Kitap Künyesi
Yazar: Ergun Candan
Yayın Evi: Sınır Ötesi Yayınları
İSBN: 9789758312535
Sayfa Sayısı: 592
--reklam--
Kur'an-ı Kerim'in Gizli Öğretisi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Türkiye'de ilk kez!... Kur'an-ı Kerim'in sembolik bilgileri, Bâtıni İslam Tasavvufu'nun ışığında sizlerle buluşuyor.
Hz. Muhammed'in vahyi alırken yaşadıkları... Cennetten kovuluş... Cennet ve Cehennem sembolleri...Cehennem ateşi bilinen bir ateş değildir...
Melek sembolizmi... Evrensel İdare Mekanizması... Kozmik hiyerarşi... Gelen kozmik ziyaretçiler... Cebrail'in gökyüzünden inişi... Sahabiler de Cebrail'i görüyordu... Kutsal Ruh... Gökyüzünün görünmeyen orduları... Siriusyen Kültür izleri... Eski dönemlere ait saklı bilgiler... Mağarada yaşanan gizemli olaylar... Kozmik tohumlama ve Hz. İsa... Osiris Rahibi Hz. Musa... Tufanda yok olan uygarlıklar... Kur'an-ı Kerim'deki gizli Mu Dili... Miraç olayının ardındaki gerçekler... Ahiret hayatı... Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir... Duanın Gücü... Dönüşünüz O'nadır...
Yürekleri hoplatan gün... Kıyamet ve Kıyamet Günü'nde gerçeklerin ortaya çıkışı... Mahşer gününde tekrar dirilme... Büyük sarsıntı... Ey iman edenler her şeye hazırlıklı olun...
Kur'an-ı Kerim ölüler kitabı değildir... Kur'an'daki ve Hadisler'deki iki farklı İslam...
Kâbe ve Hac... Kurbanın ezoterik kökeni... Kendini bilen Rabbi'ni bilir... Namaz Kaç vakit... Hz. Muhammed'in meclisindeki özel sohbetler... Hz.?Muhammed'in gerçekleşen rüyası... Kutsal vazifenin bitişi... Ve daha yüzlerce konu başlığı...
Kitabın en dikkat çekici özelliğinden biri de, günümüzde hadis kaynaklarına dayandırılan İslamiyet ile ilgili birçok bilginin, gerçeklere uymadığının belgelerle anlatılmış olmasıdır. Bazı Yahudi din adamlarının o devirde Müslümanlığa geçmiş gibi görünerek, yalan hadisleri nasıl günümüze kadar getirmiş olduklarını da tüm ayrıntılarıyla bu kitapta bulacaksınız.
Kur'an-ı Kerim'i anlamada yeni bir pencere açacağını düşündüğümüz bu kitabı yayınlamak için uzun bir süre beklemiştik. Umarız zamanı gelmiştir.
Ezoterizmin ışığına izin verin sizlerle olsun...
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Kur'an-ı Kerim'in Gizli Öğretisi Alıntıları - Sözleri
- Bedeviler "Iman ettik" dediler.De ki:"İman etmediniz.(Öyle ise,"ıman ettik"demeyin.)"Fakat boyun eğdik "deyin.Henüz iman kalplerinize girmedi... HUCURÂT:49/14 "İmanin kalbe girmesi" karşılaşılan bilgiyi özümsemek ve gerçek mahiyetini kavramak demektir.Sadece inanmanın insanı bir yere götürmeyeceğini anlatan çok önemli ayetlerden biridir."Önemli olan inanmak değil inanılan şeyin anlaşılmasıdır."
- (Ey Muhammed!)Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl.Çünkü iyilikler kötülükleri giderir.Bu,öğüt alanlar için bir öğüttür.(HUD:11/114)
- Bir kimsenin kendisiyle meşgul olması,kendisinde bir hazine bulduğuna delildir.Bir kimsenin başkalarıyla uğraşması da o kimsenin manen iflas etmiş olduğuna ve işsiz kaldığına delildir.Her kim kendini iyi tanımışsa o,şüphesiz Tanrı yi da bulmuştur.
- Parça; bütüne aittir.
- Allah in izni olmadıkça hicbir kimse iman edemez.
- Içinde bilgi olmayan inançların,insana hiçbir yarar saglamayacaginin artik net bir şekilde bilinmesi gerekir.Sadece Hristiyanlığı ya da Müslümanlığı kabul etmiş olmak,insana ahiret hayatında hicbir ayrıcalık sağlamaz.
- Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı?Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var? (MUHAMMED:47/24) Kur 'an i Kerim in içerdiği mana üzerinde düşünmemek,düşünsek bile zaten anlayamam diyerek kitabı kapatıp rafa kaldırmak,Kur'an i Kerim in yukarıdaki ayetine göre kalbin kilitlenmiş olduğuna işarettir.Kalbin kilidini kaldırmak için okumak ve anlamaya çalışmak gerekir.Birilerinin ne dediğini değil,okuduktan sonra kendimizin ne dediğini bulmaya çalışmak gerekmektedir.Cunku kutsal metin birilerinin yorumlarıyla kısıtlanamaz. O yorum tüm insanlığın bireysel zenginliğine emanet edilmiştir.Ne bir tarikatın ne bir şeyhin ne de bir baskasinin...O insanlığın mirasıdır.
- Kur 'an i Kerim öncelikle yaşarken okunmalı ve anlaşılmaya çalışılmalıdır.Inis gayesi budur.Olenlerimizin arkasından anlamadığımız Arapça bir dille sevap olsun diye okunması amacıyla indirilmemistir.
- Ölüm yokluk olsaydı, yokluğun yaratılması diye bir şey söz konusu olamazdı.
- "Göklerden gelen ruh için doğum ölüm demektir ..."
- Toprağın çocuğu! Kelâm sendedir de ondan. Sende bulunup da hareket eden, gören ve işiten şey Kelâm"ın ta kendisidir. Kutsal Ateş senin içinde gizlidir.
- Peki ölenlerin ruhen yok olmadıkları düşünülecek olursa,onların arkasından okunacak Kur'an-ı Kerim in onlara faydası dokunmaz mi diye düşünebilirsiniz.Yasarken Arapça olarak okunan Kur 'an-ı Kerim'den ne anliyorsak,öldükten sonra da o kadar anlayabileceğimizi ve öldükten sonra bir anda Arapça ogrenmeyecegimizi unutmayalım.
- Hep kendine baktıkça tanrını göremezsin.
- Arapça Rabbca yani Tanrı dili değildir.Rabbin dili tüm dillerdir.
- Cennete gitmek yani astral tortulardan kurtulmak icin yapılması gereken aslinda sadece tek bir şey vardır:Pozitif enerjileri bünyemizde barındırabilmek ve bu enerjilerle yaşantımızı sürdürebilmek.. Bilgi aslinda bu kadar basittir.Sir mi istiyoruz. İste sır...Hem de geleceğimizi şekillendirecek bir sır...Ne kadar sade ve ne kadar basit...Öyle değil mi?
--reklam--
Kur'an-ı Kerim'in Gizli Öğretisi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hz. Muhammed (s.a.v) çocukluğundan peygamberlik döneminin başlangıcına kadar geçen süre içerisinde, çevresinde bulunan herkesten hep farklı bir duygu durumu ve bakış açısı içinde olmuştur. Peygamberlik öncesi dönemde bile, ahlak anlayışı en üst seviyelerde, güvenilirliği yine aynı şekil en üst seviyelerde bir yaşantı içinde olmuştur. Güvenilirliğinden ötürü kendisine "EMİN" lakabı ile hitap edilirdi. Hira dağında kendisine tebliğ edilecek ilk vahye kadar ki geçen süre zarfında, sürekli hayatı sorgulayan, "ben kimim, nereden geldim" gibi, içini kemiren varoluşa dair sorular yüzünden manevi dünyasında fırtınalar yaşayan bir peygamberlik öncesi dönemi sürdü. Ve sürekli hayatı sorgulamasından kaynaklı, manevî dünyasında kopan fırtınaların maddi dünyasına yansıması yüzünden Haşa huzurdan kendisine sürekli, "Deli, aklını yitirmiş, hastalıklı" gibi hakaretler edilir, halk arasında sürekli bunlar konuşulurdu. Bu sebepledir ki, sürekli Hira dağı'na gider, yalnız kalıp; saatlerce, hatta bazen günlerce tefekkür ederdi. Aslında bunların hepsi bir tevâfuktu. Bir gün Hira mağarasında, yine böyle bir tefekkür hali içinde iken, Cebrail Aleyhisselam mağaranın karşında görüldü. Ve Hazreti Muhammed'e (s.a.v): "Oku. Yaratan rabb'inin adıyla oku. O, insana bir alakdan yarattı. Oku kalemle yazmayı öğreten, böylece insana bilmediğini bildiren Rabbin sonsuz kerem sahibidir." (Alak suresi) Ayeti ile seslendi. Böylece kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti nazil olmuş ve Hz Muhammed'e (s.a.v) 22 yıl boyunca sürecek nebilik görevi tebliğ edilmişti. Çocukluğundan beri içini kemiren varoluşa dair sorular, içinde kopan fırtınalar, sıkıntılar... sürekli gidip saatlerce, bazen günlerce tefekküre daldığı hira mağarasında bir aydınlığa kavuşmuştu. Ve o aydınlık ki hala milyarlarca insanın ışığıdır. Ve ardından 22 yıl boyunca süren Vahiy ile Kur'an-ı Kerim buluşturulur dünya üzerindeki insanlar ile. Ve yazar bu eserinde, kimi zaman zahiri, kimi zaman batini bir biçimde Kuran'ın insanlığa verdiği, vermek istediği mesajı bazı sureler ve ayetleri ile anlatmaya çalışmış bizlere. Kitap hakkında bir önemli husus da, herkesin kendi anlayış ve kavrayış süzgecinden geçirip okuması. Sanki bir arkadaşı ile bu konuları tartışıyor gibi. Bu süzgeçten geçenler ögrendiklerin, geçemeyenler ise öğretmek üzerine şekil alacaktır kuvvetle muhtemel. Kendi payıma düşen öğrendiklerimden aldığım notlar oldu yer yer.. Onlardan bir kaçını paylaşmak istiyorum. Hz. Musa dağa doğru yönelirken son bir kez arkasına döndü ve halktan, kendisini burada beklemesini ve bu süre içinde de uyanık kalmalarını, oruç tutmalarını, iffet ve ibadet içinde kendisini beklemelerini istedi. S/149 Sonrası malum. Toplum, Hz. Musa'nın kendilerini terk ettiği gafletinde bulunarak, eski putperest inanç anlayışlarını tekrar benimsemeye başladı. Hz. Musa geri döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) “Ey anam oğlu” dedi, “Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma.” 7/150 Burada altından bir hazine var. Hz. Musa giderken halktan belirli görevler istiyor. Allah-kul arasında olan görevler. "Yazıklar olsun şöyle namaz kılanlara ki, Onlar namazlarını gafletle kılar, ona gereken önemi vermezler.Yaptıkları ibâdetleri gösteriş için yaparlar" 7/4,5,6. Bu ibadetlerin bizden neden yapılması istenildiğine dair altından bir kıssa bu. İbadetler, Allah'ı unutmamak, günün belirli vakitlerinde nefsimizin arzularından uzaklaşıp, maddeden arınıp maneviyata yönelmek, manayı, hakikati hissetmek için yapılır. İbadetler gerçekten amacına uygun yapılır, insan ibadet sırasında benliğinden bir anlığına sıyrılıp özüne ulaşmayı başarırsa "Yaratılanı severim yaratandan ötürü" sözü dünya sahnesinde gerçekten mazhar olur. Bunların hepsi bize her daim Allah ile yaşamayı, maddi isteklerden arınmayı aşılar. Bunun sonucu olarak hem var olan yaşantımızda huzur hem varolacak yaşantımızda Allah ne buyurursa o olur... Nefsini ilâh edinmek insanın kendisine tapmasıdır. Gururu, kibri, egosal büyüklüğüdür. Gözü kendinden başka hiçbir şeyi görememektir. O nedenle de Sufiler "hep kendine baktıkça Rabbi'ni göremezsin" demişlerdir. S/366 Nefsine hakim olamayan, kontrol edemeyen kişi, kendine, kendinden kasıt kendisinde ki maddeye bağımlıdır. Maddeye bağımlı olan özünden, yani ruhundan, yani maneviyatttan, yani ilahiliğinden uzaklaşır. Kur'an'ı Kerim'de geçen "ruhumuzdan üfledik" ayeti bu ilahiliğin ne olduğunu bize anlatıyor. O yüzdendir ki nefs, hakikat ile senin aranda görünmeyen bir engeldir. Nefsine hakim olamayan bir insanın ne kendisini, ne çevresini, ne varoluşu, ne ilahiliği anlaması mümkün değildir. Nefsine hâkim olmak bu engeli kaldırmaktır. Bu kitap kendi anlayış ve kavrayış süzgecinizden geçtikten sonra anlam bulacaktır. Ne yazılan her sey doğru, ne de yanlış.. Buna okuyucular karar verecek bu süzgeçten geçirdikten sonra. Bir arkadaşınızla oturup bu konular üzerinde tartışıyormuş gibi okumayı unutmayın. İyi okumalar... (Adem Yavuz)
Şuan okumaya devam ettiğim kitap. Kitap hakkında kısaca size şöyle diyebilirim:Etkileyici bir kitap eğer Kuran-ı Kerim'i okuduysanız (ya da okumaya devam ediyorsanız) ve olayları anlamamışsanız(yani olaylar zincirini) şahsen bu konuda sizi bilgilendirebilecek bir kitap. Kitapta ezoterik öğretilerden bahsediliyor ayetlerle ilgili, onun dışında dini kitaplar ilgi alanınızsa alabilirsiniz. (Rabia)
Çok sıkıcı ve hiç bir şey kazandırmayan bir kitap. (ibrahim yazkan)
--reklam--
Kur'an-ı Kerim'in Gizli Öğretisi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ergun Candan - Kur'an-ı Kerim'in Gizli Öğretisi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kur'an-ı Kerim'in Gizli Öğretisi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ergun Candan Kimdir?
1961 İstanbul doğumlu olan Ergun Candan,1980 yılında "Türkiye Metepsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneğinde Ezoterik ve Metapsişik Kültürle tanıştı. 1985 yılında Dernek Yönetim Kurulu Üyeliği "Öğretim Sorumlusu" görevine seçildi. 1993 yılının sonuna kadar bu görevini sürdürdü. Bu süre içinde çok sayıda konferans veren Ergun Candan'ın Ruh ve Madde Dergisi'nde yayınlanmış makaleleri bulunmaktadır.
1994 yılında Dernek'te baş gösteren bazı olumsuzluklardan dolayı, Derneğin 2. Başkanı da dahil olmak üzere çok sayıda üye dernekten istifa etti. Bunların arasında Ergun Candan da vardı. Dernekten ayrıldıktan sonra, bir grup arkadaşıyla birlikte araştırmalarını bağımsız olarak sürdürmeye başladı.
1994- 1996 yılları arasında Milliyet Gazetesi'nin radyosu Radyo Kulüp'te (Bu radyonun ismi daha sonra Radyo D olarak değişmiştir.) SINIR ÖTESİ adıyla bir program hazırladı ve sundu. Hafta için hergün 22.00 - 24.00 sattleri arasında yayınlanan bu program, dönemin en çok dinlenen radyo programları arasında ilk sıraları aldı. 1995 yılında AKŞAM Grubu'na bağlı DOST GAZETESİ'nde yazı dizisi hazırladı. 1996 yılında Kanal D'de SINIR ÖTESİ adıyla hazırladığı program çok sayıda birinciliklere imza attı. RTÜK'ten gelen baskılar ve kanalın kapatılma cezalarından dolayı yayın hayatına son vermek zorunda kaldı. Aynı yıl Ekibiyle birlikte POSTA GAZETESİ'nde "GİZEMLER DÜNYASI" adıyla yayınlanan bir ek gazete çıkarttı.
1998 yılında kendi yayınevini kurdu. Çeşitli televizyon programlarına konuk konuşmacı olarak katıldı. Çalışmalarına halen bu yayınevinin araştırma ekibiyle birlikte devam etmektedir. Yayınlanmış 14 kitabı bulunmaktadır.
--reklam--
Ergun Candan Kitapları - Eserleri
- Gizli Sırlar Öğretisi
- Ruhsal Güçleri Geliştirme Teknikleri
- Bilinmeyen Yönleri ve Sırlarıyla Son Üç Peygamber
- Antik Mısır Sırları
- Ezoterizme Giriş
- Kur'an-ı Kerim'in Gizli Öğretisi
- Atalarımızın Gök Tanrı Dini
- Gizli Yönleriyle Atatürk
- Ölümden Sonra Neler Oluyor?
- Türkler'in Kültür Kökenleri
- Kıyamet Alametleri
- Şahitler ve Belgelerle Türkiye'de Yaşanmış Esrarengiz Olaylar
- İsa Peygamber'in Gizli Öğretisi
- Nuh'un Gemileri
- Hz. Muhammed'in Vahyi Alışı
- Türkler’in Kültür Kökenleri
- Sufi Bilgesi Nasreddin Hoca
- Rüyalarımızdaki Atatürk
--reklam--
Ergun Candan Alıntıları - Sözleri
- İnsanlık; içinde insanlığın pek kalmadığı bir 'insanlık tablosunu' çizme gayreti içindedir. (Gizli Sırlar Öğretisi)
- "Paşam, Mevlana'nın makamını müze yapmamız üzerine halk buraya akın etmeye başladı. Bu bir sakınca doğurmasın" "Eğer, Mevlana'yı hakkıyla tanımak ve benimsemek için ziyarete gittiklerine inansam öteki dergahların da açılmasını sağlardım.Çünkü Mevlana'yı tanımak ve anlamak zaten diğer tüm tehlikeleri de ortadan kaldırmaktır" M. Kemal (Gizli Yönleriyle Atatürk)
- . Altaylılar'ın ruh anlayışı bizim bugün Parapsikoloji ve Metapsişik çalışmalarda elde ettiğimiz bilgilerle tamamen örtüşen bir özelliğe sahipti ... Altaylılar yaşamın ve varoluşun temel yapı taşlarından biri olarak ele aldıkları ruhsal enerjinin, insanda nasıl işlediğine dair bilgilere de sahiptiler. Parapsikoloji'de "Astral Beden" kavramı Altaylılar'da "sünne" olarak isimlendirilmişti: İnsan'ın sünnesi vücuttan ayrılıp dağlarda, bozkırlarda dolaşabilir. Vücuttan ayrılıp gezinen "sünne"yi Şamanlar, mükaşefe kudretine sahip bazı adamlar ve nadiren köpekler görebilirler ... Köpek "sünne"nin yaklaştığını uzaktan, acı uluma ile haber verir. . (Türkler'in Kültür Kökenleri)
- Parça; bütüne aittir. (Kur'an-ı Kerim'in Gizli Öğretisi)
- Eğer her şey göründüğü gibi idiyse, görünen neden insanlara yetmedi de görünenin ardındaki görünmeyen Ezoterik Prensiplere ulaşılmaya çalışıldı. (Antik Mısır Sırları)
- . Yüz, Eski Tükler'e göre insanın en önemli yeriydi. Utanç, kötülük, iyilik ve hatta kutsallık bile insanın yüzüne akseden özelliklerdi. Bu sebeple kötülerin yüzü “kara”, iyilerin yüzleri “ak” , kutsal insanların yüz rengi ise ''Gök Mavisi” olarak mitolojide sembolleştirilmiştir. Eski Türkler, Oğuz Kağan'ın doğarken yüzünün gök renginde olduğunu söyleyerek, onun gökten geldiğini ve Tanrısallığın rengini taşıdığını ifade etmek istemişlerdir. Bu tanımlamalarla; O ’nun sıradan bir kişi olmadığı ve göksel bilgilerle olan ya da olacak irtibatı, efsanenin daha başında okuyucuya aktırılmış bulunmaktadır. Gelelim Oğuz Kağan'ın ağzının “ateş rengi”ne benzetilmesine... Arınmanın, sadeleşmenin, fazlalıklardan ve astral tortudan kurtulmanın sembolü olan “Ateş”, diğer ulusların mitolojilerinde olduğu gibi Türkler’e ait diğer efsanelerde de kullanılmıştır. “Ateş Sembolü” nün bir başka paraleli de al rengidir. Yani kırmızı... Bu renk de Oğuz Kağan’ın gözlerinin rengi olarak gösterilmektedir. . (Türkler'in Kültür Kökenleri)
- Bir yolcunun yolda yürüyebilmesi için ufku görmesi yeterli değildir... Ufkun Ötesi'ni de görmesi gerekir. (Gizli Yönleriyle Atatürk)
- Toprağın çocuğu! Kelâm sendedir de ondan. Sende bulunup da hareket eden, gören ve işiten şey Kelâm"ın ta kendisidir. Kutsal Ateş senin içinde gizlidir. (Kur'an-ı Kerim'in Gizli Öğretisi)
- Hazreti İsa "Dünya bir köprüdür; bunun üzerinden geçin; ama bunun üstüne ev inşa etmeyin." (İsa Peygamber'in Gizli Öğretisi)
- İnsanlar ölümlü tanrılardır, tanrılar ölümsüz insanlar. (Antik Mısır Sırları)
- Okuma-yazma bilmek yeterli değildir. Okumak gerekir. (Bilinmeyen Yönleri ve Sırlarıyla Son Üç Peygamber)
- Her şeyin üzerinde hüküm sürmek ise artık realitelerin üstüne çıkması ve tüm realitelerin üstünde meselelere bakmaya başlaması anlamına gelir. Bu; maddenin, egonun ve otomatizmanın esaretinden kurtuluş, bir diğer deyişle aydınlanma yani şuurlanma aşamasıdır. Bu hâle ulaşan insan, görünenin hiç de göründüğü gibi olmadığını anlar. Sonra da dünyanın ne kadar fani olduğunu farkeder. Ama bir taraftan da, bu fani dünyanın içinde ne kadar büyük bir ilâhi senaryonun oynanmakta olduğunu da görür. Ve en önemlisi de bu ilâhi senaryoda kendisinin nasıl bir rol aldığını anlar. Bu dünyaya doğuş amacının anlaşılması demektir. (İsa Peygamber'in Gizli Öğretisi)
- bir şeyi gök rengine büründürmek türk kültüründe o şeye bir kutsiyet yüklemek anlamına geliyordu. (Atalarımızın Gök Tanrı Dini)
- . Türklerin, iki ayrı alemleri vardı. Bunlardan biri, kendi aile dünyaları ki, bu kendi çadırlarından kurulmuş olan düzendi. Diğeri de büyük Gök-Tanrısı'nın Alemi... Uygurca yazılmış olan Oğuz destanında, Oğuz Han şöyle diyordu: "Kun tu bolgıl, kök kurıkan!" Yani: "Güneş, tuğumuz, bayrağımız olsun; gök de çadırımız!" . (Türkler'in Kültür Kökenleri)
- Musa Peygamber'in bir Osiris rahibi olduğunun sakli tutulmasında o kadar başarılı olunmuştu ki, bu büyük sır halk tarafından yüzyıllarca anlaşılamadı. (Antik Mısır Sırları)
- Bu sonsuz evrende, bu sonsuzluğa uzanan yolda ilerleyen biz insanlık ailesi olarak, bir gün hepimiz bu dünya gezegeninden ayrılacağız... Ve o zaman bu dünya gezegeninde yaşadıklarımızın tümü, kozmik bir anı olarak ruhsal hafızamızda saklı kalacaktır. (Ölümden Sonra Neler Oluyor?)
- Tibetlilere göre Ölüm bir sanattır. (Şahitler ve Belgelerle Türkiye'de Yaşanmış Esrarengiz Olaylar)
- . "Son araştırmalara göre örf, adet, geleneklerine ve dil yapılarına, kullandıkları aletlere bakılarak Sümerler' in Mezopotamya'ya Orta Asya' dan geldikleri, Türk olabilecekleri tahmin edilmektedir." . (Türkler'in Kültür Kökenleri)
- İnsanlar hızla akan yaşam nehrinin yanında kendilerine küçük bir havuz kazarlar, işte o havuz da kokuşur, o havuzda ölüp giderler. (Ruhsal Güçleri Geliştirme Teknikleri)
- "Güneş altında söylenmemiş söz yoktur." (Gizli Sırlar Öğretisi)
Yorumlar
0 yorum