Kitap Künyesi

Yazar: Maeve Binchy

Çevirmen: Bilge Erkut

Orijinal Adı: The Lilac Bus

Yayın Evi: Doğan Kitap

İSBN: 978-975-991-825-5

Sayfa Sayısı: 176

Leylak Zamanı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Her cuma akşamı leylak rengi bir minibüs, içinde yedi yolcusuyla Dublinden üç saat uzaktaki taşra kasabası Rathdoona yola çıkar. Minibüsün hiç değişmeyen yedi yolcusundan her birinin diğerlerinin bilmediği gizli bir hikâyesi, zorunlu bir yolculuk nedeni vardır. Paylaşılmayı bekleyen sırlar ve hikâyeler...rnPaylaşıldıkça sağlam dostlukların, kim bilir belki de hayat arkadaşlıklarının temelini atacak bildik insanlık halleri...rnMaeve Binchy gerçek dertleri ve sevinçleriyle son derece canlı karakterleri bir kez daha ustalıkla buluşturup her zamanki gibi öğretici ve keyifli, sıcacık bir roman sunuyor okurlarına...rnrn"Maeve Binchy, gündelik yaşamın altında kaynayan duygu kazanının içini gören keskin gözlere sahip."rnIrish Independentrn

Leylak Zamanı Alıntıları - Sözleri

  • Kelimelere istediği anlami yükleyebiliyordu. Tıpkı pokerde jokerin istenen kartın yerine kullanilabilmesi gibi.
  • Gelecek pek çok insan için parlak olmayacak. Fakat ümit etmeye devam etmek lazım. Yoksa hiçbir şeyin anlamı kalmaz...
  • “Hayır, bitti. Bu gece.” “Neden böyle birden?” O bir yalancıdan başka bir şey değil de ondan; hem karısına hem bana yalan söylüyor. İnsanlar bunu neden yapar ki?” “Çünkü kendilerini ‘kaybeden’ olarak görürler ve her şeyden biraz isterler; ama toplum buna izin vermez, bu yüzden yalan söylemek zorunda kalırız. Ve işin eğlenceli tarafı, başlangıçta böyle heyecanlı olmasını sağlayan da bu gizliliktir.”
  • İnsanlarla bu kadar rahat iletişim kurmak harika bir şey olmalıydı. Bunun, okumuş, meslek sahibi aileler arasında çok görülen bir durum olduğunu fark etmişti, birbirleriyle hiç tereddüt etmeden rahatça sohbet ediyorlardı.
  • Marslılar bizi izliyorsa sürüler halinde bu amaca doğru koştuğumuz için aklımızı kaçırmış olduğumuzu düşünüyorlardır.
  • Bir piyeste rolünü oynar gibiydi.
  • Ben bu günümün sâhibi değilim, artık ikimizi de ta'zip eden bu bahsi kapatalım. .. Orhan Bey, "Bir ölü," diyordu. "Demek bir ölü için verilmiş bir söz için..." -Lâkin o, Muzaffer, pek canlı bir ölüdür. Ben onu kaybettiğim günden beri her an mevcûdiyetini hissettim, tepemden tırnağa kadar hissettim. Bugün, bugün benden fazla bir şey beklemeyiniz, bugün aramızda Muzaffer var. Yarın hürüm.
  • Marslılar bizi izliyorlarsa sürüler halinde bu amaca doğru konuştuğumuz için aklımızı kaçırmış olduğumuzu düşünüyorlardır.
  • “...,pinti bir kadın dırdırcı ve pasaklı bir kadından bin beterdir...”
  • “Gelecek harika olmayabilir” demişti sonra da. “En azından bizim için: çok fazla bir şey beklememelisin.” “Gelecek pek çok insan için harika olmayacak” demişti Dee, rahat bir ifadeyle. “Fakat ümit etmeye devam etmek lazım, yoksa hiçbir şeyin anlamı kalmaz.”
  • “Üç yaşındaki oğlunun bacaklarına vurarak ağlatan bir kadını, kocasının, fazla ileri gittiğini belirterek sert bir tavırla itmesini izlediğinde, işte evlilik, diye geçirdi aklından. Aile hayatı. Marslılar bizi izliyorsa sürüler halinde bu amaca doğru koştuğumuz için aklımızı kaçırmış olduğumuzu düşünüyorlardır. Tek istediğimiz bu, hem de her yerde: Okuduğumuz romantik kitaplarda, televizyonda izlediğimiz dizilerde, tanıdığımız herkes için. Kimse herhangi bir ders almış gibi görünmüyor.”
  • “O onları, onlarda onu tanımadıktan sonra, çocuk doğurmanın ve onları o kadar süre içinde taşımanın ne anlamı vardı?”
  • “Ama aslında yaptığı bu işi sevmiyordu; oğlanların bu kadar ders çalışmak yerine dışarı çıkıp oyun oynamaları gerektiğini düşünüyordu. Dersleri gayet iyiydi, endişeli ebeveynlerine sürekli, “ Kafalarını hep daha fazla bilgiyle doldurmaya çalışmayın” deyip durmuş, ama lafını dinletememişti. Hayata daha iyi bir başlangıç yapmak, diğerlerinden bir adım önde olmak en iyisi değil miydi? Fakat onlar daha dokuz ve on yaşındaydılar. Hayatta kendilerine bir yer edinmek için başkalarıyla savaşmak zorunda olacakları günlere daha yıllar vardı.”
  • "Tom kontağı saat tam 18:45'te çalıştırır ve Leylak Rengi Minibüs sallana sallana yola koyulurdu. Bu şekilde hepsini, söz verdiği gibi saat on olmadan evlerine yetiştirirdi."
  • "Kimse fark etmedikten sonra perma yaptırmanın ne anlamı vardı ki? En yeni permalardan biri için tonlarca para ödemenin? Yani ödemesi gerekseydi ödemenin: Neyse ki gerekmemişti bu."

Leylak Zamanı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Leylak Zamanı, Leylak Rengi Minibüs adına her ne derseniz diyin, dili sayesinde kendini çabucak bitirtebilecek bir kitap.. Konusuna gelirsek: şöyle ki her cuma akşamı leylak rengi bir minibüs, içinde yedi yolcusuyla Dublin'den üç saat uzaklıktaki taşra kasabası Rathdoon'a doğru yola çıkıyor ve kitabın ayrı ayrı bölümlerinden her yolcunun ismi ve perde arkasındaki hikayesi karşılıyor bizi. Hepsi aynı minibüsün bir koltuğunu paylaşıyorlar, yan yana paylaşanda var yan yana olmak istemeyende.. Yolcu minibüsünün şoförü dahil, her kişi kendi hayatlarının çerçevesinde zor bir hayatı üstlenmeye çalışıyor. Rathdoon'da da birbirleri ile komşular aslında bu yüzden olsa gerek sadece yolculukta değil, bunun haricinde de gördükleri yüzler hep tanıdık. Kısa bir kitap, konusu sizi çekmese bile akıcı üslubu sayesinde çok çabuk bitirebileceğiniz bir kitap. Çerezlik nitelikle diyebiliriz. Yazarın kalemine sağlık. (Arzum Temiz)

Merhaba sevgili okur; Maeve Binchy, kitaplarını severek okuduğum, tarzını beğendiğim bir yazar. İlk okuduğum kitabı, “İtalyanca Aşk Başkadır” olmuştu. Ardından “Yanlız Kadınlar Sokağı” ( hala en sevdiğim kitabıdır.) Çoğu kitabında her karakterin ayrı bir romana konu olacak hikayesi vardır. Leylak Zamanı’ da bunlardan biri. Yedi ayrı karakteri her hafta sonu Dublin’ den, taşra kasabası olan Rathdoon’ a taşıyan leylak rengi minibüste başlar roman. Her karakterin ayrı ayrı ve birbirleriyle olan hikayelerini kendi bakış açılarından okuruz. Okumak isteyen herkese keyifli okumalar dilerim. (Mine Göl)

Kitabın Yazarı Maeve Binchy Kimdir?

Maeve Binchy (28 Mayıs 1940 - 30 Temmuz 2012) gazeteci, kısa öykü yazarı ve romancı.

İrlanda’nın başkenti Dublin’in dışında küçük bir köy olan Dalkey’de, 1940 yılında doğdu. Killiney’deki Holy Child Convent adlı, Katolik kız çocuklarının gittiği bir okulu bitirdikten sonra University College’dan mezun oldu ve öğretmen olarak çalışmaya başladı.

Yirmi üç yaşındayken, Kudüs’te İsa’nın son yemeğini yediği söylenen mağarayı ziyareti sırasında, dinsel inancını yitirdi. Daha sonra bir kibbutzda çalışmak üzere İsrail’e gitti. Yurtdışında bulunduğu sırada her hafta babasına, bulunduğu yerdeki hayatı ve savaş altındaki toprakları tasvir eden mektuplar yazdı. Babası, bu mektuplardan birini, Dublin’de yayımlanan "Irish Times" gazetesine 18 pound’a sattığında Binchy’nin öğretmen maaşı, 16 sterlindi.

Öykü tarzında kaleme alınmış bu mektup, Binchy’ye 1969 yılında "Irish Times"ın da kapılarını açtı. Böylece, haftada iki kez yazan ünlü bir köşe yazarı ve İrlanda feminist hareketinin ilk kadın editörü oldu. Londra’ya taşınan Binchy burada, daha sonra çocuk öyküleri de yazacak olan, BBC’nin sunucularından Gordon Snell’le tanıştı.

Eşinin teşvik ve desteğiyle yazarlık yapmaya karar veren Binchy, çok sayıda öykünün yanı sıra, iki oyun ve kendisine Prag Film Festivali’nde en iyi senaryo ödülü kazandıran bir de TV oyunu yazdı. Maeve Binchy, "Evening Class" (İtalyanca Aşk Başkadır) adlı romanıyla uluslararası şöhret oldu.

Maeve Binchy, eşi Gordon Snell’le birlikte yaşadıkları Dublin’de 30 Temmuz 2012'de vefat etmiştir.

Ödülleri

2001 - WHSmith Kitap Ödülü

1999 - Britanya Kitap Ödülleri Yaşam Boyu Başarı Ödülü

1976 - Jacob Ödülü (İrlanda)

1976 - Prag Film Festivali En İyi Senaryo Ödülü (Deeply Regretted by)

Maeve Binchy Kitapları - Eserleri

  • İtalyanca Aşk Başkadır
  • Yalnız Kadınlar Sokağı
  • Aşk Mutfakta Pişer
  • Geri Döneceksin
  • Hayatın Ta Kendisi Lokantası
  • Aşk, Bir Kere

  • Bir Dilek Tut Benim İçin
  • Leylak Zamanı
  • Yıldızlı ve Yağmurlu Geceler
  • Gümüş Yıldönümü
  • Gizlidir Bütün Aşklar
  • Aşkı Yarın Yaşayacaksın
  • Ateşböceklerinin Mevsimi

  • Aşıklar Korusu
  • Bu Yıl Farklı Olacak
  • Ruh ve Yürek
  • Aşk ve Çocuk
  • Her Durakta Aşk
  • Küçük Bir Kış Masalı
  • Dönüş Yolculuğu

  • Umut Hep Var
  • Feministlere Masallar
  • Dublin People
  • Dublin 4
  • Insel Der Sterne
  • Nights of Rain and Stars
  • A Few of the Girls

Maeve Binchy Alıntıları - Sözleri

  • Ölü bir evliliğim olacağına rahibe olmayı yeğlerim, (Hayatın Ta Kendisi Lokantası)
  • "Çok yalnızım.' (Aşkı Yarın Yaşayacaksın)
  • Derdinin üzerine biraz ışık düşür, tıpkı çiçekler gibi dertlerin de ışığa ve havaya ihtiyacı vardır derler. (Yalnız Kadınlar Sokağı)
  • Gerçekten hayret verici, en korktuğunuz şeyin aslında hayrınıza olduğu ortaya çıkabiliyor! (Aşk ve Çocuk)
  • "İnsanların düşünce ve umutlarına kurallar koyamazsın." (Aşkı Yarın Yaşayacaksın)
  • Neden insanlar genelde birbirlerinin derdiyle aşırı ilgilenip, abartır, sonra da bu krizi aştığını görünce hayal kırıklığına uğramış gibi şaşırırlar. bu garip çelişkiyi hiç bir zaman anlayamamıştı. (syf. 221) (Bu Yıl Farklı Olacak)

  • "Gerçekten hayret verici, en korktuğunuz şeyin aslında hayrınıza olduğu ortaya çıkabiliyor! Hayatımın ne kadar büyük bir kısmını trenlerde ve otobüslerde geçirdiğimi, her şey bitene kadar asla fark etmemiştim. Bahçecilik ve internet öğrenmeye zaman kalmamasınada şaşacak bir şey yok" (Aşk ve Çocuk)
  • Önemli olan tek şey, başkaları üzerinde kendinle ilgili iyi bir izlenim yaratmandır. Bir ayna gibi düşün. Eğer iyi görünürsen ve insanlar da senin iyi göründüğünü düşünürse aynısını sana yansıtırlar. (Umut Hep Var)
  • Kimse bize savaşların sonsuza dek sürdüğünü anlatmamıştı... (Bir Dilek Tut Benim İçin)
  • Birkaç ömrümüz olsaydı, eh, evet, belki, ama yalnızca bir ömrünüz varsa bunu hukuk öğrenimiyle harcamaya değer miydi? (Küçük Bir Kış Masalı)
  • Herkesin elinde kocaman taşlı pırlanta birer yüzük olsa ya da günbatımları her yerde kızıl ya da altın sarısı olsa,bunların hiçbiri kıymetli olmazdı... (Aşıklar Korusu)
  • Hepimiz biraz deliyiz aslında. Bir çanaktaki bezelyeler kadar birbirimize benzememizi önleyende bu. (Geri Döneceksin)
  • “Çünkü sanırım hayat bir pazarlık” dedi annesi. “Çünkü karşılıklı özveri dedikleri bundan ibaret. İstesen de istemesen de onaylarsın ve karşılığında sevgilerini kazanırsın.” (Umut Hep Var)

  • “Haydi, haydi Fergus, Kadınlar hiç işleri olduğu gibi görürler mi? Sen hiç romantik günlerden, metrelerce tülden ve düğünden ötesini gören bir kadına rastladım mı? Bırak öyle kalsınlar, kimseye bir zararları yok.” (Ateşböceklerinin Mevsimi)
  • Artık her şeyin eskisi gibi olmasını beklemekten vazgeçip olanları kabullenmenin zamanı gelmişti. (İtalyanca Aşk Başkadır)
  • Bazı insanlarda kimsenin tahmin edemeyeceği, bilinmez nedenlerle artık hayata son verme isteğiyle dolu yarıklar vardır. (Aşkı Yarın Yaşayacaksın)
  • Öğretmenlik mesleği hakkında söyleyebileceğimiz bir şey varsa o da öğretmenliğin insanı başka hiçbir şey düşünemeyecek kadar meşgul etmesidir. (Hayatın Ta Kendisi Lokantası)
  • "Başkalarının hayatını değiştirmek kolaydır. Sorun kendi hayatında." (Ateşböceklerinin Mevsimi)
  • İnsanlarla bu kadar rahat iletişim kurmak harika bir şey olmalıydı. Bunun, okumuş, meslek sahibi aileler arasında çok görülen bir durum olduğunu fark etmişti, birbirleriyle hiç tereddüt etmeden rahatça sohbet ediyorlardı. (Leylak Zamanı)
  • Ağlamadı, ağlayamayacak kadar büyük bir boşluk hissediyordu içinde. (Ateşböceklerinin Mevsimi)