- “Eğer çözümün bir parçasıysan, sorunun da bir parçası sayılırsın.” (Sevgi Dünyasına Giden Yol)
- Aslında, birçoğumuz, hayatın sadece bizim gösterimiz olan bir şeyden daha büyük olduğu gerçeğine asla uyum sağlayamayız. Bu uyum sağlayamama sürecinde, öğrenmeyi de başaramayız. Ama gerçek öğrenim ve gelişim için bizim bir zamanlar birinin dediği gibi, "hayatın, biz başka bir şeyler planlarken başımıza gelen şey" olduğu (Tanrı'ya şükürler olsun!) gerçeğini kabullenmemiz gerekir. (Az Seçilen Yolun Ötesi)
- İyi disiplin zaman gerektirir. Çocuklarımıza ayıracak zamanımız olmadığında ya da onlara zaman ayırmak istemiyorsak, onların bizim disiplinsel yardımımıza ihtiyaçlarının olduğunu fark edecek kadar onları yakından gözlemleyemeyiz. Onların disipline ihtiyaçları kafamıza dank edecek kadar büyük olduğunda bile, onları kendi haline bırakmak daha kolay olduğu için, “Bugün onunla baş edecek halim yok“ diyerek bu ihtiyacı yine göz ardı edebiliriz. (Az Seçilen Yol)
- insanın ölçüsü çektiği acıdır. (Kötülüğün Psikolojisi)
- kötülüğün özelliklerinden biri insanın kafasını karıştırmasıdır. (Kötülüğün Psikolojisi)
- "Kötülüğün öldürmekle ilgili olduğunu söylerken, sadece adi cinayetten bahsetmiyorum. Ruhu öldürmek de cinayettir." (Kötülüğün Psikolojisi)
- “Acı veren şeyler öğretir.” (Sevgi Dünyasına Giden Yol)
- Bizim kaybedemeyeceğimiz, kazanmaya mahkum olduğunuz haberinden daha iyi bir haber olabilir mi? Bir kez başımıza gelen her şeyin yolculuğumuzda bilmemiz gereken şeyleri bize öğretmek için tasarlanmış olduğunu idrak ettiğimizde, bizler garanti kazananlar oluruz. (Az Seçilen Yolun Ötesi)
- “Evet, sevgi her şeydir.” (Sevgi Dünyasına Giden Yol)
Yorumlar
0 yorum