Kitap Künyesi
Yazar: Mihail Nuayme
Çevirmen: Hüseyin Yazıcı
Orijinal Adı: Mirdad
Yayın Evi: Kaknüs Yayınları
İSBN: 9789756963524
Sayfa Sayısı: 240
--reklam--
Mirdad Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sevgi hayatın özü, nefret ise ölümün irinidir. Bilin ki sevginin özü, damarlarda hür olarak akmadıkça yaşayamaz. Bu açıdan kana çok benzer. Ne zaman kanın aktığı damarlardan birini bastırırsanız, o damarı kaçınılmaz bir tehlike ve öldürücü bir hastalıkla karşı karşıya bırakırsanız. Nefret de hem nefret eden hem de edilen için, ölümcül bir zehir haline dönüşmüş, bastırılmış bir sevgiden başka birşey değildir. Eğer hayat ağacınızdaki sarı bir yaprağı sevginizin memesinden kesmeseydiniz, o yaprak asla sararmayacaktı. Öyleyse sararmış yaprağı sakın ola kınamayınız. Eğer solan bir dala sevgi gıdanızı çok görmediyseniz, o dal asla solmayacaktı. Öyleyse solan dalı da kınamayınız. Eğer çürümüş bir meyveyi nefretinizin irininden emzirmeseydiniz, o meyve asla kokmayacaktı. Öyleyse meyveyi de kınamaya hakkınız yok.
En iyisi siz, hayatın özünü, cimri davranarak az kişiye dağıtmayı, çok kişiden de saklamayı yeğleyen ve bu şekilde de hayatın özünü, bizzat kendilerinden sakladıklarının farkında bile olmayan kör ve cimri kalplerinizi kınayın!
--reklam--
Mirdad Alıntıları - Sözleri
- Ben size diyorum ki, altınınızı ve gümüşünüzü denize atıp kurtulmazsanız, onlar sizi denizin dibine batırır. Çünkü insan, malının kölesidir. Eğer köle olmak istemiyorsanız, elinizdeki ni serbest bırakın ki başkası da sizi serbest bıraksın. Hiçbir şeye değer biçmeyin! En küçük şeye bile değer biç meye gücünüz yetmez. İşte bugün sizler, ekmek dilimine bir değer biçiyorsunuz. Madem öyle; neden güneşe, havaya, denize, aya, insanın terine ve insanın ekmeği yapan zekâsına deger biçmiyorsunuz? Hiçbir şeye bir değer biçmeyin ki, sizin hayatınıza da değer biçilmesin. Insana göre kendi hayatının, pahalı saydığı şeyler kadar değeri yoktur. Hayatınızı altın gibi ucuz yapmaktan sakının!
- İnsanları yönetmek istiyorsanız, önce kendinizi yönetmeyi öğrenin ve insanların derinliklerine inin!
- dua ettiğiniz vakit,ilk önce anlayış ruhunu isteyin.
- kısmet inananın ayağına nasıl da gelirmiş?Sakın şanstan ümidini kesme!.
- Yolcusunu doyurmayan yol,gidilmeye değmez.
- Sevgiden dolayı ödül istemeyiniz. Zaten sevginin içinde sevginin ödülü vardır. Nasıl ki nefretin içinde nefretin cezası varsa...
- Dua ettiğiniz vakit, ilk önce anlayış ruhumu isteyin.
- Kötü bir kalpten çıkan kötü bir arzu, sonunda mutlaka o kalbe geri döner.
- ....Hezkirin nayê kirîn û ronahî jî nayê kirê kirin..."
- İmana sarılın dostlarım! Çünkü iman, arzu ettiğiniz mucizeyi gerçekleştirecektir vesselam..
- Ku hûn dixwazin mirovahîyê bi rê ve bikin ewil xwe bi rê ve bikin û dakevin kûrahîya mirovahîyê..."
- İstersen öl yaşamak için! İstersen yaşa ölmek için!
- "Aşağıyı iyi görebilmek için yukarıya, yukarıyı iyi görebilmek için aşağıya inin."
- İnsanların çoğu, hâlâ olgunlaşmamışlardır. Kelimelerden başka bir şeyle dua edemezler ve dua için de ancak başka insanlardan öğrendikleri kelimeleri bulabilirler. Kalplerinin enginliğinde dolaşmaya başladıkları vakit de kaybolurlar ve korkuya kapılırlar. Fakat tapınakların duvarları ve kendi cinsleri arasında rahatlar ve samimi olurlar. Bırakın da onlar, tapınaklarını yapsınlar ve dualarını mırıldansınlar!
--reklam--
Mirdad İncelemesi - Şahsi Yorumlar
{Tiştên hêja nehêja tê dîtin} Pirtûkek werê bêhempa, pirtûkek wilo ji dil û can çawa wiha hindik hatîye xwandin ez nizanim lê ez dikarim evê bêjim; Ev pirtûk weke pirtûkek azadî û rizgarîyê ye...Nivîskar ev pirtûk nenivîsandîye, xuliqandîye. Di nav hebûnê de wek hawê tunebûnê kirîye hebûnek. { Mijar di dengê Şiwan Perwer dibe hawar} Di gelek pirtûkan de mijar; polîtîka, sîyaset, derûnasî û civak e hqd. Lê ev pirtûk ji ev mijarên hemûya dûr e. Ji ber ku ev pirtûk di kûrahîyêde ye. Wek zarokek têkevi binê bîrekê û bi deng bang bike û bêje " hawar , hawar" ev pirtûk jî wilo ye. {Ez çavekî nû û guhekî sivik dixwazim} Zimanê ev pirtûkê zimanekî bi hawar e. Lê bi gelemperî mirovahî giş guhê xwe bel nake ji ew dengê bi qirîn û hewar. Min ew deng bihîst. Wek hawê ev pirtûk evê dibêje; Mirovê ku ji bo min fahm bike divê çavek wî hebe , lê ew çav divê pakij be...Mirovê ku ev pirtûkê ji bo ku fahm bike divê guhek wî-wê hebe, lê ew guh jî divê ji hemû qirêjîyên dinyê xwe xelas bike, ji bo ku ew deng bê we divê guh û çavê we zelal be wek avekê... { Ku dilê we hebe bes e} Lê ez evê dibêjim; hewcenake çav û guhê we jî hebe, hew bi dilê xwe bixwînin, ew ê dilê we , wê ji we re çavek û guhekî nû bixwûlîqîne jixwe. Ku hûn diwêrin ev pirtûkê bixwînin, bixwînin, teqez. Di nav pirtûkê min xwandîye ku ez rêzekê çêkim ez ê ev pirtûkê têxim rêza yekem! {Xwedê, mirov ji suretê xwe afirandîye} Muhyîddîn Arabî , ji ber ku qala wahdet-î wûcud dikir, dihat rexne kirin. Mihaîl Nuayme jî gorî nêrîna wahdet-î wucud ramanên xwe kirîye gulên weke gulênberbiro. Ji bo ku ev pirtûk xweş bê fahm kirin divê xwandivan zanîbe tasavuf çîye. Hima ez dikarim evê bêjim; ku we Yunus Emre , Seyît Nesîmî û Hallac-i Mansur xwandibe wê ramanên ev pirtûkê wê ji we xerîb neyê. { Piştî zordarîyê hebkî bêhnek} Hinek pirtûk xwe vedişêrin, an ji ber ku mirov kor in nikarin ev pirtûkana bixwînin ev pirtûkana xwe dikin wek qula moza. Ma kî dikare destê xwe bide qula moza?! Lê piştî we destê xwe da qula moza hungiv derdikevi holê. Ku yekî dixwaze gulekê bêhn bike divê ewilî destê xwe bide strîyê gulê, ji bo ku bêhn bike... { Hezkirin} Şems-î Tebrîzî dibêje; "Piştî her dijwarîyê başîyek heye." Ev berhemên dijwar zanistîyekê dixwaze, dûre xwandinekê dixwaze. Xwe bigihêjînin ev pirtûkê. Dembaş! (sîyazey)
'Sevgi hayatın özü, nefret ise ölümün irinidir. Bilin ki sevginin özü, damarlarda hür olarak akmadıkça yaşayamaz. Bu açıdan kana çok benzer. Ne zaman kanın aktığı damarlardan birini bastırırsanız, o damarı kaçınılmaz bir tehlike ve öldürücü bir hastalıkla karşı karşıya bırakırsanız. Nefret de hem nefret eden hem de edilen için, ölümcül bir zehir haline dönüşmüş, bastırılmış bir sevgiden başka birşey değildir. Eğer hayat ağacınızdaki sarı bir yaprağı sevginizin memesinden kesmeseydiniz, o yaprak asla sararmayacaktı. Öyleyse sararmış yaprağı sakın ola kınamayınız. Eğer solan bir dala sevgi gıdanızı çok görmediyseniz, o dal asla solmayacaktı. Öyleyse solan dalı da kınamayınız. Eğer çürümüş bir meyveyi nefretinizin irininden emzirmeseydiniz, o meyve asla kokmayacaktı. Öyleyse meyveyi de kınamaya hakkınız yok.En iyisi siz, hayatın özünü, cimri davranarak az kişiye dağıtmayı, çok kişiden de saklamayı yeğleyen ve bu şekilde de hayatın özünü, bizzat kendilerinden sakladıklarının farkında bile olmayan kör ve cimri kalplerinizi kınayın!' Bir insanın bilincini genişletmenin ve içindekini ortaya koymanın nasıl mümkün olabildiğini gösteriyor.Okuyanın yüreğine dokunan bir hikâye.Sığınmak isteyenlere bir liman,derman arayanlar için bir fener..İyi okumalar... (Sevda Piliç)
Bu kitap, MİRDAD’IN KİTABIdır; derman arayanlar için bir deniz feneri, sığınmak isteyenlere bir limandır. Mirdad’ın Kitabı, sayısız okuyucunun yüreğine dokunmuş bu muhteşem hikaye, bir insanın bilincini genişletmenin ve içindekini ortaya koymanın nasıl mümkün olabildiğini yeni nesillere de gösteriyor. Kitap, temelde Mirdad ile öğrencileri arasındaki diyaloglardan oluşuyor. Bu diyaloglar, Sunak Tepesi’ndeki Nuh’un Gemisi’nde göreve hizmetkar olarak başladığı sırada geçmektedir. Diyaloglar, Mirdad’ın baş öğrencisi Naronda’nın anlatımıyla, daha çok soru cevap şeklindedir. Bu kitap dünyanın en büyük spiritüel edebiyat klasiğidir (H A M Z A)
--reklam--
Mirdad PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mihail Nuayme - Mirdad kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mirdad PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mihail Nuayme Kimdir?
12 Ekim 1889 yılında Lübnan'ın Biskintah köyünde dünyaya gelir. Biri kız olmak üzere altı kardeşin üçüncüsü olan Nuayme altı yaşında iken köyündeki bir okula başlar. Burada bir sene okuduktan sonra yine köyünde Ruslar'a ait bir okula girer. Gösterdiği başarı üzerini okul idaresi tarafından yine Ruslar'a ait öğretmen okuluna gönderilir. Eğitim süresi altı yıl olan bu okulda dördüncü sınıftayken okul yönetimi, öğrenimine devam etmek üzere kendisini Rusya'ya gönderir.
1912 yılında girdiği Washington Üniversitesi'nden hukuk ve edebiyat diploması alarak mezun olur. Üniversite'den sonra Lübnan'a dönmek istese de Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle 1918'de orduya katılır. Kısa bir süre sonra Fransa'ya gönderilir ve 1919 yılında terhis olur. Bu arada Göç Edebiyatı'nın önemli simalarından Cibran Halil Cibran, Necib Arıza, 11ya Ebu Mâzî ile bağlantı kurarak bu edebiyatın sesi olan er-Rabitatü'l-Kalemiyye'nin kuruluşuna katılır. 1931 yılma kadar bu kuruluşun danışmanlığını yapar. O sene kuruluş Cibran'ın ölümüyle kapanır ve Nuayme Lübnan'a döner. 1988 yılında hayata gözlerini yumar.
Amerika'da bulunduğu 21 yıl gibi uzun bir sürede tiyatro dilinin problemlerini çözmede büyük katkı sağlayan el-Âbâ ve'l-Benun ve el-Ğırbal eserleri dışında hiç bir eser kaleme almaz. Çocukluğundan beri varlık ve yokluk problemi üzerinde düşünen Nuayme varoluş gerçeğine ulaşabilmek için maddî duyumların ötesine geçilmesinin gerekliliğine inanır. Nuayme, düzenli, muhafazakâr, en önemlisi gerçekçi bir kişi ve edebiyatta yenilikçilik taraftarıydı. Eleştiri alanındaki başarı ve hizmetleri inkâr edilemez olan Nuayme'nin hikaye alanında Araplar'ın Maupassant'ı kabul edilmektedir.
Nuayme'nin eserlerinden bir kısmı şunlardır: el-Âbâ ve'l-Benûn (1917), el-Ğırbal (1923), el-Merahil (1932), Zadü'l-Mead (1936), el-Beyadir (1945), Müzçkkeratü'l-Arkaş (1917-1947), Ekâbir (1956), Mirdad, Kâne Ma Kâne (1960), Cibran Halil Cibran, el-Ğırbalü'l-Cedid (1978)
Kitapları:
GÖZLERİN FISILTISI VE KAFİLELER
KALK SON GÜNÜNE VEDA ET
KENDİNİ ARAYAN ADAM / ARKAŞ'IN GÜNLÜĞÜ
MİRDÂD / KUNDAKTAKİ ERMİŞ
--reklam--
Mihail Nuayme Kitapları - Eserleri
- Kendini Arayan Adam
- Mirdad
- Kalk Son Gününe Veda Et
- Gözlerin Fısıltısı
- Ey İnsanoğlu
- Geçmişten Günümüze Putlar
- Kısır ve Diğer Öyküler
- Tanrıya Dönüş Azığı
- Çağdaş Putlar
- Geçitteki Asma
--reklam--
Mihail Nuayme Alıntıları - Sözleri
- "Bir günde yüzünü defalarca yıkadığı halde kalbini yılda bir kez olsun yıkamayana hayret ediyorum." (Geçitteki Asma)
- Bırak insanları insanlarla, Denizi ölçsün kaseyle Düşünceye de ki: kalp, Taşan engin bir denizdir, Vurulmaz bir ölçeğe (Gözlerin Fısıltısı)
- Sabır ve Sessizlik herşeyi elde eder. (Kendini Arayan Adam)
- "İnsanın bilgiye olan açlığının sınırı yoktur. Dünyadaki gizemlerin de sonu yoktur..." (Kalk Son Gününe Veda Et)
- Bu dünyada takva sahibi olduklarını iddia edip başlarına bir musibet geldiği vakit, "O, Allah'ın bir sınamasıdır" diyenler de var. Oysa bütün insanlar gibi onlar da Allah'ın sınamacı değil de öğretici olduğunu unutmuşlardır. O, ancak sınamanın neticesini bilmeyenleri sınar. (Kendini Arayan Adam)
- Amaçsız ve anlamsız bir takım sözlerden öteye geçmeyen ibadet ise sadece dudakların yaptığı bir ibadettir ki böylesi ibadetlerde hiçbir fikir, duygu ve gönül bağı olmadığı gibi en ufak bir bedeni fedakarlığa da rastlanmaz. Korkarım ki son olarak bahsettiğimiz bu ibadet türü, ezeli ve ebedi, her yerde hazır ve nazır olan, her şeye gücü yeten ve her şeyi bilen bir tek ilaha ibadet ettiğini iddia edenler arasında en yaygın ibadet türü haline gelmiştir. Bu kişiler en samimi ibadetlerini, sayıları çok fazla olan putlarına saklarlar... (Geçmişten Günümüze Putlar)
- Sabret! Çünkü sabır ve sessizlik her şeyi elde eder. (Kendini Arayan Adam)
- Dua ettiğiniz vakit, ilk önce anlayış ruhumu isteyin. (Mirdad)
- "Sevginin de bağışlama gibi bir sınırı yoktur." (Geçitteki Asma)
- Gözlerim açık, ama kalbim kapalıydı. Sanki bir şeyi arayan, fakat neyi ve nerede aradığını bilemeyen birisiydim. (Kendini Arayan Adam)
- Insanların adaleti kar misali erir güneşte (Gözlerin Fısıltısı)
- Çiçek hırsızı kınanır horlanır, Tarla hırsızı kahramandır her yerde; Beden katilinin ölümdür cezası, Ruh katili yakalanmaz hiçbir yerde. (Gözlerin Fısıltısı)
- "Mevsimlerin en hayırlısı, içinde bulunduğun mevsimdir. Öne veya arkaya dönmenin sana bir faydası olmaz." (Geçitteki Asma)
- "Felaketi beklemek, gerçekleşmesinden daha korkunçtur." (Geçitteki Asma)
- "Kişiliğimin senin gözünde beş para etmediğini, bedenimin ve ruhumun senin ellerinde bir ekim aleti olmaktan başka bir değeri olmadığını düşündüğümde kendim için ölümü istiyordum. Sen bunu anlamazsın, sen kadının bir insan olduğunu, çocuklarından bağımsız kendine göre değeri bulunduğunu şimdiye kadar anlamadın... ben seni yaşamımın tamamlayıcısı olarak gördüm, fakat senin yaşamın benimle tamamlanmadı aksine başka şeyler de istedi, işte bu idi bana acı veren, kalbimi yaralayan." (Kısır ve Diğer Öyküler)
- Güneş bir sihirdir; milyonlarca yıldır tutuşuyor ama hala yanmış değil. (Ey İnsanoğlu)
- "Dil yemeğin tadını alıyor, ne oluyor da sözün tadını almıyor?" (Geçitteki Asma)
- Raman di cîyekî namîne, raman wek bayekî ye..." (Kendini Arayan Adam)
- "Barış, kendini savunmak için silah taşıyan son askeri öldürmedikçe yeryüzünde barış olmayacaktır." (Geçitteki Asma)
- "Dünya, atalarımıza şunu şunu borçludur." Sanki dünya bir gün borç aldı da ödemedi. Yahut dünyanın işi onun atalarına borç vermek veya onlardan borç almak. İsa ' nın Yahudi bir kadından doğmuş olmasında, Yahudilerin hangi şeref payesi olabilir? Eğer bir şeref varsa, bu da, İsa' yı yeryüzünde ruhları hidayete susamış tüm insanlara rehber kılmak için, o ' na Yahudi bir anne seçen gücün şerefidir. (Çağdaş Putlar)
Yorumlar
0 yorum