Kitap Künyesi

Yazar: Mircea Eliade

Çevirmen: Cem Soydemir

Yayın Evi: DOĞU BATI YAYINLARI

İSBN: 9752410879

Sayfa Sayısı: 287

--reklam--

Mitler, Rüyalar ve Gizemler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İnsanın evrendeki benzersiz varoluşunun sırrını açıklayabilecek iki farklı “gerçeklik” olduğunu söylüyor bize Eliade: Mitler ve Rüyalar. İki farklı dünya bu… Mitler Âlemi ve Rüyalar Âlemi. Peki, aslında ikisi de bir yalana dayanmıyor mu? Yani gerçek-olmayana? Gerçeğin arayışında gerçek-olmayandan ne umabiliriz? Mitler, geleneksel, arkaik insanın, “ilkelin” dünyasına açılan bir kapı… Rüyalarsa “modern” insanın bir takıntısı. Meseleyi geleneksel ve modernden açınca, belki de fark etmeksizin son yüzyılın –hattâ son birkaç yüzyılın– en önemli olaylarından birine temas etmiş oluyoruz: İki uygarlığın –bir tarafta geleneğin temsilcisi Doğu ile diğer tarafta modernliğin temsilcisi Batı’nın– karşılaşması ve hesaplaşması. Neyse ki etnoloji, oryantalizm, karşılaştırmalı dinler tarihi, derinlik psikolojisi ve bilinçdışının keşfi, gerçeküstücülük vb. sanattan bilime ve felsefeye kadar pek çok alandaki yenilikler, “tuhaf” ve “yabancı” görünen şeyi anlamayı nispeten kolaylaştırıyor.

Aslında dert hep aynı. İnsanın dünyadaki benzersiz varoluşuna bir açıklama getirmek, onu anlamlı kılmak. Mit Evren’in, dolayısıyla Dünya’nın ve Yaşam’ın, yani İnsan’ın nasıl var olduğunu… yani “gerçekten” var olmuş bir şeyi, meydana gelmiş bir olayı anlatır… Diğer bir deyişle, dünyanın nasıl meydana geldiğinin yorumundan başka bir şey değildir.

Eliade bizi gene şaşırtmıyor. Başlangıç zamanına, tanrısal varlıkların gizemli dünyalarına her sayfasında şaşırtıcı düşsel bir yolculuğa çıkartıyor.

--reklam--

Mitler, Rüyalar ve Gizemler Alıntıları - Sözleri

  • "Şamanların da benzer türde bir gücü vardı; fakat bu bizi şaşırtmıyor çünkü şamanlar "başlangıcın anısına sahip olan kişilerdir." Kendilerinden geçerek başlangıcın zamanına tekrar girerler."
  • Yoga ve Budizm barındırdıkları çileci ve mistik pratiklerle, insanın psikosomatik yapısında bir değişiklik aracılığıyla insan olma koşulunu aşmaya çalışan çok eski ideolojilerin ve tekniklerin devamı niteliğindedir.
  • Hayvanlarla dostluğun ve onlarla konuşabilmenin cennet sendromuyla bağlantılı olduğunu bir kez daha vurgulayalım. "Cennetten kovulmadan" önceki başlangıç zamanında bu dostluk, ilk insanlığı belirleyen koşullardan birisiydi.
  • Fakat Christopher Columbus da geçmişe dönük bir özlemle yanıp tutuşuyordu -dünyadaki Cenneti bulma özlemi: Cenneti her yerde aradı ve üçüncü yolculuğunda bulduğuna inandı.
  • Hayvanlarla arkadaşlık, Cennet'e çıkma ve Tanrı'yla buluşma. Aynı duruma arkaik dinlerde de rastlanır: Belli ölçüde bir Cennet özlemi dinsel yaşamın bütün düzeylerinde saptanabilir
  • İster bir polisiye öykü okuyarak "zaman öldürüyor" olalım, isterse herhangi türde bir roman okuyarak başka bir zamansal evrene adım atalım, her durumda kendi zamanımızın akışından çıkıp başka zamansal ritimlere gireriz, farklı bir tarihte yaşamaya başlarız.
  • Varlığın mükemmel çokluğunu aydınlatan gizemli bakış karşısında duyan korkuyu ele alır. Otto bu tür deneyimlerin hepsini ruhani deneyimler olarak ifade eder: ''Ruhani''nin ayırt edici niteliği, ''tamamen öteki'' (ganz andere), kökten ve büsbütün farklı olan şeye ait olmasıdır; ne insani ne de kozmik bir şeye benzer. Onun karşısında bir ''varlık gibi'' hisseder; yani İbrahim'in Tanrı'yla konuşurken kullandığı kelimelerle ifade edecek olursak, ''Ben toz ve külüm, bir hiçim'' der (Yaratılış, XVIII, 27)
  • Komünizm mitinin görkemli ve incelikli iyimserliğiyle kıyaslandığında, Nasyonal Sosyalizm'in geliştirdiği mitoloji özellikle saçma görünür; üstelik böyle görünmesinin nedeni sırf ırk mitinin sınırlı oluşu değildir; her şeyden önce Germen mitolojisinin temel kötümserliğinden ötürü anlamsız görünür.
  • "Ama önem, mutlak üstünlük anlamına gelmez."
  • "İnsan mitsel bir kişiliğin davranışlarını yinelediği veya taklit ettiği sürece daima bir mitle zamandaştır."
  • "Şiir, dili yeniden yaratma çabasıdır; diğer bir deyişle, mevcut geçerli dili, gündelik hayatın dilini feshetme ve yeni, özel ve kişisel, son tahlilde gizli bir anlatım tarzı icat etme çabasıdır."
  • "...Mitsel unsur insan olmanın ayrılmaz bir parçasıdır ve insanın Zaman'da yaşama endişesini açığa vurur."
  • Tarihi kişiler arketipleri olan tanrıları ve mitsel kahramanları taklit etmeye çalışıyorlardı.
  • Hiçliğin Hint dinlerinde ve metafiziğinde nasıl ele alındığına bakmak ilginç olacaktır, çünkü Varlık Ve yokluk (Hiçlik) problemi tam da Hint düşüncesine özgü bir mesele olarak kabul edilir. Hint düşüncesinde hem dünyamız hem de bizim yaşamsal psişik deneyimimiz genel itibariyle kozmik yanılsama (Mâyâ) ürünü olarak görülür. Daha fazla ayrıntıya girmeden Mâyâ'nın ''perdesinin'' hem dünyanın hem de bütün insan deneyimlerinin ontolojik gerçekdışılığını (gerçek-olmayışını) ifade eden imge-formül olduğunu hatırlatayım; ontolojikin altını çizmek gerek, zira ne dünya ne de insan deneyimi mutlak Varlığa dâhil olmaz, onun bir parçası değildir. Fiziksel dünyayı ve insan deneyimini oluşturan da gene evrensel oluştur, zamansaldır: Bu nedenle, onlar birer yanılsamadırlar, bu oldukları haliyle Zaman onları yaratır ve yok eder. Ama bu, onların hiçbir anlamlarıyla ne bir hayaldir ne de bir yanılsamadır: Fiziksel dünya ve benim yaşamsal ruhsal deneyimim var olur, fakat sadece Zaman'da var olur ki bu, Hint düşüncesine göre yarın veya yüzlerce milyon yıl sonra var olmayacakları anlamına gelir. Dolayısıyla, mutlak Varlık bakımından değerlendirildiğinde dünya ve zaman bağlı her türlü deneyim yanılsamadır. Hint düşüncesinde Mâyâ tam da bu anlamda özel türde bir Hiçlik Var-olmama deneyimini temsil eder.
  • Kuşların tüyleriyle dönüştü ve bir ölümsüz gibi gitti.

--reklam--

Mitler, Rüyalar ve Gizemler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yaşam-Ölüm-Yeniden Doğuş: • Din tarihçisi Mircea Eliade'nın bu kitabında çok iyi bölümler olmasına rağmen kitabı bütün olarak değerlendirdiğimizde daha önceki kitaplarındaki konuları tekrar ettiği yerler de oldukça fazla. • Eliade tüm mitlerin, dinlerin, ritüellerin, törenlerin ölümle ve kozmogoniyle ilgili olduğunu iddia ediyor ve bunu tüm kültürlerde kolektif şekilde açığa çıkan benzer motifleri göstererek yapıyor. Ölüm bir yeniden doğuştur, başka bir aşamaya geçiştir ve insan türlü inanç biçimleriyle bunu henüz ölmeden önce yaparak kendini hayata adapte eder. Evrenin kaos halinden var olduğu hale geçmesi de bu durumun en makro halidir, yani insanlar türlü ritüellerle bir şeyi başlatmak, bir aşamaya geçmek için evrenin varoluşunu da anarlar. Ona göre ilkel insanlarda hayat ve ölüm diye bir zıtlık yoktur, hayat-ölüm-yeniden doğuş şeklinde üçlü bir durum vardır. • Kitabın en ilgi çekici bölümlerinden biri modern dünya mitleri başlığıydı. Eliade'ya göre Marksizmin kurtarıcı rolü, sınıfsız toplum ideali, iyi ve kötü arasındaki mücadeleci cümleleri açık bir şekilde Mezopotamya ve Akdeniz eskatolojilerinden esinlenmedir. Daha doğrusu insanın o arkaik kurtuluş fikrini açığa çıkarır. Aynı şekilde Nazizmdeki son büyük savaş, kıyamet ve yıkılmış dünyadan yeniden medeniyetin inşa edilmesi gibi konular da insanın her dönem bilinçdışı düzlemde açığa çıkardığı bir mitolojik motiftir. • Kitabı mitolojiye, insan psikolojisine ve hepsinden öte ilkel insan davranışlarına ilgisi olanlara tavsiye ederim. (Hayrettin Dilli)

suphistike: Mircea Eliade'nin konu ile ilgili diğer kitaplarını okuduysanız bu çalışmasında çok özgün veya yeni, ekstra bir bilgi ile karşılaşamayabilirsiniz. Bazı çalışmalarının tekrarı gibi geldi bana. (Suphi Eraslan)

--reklam--

Mitler, Rüyalar ve Gizemler PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Mircea Eliade - Mitler, Rüyalar ve Gizemler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mitler, Rüyalar ve Gizemler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mircea Eliade Kimdir?

Mircea Eliade, 13 Mart 1907'de Bükreş - Romanya'da doğdu. Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir. Fakat yıllar geçtikçe ilgisi daha çok sosyal bilimlere kaymış, özellikle filoloji ve felsefe ile ilgilenmiştir. Bu yüzden felsefe eğitimi alır. 1928 yılında Bükreş Üniversitesi'nde felsefe dalında yüksek lisans yapar. Master tezinin konusu İtalyan Rönesans dönemi filozoflarıdır. Aynı yıl Sanskritçe ve Hint felsefesi okumak için Kalküta'ya gider. Eliade burada ders aldığı Surendranath Dasgupta'dan etkilenmiştir. Ayrıca altı ay Himalayalar'daki Rişikeş aşram'ında yaşadı. Eğitimini bitirip, dört yıl sonra, 1932'de Bükreş'e geri döndü. 1933 yılında daha sonra Fransızca "Yoga: Essai sur les origines de la mystique Indienne" adıyla yayımlanacak olan doktora tezini verdi. Adından da anlaşılacağı gibi doktora tezi Yoga'nın farklı açılardan analizi niteliğindeydi. 1933'den 1939'a kadar Bükreş Üniversitesi'nde felsefe ve din tarihi konuları başta olmak üzere birçok farklı konuda ders verdi.

Savaş yıllarında İngiltere'de bulundu ve savaş sonunda Romanya Sovyet kontrolüne geçince Romanya'ya dönüşü imkânsızlaştı. Gençliğinde birçok aşırı sağcı eğitim görevlisiyle yakın ilişkileri olmuştu. 1945'de Paris'e geçti, konuk profesör olarak École des Hautes Études`de çalıştı. 1951'de en ünlü eserlerinden biri olan "Şamanizm" yayımlandı. 1956 yılında ise aldığı tekliflerden ötürü Paris'ten Amerika'ya geçti ve Chicago Üniversitesi'nde ders verdi. Daha sonra 1958 yılında Chicago Üniversitesi'nde Dinler Tarihi kürsüsünün başına geçti. 1961'de History of Religions dergisini kurdu. 22 Nisan 1986'daki ölümüne kadar Chicago Üniversitesi'nde çalışmaya devam etti ve birçok önemli eser kaleme aldı.

Bugün eserleri birçok farklı dile tercüme edilen Mircea Eliade, dinler tarihi konusunda gelmiş geçmiş en önemli akademisyenlerden biri olmuştur.

--reklam--

Mircea Eliade Kitapları - Eserleri

  • Dinler Tarihine Giriş
  • Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt I)
  • Mitlerin Özellikleri
  • Şamanizm
  • Ebedi Dönüş Mitosu
  • Kutsal ve Kutsal-Dışı
  • Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt II)
  • İmgeler ve Simgeler
  • Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar
  • Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt III)
  • Matmazel Christina
  • Babil Simyası ve Kozmolojisi
  • Mitler, Rüyalar ve Gizemler
  • Demirciler Ve Simyacılar
  • Arayış
  • Yoga
  • Dinin Anlamı ve Sosyal Fonksiyonu
  • Asya Simyası
  • Mistik Hint Erotizmi
  • Dinler Tarihi Sözlüğü
  • Dinler Tarihi
  • Zalmoksis'ten Cengiz Han'a
  • Bengal Geceleri
  • Doğuş ve Yeniden Doğuş
  • Yaşlı Adam ve Bürokratlar
  • Mefisto ile Erdişi
  • Avustralya Dinleri
  • Mistik Öyküler

--reklam--

Mircea Eliade Alıntıları - Sözleri

  • şu inanış vardır: İnsan ilk yaratıldığında Tanrı ona ruh bahşetmiştir, bedenini veren ise yeryüzüdür. Ölüm anında bu iki unsur da doğal olarak kendi kaynaklarına döner: beden yeryüzüne ve ruh da semavi yaratıcısına. (Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar)
  • İnsan mitleri "yaşarken", kutsal olmayan, kronolojik özellikteki zamanın dışına çıkar, nitelik açısından farklı bir zamana, hem en eski hem de sonsuza dek yakalanabilecek olan "kutsal" bir zamana açılır. (Mitlerin Özellikleri)
  • İnsan ancak ölümü doğru anlayarak kendisini ele geçirir ve dolayısıyla kendisini Varlığa açar. Gerçekten de insan ölümün kaçınılmazlığını idrak edip ölüme doğru özgürlüğün farkına vardığında, varoluş sahici hale gelir; yani tamamen insanca olur. (Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar)
  • Dinsel insan: Her yerde bir "şifre" keşfeder. En alışılmış davranış bile tinsel bir mana taşıyabilir. Yol ve yürüyüş dinsel değerlere dönüştürülebilir, çünkü her yol "hayat yolu"nu, her yürüyüş de bir "haccı", yani Dünyanın merkezine yapılan bir yolculuğu simgeleyebilir. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
  • ... tuhaf ve olağanüstü olan, genelde kaygı ve uzaklaştırma duygularını getirmektedir. Bazı tabu örnekleri ve tabu olan davranışlar, canlılar ya da nesneler bize tuhaf, uğursuz, gizemli vs kratofanilerin normal deneyimler sisteminden ayrıldığı mekanizmayı açıklar. (…)Böylelikle çirkinlik ne biçimsizlik, bu nitelikleri taşıyanları ötekilerden ayırıp kutsal kılar. (Dinler Tarihine Giriş)
  • Örneğin inşaat ayinlerini ele alalım; bu yolla kurbanın ''yaşamı'' ya da ''ruhu'' binaya aktarılmış olur, bina da aynı nedenle sunulan kurbanın yeni bedenidir. (Demirciler Ve Simyacılar)
  • Antik kozmolojilerin (Mezopotamya, Hindistan, Çin) "dünya"sı çok büyük, kapalı bir yuvarlak olarak tahayyül ediliyordu. Tapmak bu dünyanın imge'siydi, somut modeli hava kabarcığı ya da su damlası, "kozmik yumurta"ydı. (Mistik Hint Erotizmi)
  • Türk-Moğolların yıldırım gibi istilaları - IV. yüzyılda Hunlardan Timur'a kadar (1360-1404)- Avrasya'nın ilkel avcılarının mitsel modelinden esinleniyordu: bozkırda avını kovalayan yırtıcı etobur. Hareket- lerinin apansızlığı ve hızı, toplulukları kitlesel olarak katletmeleri, yerleşik kültü- rün dışsal işaretlerini (kentler ve köyler) yok etmeleri; Hun, Avar, Türk, Moğol at- lılarını bozkırda geyikleri avlayan veya göçebe çobanların sürülerine saldıran kurt sürülerine benzetir. Askeri önderlerin, bu davranış tarzının stratejik önemini ve si- yasal sonuçlarını çok iyi bildiğine kuşku yoktur. Ama örnek avcının -yırtıcı eto- bur- mistik saygınlığı da hatırı sayılır bir rol oynuyordu. Birçok Altay boyu, atala- rının doğaüstü bir kurt olduğunu iddia ediyordu (Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt III))
  • "John Cotton şöyle yazıyordu: Ne kadar kültürlü ve zekiysen, Şeytanın emrine girmeye o kadar yakınsındır." şey mi dostum :)) (Arayış)
  • "Schmidt ilkel insanın Tanrı fikrini mantıksal bir neden arayışı kapsamında keşfettiği sonucuna ulaşıyordu. Dinin çok karmaşık bir fenomen olduğu gerçeğini göz ardı ediyordu-" (Arayış)
  • Tarihi kişiler arketipleri olan tanrıları ve mitsel kahramanları taklit etmeye çalışıyorlardı. (Mitler, Rüyalar ve Gizemler)
  • ...dinsel deneyim yaşayanlar açısından tüm Doğa kozmik bir kutsallık olarak belirmeye müsaittir. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
  • Upanişadlar'daki bilge, Neti! neti! diye haykırır: "Hayır! Hayır! Sen bu değilsin, sen şu da değilsin!" (Yoga)
  • Ancak Mezopotamyalılarda gelenek bir bütündür: Marduk’un yalnızca toprağı değil aynı zamadan kendi kanını da kullanması gerekmiştir: Kanımı pıhtılaştıracağım, kemik yapacağım ondan. İnsanı ayağa kaldıracağım, gerçekten bir insan olacak... İnsanı yapacağım, yeryüzünde yaşayacak... (Babil Simyası ve Kozmolojisi)
  • "İnsan, kendi ördüğü anlam ağlarında asılı kalmış bir hayvandır." (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
  • Freud "Tanrı'nın, insanların fiziksel Babasının yüceltilmesinden başka bir şey olmadığını savunur; bu nedenle, toteme kurban verilirken, öldürülen ve kurban edilen bizatihi Tanrı' nın kendisidir.Baba-Tanrı'nın katledilmesi insanlığın ilk günahıdır.Bu öldürme suçunun kefareti İsa' nın kanlı ölümüyle ödenir." (Arayış)
  • Hitit büyüsü, makrokozmos (Evren)-mikrokozmos (insan bedeni) benzeşimince belirlenmiştir. İnsanın başı Göğe tekabül eder, elleri toprağa, gözleri suya benzemektedir. (Babil Simyası ve Kozmolojisi)
  • Tuhaf, tek, yeni, eşsiz ya da korkunç olan her şey büyüsel-dinsel güçlerin toplanması için mükemmel bir zemindir ve koşullara göre kutsalın neden olduğu iki yönlü duygu nedeniyle ya tapınılan ya da kaçınılan bir nesneye dönüşür. A.C. Kruyt şöyle yazmaktadır: “Bir köpek avda her zaman şanslıysa, bu bir measadır( kötüye işaret, uğursuzluk). Avda çok başarılı olmak Toradjaları endişelendirir. Hayvanın avını yakalamasını sağlayan büyüsel güç, efendisine ölümcül sonuçlar getirecektir. (Dinler Tarihine Giriş)
  • Dünyada yaşamak için, onu kurmak gerekir ve hiçbir dünya, kutsal-dışı uzamın göreliliğinin ve türdeşliğinin "kaos"u içinde doğamaz. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
  • Modern insanın bilincinin en soylu kısmı, çoğu zaman sanıldığından daha az manevidir. Hızlı bir çözümleme, bilincin bu soylu ve yüksek küresinde, bazı kitabi kalıntıların, çok miktarda ve çeşitli düzlemlerde önyargının; hayatın anlamı, en yüce gerçek vb. konularında tamamen basmakalıp birkaç düşüncenin canlılığını açığa çıkartacaktır. Uyanıkken görülen düşlerde, melankolilerde, imgelerin bilincin oyun saatleri esnasındaki serbest oyunlarında, her türden vakit geçirme ve eğlencede. Bu mitsel hazine burada laikleşmiş ve modernleşmiş bir şekilde devam etmektedir. Freud'un cinsel gerçeklere ilişkin oldukça ham imalarla gösterdiği üzere, bu tür imgelerin biçim değiştirdikleri olmuştur. İmgeler ayakta kalabilmek için, çok tanıdık hale gelmişlerdir. Ancak kullanımları hiç de azalmış değildir. Çünkü bu gerilemiş imgeler, modern insanın manevi yenilenmesinin mümkün olabilecek başlangıç noktasını gösterirler. (İmgeler ve Simgeler)