Kitap Künyesi
Yazar: Jack London
Çevirmen: Şemsa Yeğin
Orijinal Adı: Selected Stories
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750732669
Sayfa Sayısı: 184
Meksikalı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Jack London her ne kadar daha çok romanlarıyla tanınsa da onun asıl ustalığını sergilediği edebî tür hikâyedir. Yaşamı boyunca iki yüze yakın hikâye kaleme alan London, yaşadığı dönemin toplumsal karmaşalarına duyarsız kalmamış ve tıpkı romanları gibi hikâyelerinde de bu meselelere eğilmiştir. Kapitalist sistemin acımasızca palazlandığı 20. yüzyıl başlarında, benimsediği sosyalist görüş doğrultusunda, bireyin sınıfsal kavgasını, toplumsal olayları ve insan-sistem çelişkisini anlattığı hikâyelerinde trajik ama bir yandan da destansı bir ton tutturmuştur. 12 hikâyesinin yer aldığı Meksikalı’da bu tarz hikâyeleri öne çıkmaktadır.
Seçkide yer alan hikâyelerin bir kısmı da insan-doğa çekişmesini ve Jack London’ın birçok başka eserinde izini sürdüğümüz deniz tutkusunu çıkarıyor karşımıza. Her biri öykü sanatının seçkin örneklerinden kabul edilen ve Şemsa Yeğin’in yetkin Türkçesiyle okurla buluşan öykülerin üçü dilimize ilk kez çevrildi.
Meksikalı Alıntıları - Sözleri
- Hiçbir çocuk gece vardiyasında çalışıp da çocuk kalamazdı.
- Mercan kat kat giyinir palmiye yaprak yaprak büyür, oysa insanoğlu göçer gider.
- Makineler ilk işe başladığı günkünden daha hızlı; ama aklı daha yavaş çalışıyordu şimdi.
- Hoşlanmadığı bir işte başarı kazandığını gören ilk insanoğlu da yalnızca kendisi değildi elbet.
- Ağarmış saçlar, onurla mezara gitmiyor Londra denen bu kentte.
- Bir şey gördüğünüzde hepsini bütününü görmelisiniz yoksa görmenin ne anlamı kalır.
- Yaşamının tadı tuzu kalmamış. Tıpkı bir ceset gibi ama yine de korkunç denecek biçimde capcanlı.
- *...damarına basılmadığı sürece hayvanların gözünden okunan o iyilik, güleçlik ve sevecenlik havasıydı onu kurtaran. *
- Kimseden yakınlık görmüyor, herkesten nefret ediyor.
Meksikalı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Haftasonunuza bir kahvenin yanında eşlik edebilecek bir öykü kitabı ile karşınızdayım bugün... Jack London tarafından yazılan Meksikalı, benim için orta düzeyde bir başarıya sahipti. İçerisinde Meksikalı, Alın Teri, Bir Kalem Pirzola, Arabacı ile Doğramacı ve Enseleniş adında beş adet hikaye bulunuyor. Benim favorim önyargı, çıkarcılık ve adam kayırmayı oldukça güzel işleyen Meksikalı öyküsü oldu. Genel itibari ile hayat mücadelesini, sınıf farklılıklarını ve farklı sosyal statülerden insanların yaşamını başarılı bir şekilde anlattığını olduğunu söyleyebilirim. Yazar, karakterlerin iç dünyasını oldukça başarılı şekilde işlemeyi başarsa da bazı yerlerde boğucu şekilde kişi ve mekan tasvirleri akıcılığı sekteye uğramakta.Bu ufak eleştirimin dışında gayet severek okuduğum kısa bir kitap oldu. Eğer hikaye kitaplarından hoşlanıyorsanız bir şans verebilirsiniz.Ama mutlaka okumalısınız demeyeceğim. İşte sizler için bu kitaptan seçtiğim alıntılar : "İyilik yaparken ayrım gözetmek ahlaksızlıktır der profesyonel insanseverler." "Ecdadımın uğrunda canla başla savaşıp öldükleri özgürlüklerden biri de, jüri tarafından yargılanma hakkıydı.Bu hak bana atalarımdan miras kalmıştı." (Aycan)
Yazar çok tutkulu bir boks maçının hikayesini anlatırken bir yandan da Meksika'daki zor yaşamın hikayesine dokunuyor. Okurken sahneler gözümde canlandı. Jack London her seferinde beni etkilemeyi başarıyor. Kesinlikle okumalısınız. Çok akıcı ve çok güzel bir kitap. En beğendiğim kısmı diğer boksörün antrenmanlarda çalışırken, hikayesini dinlediğimiz Meksikalının antrenmanının hayat olduğunu söylediği cümleydi. (MECNUN)
Her Devrim Devrinde Devrilir: Kitap; Meksikalı Devrimci, Yaşamak Hırsı, Tarihten Bir Yaprak, Yalancı Nam-Bok, Lit-Lit'in Evlenmesi, Hayatın Yasası, Dönek, Çinli ve Krala Bir Burun isimli dokuz öyküden oluşuyor. Meksikalı Devrimci, Hayatın Yasası, Çinli ve Krala Bir Burun ilk aklıma gelen harika öyküler. Aslında kitaptaki bütün öyküler sıkılmadan okunacak kalitede. Anti-emperyalist hatta devrimci bir kalemin izlerinden takip ettiğiniz hayatlar var her hikayenin içerisinde ve mesajı olmasına rağmen göze sokmadan okurun aklına sunuluyor. Jack Londan, bıraktığı öykülerle kendisini unutulmazlar arasına yerleştirmiş. Bu kitabındakiler de mutlaka okunması gerekenler arasında. İlgilenenlere şimdiden iyi okumalar. (İrfan Gürkan Çelebi)
Kitabın Yazarı Jack London Kimdir?
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.
Jack London Kitapları - Eserleri
- Beyaz Diş
- John Barleycorn
- Martin Eden
- Demir Ökçe
- Ay Vadisi
- Demiryolu Serserileri
- Vahşetin Çağrısı
- Deniz Kurdu
- Uçurum İnsanları
- Alın Teri
- Şampiyon
- Dehşet Ülkesi
- Güneşin Oğlu
- Yanan Günışığı
- Kız, Kar ve Kan
- Düş Ülkelerine Yolculuk
- Sevginin Katıksızı
- Tanrılar ve Köpekler
- Suikast Bürosu
- Kurt Dölü
- Denizin Çağrısı
- Midas'ın Müritleri
- Yıldız Gezgini
- Ölüme Boyun Eğmeyen Adam
- Ataların Tanrısı
- Beyaz Sessizlik
- Can Yoldaşı
- Devrim
- Dönek
- Gece Doğan
- Halk Avcısı
- İnsanın Sadakati
- Meksikalı
- San Fransisco'nun Güneyi
- Sınıf Farkı
- Makaloa Hasırı Üzerinde
- Bana Göre Hayatın Anlamı
- Hawaii Öyküleri
- Büyük Serüven
- Kurt Kanı
- Yakalanış
- Öyküler
- Uzak Diyarlarda
- Bir Kuzey Macerası
- Gece Geçen Serseriler
- Gemide İsyan
- Geleceğin Hikayeleri
- Beyaz Cehennem
- Büyük Evin Küçük Hanımefendisi
- Beyaz Diş - Madam Bovary
- Şafak Kızı
- Beyaz Diş - Esrarlı Ada
- Yumruk
- Buzun Çocukları
- Bin Düzine Yumurta
- Adem'den Önce
- Oyun
- Ateş Yakmak
- Acemi Gece
- Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman)
- Kumarbazlar Cenneti
- Vahşetin Çağrısı - Beyaz Diş
- Ateş Yakmak
- Hayatın Kanunu
- Demir Yolu Çocukları
- Kızıl Veba
- Büyük Sorgu
- Mapuhi’nin Evi
- Ölümcül Dalgalar
- Kadın Denen Mucize
- İlk Savaş, İlk Zafer
- İnsanlığın Sürüklenişi
- Kepaze
- Çinago
- Bütün Dünyanın Düşmanı
- Alice Ruhunu Açınca
- Kahekili’nin Kemikleri
- Dağ Adamı
- Bir Dilim Biftek
- Kırmızı
- Tek Özgürlüğüm
- Güneşe Doğru
- Lost Face And Other Stories
- Theft
- Tom Pomplun
- Kaval Kemikleri
Jack London Alıntıları - Sözleri
- “Sanki kendimin dışında durmuş da kuşkuyla kendime bakıyor gibiydim.” (Deniz Kurdu)
- Henüz çıldırmadım ama çıldırmaya başladığım zaman beni görün;))) (Büyük Evin Küçük Hanımefendisi)
- Yaşlılık zamanlarımızda dine ihtiyaç duyarız Alice. Din bizi yumuşatır, diğer insanların zayıflıklarına, özellikle de nerede sabah orada akşam hovardalık ettikleri ve ne yaptıklarını bilmedikleri gençlik zamanlarında gösterdikleri zayıflıklara karşı daha hoşgörülü ve affedici olmamızı sağlar. (Alice Ruhunu Açınca)
- Ömrüm boyunca gövdemle hayvan gibi çalıştım ve ne kadar çok çalıştıysam çukurun dibine o kadar fazla yaklaştım. (Tom Pomplun)
- °• İnsan her zaman hayattan talep ettiğinin daha azını alır . (Uçurum İnsanları)
- Dünyaya egemen olan kanunu iyi biliyordu: zayıflar ezilir, güçlülere itaat edilirdi. (Beyaz Diş)
- “Bana o gözleriyle bir dakika içinde, bin yılda kitaplarda okuyabileceğimden daha çok şey söylüyordu.” (Büyük Sorgu)
- Bundan şu çıkıyordu ki bir kişi dostluğun d'sini bile bilmez ama soylu biri olabilir! (Uzak Diyarlarda)
- İnsanlar neden şarap içer, at biner, aktristleri tutar, papaz ya da kitap kurdu olur? Öyle isterler de ondan. İşte sana cevap. Hepimiz, elimizdeyse, hoşlandığımız şeyleri yapmak isteriz, elde edelim etmeyelim, istediğimiz şeylerin peşinden koşarız. (Sevginin Katıksızı)
- Güneş her sabah doğar. (Makaloa Hasırı Üzerinde)
- Korkak olduğu için, zorbalığı da korkaklığıyla uyumluydu. (Can Yoldaşı)
- Derler ki, bu aşk hayattan bile daha kıymetliymiş, aşık olanlar böyle söyler. Bir kadın ya da erkek, birini dünyadaki herkesten daha fazla severse, o zaman aşık olduğunu anlar. Böyle denir ama kelimelerle açıklamak fazlasıyla zor. Sadece bilirsin işte, o kadar. (Kadın Denen Mucize)
- “Kalbimde sana duyduğum hisler yıldızlar kadar parlak ve çok, bunu ifade edebilecek bir dil yok. Sana nasıl anlatabilirim ki? Oradalar... Görüyor musun?" (Kadın Denen Mucize)
- Tekdüzelikten uzak olması belki de serseri yaşantısının en güzel yanıdır. Topluluklar hâlinde yaşayan serserilerin ülkesinde, yaşamın yüzü sık sık biçim değistirir. (Demir Yolu Çocukları)
- Yaşamaktan mutluyum, kendi akıl ve gücümden mutluyum, işleri yapmaktan mutluyum, kendim için yapmaktan. Bundan başka yaşamak için bir neden olabilir mi? Kendimden ve yaptığım işlerden keyif almayacaksam, neden yaşayayım? (Buzun Çocukları)
- “Aramızda küçük bir tartışma yaşadık ve yapabileceğimiz en iyi şey, bunun bu kadarla kalmasını sağlamak.” (Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman))
- Kötü olan iyi olanı bozar, her şey birlikte iltihaplanır. (Uçurum İnsanları)
- Bugün n'oluyor, ilkokuldan sonra ortaokul, lise, sonra üniversite, sonra ya memur oluyoruz ya doktor moktor, bildiğimiz serüvenleri de sadece kitaplardan öğreniyoruz. (İlk Savaş, İlk Zafer)
- Hayat hayal kırıklıklarıyla dolu ve öyle olmalı zaten. En tatlı et kıtlıktan sonra gelen ve en yumuşak yatak da zor bir avdan sonra yatılandır. (İnsanın Sadakati)
- Kazanılacak bir oyun gibi gördükleri şeyi yıllarca oynayan insanları izledim. Sonunda kaybettiler... (Dönek)
Yorumlar
0 yorum