Kitap Künyesi

Yazar: Ahmet Rasim

Yayın Evi: Kitapzamanı Yayınları

İSBN: 9786051002002

Sayfa Sayısı: 55

--reklam--

Leyal-i Iztırab Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Gecenin ilk karanlığı doğu ufkunu kaplar kaplamaz durgunluk ve sükunet denilen iki bekçi damarlara ve sinirlere hakim olur. Bir süre evlerin camlarını al ve altın sarısı renkte ziyaların oluşturduğu hüzünlü akislerle kaplayan gurup, gittikçe sönüp hüzünlü seyircileri olan gözlerdeki sihrini kaybedince, telaşla ve çığlık çığlığa kanat çırpan gece kuşları çevrede uçuşmaya başlar.

--reklam--

Leyal-i Iztırab Alıntıları - Sözleri

  • İnsan gariptir. Hissine en çok etki eden şeyleri dimağında tekrar eder.
  • Geçmiş için üzülmemek boş sözdür. Her kalp, yaşam devirleri içinde yuvarlandıkça özündeki saflığı kaybeder.
  • Yüreğin konuşması başlayınca, düşünce de incelir, göz de durumların en ince ayrıntılarını görür.
  • Acaba sonsuz uykuda istirahat etme, vücuda faydalı mıdır? İhtimal ki ruhun rahata ermesi o vakit mümkün olur.
  • Ahlaki cehalet, bir andaki zevk ve hazzı koca geleceğe feda ettiriyor.
  • O hayalin gözü gülümsüyor, yüzü gül gibi taze, dudakları inci gibi ama yine kederli.
  • İnsan geçmişe üzülür, içinde yaşadığı zamanla avunur, geleceği düşünürmüş.
  • İnsan hislerine yenilirse o zaman çaresiz kalır.
  • Yüreğin konuşması başlayınca düşünce de incelir, göz de durumların en ince ayrıntısını görür.
  • Yüzündeki beliren gülümseyişin ardından hemen kalemi eline aldı, bir kağıdın üzerine : "ızdırap" diye yazdıktan sonra, durdu.
  • Düşünce, hayal gücüyle kesif karanlığı yarar, istediği yere kadar gider.
  • Gelecek heveslerle değil, aklıselim ile düşünülür. Heveslerin ne geçmişi, ne geleceği vardır. Aklıselim, iffet insana şimdiyi düşündürür.
  • "Zaman, bir sözün beyinde haz yaratan tesirlerini insana unutturabilir mi? Hayır! Her şey zamanla geçmez."
  • Her kalp, uyku ile istirahat edemez. Her göz, geceleri kapanmaz.
  • Gelecek, heveslerle değil, sağduyu ile düşünülür. Heveslerin ne geçmişi, ne geleceği vardır. Sağduyu, iffet, insana şimdiyi düşündürür.

--reklam--

Leyal-i Iztırab İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Uzun hikâye olan Leyal i Iztırab , şüphenin dokunduğu her şeyin yara olduğunu, hele şüphe aşka dokunursa o yaranın kapanmayacağını anlatır. Gazeteci, yazar Ahmet Rasim Servet i Fünun yazarlarından olsa bile bu edebiyat döneminin çizgilerinin dışındadır.Yine Ahmet Mithat Efendi'nin teşviki ile edebiyatımıza katılan yazarlardandır.Gözleme dayalı eserler veren ve mizah yazıları da bulunan yazar,edebiyatın neredeyse her alanında ürünler vermiştir.Okullar için ders kitapları da yazmıştır. Romanlarının ve hikâyelerinin çoğunda yazar olarak fikirlerini belirtir,okurla bir diyaloğa girer. İlk fıkra yazarımız olan Ahmet Rasim'in, Leyal i Iztırab uzun hikâyesi,başkarakterlerden birinin uzunca kendini sorguya çekmesiyle,kendisiyle  hesaplaşmasıyla başlar.Bu sorgunun sebebi duyduğu acıdır.Bu durum geceler boyu sürer. Leyal i Iztırab , (Acı Dolu Geceler) Gülistan'ın bir hatasıyla,aldanmasıyla oluşan ve şüphe ile kurulan bir aşk hikâyesini işler.Gülistan ve Şevket karakterleriyle kadın ile erkek ilişkisindeki şüphe  kavramı işlenirken,hata ile aşk hikâyenin konularındandır.Birbirini seven iki gencin hüzünlü bir hikâyesidir. Bu arada sanırım çoğumuzun bildiği Sakın Geç Kalma Erken Gel şarkısının sözleri Ahmet Rasim'e aittir. (hernevikitap)

Gülistan ve Şevket Hayatlarının baharında birbirine sevdalı iki genç Karanlık bir gece Bir aldanış ve bir ölüm Kısa ama güzel bir dille yazılmış kırık bir aşk hikayesi (Fulya)

"Leyal-i Iztırab" ne demek? Efendim "Leyal-i" kelimesi "geceler" demekmiş. "Iztırab" da çoğu zaman "ıstırap" şeklinde yanlış yazdığımız, Türkçe yazım yanlışı sorularında ikileme düştüğümüz, geçtiğimiz yıllarda "ıstırap mı, ızdırap mı?" diye tartışıp doğrusunun "ızdırap" olduğuna karar verdiğimiz, yazarken ve tarif ederken zorlandığımız ama yüreğimizde, ciğerimizde hissettiğimiz, hepimizin her gün farklı sebeplerle çektiği, yakından tanıdığımız illet... Eser, geceler boyunca farklı düşüncelere dalan, çektiği ızdırabın sebeplerini sorgulayan, arayan bir gencin psikolojik karmaşasıyla başlıyor. Ve belirtmeliyim ki eserin mükemmel bir başlangıcı var. Gencin yaşadığı ızdırap tarif edilmeye çalışılırken yaşamı, geçmişi, korkuları sorgulanıyor. Ahmet Rasim'in, eserlerinde yarattığı karakterlerin ismini, kitabın ortasına gelinceye kadar söylememe gibi bir huyu var. Hikayesi anlatılan iki gencin isminin Şevket ve Gülistan olduğunu konu epey ilerledikten sonra anlıyoruz. Eserde gençlerin ızdırap çekmesine sebep olan konu, Ahmet Rasim'in ifadesiyle, "manevi dert denen ve hevesin getirdiği felaketlerin en müthişlerinden olan aşk mikrobu..." Evliliği kötülediği gerekçesiyle suçlanan Sabahattin Ali de "izdivaç mikrobu" derdi bu duruma. Tabii Aliye hanımla evlenene dek. Eser boyunca, ilkin Şevket ve Gülistan'ın birbirine âşık olup gizli gizli buluşması, kavuşamamasıyla tatlı bir şekilde ortaya çıkan ızdırap, daha sonra gençlerin evlenmesiyle acı bir hale dönüşüyor. "Evlilikte keramet vardır" derler ama, burada evlilik vahametiyle geliyor. Ahmet Rasim, hikayenin okura etkileyici bir şekilde yansıması için, konuyu heyecanlı hale getirmeyi ve çarpıcı şekilde sunmayı ustalıkla yapıyor. Fakat bazı bölümlerde, bir futbol karşılaşmasının en heyecanlı yerinde gereksizce konuşmaya başlayan spor yorumcusu gibi, konuya müdahale ederek, kendi yarattığı karakterlere toplumsal ve ahlaki öğütler veriyor; bu durum anlatımdaki canlılığı ve akışı oldukça bozuyor. İyi okumalar... (Bünyamin Müftüoğlu)

--reklam--

Leyal-i Iztırab PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ahmet Rasim - Leyal-i Iztırab kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Leyal-i Iztırab PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ahmet Rasim Kimdir?

Kendine özgü bir üslupla kaleme aldığı eserleri geniş bir okur kitlesi tarafından okunan, mutlakiyet, meşrutiyet ve cumhuriyet dönemlerine tanıklık etmiş bir yazardır. 50 yılı bulan yazı hayatında farklı edebi türlerde ve çok sayıda eser verdi. Dönemin İstanbul hayatının ayrıntıları üzerinde durduğu fıkralarıyla tanındı.3.ve 4. Dönem TBMM'de İstanbul milletvekili olarak yer aldı. Tanınmış bestekar Osman Nihat Akın'ın dedesidir.

Darüşşafaka mezunudur. Muharrirlik, Yazarlık, Bestekârlık, Posta Telgraf İdaresi Memurluğu, Tercümanı Hakikat, Saadet, İkdam, Sabah, Malumat, Servet, Tanin, Hak ve Tasvir-i Efkar gazeteleri yazarlıkları, Güneş, Gülsen, Sebat, Say ve Servet-i Fünun, Resimli Gazete, Musavvar ve Malumat dergileri yazarlıkları, TBMM III. ve IV. Dönem İstanbul Milletvekilliği ve III. Dönem Kütüphane Encümeni Reisliği yapmıştır. Evli ve altı çocuk babasıdır.

Yaşamı

1864'te İstanbul'da Fatih'in Sarıgüzel mahallesinde dünyaya geldi. Babası Menteşeoğulları'ndan Kıbrıslı Bahaeddin Efendi, annesi Nevbahar Hanım'dır. Babası kendisi doğmadan evvel ailesini terk ettiği için Nevbahar Hanım onu tek başına yetiştirdi. 1875 yılında başladığı Darüşşafaka'da edebiyatla tanıştı. Bu okulda bestekâr Mehmet Zekai Dede'den müzik dersleri de aldı. Kendi çabasıyla Fransızca öğrendi. Eğitimini 1883 yılında birincilikle bitirdi.

Okulu bitirdikten sonra diğer Darüşşafaka mezunları gibi Posta ve Telgraf Nezareti'nde memur oldu. Bu kurumda kısa bir süre kâtiplik yaptı. Memuriyet hayatının ilk aylarında Sadberk Hanım ile evlendi; 1902'de eşinin ölümüne kadar süren bu evlilikten dört oğlu, iki kızı oldu.

Memuriyet hayatını benimsemeyen ve hayatını yazar olarak kazanmak isteyen Ahmet Rasim'in ilk yazısı Ahmet Mithat Efendi'nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlandı. Bu, 'Yolcu' başlıklı bir tercüme yazı idi. Ardından dönemin ünlü gazetecisi Baba Tahir vasıtasıyla Ceride-i Havadis'te fenni konularla ilgili yazı ve tercümeler yayımlamaya başladı. Bir süre Mekteb-i Behrami adlı okulda ve Komonto Musevi okulunda öğretmenlik yaptı. Ahmet Mithat'tan gördüğü teşvik sayesinde 1885'ten sonra kendisini tamamen gazeteciliğe verdi.

Yayın hayatına 1891'de başlayan Servet-i Fünun dergisinde fen konularındaki yazılarının yanında, tefrik halinde romanlarını da çıkarma imkanı buldu. Leyal-i Izdırap, Meşak-ı Hayat ve Afife burada yayınlandı. Ancak Servet-i Fünun yazarlarının genel edebi çizgisini benimsemedi. O, Ahmet Cevdet Paşa ve Ahmet Mithat Efendi'nin doğu ve batı edebiyatının olumlu yanlarını sentez haline getirmeyi amaçlayan edebi anlayışını benimsemişti.

1908'de Hüseyin Rahmi ile birlikte 37 sayı süren 'Boşboğaz ile Güllâbi' adlı bir mizah gazetesi çıkaran Ahmet Rasim, gazeteciliği Malumat, Sabah, Sebat, Güneş, Maarif, Resimli Gazete, Mecmuai Ebüzziya, Türk Yurdu, Yeni Mecmua, Resimli Ay, İkdam, Boşboğaz, Basiret, Tasvir-i Efkar, Vakit, Akşam, Cumhuriyet gazete ve dergilerindeki yazılarıyla sürdürdü. Bunun yanında Gülşen, Sebât, Hamiyyet, Şafak, Servet, Tanin, Envâr-ı Zekâ, Maarif, Resimli Gazete, Hazine-i Fünun, Mektep, Pul, Fen ve Edep, İrtika, Surâ-yı Ümmet, Donanma, Resimli Kitap, Musavver, Muhit gibi dergilere gerçek adıyla, Hanımlara Mahsus Malumât'ta ise 'Leyla Feride" adını kullanarak yazılar göndermiştir.

1898'de Alman İmparatoru II. Wilhelm'in Suriye gezisi sırasında Malumat gazetesi tarafından Suriye'ye, 1916'da da Sabah gazetesince harp muhabiri olarak Romanya cephesine gönderildi.

Bu arada okullar için yazdığı tarih, dil bilgisi, imlâ ve aritmetik gibi çeşitli konulardaki eserlerini kitap halinde bastırdı. Menâkıb-ı İslâm adlı kitabı dolayısıyla II. Abdülhamit'ten Mecidi nişanı aldı. Şiir, hikaye ve roman alanlarında eserler verdiyse de onu günümüze ulaştıran "Şehir Mektupları", "Eşkâl-i Zaman", "Cidd-ü Mizah", "Gülüp Ağladıklarım" gibi inceleme, araştırma ve gözleme dayanan yazıları oldu.

Müzik alanında da eserler veren sanatçı, besteleri de kendisine ait olan pek çok şarkı sözü yazdı. Yakın dostu müzisyen Tatyos Efendi'nin bestelediği uşşak makamındaki 'Bu akşam gün batarken / Sakın geç kalma, erken gel' dizeleri ile başlayan güftesi günümüze kadar gelen eserlerindendir.

1927'de Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'in referansıyla İstanbul milletvekili oldu ve TBMM'nin üçüncü ve dördüncü dönemlerinde milletvekilliği yaptı. Ancak sağlık sorunları yüzünden meclis oturumlarına bile katılmadı. 1932'de Heybeliada'daki evinde hayatını yitirdi, Heybeliada'daki Abbaspaşa Mezarlığı'na gömüldü.

İstanbul Fatih Karagümrük'te 1938-1939 öğretim yılında kurulan Karagümrük Ortaokulu'nun adı 1965-1966'da Ahmet Rasim Ortaokulu olarak değiştirilmiştir. Okul 1988-1989'dan itibaren Ahmet Rasim Lisesi adını almıştır.

--reklam--

Ahmet Rasim Kitapları - Eserleri

  • Falaka
  • Şehir Mektupları
  • Gecelerim ve Falaka
  • Leyal-i Iztırab
  • Meşakk-ı Hayat
  • Hamamcı Ülfet
  • Güzel Eleni
  • Eski İstanbul'da Hovardalık
  • İki Güzel Günahkar
  • Ramazan Sohbetleri
  • Eserlerinden Seçmeler
  • Osmanlı Tarihi
  • Eşkal-i Zaman
  • Eski Fuhuş Hayatı Fuhş-i Atik
  • İstanbul'da Eğlence Hayatı
  • Muharrir Bu Ya
  • Kitabe-i Gam
  • Şehir Mektupları
  • Asabi Kız Sabiha
  • Gecelerim
  • Falaka
  • Meşakk-ı Hayat
  • Ameli ve Nazari Talim-İ Lisan-ı Osmani
  • Söz ve Çizgi Ustalarımız
  • Osmanlı İmparatorluğu'nun Reform Çabaları İçinde Batış Evreleri
  • Ahmet Rasim Kitaplığı 1: İlk Sevgi
  • Asker Oğlu
  • Hanım
  • Osmanlı Tarihi
  • Gülüp Ağladıklarım
  • Romanya Mektupları
  • Ramazan Karşılaması - Sohbetler
  • Osmanlı Tarihi
  • Anılar ve Söyleşiler
  • İki Hatırat Üç Şahsiyet

--reklam--

Ahmet Rasim Alıntıları - Sözleri

  • Bir kıyafet, bir eda hiç olmazsa hoş bir seda. (Eşkal-i Zaman)
  • Ben seninim, sen benimsin Göz önünde durma,kaçıl (Şehir Mektupları)
  • Bizde siyasete karışmayan, karıştırılmayan ne vardır? (Eski Fuhuş Hayatı Fuhş-i Atik)
  • Fuhuş, çıplak ve perişan sokak ortalarına, duvar diplerine, viranelere, ıssız yerlere, deniz kenarlarına, ağaç altlarına, gölgeliklerle doldu, tabir mazur görülsün, çoluk çocuk maskarası ve belki bir kat daha rezil ve rüsva oldu! (Eski Fuhuş Hayatı Fuhş-i Atik)
  • İşte insanlık böyle... Karanlık, muzlim, müphem vaziyete girmedikçe: “Ben neredeyim? Demez." (İstanbul'da Eğlence Hayatı)
  • Görmek neye yarar? Hissetmeliyim, bu bana yeter. (Gecelerim ve Falaka)
  • İnsanın tahammülden ziyade neye ihtiyacı var ? (Kitabe-i Gam)
  • Meğer tutku kederle ümit arasında yatıp kalktıkça serpilir, tazelenirmiş. (Hamamcı Ülfet)
  • Güler gibi ağlarım. Yok. Ağlar gibi gülerim. Ah! Tarif edemedim. (Gecelerim)
  • Dayak atıldığını izlemek de hemen hemen dayak yemektir. (Gecelerim ve Falaka)
  • iki sefilin bakışları , birbirlerine tesadüf etmesi gönül alıcı hasretleri olan birtakım mutluluk manzaraları anlattı. Fakat hayalleri o kadar safça , o kadar çocukçaydı ki bu özel vaziyet ancak bu çağdaki masum kalplere vergidir. (Güzel Eleni)
  • “İhtiyarlık ne yaman dert…” (İstanbul'da Eğlence Hayatı)
  • Zaman ne olursa olsun hızını değiştirir mi? (Hamamcı Ülfet)
  • Öldürdü beni zaman (İstanbul'da Eğlence Hayatı)
  • Fakat öyle kalpler vardır ki onlardaki üzüntü girdibanın derinliği bilinemez. Orası bir çıkmazdır. (Güzel Eleni)
  • Siması, fotoğraf amatörlerini bile hayrette bırakacak doğaüstü bir profil çizer. (Eşkal-i Zaman)
  • Kamuoyu üzerinde hükmünü yürütmek istersen, yaz. (Gürültülü sesler...) Ama bâzıları yazdıklarına saçma, sayıklama diyeceklermiş, bunlar azınlık partisidir. Senin mensûb olduğun parti ise, çoğunluktur. Kısım kısım değiş-tokuş yap, araştırıcı gâvurları kov, gerçekleri bulup ortaya çıkan günahkârlara yüz verme.(*) * Ahmet Rasim, burada; düşünmeden, aklına nasıl gelirse öyle yazan kimselere taş atmaktadır. Anlatmak istediği şey şudur: Böylelerinin gözünde gerçek araştırıcılar ve bilginler değersizdir, kötüdür. (Muharrir Bu Ya)
  • Okul herhâlde evden daha eğlenceliydi. Hiç olmazsa kaçamak olarak leblebiyle; tek mi, çift mi, iplikten su yolu, almaca, ten ten, el el üstünde kimin eli var, vay benim köse sakalım, evelenme develenme, devekuşu kovalama, parmak ayırmaca, yokuş aşağı, seke seke ben geldim, çıngırağım hoş geldin, fış fış kayıkçı, duvarda top, cevizle vurup almaca, beş taş oynardık. Mahallede ise bir arkadaşımla kapı dibinde olsun, bir kaydırak oynayamaz, bahçemize; çiçekler bozulur, toz toprak olur derler diye, kimseyi çağıramazdım. Oyunsuz çocuk ise, karnına dokundukça, vık vık! eden kukla bebeklerden başka bir şey değildir. (Eserlerinden Seçmeler)
  • Ben Galata'nın kendisini sevmiştim. Burada korkunç olduğu kadar eğlendirici bir hayat vardı. Hâlbuki insan etraflıca düşünecek olursa bu dünyanın ne tarafı korkunç değil? (Eski Fuhuş Hayatı Fuhş-i Atik)
  • Senden uzağa gitmek de mümkün değil.Azmediyorum.Takatim kesiliyor.Duruyorum.Senden sakınıyorum.Anlıyorsun ya.Seni hem görmek,hem görmemek istiyorum. (Kitabe-i Gam)