Kitap Künyesi

Yazar: Mine Söğüt

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789750818486

Sayfa Sayısı: 168

--reklam--

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Mine Söğüt yeni romanında birbirinden ilginç insanları, tuhaf hayat hikâyeleriyle birlikte kapkara bir ortamda anlatıyor, hepsini Kara Yalı'da birbirine düğümlüyor: Kara Yalı'da gizlenen Madam Arthur Bey, eski fotoğrafların izinde romanını yazan Olcayto Ran, yangınların ve ölümlerin dilsiz kadını Maria, eski sevgili Keşşaf Hanuman, her şeyi bilen hayat kadını Nagehan, kimliğini arayan Şehnaz Hanuman, bütün cinayetlerin tek tanığı antikacı Kedileş, Kara Yalı'da kaybolmuş baba Ruhat Ran…

Kara Yalı'nın salyangoza benzeyen çıkışsız gövdesinde herkes kendine yeni bir hayat arar. Herkes kendi hayatından kurtulmak, olanları unutmak ister. Çılgınlıklarla dolu yalıda her şey birbirine dönüşür, herkes bir başkası olur…

Özetle;

Yazacağı yeni romanı için eski fotoğrafların peşine düşen Olcayto Ran, kendisini Madam Arthur Bey'in lanetli dünyasında bulur. Geçmişe gizlenmiş birçok cinayetin içinde kendi hayatının kayıp halkaları da vardır. Çocuklarını terk etmiş Nagehan'ın bildiği ama söylemediği sırların, çocukları ölmüş dilsiz Maria'nın suskunluğunun ve her şeyi bilen ama Madam Arthur Bey'den ölesiye korkan Kedileş'in anlattıklarının peşine düşen Olcayto, Kara Yalı'nın ölümcül labirentlerinde kaybolur.

"Madam Arthur Bey kötü kalpli bir şamandır. Zamanlardan zamanlara geçer. Her geçtiği zamanı yok eder. Onun hayatındaki yalanları uç uca ekleseniz, dünyanın etrafını defalarca dolanan ve onu ve sizi ve bizi ve hepimizi sıkarak boğan dev bir yılan olur. Madam Arthur Bey'in geçmişini bir deşseniz, bugüne kadar yeryüzünde ölmüş ne kadar insan varsa hepsini sığdırabileceğiniz dar ve derin, çok derin, uçurum gibi derin bir mezar olur. Hayata Madam Arthur Bey'in gözlerinden baksanız daha önce hiç görülmemiş renkler görür, korkarsınız. Etrafı onun kulaklarıyla dinleseniz inanılmaz sesler duyar, ürperirsiniz. Ve onun burnuyla koklasanız havayı, başınız döner, olduğunuz yere yığılırsınız. Onun tüm algıları diğer sıradan insanların algılarından şeytanidir. Ve hayatındaki her şey ama her şey diğer sıradan insanların hayatındaki milyarlarca şeyden daha kalabalık, daha cazip ve daha delidir. Kötüdür.

Bunları Olcayto'nun rüyasına giren büyük siyah bir kuş söylüyor. Kuş bunları söyledikten sonra kanatlanıp pencereden aşağıya atlıyor. Olcayto uykunun derinliklerinden ter içinde uyanıp pencereye koşuyor, camı açıyor, aşağıya bakıyor. Alacakaranlıkta, bomboş sokakta uzun boylu ve zayıf bir çöpçü, tahta saplı sarı bir süpürgeyle kocaman simsiyah bir kuş ölüsünü faraşa doğru itiyor."

--reklam--

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey Alıntıları - Sözleri

  • “Yaşanmışlar ve yaşanacaklar nasıl oluyor da aynı anda var olabiliyorlar? Bir girdap gibi.”
  • kaderle başa çıkmanın tek yolu, ona kafa tutmaktır.
  • Ben kaybolmak istiyorum. Kaybolmak ve unutmak. Aramaktan ve hatırlamaktan yoruldum.
  • size bir yaşlı tavsiyesi: hayır’lara bu kadar kolay boyun eğmeyin!
  • erkeklerle erkeklerin aşkı, kadınlarla erkeklerin aşkına hiç benzemez. bir iktidar büyüsüdür onlarınki. hele kadınadam, kadından çok erkekse dünyayı yönetebileceklerinr inanırlar birlikte. her şeyi değiştirebileceklerine ve her şeye hükmedebileceklerine.
  • Tanrı bazen herkesi kör edermiş.
  • “…o karmakarışık şeylerin arasına kendin­den bir şey..ler. Bıraktı.”
  • ah hikayeler! ne çok kapısı var hikayelerin. herhangi birinden girip bir diğerinden çıkmak bile muhteşem.
  • Her kader kimliksiz ve sinsi ve tehlikeli insanların arasında körlemesine bir yolculuk.
  • kimsesizlik sanıldığı gibi güçten düşürücü bir zafiyet değildir. aksine insana güç verir. nagehan yetimhanede büyüdü. annesiyle babasının kim olduğunu hiç bilmeden. çöplüğe terk edildiğini bilerek büyüyen çocuk, kim olduğunu düşünür?
  • “sadece bana mı suskunluğun, yoksa bütün dünyaya mı?”
  • kuşları zamansız uyandırmak uğursuzluktur.
  • “kimim ben?” işte yeryüzünün en tehlikeli sorularından biri. insan kim olduğunu düşünmeye başladığı anda başkalaşır. herkesten bambaşka olur. kendi gibi olanlarla olmayanlar arasında savaşlar çıkartır. ve ait olmadığı ya da ait olduğu kimliklerden silahlar yapar. dağları uçurur, ormanları yakar. dünya bir gün aniden dönmeyi durdurursa, müsebbibi bu soru olacaktır. ya da bu soruya verilen bir cevap. münasebetsiz bir cevap.
  • Kimsesizlik sanıldığı gibi güçten düşürücü bir zafiyet değildir. Aksine insana güç verir.
  • kötülükten beslenen bir ruh nasıl güzel hayaller kurabilir? bir gün hayatta iyi şeyler de olabileceğini nasıl düşleyebilir? madam arthur bey’in hayatında her şey var ama “umut” yok. hiç yok. bu yüzden hep öldürüyor ve ölüyor. ve bu yüzden iktidarını bir hançer gibi devamlı kendi kalbine saplıyor.

--reklam--

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Mine Söğüt, akıllara durgunluk veren bir kurguyla yine harikalar yaratmış. Anlamaya çalışarak okunacak bir kitap değil bu, tadına vararak okunmalı. İçinde ne olduğunu düşünmeden yenmesi gereken harika bir yemek gibi. Edebi şölenin içinde kaybolmanın tadına varın. Zaten karanlık bir dehlizde ilerliyormuş hissiyle bir ürperti hissederek ilerliyorsunuz. Bir an önce ışığı görebilmek umuduyla. Acı bir anlatıdan fazlası yok aslında. Size gül bahçesi vaad etmiyor Madam Arthur Bey. Sert bir yumruğa hazır olun. (Gamze gamze)

Sonuna yaklaştıkça çoğu şey daha da netleşiyor kitap bitince derin bir nefes aldırıyor. İçinde anlamı çok derin cümleler var. Bir şeyleri anlamlandırmaya çok ihtiyaç kalmıyor sadece hissettiriyor (Rabia Pınar)

Gizem, karanlık, sinsilik ve günah; işte karşınızda Madam Arthur Bey: Uzun bir aradan sonra bu kitaba inceleme yazacak zamanı bulabildim. Mine Söğüt'ten okuduğum ilk kitap oldu Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey. Okumaya başlarken nasıl bir şeyle karşılaşacağımı az çok tahmin edebiliyordum: anlaması güç ve tamamen postmodern bir roman olacaktı, bu yüzden de 'acaba yazılanları anlayabilir miyim' diye endişe ediyordum. Sonra, bu endişelerimin hepsi birer birer yok oldu; kitaba hayran kaldım. Okumakta da hiç zorluk çekmedim şahsen. O karanlık atmosferi yansıtan keskin cümleler akıp gidiyordu sanki. Kitapta insanı içine çeken bir hüzün var. Gökyüzünde hep kara kara bulutların olduğu kasvetli bir atmosfer ve bu detayların içine gizlenen bir sürü şey... Zaten gizemi kitabın son sayfalarına kadar çözebilmek mümkün değil, sabırlı olmanızı öneririm. Kısacası, Mine Söğüt'ün oluşturduğu bu gerçeküstü dünyayı okumak çok keyifliydi. (Vega)

--reklam--

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Mine Söğüt - Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mine Söğüt Kimdir?

Babası bir deniz subayı olan Mine Söğüt, ortaöğrenimini Kadıköy Kız Lisesi'inde tamamladığı 1985 yılında babasını kaybetti. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde girdi.

Gazeteciliğe 1990 yılında Güneş Gazetesi'nde başladı, İnsan Hakları Servisi'nde muhabirlik yaptı. Güneş Gazetesi'nin kapanmasından sonra Tempo Dergisi ve Yeni Yüzyıl gazetesinde çalıştı.

1993 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin düzenlediği yarışmada, Haber dalında mansiyon aldı. 1996-2000 yılları arasında Haberci adlı televizyon belgeselinin metin yazarlığını yaptı. 1999-2001 yıllarında Öküz dergisinde yazdığı yazılarla tanındı. Profesyonel gazeteciliği bırakan Söğüt, 2001-2005 yılları arasında Cihangir Postası adlı yerel bir gazetenin gönüllü editörlüğünü yaptı.

Mine Söğüt'ün ilk kitabı, Adalet Cimcoz: Bir Yaşam Öyküsü Denemesi isimli biyografidir. İlk romanı Beş Sevim Apartmanı / Rüya Tabirli Cin Peri Yalanları'ndan sonra Kırmızı Zaman adlı ikinci romanı ve Doğan Kardeş adlı kitabı yayımlandı. 2006 yılında Pınar Kür'le yaptığı "Aşkın Sonu Cinayettir" adlı söyleşi kitabı Everest yayınlarından çıktı. 2007 yılında üçüncü romanı "Şahbaz'ın Harikulade Yılı 1979" yayınlandı.

Karikatürist yazar/bahadir-baruter ile evlidir.

--reklam--

Mine Söğüt Kitapları - Eserleri

  • Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey
  • Dolapdere - Kürt Kediler Çingene Kelebekler
  • Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979
  • Beş Sevim Apartmanı
  • Deli Kadın Hikayeleri
  • Kırmızı Zaman
  • Adalet Cimcoz - Bir Yaşamöyküsü Denemesi
  • Milyonluk Manzara
  • Aşkın Sonu Cinayettir
  • Darbeli Kalemler
  • Bütün Yönleriyle Özal ve Dönemi
  • Gergedan
  • Sevgili Doğan Kardeş
  • Alayına İsyan

--reklam--

Mine Söğüt Alıntıları - Sözleri

  • Kadınların evlendikten sonra soyadlarının değişmesi ve hayatlarına bambaşka bir insan olarak, yepyeni bir kimlikle devam etmeleri insanı nasılda çıkmaza sokuyor. (Adalet Cimcoz - Bir Yaşamöyküsü Denemesi)
  • Gerçek, yolu gösteren en iyi ışıktır. Sadece gerçeği bilerek evrendeki tüm soruların cevabını bulabilirsin. Ama evren kurnazdır. Gerçeği hep saklar. Yaşam denilen şey gerçeğin peşinde alınan yoldur. Kimi zaman bir arpa boyu da olsa , insan gerçeğe baktığında hep ilerler. (Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979)
  • Kimin öyküsüne mercek tutsanız, hangi hayatın peşine düşseniz mutlak bir acı üzerine inşa edildiğini görürsünüz. Üstelik sadece bu mahallede değil, her yerde. (Dolapdere - Kürt Kediler Çingene Kelebekler)
  • Tanrı dünyayı altı günde yarattı. Yedinci gün utandı. (Gergedan)
  • “Sahi insan ölünce içindeki şarkılara ne oluyor sen bilirsin. Ölüden avucuna hiç şarkı döküldü mü daha önce? Benim döküldü. Küçük oğlum öldüğünde, avuç avuç ninni döküldü avucuma.” (Deli Kadın Hikayeleri)
  • "Cesaret insanın hayatta kalmasını sağlayan kadim genlerden biridir." (Kırmızı Zaman)
  • Kadınını altına alıp ezen erkek, halkını altına alıp ezen devletin yapıtaşıdır. (Alayına İsyan)
  • Bu silah satışları üzerinden devletler ve şirketler hem açık hem de gizli politik anlaşmalar yaparlar. Legal olarak üretilen silahların bir kısmı o yüzden yeraltına kayar. Tüm devletler silah kaçakçılığına kör ve sağırdırlar. Yeraltında dönen illegal ekonomi aynı zamanda yeryüzünü de besler. Cumhurbaşkanları, başkanlar, krallar, kraliçeler ve diktatörler bu ekonomilerden semirirler. Dağa çıkanlar ve kışlaya girenler ellerindeki silahın kimi öldüreceğiyle aslen ilgilenmezler. Gözlerini kapar ve vatan için ve direniş için ve bayrak için ve kurtuluş için ve toprak için... tetiği çekerler. (Alayına İsyan)
  • Belki mucizelere inanmak hasta ruhların en iyi ilacıdır ama mucizelere kanmak kimi zaman ölümcül bir hastalıktır. (Beş Sevim Apartmanı)
  • Benim başım artık kendimle dertte... (Beş Sevim Apartmanı)
  • "Hayat tuhaflıklarla doludur ve katlanılabilir olmasını bu tuhaflıklara borçludur." (Kırmızı Zaman)
  • Korkunun gölgesinde akıl fakir kalır. (Beş Sevim Apartmanı)
  • Artık kimin kim olduğunu öğrenmek istemiyorum. Oysa bu mahallede herkesin hikayesi kimliğiyle başlıyor. Kaderler burada kimliklere göre paylaştırılmış. (Dolapdere - Kürt Kediler Çingene Kelebekler)
  • “Benden ne istediğinizi öğrenemedim, beni sevip sevmediğinizi hiç bilemedim” (Deli Kadın Hikayeleri)
  • İlerki yıllarda yaptığım analizler sonucu anladım ki, aşk benim için her zaman mutluluktan çok, mutsuzluğu içermiş. En mutlu olduğumu sandığım anlarda bile hep mutsuzluğu beklemişim. Son diye bir şeyi aklıma getirmediğim zaman bile bilinçaltımda bir yerde hazırlanıyormuşum sona. Bitmeyen aşk yok yani. (Aşkın Sonu Cinayettir)
  • "Evin dilini de anlıyormuşsunuz?" "Evet?" "Mesela pencereler ... şu an bir şey diyorlar mı?" "Onu hatırlamıyorlar bile ... " "Öyle mi? Neden? Yaşarken hiç dışarı bakmadığı için mi?" "Hayır, ölürken bile sırtını onlara döndüğü için." (Deli Kadın Hikayeleri)
  • "Deliliğin cazibesi ne kadar tehlikelidir bilemezsiniz.." (Deli Kadın Hikayeleri)
  • "Kadınların en büyük zaafı, kendilerine yakıştırılan genel ahlakın gerçekten kendilerine yakıştığına kanmalarıdır." (Alayına İsyan)
  • Sakın bana ismimi sormayın Sakın gözlerimin tam içine bakmayın Yanımdan geçerken bana dokunmayın. Varsayın ki burada değil, oradayım. Oraya siz gelemezsiniz. Köprüleri yıktılar, gemileri yaktılar, yollar kayboldu. Ben başkayım. Ben uçurumlar kadar tehlikeli Dereler kadar tekinsiz Rüzgarlar kadar esriğim. (Deli Kadın Hikayeleri)
  • “İstemek başarıyı baştan çıkarır.” (Beş Sevim Apartmanı)