Kitap Künyesi

Yazar: Zecharia Sitchin

Çevirmen: Yasemin Tokatlı

Orijinal Adı: Genesis Revisited

Yayın Evi: Ruh ve Madde Yayınları

İSBN: 9789758007752

Sayfa Sayısı: 360

--reklam--

Kozmik Tohum Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Modern Teknoloji mi?

Yoksa Eski Çağların Bilgisi Mi?

Uzay yolculuğu... Genetik mühendislik... Bilgisayar bilimi... Daha dün gibi yeni, şaşırtıcı gelişmeler. Ama yeni ve son derece ilginç kanıtlar, ultramodern ilerlemelerin, atalarımız tarafından binlerce yıl önce zaten bilindiğini gösteriyor... M. Ö. 3000 yıl kadar önce!

Dünya Tarihçesi dizisinin bu şaşırtıcı ek cildinde yazar Zecharia Sitchin, insanoğlunun en son bilimsel keşiflerinin ışığında kadim halkların öğretilerini yeniden ele alıyor ve gezegenimiz ve insan ırkı hakkındaki geleneksel inançlarımıza meydan okuyan, daha önce hiçbir yerde açıklanmamış, nefes kesen olguları birer birer gün ışığına çıkarıyor.

--reklam--

Kozmik Tohum Alıntıları - Sözleri

  • Gezegenlerin doğabilen ve ölebilen canlı varlıklar olarak görülmesi, uzun zaman boyunca ilkel paganizm diye bir kenarda bırakılmıştı. Ama gezegensel sistemle ilgili son yıllardaki keşifler, dünyalarla ilgili olarak "canlı" sözünün sık sık tekrarlandığını ortaya çıkarmıştır. Dünyanın bizzat canlı bir gezegen olduğu, 1970'lerde James E. Lovelock tarafından Gaia Hipotezi ile daha da güçlendirilmiştir. Bu, dünyayı ve onun üstünde evrimleşen yaşamı tek bir organizma olarak gören bir hipotezdir; Dünya, üstünde sadece hayat olan cansız bir küre değildir; kara kütleleri, okyanusları ve atmosferiyle, desteklediği ve desteklendiği flora ve faunasıyla bizzat canlı, tutarlı ve karmaşık bir bedendir. "Dünya'da yaşayan en büyük yaratık", diye yazar Lovelock, "Dünya'nın kendisidir."
  • "Kozmik çarpışmalar, Güneş Sisteminin güçlü heykeltıraşlarıdır."
  • Adem ilk tüp bebek miydi? Havva ilk organ nakli ameliyatından yararlanandı mı? Sodom ve Gomorra’yı yıkan nükleer fizyon mu? Bilgisayar çıktıları 5000 yıl önce var mıydı?
  • Uranüs niçin sanki başka bir gök cismiyle çarpışmış gi­bi bir yana yatmaktadır? Rüzgarlan niçin, Güneş Sisteminde nor­mal olanın tersi yönde eser? Güneş'ten uzak olan yüzündeki ısı ile Güneş'e dönük yüzündeki ısı niçin aynıdır? Ve Uranüs aylarının sıra dışı yüzey özelliklerine ve biçimlerine sebep olan nedir?
  • Adem ilk tüp bebek miydi? Havva ilk organ nak­li ameliyatından yararlanan kişi miydi? Sodom ve Gomorra'yı yıkan nükleer fizyon muy­du? Bilgisayar çıktıları 5000 yıl önce mevcut muydu? Bugün ancak derin uzay sondaları ile keşfedebil­diğimiz güneş sistemimizle ilgili bilgileri, kadim halklar ayrıntısıyla ve doğru olarak nasıl tarif edebilmişlerdi?
  • Temmuz 1984'te Amerikalı ve İsviçreli araştırmacılar, insanlarda, sineklerde, toprak solucanlarında, tavuklarda ve kurbağalarda ortak olan bir DNA dilimi keşfettiler; bu da Dünya üstündeki yaşamın tek bir genetik kökenden geldiğini desteklemektedir.
  • Toprağa dönünceye dek Ekmeğini alın teri dökerek Kazanacaksın. Çünkü topraksın, Topraktan yaratıldın.

--reklam--

Kozmik Tohum İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Zecharia Sitchin. 10 kitaplık dünya tarihi serisiyle herkesi şaşırtmıştı, araştırma ve incelemeleriyle de şaşırtmaya devam ediyor bizleri. Toplam 13 bölümden ayrılan bu yazılar da 12. Gezegen kitabı kadar etkileyeci. Hatta o kitaptan o kadar bahsediliyor ki, iyi ki önce o kitabı okumuşum diye de düşündüm. Şöyle bir bölümlere ve neler içerdiğine de hafiften bakalım istiyorum. Ayrıca şunu da belirteyim ki okurken aşırı derecede yorulacaksınız, kolay bir okuma olmayacak hepimiz için de. 1.Bölüm: Göklerdeki Ordu, Sümerler üzerine de sık sık dokunan kitabın ilk bölümde özellikle tabletlerinde keşfettikleri Uranüs ve bunu nasıl tanımlayıp anlattıklarına değiniyor. Dünyanın bir bilinmeyenin keşfi yerine bilinen yeniden keşfini nasıl yaotığını açıklıyor MÖ. 4000 ve MS. 1980li yılları karşılaştırarak aradaki 6000 yılın ne kadar manidar olduğunu anlatıyor. 2.Bölüm: Dış Uzaydan Geldi, bölümünde az evvel bahsettiğimiz 12. Gezegen olaya dahil oluyor. Modern gökbilimi ve keşiflerin aslında binlerce yıllık hikayeyi nasıl desteklediğini anlatıyor. Yörüngemizin tamamlanmasının 3600 yıl sürdüğünden; Güneş, Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüton ve Dünya ile Ay üzerinden bunların hepsini son şekline sokan Nibiru/Marduk gezegeninden oluşan güneş sistemini açıklıyor. Bunun dışında Neptün’ün keşfiyle devre dışı kalan Bode Kanunu’da değiniyoruz. 3.Bölüm: Başlangıçta, bizleri 17. yüzyıla götürüyor Tekvin kitabının açılış dizelerinden hesaplayarak dünyanın yaratıldığı kesin günün MÖ. 4004 olarak hesaplandığını ve Kitabı Mukaddes’in bile halen bu hesabı yapan Ussher’in kronolojisini taşıdığını; yaratılış metinlerini bir araya getirip 1876’da yayımlayan George Smith’in çalışmalarını, Babil lehçesinde yazılan Akadça Yaratılış Hikayesi mevcudiyetinin saptanmasını ve 1902-1914 arası yapılan kazılarla yaratılış destanının Asurca yazılmış tabletlerinin bulunuşunu anlatıyor. Bu da aslında Sümerlerin yaklaşık 6000 yıl önce bildiği şeyleri modern bilimin 200 yıl kadar geçmişe dönük biçimde açığa çıkarmasını ortaya koyuyor. 4.Bölüm: Yaratılışın Habercileri, oldukça önemli bir bölümdür. 1720lere, Edmud Halley’e götürür bizleri. Yani Halley Kuyruklu Yıldızının peşine. Periyodik olarak saptanması, 1531 ve 1607’de de gözlemlenmesine, 75-76 yılda bir kez gözlemlenmesine, ayrıca her çıktığında bir felaket yaşanmasına ve bunu milattan önceki tarihlere kadar götürülmesine de hayran kaldım. 5.Bölüm: Gaia - Oyulmuş Gezegen, dünyamıza ve oluşumuna değinen bir bölüm. Tektonik plakalar, sular ve karalar üçgeninde gelip gittiğimiz bu metinde oldukça ilgi çekici. 6.Bölüm: Yaratılışın Tanığı, Apollo astronotları tarafından Ay yüzeyinden getirilen taşlardan birinin 4.1 milyar yaşında olduğunun ortaya çıkması ve buna Yaratılış Taşı adı verilmesiyle başlayan, Ay’ın durumunun incelenmesine ön ayak olan, nasıl oluştuğunu inceleyen hatta bir düşünceyle ve etkili bir düşünceyle de dünyanın dönüş hızına bağlı olarak bir çarpma sonucu yahut hızlı dönüş neticesinde dünyadan kopan bir parçanın mı buna neden olduğunu inceliyoruz. 7.Bölüm: Yaşam Tohumu, insanoğlunun bilgiyi arama çalışmaları, karşısına çıkan en büyük gizem olan “YAŞAM” üzerine üretilen teoriler, dünyanın evrimi ve buna dair yapılan çalışmaların herkesin malumu olduğunu ancak hiçbirinin de dünyadaki yaşamın nasıl başladığı, sorusuna cevap veremediğini anlatır. Yalnız mıyız, sorusunun da ötesinde daha temel bir soru vardır aslında. Güneş sisteminde yahut galakside de gerçekten tek miyiz? Açıkçası tek olduğumuza inanmıyorum. Bana öyle geliyor ki yakında Marsta falan hayat da bulurlar. Biz hala 2. el araç kavgası yaparken hem de!!! Bunun dışında Tekvin’de yaratılış konusuna da değiniyor. 8.Bölüm: Ademoğlu - Yaratılan Köle, bölümünde daha çok modern mikrobiyolojinin geldiği noktalar; üreme, gen aktarımı, dna ve rna üzerinden ilerleyen bir bölüm görmekteyiz. 9.Bölüm: Havva Denilen Ana, oldukça ilginç bir bölümdür. İlk kadın Havva, cennetteki hikayeleri, kadınların nasıl ortaya çıktığı, yapılan incelemelerde kadınların tarihi geçmişlerinin nereye kadar götürüldüğü konu ediliyor aslında bu da oldukça ilgi çekici bir konudur. 10.Bölüm: Bilgelik Göklerden İndirildiğinde, adından da anlaşılacağı üzere, insanoğlıu ilk bilgileri nereden edindi, sorusuna cevap arıyoruz. Misal beraber yaşama, hayvan evcilleştirme, konuşmayı nasıl öğrendiğimiz ve yazıya nasıl geçtiğimiz gibi muammaları konuşuyoruz ki çok ilgimi çekti bu. Şu an nasıl konuşup yazacağını bilmeyen, dilimizi katleden bir yığın insan olduğunu gözlemliyoruz. 11.Bölüm: Marsta Bir Uzay Üssü, Benim de inandığım bu görüşe göre Mars'ın yaşanabilir olduğuna karar verildiği, geçmişte de yaşanabilir bir gezegen olduğu, üzerindeki şekiller ve yapılan incelemelerle çekilen yüzey resimlerinin de bunu desteklediği anlatılıyor. Ayrıca yapay bir Mars ortamı oluşturulduğu, bu ortamda hayvanların birkaç saat yaşarken bitkilerin uyum sağladığının görülmesi beni etkiledi. Ancak ne hayvanlar ne de bitkiler üreyemediler. Hoş, üreselerdi şimdi de cennetten arsa yerine Mars'tan arsa satışı yapılırdı. 12.Bölüm: Phobos, oldukça ilgi çekici bir bölümdür. Phobos adlı 2 uzay aracının uzayda kaybolmasının gerçek bir kayıp mı yoksa yok edildiklerine kanıt mı olduğu tartışmasından ufolara, Mars'tan gezegenimize, aranılan bir hayat belirtisi ve bulunursa illa savaş mı olacak gibi konulara bilimsel açıklık getirilmeye çalışılıyor. Ben uzun zamandır evrende yalnız olmadığımıza inanıyor ama bunu kanıtlayamıyorum. Hiçbir şey yok ama kesin bir şey var, durumu. Tanıdık geldi mi?  13.Bölüm: Olacakları Gizlice Beklerken, kitabımızın son ve en uzun bölümlerinden biridir. Yalnızlık ve yalnız olmadığımız vurgusuyla başlıyoruz. Uzaylılar varsa ve çok gelişmişlerse neden iletişime geçmedik sorusu gündeme oturuyor ki haklı bir soru aslında ama. Madem bu kadar gelişmiş bir formdan bahsediyoruz, sürekli ölüm, savaş, istila düşünen bir toplumla belki ileri bir gelişmişlik seviyesi ve savaşın değil barışın huzurunu tatmış bir form iletişime geçmek istemiyordur. Kendi aramızda bile bahsedecek olursak kim savaş olsun, sevdikleri kaybolsun ister ki? Hepimiz yakınlarımızı, sevdiklerimizi kaybettik. Kim bunun acısını yaşamak ister ki sürekli. Hepsi bir yana kaçınız rahatını bırakıp savaş bölgesine gidip orada yaşamayı göze alabilir. Gerçekleri konuşalım arkadaşlar, savaş iğrençtir barışsa bunun tam tersi. Huzurdur huzur. Hele bizim milletimizin oldukça fazla huzura ihtiyacı var. Böylelikle kitabımız son buluyor arkadaşlar. Gerçekten çok büyük bir emek ve araştırma var. Hayran kalmamak yahut görmezden gelmek mümkün değil. Böylelikle güzel bir araştırma eserini daha geride bıraktık. Keyifli okumalar, mutlu geceler dilerim.. (Sadık Kocak)

Sitchin, her kitabında biraz daha ikna ediyor beni. 12. Gezegen’de okuduklarım kafamda bir acabalar, neden olmasınlar serisi oluşturmuştu. Bu kitap o acabaların mantığa ne kadar yatkın olduklarını gösterdi. Yazar, önermelerinin doğruluğunu iddia etmek amacıyla bolca kanıt gösteriyor, ki bu da bazen kitabın dilini -bilimsel terim yoğunluğu dolayısıyla- yorucu hale getirebiliyor, ancak önermeleri çok daha inandırıcı kıldığı da bir gerçek. Kadim bilgiler ile Tekvin’deki, Kitabı Mukaddes’teki birçok kesişim din adamlarınca havada kalan açıklamaların bu şekilde yorumlanınca aslında akla yatkın şeyler olduğunu, biraz daha keskin bir dille ifade edersek, esasında bilimsel birçok şeyin din yorumlarıyla içinin boşaltılıp inandırıcılığını kaybettiğini gösteriyor. Yani konuyu akla, bilimsel verilere ve tarihin bize bıraktıklarına dayandırdığımız zaman aslında her şey yerli yerinde hissi uyanıyor. Şu ahir ömrümde Planet X’in varlığının açıklanması gibi bir duruma tanıklık edersem, oturur Anunnakileri beklerim artık. Biz 90 nesli olarak tarihe fazlaca tanıklık ettik, bunu da hak ediyoruz bence. (Gizem)

ÖZELLİKLE İLGİ ALANINIZA GİRMİYORSA YORABİLİR!: Kitap fena değil. Rahatsız edici kısmı, her bulgu Tekvin’den kontrol ediliyor, ardından Sümer tabletleri geliyor. Sanki başka hiç bir yerde doğrulanamaz gibi gerçekleşen anlatım ise bilginin doğruluğu mu yoksa Sitchin’in kendini tatmin ve doğrulama talebi mi diye sizi ikilemde bırakabiliyor. Bir de ilk 162 sayfa anlatımı da sadece kafa karışıklığı. Adeta bunlara dayanabileler okusun haline dönüşüyor. Sonlarda ise bağlantılar net kuruluyor ve anlatılmak istenen ne ise oraya odaklanabiliyor. Tabii ki gene Sümer tabletleri ve Tekvin eşliğinde. Evet ilginç. Okunma nedeni ise bu alanda yer alan (ve bu derece çığır açıcı bilgilerle donatılmış) kaynak kıtlığı. (Arda)

--reklam--

Kozmik Tohum PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Zecharia Sitchin - Kozmik Tohum kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kozmik Tohum PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Zecharia Sitchin Kimdir?

On kitaplık "Dünya Tarihçesi" adlı kitap serisiyle tanınmış, Yahudi asıllı gazeteci ve amatör sümerologdur. Çivi yazısı dışında hiç bilinmeyen "ölü diller" konusunda da çalışmaları vardır.

Londra Üniversitesi'nden ekonomi diploması aldı ve 1952'de New York'a taşınmadan önce İsrail'de editör ve gazeteciydi. Bir gemicilik şirketinde yönetici olarak çalışırken, kendi kendine Sümer çivi yazısını öğrendi. Immanuel Velikovsky ve Erich von Däniken gibi yazarlara benzer şekilde Sitchin, dünya dışı olayların eski insanlık tarihinde önemli bir rol oynadığı varsayılan hipotezleri savundu.

Sitchin pre-astronotiğin tanınmış bir temsilcisidir. Kitaplarında, hıristiyanlık öncesi antik sümer çivi yazılı metinlerin çevirisine dayanan teorisinde, tarih öncesi çağlardaki varsayımsal bir onikinci gezegen olan Nibiru tarafından Anunnaki adındaki uzaylılar kendi gezegenlerindeki (Niburu) atmosfer zararını onarabilmek için dünyamıza gelip çalıştırmak için ilkel işçi olarak olarak insanı yaratmıştı. Çevirdiği tabletlerden yola çıkarak Nibiru gezegeninin güneşin etrafında 3.600 yıllık eliptik bir yörüngede olduğunu iddia etti.

Sitchin'in kitapları dünya çapında milyonlarca kopya satmış ve 25'ten fazla dile çevrilmiştir.

Eserleri

12. Gezegen (1976)

Gökyüzüne Merdiven (1982)

Tanrıların ve İnsanların Savaşları (1985)

Kayıp Diyarlar (1990)

Zaman Başlarken (1993)

İlahi Karşılaşmalar (1995)

Kozmik Tohum (1998)

Enki'nin Kayıp Kitabı (13 Tablet yoktur. Bu kitap, önsözünde de yazdığı gibi bir Derleme Roman'dır) (2002)

Dünya Tarihçesi Seferleri (2004)

Kozmik Şifre (2005)

Ölmeyi Reddeden Kral (2014)

--reklam--

Zecharia Sitchin Kitapları - Eserleri

  • 12. Gezegen
  • Enki' nin Kayıp Kitabı
  • Kozmik Tohum
  • Ölmeyi Reddeden Kral
  • Gökyüzüne Merdiven
  • Kozmik Şifre
  • İlahi Karşılaşmalar
  • Dünya Tarihçesi
  • Tanrıların ve İnsanların Savaşları
  • Kayıp Diyarlar
  • Zaman Başlarken
  • The End of Days

--reklam--

Zecharia Sitchin Alıntıları - Sözleri

  • Modern astronomlar bir gezegenin birden çok uydusu olması ihtimalinden Galileo 1609'da bir te­leskop yardımıyla Jüpiteı'in en büyük dört ayını keşfedene dek habersizdiler ama Sümerler binlerce yıl öncesinde bu fenomen­den haberdardılar. (Zaman Başlarken)
  •  Öyleyse, modern insanın, nasıl olmuş da, ataları daha ileri evrimsel gelişmeyi takip ederek 2.000.000 veya 3.000.000 yıl sonra değil de 300.000 yıl kadar önce ortaya çıkmıştır? Dünya'ya başka bir yerden mi getirildik yoksa Eski Ahit'in ve diğer kadim kaynakların iddia ettiği gibi tanrılar tarafından mı yaratıldık? (12. Gezegen)
  • İki kerubisiyle birlikte Ahit Sandığının, Perdenin, Üzerinde Ekmek Sunulan Masa ve ilgili alet edevatın, ardından Kandilli­ğin yapılması için gereken ayrıntılı mimari ölçüler ve talimatlar verildi; ve bu talimatların sıralanışı ancak şu nasihat için -"Her şeyi sana dağda gösterilen öm t ğ e (tavnit) göre yapmaya dikkat et." - kesintiye uğrar ve sonra bu ayrıntılı mimari talimatlar Mı­sır ' dan Çıkış Kitabındaki ek iki bölüm boyunca devam eder.De­r n ek ki Musa'ya yapılacak her şeyin modellerinin -muhtemelen küçük ölçekli modellerinin-gösterilmiş olduğu açıktır.Kitabı Mukaddes'te Sina'daki konuta ve Kudüs'teki tapınağına ve bunlarla ilgili diğer tüm araç gerece ilişkin mimari talimatlar öy­le ayrıntılıdır ki moder n bilgin l er ve ressamlar bunları betimle­mekte hiç zorlanmadılar (İlahi Karşılaşmalar)
  • Kısmet miydi yoksa kader mi? Kararı gelecekte verile çünkü günlerin sonunda bir Yargılanma Günü olacaktır. O gün Dünya sarsılacak ve nehirler yatak değiştirecek; öğle vakti karanlık çökecek, geceyse göklerde bir ateş olacak; geri dönen göksel tanrının günü olacak o gün. Ve ister tanrılardan ister insanlardan olsun kimin hatatta kalıp kimin yok olacagı; mukadder olan şey bir devrenın içinde tekrarlanacaktır ve kısmet olan şey ve de yalnızca kalbin niyetının iyiye mi kötüye mi yol açtıgı yargılanacaktır. (Enki' nin Kayıp Kitabı)
  • Arkeologların kazmaları yalnızca Şinar/Sümer'in varlığını doğrulamakta kalmadı. Bulgular ayrıca Mezopotamya'dan ka­lan kadim metinlerin kutsal kitaptaki Yaratılış ve Tufan hikayelerine koşut olduğunu da ortaya çıkarttı. 1876'da British Museum görevlisi George Smith (Asur başkenti) Nineve'deki kraliyet kütüphanesinde bulunan kırık tabletleri biraraya getirip The Chaldean Genesis (Yaratılışın Kalde Yorumu) adlı kitabı yayınladı ve kutsal kitaptaki Yaratılış hikayesinin ilk kez Mezopotamya'da, binlerce yıl önce yazıya geçirildiğini kuşkuya yer bırakmayacak şekilde gösterdi. (İlahi Karşılaşmalar)
  • Size de tanıdık geliyor mu? Enki'nin oğlu Enkidu'ya öğretisi: "'Tanrılar insanları kanatlan altına aldıklarında bile, mücadele edip kazanmalarına ya da teslim olup yenilmelerine yetecek kadar engel bırakırlar. Tanrılar, kendi kendilerine yardım edenlere yardım ederler." (Ölmeyi Reddeden Kral)
  • Mezopotamya yazıtından birinde şöyle özetleniyor: "Güzel görünen her neyse, tanrıların lütfuyla yaptık." (12. Gezegen)
  • Pragmatik bilginler için kabul edilemez olsa da mitoloji, ar­keoloji ve semboloji bizi şu kaçınılmaz sonuca götürmektedir: Orta Amerika'nın tamamı olmasa bile Orta Meksika Yılan Tan­rıların Diyarı idi, yani kadim Mısırın tanrılarının diyarı. (Kayıp Diyarlar)
  • Aden kelimesinin (Asur, Ba­bil ve İbran dillerinin anası olan) Akkad dilindeki Edinnu aracı­lığıyla Sümer dilindeki E.DİN'den geldiği konusunda hiç kim­senin kuşkusu yoktur artık. (İlahi Karşılaşmalar)
  • Bak sen şu işe. (Gökyüzüne Merdiven)
  • Sahici olamaz çünkü sahici olursa, sahici olamayacak bir şeyi sahicileştirirdi… (Dünya Tarihçesi)
  • And Dağları yerlilerinin (İnkalar) bir Üstün Tanrıya inandıklarını ve efsanelerinin bir Tufan içerdiğini fark eden İspanyol rahiplerin merakı arttı. Ardından bu yöresel hikayelerin pek çok ayrıntısı­nın garip bir biçimde Eski Ahit' teki Yaratılış bölümünün hikaye­lerine benzer oldukları ortaya çıktı. Dolayısıyla "Kızılderilile­rin" ve onların inançlarının kökeni ile ilgili ilk teoriler arasında Kitabı Mukaddes'te geçen ülke ve halklarla ilişkili olan teorinin başı çekmesi kaçınılmazdı. (Kayıp Diyarlar)
  • Okuyucularımla birlikte Jalapa Müzesine ilk kez Nisan 1995'teki Dünya Tarihçesi Keşif seferinde gittik. Bu oyuncak fi­lin önemi derhal belli oldu: Orta Amerika'da fil yoktu, işin aslı Yeni Dünya'nın hiçbir yanında fil yoktu. Öyleyse, çocuğuna oyuncak fil yapacak olan biri (bu örnekte, Olmekler) daha önce bir yerlerde fil görmüş olmalıydı. Oyuncağı yapan kişi filleri ya Afrika'da ya da Asya'da görmüş olabilirdi; Olmeklerin ırklarını belli eden simalarına bakılacak olursa o yer Afrika olmalıydı. (Dünya Tarihçesi)
  •  Musa, çölde Rab Tanrı için bir "Mesken" yaptığında, bunu Rab tarafından sağlanan çok detaylı talimatlara göre yapmıştı. Kral Süleyman Kudüs'teki ilk Tapınağı, Rab ona "bilgelik verdikten" sonra kurmuştu. Peygamber Hezekiel'e "tanrısal bir vizyonda", "görünüşü tunç görünüşü gibi ve elinde keten bir ip ve bir ölçü kamışı olan bir adam" tarafından ikinci tapınak için çok detaylı plânlar gösterildi. Ur'un yöneticisi Ur-Nammu ise bin yıl kadar önce tanrısının ona kendisi için bir tapınak inşa etme emrini ve eline bir ölçü kamışı ve ip yumağı tutuşturarak ilgili talimatları nasıl verdiğini anlatmıştı. (Şekil 9) (12. Gezegen)
  • Kahinler, kehanetler... acaba Göklerin sözleri mi, yoksa insanların mı? (Ölmeyi Reddeden Kral)
  • Göksel Zaman, Yeryüzündeki bizlere göre, geriye akmaktadır. Dolayısıyla zodyak kuşağı açısından Geçmiş Gelecektir. (Zaman Başlarken)
  • Duyduklarına inanamayan önderlere Enki bir sır açıklar: Abzu'da, Anunnakileri andıran bir yaratık serbestçe dolaşmaktadır, Onun yaşam özü Anunnakilerin yaşam özüyle çoğaltılarak Zeki bir İlkel İşçi olması için niteliği artırılabilir. Enlil, Yaratmak Her Şeyi Başlatan Baba'ya mahsustur, diye bağırır Ninmah, Suretimizi zaten mevcut bir yaratığa vereceğiz, diye savunur Hayatta kalabilmek için altına fena halde ihtiyacı olan önderler "evet" derler Enki, Ninmah ve Enki'nin oğlu Ningişzidda deneylere başlarlar Pek çok başarısızlıktan sonra kusursuz model Adamu elde edilir Ninmah zafer çığlığı atar: Ellerim yarattı onu! Bu başarısından dolayı Ninti ("Yaşam Hanımı") unvanını alır Enki'nin eşi Ninki dişi Dünyalının, Ti-Amat'ın biçimlendirilmesine yardım eder Melez olan Dünyalılar çiftleşmekte ama üreyememektedirler Ningişzidda onların Yaşam Ağacına iki önemli dal daha ekler Onaylanmamış işler yapıldığını keşfeden Enlil, Dünyalıları kovar hiç böyle bir yaratık görülmedi şimdiye dek, dedi Enlil, inanmamıştı. (Enki' nin Kayıp Kitabı)
  • Ansızın ateşten bir araba göründü… İlyas kasırgayla göklere alındı. (Dünya Tarihçesi)
  • Böylece (Sümer tabletlerinde geçen) tüm gezegenleri, modern astronomların daha yeni keşfettiği (Burgsch, kendi dönemindeki herkes gibi, Plüton’un varlığından habersizdi) dış gezegenler de dâhil olmak üzere, doğru sırada yer almaktadırlar. (Gökyüzüne Merdiven)
  • Güzel görünen her neyse, tanrıların lütfuyla yaptık. (12. Gezegen)