Kitap Künyesi
Yazar: Ömer Nasuhi Bilmen
Yayın Evi: İpek Yayınları
İSBN: 9786059084048
Sayfa Sayısı: 3800
--reklam--
Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yüce Allah'a hamd olsun. Onun seçkin peygamberi Hz. Muhammed'e, aile efradına ve değerli ashabına salât ve selâm olsun! Şüphesiz bu sözlerin en güzeli Allah kelâmı, yolların en doğrusu da Hz. Muhammed {s.a.v.)'in yoludur. Yüce Allah, ezelî kelâmı olan Kur'ân-ı Kerimi insanlığı hidâyete erdirmek, onu karanlıklardan aydınlığa çıkarmak ve ona doğru yolu göstermek için göndermiştir. Bütün çağlara hitap eder mahiyette evrensel bir kitap olan Kur*ân-ı Kerim, ondört asırdan beri insanlığın manevî, ahlâkî, hukukî, iktisadî, siyasî, sosyal ve benzeri diğer alanlardaki ihtiyaçlarına cevap vermiştir. Kuşkusuz kıyamete kadar gelecek olan nesillerin ihtiyaçlarına da cevap verecektir. Yeter ki ona inansın ve gereğini yerine getirsinler. Müslümanlar, Kur'ân'la muhatap oldukları ilk günden itibaren onu anlamak, gereği ile amel etmek ve onu başkalarına tebliğ etmek için son derecede ciddi gayret göstermiş ve Kur'ân'a hizmeti en büyük cihad ve en makbul İbadet kabul etmişlerdir. Bu anlayışa sahip olan İslâm âlimleri, kendi yaşadıkları çağın ilim ve kültür verilerinden de yararlanarak toplumlarının ihtiyacını karşılamak üzere Allah'ın kitabını onu muradına uygun bir şekilde tefsir etmeye gayret göstermişlerdir. Böylece her asırda gerek rivayet ve gerekse dirayet metoduyla yazılmış birçok tefsir meydana gelmiştir. Ancak bu tefsirlerin büyük çoğunluğu Arapça olarak kaleme alındığı için, bunlardan faydalanabilmek hem Arap dilini iyi bilmeyi, hem de İslâmî ilimlerde belli bir seviye kazanmış olmayı gerekli kılmaktadır. Türk toplumunun Kur'ân'ı anlama ve gereği ile amel etme ihtiyacını göz önünde bulunduran Türk müfessirler, özellikle Cumhuriyetin başlangıcından itibaren tefsirlerini Türkçe yazmayı tercih etmişlerdir. Ancak geçiş dönemi ilim adamları, Osmanlı medreselerinde yetişmiş oldukları İçin, eserlerini o günün Türkçesiyle yazmışlardır. Oysa Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilmiş olan harf ve dil inkılâbı, nesiller arası anlaşma vasıtası olan dilde birçok yenilik ve farklılık meydana getirmiştir. Bu da sonraki nesillerin. Öncekilerin yazdıklarını anlamalarına bir engel teşkil etmiştir. Bu engeli ortadan kaldırmak İçin Cumhuriyet dönemi İlim adamları, daha önce yazılmış olan Arapça ve Osmanlıca eserleri hem latinize etmeye hem de yaşadıkları dönemin Türkçesine aktarmaya çalışmışlardır. Çağımız Türk müfessirlerinden olan Ö. N. Bilmen de bu gayretli ilim adamlarından bîridir. Ö. N. Bilmen, telif etmiş olduğu kıymetli eserleriyle İslâm ilim ve kültürünü, gerçek mânâda. Cumhuriyet dönemine aktarmayı başarmıştır. Onun bu değerli eserlerinden biri de tefsiridir. Ancak tefsirin meal kısmında oldukça açık ve arı bir Türkçe kullanmış olmakla birlikte, izah kısmında Arapça ve Farsça kelime ve terkipleri çok kullandığı İçin günümüz insanı bu tefsiri okuyup anlamada güçlük çekmektedir. İşte biz, bu güçlüğü ortadan kaldırmak ve tefsirin insanımız tarafından anlaşılmasını sağlamak için onu günümüz Türkçesiyle sadeleştirdik. Türk, Arap ve Fars edebiyatlarına hakim olan ö. N, Bilmen, tefsir ve İslâm hukuku ilim ve kültürüne de sahipti. Bu özelliklerini tefsirine de yansıtmış ve onu edibâne bir üslûp ile muhtasar bir şekilde kaleme almıştır. Tefsirinde öteden beri uygulanmakta olan bir rivayet ve dirayet metodlarını birlikte kullanmıştır. Vurgulanması gereken bir diğer husus da şudur ki Ö. N. Bilmen, yaşadığı zühd hayatını tefsirine de yansıtmış ve onu son dercede edepli bir üslûp İle yazmıştır. İfadelerinde, Hz. Peygamber'e, sahabe, tabiîn ve kendisinden önceki bütün İlim adamı ve tefsircilere karşı derin bir saygı göstermiş, ilim adamlarını tenkitlerinde dahi bu davranışını daima muhafaza etmiştir. Kur'ân-ı Kerim'e yapmış olduğu bu değerli hizmetinden dolayı Ö. N. Bilmen'i minnet ve şükranla anarken, kendisine Allah'tan rahmet ve mağfiret diler, bu mütevazı hizmetimizin kabulünü ve okuyuculara faydalı olmasını Cenâb-ı Hak'tan niyaz ederiz.
--reklam--
Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri Alıntıları - Sözleri
- "Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da." Duhâ, 3
- Müminlerin iman itibariyle en mükemmel olanı, onların ahlâkça en güzel olanıdır. Ve sizin en hayırlınız, kadınları için en hayırlı olanınızdır.
- Aklı başında olan bir insan o âhiret hayatına kıymet vermez de bu dünya hayatına harisane bir halde sarılabilir mi?.. Her gün bu fâni dünya hayatına veda edip gidenleri görüyor muyuz? Bahtiyar ve hakikaten âkil o kimsedir ki dünya hayatından da meşru surette istifade eder, bu hayat sayesinde dünyasını da, ahiretini de makbul, mâkul, mesuliyetten ârî bir surette temine muvaffak olur.
- Rasûlüm! Nefsinin kötü arzularını kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü? Senin vazîfen sadece tebliğken, şimdi onun doğru yola gelip gelmemesinden sen mi sorumlu olacaksın?
- Takdir-i Hüdâ kuvve-i bâzû ile dönmez, Bir şem'ı ki Mevlâ yaka, bir veçhile sönmez! (İnsan, kendi cüz’î iradesi ve kuvveti ile Allah’ın vermiş olduğu bir hükmü bozup değiştiremez.Allah’ın yakmış olduğu bir kandil hiçbir şekilde sönmez)
- Binaenaleyh bütün insanlar uyanmalıdırlar,... ebedi felakete uğramamanın sebeplerine sarılmalıdırlar. Allah Teâlanın gösterdiği hidayet yolunu takibe devam etmelidirler. Kurtuluş için başka çare yoktur.
- "...Ben cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım."
- Artık düşünelim! Umum beşeriyet için islamiyeti kabulden başka bir selamet ve saadet, bir ittifak ve ittihat tariki var mıdır? Elbette ki yoktur.
- Dünya metadan ibarettir. Dünya metaının en hayırlısı ise salâhihal sahibesi olan kadındır.
- ... daha dünyada iken uyanınız, uhdenize düşen vazifeleri belleyiniz, dini hakkı kabul ederek ibadet ve taatte bulununuz ki o müthiş ahiret hayatının azabından emin, selâmet ve saadete nail olabilesiniz...
- Evet… Sabır acıdır, müşküldür, fakat meyvesi pek tatlıdır.
- «Ya ölür, ya ayrılır, ya terkeder» «Her kim Hâktan gayri yâr oldu sana»
- Halbuki bütün mahlûkat her hususta Cenâb-ı Hakka muhtaçtırlar.
- Kur’an’ı düşünmezler mi? Ve eğer Allah Teâlâ’dan başkası tarafından olsa idi elbette birçok ihtilâf bulurlardı.
- ... hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: «Bir müslümana bir dert, bir ağrı, bir düşünce, bir gam, bir hüzün isabet etmez ki,hattâ bir uzvuna bir dikenbatmaz ki illâ onun sebebiyle Cenâb-ı Hak o müslümanın hatalarını af ve setr eder.»
--reklam--
Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Müthiş: Allah Teâlâ güzel davrananların mükâfatını zâyi etmez. Niyetler, amellere açılan kapılardır ve ancak niyet hayır olduğunda akıbet hayır olabilir. Niyetlerin temizliği, arınmışlığı ve halis oluşu kadar amellerimiz ihlaslı sayılabilir. Bu yüzden Rabbimiz, ancak samimi bir şekilde ve kendi rızası gözetilerek yapılan amelleri kabul eder. (Nesaî, Cihad, 24.) Dini yalnız Allah’a has kıldığımızda (A’râf, 7/29.), Rabbimize karşı samimi bir kulluk sergilediğimizde davranışlarımız O’nun için bir değer arz eder (Muhammed Siyah)
Son dönemin kıymetli âlimlerinden Ömer Nasuhi Bilmen Hoca Efendi, İslâmî ilimler alanında çok sayıda değerli eserler bırakmıştır. Bu eserlerden biri de “Kur’an-ı Kerîm’in Türkçe Meâl-i Âlîsi ve Tefsiri” isimli eseridir. Bu tefsirinde Ömer Nasuhi Bilmen Efendi muhtasar ve özlü bir eser meydana getirmiştir. Eserin içeriğine bakıldığında tefsirde, önce sureler ve içerikleri hususunda kısa bilgi verildikten sonra ayetlerin meali yer almakta, ardından her ayetin izah ve tefsiri yapılmaktadır. (Hakan Arıkan)
Yüce Allah'a hamd olsun. Onun seçkin peygamberi Hz. Muhammed'e, aile efradına ve değerli ashabına salât ve selâm olsun! Şüphesiz bu sözlerin en güzeli Allah kelâmı, yolların en doğrusu da Hz. Muhammed {s.a.v.)'in yoludur. Yüce Allah, ezelî kelâmı olan Kur'ân-ı Kerimi insanlığı hidâyete erdirmek, onu karanlıklardan aydınlığa çıkarmak ve ona doğru yolu göstermek için göndermiştir. Bütün çağlara hitap eder mahiyette evrensel bir kitap olan Kur*ân-ı Kerim, ondört asırdan beri insanlığın manevî, ahlâkî, hukukî, iktisadî, siyasî, sosyal ve benzeri diğer alanlardaki ihtiyaçlarına cevap vermiştir. Kuşkusuz kıyamete kadar gelecek olan nesillerin ihtiyaçlarına da cevap verecektir. Yeter ki ona inansın ve gereğini yerine getirsinler. Müslümanlar, Kur'ân'la muhatap oldukları ilk günden itibaren onu anlamak, gereği ile amel etmek ve onu başkalarına tebliğ etmek için son derecede ciddi gayret göstermiş ve Kur'ân'a hizmeti en büyük cihad ve en makbul İbadet kabul etmişlerdir. Bu anlayışa sahip olan İslâm âlimleri, kendi yaşadıkları çağın ilim ve kültür verilerinden de yararlanarak toplumlarının ihtiyacını karşılamak üzere Allah'ın kitabını onu muradına uygun bir şekilde tefsir etmeye gayret göstermişlerdir. Böylece her asırda gerek rivayet ve gerekse dirayet metoduyla yazılmış birçok tefsir meydana gelmiştir. Ancak bu tefsirlerin büyük çoğunluğu Arapça olarak kaleme alındığı için, bunlardan faydalanabilmek hem Arap dilini iyi bilmeyi, hem de İslâmî ilimlerde belli bir seviye kazanmış olmayı gerekli kılmaktadır. Türk toplumunun Kur'ân'ı anlama ve gereği ile amel etme ihtiyacını göz önünde bulunduran Türk müfessirler, özellikle Cumhuriyetin başlangıcından itibaren tefsirlerini Türkçe yazmayı tercih etmişlerdir. Ancak geçiş dönemi ilim adamları, Osmanlı medreselerinde yetişmiş oldukları İçin, eserlerini o günün Türkçesiyle yazmışlardır. Oysa Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilmiş olan harf ve dil inkılâbı, nesiller arası anlaşma vasıtası olan dilde birçok yenilik ve farklılık meydana getirmiştir. Bu da sonraki nesillerin. Öncekilerin yazdıklarını anlamalarına bir engel teşkil etmiştir. Bu engeli ortadan kaldırmak İçin Cumhuriyet dönemi İlim adamları, daha önce yazılmış olan Arapça ve Osmanlıca eserleri hem latinize etmeye hem de yaşadıkları dönemin Türkçesine aktarmaya çalışmışlardır. Çağımız Türk müfessirlerinden olan Ö. N. Bilmen de bu gayretli ilim adamlarından bîridir. Ö. N. Bilmen, telif etmiş olduğu kıymetli eserleriyle İslâm ilim ve kültürünü, gerçek mânâda. Cumhuriyet dönemine aktarmayı başarmıştır. Onun bu değerli eserlerinden biri de tefsiridir. Ancak tefsirin meal kısmında oldukça açık ve arı bir Türkçe kullanmış olmakla birlikte, izah kısmında Arapça ve Farsça kelime ve terkipleri çok kullandığı İçin günümüz insanı bu tefsiri okuyup anlamada güçlük çekmektedir. İşte biz, bu güçlüğü ortadan kaldırmak ve tefsirin insanımız tarafından anlaşılmasını sağlamak için onu günümüz Türkçesiyle sadeleştirdik. Türk, Arap ve Fars edebiyatlarına hakim olan ö. N, Bilmen, tefsir ve İslâm hukuku ilim ve kültürüne de sahipti. Bu özelliklerini tefsirine de yansıtmış ve onu edibâne bir üslûp ile muhtasar bir şekilde kaleme almıştır. Tefsirinde öteden beri uygulanmakta olan bir rivayet ve dirayet metodlarını birlikte kullanmıştır. Vurgulanması gereken bir diğer husus da şudur ki Ö. N. Bilmen, yaşadığı zühd hayatını tefsirine de yansıtmış ve onu son dercede edepli bir üslûp İle yazmıştır. İfadelerinde, Hz. Peygamber'e, sahabe, tabiîn ve kendisinden önceki bütün İlim adamı ve tefsircilere karşı derin bir saygı göstermiş, ilim adamlarını tenkitlerinde dahi bu davranışını daima muhafaza etmiştir. Kur'ân-ı Kerim'e yapmış olduğu bu değerli hizmetinden dolayı Ö. N. Bilmen'i minnet ve şükranla anarken, kendisine Allah'tan rahmet ve mağfiret diler, bu mütevazı hizmetimizin kabulünü ve okuyuculara faydalı olmasını Cenâb-ı Hak'tan niyaz ederiz. (Tanıtım Bülteninden) (Ruhumun Sesi)
--reklam--
Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ömer Nasuhi Bilmen - Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ömer Nasuhi Bilmen Kimdir?
Ömer Nasuhi Bilmen, (d. 1882, Erzurum) - (ö. 13 Ekim 1971), 1960-61'de Diyanet İşleri Başkanı olan Türk din alimi.
İlk tahsiline Ahmediye Medresesi müderrisi Abdürrezzak İlmî ile Erzurum Müftüsü Müderris Hüseyin Raki Efendilerden okuyarak başladı. 1908 yılında İstanbul'a gelen Bilmen, Fatih Dersiamlarından Tokatlı Şakir Efendi'nin derslerine devam etti ve icazet aldı. Daha sonra Medreset'ül Kuzat'a girdi. Burada dört yıl hukuk tahsil etti. 1912 yılında açılan ruus imtihanını da kazandı.
Fatih dersiamları arasına katıldı. Fatih Camiinde, Satırlı Medresesinde ve Dar-uş-Şafaka'da dersler veren ve kısa bir zaman içerisinde istidat ve kabiliyeti ile kendisini tanıtan Ö.Nasuhi Bilmen, ayrıca İstanbul İmam-Hatip Okulu ve Yüksek İslâm Enstitüsü'nde usul-i fıkıh ve ilm-i kelam dersleri okuttu. Temyiz Mahkemesi Şer'iyye Dairesi Mümeyyizliğinde de bulundu. 1941 yılında seçimle İstanbul Müftülüğüne tayin oldu.
30 Haziran 1960 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığına getirilen Ömer Nasuhi BİLMEN, bir yıl kadar sonra emekliye ayrıldı ve 13 Ekim 1971 tarihinde yaşamını yitirdi.
Dini konularda yazdığı eserleri ile tanınan Ömer Nasuhi BİLMEN'in başlıca eserleri olan "Hukuk-u İslâmiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye kamûsu", "Kur'an-ı Kerim'in Meâl-i Âlisi ve Tefsiri" ile "Büyük İslâm İlmihali" yanında yayınlanmış ve yayınlanmamış pek çok eseri bulunmaktadır.
Kitapları
İslam Hukukunda Manevi Zararların Tazmini, 1941.
Kuran-ı kerim'den Dersler ve Öğütler, 1947-50, 3 cilt.
Eshabı Kiram, 1948.
Yüksek İslam Ahlakı, 1949.
Büyük İslam ilmihali, 1949.
Hukuku islamiye ve ıstılahatı fıkhiye kamusu, 1949-52, 6 cilt.
Sureti Feth Tefsiri, 1953.
Tefsir Tarihi, 1955.
Kuranı Kerim'in Tefsiri ve Türkçe Meali Alisi, 1956.
Sualli Cevaplı Dini Bilgiler, 1959.
Muvazzah İlmi Kelam, 1959.
İlmi Tevhid, 1962.
Beşyüz Hadisi Şerif -( Semerkand Yayınları)
--reklam--
Ömer Nasuhi Bilmen Kitapları - Eserleri
- Büyük İslam İlmihali
- İki Aşk Çiçeği
- İslam Akaidi
- Ashab-ı Kiram Hakkında Müslümanların Nezih İtikadları
- İstanbul ve Fatih
- Kainatın Efendisi Hazreti Muhammed
- Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri
- Beşyüz Hadis-i Şerif
- Hadis Günlüğüm
- Fetih Suresi Tefsiri
- İslam ve Dünya Dinleri İslam'ın Diğer Dinlere Üstünlüğü
- Muvazzah İlm-i Kelâm
- Kur'an-ı Kerim'den Dersler ve Öğütler
- Açıklamalı İlmi Kelam Dersleri
- Canım Peygamberim
- Kuranı Kerim ve Türkçe Meali
- Sevgili Peygamberim
- Kur'an Günlüğüm
- Peygamberler Tarihi
- Büyük İslam İlmihali
- Yüksek İslam Ahlakı
- İman Hakikatleri
- Kuranı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri
- Hukuk-i İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu
- Nüzhetü'l Ervah : Farsça Divançe ve Türkçe Şiirler
- Büyük İslam İlmihali
- Kuran Nasihatleri
- Büyük Tefsir Tarihi
- Dinî ve Felsefî Ahlâk Lüğatçesi
- İnancımız Ahlakımız
- Mülahhas İlm-i Tevhid
- Kur’anı Kerim’in Türkçe Meali Ve Tefsiri
- Önderimiz Hz. Muhammed (s.a.v)
- Büyük Tefsir Tarihi
- Büyük İslam İlmihali
- Büyük İslam İlmihali
- İslam Hukuk Tarihi
- Fıkıh Usulü
- Büyük İslam İlmihali
- Büyük İslam İlmihali
- Nüzhetü'l-Ervah
- Kur-an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri
--reklam--
Ömer Nasuhi Bilmen Alıntıları - Sözleri
- Tefekkürün karşıtı gaflettir. Gaflet, düşünceden yoksun olmaktır ki insana asla yakışmaz. (İnancımız Ahlakımız)
- Salat ve selam Efendimiz Muhammed (sav) in, bütün peygamberlerin, ashabın, Hz. Adem'den bugüne kadar yaşamış ve yaşamakta bulunan başta salihler olmak üzere bütün müminlerin üzerine olsun. Kainattaki zerrelerin Rabbimiz'i tesbih edişleri adedince. (Sevgili Peygamberim)
- Malum olduğu üzere insan hadd-i zatında fikir ve tefekkür hassasına Malik, güzide bir mahluktur. (İslam Akaidi)
- Bir kere düşünmeli, eğer imameti kübranın imam Ali ile evlâdına mahsus olduğu ahkâmı diniyemiz iktizasından olsaydı, Resuli Ekrem Hazretleri bunu ashabına, ümmetine kati surette tebliğ ve emr etmez miydi?. Ve imam Ali gibi yüksek zevat bu hükme muhalif olarak başkalarına bey'atte bulunurlar mıydı?. (Ashab-ı Kiram Hakkında Müslümanların Nezih İtikadları)
- İslâm dini fıtrî bir dindir. Çünkü bütün yüce hükümleri, insanlığın fıtratına uygundur. (Açıklamalı İlmi Kelam Dersleri)
- Bir razık'ı kerîmin perverdei inayeti olduğunu bilen bir adem; nasıl olur da onun şükründen, zikir ve fikrinden gâfil bulunur? (Yüksek İslam Ahlakı)
- Ömer Nasuhi Bilmen, dinî meselelerde asla taviz vermeyen, ilkeli bir âlimdi. Nitekim 1960'lı yıllarda dinde reformun gerekliliğini savunan ve bunun için çalışanlara "bozulmayan bir dinde reform olamaz” diyerek karşı çıkmıştır. (İstanbul ve Fatih)
- Dünyadaki günden güne düzenlediğin, düşlediğin ve zamanını boşalttığın evin fanidir. Mezar köşkünün duvarlarını ahlak ve iyiliklerle döşe ki orası bakidir. (İki Aşk Çiçeği)
- "Kendin için sevdiğin şeyi insanlar için de sev, iste." (Taberani, Süyuti) (Beşyüz Hadis-i Şerif)
- İman edenler için o zaman gelmedi mi ki, Allah’ın zikrine ve hak olarak indirilen Kur’an’a karşı kalbleri yumuşamasın. Hadid,16 (Kuranı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri)
- Velhasıl: Din-i İslam sayesinde hakiki bir medeniyet, nezih bir insaniyet, pek faideli bir terakki ve en mesut bir inkılap vücuda geldi. Artık insanlık alemi bu mukaddes dine sarıldıkça şüphe yok ki daima yükselecektir. (Büyük İslam İlmihali)
- Roma tahtını ele geçiren İmparator 1. Konstantin. Byzantion'u imparatorluğun yeni merkezi olarak seçmiş ve başkentin inşasına 324'te başlanmıştır. İnşa sırasında şehrin alanı dört kat büyütülmüştür. Yeni baş şehirde muhteşem bir saray, senato binası, hipodrom, tapınak ve kiliseler yapılmıştır. Meydanlar imparatorluğun çeşitli yörelerinden getirilen sanat eserleriyle süslendi ve nihayet 11 Mayıs 330'da günler süren eğlenceler içinde şehrin resmî açılış töreni yapılmıştır. (İstanbul ve Fatih)
- ...Mescidde bulunan veya Kur'an-ı Kerîm okuyan bir kimsenin, hürmet edilmeye hak kazanmış bir kimse için ayağa kalkması mekruh değildir. ... (İnancımız Ahlakımız)
- Saadet iman üzere ölmektir... (İman Hakikatleri)
- ... Bazı şeylerin tabiat kanunlarina aykırı görülmesi sebebiyle esasında imkânsız olduğuna hükmedilemez. Nitekim asrımızdaki uçaklar, paratonerler, telefondaki akım, en uzak yerlerdekilerin seslerinin duyulup görüntülerinin alınabilmesi, atom kuvvetleri gibi şeyler birer olağanüstü hallerdir. Bunlar birkaç asır önce söylenseydi, pek çok kişi bunları yalanlar, imkân dahilinde olduğuna inanmazdı. Halbuki bugün tüm bunları sıradan şeyler olarak görmekteyiz. Bizler, tabiat âleminin bütün vasıflarını ve özelliklerine nüfuz etmiş bir halde olmadığımızdan daha nice garip ve alışılmışın dışında hallerin kudret-i ilahiye ile meydana gelmesi mümkündür. Nitekim mucize ve kerametler bu türdendir. (İman Hakikatleri)
- “Ey insanlar! Kim ki Hazreti Muhammed (sav)’e tapıyorsa bilsin ki, o vefat etti. Her kim ki, Allahü Teâlâ (cc)’a tapıyorsa, bilsin ki Allahü Teâlâ (cc) Hayy (diri)’dır, Lâ-yemût (ölümsüz)’dur” dedi. Ve hiçbir peygamberin dünyada ebedi kalmadığını söyledi. Dinlerinden dönenlerin Cenab-ı Hakk (cc)’a bir zarar veremeyeceklerini, girdikleri İslâm dininde sabit kalanların mükâfata ereceklerini beyan ederek, Ashab-ı Kiram’ın şaşkınlığını giderdi.” (Canım Peygamberim)
- "Şüphe yok ki, Allah Teala her şeye kadirdir." Bakara Suresi, 28. Ayet (Kuranı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri)
- Halbuki bütün mahlûkat her hususta Cenâb-ı Hakka muhtaçtırlar. (Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri)
- Hindistan'da bulunan bir heykelin üzerinde "inşikakı kamer senesinde imar olunmuştur" mealinde bir ibarenin muharrer olduğunu bazı müfessirler beyan etmiştir. (Muvazzah İlm-i Kelâm)
- "Ey insanlar, uyanınız. Şu nihayetsiz kainatın halikinin azametini düşününüz. O ne büyük bir yaratıcıdır, ne muazzam bir besleyicidir. Bütün mahlûkatı için ne kadar rahmet ve merhameti vardır." (Kuranı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri)
Yorumlar
0 yorum