Kitap Künyesi
Yazar: Kadir Mısıroğlu
Yayın Evi: Sebil Yayınevi
İSBN: 9789755800493
Sayfa Sayısı: 512
--reklam--
Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? - 2 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aziz Okuyucu !...
Lozan; muazzam bir imparatorluk mirasının han-ı yağmasıdır...
Türkün şahsına islamdan intikam alınarak, bütün bir islam dünyasının başsız bırakılmasıdır!...
Lazının getirdiği, adalarla yunan stratejik çemberine alınmış iktisadi kaynaklardan mahrum, her türlü ünvan ve sıfatı yolunmuş gayrı tabii hudutların çizdiği küçük bir Türkiyedir.
(Arka Kapak)
--reklam--
Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? - 2 Alıntıları - Sözleri
- Zulmün topu var ,güllesi var kal'ası varsa Hakkın bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır, Göz yumma güneşten , nuru ne kadar kararsa Sönmez ebedi her gecenin sabahı vardır Tevfik Fikret İslam tarihinin en büyük devleti olan Osmanlıya isyan gibi bir ... Bedeli olarak Şerif Hüseyine peşkeş çekilmiş olan Irak Krallığı kuruluşundan itibar siyasetini Türkleri inkâr var imha esası üzerine kurmuştur Turancılık diye damgaladıkları Türk müneverllerine , karşı harekete geçen Barzani ve Abdülkerim Kasım tevkif edip tecrid kamplarına gönderdiler. Arslan Yuvası Gazinosu sahibi Osman Beyi şehid ederek başlayan sokak katliamlarına , sukût edilerek ses çıkarılmadı.
- Halep’in “Maddi Kayıplarımız” arasında ele alınışının sebebi şudur:Bu geniş vilayetin bir kısmı Hatay’a,diğer bir kısmı ise Türkiye’ye kalmıştır.Geri kalan büyük bir kısmı ise yeniden hududlandırılarak devlet haline getirilen bizim eski “Suriye Vilayeti”mize bağlanmıştır.İşte-ileride izah edileceği üzere-bu Suriye’ye bırakılan kısmının -hiç olmazsa kuzey kesminin de-Türkiye’ye verilmesi Milli Misak’ımızın icaplarındandı.
- İskender bir Yunanlı yani Grek değil halis bir Makedonyalıdır.Makedonya ise tarih boyunca bir gün bile Yunanistan’ın olmamıştır.Üstelik daima buranın sekenesi ile Grekler arasında ihtilaf ve muharebeler eksik olmamıştır.Bu yüzden İskender’in ilk çiğnediği memleket ve Greklerin yurdu,yani bugünkü Yunanistan olmuştur. Böyle olduğu halde Yunanlılar,sanki İskender Grekmiş veya istilalarını yapmışmış gibi O’nun dolaştığı ve zaptettiği sahayı ellerine geçirerek büyük bir Yunanistan kurmayı “Megola İdea” adıyla milli bir mefkûre halinde benimsemişlerdir.
- Osmanlı Devleti'nin son devirlerinde karşılaştıkları dahili gaileler hiç bir zaman onun adil ve müstakar idaresinin tabi neticesi değildir.Bunların her biri devletin parçalanmasına menfaati olan yabancı devletlerin tahrik ve teşviklerinin eseridir.
- Yürü Basra!... Yürü. Osmanlılar buradan gideli, ben çocuğu Şattı düşmüş valide gibiyim , gözüm suda yürüyorum. Yürü Basra...Yürü ! Onlar sana gelmezse sen onlara Yürü. Basranın elden çıkışından ötürü bir yerel halkın terennüm edişi.
- Venedik elçisi inebahtı muhâberisi'nden sonra Sokullu'yu ziyâret ederek hissiyâtını yoklamak istedi. Sokullu kendisine tarihe geçen şu mukâbelede bulundu : Son kazadan sonra cesâretimizin ne olduğunu göremeye geliyorsunuz !.. Biz sizden Kıbrıs'ı alarak sizin kolunuzu kestik .Siz bizim filomuzu imhâ ederek sakalımızı traş ettiniz. Bu sûretle biz sizden daha az kaybettik . Çünkü kesilen sakal daha gür olarak yerine gelir. Fakat kesilen kol yeniden büyümez!
- Öteden beri bazı kimseler Hazreti Muaviye’yi,İslam tarihinde “Veraset Usulünü” ilk defa olarak ihdas ettiğinden dolayı tenkid edegelmişlerdir.Halbuki İslamda idare için muayyen bir şekil emredilmiş değildir.Bu şekil,ister saltanat ister cumhuriyet olsun,İslami sayılmak için muayyen vasıfları haiz olmak mecburiyetindedir.Bu vasıflar şunlardır: 1-Ahkam-ı şer’iyye’nin tenfizi 2-Emanetin ehline tevdii 3-Biat Bunun dışındaki hususlar zamana,zemine göre tayin ve tesbit edilmek üzere bir ”maslahat meselesi” telakki edilmiştir.
- Almanlar,işgal ettikleri bu adalardan(Ege Adaları)çekilmek mecburiyetinde kalınca Yunanistan’da kedi köpek yemeye kadar varan açlığı nazarı itibare alarak sırf insani mülahazalarla bu adaları Türk hükümetine teslim etmek teklifinde bulunmuşlardır.Bu teklif,gelecekteki stratejik müdafaa imkanlarımız bile kaale almadan,bu hususta bir müzakereyi dahi kabul etmeksizin reddedilmişti.
- İranlıların Şia yani Hazreti Ali taraftarlığı davasındaki samimiyetsizlikleri bununla sabittir ki insanlığın en büyük nasibi olan İslam kendilerine Hazreti Ömer’in cihad gayreti sayesinde ulaştığı halde,O’nun adını hala küfür makamında kullanmaya devam etmektedirler.Yoksa normal bir dini hisle hareket etmiş olsalardı Hazreti Ali ile hiçbir ihtilafı olmayan Hazreti Ömer’in İslam’ın kendilerine ulaşmasına vesile olmuş bulunması bakımından baş tacı etmeleri gerekmez miydi?
- “Asya”kelimesi de yine Sidler’in bir kolu olan “Asi”veya “Ast”kabilesinin adından çıkmıştır. İstanbul’u kuran ve buraya “Ast-an” yani “İlahi Astların Şehri”adını verenler de bu “Astlar”dır.Yunanlılar,Anadolu’ya Astlar’dan çok sonra olmak üzere ancak Onbirinci Asır’da gelmişler ve “Asia”,”Ast-an”gibi kelimeleri çoktan ve tamamıyla yerleşmiş olarak bulmuşlardır. İran hükümdarı Dara “Ast-an”kelimesini “Asitane”şekline çevirmiştir.İstanbul için son zamanlara kadar kullanılmaya devam eden bu kelimeye Yunanlılar “şehir” manasına gelen “pulos” ilave ederek “Astanpulos” demişlerdir.İşte bu kelime zamanla “İstanbul”a dönüşmüştür. Güney Anadolu’daki “Asi”Nehri de bu “Asi” adını taşıyan Türk boyundan kalan tarihi bir hatıradan başka bir şey değildir.
- “Rodos Şövalyeleri” aslında fakir ve düşkünlere yardım maksadıyla kurulmuş bir tarikatın mensuplarıydılar.Kudüs’te hasta ve yardıma muhtaç kimselere bakıyorlardı.Bu yüzden kendilerine hasta bakıcılar manasında Hospitaller de denilmekteydi.Bunlar Rodos’a yerleştikten sonra bu esas gayelerine zıt bir yola girerek bir nevi çapulcu korsan haline gelmişlerdir.Burasının Türkler tarafından fethedildiği tarihe kadar tam ikiyüz on altı yıl buraya hakim olmuşlardır.
- Fakat bizim için asıl ehemmiyetli nokta bunun,Musul’un Misak-ı Milli’ye dahil addedilmesini temin eden bir keyfiyet olmasıdır.Zira hatırlanacağı üzere Misak-ı Milli 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan “Mondros Mütarekenamesi”nin akdi esnasında ordumuzun fiilen bulunduğu yerleri hudud kabul etmekteydi.Buna göre,Mütareke anında kuvvetlerimizin Gayyare’de bulundukları yerli ve yabancı kaynaklarla sabit olduğundan Musul,Misak-ı Milli’ye dahildir.
- İnönü, sadece küçük bir ada olan Meis adası için çırpındı ancak asıl önemli olan on iki ada için ise hiçbir ciddi gayret ortaya koymadı.
- Mecelle ; Birşey sıkıştırıldıkça genişlemek istidadı artar . Gerçekten fikirler, elektirikk ceryanı gibidirler , Akacak bir mecrâ bulamadıkları zaman son derece tehlikeli olurlar.
- Halep’in işgali tarihi 27 Ekim 1918’dir.Ancak bu tarihte şehrin merkezine giren sadece Beşinci İngiliz Süvari Fırkası olmuştur.Panik halindeki Türk kuvvetlerinin takibinde bulunan bir düşman birliğinin Halep merkezine dahil olmuş bulunmasının topyekün Halep Vilayeti arazisinin İngiliz işgali altına girdiğini kabule imkan vermeyeceği aşikardır.Esasen bu tarihten sadece üç gün sonra -biraz da bu hezimetin tesiriyle-meş’um “Mondros Mütarekenamesi” imza edilmiştir.Milli Misak’ımız bu mütarekenamenin imzası anında elimizde bulunan toprakları “asgari vatan” olarak kabul ettiğine göre Halep’in de zaferden sonra çizilecek Türkiye hududları içinde bulunması gerekirdi.Hiç olmazsa vilayet merkezinin bütün kuzey kısmı için böyle düşünmek şarttır.Zira malum olduğu üzere Milli Misak,asgari vatan hududlarını mütarekenin akdi anında ric’at eden ordularımızın fiilen bulundukları yerler olarak kabul etmektedir.Buna göre 30 Ekim 1918’de kuvvetlerimizin Halep merkezinin pek az kuzeyindeki “Müslimiye”de bulunduğu bütün Birinci Cihan Harbi kaynaklarınca sabittir.Burası bugün Halep’in bir banliyösü durumundadır.Zira Müslimiye,Halep şehir merkezine sadece beş kilometre mesafededir.
--reklam--
Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? - 2 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Lozan: Eser , ilk eserinin bir temadisi veyahut tafsilatı vechiyle bir kaynak eser tarzında kaleme alınmış , kişisel yorumda maada , kaynak eser uslubündadır. Ana başlıklar üzerine binaenaleyh , Kıbrıs'ın Lozan hemen hiç dava edilmeyişi ,21. Madde ile ilhak oluşu , Musul meselesindeki stratejik hatalar Batı Trakya topraklarının layıkıyla misali millî toprakları olduğunu müdafaa edilememesi Adalar hususundaki dirayetsizlik , ferasetsizliğin yanında ihmarkalıktan Limni Adasını zapta geçirmeyerek Yunan'a kaptırılışı Batumu Rus mütecaviziliğinden çekinilmesi gibi birçok maddi kayıpları ele almıştır Allah faydasız ilim ve bilgiden müminleri esirgesin. kitap/lozan-zafer-mi-hezimet-mi-2--22068 yazar/kadir-misiroglu (Recep TURAN)
Tarihçi bir haber spikeri gibi olmalı. (Haber-tarihi olay) çıplak, yalın, olduğu gibi verilmeli. Tarihçi taraf tutmamalı, yanlı olmamalı, aksi durumda inandırıcılığı sorgulanır hale gelir. Bu yazar da bir hayli taraflı bir üslup kullanmış... (Sait çelik)
Yazar birçok kesim için tepki çeken bir kişiliği olabilir ama sunduğu bilgileri delil ile destekleyerek yazıyor. Sevilir sevilmez ama tarih hakkında doğru bilinip bir çok yanlışı yada tam tersi konularda aydınlatıcı bir kitap (MimuHeb)
--reklam--
Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? - 2 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Kadir Mısıroğlu - Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? - 2 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? - 2 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Kadir Mısıroğlu Kimdir?
Türk tarih araştırmacısı, yazar, şair, hukukçu ve eski gazeteci. Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı mütevelli heyeti başkanı ve Sebil Yayınevi kurucusu.
1933 yılında Trabzon'un Akçaabat İlçesi'nde doğdu.İlk ve orta tahsilini Akçaabat'ta, liseyi Trabzon'da tamamladı. 1954 senesinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Öğrenciliği müddetince birçok yurt açıp çalıştıran Mısıroğlu, fakülte yıllarından itibaren hukukçuluktan çok tarihçiliğe meylederek yakın tarih ile alakalı araştırmalara başladı. Mısıroğlu, 1964 yılında, ilk eseri olan Lozan; Zafer mi, Hezimet mi?! kitabının birinci cildini kaleme aldı ve aynı sene Sebil Yayınevini kurdu. 1970 Yılının ocak ayında Milli Türk Talebe Birliği'nde Harf Inkılabı ile alakalı verdiği bir konferansı hakkında yargılandı ve Eskişehir Örfi İdare Mahkemesi'nce mahkumiyet kararı verildi. 1976 yılı başından itibaren İslami bir dergi olan Sebil Dergisi'ni çıkarmaya başladı. Bu dergideki birtakım yazılarından dolayı kısa bir müddet sonra hakkında 163. maddeye istinaden davalar açıldı. 1980 ihtilali ile Mısıroğlu'nun da aralarında bulunduğu MSP Merkezi Umumi Heyeti hakkında tevkif kararı verilince yurt dışına kaçtı. 1991 yılında Türkiye'ye geri dönen Kadir Mısıroğlu, çalışmalarına devam etti.
Acıbadem Altunizade Hastanesi'nde 5 Mayıs 2019'da 86 yaşında hayatını kaybetti. Çamlıca Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Üsküdar'daki Nasuhi Mehmet Efendi Camii haziresine defnedildi.
Ödülleri
Mısıroğlu Macar İhtilali isimli kitabı üzerine Hür Macar Yazarlar Birliği'nin en büyük ödüllerinden olan Gümüş Madalya ile taltif edilmiştir. Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın başkanlığını yaptığı Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından Osmanoğullarının Dramı isimli eserinden dolayı Jüri Özel Ödülüne layık görülmüştür.
--reklam--
Kadir Mısıroğlu Kitapları - Eserleri
- Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? 1
- Hayat Felsefesi Yahud Yaşamak Sanatı
- Doğru Türkçe Rehberi
- İslâmcı Gençliğin El Kitabı
- Filistin Dramı'nın Düşündürdükleri
- Sultan II. Abdülhamid Han
- Yunan Mezalimi
- Üstad Necip Fazıl'a Dair
- Tarihten Günümüze Tahrif Hareketleri 1
- Sultan Vahideddin
- Kanlı Düğün
- Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? - 2
- Kurtuluş Savaşında Sarıklı Mücahidler
- Tarihten Günümüze Tahrif Hareketleri 3
- Geçmis Günü Elerken - 1
- Barbaros Hayreddin Paşa
- İslam Yazısı'na Dair
- Moskof Mezalimi
- İslam Dünya Görüşü
- Mimar Koca Sinan
- Kırık Kılıç
- Osmanoğulları'nın Dramı
- CHP'nin Günah Galerisinden Sayfalar
- Uzunca Sevindik
- Sultan Abdülaziz
- Muhtasar İslâm Tarihi 1
- Düzmece Mustafa
- Tarihten Günümüze Tahrif Hareketleri 2
- Geçmiş Günü Elerken 2
- Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? - 3
- İthaflı Fıkralar
- Geçmişi ve Geleceği ile Hilafet
- Zağanos Paşa
- Kavuklu İhtilalci
- Piri Reis
- Cemre
- Veli Bayezid'in Bedduası
- Amerika'da Zenci Müslümanlık Hareketi
- Cem Sultanın Papağanı
- Asrın İhaneti
- Aşıklar Ölmez
- Trabzon Meb'usu Şehid-i Muazzez Ali Şükrü Bey
- Osmanlı Tarihi 1.Cilt
- Tarihten Günümüze Ermeni Meselesi ve Zulümler
- Sokollu Mehmed Paşa
- Zoraki Asi
- Musul Meselesi ve Irak Türkleri
- Makbul Ve Maktul İbrahim Paşa
- Benden Tarihe Haberler
- Malkoçoğlu Kardeşler
- Muhtasar İslâm Tarihi 2
- Özlü Sözler
- Hicret
- Osmanlı Tarihi 2.Cilt
- Muhtasar İslâm Tarihi 3
- Macar İhtilali
- Osmanlı Tarihi 3. Cilt
- Of Lala
- Üç Hilafetçi Şahsiyet
- Zaferden Zafere
- Perili Köşk
--reklam--
Kadir Mısıroğlu Alıntıları - Sözleri
- Bu nazariyeye göre; Eskiden Dünya hakimiyetinin merkezi Roma şehri idi. Bütün Dünya'ya hükmedenler orada otururlardı. Sonra bu merkezilik Bizans'a yani İstanbul'a geçmiştir.Bu süretle İstanbul '' ikinci Roma '' ya varis olan Moskova, '' Üçüncü Roma '' adıyla yad olunmaya değer bir ehemmiyet kazanmıştır. O halde Moskova'yı Hıristiyanlığın en kuvvetli merkezi olması dolayısıyla '' Üçüncü Roma '' kabul etmek zatureti vardır. Artık Dünya'nın kaderine Moskova'dan hükmedilecektir !... (Moskof Mezalimi)
- Bugün Dünya'nın özleyip de bir türlü gerçekleştiremediği, farklılıklara tahammül ve karşılıklı saygı, o devletin temel bir idârî prensibiydi. (Sokollu Mehmed Paşa)
- Olacakları evvelden bilmenin faydadan çok zararı olmalı ki, Allah kaderi meçhul kılmıştır!.. (Kırık Kılıç)
- "Türkiye arabaların kanunlarından kurtulacaktır" (İleri, 28 Şubat 1340) (Hilafet Risâleleri, İsmail Kara, sh. 541) (CHP'nin Günah Galerisinden Sayfalar)
- İSLAM DAVASI İÇİN ÇALIŞMAYAN ALNINI SECDEDE KALDIRMASA BİLE MESULDÜR!.. (Özlü Sözler)
- Bütün lise hayatım boyunca iki dindar hocayla karşılaşabilmiştim. Bunlar coğrafya muallimi merhum İsmail Hakkı Berkmen ile halen hayatta olan Ahmed Saka Bey'lerdi. İdare ve müdürümüz dindarlık ve milliyetçiliğe haşin bir sûrette karşıydı. Bundan dolayı pek çok kereler disiplin kuruluna girip çıkmak mecbûriyetinde kalmışımdır. Bu arada binbir güçlükle temin edebildiğimiz namaz odasına asılmış olan bir takvimin kartonundaki M. Kemal Paşa resmini yırtma sebebiyle üç gün "tard-ı muvakkat" cezasına çarptırılışım zikre değer. Bilahare büyütülen bu hâdise yüzünden, mezuniyet imtihanlarından sonra olgunluk imtihanlarının ikisini vermiştim ki mektepten tamamen uzaklaştırılma cezasına çarptırıldım. Ayrıca, güya beni himaye etmiş olmak töhmetiyle o zamanın başmuâvini İsmail Hakkı Berkmen ve edebiyat muallimi Kaya Bilgegil (sonradan profesör) de altı ay Vekâlet emrinde kalmak sûretiyle iz'ac olunmuşlardır. Ben de müteakip iki imtihan için Giresun'a gittim. O zaman olgunluk imtihanı dört dersten yapılırdı. Sualler bakanlıktan gelirdi. Yolda imtihanların birini kaçırmıştım. Diğerini de Giresun'da vermiştim. Kaçırdığım imtihan için 1954 Ekimi'nde Erzurum'a gittim. Bu dersin imtihanını da Erzurum Lisesi'nde vererek nihâyet lise mezunu olabildim. (Hicret)
- Maksadım yazıma başlarken belirttiğim gibi bu mes'elenin ilmi cihetlerini sâdece bir fihrist kabilinden beyan etmektir. Gâyem, böyle büyük bir işe girişmezden evvel yapacağımız işin doğru olup olmadığının hissî ve siyâsî olmaktan ziyade ilmi bir sûrette münakaşa edilmesinin ehemmiyetini belirtmektir. Temas ettiğim mes'elelerin her biri ayrı bir ilim dalıdır. (İslam Yazısı'na Dair)
- Bir parkta bulunmuş bir çocuğa, babalık veya analık iddia eden iki insan mevcud olsa, deliller de, ortada olsa, bunlardan biri müslim, diğeri gayri müslim olsa fakat müslim köle olsa, kadı, çocuğu gayri muslim fakat hür olan insana verir. Çünkü bu taktirde çocuk gayri müslim fakat <
> olacaktır. ->Tek başına sırf şu misal bile, İslam'da hürriyete atfedilen ehemmiyeti göstermeye kâfidir. (Amerika'da Zenci Müslümanlık Hareketi) - "--- Râsulullah (s.a.v.)in fitne hakkında olan sözü hanginizin hatırındadır?" deyû sormuş, içlerinden Huzeyfe: ---Ya emirelmü'minin!.. Resûl-i Ekrem'in fitne hakkında olan sözü ayniyle benim hatırımdadır ki, kişinin ıyâl(çocuklar) ve mal ve evlâdından ve komşusundan dolayı fitneye dûçar olmasıdır.Bu misullû günahlara savm ve salât ve emr-i bilma'ruf ve nehy-i anil munker kefaret olur deyu vermiş. Hz.Ömer: "--- Muradım o değil, deniz gibi temevvüç edecek fitneyi soruyorum." dedikde Huzeyfe: "---Ya emirelmü'minin!.. Senin için onda bir beis yok.Senin zamanınla onun arasında kapalı kapı var!.."demiş Hz.Ömer: "---Bu kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?" dedikte Huzeyfe: "---Kırılacak!.. demekle Hz.Ömer: "--- Öyleyse artık kapanmaz!.." deyip izhar-ı teessüf etmiş." (Geçmişi ve Geleceği ile Hilafet)
- Ağaçlar ayakta ölür!.. (Geçmis Günü Elerken - 1)
- Sultan Selim Han, bu suale cevap verip vermemek arasında tereddüdde idi. Paşa'yı uzun uzun süzdükten sonra:"-Paşa! Siz sır tutarsınız. O'nun için size söyleyebilirim. Şehre girmesine elbet gireceğiz, ama karanlık bastırdıktan sonra!.."dedi. (Veli Bayezid'in Bedduası)
- M.Kemal Paşa'nın evvelce, İngilizler'le "Hilâfet'i yıkmak" esası üzerine anlaşmış olmasına rağmen, zaferden sonra bu vaadinden vazgeçerek "halife" olmak istediği kat'idir.Ancak bu dinî bir zaruret ve inanıştan ziyade âlemşumûl bir şahsi otorite sağlamak maksadının eseri idi. (Geçmişi ve Geleceği ile Hilafet)
- Bugün memleketimizin bir numaralı mes’elesi Güneydoğu Anadolu’daki anarşi değildir!.. Kıbrıs’ın kaybedilmek üzere olması da değildir!.. Bütün bunların hepsinden daha ehemmiyetli olan, lisânımızdaki korkunç tahrîbattır!.. (Doğru Türkçe Rehberi)
- Risale-i Nur, harf inkılabından sonra İslam harfleri davasını siyasi bir mesele olmaktan ziyade bir "ibadet" , "Sevap" ve "kültür" mevzu olarak ele almış ve talebeleri bütün gayretlerini bu sahaya hasretmişlerdir.. (İslam Yazısı'na Dair)
- Ben tahta değil, bir yangının kızgın külleri üzerine oturdum ! Sultan Vahideddin Merhum (Sultan Vahideddin)
- Büyük ve alemşümul İslam nizâmının iman şuur ve vecdini kaybeden bir insan için bayram birkaç dost ziyaretinden başka nedir? Lakin kim kime dostluğuyla, kelimenin hakiki manasıyla yar olup da, onu düştüğü esfel-i safilinden ala illiyyine doğru çekebilir? Ve kimde böyle bir cazibeye kapılmak istidada kaldıki? Günlük meşgalelerin basit ikliminde bunalmış, ruhen ve bedenen yorgun asrımız insanını kurtaracak, gerçek cehd ve gayret olmadan, kendi kendine sırf günlerin arka arkaya sıralanması sebebi ile gelen ve sadece bir şiarı İslam diye ismen ve şeklen devam eden bayramlar, kime ne verebilir ki? (Aşıklar Ölmez)
- Kader geçmişte malum, gelecek içinse meçhuldür (Malkoçoğlu Kardeşler)
- Bu itibarla bizde hari değişikliği aynı zamanda ve evveliyetle dini bir mes'ele teşkil etmekte olduğu halde, bugüne kadar mes'elenin bu vechesi üzerinde gerektiği şekilde du rulmamıştır Tarih boyunca milletler iki sebeple allabe değiştirmişlerdir. a-Din değiştirme, b-Esåret. (İslam Yazısı'na Dair)
- Aziz gençler!.. Unutmayınız ki, devletinizi, âlemşümul bir imparatorluktan mânâ ve maddede küçük bir Türkiye hâline getiren dâhili ve hârici düşman faaliyetlerine cevaz, meşrüiyyet ve hattâ itibar bahşeden Lozan'dır!.. Yeniden büyük devlet olma imkân ve ümitlerimizin yegâne kaynağı olan gençler!.. Unutmayınız ki, Lozan'ı yırtıp çiğnemedikçe "Büyük Türkiye" nin şafağı sökmeyecektir. Kadir MISIROĞLU 27 Ramazan 1390/ 26 Teşrinisani 1970 Serencebey/İstanbul (Lozan - Zafer mi, Hezimet mi? 1)
- Sultan Abdülaziz merhumu hal' eden devlet içâli arasında birinci derecede rol oynayan dört kişidir. Bunlara “Erkân-ı Erbaa” veyahud da “Hal'erkânı” denilmektedir. Bunlar; Hüseyin Avni paşa, Midhat Paşa, Rüşdü Paşa ve Hasan Hayrulâh Efendi'dir. Bunların terceme-i hâlleri evvelce tafsil edilmiş olduğu üzere, burada ayrıca izah edilecek değildir. Ancak karakter ve niyetleri itibariyle onlar hakkında birkaç cümlelik bir izahatla kısa bir hatırlatma yapmakta fayda görmekteyiz. Bunlardan bir numaralı ele başı Hüseyin Avni Paşa'dır. Evvelce kaynaklara istinâden nakledilmiş olduğu Üzere ahlâksız, sarhoş, muhteris, diktatör ruhlu, kindar ve rüşvetçi bir adamdır. Bu işe karışmaktaki gâyesi, sadece ve sadece saray kadınlarına karşı çirkin bir hareketinden dolayı sürgüne gönderilmiş olması sebebiyle Sultan Abdülaziz'e karşı duyduğu kin ve nefret ile ondan intikam almak ve diktatör olmak heveslerinden ibarettir. (Sultan Abdülaziz)
Yorumlar
0 yorum