Kitap Künyesi
Yazar: Rıfat Ilgaz
Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9786053600558
Sayfa Sayısı: 83
Kumdan Betona Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Rıfat Ilgaz, Kumdan Betona adlı romanında Cide'nin Abdulkadir Köyü'nden Necat'ın başarı dolu öyküsünü anlatır. Sekiz çocuklu bir ailenin oğlu olan Necat, ilkokulu bitirdikten sonra öğrenimine ara vermek zorunda kalır. Ailesine katkıda bulunmak için çalışmaya karar verir. Zonguldak'a işçi olarak gittiğinde henüz 11 yaşındadır. Ama okuma isteği hiç bitmez. Boyacı çırağı olarak çalışırken, kendisini mühendisliğe kadar götürecek okul yaşamı yeniden başlar. Yıllar önce çalışmak için çıktığı köyünü de hiç unutmaz...
(Tanıtım Bülteninden)
Kumdan Betona Alıntıları - Sözleri
- ‘Demiri, demirle dövdüler. Biri sıcak, biri soğuktu. İnsanı insanla kırdılar. Biri aç, biri toktu.’
- “Zor mu sanıyorsun, yoksa olanaksız mı?” “Varsın zor olsun!” dedim, “Bilirsin ki, zorluklardan yılmam ben!”
- Herkesin sevgisine inanılmaması gerekiyordu demek.
- Ben Cide'nin içine kadar uzanan yolu göze alırdım okul olsaydı, diyorum. Hem de bir gün geç kalmamasıya... Ama ne yazık ki ne lise vardı, ne de ortaokul, o zamanlar...
- "Okul olursa kim okumaz ki.."
- "Zor mu sanıyorsun, yoksa olanaksız mı?" "Varsın zor olsun!"
- 'Demiri, demirle dövdüler. Biri sıcak, biri soğuktu. İnsanı insanla kırdılar. Biri aç, biri toktu.'
- Karadeniz'i bir uçtan bir uca dolaşmalı...
- Herkesin sevgisine inanılmaması gerekiyordu demek ki.
- Sırtlarında dağdan odun getirip satan elli yıl önceki kadınları unutmamıştım. Gidip geldikleri dağ yollarında katırların bile yürüyemediğini duyardım çocukluğumda. Bu yollardan saatlerce tırmanıp arkalarında getirdikleri odunları çarşıda pazarda satarlar, parasıyla gaz, tuz alırlardı. Hemen bütün babalar, kardeşler cephedeydi o yıllarda. Onlara yardım edecek beş on yaşındaki küçüklerden başka kimse yoktu. Bu yüzden onları okula göndermek istemezler, sığır güttürürler, kazma kazdırırlar, daha olmazsa ev bekletirlerdi. Köylerde okul olsa bile okuyan çıkmazdı kolay kolay...
- Yaşam, yalnız ekmek parası kazanmak için bir savaşıma girmek, bu savaşımı başarmak değildi.
- “Demiri, demirle dövdüler / Biri sıcak, biri soğuktu. / İnsanı insanla kırdılar / Biri aç, biri toktu.”
- Demek, para kuş gibi, çulluk gibi bir şeydi. Uçucu bir şey... Parayı elimizden kaçırmamak gerekirdi. Para, gaz almak, tuz almak, sabun almak için kazanılırdı. Sinema da ne oluyordu!
- Herkesin sevgisine inanılmaması gerekiyordu demek. Sevgi, benzer kişiler arasında olabiliyordu. Padişahın oğlu, padişahın kızını sevebilirdi. masallarda şehzadeler çoban kızlarıyla evlendiriliyorsa, bu evlenme, çoban kızının rahatı düşünüldüğü için değildi. Padişahın da bu işte bir çıkarı vardı. En azından bütün çobanların, bütün çoban gibi yaşayanların ağızlarına bir parmak bal çalmak içindi masallar...
- İki yıla yakın zamandır okulu mokulu unutmuştum. Ne zaman açılır, ne zaman kapanırdı okullar?
Kumdan Betona İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Rıfat Ilgaz, Kumdan Betona adlı romanında Cide’nin Abdulkadir Köyü’nden Necat’ın başarı dolu öyküsünü anlatır. Sekiz çocuklu bir ailenin oğlu olan Necat, ilkokulu bitirdikten sonra öğrenimine ara vermek zorunda kalır. Ailesine katkıda bulunmak için çalışmaya karar verir. Zonguldak’a işçi olarak gittiğinde henüz 11 yaşındadır. Ama okuma isteği hiç bitmez. Boyacı çırağı olarak çalışırken, kendisini mühendisliğe kadar götürecek okul yaşamı yeniden başlar. Yıllar önce çalışmak için çıktığı köyünü de hiç unutmaz… Kitap okuma hevesi yaratıyor. Puanım: 7/10 (Pınar)
Yaşanmış bir hikaye. Tesadüfen okuma şansı elde eden birinin okumaktan yılmayarak iyi yerlere gelişini ele alıyor. Çocuklar da okuyabilirler. Uygunsuz içerik bulunmuyor. (Yasin KOCAELİ)
Rıfat Ilgaz, " Kumdan Betona " adlı bu kitabında azmin ve çalışmanın elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağının canlı bir örneğini yani bir başarı hikayesini anlatıyor.İlkokul çağı çocuklara motivasyon açısından tavsiye eder,iyi okumalar dilerim. (Ekrem Özkara)
Kitabın Yazarı Rıfat Ilgaz Kimdir?
1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğdu.7 Temmuz 1993 tarihinde öldü.Rıfat Ilgaz 1940’ların toplumcu-gerçekçi şairlerindendir. 1911 yılında Cide’de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27 Temmuz 1927 ‘de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü sebebiyle buradan ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi’nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu.
Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 ‘de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939’da İstanbul Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz’ın, yazı ve şiirleri dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940 ‘da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942’de Yürüyüş Dergisi’ni çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A.Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943’te ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944’de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. 1945’te Gün Dergisi çıktı. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin’in Cumartesi Dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946’da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın Dergisi’ni Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar. Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat’a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı. Şubat 1947’de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz’un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu. 1950’li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler.
1952-1960’da Tan Gazetesi’nde dizgici-musahhih ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan ve İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş Dergisi’ne "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul’da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı’nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953’te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazdı. Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970’te Basın Şeref Kartı’nı aldı. 1974’te emekli oldu. Doğum yeri olan Cide’ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul’da oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşadı. Bu olaylar "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak bildik. Altmış kitabı olmasına rağmen onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir. Rıfat Ilgaz 7 Temmuz 1993 günü öldü.
Rıfat Ilgaz Kitapları - Eserleri
- Karartma Geceleri
- Halime Kaptan
- Hababam Sınıfı
- Sarı Yazma
- Hababam Sınıfı Uyanıyor
- Apartıman Çocukları
- Şeker Kutusu
- Nerde O Eski Usturalar
- Meşrutiyet Kıraathanesi
- Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
- Pijamalılar
- Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
- Garibin Horozu
- Hababam Sınıfı Baskında
- Karadeniz'in Kıyıcığında
- Don Kişot İstanbul'da
- Yıldız Karayel
- Bacaksız Okulda
- Sınıf
- Bacaksız Paralı Atlet
- Bacaksız Kamyon Sürücüsü
- Bütün Şiirleri 1927-1991
- Dördüncü Bölük
- Yokuş Yukarı
- Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra
- Bacaksız Tatil Köyünde
- Sosyal Kadınlar Partisi
- Bacaksız Sigara Kaçakçısı
- Kumdan Betona
- Yaşadıkça
- Hoca Nasrettin ve Çömezleri
- Çalış Osman Çiftlik Senin
- Radarın Anahtarı
- Öksüz Civciv
- Yarenlik
- Rüşvetin Alamancası
- Nerede Kalmıştık
- Cankurtaran Yılmaz
- Devam - Şiirler 1953
- Cart Curt
- Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler
- Satılmışlar
- Ocak Katırı Alagöz
- Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil
- Kulağımız Kirişte
- Güvercinim Uyur mu
- Üsküdar’da Sabah Oldu
- Küçükçekmece Okyanusu
- Haydi Yolunuz Açık Olsun
- Uzak Değil
- Durmak Yok
- Bunadı Bu Adam
- Fedailer Mangası
- Krallar ve Kurallar
- Şevket Ustanın Kedisi
- Çocuk Bahçesi
- Altın Ekicisi
- Bütün Şiirleri 1937-1983
- Çok Küçüğüm Daha Ben
- Kesmeli Bunları
Rıfat Ilgaz Alıntıları - Sözleri
- Bizim memlekette zeytin o kadar boldur ki... Ama arayınca tanesini bulamazsınız! Yağını dostlarımıza satarlar, çekirdeğini de bize yuttururlar. (Sosyal Kadınlar Partisi)
- Topladığımız gönül çiçekleri Kucağımızda sararıp solar Utanır da veremeyiz Sunamayız dilimiz dolaşır Oysa neler düşlemişizdir geceden. (Ocak Katırı Alagöz)
- "Bakın şu miskinlere, Hababam Sınıfı değil, Hababam Taburu be !" (Hababam Sınıfı)
- Sait ne zaman Haluk’la ikimizi bir arada görse süzerdi onu: "İşte benim ustam!" derdi. "Bana gazeteciliği öğreten ilk adam!" (Yokuş Yukarı)
- Annem kahve! Emrini alinca, hemen sürerdi cezve yi kahve gelince bos zamanlarinda sardığı sigaralardan birini çıkarır hanım ateş.. Emrini verirdi. Ben kibriti kapıp koşarsam beni terslerdi. Annem karşısında süzüm süzüldukce keyiften bayilirdi. Zevk sahibiydi babam Sandalcı Hamit. (Nerde O Eski Usturalar)
- Ben ölmedim Beni öldürmediler de Yaşıyorum yaşıyorum işte At kıçında sinek gibi Tööbe töbe (Uzak Değil)
- Neyimize gerek bizim siyaset.! (Haydi Yolunuz Açık Olsun)
- Doğru! Dünyanın parası var İsviçre'de. Bizimkilerin paraları bile orda! (Hababam Sınıfı Baskında)
- "...Ben bugüne kadar tavuk bile kesmedim. Hep bizim büyük hanım keser tavukları." "Tavuğu kadına mı kestiriyorsun?" "Kime kestireyim ya?" "Yenmez kadının kestiği tavuk." "Pişirdiği pilav yenir de kestiği tavuk mu yenmez,haaa?" "Asla yenmez." "Ben yedim oldu Muhzır Efendi. Sana buyur edersem yeme!" (Hoca Nasrettin ve Çömezleri)
- Ben kaçıyorum anladın mı, resmen kaçıyorum insanlardan. (Şeker Kutusu)
- Poker denilen oyun da particilik gibi… Cebin dolu oldu mu, salla sallayabildiğin kadar. Bu oyunun aslı esası palavra! (Şeker Kutusu)
- Gel, değmeden birbirine ellerimiz, sen günlük işlerinden konuş, ben sana masallar anlatayım gelecek günlere dair. (Yarenlik)
- "-Sanat gösterisi yapmıyormuşuz da biz ne yapıyormuşuz? -Gövde gösterisi..." (Dördüncü Bölük)
- Açlık ,ekmeğin katığıydı … (Karadeniz'in Kıyıcığında)
- Ne demiş en büyük ozanımız Neden kulak vermiyorsunuz sesine Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi, Ve bir orman gibi kardeşçesine? (Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler)
- "Okuyamadığım kitaplardan kitaplıklar düzdüm." (Sosyal Kadınlar Partisi)
- ...Aynı bunalımlı günleri birlikte yaşadığımız halde adımı ancak kaşıntılı günlerinde anımsayan dostlara inat! (Yokuş Yukarı)
- ..Yağlı güreşteki dinç güreşçilere benziyordu balık.Ele,avuca sığmıyordu... (Küçükçekmece Okyanusu)
- Allah, bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar. (Apartıman Çocukları)
- ... değişen hiçbir şey yoktu eğitim, öğretim alanında. Her şey olduğu gibi, bütün düzensizliğiyle sürüp gidiyordu. (Hababam Sınıfı Baskında)
Yorumlar
0 yorum