Kitap Künyesi
Yazar: Platon
Çevirmen: Furkan Akderin
Yayın Evi: Say Yayınları
İSBN: 9786050202915
Sayfa Sayısı: 72
Lysis Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.
Sokratik diyaloglar arasında yer alan Lysis'in ele alıp tartıştığı ana konu "dostluk"tur. Diyalog Sokrates'in açılış konuşmalarıyla başlar. Sokrates'e göre, hakiki bir sevgi ilişkisinde amaç, segilinin kibirli biri olmasına yol açarak, onu olduğundan daha kötü biri haline getirmek değil, daha iyi biri olmasını sağlamak, kendini geliştirme yolları bulması için onu harekete geçirmektir. Zira gerçekten sevme, sevgilinin iyi ve mutlu olmasını istemekten başka bir şey değildir.
Diyalog boyunca dostluğun dört farklı tanımı ortaya konulsa da, bütün Sokratik diyaloglar gibi, Lysis de dostluğun tam olarak tanımlanamamasıyla sona erer.
(Tanıtım Bülteninden)
Lysis Alıntıları - Sözleri
- Aşkın erbabı olan hiç kimse sevgililerini kazanmadan önce övmez, çünkü sonunda başlarına gelecek akıbetten korkarlar.
- anlaşılan, dostluk yumuşak, pürüzsüz ve yağlı bir şeye benziyor ve belki de işte bu yüzden elimizden kayıp gidiyor
- -İyi, kötü ve ne iyi ne de kötü olandan meydana gelen üç ayrı sınıf vardır. -İyi iyinin, kötü kötünün, iyi kötünün ve kötü de iyinin dostu olamaz. -Hiçbir şey kötünün dostu olamaz. -Bir kimse bir kimsenin dostu olabilecekse eğer, bu dostluk ancak, ne iyi ne de kötü olanın ya iyinin ya da kendi benzerinin dostu olabilmesiyle mümkün olur. -Benzer benzerin dostu olamaz. -Öyleyse, ne iyi ne de kötü olan yanlizca iyinin dostudur.
- ...her şey kendisine benzer olanı değil, karşıt olanı arzular: Kuru ıslağı, soğuk sıcağı, acı tatlıyı, keskin körelmişi, boş doluyu, dolu boşu. Başka her şey için bu ilke geçerlidir. Çünkü karşıt karşıtını besler. Benzer benzerinden haz almaz.
- Bizi dinleyen insanlar burdan ayrılırken birbirlerine dost diyen bu insanlar halen dostun ne olduğunu bilmiyorlar.
- _O halde aldanmıyorsam, kötülük kalmadığı zaman bile dostluk vardır. _Vardır. _Dostluğun sebebi gerçekten kötülük olsaydı dostluğun da ortadan kalkması gerekirdi: çünkü sebep yok olunca sonucu da yok olur.
- Lysis! O halde biz bir şeyi biliyorsak Yunan ya da barbar fark etmeksizin yanımıza gelir ve ne yaparsak yapalım işimize karışmaz. Bu durumda biz özgürüz, başka insanlar bize köledir. Çünkü bilgi bize aittir, meyvelerini de kendimiz alırız. Oysa anlamadığımız işler söz konusu olduğu taktirde, annemiz babamız da yabancılar da işi bize bırakmaz. Karşımıza bir sürü engel çıkarırlar, bu durumda biz başkalarının kölesi oluruz. Bilmediğimiz şeyler bize ait değildir, çünkü onlardan yararlanamayız.
- "Hiçbir şey uğruna ve hiçbir şeyden ötürü mü, yoksa bir şey uğruna ve bir şeyden ötürü mü dost olur insan?"
- _İnsanın ihtiyaç duyduğu şey, bir eksiğini tamamlayacak olan şeydir.
Lysis İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Platon’un gençlik dönemi diyaloglarından biri olan Lysis’ de Dostluk ve sevginin ne olduğu bu hislere sahip kişilerin bunları hissettiği kişiye karşı nasıl bir tutum içinde olduğunu sorgulayan bu eserde Sokrates Akademia’dan çıkarken dostlarını görür(Hippothales, Ktepsippos) ve onların toplandığı sohpet meclisine davet edilir davete icabet eden Sokrates orada diğer gençlere sevgi ve dostluğu sorarak bu iki kavramın özüne inmeye çalışır soktarik yöntem sonucunda da nihai bir sonuca ulaşılamamış dostluk kesin olarak budur denecek bir tanım ellerine geçmemiştir hatta Sokrates bu diyaloğu şu sözlerle bitiri “ Siz de ben de gülünç duruma düşürdük kendimizi; Çünkü dinleyicilerimiz birbirimizin dostu olduğunu söylediğimiz halde dostun ve dostluğun ne olduğunu bulamadığımızı söyleyip duracaklar.” (Betül Tanritanir)
Aporetik Eflatun: Bu kitapla birlikte Platon'un gençlik dönemi eserleri ya da Sokratik diyaloglar ismiyle anılan Sokrates'in Savunması, Kriton, Euthyphron, Lakhes, İon, Protagoras, Kharmides, Gorgias, Küçük Hippias, Büyük Hippias ve nihayet Lysis'i okumuş bulunduğum için bu incelemeye Savunma ve Kriton haricindeki tüm bu dramatik yapıda çözümsüzlükle sonuçlanan aporetik eserlere değinerek başlamak istiyorum. Bu eserlerde baskın karakter Sokrates olup her kitapta bir erdem dönemin tanınmış bir veya birden çok öne çıkan ismiyle Sokrat yöntemiyle diyaloglar içerisinde incelenir. Her bir kitapta üzerinde tartışılmakta olunan erdeme dair net cevaplar verilemeden eser sonlandırılır. Bunun arka planında Sokratik yöntemin dönemin Atina'sındaki derme çatma bilgi ve bilginlere üstü kapalı ve epeyce nazik bir alay vardır dersek hata etmiş olmayız. "Ruhlarınıza özen gösterin." derken Sokratesbedenin bir araç olduğunu ve özün ruh yani psukhe olduğunu ileri sürer. Sokrates'e göre psukhe; akıl, rasyonel meleke ya da yetilerle özdeştir. Dolayısıyla, psukhe'nin özü akıldır. Her varlığın varoluşunun bir misyonu olup, insanın yani psukhe'nin onun insanın hayatını yönetmesi, yönlendirmesi ve düzenlemesi olduğunu benimseyerek, bu misyonun temel gayesinin "erdem" olduğunu öne sürmüştür. Bu süreçte yani erdem ediniminde sadece "bilginin" bir rol oynayabileceğini ileri sürer. Ahlaki failden ise sıkı bir moral özerklik talebinde bulunur. İşte bu moral hakikatin varlığını kabul eden Sokrates, bu moralitenin içeriğini Platon'un kaleme aldığı bu diyaloglarla gün yüzüne çıkarma teşebbüsünde bulunmuştur. Her ne kadar tüm bu diyaloglar çözümlenmemiş olsa da Sokratik süreç esnasında diyalogun muhatapları kendi önermelerinin* çelişkilerini fark ve hatta çoğunlukla kabul eder. Yozlaşmaya yüz tutmuş Atinalıların Sokratik diyaloglarda doğurtmadan çok çürütme ile şaşkına dönmeleri de bundandır. "Moral zayıflığa" yani kişinin bile isteye kötülük yapacağına inanmayan Sokrates, erdemin dolayısıyla mutluluğun(eudaimonia) ancak bilgi ile elde edileceğini haykırmaktadır. İşte bu bilgiye de "sophia" veya "phronesis" der. Erdemlerin bilgisine yani "sophia"ya sahip olan zorunlu olarak erdemli olacaktır inancıyla, diyaloglarında erdemlerin ne ve nasıllığını usanmaksızın tartışır. Euthyphron(dindarlık), Lakhes(cesaret), İon(şiir-şairlik), Protagoras(erdemin bizatihi kendisi) , Kharmides(ölçülülük), Gorgias(retorik*), Küçük Hippias(dürüstlük) , Büyük Hippias(güzellik) ve Lysis(dostluk) olmak üzere parantez içindeki erdemlerin bu kitapların odak noktası olduğunu söyleyebiliriz. Özel olarak Lysis'e bakacak olursak da dost olduğunu iddia eden konuşmacıların Sokratesle diyaloglarının ardından Sokrates'in son diyalogunda açıkça belirttiği üzere: "Bizi dinleyenler buradan giderken diyecekler ki, birbirine dost diyen bu insanlar -çünkü ben de kendimi dostunuz sayıyorum- daha dost nedir bulup çıkaramıyorlar." Böylesi bir kriz ortamında babasının demiri çwkiç darbeleriyle yola getirmesi gibi, annesinin de doğumlarda ebelik yapması gibi tüm diyaloglarında eğriyi üzerine düşe düşe çürütüp, doğruyu da yine binbir emekle doğurtan Sokrates'i, demokrasiye yönelik -bence- çok yerinde eleştirileri ve yetiştirdiği öğrencisi ve öğrencisinin öğrencisi Aristoteles'e rağmen Nietzsche'ye uyarak abarttığımız putlardan biri olarak görebilir miyiz, işte bu soru karşısında ben de geleneğe uyarak incelememi kısmi bir aporetik yöntemle sonlandırıyorum. Keyifle oku 1k. (Heradoks)
Gene işin içinden çıkamadık iyi mi? Dostluk ve Sevgi üzerine ilerliyoruz bu kitapta da. Ben kitaptan çok bu iki kavramın karşılığını fazlasıyla ödediğimiz ve vicdanımızın da bu konuda rahat olduğu insanların, bunu hak edip etmediklerini düşünerek ilerledim. Kitabın başı ise acayipti yani nasıl anlatayım kötülemeden bilmem ama. Kitapta Sokrates, Meneksenos ve Lysis karakterlerini görüyoruz. Kitabın başında ise şöyle bir durum var: Lysis’e aşık olan bir genç var ve onun yanında bazı sorularla Lysis’i sıkıştırıp, onun kusurlarını ortaya çıkarıyor ve çok da sevilmesine lüzum olmadığını gösteriyor. Bana çok büyük bir ezikleme var gibi geldi ya. Kim kusursuz ki bu hayatta? Kusurlarıyla da sevmeli insan. Tabi cılkını çıkarmadan. Güzel bir tartışma kitabını daha geride bıraktık, iyi okumalar diliyorum.. (Sadık Kocak)
Kitabın Yazarı Platon Kimdir?
Antik/klasik Yunan Filozofu, Matematikçi, Felsefi Diyaloglar Yazarı ve Batı Dünyasındaki İlk Yüksek Öğretim Kurumu Olan Atina Akademisinin Kurucusu
Eski Yunan filozofu (Atina İ.Ö. 428-ay.y.İ.Ö. 348/347). Soylu bir ailenin oğlu olan Eflatun (ya da Platon), parlak bir Öğrenim görerek, sanatın her dalında kendini gösterdi (çok genç yaşta şiirler, trajediler yazdı); Kratilos'tan bilim dersleri aldı. Sokrates'le tanışınca (İ.Ö. 407) felsefeye yönelip, gerek beden, gerek kafa yapısı bakımından siyasete yatkın olmadığından, o karışık yıllarda siyasetten uzak kaldı. Demokrasiyi küçümserken, Otuzlar Meclisi'yle iktidara gelen dostlarının yönetimini daha da beter buldu. Sokrates'in Ölümünden sonra Megara'da Eukleides'in yanına çekildi; sonra yolculuklar yaparak Kyrene'de matematikçi Theodoros'la tanıştı. Mısır'a bir yolculuk yapıp, İtalya'ya giderek Tarento ve Lokroi'deki pyhthagorasçı çevrelerle ilişki kurdu. İ.Ö. 388'e doğru Dionysos'un kaynı Dion tarafından, Syrasos'u oek etkileyemedi. Atina'ya dönerek, Akademi Gymnasionu'nda Yunanistan'ın dört bir yanından gelen Öğrencilere ders verdi. İ.Ö. 367 ve İ.Ö. 361'de iki kez daha Sicilya'ya gittiyse de, Genç Dionysos'u da etkilemeyi başaramadı ve felsefe ile tiranlığı bağdaştırmaktan vazgeçti. Atina'ya dönüp, Akademi'de ders vermeyi sürdürerek, söylentiye göre bir şölen sırasında öldürüldü.
Eflatun'un bütün yapıtları günümüze kalmıştır: Felsefe ve felsefeyle bağlantılı konularda yazılmış 26 diyalog. Karşılıklı konuşmalar biçiminde yazıldıkları için bunlara "diyalog" denirse de, tümünü diyalog diye adlandırmak belki doğru olmaz; çünkü, sözgelimi Sokrates'in mahkemede yaptığı konuşmayı içeren Savunma ve daha birkaç yapıtı, temelde monologdur. Gene de, tarihsel kişilere dayansın ya da dayanmasın, bütün yapıtlarını kişilerin ağzından yapılan konuşmalar biçiminde yazdığı için, tümü bu anlamda tiyatrovaridir. Birkaçı dışında, diyalogların tümünde, Sokrates odak kişidir.
Platon Kitapları - Eserleri
- Devlet
- Sokrates'in Savunması
- Phaidon
- Diyaloglar 2
- Şölen - Dostluk
- Gorgias
- Lysis
- Hipparkhos Kleitophon Rakipler
- Protagoras
- Diyaloglar
- Devlet Adamı
- Mektuplar
- Philebos
- Meneksenos
- Euthyphron
- Kriton
- Yasalar
- Timaios
- Ion
- Menon
- Sofist
- Minos
- Lakhes
- Kritias
- Alkibiades I-II
- Parmenides
- Theaitetos
- Küçük Hippias
- VII. Mektup, Dion
- Seçmeler
- Kratylos
- Büyük Hippias - Theages
- Euthydemos - Parmenides
- İkinci Alkibiades
- Kharmides
- Epinomis
- Phaidros
- Devlet III-IV
- Siyaset ve Retorik
- Kleitophon veya Felsefeye Davet
- Parmenides
- Devlet
Platon Alıntıları - Sözleri
- Tanrı sıradan bir kişiyi bile şair yapacak kadar bilge bir şairdir. O ana dek şiirden yana nasipsiz bile olsa aşk'ın dokunduğu herkes şair oluverir bir anda. (Şölen - Dostluk)
- Kurtlar kuzuları nasıl severse Aşıklar da sevgililerini öyle sever. (Phaidros)
- sözü özüne uymayan biri beni sıkar; söyledikleri ne kadar güzel olursa, o kadar sıkar. o zaman da beni söze düşman görürler. (Lakhes)
- "Antropos* ismi sadece yakınındaki canlıları görebilen, gördüğünden farklı bir şey düşünemeyen hayvanların ifade ettiğinden farklı bir anlam ifade eder." *İnsan (Kratylos)
- “Benim gibi bir kimseyi kolay kolay bulamayacaksınız. Onun için, size, kendinizi benden yoksun bırakmamanızı öneririm.” (Sokrates'in Savunması)
- Evet birleştiren şey sevinç ve acı ortoklığı değil midir? (Seçmeler)
- Ruha ait şeylere bakalım; bunlar ölçülülük, doğruluk, cesaret, kolay öğrenme, zihinde tutma, iyi yüreklilik ve daha başka benzer şeyler... (Menon)
- Ya sen adaletin ne olduğunu bilmiyorsun ya da onu benimle paylaşmak istemiyorsun (Kleitophon veya Felsefeye Davet)
- O halde, sence, söz, söylenen; görüş, görülen; işitiş, işitilen şey midir? Yoksa, söz başka, söylenen şeyler başka; görüş başka, görülen şeyler başka; işitiş başka, işitilen şeyler başka mıdır? (Minos)
- Eğer bir resme gereğinden fazla yaklaşırsan resimden hiçbir şey anlayamazsın. (Theaitetos)
- Devletler yeniden düzenlenmedikçe, kanunların daha iyi bir hale getirilmelerine imkân yoktur. (Mektuplar)
- “İnsanlara tanrılardan söz ederken onları tatmin etmek, gerçekten biz ölümlülere, ölümlülerden söz etmekten daha kolay gibi görünüyor. Çünkü dinleyenlerin, kendilerine bu kadar yabancı olan meseleler üzerinde görgüsüz ve kara cahil olmaları, bu konuda söz söylemek isteyenlerin işini pek kolaylaştırır; zaten tanrılar hakkındaki bütün bilgimizin de ne olduğu belli.” (Kritias)
- YABANCI: Sanırım henüz aşk avına dikkat etmedin. THEAİTETOS: Dikkat etseydim ne olurdu? YABANCI: Bu avın hediye olmadan yürümediğini görürdün. (Sofist)
- "İyi şeyler istiyorum ancak farkına varmadan tanrılardan kötü bir şey istememek çok zorlu bir iş." (Alkibiades I-II)
- Dilde yapılacak yanlışlık, sadece dile değil aynı zamanda ruha da kötü etki eder. (Phaidon)
- Oysa, çoğunlukla, doğa ve yasalar birbirine karşıttır. Bu nedenle, insan utanıp düşündüğünü söylemekten çekinirse, sözleri birbirini tutmaz olur. (Diyaloglar 2)
- gevezelik ciddi araştırmaların eğlencesi olur. (Philebos)
- “Önemli olan yaşamak değil, iyi yaşamaktır.'' (Kriton)
- _O halde aldanmıyorsam, kötülük kalmadığı zaman bile dostluk vardır. _Vardır. _Dostluğun sebebi gerçekten kötülük olsaydı dostluğun da ortadan kalkması gerekirdi: çünkü sebep yok olunca sonucu da yok olur. (Lysis)
- Seyircilere dikkat etmeliyim çünkü onları ağlatırsam alacağım para beni güldürür, onları güldürürsem alacağım para beni ağlatır. (Ion)
Yorumlar
0 yorum