Kitap Künyesi

Yazar: Nihat Genç

Yayın Evi: Cadde Yayınları

İSBN: 9789756326152

Sayfa Sayısı: 192

--reklam--

Memleket Hikayeleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Eskiden yatağını, yorganını alan yoksul halk, çaresizlik içinde İstanbul'a göçüyordu. Göçün rengi değişti. Anadolu gençliği gözü dönmüş bir hırsla İstanbul'a göçüyor. Memleketinde, kasabasında oturmak isteyen bir tek genç yok...

Tanıdığım, konuştuğum tüm genç kızlar, hayallerini, istikballerini İstanbul'a göre kurmuş. Sadeliğin, kendi halindeliğin imajı ölmüş, uçurum gibi İstanbul düşlüyorlar. Kaba muhafazakârlık sosyal dokuyu hiçbir gencin duygularını yeşertmeyecek şekilde tarihten kazımış, her gün tavada kızaran balık gibi beton caddelerde boşu boşuna turlayan gençler, başka bir rüya bilmiyor. Hayata dair tüm duygularını öldüren bu şehirde, derin bir sarsıntı, korkudan kaynaklı büyük bir kaçmak refleksi.

Hep birlikte aynı cümle gençliğin ağıtı: Boğuluyoruz burada!

--reklam--

Memleket Hikayeleri Alıntıları - Sözleri

  • Bu yolunu şaşırmış gemiden, kendimden başka parça sökemedim!
  • Bilim nedir? Şudur: Fransa'nın yüzde yedisi tarımla uğraşır, ama dünya tarımında ilk yediye girerler. Bizim yüzde ellimiz tarımla uğraşır, ilk otuzda yokuzdur. Bilim budur.
  • "...yüzlerce kara yüzlü çocuk gelip geçti, bu hayatta hiçbir şey olamadılar! Tarih yine hükümdarların hayatını anlatıyor!
  • İnsanoğlunun tabiat ve hayvanseverliği büyük bir yalandır! Tabiatı parklaştırmak, hayvanları da evcilleştirmek kurtuluş değildir, çünkü insan zekası tabiata karşı gelişmiştir! Yani zekamızı tabiata karşı korunmak için edindik! Ve tabiattan korkup kaçtık!
  • "Ve burjuvalar, fareler, bitler, sivrisineklerden daha hızlı üreyerek, 17., 18., 19., asırlarda Afrika, Hindistan, Çin, Amerika'nın tümünde yüzmilyonlarca insan öldürdü, onlarca kavmi, ırkı yeryüzünden sildi."
  • "İhtiyarlık, insanda duygu karışıklığına yol açar, hem ölsün istersiniz, bu kanlı miras bitsin diye, hem büyüktür, saygı göstermek istersin."
  • "Ne güzel hikayeydi o, yazarını yine unuttum. Yoksul bir mahallede balon satan adam. Gün geliyor sokak daha da yoksullaşıyor, adam balonlarını satamıyor. Birşey yiyemediği için zayıflıyor, tüyleşiyor, tüyleştikçe elinde tuttuğu balonlar o zayıf bedeni uçuruyor."
  • "En kudretli insan dahi, içindeki hayvanın parçalayıcılığını yokedemez, ama, bu hayvana, yeni bir sevgili bulabilir! Edebiyat ve sanat, hayatı, bir benzeriyle aldatmaktır!"
  • "1774 Küçük Kaynarca andlaşması tarihimizin en büyük hezimeti olmaya aday. Osmanlı'nın efsanevi gücü Kırım'ı kaybediyoruz. Aslında, Osmanlı'nın neden çöktüğüne tek bir sebep ararsak, Kırım'ı kaybetmek, diyebiliriz. Tarihte hiçbir devlet Kırım hanı kadar Osmanlı'ya sahip çıkmadı."
  • "Eskiden Papa, dünyanın en büyük gücü İspanya'yla, portekiz arasındaki muhtemel bir dünya savaşını önlemek için, dünya haritasını önüne koyup, Amerika tarafını İspanyollar'a, Afrika taraflarını Portekizliler'e verip, barışı sağladı. İspanyollar Amerika'dan dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hazineleriyle dönerken, Kraliçe Elizabeth'in korsan kaptanı Dragon hazineyi çalıp İngiltere'ye getirdi. O gün bugün İngilizler, hem ispanyollar'dan daha zengin, hem dünyanın en centilmen milleti oldular."
  • "Batının insan hakları sicili çok mu temiz! Avrupa Birliği bu sicili de ekonomik bir rant gibi komisyonlarında baştacı ediyor. Avrupa Birliği insan hakları, işkence gibi siyasal hastalıkları borsada kullanıyor. Bunun için çok büyük bir dekor inşa ediyorlar. Bu dekora güya insan hakları, ödüller, işkence, hayvan sevgisi bilmem ne gibi gösterişli süsler yapıştırıyor. Avrupa Birliği tarihin en büyük örümceğidir. Kendi değerlerini yiyen örümcek. Milli sınırları kaldırarak savaşların sorumlusu olarak gördükleri vatan sevgisini, Avrupa uygarlığı içinde eritmek istiyorlar, oysa savaşların sorumlusu toprak sevgisi değildir, savaşın sorumlusu, sadizmin, duyarsızlığın sorumlusu, her değeri yiyen işte bu kendi yarattıkları bireydir."
  • "Düşlerin bittiği yerde şiddet başlar."
  • "Çatalca'ya kadar halkı kılıçtan geçirerek gelen Bulgar askerleri, kadınların ırzına geçerken "padişahım çok yaşa" diye bağırır. Bu savaşta, Edirne kalesi savaşı, dünya savaş tarihinin en son kale savaşıdır. Aylarca muhasara altında aç kalmış Edirne halkına savaşın sonunda Bulgarlar ekmek dağıtmaktadır. Halk ekmeğe hücum eder. Kalabalığın içinden bir ses yükselir, "almayın bu ekmeği, bu ekmek kimin ekmeğidir?" .. Şimdi bu ses nerdedir, gidip, bulsak, öpsek o sesi.."
  • "Tiyatro, sinema üzerine eleştiriler okuduğunuzda, kahramanları, kral, prens, burjuva, ünlü yıldızlar olduğunda, izleyici-okuyucu hemen empati kuruyor, kendini kahramanın yerine koyabiliyor! Mesela, ünlü "baba" filminde öldürülen onlarca gangaster ve Al Paçino'nun karısının çektiği acılara ruhumuz el sürmez."
  • "Demir perdeden Amerika'ya kaçan dünyaca ünlü bir Rus balerine reklamcılar bir reklam filmi teklif ederler. 5 milyon dolar teklif ederek. Balerin parayı duyunca neye uğradığını şaşırır, mutluluktan havalara uçar. Peki ne yapacağım der, reklamcılar çok basit, televizyona çıkıp, "Ben çocukluğumda bu mamadan yedim diyeceksin" derler. Balerin kız "güzel de, ben çocukken bu mamadan yemedim ki" diyerek reklam filmi teklifini reddeder, gazeteler uzun bir müddet bu konuyu tartışırır."

--reklam--

Memleket Hikayeleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Memleket Hikayeleri: Nihat Genç ile okuyucu olarak buluşmam biraz geç oldu. Bir okuyucu olarak yazımının, coşkun ve akıcı olduğunu söyleyebilirim. Memleket Hikayeleri de bu konuda beni tatmin etti diyebilirim. Ve ayrıca bu kitap, benim için bir tür zamanda yolculuk gibiydi. Eskiden, özellikle doksanlı yıllardan hatırladığınız kişiler, ünlüler, siyasiler ve bir süre gündemi sallamış ama şimdi çoktan unutulmuş olaylar ve yolsuzluklar ile ilgili, bir hatırlatma, tarihsel bir yolculuk olabilir sizin içinde. Keyifli okumalar dilerim. (Mülayim Rüzgar)

Deli dolu yazar Nihat GENÇ'in kimi zaman dramatik, kimi zaman komik çoğunlukla coşkulu hikayelerden oluşan kitabı. Leman'da yazdığı dönemden beri takip ettiğim yazarın, en güzel yanı; konuşmasında ki coşkuyu yazısına da yansıtabilmesi. Belki modern çağların Dede Korkut'u diyebiliriz. Anadolu toplumunun davranışlarıyla, gelenekleriyle iyi mizah yapmayı bilen aynı zamanda toplumunda ki riyayı, kurnazlığı ve din simsarlığını etkili cümlelerle eleştiren yazar; bazı yazılarında dereleri, dağları, ağaçları, köyleri hasılı tabiatı öyle tasvir eder ki kendinizi o tasvirin huzurunda, suların şırıltısında, dağların serinliğinde, ağaçların gölgesinde uzanırken bulursunuz. Bünyede vitamin etkisi yaratır. (Tuncer TAMTÜRK)

Nihat Genç'in üslubu biraz sert. Bu durumdan rahatsız olan kesimler olabilir. Ancak memleket hikayelerinde anlattıkları bana çok sürükleyici geldi açıkçası. Edebi olsun diye lafı dallanıp budaklandırmadan “dan” diye lafı geçiriyor tabiri caizse Genç. Ben bu eserini zevkle okudum. Özellikle gençliğinde Trabzonspor uğruna yaşadıklarını ayrı bir zevkle okudum. (Gökhan Uzunoğlu)

--reklam--

Memleket Hikayeleri PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Nihat Genç - Memleket Hikayeleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Memleket Hikayeleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Nihat Genç Kimdir?

Nihat Genç, (d. 1956, Trabzon) Türk gazeteci, yazar.

Yaşamı

İlkokulu Meryem Mehmet Kayhan İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi de Trabzon Ticaret Lisesi'nde okuyarak 1974 yılında mezun oldu. İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi ile Ankara Bankacılık Okulu'na kayıt yaptırdı ancak siyasi olaylar nedeniyle bu okullardan ayrıldı. Ardından Sağlık İdaresi Yüksek Okulu'ndan 1983 yılında mezun oldu. Okul bitimi Sağlık Bakanlığı/Ankara Rehabilitasyon Merkezi'nde, ardından ise Kültür Bakanlığı’nda toplam dokuz yıl memuriyet yaptı.

Gençlik yıllarında gazete ve dergilerde teknik eleman olarak çalıştı. 12 Eylül öncesinde, ülkücü hareketin genç entelektüellerinin en önemli isimleri arasındaydı ve çeşitli ülkücü dergilerde yazmıştı. O yıllardan bugüne, Bağımsız ve Kırmızı-Beyaz gibi ulusalcı siyasî dergiler ile Leman dergisinde yazıları yayımlandı. Kısa bir süre Akşam gazetesinde köşe yazıları yazdı ve bu gazeteden yine aynı gazetenin yazarı Engin Ardıç'ın Genç'in eskiden çalıştığı Leman dergisini Saddamcılık ve Apoculuk ile suçlaması sonucunda ayrıldı. 2008 Eylülü'nde Leman'a geri döndü. [1] Yazar 2008 yılının Aralık ayında Aydınlık dergisinde makaleler yazmaya başladı. Bir Soru - Bir Cevap adlı köşesinde Genç, güncel meseleleri ulusalcı bir bakış açısıyla değerlendiriyor.

Sky Türk adlı televizyon kanalında Serdar Akinan ile 2008 Eylülüne kadar "Nihat Genç ile Ne Var Ne Yok" adında bir program yaptı.[2] Kanal Akşam gazetesi ile kardeş kuruluş olduğundan, Genç, programına da son verdi. Bu progamın ardından ise 18 Ekim 2008 tarihinde Avrasya TV'de Lale Şıvgın ile ,"Nihat Genç ile Veryansın" programı yaptı.Son olarak günün siyasi olaylarını değerlendirdiği www.odatv.com adresinde yazıları yayınlanmaktadır.

Öykülerinde insancılık arayışı egemendir, insan hikâyeleri ile birlikte yaşanılan zamanların sorunlarını ve toplumsal değişimi gayet ince çizgilerle betimler ve kahramanlarını her zaman ezilen kesimden insanlar içinden seçer. Siyasi ya da siyasi olmayan fikir makalelerinde ise çok daha sert çizgilere sahip, kızgın ve hatta saldırgan bir tarza sahip olduğu görülür. Gizli ama derin bir yalnızlık duygusu, öykülerinde de fikir yazılarında da alt metni oluşturan güçlü öğelerden biridir.

2005 yılında Bilgi, Sabancı Üniversitesi ve Boğaziçi üniversiteleri tarafından düzenlenen İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri başlıklı konferansı eleştiren bir yazı[3] yazması üzerine uzun süredir tüm kitaplarını yayınlamış İletişim Yayınları, Nihat Genç ile ilişkilerini kesme ve kitaplarını yayınlamama kararı almış[4], bunun üzerine yazar kitaplarını diğer yayınevlerinden çıkarmaya başlamıştır.

Kitapları

Dün Korkusu (1989)

Bu Çağın Soylusu (1991)

Ofli Hoca / Şeriatta Ayıp Yoktur

Kompile Hikayeler

Dar Alanda Tufan 1993

Üfürükten Üniversite Bilimi (1993)

Soğuk Sabun (1994)

Köpekleşmenin Tarihi (1998)

Modern Çağın Canileri (2000)

Memleket Hikayeleri

Arkası Karanlık Ağaçlar (2001)

İhtiyar Kemancı (2002)

Amerikan Köpekleri (2004)

Edebiyat Dersleri (2004)

Nöbetçi Yazılar (2004)

Hattı Müdaafa (2005)

Karanlığa Okunan Ezanlar (2006)

Aşk Coğrafyasında Konuşmalar (2007)

Kavga Günleri (2007)

Veryansın (2008)

Bir Millet Uyanıyor 17: "Kavga Günleri" (2009)

Sordum Kara Çiçeğe (2009)

Yurttaşların Cinlerle Bitmeyen Savaşı (2011)

İşgal Günleri (2011)

Öykülerinden örnekler

Narlıbahçe Sokağı (Modern Çağın Canileri)

Şeriatta Ayıp Yoktur (Ofli Hoca)

Bu İşin Tövbesi Var midur? (Ofli Hoca)

İhtişam ve Sefalet (Köpekleşmenin Tarihi)

Türkan (Arkası Karanlık Ağaçlar)

Hero Marka Mızıka (Kompile Hikayeler)

İhtiyar Kemancı (İhtiyar Kemancı)

Televizyon programları

Nihat Genç ile Ne Var Ne Yok? (Sky Türk, 2003-2008)

Nihat Genç ile Veryansın (Avrasya TV, 2008-2011)

Nihat Genç Ko-nu-şu-yor! (Halk TV, 2012-...)

Nihat Genç İle Ver-yansın (Ulusal Kanal, 2013-...)

--reklam--

Nihat Genç Kitapları - Eserleri

  • Karanlığa Okunan Ezanlar
  • Köpekleşmenin Tarihi
  • Veryansın
  • Amerikan Köpekleri
  • Memleket Hikayeleri
  • İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı?
  • Arkası Karanlık Ağaçlar
  • Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
  • Hattı Müdafaa
  • İhtiyar Kemancı
  • Soğuk Sabun
  • Bu Çağın Soylusu
  • Tek Tabanca
  • Bizim De Günümüz Gelecek
  • Modern Çağın Canileri
  • Edebiyat Dersleri
  • Kompile Hikayeler
  • Dün Korkusu
  • Aslanlı Yol'a Doğru
  • Ofli Hoca
  • Yurduma Alçakları Uğratma!
  • Anadolu Yazarını Dinliyor
  • Nöbetçi Yazılar
  • Direniş Günleri
  • İşgal Günleri
  • Bir Millet Uyanıyor! 17
  • Sordum Kara Çiçeğe
  • Yurttaşların Cinlerle Bitmeyen Savaşı
  • Opus 61
  • Nihat Genç’le Veryansın
  • One Man Show
  • Saraya Kılınan Namazlar
  • Bizi Kandırası Umman Bulunmaz
  • İhtiyar Kemancı
  • Dar Alanda Tufan
  • Anadolu Yazarını Dinliyor
  • Edebiyat Derslerine Giriş

--reklam--

Nihat Genç Alıntıları - Sözleri

  • İnsanlar düzgün konuşuyor ölçülü konuşuyor diye uygarlık olmuyor insanlar istediği gibi rahat uluorta konuşunca uygarlık oluşuyor. (Nöbetçi Yazılar)
  • Kelimelerin sonsuz gücü vardır. (Bizi Kandırası Umman Bulunmaz)
  • Yaşadığım her gün ne kadar yoğun işim olursa olsun mutlaka elime bir kitap alır hiç değilse birkaç sayfasını okumaya karıştırmaya çalışırım, sebebi, Osmanlı ordularıyla topyekün yenildi mağlup oldu yüz yıl oldu içimizde acısı ağıtı yarası dinmedi ve bir şeyler yapalım, daha zinde daha akıllı olalım, cumhuriyet mağlup olmasın, diye... (Bizi Kandırası Umman Bulunmaz)
  • “Hayattan memnun Amerikan işgalinden rahatsız değil, IMF canınızı sıkmıyorsa artık “mizahla” işiniz yok demektir. Mizahın, mutlu, bahtiyar, bana dokunmasınlar,keyifli, şeker bu tatlı yaşamın arasında yeri yoktur. Gayesiz,meselesiz insanlara mizahın söyleyebileceği bir şey yoktur.” (Hattı Müdafaa)
  • Sebatkâr, sanatlı ve çok derin bir heyecanınız varsa ; dünyanın hiçbir hayal kırıklığı ve umutsuzluğu ve kilisesi ve ideolojisi ve patronu sizi yenemez. (Tek Tabanca)
  • “Aydınlarımız iki yüzyıldır,şahlanmayı,ayağa kalkmayı öğretiyor ve her nesil kollarını, ayaklarını kırıyor.Bakın hâlâ İstanbul’un fethini öğretiyorlar. Bu nesle birileri ‘düşmeyi’ öğretsin. Bir tarafımızı kırmadan “düşebilmek...” (İhtiyar Kemancı)
  • Batıya, malımızı verdik, madenimizi verdik batıya köle olduk, şebek olduk, köpek olduk, en onursuz ittifaklara girdik, batının ve diplomasinin kuklası olduk, komşularımıza bu yüzden kalleş olduk. ihanet içinde olduk, OrtaDoğu'yu topa tutan İncirlik'i peşkeş çekip batının işbirlikçisi olduk. Ama batı durmadı, hala bir şeyler istiyor, onurumuzu almakla yetinmedi, şerefimizi almakla yetinmedi, dinimizi topyekun kazımakla yetinmedi ve şimdi topraklarımızı komşularımızı ve tüm kutsallarımızı topyekün bizden almak istiyor. (Hattı Müdafaa)
  • Yalan söylemeden büyümeyi başarabilecek miyim? İnsanlar çoğaldıkça, kalabalıklar, kitaplar, düşünceler, olaylar karmaşıklaşınca ne yapacağım? Şeytan tenine dokunuyor. Sapık diyecekler, kızgın demirlere oturtacaklar, pişman ol, tövbe et diyecekler, yeryüzünün en iğrenç pazarlığına alet edecekler beni. Hayır. Ben, yalan söylemeden büyüyeceğim... (Dün Korkusu)
  • "Düşüncesi olmayan insanların, ellerinde yalnız, babadan, deden kalma gelenekler, kılıçlar, silahlar vardır." (Köpekleşmenin Tarihi)
  • Millet fincana bakıp dünyalar ötesini görüyor, biz bir adım ötemizi göremiyoruz, gel de kendini yeme. (Hattı Müdafaa)
  • "Çukur gözleri, artık bir onur adası olmuş kalbinden başka yerde rahat etmiyor gibi..." (İhtiyar Kemancı)
  • "... O kadar insan suçlu hissediyor kendini. Artık topluma güvenmiyor. Medyaya güvenmiyor. Annesine güvenmiyor. Artık bilgiye güvenmiyor. Artık habere güvenmiyor, konuşulanlara güvenmiyor ve toplumdan kuşku duyuyor. Eğer çağımız bir depresyon çağıysa, bu sahte bilgi, sahte haber, yalan, uydurma, suçlama, söylenti, dedikodu, iftira ve yakıştırmaların; bu depresyon çağının büyümesinde katkısı yüzde yetmiş. Hepimizde her gün; biri bize iftira atacak, bizi yanlış anlayacak, yanlış şeyler söyleyecek, falan falan şeyler yapacak ve insanlar benim hakkımda kötü düşünecek duygusu. Bu duyguyu oluşturuyorlar." (Anadolu Yazarını Dinliyor)
  • "... Batı’da ve Doğu’da, ‘Allah’la kul arasında bir aracı kurum’ tartışması gelmiş geçmiş tarihlerin en kanlı ve en hararetli tartışmasıdır." (Saraya Kılınan Namazlar)
  • Oturup ürün, oturup tarla, bağ, oturup kültür üretmeye ve bağımsızlığın artık silahla ve marşla ve yaygarayla değil, bunlarla olabileceğini bilmiyorlar mı? Biliyorlar! Ama o zaman yüz yıllık iktidarları sarsılıp yok olacak korkusu taşıyorlar! Onlara ürün toplamak, kitap yazmak, gün boyu çalışmak çok kadınsı geliyor olmalı. Onlar lak lak dükkânları gibi, ağır makamların sert erkekleri... (İhtiyar Kemancı)
  • Bir köy imamı kadar zekası olan insanlar 1400 yıllık İslam düşüncesini yeniden yazıp , moda oldular." (Edebiyat Dersleri)
  • "Senin gözlerin kadar güzel bir ülkem olmadı." (Bu Çağın Soylusu)
  • "Benim de bir zamanlar 'ne derler' dinim vardı. Bırakın bu ne derler dinini, ne derlerden arının çok hafifleyeceksiniz, hadi hoşçakalın." (Bu Çağın Soylusu)
  • Bir kiraz ağacının altına on dakika uzansalar bütün panik bitecek biliyorum. (İhtiyar Kemancı)
  • Şimdi sokaklarımızda gezinen halk, o fütursuz, lafını Karagöz gibi esirgemeyen halk değil.Şimdi sokaklarımızdaki bu halk, Hacıvatların yetiştirdiği halk... (Nöbetçi Yazılar)
  • Hangi Müslümanlık, hangi ülkenin hangi mezhebin Müslümanlığı, hangi çağın Müslümanlığı? Anne babalarımızla yaşayan Müslümanlık mı, bugünlerde icat olunan ideolojik İslamcılık mı? (İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı?)