Kitap Künyesi

Yazar: Sylvia Plath

Çevirmen: İlknur Özdemir

Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınevi

İSBN: 9786052986202

Sayfa Sayısı: 48

--reklam--

Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İlk defa 2019’da yayımlanan, Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık, Sylvia Plath’ın 1952’de Smith College'da öğrenciyken yazdığı bir uzun öykü.

Kendi tanımlamasıyla “anlaşılması güç, sembolik bir öykü” dediği metnini yayımlaması için, bir süre önce ödül kazandığı, Mademoiselle dergisine göndermiş ancak öykü kabul edilmemişti.

Bu hikâyeyi yazdıktan sonra Plath, ertesi yaz ilk kez intihar girişiminde bulunur. Dolayısıyla bugün “intihar alegorisi” ile okunduğunda metnin bütün karanlığı ve tekinsizliği daha iyi anlaşılacaktır.

Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık, derginin reddettiği ilk, özgün ve en zengin versiyonuyla ilk defa okullarla buluşuyor.

--reklam--

Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık Alıntıları - Sözleri

  • "Herkes günün birinde evinden ayrılır. Herkes eninde sonunda ayrılıp gider."
  • "Eğer bilmezsen daha mutlu olursun."
  • "Herkes günün birinde evinden ayrılır. Herkes eninde sonunda ayrılıp gider."
  • "Ama unutma, koş, rüzgâr gibi koş."
  • Kadın ansızın Mary’ye ışıl ışıl gülümsedi, gözlerinde hayranlık okunuyordu. “A” diye fısıldadı, “İyi. Çok yüreklisin. Tam üstüne bastın. Bir tek bu numara kalmıştı geriye. İradeden geriye bir şey kaldığının tek kanıtı. Ben onun da donmuş olduğunu düşünmüştüm. Şimdi bir şans var artık.”
  • dokuzuncu kralliga vardigin anda artik geri donemezsin. orasi yoklugun, donmus iradenin kralligi.
  • “Eğer bilmezsen daha mutlu olursun.”
  • “Herkes günün birinde evinden ayrılır. Herkes eninde sonunda ayrılıp gider.”
  • Tren öğle sonrasının kasvetli griliğine çıkmıştı, rayların iki yanında, cüruf yataklarının ötesinde, rüzgâra açık sonbahar çayırları göz alabildiğine uzanıyordu. Gökyüzünde yassı, turuncu bir disk asılı duruyordu, güneşti o.
  • Herkes günün birinde evinden ayrı­lır. Herkes eninde sonunda ayrılıp gider.
  • ...bir şey söylemeye hazırlandı, sonra vazgeçti. Ne de olsa artık söylenecek bir şey kalmamıştı.
  • Tavandaki ışıklar kötü bakışlı yıldızlara benziyordu.
  • Ama unutma, koş, rüzgar gibi koş.
  • Gökyüzünde yassı, turuncu bir disk asılı duruyordu, güneşti o.

--reklam--

Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Plath’e olan hayranlığımı tazeleyen, beni çok duygulandıran bir öykü. 1950’de ilk intihar girişiminde bulunup akıl hastanesine kaldırılması, orada şok terapisi gibi ağır tedavilere maruz kalması (sırça fanus’ta anlatıyor), o zorlu günlerinden sonra 1952’de, daha 20 yaşındayken bu öyküyü yazması bana kitapta geçen trenin akıl hastanesini betimlediğini düşündürttü. katı kuralların olması, yolcuların hiçbir şeyin farkında olmaması, o kasvetli hava bu fikrimi güçlendirdi. örneğin 6. Krallık'ta zorla indirilen kadının oradan çıkmak istemeyişi bir nevi alışkanlığa dönüşen akıl hastanesini, kontrol, ilaçlar ve kurallar altında yaşamayacak olmanın korkusunu gösteriyor bence. trenin yolcuları yani hastalar yolculuğun sonunda kişiliklerini kaybedecekler ama sylvia yanındaki kadınla konuşmaları sayesinde inanılmaz tedirgin, endişeli bi hal alıyor. sayesinde diyorum çünkü onu bu endişe kurtarıyor. her şeyin farkına varıp kaçış yolunu buluyor. sylvia o hastaneye ait değildi. o kasvetli hastane öncesinde ve sonrasında kim bilir ne haldeydi diye düşündüm. kim bilir kafasında neler dönüyordu. bir yandan da 20 yaşında bir kadının inanılmaz yeteneğini büyük bir gizemle ortaya döken bir öykü. (buse bingül)

İradeyi ele geçir!: "Hareket halinde olmamız, çalışmamız, ilerlemek için hayaller kurmamız lazım; hayaller olmadan hayatın yoksulluğu tahmin edilemeyecek kadar korkunçtur." Johnny Panik ve Rüyaların Kutsal Kitabı Bu alıntı ile başlamak istedim. Çünkü bu kitap hayalgücünün pesimist yansımalarından bir tanesinin oluşturduğu bir öykü kitabı. Yolculuğa çıkılmak zorunda bırakılan bir beden. Bu yolculuğun sonu belli değil, nereye gidildiği belli değil. Geçmiş ve geleceğin bir önemi yok önemli olan şu anın mecburiyetleri, farkındalıkları ve iradeye sahip çıkabilmek. Yaşayış yolculuğunda kukla gibi olmak mı? Yoksa baş gösterip buna dur diyebilmek mi? Bu zamanında yayınlanması reddedilmiş öykünün sonundaki ilkyaz ilk intihar girişimini gerçekleştiriyor. Henüz öğrenci ve toyken, başarısız oluşu muydu onu gerçekten yıkan yoksa anlaşılamamanın verdiği o can yakıcı umutsuzluk mu? Bunu bilemeyiz. Çünkü insanın içindeki başarma tutkusu ve hırsı ona yapmayacağı şeyleri yaptırıyor. O yıllarda gençken varoluş sancıları yeni yeni başlamışken, sanırım Sylvia kabul edilmek istemişti. Bir şeyleri başarabileceğini göstermek istemişti. O zamandan ölümüne kadar da bu devam etti. Devamında hayat öylece akıp gitmedi elbette. Kendine eşlik eden tüm olumsuzluklar ile birlikte yaşama haykıra haykıra tutunarak vedasını gerçekleştirdi. Başarılı olabilmesi için yaşaması gerektiğini özümseyemedi. Sonuç olarak ondan arta kalanlar kalemi başarılı olmasa bile bizlere ulaştı. Neden böyle diyorum? O çok iyi bir şair değildi, mükemmel bir romancı değildi, kusursuz bir öykücü değildi. O sadece yazdıkları ile anlaşılmayı bekleyen, kabullenmeyi isteyen, her şeyden önce bir insandı. Tartışmalar, hakkında söylenen iyi ve kötü her şey onunla birlikte aslında anlamını yitirmişti. Başaramadığı her ne varsa ölerek bunu az da olsa yapabildi. Bu 48 sayfacık öyküsü ise onun büyük bir yazar olabileceğinin kanıtı niteliğinde aslında. İmgenin yoğunca yer aldığı bu kitabın sonu yok. Yarım kaldığı düşünülen aslında tamamlanmış bir öykü bu. Hayalgücünün yerleştirdiği bir sonuç. Belirlenen kurallar ışığında yokoluş dünyasına doğru ilerlerken yeter diyebilen bir genç kadının bu yeterinin, onun bu yolculuğunda ne gibi faydası var bilemiyoruz. Ancak iradenin iplerini eline alıp farkedebilmesi sonucun bir önemi olmadığını anlatıyor. Bu yüzden başlıktaki gibi mesaj: İradeyi ele geçir! Üzerine daha fazla bir şey yazamayacağım ne yazıkki. Mükemmel olmayan ancak basılmayacak kadar da değersiz olmayan bu kitabın bana ulaşmasından ne kadar mutluluk duyduğumu anlatamam. Onu duyan herkese ulaşması dileğiyle... (Esther. Sema)

MARY VENTURA ve DOKUZUNCU KIRALLIK: Çok güzel bir kısa romandı! Vapurda okudum varmadan bitti. Olay trende geçiyor sonuda heyecanlı bitti herkese öneririm :) (rana)

--reklam--

Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Sylvia Plath - Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Sylvia Plath Kimdir?

Sylvia Plath (d. 27 Ekim 1932 Boston - ö. 11 Şubat 1963 Londra), ABD'li şair ve yazardır.

Trajik yaşamı ve intiharıyla tanınan Plath, aynı zamanda yarı otobiyografik bir roman olan ve depresyonu üzerine ayrıntılı bilgiler veren Sırça Fanus kitabının yazarı olarak bilinir. Anne Sexton ile birlikte, Plath gizdökümcü şiirin önemli isimlerinden biridir.

Hayatı

1932 yılında Alman bir baba ve ABD'li bir anneden, Massachusetts'te doğdu. Profesör olan babası 1940 yılında öldü. Plath ilk şiirini 8 yaşında yayımladı.

Plath, hayatı boyunca ileri derecede manik-depresif bozuklukla boğuştu. 1950 yılında bursla girdiği Smith College'deki ikinci yılında ilk intihar girişimini gerçekleştirdi ve bir akıl hastanesine yatırıldı. 1955'te Smith College'den summa cum laude derece ile mezun oldu.

Kazandığı Fulbright bursuyla Cambridge Üniversitesi'ne giderek çalışmalarını burada sürdürdü ve şiirlerini üniversitenin öğrenci gazetesi olan Varsity'de yayımladı. Plath burada 1956 yılında evleneceği İngiliz şair Ted Hughes'la tanıştı. Evliliklerinin ardından Boston'da yaşamaya başladılar. Plath, hamile kaldıktan sonra ise İngiltere'ye geri döndüler.

Plath ve Hughes, Londra'da kısa süre yaşadıktan sonra North Tawton'a yerleştiler. Çiftin Sylvia'nın kıskançlık krizleriyle başlayan sorunları bu dönemde başladı ve ilk çocuklarının doğumundan kısa süre sonra Sylvia Plath Londra'ya geri dönerek boşanma işlemlerini başlattı.

Kiraladığı evin eskiden İngiliz şair William Butler Yeats'e ait olduğunu öğrenen Plath bunu iyi bir işaret olarak değerlendirdi. 1962-1963 kışı Plath için çok zor geçti. 11 Şubat 1963'te, ikinci kattaki odalarında uyumakta olan çocuklarının yanına süt ve kurabiye bıraktıktan sonra, odalarının kapısını da içeri gaz girmeyeceğinden emin olmak üzere bantlayarak kapattı ve kafasını fırının içine sokarak intihar etti.

İntiharıyla ilgili olarak kocası Ted Hughes eleştirilere maruz kaldı. Hughes yıllarca bu konuda konuşmadı. Daha sonra anılarını yayımladı.

1963 yılında daha 30 yaşındayken intihar eden Plath'ın hayatı, Oscarlı oyuncu Gwyneth Paltrow'un ünlü şairi canlandırdığı "Sylvia" filmine de aktarıldı.

Plath'ın Türkçe'ye çevrilen eserleri arasında bulunan "Sırça Fanus" adlı romanı, birçok kişi tarafından ilk Amerikan feminist romanı olarak değerlendirilir.

--reklam--

Sylvia Plath Kitapları - Eserleri

  • Sırça Fanus
  • Günlükler
  • Ariel ve Seçme Şiirler
  • Temmuz Gelincikleri
  • Üç Kadın
  • Johnny Panic ve Rüyaların Kutsal Kitabı
  • Suyu Geçiş
  • Kiraz Hanım'ın Mutfağı
  • Çizimler
  • Ariel
  • Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık
  • Metaphors
  • The Mirror
  • Daddy
  • The Bell Jar

--reklam--

Sylvia Plath Alıntıları - Sözleri

  • Onun sevgisi, yirminci kattan atlamaktır, boğaza dolanan ip ve yürekteki bıçaktır. O sahip olduğunu unutmaz. (Johnny Panic ve Rüyaların Kutsal Kitabı)
  • benim bütün var olma duygum senin yokluğunla kırılıyor. (Çizimler)
  • "Her yeni anda sil baştan başlayamazsın. Ölmüş olana göre yargılamak zorundasın. Tıpkı bir bataklık gibi... daha en başından umutsuz. " (Günlükler)
  • "Bir boşluk var. Birdenbire öyle kırılgan duyumsuyorum ki kendimi." (Üç Kadın)
  • Baltalar İndikten sonra orman nasıl da inler Nasıl da yankılanır! Bu yankılar merkezden Çıkıp atlar gibi gezerler. Sapı Gözyaşları misali dolup taşar, aynasını Düşüp dönen Kayanın üstüne Yeniden yerleştireyim diye Çabalayan su gibi, Yabanıl yeşilliklerin yediği Beyaz bir kafatası, Yıllar sonra ben Yolda rastlarım onlara - Sözcükler kuru ve sürücüsüz, Yorulmak bilmez toynak vuruşları. Lakin Havuzun dibinden dibinden, sabit yıldızlar Bir hayata hükmeder. (Ariel ve Seçme Şiirler)
  • dokuzuncu kralliga vardigin anda artik geri donemezsin. orasi yoklugun, donmus iradenin kralligi. (Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık)
  • Kudurmuş genç bir pragmatist oluverdim. (Johnny Panic ve Rüyaların Kutsal Kitabı)
  • Haftalar geçtikçe, Agnes kara kara düşünmeye başlamıştı. Harold’a söz etmekten kaçınsa da, kendi rüyaları (ne yazık ki, yeterince sık görmüyordu) onı dehşet içinde bırakıyordu: Uğursuz, tanımlanamaz görüntülerle dolu, karanlık, yiyecekmiş gibi kendisine bakan mekanlar. Bu kabusları hiçbir zaman ayrıntılı bir şekilde hatırlayamıyordu, aksine, rüyaları daha uyanmak için çabalarken biçimlerini kaybediyorlardı ve geriye sadece ertesi gün boyunca devam eden eziyet dolu, boğucu, fırtınalı atmosferlerinin keskin izleri kalıyordu. Agnes kendi hayal gücünün sınırlarını kaba bir şekilde yansıtacakları korkusuyla bu parça parça dehşet sahnelerinden Harold’a söz etmekten utanç duyuyordu. (Johnny Panic ve Rüyaların Kutsal Kitabı)
  • “İçimde uyandırdıkların hoşuma gidiyor.” (Günlükler)
  • Bir kemanın en üst teli gibi gergin ve sinirli olabilirim ama yine de gökyüzü mavileşmeye başladığı sırada uyumaya hazırımdır. Sancılı bir uykuya dalıncaya dek, bütün o rüya görenleri düşünmek ve gördükleri rüyalar, gücümü tüketir. (Johnny Panic ve Rüyaların Kutsal Kitabı)
  • "Bekliyorum ve ağrıyorum.İyileşiyorum galiba. Daha çok şey var yapacak. " (Üç Kadın)
  • “Kendimi duygusuz ve boş hissediyordum, aklım, paramparça olmuş hayallerimin kırıntılarıyla doluydu.” (Sırça Fanus)
  • . Bu kadar çok tuhaf insana nasıl bu kadar çok kadın olabiliyorsun, ah seni garip kız ? . (Çizimler)
  • "Uzun süren bir çöküntüden çıkan ben yatakta buluyorum kendimi Döşek üstünde güvenliyim, bir düşüşe karşı sımsıkı kenetliyorum ellerimi Kendimi buluyorum yeniden, gölge değilim ben." (Üç Kadın)
  • "Yaşam üstüne yaşam yitiriyorum. İçiyor onları karanlık yeryüzü " (Üç Kadın)
  • Ölümü gördüm çıplak ağaçlarda, yok oluşu gördüm. İnanamadım. O kadar güç mü Ruhun bir yüze, bir ağıza kavuşması? (Üç Kadın)
  • Bırakın , bir saksının içine oturayım, Örümcekler farketmesin beni. Sus pus olmuş bir sardunya, yüreğim. (Suyu Geçiş)
  • Ah o aşk, ansızın dönüp Renk değiştirir dünya. Parçalanıp yayılır (Temmuz Gelincikleri)
  • Not God but a swastika So black no sky could squeak through. Every woman adores a Fascist, The boot in the face, the brute Brute heart of a brute like you. (Daddy)
  • Kendimi duygusuz ve boş hissediyordum. Aklım, paramparça olmuş hayallerimin kırıntılarıyla doluydu. (Sırça Fanus)