Kitap Künyesi
Yazar: Philippa Gregory
Çevirmen: Demet Altınyeleklioğlu
Orijinal Adı: Meridon
Yayın Evi: Artemis Yayınları
İSBN: 9786051424095
Sayfa Sayısı: 656
--reklam--
Meridon - Son Varis Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kimsesiz bir Çingene olan Meridon, yoksullukla boğuştuğu zor hayatından kurtulmanın bir yolunu arıyordu. Gezici bir sirkte at sırtında gösteriler yapan talihsiz kız, kardeşi Dandy'nin trapez üstünde hayatını riske atmasına daha fazla seyirci kalmak istemiyordu. Kardeşiyle birlikte bu tehlikeli ve acımasız kaderi değiştirmeliydi. Ancak güzel, sabırsız ve hırsız Dandy her zamanki gibi aceleci davranacak ve Meridon'ı bu zor yolculukta yalnız bırakacaktı. Meridon acısıyla baş etmek için tek başına at sürerken, kendini Wideacre denen bir arazide buldu. Son vârisini bekleyen Wideacre topraklarında... Bu sürükleyici, tutkulu ve benzersiz roman, Beatrice'le başlayıp Julia'yla devam eden çoksatar serinin üçüncü ve son hikâyesi. Efsaneye dönüşecek bir aile draması.
Hayatta kalmak için çalmak zorundaydı.
Diğerlerinin onun hayatını çaldıkları gibi...
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Meridon - Son Varis Alıntıları - Sözleri
- “ Yükselmek veya düşmek o kadar önemli değil. Üşüyen, aç kalan bir çocuk olmamalı dünyada. Bu önemli.”
- “Zengin insanları daha çok zenginleşmekten vazgeçirecek bir çare bulamadığımız sürece, fakirler daha da fakirleşecek, çocuklar korunamayacak...”
- “Donmuş bir dere kadar temiz, saf ve soğuktum artık. Üstü buz tutmuş bir kireç kayası kadar da sert.”
- “O barış adamı. Onun gibi birine hiç rastlamadım. Et bile yemiyor, kendi keyfi için bir hayvanın ölmesini düşünmek bile istemiyor.”
- Gerçekten fakirliği en acı biçimde yaşasaydın, benimle ilgili böyle ümitler besleyemezdin. Fukaralıktan çıkartılacak tek dersin, alabileceğin kadar almak olduğunu bilirdin. Daha sonraları hiçbir şeyimin kalmayacağı korkusuyla kimseyle paylaşmayacağımı, çünkü kimsenin seninle paylaşmadığını...
--reklam--
Meridon - Son Varis İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Meridon-Son Varis, Wideacre Üçlemesinin son kitabı. Ancak bir bütünlük oluşturdukları için incelemeyi de serinin son kitabını bitirip öyle yapmak istedim. Dolayısıyla yazacak çok şey var uzatmadan içeriğe geçiyorum. Serinin birinci kitabı olan Beatrice-Kötü Tohum, Philippa Gregory’nin okuduğum ilk romanıydı. Yazarı bilmeyen yoktur sanırım şu her yerde karşımıza çıkan ünlü Boleyn Serisinin yazarı olur kendileri her ne kadar daha okumak nasip olmadıysada. Beatrice’e geri dönecek olursak kitap fena değil diyebileceğim bir seviyedeydi bazı yerlerde aşırı uzatmalar o kadar çoktu ki kitabı kaç kere bırakıp yeter bu kadar deyip sonra geri aldığımı hatırlayamıyorum, özellikle bazı noktalarda o kadar gereksiz verdiği detaylar insanı bunaltacak kadardı. Hele ki yazarın ensest ilişkiyi insanın gözüne sokarcasına anlatımı fazlasıyla rahatsız edici oldu benim için. Elimde uzun süre bitirilmeyi bekleyen kitaplardan biri oldu Beatrice. Konusu ise babası tarafından sevgi ile büyütülen bir kız çocuğu olan Beatrice babasından sonra Wideacre’nin sahibi olma uğruna gözünü karartıp yaptıklarını ve onun en büyük aşkı, zaafı olan bu topraklarda büyük bir aşkla başlayıp en sonunda Wideacreliler tarafından cadı olarak nitelendirmesi ile son bulan hayatı anlatılıyor Beatrice tarafından. Gelelim serinin ikinci kitabı olan Julia’ya. Julia Beatrice’in kızı, annesinden tamamen farklı iyi duygulara sahip, saf, temiz ve Wideacre’lilerin göz bebeği. Yazarın olayları biraz fazla gerçek üstü olarak yansıtması sanki bu noktada biraz sıkıcı olabiliyor bu kitabı okumak biraz zaman alacaktır yine ilk seride olduğu gibi ancak bana göre kesinlikle puan olarak Beatrice’ten daha yüksek. Serinin üçüncü ve son kitabı Meridon-Son Varis. Anlaşılacağı üzere serinin son kitabında Wideacre’nin son kalan varis ve Julia’nın kayıp kızı Meridon’u anlatılıyor. Fakat meridon bebekken çingenelere verildiği için topraklarında çok uzaklarda büyüdüğü ve farklı bir hayata alışkın olduğu için Wideacre’nin kaderi yoksulluk içinde sevgisiz olarak büyüyen küçük Meridon’un ellerinde olduğunda pek de doğru kararlar alamayacağını anlamak zor olmuyor. Fakat seri olarak düşünüldüğünde Kesinlikle Meridon’u okuduğunuzda çok farklı bir kitap okuduğunuzu anlıyorsunuz diğer ikisine göre çok bağımsız ve size biraz yabancı gelebilir. Okuyacak olanlara şimdiden sabır diliyorum :) kitap/meridon-son-varis--18493 kitap/julia-gunahkar-cocuklar--5632 kitap/beatrice-kotu-tohum--5634 yazar/philippa-gregory (Gülsüme Özkan)
Kimsesiz bir Çingene olan Meridon, yoksullukla boğuştuğu zor hayatından kurtulmanın bir yolunu arıyordu. Gezici bir sirkte at sırtında gösteriler yapan talihsiz kız, kardeşi Dandy'nin trapez üstünde hayatını riske atmasına daha fazla seyirci kalmak istemiyordu. Kardeşiyle birlikte bu tehlikeli ve acımasız kaderi değiştirmeliydi. Ancak güzel, sabırsız ve hırsız Dandy her zamanki gibi aceleci davranacak ve Meridon'ı bu zor yolculukta yalnız bırakacaktı. Meridon acısıyla baş etmek için tek başına at sürerken, kendini Wideacre denen bir arazide buldu. Son vârisini bekleyen Wideacre topraklarında... Bu sürükleyici, tutkulu ve benzersiz roman, Beatrice'le başlayıp Julia'yla devam eden çoksatar serinin üçüncü ve son hikâyesi. Efsaneye dönüşecek bir aile draması. Hayatta kalmak için çalmak zorundaydı. (Sevinç Sancar)
Herkese merhaba! Meridon Wideacre Üçlemesinin son kitabı. Bende hepsine ayrı ayrı yorum yapmaktansa bu şekilde toplu yazmayı tercih ettim. Birinci kitap; Beatrice bana göre fazla uzatılmıştı. Hikaye belli bir yerden sonra tıkanmasına rağmen yine de yazarın uzatma çabasına şahit olduk. Son 200 sayfa ben artık oflayarak, bitsin kafasında okudum doğrusu. Beatrice çok yanlış kararlar veren, fazla hırsın insanı nasıl yanlışa sürüklediğini gösteren bir karakter. O döneme göre de kadınlara biçilen rolü dışlaması ve bunu köy halkına göstererek “beni de patron bilmelisiniz” tarzında yaklaşımı çok takdir edilesiydi. Yine de kitapta ağırlık olarak fazla hırsın Beatrice’yi nasıl bir yanlışa sürüklediğini izliyoruz. İkinci kitap; Julia ise Beatrice’nin kızı. Annesinden tamamen bağımsız, saf, iyi duygular besleyen insanların göz bebeği. Bu kitapta da hoşuma gitmeyen şeylerden biri bazı olayları fantastik şekilde aktarması oldu. Altıncı his olabilir ama bu biraz abartı gibi geldi. Okursanız ne demek istediğimi kesinlikle anlarsınız. Daha fazla bahsedemem çünkü seri olduğu için spoiler verebilirim. Bu iki kitapta da ensest bir ilişki anlatılıyor. Ama emin olun ki gözünüze sokar bir şekilde değil. Özellikle ikincisinde. Son kitap; Meridon. Wideacre’nin kaderi Meridon’a bağlı. Onun vereceği karara. Ama şansa bakın ki annesi Julia onu bebekken çingenelere vermiş. Bu da demek oluyor ki; Meridon asilzade olarak yetişmedi ve bu topraklar hakkında aç gözlü davranabilir. Bunu okuyup görmek daha doğru. Üçleme kitap olarak bazı yerlerde bıkkınlık verdiğini inkar edemem. İlk iki kitap birbirinin aynısı gibiydi bu yüzden üçüncüyü elime almakta çekindim ama hikayeyi de sona erdirmek istiyordum. Neyse ki üçüncü öyle çıkmadı. Ama bu sefer de tamamen farklı bir şey okumak bana yabancı geldi. Anlayacağınız bunun bir ortası yoktu. Yine de kitap tavsiyemdir. Kitapla kalın! kitap/julia-gunahkar-cocuklar--5632 kitap/beatrice-kotu-tohum--5634 kitap/meridon-son-varis--18493 yazar/philippa-gregory (Reading Head)
--reklam--
Meridon - Son Varis PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Philippa Gregory - Meridon - Son Varis kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Meridon - Son Varis PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Philippa Gregory Kimdir?
Phillipa Gregory Kenya'da doğdu. İki yaşındayken ailesi İngiltere'ye göç etti. Okulda bir "isyancı"ydı, fakat sonunda üniversiteye gitmeye karar verdi ve Sussex Üniversitesi'nde eğitim gördü. Edinburgh Üniversitesi'nde 18. yüzyıl edebiyatı doktorasını tamamlamadan önce BBC radyosunda iki yıl çalıştı. Durham, Teesside, Open üniversitelerinde ders verdi ve 1994 te Kingston Üniversitesi'nde akademisyen olarak görev yaptı.
Gregory ayrıca bir çocuk romanı olan ve çok beğenilen Minik Ejderha adlı kitabıyla dünyaca tanınmıştır.
--reklam--
Philippa Gregory Kitapları - Eserleri
- Boleyn Kızı
- Kraliçenin Soytarısı
- Bakirenin Aşığı
- Mahkum Prenses
- Boleyn Mirası
- Beyaz Kraliçe
- Öteki Kraliçe
- Kızıl Kraliçe
- Nehirlerin Kadını
- Beatrice - Kötü Tohum
- Beyaz Prenses
- Julia - Günahkar Çocuklar
- Kralyapanın Kızı
- Meridon - Son Varis
- Karanlık Düzen
- Karanlık Rahibe
- Kralın Laneti
- Fırtına Habercileri
- Üç Kardeş Kraliçe
- Aptalın Altını
- Kraliçenin Terbiyesi
- Minik Ejderha
--reklam--
Philippa Gregory Alıntıları - Sözleri
- Seven bir kadının acısı dinmiyordu demek ki. (Beatrice - Kötü Tohum)
- “Aklı başında bir adam güneşten kaçıp karanlığa gömer mi kendini? Saf altını arkasında bırakıp uyduruk yıldızlara teslim olur mu? En iyi şarapların tadına varıp sonra da kötüsünü ister mi?” (Bakirenin Aşığı)
- Tanrı huzurunda verilen sözler, imza atılan anlaşmalar kadar geçerlidir. (Boleyn Mirası)
- "Hayır hiçbir zaman veda etmez. Sevgisi bittiğinde, sinsice sahneden çekilir" (Boleyn Mirası)
- Bir kadın isteği kadar dindar, bilge, hazırcevap, güzel ya da akıllı olsun, budalanın tekiyle evlendiği takdirde, kocası ölene dek o sadece "Bayan Budala" dır. (Öteki Kraliçe)
- “Bilgi sahibi olmak bile suçtu bugünlerde.” (Nehirlerin Kadını)
--reklam--
- "Ah, trajediler kraliçesi! Kalbin kırıkken gülümseyebilirsin çünkü sen bir kadınsın." (Boleyn Kızı)
- Hiçbir kadına kazanmayı başardıgı bir şeyden vazgeçmesi tavsiyesinde bulunmam. Benim kadınlara vereceğim ögüt çok çalışmaları, çok kazanmaları ve kazandıklarını muhafaza etmeleridir. Hiçbir kadın çıkaelarını kendi elleriyle başkasına temsil etmemeli. Akıllı bir kadın, kendini erkeklerle eşitmiş gibi yetiştirmeli ve yasalar onların haklarını korumalı. Kıskanç bir koca tarafından dolandırılmalarına izin verilmemeli. (Üç Kardeş Kraliçe)
- "Zayıf erkeklerden hiç haz etmiyorum." (Kraliçenin Soytarısı)
- Bazen istemediğimiz şeyleri yapmak zorundayızdır. Bazen üzgün ya da kızgın olduğumuz zamanlarda mutlu görünmemiz gerekir. (Beyaz Prenses)
- "Kalbini saklaması için bir yabancıya teslim etmek! Ve bir erkeği ölene dek seveceğine söz vermek..." Durdu. "Eh, erkekler kendilerini bu tür sözlerin yükümlülüğü altında hissetmiyor nasılsa. Bu sefer iyi niyetli bir kadının durumu ne oluyor?" (Kraliçenin Soytarısı)
- Sanki Tanrı, insanın insana savaşını lanetliyor gibiydi. (Kızıl Kraliçe)
- Ama bir çocuğu çok sevince, dünya küçük mutluluklar ve küçük huzur adacıklarına dönüşüveriyordu. (Beatrice - Kötü Tohum)
--reklam--
- Hayat,maalesef cılız bir umudun peşine düşenlerin bile zafer kazandığı,henüz yolun çok başındaki gencecik bir adamın asla ölümün soğuk yüzüyle tanışmadığı masallara benzemiyor. (Mahkum Prenses)
- Yine de bana, dünyada ne istediğini bilen ve bu yolda korkmadan ilerleyen bir kadından daha güçlü hiçbir şey olmadığını öğretti. (Beyaz Prenses)
- Herkes inancı neyi gerektiriyorsa onu yapsa ve biz de insanları kendi ibadetleriyle baş başa bıraksak ne çıkar? (Bakirenin Aşığı)
- Çünkü birisinin, “ Korkma,” demesine ihtiyacım vardı. “ Korkma bunu tek başına göğüslemek zorunda değilsin.” (Beatrice - Kötü Tohum)
- Çok şey gören ve kimseye güvenmemeyi öğrenen koyu renk gözlerindeki bakış sertleşti. (Öteki Kraliçe)
- “Çok acımasız bir dünyada yaşıyoruz.” (Julia - Günahkar Çocuklar)
- İnsanlar nasıl oluyor da bir şeyleri kırıp dökerek dünyanın daha iyi bir yere dönüşeceğine inanıyor? (Boleyn Mirası)
Yorumlar
0 yorum