Kitap Künyesi
Yazar: Murat Belge
Yayın Evi: İletişim Yayınları
İSBN: 9789750509735
Sayfa Sayısı: 830
--reklam--
Militarist Modernleşme Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Murat Belge, Militarist Modernleşme’de Almanya, Türkiye ve Japonya’da yaşanan militarist modernleşme sürecini karşılaştırmalı örneklerle ele alıyor: Almanya örneğini İtalya, Japonya örneğini Hindistan ve Türkiye örneğini Yunanistan ile karşılaştırıyor.
Belge, yalnızca orduların modernizasyonuyla sınırlı kalmayan, tüm toplumun askerî disiplin ve itaat yöntemleriyle “terbiye” edildiği farklı modernleşme deneyimlerinin tarihsel ve toplumsal yönlerine odaklanıyor.
Militarist Modernleşme, farklı coğrafya ve tarihsel/siyasal deneyimler içinde biçimlenmiş ulus-devlet örnekleri arasında, hamasi vaazların, “kan ve demir”le gerçekleşeceği iddia edilen projelerin, disiplin ve itaatin, tarihi ve toplumu ancak “şiddet”le kavrayabilen bir dünya görüşünün nasıl hakimiyet kurabildiği sorusuna cevap arıyor. Ele alınan ülkelerin siyasal geçmiş ve deneyimlerini tarihsel bir analize tâbi tutarken “ideolojilerin militarizasyonu”nun nasıl gerçekleştiğini tartışıyor. Militarizmin tahakküm kuramadığı örneklerde, bunu engelleyen toplumsal, siyasal ya da kültürel reflekslerin nasıl işlediğini inceliyor.
--reklam--
Militarist Modernleşme Alıntıları - Sözleri
- Militarizmin bence şaşmaz özelliği, "askeri değerler" dediğimiz şeyleri, veya askeri norm ve kuralları, toplumun tamamına, yani asker olmayan kesime de kabul ettirmeyi amaç edinmiş bir zihniyettir.
- Askerlik her zaman oldukça katı bir hiyerarşi gerektirmiştir. "Katı"lığının ölçüsü de "disiplin" kavramında yatar.
- Sözgelişi Birmanya'da yıllardan beri askerî diktatörlük rejimi var. Ama bu Birmanya toplumunun "militarist" olduğu anlamına gelmez. Bu terimi kullanmamız için yalnızca ordunun kendi yönetimini empoze etmesi değil, toplumun da onun varlığına olumlu cevap vermesi gerekir.
- Türkiye'nin modernleşme sürecinde askeri kesim toplumdaki her kesimden daha etkili olduğu için, sürecin başından beri askerin "politika dışı" kalması gerektiğini savunan bir çizgi olmuştur. Bunu erken tarihte savunanlardan biri de Mustafa Kemal'dir.
- Abdülhamid, ne sevenlerinin "Ulu Hakan" diyerek tapınmasını, ne de nefret edenlerin "Kızıl Sultan" diyerek köpürmesini gerektirecek bir şey yapmamış bir padişahtır.
- 12 Eylül toplumu yatay, dikey, her türlü militarize etti.
- Atatürk kendisi "Atatürkçülük" diye bir öğreti oluşturmaktan bilinçli bir şekilde kaçınmıştır. Onun için de bu pragmatizmiyle ve pozitivizmiyle göze çarpan, ama bunun dışında tanımlanabilir bir "öz" ü olmayan bir ideolojidir.
- Atatürk'ü çok mutlu etmeyecek bir başka "12 Eylül yorumu" din konusundaydı. Generaller o tarihlerde Amerika'nın "yeşil kuşak" stratejisinin etkisindeydiler.
- O yıl (1981) ve sonrasında her yer zevksiz pleksiglas levhalara yazılmış "Atatürk yüz yaşında" yazılarıyla donatıldı. Atatürk alabildiğine putlaştırıldı. Atatürkçülük bir din haline getirildi. Ama bunlar olurken bir yandan da Atatürk "revize" ediliyordu.
- Kenan Evren'in elinde Atatürkçülük "Batı" ya karşı bir ideoloji'ye dönüştürüldü.
- "Askerlik yapmak", Türkiye'de, bir erkek için, sünnetle başlayan inisiyasyon (kabul) ayinlerinin son aşaması sayılır.
- Demokrat Parti'nin yeşerttiği "kapitalizm" ortamında ise "lokomotif" işlevini artık başka güçlerin üstlenmesi gerekiyordu: girişimciler.
- Demokrat Parti'nin ilk on yılı, Türkiye'de kapitalizmin altyapısının serpilmesine ciddi katkılarda bulundu
- Cumhuriyet'in kuruluşundan ya da 2.Meşrutiyet'in ilanından beri kurum olarak herkesten önce ordunun yönetimi altında yaşamış bu toplum, ancak, 21.yüzyılın ilk onyılı içinde, bu vesayeti sona erdirmek üzere bir şeyler yapmaya başladı. Demek ki vesayeti sona erdirecek iç ve dış koşullarda bir olgunlaşma var.
- Türkiye'de birçok şeyin ilkinin asker olduğu söylenir ve bu doğrudur. Açılmış ilk müze "Askeri Müze"dir; ilk" ressamlar, ilk "haritacılar" askerdir. İlk "mühendisler" de askeri sayılabilir, bütün dünyada "mühendislik" Sanayi Devrimi"ne sıkı sıkıya bağlı bir kavram ve kariyedir.
--reklam--
Militarist Modernleşme İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tarih anlatımının ötesinde güzel bir kitap: Kitap ilk çıktığı yıl (2011) dikkatimi çekmişti ama hem konusu hem de kalınlığından dolayı bir anlamda kariyer hedefi gibi görerek yıldan yıla okumayı erteledim. Ülkelerin modernleşmesinde militarizmin rolünü işleyen kitapta incelenen ana ülkeler; Almanya, Japonya ve Türkiye olsa da ara bölümlerde karşılaştırmalı olarak sırasıyla, İtalya, Hindistan ve Yunanistan örneklerini görüyoruz. Murat Belge'nin de deyimiyle yazımı uzun süren kitapta günümüz siyasal iktidarına dair yorumları da görmek mümkün. Modernleşme ve militarizm rolü günlük hayatta bir anda bağlantı kurulabilecek bir kavramsal bağ değil. Dolayısıyla kitap Derrida'nın tanımına uyan bir şekilde "yapı-söküm" e son derece müsait. Militarist yönetimler tarafından, eşitlik, özgürlük ve adalet gibi en popüler siyasal hakların "toplumun iyiliği" için askıya alındığını okurken yıllar sonraki nesillerin bir anlamda bu "askıya almaya" teşekkür etmesini anlamak başka bir sosyolojiye giriyor. Sonraki iktidarlar için de "topluma rağmen, topluma iyilik" için günümüzde dahi işler bir yöntem, çünkü hep böyle olmuş. Konuyu fazla karıştırmadan; kitabın okunmasının 830 sayfa olmasına rağmen kolay olduğunu ve salt tarih kitabından ziyade felsefi açılımlar için pencere araladığını söyleyebilirim. (Safa Zengin)
Ülkemizde Karşılaştırmalı Militarizm ile ilgili yazılmış en iyi eser olduğunu raahtlıkla söyleyebilirim.Özellikle üzerinde pek yoğunlaşılmayan Japon ,Yunan ve Hint militarizmini de etraflıca incelenmesi ve bu militarist kültürün kökenlerinin de ortaya konulması açısından mükemmel bir eser.Örneğin Japon militarizminin anlatıldığı bölümlerde Japonların askeri kültürü ve bunun edebiyata yansımaları da incelenmiş.Almanya üzerinde daha fazla durulmuş eserde Nazizmin kökenleri Prusya junkerleri , Kulturkampf ve düello kültürü de incelenmiştir.Kesinlikle tavsiye ederim.Çok bilgilendirici bir kitap kesinlikle. (ismail)
Kitap hem çok uzun süreci hem de bu süreçte bir çok devletin geçirdiği değişimi-dönüşümü militarist modernleşme teorisi çerçevesinde incelemektedir. Bu devletlerin askeriyenin eliyle gelişmesi, modernleşmesi demektir. Daha önce belirli bir amaçla bir kısmına göz attığım kitabı tekrar ele alarak bütünleme olarak inceledim. Konuyu biraz açmak gerekirse; Militarist Modernleşme, farklı coğrafya ve tarihsel/siyasal deneyimler içinde biçimlenmiş ulus-devlet örnekleri arasında, hamasi vaazların, “kan ve demir”le gerçekleşeceği iddia edilen projelerin, disiplin ve itaatin, tarihi ve toplumu ancak “şiddet”le kavrayabilen bir dünya görüşünün nasıl hakimiyet kurabildiği sorusuna cevap arıyor. Ele alınan ülkelerin siyasal geçmiş ve deneyimlerini tarihsel bir analize tâbi tutarken “ideolojilerin militarizasyonu”nun nasıl gerçekleştiğini tartışıyor. Militarizmin tahakküm kuramadığı örneklerde, bunu engelleyen toplumsal, siyasal ya da kültürel refleksleri ele almaktadır. Keyifli okumalar... (Hikmet)
--reklam--
Militarist Modernleşme PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Murat Belge - Militarist Modernleşme kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Militarist Modernleşme PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Murat Belge Kimdir?
Belge, Türkiye'nin en tanınmış sol görüşlü aydınlarından biridir.
Ankara'da, iş adamı ve Demokrat Parti milletvekili Burhan Belge'nin oğlu olarak doğdu. Yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun yeğenidir. Nişantaşı'nda High School'da yatılı öğrenim gördü ve AFS ile Amerika'da Massachusetts eyaletine değişim öğrencisi olarak gitti. 1966'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Asistanlık ve doktorasını aynı bölümde yapmıştır. Tezi Marksist düşünür Christopher Caudwell üzerinedir. Aynı dönemde William Faulkner ve James Joyce çevirilerini yaptı.
12 Mart döneminde iki yıl cezaevinde kaldı. Bu dönemde Veli Küçük'ün Ziverbey köşkünde kendisine işkence yaptığını söylemiştir. 1974 yılında üniversiteye döndü. Berna Moran, Mina Urgan ve Akşit Göktürk ile aynı üniversite ortamında yetişmiştir. 1970'de Halkın Dostları, 1975'de Birikim dergilerinin kurucuları arasında yer aldı. Bu dergilerde sosyalist teori ve siyasete ilişkin yazılar yazdı. Fransız düşünürü Althusser’in görüşlerini savundu. 1980'de doçent oldu. 1981'de YÖK yasasının çıkmasından sonra üniversiteden ayrıldı. Demokrat ve Cumhuriyet gazetelerinde yazılar yazdı. 1983'te Yeni Gündem dergisinin ve İletişim Yayınları'nın genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Yeni Gündem dergisinde bir dönem Sadık Özben takma adıyla mizah yazıları yazdı.
İlerleyen yıllarda İstanbul'un tarihi bölgelerinde, Boğaziçi'nde düzenlediği kültür turlarıyla tanındı; yemek ve mutfak kültürü ve gezilerine ilişkin kitaplar, bir gezi rehberi ve popüler tarih kitaplarına imzasını attı. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde Türkiye'nin ilk Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünün bölüm başkanlığını kurulduğu yıl olan 1996'dan beri sürdürmekte ve bölümde edebiyat dersleri vermeye devam etmektedir. 24 Mayıs 2008'e kadar köşe yazılarını sürdürdüğü Radikal gazetesinden ayrılıp, Taraf gazetesinde yazmaya başladı. Açık Radyo'da ve NTV'de yayınlanan Gerçek Orada Bir Yerde programlarında yer aldı. Helsinki Yurttaşlar Derneği'nin aktif üyelerinden biridir. Halen Taraf gazetesinde yazarlık yapmaktadır.
--reklam--
Murat Belge Kitapları - Eserleri
- İstanbul Gezi Rehberi
- Militarist Modernleşme
- Başka Kentler, Başka Denizler
- Sanat ve Edebiyat Yazıları
- Tarih Boyunca Yemek Kültürü
- Milliyetçilik
- Step ve Bozkır
- Edebiyat Üstüne Yazılar
- Şairaneden Şiirsele
- Genesis
- "Siz isterseniz..."
- Başka Kentler, Başka Denizler 2
- Tarihten Güncelliğe
- Başka Kentler, Başka Denizler 3
- Sanat ve Edebiyat Yazıları - II
- Türkiye Dünyanın Neresinde?
- Türkiye'de Dil Tartışmaları
- 12 Yıl Sonra 12 Eylül
- Marksist Estetik
- Şirket Dağılırken
- Sosyalizm Türkiye ve Gelecek
- Başka Kentler, Başka Denizler 4
- Türkler ve Kürtler Nereden Nereye
- Türkiye'nin Halleri
- Boğaziçi'nde Yalılar, İnsanlar
- Edebiyatta Ermeniler
- Tarih Boyunca Yemek Kültürü
- İslamiyet ve Barış Tartışması
- Osmanlı'da Kurumlar ve Kültür
- 12 Yıl Sonra 12 Eylül
- Yaklaştıkça Uzaklaşıyor mu?
- Sadık Özben'in Toplu Eserleri I
- İstanbul'u Gezerken
- İstanbul'un Sayfaları
--reklam--
Murat Belge Alıntıları - Sözleri
- Cumhuriyet'in kuruluşundan ya da 2.Meşrutiyet'in ilanından beri kurum olarak herkesten önce ordunun yönetimi altında yaşamış bu toplum, ancak, 21.yüzyılın ilk onyılı içinde, bu vesayeti sona erdirmek üzere bir şeyler yapmaya başladı. Demek ki vesayeti sona erdirecek iç ve dış koşullarda bir olgunlaşma var. (Militarist Modernleşme)
- Kanmaz en uzun buseye, öptükçe susuzdur. Zira susatan zevk o dudaklardaki tuzdur. (Şairaneden Şiirsele)
- Gazeteci Hırant Dink, aslında Ermeniler'i hedef aldığı yazısının maksatlı yorumlanması sonucu Türklüğe hakaret ettiği' gerekçesiyle altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Dink'in cezası ertelenirken bu kez Orhan Pamuk mahkeme salonunda yerini aldı. Suçu, 2005 Şubat'ında lsviçre'de yayımlanan Das Magazin isimli haftalık bir dergiye verdiği röportajda, "Bu topraklarda 1 milyon Ermeni, 30 bin de Kürt öldürüldü," demekti. Orhan Pamuk hakkında TCK'nın 301. maddesi uyarınca 'Türklüğü alenen aşağılama' suçlamasıyla üç yıla kadar hapis cezası istendi, ama dava düştü. (Milliyetçilik)
- Kenan Evren'in elinde Atatürkçülük "Batı" ya karşı bir ideoloji'ye dönüştürüldü. (Militarist Modernleşme)
- Militarizmin bence şaşmaz özelliği, "askeri değerler" dediğimiz şeyleri, veya askeri norm ve kuralları, toplumun tamamına, yani asker olmayan kesime de kabul ettirmeyi amaç edinmiş bir zihniyettir. (Militarist Modernleşme)
- "Türkiye'de bu ihtiyacı duyarak roman yazanların başında Kemal Tahir'i hatırlayabiliriz. Kemal Tahir genç bir komünist yazar . olarak roman ve . hikaye yazmaya başlamıştı. Türkiye hayatında gördüğü, gözlemlediği şeyleri Marksist dünya görüşünün ölçülerine göre değerlendiriyor, roman malzemesine dönüştürüyordu: Göl Insanları, esir Şehir'lerden Köyün Kamburu'na kadar genellikle böyle bir çizgi izledi. Ancak zamanla bu teorik çerçeve Kemal Tahir'e yetersiz görünmeye başladı. Marksizm'in geliştirdiği tarihi maddecilik yöntemi daha çok Batı'nın toplumsal evrimi gözetilerek kurulmuştu ve Kemal Tahir'e göre Osmanlı tarihini açıklamakta yetersiz kalıyordu. Marksizm'in klasik önermelerinin dışında kalan Asya Üretim Tarzı'na da el attı Kemal Tahir, ama burada da aradığını bulamamış olmalı ki, onunla pek bağdaşmayan değerlendirmelere yöneldi." Murat Belge (edebiyat üzerine yazılar) (Sanat ve Edebiyat Yazıları)
- ...Komünizmden ötürü bir sorunumuz vardır, demokrasi ertelenir; Kürtlerden dolayı bir sorunumuz vardır, demokrasi ertelenir; islamcılık, şeriat mesele olur, demokrasi ertelenir. Bizim kafamızda demokrasi adeta bugün sorunları çözdükten sonra varılacak nirvana gibi bir yerdedir. ...Halbuki demokrasi sorunlar çözülünce varılacak bir yer değil, sorun çözmek için uygulanacak bir yöntemdir. (Milliyetçilik)
- 12 Eylül toplumu yatay, dikey, her türlü militarize etti. (Militarist Modernleşme)
- “İlk yapılan köprü Galata değil, Unkapanı'dır; 1836'da, II. Mahmut zamanında buraya ahşap bir köprü yapıldı ve adı Hayratiye kondu. Unkapanı, Haliç'te ticari limanın bittiği yerdir.” (İstanbul Gezi Rehberi)
- Marie Antoinette'in, "ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" sözü, dolayısıyla, her bakımdan aydınlatıcıdır. Olup bitenleri bütün çelişkileriyle anlatır. Tek kusuru, bir durumu kusursuz özetleyen çoğu söz gibi, aslında söylenmemiş olmasıdır. Kraliçe "brioche" demişti. Bu, pasta gibi pahalı bir şey değil, mayalı bir ekmek cinsiydi. (Tarih Boyunca Yemek Kültürü)
- Demokrat Parti'nin yeşerttiği "kapitalizm" ortamında ise "lokomotif" işlevini artık başka güçlerin üstlenmesi gerekiyordu: girişimciler. (Militarist Modernleşme)
- "...Çünkü sonunda mücadeleyi kilisenin, köyün papazının dediğini yapacak olan köylü kazanacaktır. Dolayısıyla, en başından itibaren kilise ile seküler aydınlar arasında böyle bir ittifak oldu..." (Milliyetçilik)
- “Batının Santa Claus'u olan Aya Nikola, çeşitli marifetlerinin yanı sıra denizcilerin de koruyucu aziziydi. Bu nedenle Ortodoks kültüründe Aya Nikola kiliseleri genellikle denize yakın yerlerde yapılır, denizciler de azize şükranlarını dile getiren armağanlarını bu kiliselere bırakırlardı. ” (İstanbul Gezi Rehberi)
- "Bir yaşımızdan sonra dağdan taştan bile hüzün fışkırıyor." (Şairaneden Şiirsele)
- ...toplumları elitleri biçimlendirir. (Milliyetçilik)
- AŞK ŞİİRİ İLE MİSTİK ŞİİR "Antik çağın çoktanrıcı dinlerine oranla, tektanrıcı dinler, cinsellikle günahı daha fazla özdeşlemişlerdir. Bu dinlerin açtığı yeni manevî evren, fizikselliği toptan yadsımayı gerektiyordu. 'Ruh' ve 'madde' arasında böylece açılan bu yapay uçurum, cinselliği doğal olarak en büyük günahlar arasına koyuyordu. Cinselliğin çekiciliği, 'kışkırtıcılığı', dindar insanın kendini koruması gereken başlıca tuzaklardan biri hâline geldi. 'Madde' ve 'ruh' kavramlarının birbirinden kopması, 'cinsellik' ile 'aşk' arasına da bir duvar ördü. Katı kuralların cinselliği ezmesi, sınırlaması, aileyi 'yararlılık' çerçevesine hapsetmesi, 'aşk' kavramının alabildiğine abartılmasına yol açtı. Bu eğilim, Ortaçağ'da hem İslâm, hem de Hıristiyan uygarlıklarında açık seçik gözlemlenebilir. Kötülenen cinsellik, insan hayatının en güçlü dürtülerinden biri olma özelliğini kaybetmemişti elbette. O zaman, hayalî bir düzeye aktarılan cinsellik, yüceltilmiş bir aşka dönüştürülerek, baskının getirdiği gerilim burada giderilmeye, boşaltılmaya çalışılır. Dolayısıyla, yüceltilmiş 'aşk' da, çeşitli alegorilerle yarı yarıya gizlenir. Gerek doğuda gerekse batıda, aşk şiiri ile mistik dinî şiirin birbirinden kolay kolay ayırdedilememesinin nedenlerinden biri budur." (Murat Belge, "Doğu Toplumlarında Cinselliğin İkilemi", 1982 ["Tarihten Güncelliğe" içinde: s.200]) (Tarihten Güncelliğe)
- Türkiye'de birçok şeyin ilkinin asker olduğu söylenir ve bu doğrudur. Açılmış ilk müze "Askeri Müze"dir; ilk" ressamlar, ilk "haritacılar" askerdir. İlk "mühendisler" de askeri sayılabilir, bütün dünyada "mühendislik" Sanayi Devrimi"ne sıkı sıkıya bağlı bir kavram ve kariyedir. (Militarist Modernleşme)
- Yaşar Kemal de birçoklarının gözünde köy romancısıydı ama o kendisini böyle görmez, böyle görülmekten de hoşlanmazdı. (Step ve Bozkır)
- Falan olay oldu haberi hayatımıza tek başına girmiyor. O olay hakkında ne düşünmemiz gerektiği talimatıyla birlikte giriyor. ("Siz isterseniz...")
- Demokrat Parti'nin ilk on yılı, Türkiye'de kapitalizmin altyapısının serpilmesine ciddi katkılarda bulundu (Militarist Modernleşme)
Yorumlar
0 yorum