Kitap Künyesi

Yazar: Recep İhsan Eliaçık

Yayın Evi: İnşa Yayınları

İSBN: 9786058800335

Sayfa Sayısı: 396

--reklam--

Mülk Yazıları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Kur'an'da mülk, infak, kenz kavramları. Para, servet, mal biriktirme, sermaye üzerine anti-kapitalist yazılar...

Kum tepeleri (ahkâf) eski çağların çöllerinde kalmamıştır. Etrafınıza bakın siyasi, sosyal ve ekonomik manada yığınla kum tepeleri göreceksiniz. Bunlar dura dura muhavvid olunabilir mi?

Yani mülk tepelerinde yaşamayı ve oradan topluma bakmayı reddetmeden, bunun için aşağı inmeyi, kumlara karışmayı, yanındaki ile eşit hale gelmeyi savunmadan, tepelerin, yığmaların, biriktirmelerin (kenz) zenginler arasında dönüp dolaşan bir devlet haline gelmesini reddetmeden, böylece de toplumun birliğini, bütünlüğünü ve herkesin Allah önünde eşitliğini savunmadan birlikçi/bütünlükçü (muvahhid) olunabilir mi?

Bir gün mülk tepelerinin arasında yığılıp kalınca iş işten geçmiş olacaktır. Üstelik şehrin öbür tarafından gelen haberler yaklaşmakta olan rüzgarı (afeti, krizi, azabı, ölümü) hatırlatıp durduğu halde...

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Mülk Yazıları Alıntıları - Sözleri

  • Kafası "fıkıh" mantığı ile çalışmaya alıştırılmış Müslüman bilinç, illa "haramdır, yasaktır, caiz değildir" gibi "fetva formatında" ayetlerin gelmesini beklediğinden veya Allah'ın da bir molla gibi konuşacağını sandığından, hâlâ "kölelik kaldırılmadı" denilip duruluyor. Oysa buradan anlaşılması gereken, tıpkı içki ayetinin aşama aşama kaldırılması ve fakat içene ne ceza verileceğinin söylenmemiş olması gibi, tıpkı aşama aşama namaza alıştırılması ve fakat namazın nasıl kılınacağının söylenmemiş olması gibi, köleliğin de daha ilk Mekki surede (Beled: 13) kaldırılmış olduğu ve bunun peygamber ölene kadar da yürürlüğe konduğudur. İşte bu yaşayan süreç, kaldırma operasyonunun bizzat kendisidir. Bunun illa "fetva formatında" söylenmesi ve yapılması gerekmiyor.
  • ARAMİCE DE zenginlik anlamına gelen "mamon" sözcüğü, -'para" ya da "para kazanma hırsı" demektir. Oradan Grekçe'ye telaffuzu değişmeden aynı anlamda geçmiş. Oradan da batı dillerine küçük değişiklerle yayılmış: İngilizce (money), Almanca (mammon), Fransızca (monnaie), İspanyolca (moneta) hep aynı kökten. Aramice konuşan Hz. İsa'nın dilinde orijinal haliyle (mamon) kullanılmış: "Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever ya da birine bağlanıp öbürünü hor gö-rür. Siz hem Tanrı'ya hem de paraya (mamon) kulluk edemezsiniz!" (Matta: 6/24, Luka: 12/33-36, 16/13). Aramice mamon kökünden gelen "menn" sözcüğü Kuranda aynı manayı çağrıştırır şekilde kullanılır: "Ve sizi bulutla göl-geledik, size kudret helvası (menn) ve bıldırcın (selva) gönder-dik; "verdiğimiz güzel nimetlerden yiyiniz." (Taha: 80). Fraxinus omus ağacının torba şeklinde ve içi sıvı dolu yerine yapılan kesik-lerden çıkan kudret helvasının botanikteki ismi de aynı kökten; manna... Yiyen kişiye güç ve kudret verdiği için kökün anlamına uygun olarak manna denmiş..
  • Kafa konforu rahat, insanlık acısı ve varoluş sancısı çekmeyen, beyninde hiç merak uyanmayan, soru sormayan, sormayı şeytan işi sayan, teslimiyetin sorular sordukça değil; sormadıkça ger-çekleşeceğini sanan, akletmeyi, deneyi, gözlemi kör itikatla örten, gayet kolay olup bitenleri, başına "Allah", ortasına "Kadir-i Mutlak", sonuna "mucize" getirerek açıklayıveren bir zihnin oluşmasına neden oluyor. Oysa ne olup bittiğine nüfuz edemiyor. Gerçekliğin içinde değil; gerçekliğe paralel kurgusal bir dünyada yaşıyor. Ali Şeriati'nin dediği gibi alinasyon (yabancılaşma) içinde... Bu zihnin insanlıkta sıçrama yapması mümkün değildir.
  • "Aç sabahlayıp da kılıcını çekmeyene şaşarım."
  • Oysa mevcut din anlayışı yüzünden, zamane hidayete ermelerinde, muhtedinin varlığa, insana ve eşyaya bakışında esastan bir değişiklik olmuyor. Şeklen kimlik ve ritüel değiştiriyor. Bir kamp-tan öbür kampa, bir mahalleden öbür mahalleye geçiyor. Varlığa ve insana özellikle de eşyaya; altına, gümüşe, toprağa, servete, mala, mülke, dinara, dirheme, dolara, euroya, paraya bakışı aynı... Sahabenin nasıl olup ta öyle olduğunu anlamak istiyorsak, önce Kur'an'ın onları nereden alıp nereye getirdiğine bakmamız lazım. Bakın, Kuran 23 yıllık süreç içinde varlığa, eşyaya, mala ve mülke bakışı nasıl değiştirmiş. Nüzul sırasına göre izini sürelim... İlk olarak Mekke'ye hükmeden tefeci bezirgânlara zenginlik, mal ve mülk noktasında sarsıcı eleştiriler yöneltildiğini görüyoruz. İlk inen surelerin hepsinde de bu var... Ebu Cehil'e (karakterine): "Küstahça azgınlık ediyor. Kendisini dev aynasında görüyor. Zira Rabbinedir dönüş... Kulunu içtenlikle yönelirken engellemeye kalkıyor. Onu alnından tutup sürükleyeceğiz, o ar damarı çatlamış alnından... O zaman çağırsın meclisini, bizde çağıracağız zebanileri..." (Alak: 6-19). Umeyye bin Halefe (karakterine): "Çokça yemin eden aşağılık adi, küçük gören, dedikoducu, iyiliği engelleyen, günahkar, zorba, kaba saba asalak... Zenginliğine zenginlik katmış da ne olmuş?" (Kalem: 10-14).
  • Kiliseler, havralar, sinegoglar, camiler, ezanlar, çan sesleri... Aslında hepsi hayattan çekilmiş. Şehirlerin meydanlarına yapılmış olmalarına rağmen hayatın atardamarlarında yok bunlar. Onlar eski dünyanın kalıntıları, anıtları, müzeleri olmuş; hemen yanı başında yeni bir dünya kurulmuş. İbn Haldun'un tabiriyle "ümran rüzgârı" yön değiştirmiş. İnsanlık "bir de din olmadan" yükselmenin yollarını aramış. Böyle bir arayışı yekten suçlamak ne derece doğru? Her dinin insanlığın yararına olduğunu söyleyebilir miyiz? Dinler, insanoğlunun bizzat insana, tarihe, hayata ve doğaya ya-bancılaşmasının nedeni olamaz mı? "Dinin afyon yüzü" bu yüzden insanlığın gerçekten karanlık tarafı belki de.
  • İkbal'in tabiriyle "göç katarları toplandı." İbn Haldun'un tabiriyle "ümran rüzgarı döndü." Zamanın ruhu değişti. Çünkü mazlumlar zalimleşmeye, ezilenler ezmeye başladı. Çünkü muhalefetin/devrimin mantığı, devletin/iktidarın man-tığına teslim oldu. Çünkü İslamcılar iktidar işini beceremedi. İktidar felsefesi ve dili üretemedi. İktidara gelince "700 yıllık eserlerle averelik etmek" dışında yapabilecekleri bir şey yoktu. Veya o gömleği tümden çıkarıp liberalizme sığınmak ve kapitalistleşmek dışında şansları yoktu... İran'da Beheşti'nin düşündüğü toprak reformları gerçekleşeme-di. En büyük tepki toprak ağlarının desteklediği mollalardan gel-di. Muhalefette Ali, Ebuzer, Hüseyin söylemi, iktidarda Muaviye, Yezid fıkhı... Artık isyan, fetih, ele geçirme, devrim yapma dönemi bitti. Ele geçen ele geçti, kaleler fethedildi, devrilen devrildi. Şimdi abdestli tağutlar, tesbihli monşerler var. Zamanın ruhu değişti. Çünkü Begoviç'in dediği gibi acılar ve ızdıraplar içinde doğan dinler ve devrimler rahat ve konfora gömülünce biter. Sahte din statüko için yalan söylemeye, devlet de zalimleşmeye başlayınca yolun sonuna varılmıştır. Geriye kalan onları gerçekleştirme ça-basından başka bir şey değildir. Onların gerçekleşmesi ise aynı zamanda ölümleri demektir...
  • Mucizeleştirmeler aklı örten bir afyona dönüştü. Araştırma ve inceleme gereği duymayan, "Allah" deyince her şeye inanan, ya-şayan apaçık ayetleri (insan, tarih, hayat ve tabiat) mucize sayma-yan bir zihniyet sardı her yanı. Kuran kutsandı, mucizeler kitabı haline geldi. Esas büyük el-Kitab'ı (Kâinat Kitabını) işaret eden bir işaret parmağı olarak gö-rüleceği yerde bizzat kendisi en büyük kitap haline geldi. Kafasını küçük Kitaba (Kuran) sokan ve bir türlü büyük el-Kitab'ı (kâinat, evren) göremeyen zihinler türedi. Müslüman ümmet elindeki Kitap'ın her şey olduğunu sandı. Bütün her şeyi orada vardı. Çalkaladıkça kendinden yağ çıkan kap gibi sıkışınca çalkalamak yeterliydi. Okuyanlar, üfürenler, muska yapanlar, şifre arayanlar, cifr hesapları gırla gitti, gidiyor.
  • Artık "Müslüman camia" diye bir şey yok. Zenginler ve yoksullar var. Muaviyeler ve Ebuzerler var. İktidar yalakaları ile adalet arayanlar var. Ruhunu kirletenler ile temiz kalanlar var. Cebini şişirenler ile açlıkla boğuşanlar var. Kariyeristler/konformistler ile idealistler var. Asıl mücadele bunlar arasında olacak. Gerisi sahtedir.
  • Cahiliye döneminin vahşi kapitalizmi, İslam'ın paylaşımcı mülk düzenini, yeni kardeşlik iktisadını kabullenemedi
  • Asıl put insanın içindedir; dıştaki taş ve tahtadan başka nedir ki?
  • Kalıcı olan iyilik, güzellik ve doğruluk ise Rabbinin katında çok daha değerlidir. Ümitvar olmak için de yeter sebeptir." Yani asıl güvenilecek (iman edilecek) olan Allah'ın katındakidir. Kalıcı olan iyilik, güzellik ve doğruluk adına yaptık-larındır. Bağına, bahçene, sermayene, parana güvenme. Bir gün hepsi yok alacak, kefeninle huzura geleceksin. Başka hiçbir şeyin olamayacak, olsa bile sana daha da fazlası verilmek bir yana sahip olduklarının hesabı sorulacak!
  • Kahramanlar serden ve yardan vazgeçenler, yurtlarını terk edenler, önüne gelen cazip imkânlara dönüp bakmayanlar, fırsatları elinin tersiyle itenlerdir
  • Neden insanoğlu hayatı boyunca hep sahip olma hırsı ile yanıp tutuşur da, sahip olduklarını terk edebilenleri kahramanlaştırır?
  • Yeni bir kardeşlik iktisadı, üretim ve paylaşım düzeni lazım. Yeni bir çıkış lazım, kesinlikle!

--reklam--

Mülk Yazıları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Oldukça yalın bir dille Mülk-tasarruf ve Müslüman duruşu hakkında bilgi veriyor.Birşeyden sona kendini çok tekrar etmesinden dolayı bıraktım. (ibrahim yazkan)

Teslim Noktalarında, Kargonuz Sizi Bekler!: (Kitapyurdu.com)

İhsan hocanın mülk edinme, mal biriktirme, özgür sermaye alanı, fakirliğin oluşum süreci, zenginliğin haksız tarafları v.b. konuları ele aldığı kitabı. Kitap bölümlerden oluşuyor, her bölüm farklı bir konuyu ele alıyor ve ayetler ışığında, farklı bir bakış açısıyla mal-mülk edinme konusunu işliyor. Bazı bölümler de o kadar çok tekrara düşüyor ki sıkıldığınızı fark ediyorsunuz. Zaten İhsan hocayı az çok tanıyan birisi için "İhsan hocanın görüşleri" kitabı olarak da nitelendirilebilir bir kitap. Hatta bir yerden sonra "yazar bu konulara neden bu kadar kafa yormuş/takmış?" diye sorarken, kitabı size cevaplar verirken buluyorsunuz. Güzel bir kitap. Okuyunuz, okutunuz efendim. (North Beirut)

--reklam--

Mülk Yazıları PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Recep İhsan Eliaçık - Mülk Yazıları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mülk Yazıları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Recep İhsan Eliaçık Kimdir?

Yazar ve Düşünür. 23 Aralık 1961’de Kayseri’de doğdu. Kayseri ve Kırşehir’deki değişik okullarda ilk, orta ve lise öğrenimi tamamladı (1980). Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okudu (1985-1990). İlahiyat Fakültesi’nden ayrılarak bağımsız yazarlık hayatına başladı...

30 yılı aşkın süredir düşünce ve yazı hayatına devam ediyor.

En son Yarın Dergisi'nde kapanana kadar 4 yıl, Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı Söz ve Adalet Dergisi’nde kapanana kadar 8 ay, Gerçek Hayat Dergisi'nde iki yıl yazdı. Kitapları İnşa Yayınlarından çıkıyor. Şu ana kadar 20 kitabı yayınlandı. Evli ve beş çocuk babası. Arapça ve İngilizce biliyor, İstanbul’da yaşıyor.

--reklam--

Recep İhsan Eliaçık Kitapları - Eserleri

  • Aliya İzzetbegoviç
  • Bana Dinden Bahset
  • Hanginiz Muhammed
  • Sosyal İslam
  • Mehmet Akif Ersoy
  • Muhammed İkbal
  • Ali Şeriati
  • Yaşayan Kur'an ( Şamua )
  • Mülk Yazıları
  • Kur'an'a Giriş
  • Adalet Devleti
  • Şeyh Bedreddin
  • Demokratik Özgürlükçü İslam
  • Devrimci İslam
  • Yaşayan Kur'an - Türkçe Meal (Metinli)
  • Devrimci İslam
  • Yaşayan Kur'an Türkçe Meal Tefsir
  • İbn Haldun
  • Gerçek Hayat Dini
  • Yaşayan Kur'an (şamua)
  • İslam'ın Yenilikçileri 1. Cilt
  • Daru’s-Selam; Evrensel Adalet ve Barış Yurdu
  • İslam'ın Yenilikçileri 2. Cilt
  • Bu Belde
  • Yaşayan Kur'an Türkçe Meal - Metinsiz
  • Çağdaş Dünyada İslam
  • İhyadan İnşaya İslam Düşüncesi
  • İslam ve Sosyal Değişim
  • İtikat Üzerine
  • Öteki İslam Tarihi 3. Cilt
  • İslam'ın Üç Çağı
  • Yaşayan Kur'an İlk Mesajlar
  • Tefsir Dersleri Cilt 1

--reklam--

Recep İhsan Eliaçık Alıntıları - Sözleri

  • Bir ülkenin muhalefet odağı söylemiyle belli olur. (Devrimci İslam)
  • {CİNN}: Sözlükte [CNN] kökü mastar olarak “örtmek, görünmez hale getirmek” demektir. Aklın örtülmesi (cinnet), sık ağaçların her yanı örttüğü bahçe (cennet) ... kelimeleri bu köktendir. (Yaşayan Kur'an ( Şamua ))
  • ... kimi inançlara sahip olup olmama veya ritüelleri yerine getirip getirmeme sebebiyle birbirimizi yargılamanın, ötekileştirmenin bir anlamı kalmıyor. Onlar şahsi, özel, kişi ile Allah arasındadır. (Demokratik Özgürlükçü İslam)
  • Onun öğrencileri, tebası, muridleri, hayranları, fan kulubü vs. değil, sahabeleri yani arkadaşları vardı. Veda hutbesinde de onlara böyle hitabetti: Ashabım! (Arkadaşlarım!) Ne asil bir hitap! (Hanginiz Muhammed)
  • "Oku" dendi diye Peygamberin Mekke'de okuma yazma seferberliği başlattığı veya kendisine kitaplarla dolu kütüphane aradığı görülmemiştir. Çünkü "okuma"yı böyle anlamamıştı. (Yaşayan Kur'an Türkçe Meal Tefsir)
  • Siz hiç kendi iç dünyanıza dönüp, içinizden sesler duyuyor musunuz? (Kur'an'a Giriş)
  • Devletler hürriyeti,adaleti ve meşveret (danışma,ortak akıl) prensiplerini esas almalıdırlar. Din hurafelerden temizlendiği gibi devletler de istibdat ve zulümlerden arındırılmalıdır. (Adalet Devleti)
  • Dahası bizzat kendinize bakın. Zariyat 22 (Yaşayan Kur'an Türkçe Meal Tefsir)
  • Siyasetin görevi, insanları değiştirmek değil; şartları değiştirmektir. Şartları değiştirdiğinde, halk kendi mecrasında akacaktır. (Çağdaş Dünyada İslam)
  • İbni Haldun 1406 yılında vefat etmiştir. Şeyh Bedreddin 1416 yılında vefat etmiştir. 15. yüzyılın hemen başında, Mısır’da görüşmüşlerdir. İbni Haldun’un teorisini, Şeyh Bedreddin sosyal bir projeye dönüştürmek istemiş ve bir hareket dâhilinde ortaya koymuştur. Bedreddinin Mısır’dan dönüşünde kafasında bir proje vardı. (Şeyh Bedreddin)
  • Mucizeleştirmeler aklı örten bir afyona dönüştü. Araştırma ve inceleme gereği duymayan, "Allah" deyince her şeye inanan, ya-şayan apaçık ayetleri (insan, tarih, hayat ve tabiat) mucize sayma-yan bir zihniyet sardı her yanı. Kuran kutsandı, mucizeler kitabı haline geldi. Esas büyük el-Kitab'ı (Kâinat Kitabını) işaret eden bir işaret parmağı olarak gö-rüleceği yerde bizzat kendisi en büyük kitap haline geldi. Kafasını küçük Kitaba (Kuran) sokan ve bir türlü büyük el-Kitab'ı (kâinat, evren) göremeyen zihinler türedi. Müslüman ümmet elindeki Kitap'ın her şey olduğunu sandı. Bütün her şeyi orada vardı. Çalkaladıkça kendinden yağ çıkan kap gibi sıkışınca çalkalamak yeterliydi. Okuyanlar, üfürenler, muska yapanlar, şifre arayanlar, cifr hesapları gırla gitti, gidiyor. (Mülk Yazıları)
  • Peygamber dönemindeki savaşlar hep kendini savunma, Müslümanların can ve mal güvenliğini koruma amaçlıdır. Zaten Kuran-ı Kerim'e göre saldırı yoksa savaş da yoktur. (Devrimci İslam)
  • Yani Allah yolunda mertçe yürüyün. İşinize gelmeyince yan çizmeyin. Özellikle ey din adamları ! Kendi görüşlerinizi Allah'ın kitabındanmış gibi sunmayın. Kendi tefsirinizi, te'vilinizi Kitaptan bir ayetmiş gibi öne sürmeyin. Bu işin sadece size mahsus olmadığını; akıl ve vicdan sahibi her toplumun Allah ile olabileceğini bildiğiniz halde yeni yürüyüşleri inkara kalkmayın. Bu konuda bildiklerinizi, kurduğumuz düzen bozulur, ticaretimiz sekteye uğrar diye gizlemeyin. Doğruyu söyleyin, gerçeği kabul edin. İhrirasınızı, kibrinizi, kıskançlığınızı bir kenara bırakın. Biz Arap Onlar İbrani; biz Türk onlar İngiliz; biz seçilmiş onlar ümmi; bu doğulu şu batılı; o güneyli bu kuzeyli demeyi bırakın. Hak ve hakikat, iyilik ve adalet, doğruluk ve dürüstlükten başka bir amacı yok bu işin.... (Yaşayan Kur'an Türkçe Meal Tefsir)
  • Ey, televizyonda bir saat tadil-i erkân (abdest ve namazın kuralları) anlatıp mazmaza (suyu ağızda çalkalama), istinşak (burna su verme) anlatılarıyla, aynlar ğaynlar patlatanlar: " Vay o namaz kılanların haline!" ayetine nasıl muhatap olmayacağımızı anlatırken tek kelime ''yetimi koruma'' ve ''yoksulu doyurmaya teşvik''ten bahsetmeksizin dilimizin yanını azı dişlerimize bastırıp yayarak nasıl ''azîîîm'' çıkaracağımızı kameranın zoomlamasıyla ağzını aça aça göstererek Mâun suresi tefsiri yaptığını sananlar.. (Sosyal İslam)
  • Hz. İsa: "Üzerindeki hırka hariç her şeyini infak et, öyle gel yoksa beni anlayamazsın." (Yaşayan Kur'an (şamua))
  • Tanrısız bir kainat , bana anlamdan yoksun görünmüştür her zaman. (Aliya İzzetbegoviç)
  • Bugün kedisinden beklenenin yumruk kullanmak değil, ilim tahsil etmek olduğunu söyler (Mehmet Akif Ersoy)
  • O dipdiri yaşam kaynağı ve yarattıkları üzerinde titreyenin önünde yüzler saygıyla eğilecek. Üzerinde kul hakkıyla gelenin soluğu kesilecek. ! (Yaşayan Kur'an - Türkçe Meal (Metinli))
  • "Kılıç kimdeyse mülk onundur" ifadesi bugün "oylar kimdeyse iktidar ondadır" şeklinde söyleniyor. (İbn Haldun)
  • Azerbaycanlı İmadeddin Nesimi, 1418'de Halep'te diri diri derisi yüzülerek idam edildi. İnsan huruf ile yani harfler ile uğraştiğı için derisi yüzülür mü, bunu aklınız alıyor mu? "Harflerle uğraşmış, onun için derisi yüzülerek idam edilmis." Veya Varidat'ı yazmış olduğundan, burada cennet, melek, cin hakkında bugün bizim söylediğimize benzer fikirleri olduğu için Şeyh Bedreddin asılmış, bunu aklınız alıyor mu? Kitap yazdığı için insan asılmaz. "Hallacı Mansur, sırf Ene'l-Hakk dediği için asılmış." Hayır! Sözünden, şiirinden, kitabından dolayı kimse asılmamıştır. Bunlar zamanlarının sultanlarına karşı isyana girişmişler, hareket ve muhalif bir duruş sergilemislerdir. (Şeyh Bedreddin)