Kitap Künyesi
Yazar: Engin Geçtan
Yayın Evi: Metis Yayınları
İSBN: 9789753428675
Sayfa Sayısı: 280
--reklam--
Mesela Saat Onda Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Psikiyatri üzerine yazdığı çok sevilen kitaplarından sonra, ardarda yayımladığı romanları ile edebiyat okurlarının sevgisini kazanan Engin Geçtan, dört yıl aradan ve Türkiye'de yaşanan süreçlere uzmanlık alanının perspektifinden bakan Zamane kitabından sonra, yeni romanı Mesela Saat Onda ile edebiyata döndü.
Engin Geçtan yine keskin bir zekâ, mizahi ama sert bir eleştirellik ve her şeye rağmen koruduğu bir iyimserlikle bu kez İstanbul'un muhtelif semtleri, zamanları, kuşakları ve yaşamları arasında geziyor, Beyhude'nin, Hamasettin'in, Hükümet'in, Karamela'nın, Karanfil'in, Macun'un, Muhtelif Rivayet'in, Otuz'un, Ömrügüzel'in, Reçel'in, Takiye'nin, Tango'nun... Hikayeleri üzerinden bize yine kendi hikayemizi anlatıyor.
(Tanıtım Büleninden)
--reklam--
Mesela Saat Onda Alıntıları - Sözleri
- İnsanların güçlerinde değil, zaaflarında buluştuklarını bilemezdi tabi.
- Neden dünyamız da zaten var olan insanlar bize yetmiyordu? O kadar mı açız? O kadar mı yalnız? Yoksa bunlar sadece düs gücümüzün doğal sınırlılığı mı?
- Rastlantılar, yol ayrımları, seçimler, seçtiğimizi bilmeksizin yapılan seçimler, korku. Bilinmezin korkusuyla görmezden gelinen olasılıklar ya da fırsatlar... Evrenin bize sunduğu armağanlarda keşkelere yer yoktur ki!
- Anlar gibi oldu, anlamadı, anlamamayı seçti, ama kendisine yönelen bakışları fark etmemesi mümkün değildi.
- İnsanlar tanıdıkları ya da tanımadıkları birileriyle ilgili bir şeyler yaşıyorlar, o birilerinin bunlardan hiç haberi olmuyor. O insanların yaşadıkları, kendi yansıtmaları ya da düşlerinden başka bir şey değil. O birileriyle aslında hiç ilgisi olmayan üretilmiş yaşantılar.
- Tango’ya göre çocukta şeytan tüyü vardı, Mimoza’ya göre ise şeytanın ta kendisiydi.
- Beyhude, genç kızlığında bir dövüş sanatları kulübüne devam etmişti kısa bir süre, orada bir sevgili bulma umuduyla. Kendisini çoluk çocuğun ortasında bulunca hevesi kaçmış, ama o arada yine de bir şeyler öğrenmişti.
- Nedir bu dünyanın hali böyle, kimsede huzur kalmadı.
- Yaşanan yaşanmıştı, tekrarlanamazdı.
- Bedenler buradaydı, ama ruhlar ner’deydi?
- İnsan güvenini kaybettiği zaman hafiyelik yapmaya başlıyor.
- “Arayışın nedir Otuz?” “Aslında ben de bilmiyorum. Kendimi mi arıyorum, yoksa başka insanlarla ortak düşüncelerde buluşup kendimi bir yere ait hissetmeye mi çalışıyorum?”
- La vida no vale nada! İspanyolca, hayat değersizdir gibi bir anlamı var.
- Belki de aslında hikayeleri biz yaratıyoruz ve gerçekte o hikayeler yok. Her şey boşluk.
- Düne kadar sıradan bir hayat yaşadım, hatta silik. Geçmişte başarısız başkaldırılarım oldu. Bu defaki beni bir yere götürür mü bilmiyorum, ama artık bilinmeyenlere açık olmak istiyorum.
--reklam--
Mesela Saat Onda İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Engin Geçtan’ı İnsan Olmak kitabı ile tanıyıp çok sevmiştim. Psikiyatri üzerine yazdığı kitaplardan sonra edebiyat eserlerini de okumak bana çok iyi gelmişti. Çünkü tahmin edeceğiniz gibi Engin bey bu eserlerin içerisine bilgi hazinesini gömmüş. Okuduğunuzda bunu özellikle karakterler üzerinden çok net bir şekilde hissediyorsunuz. İlk okuduğum edebiyat eseri Dersaadette Dans’tı. Çok beğenmiştim. Bu hafta kütüphaneme alıp okuma fırsatı bulamadığım kitaplardan biri olan “Mesela Saat Onda” kitabını okudum. Bu kitap hakkında yorumlar genelde olumsuz ama ben çok sevdim. Kitabın içerisinde çok fazla karakter var. Ve onlara alışmak zaman alıyor ama konunun içerisine bir kere girebildiniz mi hepsinin hikayedeki yerini ve değerini anlıyorsunuz. İstanbul’un semtlerinin isimleri ve karakterlerin isimleri de çok enteresan. Hikaye geçmiş ve şu an ile aynı anda yaşanıyor. Hatta tüm hikaye bir romanın içerisinde geçiyor ve bu romanı okuyan kişi de zaman zaman bu hikayenin içerisine girerek, karakterler ile karşılaşıyor. Tüm hikayenin bu tip farklı kurgular ile beslenmesi bence çok iyidi.Zaten yazarın mizahi gücü de yadsınamaz. Çok büyük bir beklentiye girmeden, biraz anlamaya çalışırsanız çok keyif alırsınız bence. Kitaptan sevdiğim iki cümleyi paylaşıyorum. Bakalım size de tanıdık gelicek mi? Duyguları ile yüzleşmek ona hep çok zor gelmişti. Nasıl yaşayacağını bilemediği duygular, bir zaman sonra ilgisiz durumlarda saçma sapan bir şekilde saçılıverirlerdi ortaya. Başkalarının acısından zevk almak, kimsenin kendisi için kabul etmediği ama çoğunluğun sinsice yaşadığı bir hal. Üstelik adına acımak deniyor hayasızca. (Ceyda A)
Engin Geçtan okuyabileceğiniz en ilginç kitaplardan birisini yazmıș. Kalabalık karekter kadrosu ile adeta zekânızı ölçüyor. Farklı olay örgülerindeki bağdașma kitabı daha ilgi çekici hale getiriyor. Dikkat edin karekterlere çünku ruh biliminin Türkiye'deki üstatlarından olan merhum Engin Gençtan onlardan birinin siz olcağını iddaa etmiyor net șekilde söylüyor. (Görkem Aramaz)
Yazar Engin Gençtan’ı ‘İnsan Olmak’ kitabıyla tanımıştım. Kitap sayesinde bir nevi kendimle de tanışmıştım. Tekrar tekrar okuduğum satırlar oldu. Kendimden, yaşadıklarımdan, sağımda solumda yaşananlardan izler buldum. Yazarı geç keşfettiğim için üzülmekle birlikte böyle bir değerin bizim coğrafyamızdan oluşuyla kendimce gururlandım. Açıkçası bu romanı okurkende adet olduğu üzere dram dolu bir hikaye üzerinden yaşam dersleri alacağımı düşünüyordum. İlk başlarda ben ne okuyorum hissiyatı sabırla ilerleyince doyum seviyesine ulaştı. Yazar, zor olanı başarmış komedi üzerinden kitabı kurgulamış. Karakterler üzerinden troller ve göndermelerle modern hayatla çağrışımlar yaptırıyor. ‘Püskevit’, ‘Hayatta Kal’ yarışması, ‘Şarkıcı Olay’ gibi bütün rollerin adları absurd. Ana teması bana net bir görüntü veremese de, parçadan bütüne geçmeyi seçtiğim için severek okudum. (Yasemin)
--reklam--
Mesela Saat Onda PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Engin Geçtan - Mesela Saat Onda kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mesela Saat Onda PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Engin Geçtan Kimdir?
Engin Geçtan 12 Ocak 1932'de İzmir'de dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini İzmir’de tamamladı. 1956 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olan Geçtan, psikoloji ve nöroloji dallarında ABD'de New York ve Columbia üniversitelerinde beş yıl süreyle uzmanlık eğitimi gördü.
1974'te profesörlüğe yükselen Geçtan, ODTÜ, Ankara, Boğaziçi ve Marmara üniversitelerinde öğretim üyeliğinde bulundu. Ayrıca, bir yandan psikiyatr olarak mesleğini icra ederken, bir yandan da sürekli yazıyordu. Geçtan’ın, Dersaadet'te Dans, Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?, Kırmızı Kitap ve Kızarmış Palamutun Kokusu ve Tren adlı romanları bulunuyor.
Uzmanlık alanı psikiyatri olan Engin Geçtan 1975-1987 yılları arasında meslek dışı okuyucular tarafından da ilgiyle karşılanan dört kitap yazdı. Çok sayıda basım yapmış ve yapmakta olan ve kendi bilimsel disipliniyle ilgili bu dörtlünün ardından, (İnsan Olmak, Varoluşçu Psikiyatri, Normaldışı Davranışlar ve Psikanaliz ve Sonrası, Metis) psikiyatri alanının çerçevesinden çıkma isteği doğrultusunda roman-senaryo çalışmalarına başladı. Ankara ve İstanbul’daki dört üniversitede öğretim üyeliği yapmış olan Engin Geçtan halihazırda üniversitedeki part-time görevi dışında klinik çalışmalarını psikoterapist olarak sürdürmektedir. Dersaadet’te Dans, Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?, Kırmızı Kitap ve Kızarmış Palamutun Kokusu romanlarına 2004 yılında Tren’i de ekledi. Kırk yıllık bir deneyimin ardından psikiyatriye, ülkemiz insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getiren Kimbilir? ve Hayat adlı kitapları yayımlandı.
Geçtan’ın Kırk yıllık bir deneyimin ardından psikiyatriye, ülkemiz insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getiren Kimbilir? ve Hayat adlı kitapları da bulunuyor. Psikiyatri uzmanı, romancı ve yazar Prof. Dr. Engin Geçtan 86 yaşında yaşamını yitirdi.
Prof. Dr. Engin Geçtan, Psikiyatri alanıyla ilgili çok sayıda basım yapmış “İnsan Olmak”, “Varoluşçu Psikiyatri”, “Normaldışı Davranışlar” ve “Psikanaliz ve Sonrası” kitaplarını kaleme aldı. Engin Geçtan ardından, roman-senaryo çalışmalarına başlamıştı.
“Dersaadet'te Dans”, “Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?”, “Kırmızı Kitap” ve “Kızarmış Palamutun Kokusu” romanlarına 2004 yılında “Tren”i de ekleyen Geçtan, kırk yıllık bir deneyimin ardından psikiyatriye, Türkiye insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getiren “Kimbilir?” ve “Hayat” adlı kitapları yayımlamıştı.
Prof. Dr. Engin Geçtan, ayrıca ODTÜ, Ankara, Boğaziçi ve Marmara üniversitelerinde öğretim üyeliğinde bulunmuştu.
--reklam--
Engin Geçtan Kitapları - Eserleri
- Varoluş ve Psikiyatri
- Mesela Saat Onda
- Zamane
- Kuru Su
- Seyyar
- Psikanaliz ve Sonrası
- Tren
- Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar
- İnsan Olmak
- Hayat
- Kızarmış Palamutun Kokusu
- Kırmızı Kitap
- Kimbilir?
- Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?
- Dersaadet'te Dans
- Rastgele Ben
- Orada Bir Arada
- Çağdaş Yaşam ve Normal Dışı Davranışlar
- Dünya Hali
--reklam--
Engin Geçtan Alıntıları - Sözleri
- Kim ki kendini geride tutar, o her zaman ön plandadır. Kim ki kenarda durur, o her zaman bir yerdedir. Kim ki kendini göstermeye çalışmaz, o her yerde görünür. Kim ki kendini tanımlamaz, o her zaman seçkin kalır. Kim ki yaptıklarıyla böbürlenmez, ortaya çıkardıklarının değe ri kalıcı olur. (Varoluş ve Psikiyatri)
- Kedilerde son nefeslerini gözden uzakta verirler. Onlar bizden daha iyi biliyorlar, ölümün kimseyle paylaşılamayacağını. (Tren)
- O reddetmeden ben reddedeyim kaygısı sonucu yalnız kalan insanların sayısı o kadar çoktur ki ! (İnsan Olmak)
- Her insan hayatında en az bir kez mucizeyle karşılaşır, eğer onu fark edebilirse. (Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?)
- İnsanın ancak, ana-babasını kendi dünyaları olan ayrı varlıklar olarak görmeyi başarabildiğinde gerçek anlamda yetişkin sayılabileceğini düşünüyorum. (Kimbilir?)
- Çocuğun gelişimi üzerinde, eğitimciler de ebeveyni kadar, hatta bazen onlardan daha çok etkili olurlar. Jung, öğretmenlerin, çocuğun kendisini tanımasını ve bilinçdışını bilinçlendirebilmesini sağlayabilecek bir biçimde eğitilmeleri gereğini savunmuştur. Bunun için, çocuğun yeni deneyimlere girişmesine ve içgüdüsel enerjilerini harekete geçirebilecek simgeler edinmesine imkân sağlamak gerekir. (Psikanaliz ve Sonrası)
- Kendini tanımak "dıştan içe" sessiz bir yolculuktur, anlatılması ve paylaşılması zor, bazen sadece kokusu alınabilir. Akmakta olan bir ırmağın, aynı zamanda kaynağına doğru yolculuk edebilmesini çağrıştıran bir süreç, kaynağa ulaşılamasa da yolculuğun kendisine değer. (Zamane)
- Aşık olmak kolaydır. Oysa gerçek sevgi, yaşam boyu sürdürülen ve birbirini giderek daha iyi anlamayı, yaşam sorunlarını giderek artan bir biçimde paylaşmayı ve birlikte çözümler aramayı içeren bir olgudur. (Psikanaliz ve Sonrası)
- ''Eğer her şey çocukluk dönemiyle açıklanırsa, o zaman her şey bir başkasının kusuru olarak değerlendirilir ve insanın kendi sorumluluğunu üstlenme gücüne duyulan güven de küçümsenmiş olur.'' (Psikanaliz ve Sonrası)
- Bir şeylere inanmak insanı rahatlatıyor olmalı. Kadının yüzündeki huzuru fark ettin mi? (Kırmızı Kitap)
- Sevgiye ve kabul edilmeye duyulan ihtiyaç arttıkça, reddedilmeye duyarlık ve alınganlık tepkileri de o denli yoğun olur. Bazı insanlarda bu duygu öyle yoğundur ki, diğer insanlar tara fından kendilerine verilen değeri ve gösterilen yakınlığı kabullenemez ya da psikoz sınırlarını zorlayan, mantık dışı bir duyarlık gösterirler. Bu tür tepkileri sürekli olarak gösteren kişilerde paranoid eğilimlerin varlığından söz edilir. Örneğin, yoğun eksiklik duyguları içinde yaşayan bir kişi, olumlu bir niteliğinden ötürü takdir edildiğinde kendisiyle alay ediliyormuş duygusuna kapılır ve ezikliğinin yarattığı düşmanlık duygularını, çevreden kendisine yönelmiş gibi yaşar. Bu nedenle, paranoid kişi çevresindeki insanların davranışlarını ve sözlerini yanlış yorumlama eğilimindedir. (Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar)
- Toplu kişilik çözülmeleri; Jung'un tanımladığı kişilik bölümlerinden "gölge arketipi"nin kişiliğin geri kalanını egemenliğine almasi; gelişimin narsisistik dönemine gerileme özelliği gösteren davranışlar ve bu olguya eşlik eden kendine özgü mantık biçimleri; insan ilişkilerinin yerini imgelerle ilişkilerin alması; toplumsal yapıların yerini Baudrillard'ın tanımladığı sessiz yığınlara bırakması; "kaosun kenanı"ndaki kaygan zeminde sürdürülmeye çalışılan köhnemeye yüz tutmuş modeller; isimsizlik ve kimliksizliğe mantar gibi üreyen yeni inanç sistemlerinde çözüm aranması; Descartes düşüncesinin ve getirdiği alışılmış kavramların yaşanmakta olan fenomenleri açıklamada yetersiz kalması, kozmik dans dinamikleriyle ortaya çıkan olayların, Batı kültürünė egemen olan çizgisel (linear) zaman doğrultusunda bakıldığında, anlaşılmaz ve izlenemez hale gelmesi; pozitif bilimin temel araç olarak kullanma alışkanlığında olduğu "belirleyici" kavramının, yerini "karmaşalık" (complexity)* denilen dinamiklere bırakması ve alışılagelindiğin ötesinde daha birçok diğer dinamiklerle belirlenen yeni bir çağ. Çizgisel zamanda düşünmeye alışmış olanların, başlangıç kavramına takılıp kaldıkları için, ne zaman başladığını saptamaya çalışırken inandırıcı olamadıkları bir çağ. (Kimbilir?)
- … Kendini siyahından uzak tutmaya çalışan beyaz, zamanla bunun bedelini kirlenerek öder. Siyahın karşı konulması zor cazibesine kapılarak. (Seyyar)
- ''İnsan kökenini arar, dünyanın tamamlayıcı bir parçası olmak ve bir yere ait olduğunu hissetmek ister.'' (Psikanaliz ve Sonrası)
- Onun doğasıydı bu, zorlukları yalnızlığında yaşamak. (Kuru Su)
- ''İnsanları diğer insanlar hasta ettiğinden yine insanlar iyi edebilir.'' (Psikanaliz ve Sonrası)
- ...varolmayarak yaşamak. (Varoluş ve Psikiyatri)
- Normal insan, yaşamına bir anlam katmak ve kendini geliştirmek amacıyla sürekli çaba gösterir ve toplumun da isteklendirmesiyle çeşitli alanlarda kendini yüceltir. Bu çabasında kendi hakkındaki varsayımları oldukça gerçekçidir, kendisini zorlamaz. (Çağdaş Yaşam ve Normal Dışı Davranışlar)
- "Kendimi arıyorum." "Umarım tümden kaybetmezsiniz." (Kızarmış Palamutun Kokusu)
- Evrende her şeyin ömrü olduğunu bilmek bizleri zamanın ölçülebilir bir şey olduğu yanılsamasına yöneltiyor. (Seyyar)
Yorumlar
0 yorum