Kitap Künyesi

Yazar: Üstün Dökmen

Yayın Evi: Remzi Kitabevi

İSBN: 9789751413314

Sayfa Sayısı: 248

Küçük Şeyler 4 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Prof. Dr. Üstün Dökmen, "Küçük Şeyler" dizisinin yeni kitabı 

Eşitler Evi'nde şu konuları irdeliyor:

- Ailede ve işyerlerinde esaret

- Kölelikten kulluğa, kulluktan kurtuluşa

- Esirler evinden eşitler evine

- Çağdaş kölelik: Kredi kartı köleliği

- Geçmişlerine bağımlı çiftler

- Erkeğe abartılı değer vermenin, ona ve topluma zararları

- Cinsel taciz ve ensest

- Bastırılmış korkular

- Erkeğin kadına yönelik öfkesi

- Kadının kadına baskısı

(Tanıtım Bülteninden)

Küçük Şeyler 4 Alıntıları - Sözleri

  • "Onurunuzu, siz vermedikçe kimse elinizden alamaz." Gandhi
  • Rahatlık esareti de yanında taşıyor.
  • “Yaptığınız güzel şeyler, geçmişlerinizin canına değsin; yetmez, bugününüzde eliniz eşinizin eline, canınız canına değsin.”
  • “Birinden biraz daha güçlü olduğunuz için ona istediğiniz her şeyi ama her şeyi yapabilirisiniz, kendinizi güvenceye al­mak için onun bir taraflarını kesebilirsiniz mesela. Böylece daha güçlü olabilirsiniz sonuçta ama insan olamazsınız. Başkalarına zulmettikten sonra ölen bir güçlünün cenazesine başka güçlüler mutlaka gelir ama o cenazede 'insanları' bula­mazsınız.”
  • Kadının tek başına olması, kendi ayakları üzerinde durması niçin mümkün değil? Kadın mı zayıf, yoksa toplum içinde tek başına yaşayan bir kadın görünce erkeklerin iradesi mi zayıflıyor?
  • Dil, önemlidir, bazen biz istemesek de içimizdeki niyeti bildirir.
  • Insanlar birbirlerinin duygularına saygılı olmalıdır; birbirlerinin düşüncelerini ve davranışlarına itiraz edebilirler ama duygularını itiraz etmemelidirler.
  • Gerçek kölelik , köleliği kanıksamakdır. Köleliği içine sindiremeyen, gerçek köle değildir.
  • Kültürümüz, gelinlere omuz veren babaların, kadınların ayağına halhal takan kocaların kültürüdür. Bir kazaya belaya uğradıklarında kızlarımızı, kadınlarımızı vurmak değil alıp bağrımıza basmak yaraşır bize
  • Köpek kurda, “Kurt arkadaş, aç karnına dağda bayırda niçin dolaşıyorsun, bak sahibim beni ne güzel besliyor, mutlu bir hayatım var” der. Kurt ise köpeğe, “İyi de, boynundaki bu tasma neyin nesi?” diye karşılık verir.
  • Geçmişten ve gelecekten kopuk şekilde anı yaşamak anlamlı bir yaşam tarzı değildir.
  • "Bazı anababalar çocuklarını bugün için bir ekonomik me­ta, bazıları ise geleceğe bir yatırım olarak görüyor. İkinci grup, çocuğunu duygusal açıdan bağımlı kılarak, 'Yaşlılığımızda bi­ze bakar, aman iyi yetiştirelim,' düşüncesini taşıyor. Çocuğu bu şekilde geleceğe yatırım olarak görmek de, onu bir tür me­ta konumuna indiriyor. Bu yüzden bu tavır, en azından bir duygusal istismar, bir tür kullaştırma sayılabilir.
  • Gayrimüslim tebaa ülke içinde yer değiştirebilir ya da yurt dışına gidebilirler. Bir rivayete göre Mimar Sinan İstanbul'un su sorununu çözmek istediğinde Sadrazam Rüstem Paşa "İstanbul susuz bir şehir olarak bilinir, şimdi suyunun bol olduğu duyulursa göçün önüne alamayız." diye karşılık vermiştir Görünüşe göre Osmanlı'da, tüm ülke padişahın mülkü, halk ve askeri kulu sayılırdı ve galiba özellikle devşirmeler padişahın kölesi ve kuluyudu.
  • “ Belki birçoğumuza ara ara piyango çıkıyor da fark etmiyoruz. Yaşantılarımız içinde kendi oluşturduğumuz piyangoları fark etmek bizi kölelikten kurtarır. Kendi piyangolarımızı oluşturmak bizi özgür kılar. “
  • “ Erkek kadından farklı olabilir. Ancak erkeğe ait özellikleri üstünlük, kadına ait olanları gerilik kabul etmek bir ön yargıdır. Orta parmağınızın işaret parmağınızdan uzun olması, onun ötekinden daha değerli olduğu anlamına gelmez. “

Küçük Şeyler 4 İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Biz köle miyiz? Kollarımızda zincirler var mı? Yüreklerimizde ,zihinlerimizde zincirler var mı? Galiba var.Çünkü bizler çağdaş köleleriz. Evlerimizde ,işyerlerimizde,marketlerde sloganlarla,kredi kartlarıyla ,taksitlerle yönetilen, yönlendirilen köleleriz. Kölelikten kurtuluşa nasıl geçebiliriz? Yaşantılarımızı esirler evinden eşitler evine nasıl çevirebiliriz ? İşte kitapta irdelenen konular bunlar.Bana çok faydası dokundu ,ufkumu açtı ;herkese tavsiye ederim.Başucu niteliğinde bir kitap. (Ezgii)

Bu yazarımız Doğan Cüceloğlu yazarımızın öğrencisidir buna rağmen ikiside çok başarılı ve güzel yazarlar.İkiside birbirlerine bir şey katmışlar bence... Eşitliğe çok düşkün olmam bu kitaba itti beni bu kitapta eşitliğin ne kadar geniş kapsamlı olduğunu öğrendim çok şey kattı bana . HERKESİN OKUMASINI TAVSİYE EDİYORUM... (C.Asya)

Bu kitap Üstün Dökmen’e olan sevgimde ve saygımda azalma olmasına neden oldu. Küçük Şeyler serisi gitgide kalitesizleşiyor, bir kitap tutunca zorlama olarak devamını yazmak sana hiç yakışmamamış Sayın Dökmen Hocam! Hani herkes yapar bunu ama sen nasıl yaptın? Kısacık anlatılacak bir konudan kitap çıkarmak için neden bu kadar uğraştın? Bu konudan bir kitap değil sadece kitabın bir bölümü çıkabilirdi. Okuyucuya saygın olmasa kendine olmalıydı çünkü seni öyle tanıyoruz! Bu serinin en güzel kitabı birden dörde doğru sıralanıyor, yani en kötü kitabı buydu maalesef. Serinin ilk iki kitabını okusanız yeterli, hadi üçüncü kitap da neyse ama lütfen bu zorlama yazılmış, devamlı tekrarlardan oluşan kitabı almayın. Köleliğin tarihini okumak isterseniz adamakıllı bir tarih kitabı okuyun. (Kahveli Kitap)

Kitabın Yazarı Üstün Dökmen Kimdir?

Üstün Dökmen, (d. 1954, İstanbul). Türk akademisyen, psikolog, yazar ve televizyon programcısı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde profesördür.

1971 yılında Ankara'da Cumhuriyet Lisesi'ni, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümü'nü bitirdi. 1986 yılında doktorasını Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında bitirdi. 1988'de doçentlik, 1995'de profesörlük derecesini aldı.

Sosyal bilimlere ilgi duyuyordu, ancak öncelikle Hacettepe Üniversitesi Fizik Bölümü'ne kaydoldu. Üçüncü sınıfa gelince fiziğin kişiliğine uygun olmadığını fark etti. Yeniden üniversite sınavlarına girerek Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne geçti. Bu bölümden mezun oldu ve aynı bölümde Uygulamalı Psikoloji (Klinik Psikoloji) alanında master yaptı. Psikolojik danışma ve rehberlik alanında 1986 yılında doktora, 1988 yılında doçentlik, 1995’te ise profesörlük derecesi aldı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde öğretim üyesidir.

TRT'de Küçük Şeyler adlı bir programı hazırlıyor ve sunuyordu.

Dökmen’in çeşitli bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerinin yanı sıra dört bilimsel, bir de şiir kitabı vardır. Bu kitaplar sırasıyla; “Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi: Kuruluşu, Gelişmesi, Çalışmaları” , “Okuma Becerisi İlgisi ve Alışkanlığı Üzerine Psiko-Sosyal Bir Araştırma” , “İletişim Çatışmaları ve Empati” , “Sosyometri ve Psikodrama” adlarını taşımaktadır. Şiir kitabının adı “Selam” dır. Meslektaşı Doç. Dr. Zehra Yaşın Dökmen’le evlidir; iki kızı bulunmaktadır.

Üstün Dökmen Kitapları - Eserleri

  • Küçük Şeyler 1
  • Küçük Şeyler 2
  • Ladesçi
  • Sanatta ve Günlük Yaşamda İletişim Çatışmaları ve Empati
  • Kelebekler ve İnsanlar
  • Küçük Şeyler 3

  • Küçük Şeyler 4
  • Varolmak, Gelişmek, Uzlaşmak
  • Miyase'nin Kuzuları
  • Mektup
  • Direksiyon
  • Çocuklara ve Büyüklere Masallar
  • Kuzular Vadisi

  • Ay Kapanı
  • Menderes Irmağın Gölgesi
  • Yorgun Heykel
  • Metrestepe
  • Komşu Köyün Delisi
  • Deriden Kültüre
  • Sağdıç - Cümlemiz Bir Cümleyiz

  • Komşu Köyün Delisi - Nokta Nokta Hanım'ın Hayatı
  • Anne - Babayı İstismar
  • Uzaktaki Köyden Biri
  • Sosyometri ve Psikodrama
  • Selam
  • Mevsimler
  • Oyuncak Şehir

  • Otoyolda Piknik, Padişah-ı Hali Osman, Uluğ Bey
  • Küçük Gezginler
  • Mimari
  • Ankara Destanı
  • Çocuk ve Gençlik Oyunları
  • Piknikte...
  • Depremzadeler Mahallesi - Pusulamı Ayarlar Mısınız?

  • Nokta Nokta Hanımın Hayatı
  • Yağmurda Yangın
  • Bir Yumurtanın Tarihçesi veya Bir Yumurta Pişirme Tarifi
  • Okuma Becerisi, İlgisi ve Alışkanlığı Üzerine Psiko-Sosyal Bir Araştırma

Üstün Dökmen Alıntıları - Sözleri

  • "Çocuğa sınır koymak onu sevmemek anlamına gelmez." (Anne - Babayı İstismar)
  • Çatışmak, kavga etmek, kısa vadede kârlı olabilir; ancak uzun vadede taraflara ve ilişkiye zarar verir. (Varolmak, Gelişmek, Uzlaşmak)
  • Oysa canı olan her canlının canı yanar canına kastedildiğinde... (Miyase'nin Kuzuları)
  • Geç fark etti insanoğlu, sönmüş bir güneşin üzerinde oturduğunu. (Yağmurda Yangın)
  • İletişimde mimiklere dikkat etmek, bazı canlı türlerinde, özellikle insanlarda ilginç özellikler ortaya çıkarıyor. Örneğin, yapılan araştırmalar genelde kadınlarda empatik becerinin erkeklere oranla daha yüksek olduğunu gösteriyor. (Küçük Şeyler 1)
  • İnsanların yüzlerinin ve gözlerinin rengi başka başka da olsa gözyaşlarının rengi hep aynıdır. (Küçük Şeyler 3)

  • Yol yorar seni ama belki bir gün hedefe ulaşırsın. (Ladesçi)
  • "Bazı anababalar çocuklarını bugün için bir ekonomik me­ta, bazıları ise geleceğe bir yatırım olarak görüyor. İkinci grup, çocuğunu duygusal açıdan bağımlı kılarak, 'Yaşlılığımızda bi­ze bakar, aman iyi yetiştirelim,' düşüncesini taşıyor. Çocuğu bu şekilde geleceğe yatırım olarak görmek de, onu bir tür me­ta konumuna indiriyor. Bu yüzden bu tavır, en azından bir duygusal istismar, bir tür kullaştırma sayılabilir. (Küçük Şeyler 4)
  • İnsanın bencilliğine sınır yok. (Direksiyon)
  • Hayatınızın başlangıcından sorumlu değilsiniz ancak finalinden sorumlu olacaksınız. (Küçük Şeyler 2)
  • Sanırım Ezop masallarından birinde okumuştum bu acı dolu rivayeti "Kartalın kemiğinden Ok yapmış Avcı'nın biri, ve bu Avcı başka Kartalı vurmuş. Vurulan Kartal ölmeden önce demiş ki; öldüğüme yanmıyorum da, bir Kartal kemiğiyle vurulduğuma yanıyorum" bu masal bizim için de geçerli. (Metrestepe)
  • Özünde, empati ve saygı olan her şey insanlığın yüzünü ağartır. (Kelebekler ve İnsanlar)
  • Felsefede her tanımlama bir yadsıma (ötekilerden/diğerlerinden ayırma) anlamı taşır. (Deriden Kültüre)

  • Gerçek kölelik , köleliği kanıksamakdır. Köleliği içine sindiremeyen, gerçek köle değildir. (Küçük Şeyler 4)
  • "... döverdi, hep böyleydi Karagöz Hacivat'ı, sevdiği korumaya çalıştığı soydaşları Don Kişot'u, Gestapo üstün ırklı kardeşini, Sovyet polisi yoldaşını, ... vatandaş doktoru döverdi. Huzursuz insanların dünyası huzursuzdu yani," (Sağdıç - Cümlemiz Bir Cümleyiz)
  • Bozkırın ve onun onurlu insanlarının, birilerini beğenmek ve onlar tarafından beğenilmek gibi bir telaşları yoktu. (Direksiyon)
  • "Bazen küçük çiçekler büyük işler görürler." (Anne - Babayı İstismar)
  • Anasından doğduğu gibi durmuyor insanlık. günbegün uyuyor tüfeklerin ve arzuların menzilleri. Freud haklı, varsa yoksa cinsellik ve saldırganlık. İnanmayan umumi tuvaletlerin arka kapılarına baksın yada gazetelerin ön yüzlerine. Mart kedisi gibi insan oğlu. Hem doğurur, hem doğurduğunu yer. Sen benden delisi Jung Baba: ortak bir bilinci yok ki insanlığın, ortak bir bilinç dışı bulunsun. (Komşu Köyün Delisi - Nokta Nokta Hanım'ın Hayatı)
  • Bebeğiniz ile müdürünüz arasındaki benzerlikler: 1. Her ikisine de sahip olduğunuzda, başlangıçta çok sevinirsiniz, ancak ileride başınıza neler açabilecekleri­ni düşünemezsiniz. 2. İkisi de çok sabırsızdır, isteklerinin hemen yerine getirilmesini isterler. İstekleri hemen olmazsa bağırıp çağırmaya, ortalığı birbirine katmaya başlarlar. 3. İkisinin de belleği zayıftır; bir gün önce onlar için yaptığınız onca şeyin önemi yoktur. 4. Her ikisinin de arada gazını almalısınız. 5. İkisi de size teşekkür etmez. 6. Siz ikisine de çok şey verdiğinizi düşünürsünüz. On­lar ise size açıkça bir şey vermemektedir. Siz "seviyor ama belli etmiyor" diye kendinizi rahatlatırsınız. 7. İkisi de size kötü davranır, tırmalarlar, hatta fırsat verirseniz sizi ısırırlar. Siz çocuğunuza bakıp "Büyüyün­ce geçer", amirinize bakıp "Bir gün değerimi anlayacak" dersiniz. Ama o gün hiç gelmez; çocuk büyür ergen olur, yüzünüze kapıyı çarpar, amiriniz yaşlanır, yüzünüze dosyaları fırlatır. 8. Bebeğiniz de amiriniz de sizin empatik becerinizi geliştirir. Bebeğinizin ağlamasının gaz ağlaması mı, yoksa acıkma ağlaması mı olduğunu kısa sürede kavrarsı­nız. Amirinizin hoşnutsuzluğunun işten mi, yoksa ken­dinden mi kaynaklandığını da kısa sürede öğrenirsiniz. 9. Her ikisinin de yüzünde tebessüm belirtisi ararsınız. Bebeğiniz yüz kaslarını hafifçe oynattığında "Bana gü­lümsüyor!" diye bağırırsınız. Benzer şekilde amirinizin de yüzüne bakıp "Bugün bana hafifçe gülümsedi galiba" dersiniz. 10. · İkisinin de kelimelerinden anlam çıkarmaya çalışırsınız. Bebeğiniz ·A..." dediğinde 'Anne dedi", "B..." dediğinde "Baba dedi" diye heyecanlanırsınız. Müdü­rünüz ise ''T..." dediğinde teşekkür ettiğini düşünürsü­nüz . 11 . Bazen her ikisinden de bıktığınız düşüncesi geçer aklınızdan ama hemen suçluluk duyar, günah işlediği­nizi düşünürsünüz, 'Allah eksikliklerini göstermesin" dersiniz. 12. Her ikiside ben merkezcidir(ego-santriktir);sizin tek işinizin kendisi olduğunu düşünür. Her ikisi de si­zin kendinize ait bir özel yaşamınız olduğundan haber­sizdir. Gecenin bir yarısında bebeğiniz pıtır pıtır gelip eşinizle aranıza girer, müdürünüz ise cep telefonunuzu sürekli açık tutmanızı ister, böylece o da "gecedir, özel­dir" demeden yatak odanıza girmiş olur. (Küçük Şeyler 2)
  • Ey gidi gocu benli nine eeeyyyy, Az galsın ölüveecekti. (Komşu Köyün Delisi)